teleskobun 400. yılı

Bu sene, bilim açısından önemli iki olayı tekrar hatırlıyoruz. Canlı türlerinin kaynağı konusunda yol gösteren Darvin’in Evrim Teorisi‘ni işlediği Türlerin Kökeni adlı eserin yayınlanışının 150. ve Galileo Galilei’nin teleskobuyla gökyüzünü incelemeye başlamasının 400. yılını.


Galileo’nun gökbilimdeki devrimi Dünya Astronomi Yılı kapsamında anılıyor. 25 Ağustos ise ayrı bir öneme sahipti. 25 Ağustos 1609 yılında Galileo Galilei ilk teleskobunu Venedik’te tanıtmıştı. Dünya çapında en sık kullanılan arama motoru google da dünkü logosunu günün önemine göre değiştirdi ve Galileo’nun teleskobunu ekledi.

Galileo’nun ilk teleskobunun kapasitesi bugünün şartları için oldukça düşüktü. Hans Lippershey‘in teleskobu icadından (1608) bir sene sonra yaptığı ilk teleskobun büyütme gücü 3x iken daha sonra 30x gücüne ulaşabildi. Buna karşın gerçekleştirdiği gözlemler gökbilimde çığır açtı. O zamanlarda sanılanın aksine Ay yüzeyinin pürüzsüz ve mükemmel daire şeklinde olmadığı, Jüpiter gezegeninin uydulara sahip olduğu, Satürn’ün halkasını, Venüs’ün de Ay gibi safhalardan geçtiği ilk kez Galileo tarafından gözlemlendi.

Galileo’nun devrim niteliğindeki gözlemleri, o dönemde sıkça rastlandığı üzere Katolik Kilisesi’nce pek hoş karşılanmadı.

Ocak 1610’da Jüpiter’in uyduları olduğunu keşfetti. Bu uydulara (Io, Europa, Callisto ve Ganymede) ileride çalışmalarını destekleyecek Cosimo II de’ Medici’nin onuruna Medici Yıldızları adını vermesine karşın, bugün Galileo Uyduları olarak adlandırılıyolar. Başlangıçta Galileo’nun bu gözlemine inanılmadı ve itibar görmedi. Ancak sonra Christopher Clavius ‘un gözlemevinde yapılan gözlemler buluşunu doğrulayınca işler değişti.  Bir gezegenin yörüngesinde daha küçük gezegenlerin yörüngeye sahip olması, o zamanlar  Kilise’ce savunulan Aristo Kozmolojisi prensiplerine uymuyordu.

Eylül 1610 yılında Venüs’ün tıpkı Ay gibi evreler sergilediğini gözlemledi. O güne dek güneşmerkezli evren teorileri ortaya atılmış olsa da kabul gören kuram, Batlamyus’un (Ptolemy) Dünya’nın evrenin merkezinde olduğunu söyleyen dünyamerkezli evren teorisiydi. Fakat Galileo’nun dolun halindeki Venüs gözlemi, bu teori için açıklanamaz bir olguydu. Venüs’ün dolun evresinde görülebilmesi için gezegenin Güneş’in gerisinde bulunması gerekir. Yermerkezli modelde ise Venüs, Güneş’in önündeydi. Güneş’in merkezde olduğu fikri 16. yy sonunda Nicolaus Copernicus (Kopernik) tarafından tekrar gündeme getirilmişti.

Modern bilim doğarken, Katolik Kilisesi darbe alıyordu. Bu şartlar altında öğretilerine karşı gelen kişiler Kilise’nin gazabına uğramaktan kurtulamıyordu. Galileo da en sonunda Engizisyon tarafından müebbet hapse mahkum edildi. Fakat modern bilimin doğuşunu durduramayacaklardı.

hps.cam.ac.uk/starry/galtele.html | wikipedia.org | astronomy.nmsu.edu/nicole/… |

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir