UFO kazası

roswell-hoax-589547

UFO kazası denilince akla ilk olarak yukarıdaki gibi bir görüntü geliyor. Fakat yukarıdaki gibi görüntüler sahte olduğu gibi anlatacağım hikaye de UFO’lardan çok farklı.

Henüz uzay ajansımız kurulmadı ancak en azından bir kamu kurumu (SGK) uzay uçuşları için hazır. Bir habere göre, SGK’nın tanı sisteminde uzay yolculuğuna dair tanılar mevcutmuş:

V95-V97 Hava ve Uzay taşıma kazaları
V95.4 Uzay gemisi kazası yaralanan binici

ufo-kazasi

Geldik işin komik tarafına. Bu tanılar henüz bir uzayaracımız olmamasına rağmen kullanılmakta. Nasıl mı?

ufo-kazasi-2

İddiaya göre kafasına UFO marka elektrikli ısıtıcı düşen bir kişi, acil servisinde yattığı Ege Üniversitesi hastanesinde uzay gemisi kazası yaralanmaya uğrayan yolcu şeklinde tanılanmış.

 

SETI Enstitüsü “uzaylı megayapısı” için ilk gözlem sonuçlarını yayınladı

Ekim ayında Kepler teleskobunun sağladığı verileri inceleyen yurttaş bilimciler bir yıldızda tuhaf bir şeyler olduğunu bildirdiler. 1400 ışıkyılı ötemizde bulunan KIC 8462852 kod adlı bu yıldız için (şimdilerde gayrı resmi olarak  Tabby’nin Yıldızı olarak da adlandırılıyor) bazı doğal senaryolar öne sürülmüştü.

telif: diversepixel/Shutterstock
telif: diversepixel/Shutterstock

Fakat Jason Wright tarafından öne sürülen yapay nedenlere dayanan bir senaryo sansasyon yarattı. Bu senaryo yıldızın ışık şiddetindeki değişimin uzaylı işi devasa bir Dyson küresi benzeri yapıya işaret ettiği öne sürüyordu.

Konu dünyadışı yaşam olunca SETI‘nin konuya dahil olması uzun sürmedi. SETI, California’nın 500 km kadar kuzeyinde yer alan  6’şar metre çaplı 42 antenden oluşan Allen Teleskop Dizisi’ni Tabby’nin Yıldızı’na yönelterek uzaylıların sinyallerini aradı.
Allen Teleskop Dizisi'nin antenleri - Seth Shostak, SETI Institute
Allen Teleskop Dizisi’nin antenleri – Seth Shostak, SETI Institute

Sonuç: Uzaylılara dair bir iz yok. Yıldızın ışık eğrisindeki anomaliye muhtemelen doğal bir patlama enkazı sebep oluyor.

Allen Teleskop Dizisi 2 hafta boyunca iki farklı sinyal taradı. Bunlardan ilki 1 Hz dalga boyunda dar banttan gelebilecek bir “Selam İşareti”ydi. Bu SETI’nin çoğunlukla aradığı şey. Dünya dışı akıllı varlıkların diğer türlere göndereceği varsayılan “burdayız” mesajı.

Aranan ikinci sinyal türüyse yıldızın tüm enerjisini kullanmayı amaçlayan gelişmiş bir mühendislik çalışması sırasında uzayaraçlarının iletişimini gösterecek işaretlerdi. Bunlar 1-10 GHz dalga boyundaki geniş bantta arandı. Bu tarz bir sinyale de rastlanamadı.

SETI Enstitüsü yöneticisi Seth Shostak, gökbilim tarihinin bizlere, bulduğumuz bir fenomenin dünya dışı aktivitelere bağladığımız her defasında yanıldığımızı söylediğini belirtiyor.

Yine de tüm umutlar tükenmiş değil. Shostak, IFLScience’a verdiği demecinde  “birilerinin sizi Afrika’daki bir düzlüğe helikopterle getirmesi ve sizin fil görememeniz, hiç bir fil olmadığının kanıtı değildir” diyor.

Bulgular tüm uzaylı uygarlık ihtimallerini ortadan kaldırmış değil.  Fakat kalan ihtimaller, şu anki teknolojiyle araştırılamayacak kadar zayıf sinyallerde saklı. Sinyaller yıldızla aramızdaki mesafe sebebiyle zayıflıyor.

Kepler Teleskobu uzaylıları mı buldu?

Ötegezegenler keşfeden Kepler Uzay Teleskobu yoksa sonunda dünyadışı akıllı yaşamın izine mi ulaştı? Bence büyük ihtimalle hayır. Haber yeni yeni internete düşüyor, bir dolu bilgi kirliliği de beşinden gelecektir mutlaka. O yüzden Araştırmayı yürüten ekibin başındaki ismin alıntısını en başta vermek lazım:

Uzaylılar her zaman başvuracağınız en son hipotez olmalıdır

İşaretler filminden bir kare: üç kardeş alüminyumdan yaptıkları başlıklarla tv seyrediyor.
buna hiç gerek yok!

Uzak yıldızlardaki ötegezegenleri keşfetmesi için tasarlanan Kepler Uzay Teleskobu, Kuğu ve Çalgı takımyıldızları arasındaki bölgede bulunan 150 binden fazla yıldızı aynı anda izliyor.

Yıldızların ışığındaki çok küçük düşüşler tespit edilmeye çalışılıyor. Bu sönükleşmeler ötegezegen işareti demek, özellikle de belli bir periyoda sahip olanlar.

KIC 8462852'in yaydığı ışıktaki değişimleri gösteren şekil
KIC 8462852’in yaydığı ışıktaki değişimleri gösteren şekil.

Teleskobun sağladığı büyük miktarda veriyi Kepler takımı algoritmaları kullanarak tek başına inceleyemeyeceğinden gönüllü amatör bilimcilerin yardımına ihtiyaç duyuyorlar. Planet Hunters (Gezegen Avcıları) adı altında gönüllüler yıldızları çeşitli kriterlere göre değerlendiriyor.

Şimdi, bu yüz elli binden fazla yıldız içersinde bir tanesi var ki 2011 yılında bir çok kişi 1.500 ışıkyılı ötemizdeki bu yıldızı (KIC 8462852) “ilginç” ve “tuhaf” olarak etiketliyor.

Gezegen Avcıları’nın başında bulunan Yale Eyalet Üniversitesi’nden Tabetha S. Boyajian (Boyacıyan) şöyle demiş:

“Bu yıldız gibi bir şeyi daha önce görmemiştik, gerçekten garip. Bozulmuş veri veya uzay aracından kaynaklı olabileceğini düşündük, ancak herşey kotrol edildi”

Yıldız, Kepler’in izlediği diğer her şeyden daha farklı bir ışık deseni yayıyordu (yukarıdaki ışık değişimini gösteren şekil). Bu tarz bir desen (ışığın büyük oranlarda kesilmesi sebebiyle), etrafında büyük miktarda madde bulunan yıldızlarda bulunabilir. Fakat bunlar sistemleri henüz oluşmakta olan genç yıldızlardır. Tıpkı bizim Güneş Sistemi’mizin 4,5 milyar yıl önceki hali gibi. Yıldız etrafındaki toz ve molozlar kütle çekim sayesinde gezegenlerin oluşumuyla belli bir düzene kavuşurlar.

Fakat gözlemlenen bu yıldız genç değil. Eğer öyle olsaydı, ayrıca kızılötesi ışık yayan tozla çevrili olması gerekirdi. Yıldızın etrafında kızılötesi ışığa dair bir iz bulunmamakta. Yıldız, olgunlaşmış ve yaklaşık 1,5 Güneş kütlesinde F tipi bir yıldız.

Gezegen Avcıları’nı yöneten Boyacıyan yıldızın garip ışık desenine dair bir makale yayınladı. Birçok gönüllü amaötr bilimcinin ismi de ortak yazar olarak bu çalışmada yer aldı. Desenin sebebini açıklayacak bir dizi “doğal” senaryo var. Bunlardan birisi gezegen çarpışması. Kozmik ölçekte böyle bir olaya Kepler’in görevi süresince rast gelme olasılığı oldukça düşük ve başka araçlardan bunu teyit edecek bir veri alınmadı.

Bir başka seçenek ise oldukça ilgi çekici:

“uzaylı medeniyetin inşa etmesini bekleyeceğiniz bir şeye benziyor”

Penn Eyalet Üniversitesi’nden Jason Wright ışık deseninin açıklaması için alternatif bir yorum getirmiş. SETI araştırmacıları, yıldızlararası medeniyetleri, yıldızlarının etrafında inşaa ettikleri muazzam teknolojik yapıları sayesinde tespit edebileceğimizi öne sürüyorlardı. Wright ve beraberindeki yazarlar, yıldızın ışık deseninin böylesi bir mega yapılar kümesi ile uyuştuğunu iddia ediyor. Örneğin enerji için yıldızın ışığını toplamaya yarayan toplayıcılar gibi yapılardan bahsediyoruz. (ve en azından Kardaşev ölçeğinde 2. kademede bir uygarlıktan)

Bahsedilen yapıların ne olabileceğine dair şu iki yazıya göz atabilirsiniz: //www.erhankilic.org/bir-yildizi-yakalamanin-yontemleri-dyson-kuresi/ //khosann.com/dyson-kuresi-ile-gunesi-kafese-kapatmak-dunyadaki-enerji-sorununa-5-adimda-kesin-cozum/

Wright şöyle diyor: “Uzaylılar her zaman başvuracağınız en son hipotez olmalıdır, fakat bu uzaylı medeniyetin inşa etmesini bekleyeceğiniz bir şeye benziyor”

Boyajian şimdi Wright ve SETI Araştırma Merkezi yöneticisi olan Andrew Siemion ile beraber çalışıyor. Üçlü, büyük radyo teleskobu sıradışı yıldıza odaklamak ve yaydığı radyo frekanslarının teknolojiye işaret edip etmediğinin incelemek istiyor.

Teknoloji aktivitesinin tespiti için New Mexico‘daki Çok Geniş Dizi’yi (Very Large Array – VLA) kullanacaklar. Bu teleskop ile teknoloji kaynaklı yayılan radyo dalgalarını tespit edebileceğini umuyorlar.

Her şey yolunda giderse ilk gözlem Ocak’ta gerçekleşecek ve gelecek sonbahara kadar izleme sürecek. Eğer ilgi çekici bir şey bulurlarsa teleskoptan daha fazla süre yararlanma şansları olabilir.

kaynak: the Atlantic