Venera 4

Venera 4 başka bir gezegene ulaşıp atmosferiyle ilgili verileri Dünya’ya göndermeyi başarak ilk uzayaracıdır. Sovyetler Birliği tarafındna tasarlanıp üretilmiştir.

Venüs Dünya’nın kız kardeşi olarak anılır. Boyut bakımından gezegenimize oldukça yakın olsa da atmosfer özellikleri bakımından gerçek bir cehennemi andırır.

Venüs’ün atmosferi o kadar kalındır ki yüzeyde ezici bir basınç vardır. Sıcaklık dünyadan gönderilen elektronik bileşenlerin uzun süre dayanamayacağı kadar yüksektir. Yağmur olarak da saf asit yağışları görülür.

Venüs’e ilk defa ulaşıp atmosfer bilgilerini göndermeyi başaran uzayaracının bir eşi müzede sergileniyor.

Bu haliyle tamamen imkansız bir görev alanı olarak görünse de 1967 yılında Sovyetler Birliği’ne ait Venera 4 uzayaracı Venüs’e erişti ve gezegenin yüzeyine dair gözlem verilerini Dünya’ya ulaştırmayı başardı.

Uzayaracının ana gövdesi (bus) yaklaşık 3.5 metre uzunluğunda ve 383 kg ağırlığındaydı. Bu araç gezegenin yörüngesinde kalıp, yüzeye inen kapsülün gönderdiği verileri alarak Dünya’ya iletmekten sorumluydu.

Yüzeye inen kapsül ise 300 g kuvvete dayanabilecek kadar sağlam ve yüksek basınçlı ortamda sıvı veya katı yüzeylere inebilecek biçimde tasarlanmıştı. Atmosfere girdikten sonra hızını düşürmek için paraşüt açılıyor, aynı anda yörüngedeki araçla iletişime geçiyordu.

Venera (Rusça Venüs demek) sondası ölçümlerini paraşütle yüzeye doğru inerken yapıp Dünya’ya yolladı. Yüzeye inmeye fırsat bulamayıp basınçtan ötürü çalışamaz duruma geldiğinde yüzeyden 24.96 km yüksekteydi.

Çalıştığı süre boyunca sıcaklığı en yüksek 262 santigrad derce olarak ölçtü. Gelen verilerle yapılan hesaplamalar sonucu yüzeydeki sıcaklığın yaklaşık 500 derece, atmosfer basıncının ise Dünya’dakinin 75 katı olduğu çıkarıldı.

Venera’nın gaz analiz cihazı atmosferin %90-95 oranında karbondioksit içerdiğini (+/- 7 hata payıyla) saptadı. Daha önce (Dünya’daki gibi) çoğunluğu oluşturduğu varsayılan azotun ise hiç olmadığı keşfedildi.

İyonlaştırıcı densitometre (yoğunlukölçer) cihazından gelen veriler, yüzeyin 35 ile 52 km üzerindeki bölgede bulutların gezdiğini gösterdi.

Venera 4 görevinin önemini, ismi bugün James Webb Uzay Teleskobu‘na verilen NASA yöneticisi James E. Webb, “herhangi bir ulusun övünç duyabileceği bir başarı” diyerek vurgulamıştı.

kaynak: NASA |

Mars InSight

NASA’nın robotik yüzey aracı InSight (Interior exploration using Seismic Investigations, Geodesy and Heat Transport) 26 Kasım 2018 tarihinde Mars gezegenine ulaşacak. Araç 2018’in Mayıs ayında fırlatılmıştı.

360 kg ağırlığındaki araç gezgin robotlardan değil; ineceği yer olan Elysium Düzlüğü denilen bölgede sabit olarak kalıp gözlemlerini yapacak. Bunun için gereken enerjiyi 450 Watt’lık güneş panelleri sağlayacak.

Bugüne dek NASA Mars’a pek çok gezgin robot göndermişti. Başka ülkelerin uzay ajanlarıyla beraber farklı uydular da yörüngeden Mars’ı incelemekte. Dolayısıyla Kızıl Gezegen’in yüzeyi, atmosferi, iyonosferi hakkında epeyce bilgi sahibiyiz. InSight ise şimdiye dek araştırma yapılmamış bir alana yönelik özel bir araç: Mars’ın jeolojisi.

İçinde bir sismograf bulunan InSight, Mars’ta sismik aktivite olup olmadığını inceleyecek ve deprem meydana gelip gelmediğini ortaya çıkaracak. Mars’ın çekirdek, manto ve kabuğunun kalınlık, yoğunluk ve diğer yapılarına dair daha çok fikir sahibi olmamızı sağlayacak. InSight görevi sırasında 5 metrelik sondaj gerçekleştirecek. Bu görevin sadece Mars değil, karasal gezegenlerin oluşumuna dair bilgimizi arttırması umut ediliyor.

kaynak: insight.jpl.nasa.gov

UFO kazası

roswell-hoax-589547

UFO kazası denilince akla ilk olarak yukarıdaki gibi bir görüntü geliyor. Fakat yukarıdaki gibi görüntüler sahte olduğu gibi anlatacağım hikaye de UFO’lardan çok farklı.

Henüz uzay ajansımız kurulmadı ancak en azından bir kamu kurumu (SGK) uzay uçuşları için hazır. Bir habere göre, SGK’nın tanı sisteminde uzay yolculuğuna dair tanılar mevcutmuş:

V95-V97 Hava ve Uzay taşıma kazaları
V95.4 Uzay gemisi kazası yaralanan binici

ufo-kazasi

Geldik işin komik tarafına. Bu tanılar henüz bir uzayaracımız olmamasına rağmen kullanılmakta. Nasıl mı?

ufo-kazasi-2

İddiaya göre kafasına UFO marka elektrikli ısıtıcı düşen bir kişi, acil servisinde yattığı Ege Üniversitesi hastanesinde uzay gemisi kazası yaralanmaya uğrayan yolcu şeklinde tanılanmış.

 

Şişirilebilir uzayaraçları

Güncelleme (6 Haziran): Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki şişirilebilir modül BEAM’e ilk kez bir astronotun girmesi planlanıyor. Modüle giriş yapacak olan kişi ise saatlerce süren şişirme operasyonunu yürüten astronot Jeff Williams olacak. Modül bir hava kilidine bağlı olduğu için şu an istasyon ortamıyla doğrudan bağlantısı yok.

Ağır yükleri uzaya taşımak maliyet açısından zorlayıcı. Yörüngeye çıkarılacak şeyleri sınırlayan bir diğer faktör ise hacim. Uzay araçlarının rokete sığdırılabilir olması için fazla büyük olmaması gerekiyor.

Uzaydaki insanlı görevler içinse yüksek hacimler, daha rahat yaşam ve çalışma ortamları yaratmak için şart. Bu soruna çözüm için şişebilir modül tasarımları öteden beri mevcuttu. Nihayet bu model Uluslararası Uzay İstasyonu’nda test edildi.

sisebilir-modul
Modülün genişlemesine dair öne çıkan 4 senaryo.

beam-expanded
hava ile şişirilen BEAM’in genişleme safhaları. hareketli görüntü için tıklayın (4 MB)

8 Nisan’da SpaceX şirketinin Dragon kapsülü işle Uzay İstasyonu’na ulaşan, Bigelow şirketinin geliştirdiği BEAM (The Bigelow Expandable Activity Module/Bigelow Genişleyebilir Aktivite Modülü) adı verilen Modül, Robot kol yardımıyla İstasyonu’nun hava yerleştirildi.

sisebilir-modul-robot-kol

Sonrasında toplamda 7 saat süren bir operasyonla içersine basınçlı hava verilerek adeta balon gibi şişirilip, genişletildi. Genişletme operasyonunu gerçekleştiren astronot Jeff Williams kısa sürelerle içeriye hava verdi. Her seferinde modül kontrol edildiğinden işlem uzun sürdü.

jeff-williams-BEAM
Jeff Williams

Hava kilidi sayesinde istasyonun geri kalanından ayrılan modülde herhangi bir sorun yaşanırsa İstasyonu ve içindeki mürettebatı tehdit edemeyecek.

Deney boyunca veri toplayacak olan sensörler sayesinde, modülün uzaydan gelen mikro meteor çarpmalarına dayanıklılığı, zararlı ışınımlara karşı yalıtımı gibi önemli bilgilere ulaşılacak.

Bu tarz modüller ileriki yıllarda, yörüngedeki uzay otellerinde, Ay ve Mars görevlerinde kullanım alanı bulacaktır.

kaynak: NASA | NASA 2 [başarılı genişleme sonrasındaki haber] |

asteroid metalinden uzayaracı üretmek

Şimdilik kulağa bir parça bilim kurgu gibi gelse de muhtemelen gelecek on – yirmi yıl içersinde asteroid madenciliğini ve diğer gezegenlerde kolonizasyonu görebileceğiz. Bugün gerekli altyapıların hızlı gelişimini izliyoruz.

PlanetaryResources_3DSystems_MeteoriteLow-680x491

Vegas’da devam eden Tüketici Elektroniği Sergisi’nde (CES – Consumer Electronics Show) Planetary Resources ve 3D Systems ortaklığı 3 boyutlu yazıcıdan çıkarttıkları uzayaracı prototipini tanıttılar. Bunda sıradışı bir taraf yok fakat malzemede var:

PlanetaryResources_3DSystems_Meteorite2_LOW-680x355

Kullandıkları metal milyonlarca yıl önce Dünya’ya düşmüş olan bir göktaşından elde edilmiş. Dış uzay malzemesiyle üretilen bu ilk parça, uzay madenciliğinin sadece maden taşımakla sınırlı kalmayacağı aynı zamanda ciddi bir üretim potansiyeline de sahip olduğunu gösteriyor.

Bahsi geçen göktaşı Arjantin, Campo Del Cielo’dan elde edilmiş ve Rafineri sınıfı çeliğe benzer biçimde demir nikel ve kobalttan oluşuyor.

kaynak: planetaryresources