Ay’ın önünden geçen uzay istasyonu

Uzaydaki en büyük insan yapısı olan Uluslararası Uzay İstasyonu’nu yıl içinde bir çok defa üzerinizden geçerken izleyebilirsiniz. Bu geçişlerin bazıları ise oldukça özeldir: uzay istasyonu Ay veya Güneş’in önünden geçer.

Tıpkı 25 Eylül 2017 pazartesi günü gerçekleşecek geçiş gibi. Atina üzerinden gelip, İstanbul üzerinden ilerleyecek olan uzay istasyonu bu geçişinde ilk dördün evresine yaklaşan Ay’ın önünden geçerken görülebilecek.

Elbette bu astronomik tesadüf çok dar bir güzergahta izlenebilecek:
İstanbul’da Büyükçekmece’de yaşayanlar saat 20:44’te Ay’ın önünden geçen istasyonu izleyebilecek.
Balıkesir’de Paşalimanı Adası ve Kapıdağın batı kıyısındaki mahallelerde, 20:43’de;
Çanakkale’nin, Ezine ilçesinin batısında saat 20:43’de izlenebilecek.
Atina’daysanız da Pire’de 20:43’de geçişi izleyebilirsiniz.

Diğer şehirlerden veya buralara yakın yerlerden de geçişi izlemek mümkün olacak. Bu verdiğim hat uzay istasyonunu tam Ay’ın önünden geçerken görülebileceği yerleri gösteriyor. Aşağıdaki haritada siyah çizgiye ne kadar yakınsanız geçişi o kadar iyi izleyebilirsiniz.

Meraklasına not: Bu geçiş sırasında yaklaşık olarak Ay bizden 400 bin km, uzay istasyonu ise 400 km uzaklıkta olacak.

Uzay istasyonu nasıl görülebiliyor?

Sürekli olarak Dünya’nın çevresinde dönmekte olan Uluslararası Uzay İstasyonu’nu bazı zamanlarda üzerinizden geçerken izleyebilirsiniz. Uzay istasyonu sahip olduğu devasa güneş panellerinin güneş ışınlarını Dünya’ya yansıtması sayesinde görünür olur. Güneş ışınlarının yere yansıyabilmesi kritik nokta. Bu sebeple geçişler güneş ışınlarının doğru açıyla geldiği ve akşam veya sabaha karşı gerçekleşmektedir.

Uzay istasyonu nasıl izlenir?

Bulunduğunuz konuma göre size uzay istasyonunu ne zaman görebileceğinizi haber veren uygulamalar mevcut. ISS Tracker ve Heavens Above bunların başında geliyor. Bu uygulamalarda ISS’in uçuş yolunun gökyüzüne ve yeryüzüne göre konumu gösteriliyor. Bu haritalara bakarak nereden geçeceğini öğrenebilirsiniz.

Nereden ve ne zaman geçeceğini öğrendiniz. Peki nasıl bir şey göreceksiniz? Görseniz tanır mısınız? Uzay İstasyonunu parlaklığının zamanla değişmesinden, uçaklar gibi yanıp sönen renkli ışıkları olmamasından ve yüksek hızı sayesinde diğer uçan cisimlerden rahatlıkla ayırabilirsiniz.

Zarya ve Unity modülleri

Fotoğrafta Uluslararası Uzay İstasyonu görülüyor; bugünkü heybetli halinden henüz eser yok. Uzay istasyonuna giren ilk astronotlar tarafından 29 Mayıs 1999’da çekilen bu görüntüde, Rusların Zarya (güneş panelli) ve ABD’nin Unity modüllerinden ibaret olan istasyon inşaa sürecinin daha başında.

Unity ve Zarya modülleri Aralık 1998’de uzay mekiği Endeavour astronotları tarafından robot kol yardımıyla birleştirilmişti. Uzay istasyonuna ilk girenler ise bir sonraki uzay mekiği seferiyle (STS-96) gelen NASA astronotları Kent Rominger, Rick Husband, Ellen Ochoa, Tammy Jernigan, Dan Barry, Kanada Uzay Ajansı astronotu Julie Payette ve Roskosmos kozmonotu Valery Tokarev olacaktı.

Discovery uzay mekiği ile UUİ’ye kenetlenen mürettebat, sonraki görevler için su ve malzeme ikmali yapıp istasyonun filtrelerini temizleyip duman dedektörlerinin kontrolünü yaptı. Yani taşınmadan önce evi temizlediler.

Astronotların UUİ’de uzun süre kalabilmelerine olanak veren Zvezda servis modülü birleştirilene kadar kısa süreli görevler olan üç mekik seferi daha gerçekleştirildi (STS-101, 106 & 92). Astronotların UUİ’de uzun dönemli göreve başlamaları ise 2 Kasım 2000 tarihinde Sefer 1 ile olacaktı.

Uzay istasyonuna ilk giren astronotlardan olan Rick Husband ikinci UUİ ve aynı zamanda uzay görevini STS-107’de gerçekleştirmişti. Bu son görevde ne yazık ki Columbia Uzay Mekiği Faciası yaşandı.

kaynak: fb/NASAHistoryOffice |

Tranquility ve Cupola Modülü: Yer’e bakma durağı

ISS024-E-014263 (11 Sept. 2010) --- NASA astronaut Tracy Caldwell Dyson, Expedition 24 flight engineer, looks through a window in the Cupola of the International Space Station. A blue and white part of Earth and the blackness of space are visible through the windows.
ISS024-E-014263 11 Eylül 2010, NASA astronotu Tracy Caldwell Dyson, Sefer 24 uçuş mühendisi, Cupola’dan Dünya’yı seyrediyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun Cupola Modülü adeta bir “Yer’e bakma durağı”. İtalyanca kubbe manasına gelen Cupola, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından inşaa edilen bir Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) modülü. İstasyon’un nadir yönüne dönük. Tam dik yukarıya baktığınız yön zenithdir. Nadirse zenith’in tersi. Yani Cupola, uzaydaki en büyük pencere, Dünya’ya bakıyor. Muhteşem bir yeryüzü manzarası sunan, Yer’e bakma durağı olma özelliğini bu sayede kazanıyor.

iss-cupola-astronot

Tranquility modülünde neler var?

Cupola’nın bağlı olduğu ve yine ESA’nın inşaa ettiği 19 tonluk Tranquility (Sükûnet) modülünde astronotlar için tuvalet bölmesi (dünyanın en pahalı tuvaleti), istasyon atmosferindeki havanın temizlenmesi ve kontrolünü sağlayacak bir sistem ile astronotlar için yaşam ünitesi bulunuyor. Astronotların spor yaptığı yer de bu modül. Astronot Tim Peake koşu bandına bağlı şekilde, Londra maratonuna katılanlarla beraber burada koşmuştu.

Uzay istasyonuna kenetlenen araçlar Cupola’dan denetleniyor

Tranquility’nin önemli bir işlevi ise uzay istasyonuna yük taşıyan araçların kenetlenmesi görevlerinin idare edilmesi. Cupola burada devreye giriyor. Altıgen şekilli, 80 cm genişlikteki modül sahip olduğu 7 pencere ile uzaydaki en büyük pencere ünvanına sahip. İstasyona kenetlenen araçlar buradan görülebiliyor. Yine Tranquility’ye bağlı CanadArm isimli robot kol operasyonları da Cupola sayesinde doğrudan izlenebilmekte.

ilk şişme uzay aracı da Tranquility’ye bağlı

sisebilir-modul-robot-kol

Yukarıdaki görselde Tranquility modülüne ilk şişirilebilir uzay aracı olan BEAM modülü’nün CanadArm ile montajı görülüyor. Cupola da altta gözükmekte.

Tranquility farklı modüllerin bağlanması için 5 yanaşma noktasına sahip. Bunlardan biri Cupola’ya ayrılmışken bir diğerinde ise ilk şişme uzay aracı denemesi olan BEAM modülü bulunmakta.

8 Şubat 2010 tarihinde uzay mekiği Endeavour’un STS-130 görevi ile uzay istasyonuna Tranquility modülü (Node 3 diye de geçer) ve ona bağlanan Cupola monte edildiğinde UUİ’nin %85’i tamamlanmış oldu.

cupola_above_the_darkened_earth-665x1000

Sally Ride

Uzaydaki ilk ABDli kadın astronot, uzaya çıkan 3. kadın; Fizikçi; Çocuklar için uzayı keşfetme temalı bilim kitapları yazan, özellikle kız öğrencilerin bilime yönelmesi için desteğini ölene dek sürdüren bir bilim kahramanı.

sally-ride

26 Mayıs 1951’de doğan Ride, Stanford Üniversitesi’nde fizik okudu.

İlk kez 1963 yılında ilk kadın, Valentina Tereşkova, uzaya çıkmıştı. Bu tarihten sonra ise uzun bir dönem kadınlar yörünge faaliyetlerine katılamadılar. 1977 yılında NASA kadın astronot çalışmasına başladığında Sally Ride öğrenimini sürdürmekteydi. Okul gazetesinde kadınları astronot programına davet eden bir ilan gördüğünde başvurmaya karar verdi ve bu iş için seçilen 6 kadından biri oldu.

sally-ride-orta-guvertede

Sonunda Ride, 18 Haziran 1983 tarihinde STS-7 görevi dahilinde Challenger uzay mekiği ile yörüngeye çıkarak, uzaya çıkan ilk Amerikalı kadın ünvanını kazandı. Ride’ın mekikteki görevi robot kolu kontrol etmekti. Uzay mekiğinde taşınan uyduları başarıyla yörüngeye yerleştirdi.

sally-ride-kumanda

Bu görevden sonra 1984 tarihinde tekrar bir uzay mekiği görevi ile uzaya çıktı. 1987 yılında NASA’daki görevinden ayrılan Ride, California Üniversitesi’nde ders vermeye başladı. Bilim ve matematik alanında çalışmak isteyen kadınların ve kızlara yardım etmenin yollarını aramaya koyulan Ride, NASA’ya EarthKAM projesini önerdi. EarthKAM orta okul öğrencilerinin Uluslararası Uzay İstasyonu üzerindeki bir kamera ile Dünya’nın fotoğraflarını çekmesini, daha sonra çektikleri fotoğraflar üzerinde çalışmasına dayanıyor. EarthKAM programı bugün Sally Ride’ın adını da taşıyarak devam ediyor.

Sally Ride 23 Temmuz 2012’de ölene dek öğrencilerin, özellikle de kızların bilim ve matematik alanında çalışması için desteğini sürdürdü. Öğrenciler ve öğretmenler için bilim kitapları yazdı, bilim programlarını ve festivallerde çalıştı.

kaynak: NASA |

fotoğraflar: NASA ve Wikipedia

son ormandan geçen yol

26428042324_d48075dd2a_z

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görevli astronotlardan Tim Peake’in 25 Nisan 2016’da çektiği İstanbul fotoğrafı. Şehir Karadeniz tarafından görülüyor. Böylece Kuzey Ormanları dediğimiz, şehrin son ormanlık bölgeleri ve 3. köprü çalışmalarının buralara nasıl zarar verdiği rahatça görülüyor. Evvelden köprü ve yollar “trafiği rahatlatacak” bahanesi ile savunuluyordu. Günümüzde ise İstanbul’un kuzeye, sahip olduğu son ormanlara doğru genişleyeceği saklanmıyor.

Şişirilebilir uzayaraçları

Güncelleme (6 Haziran): Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki şişirilebilir modül BEAM’e ilk kez bir astronotun girmesi planlanıyor. Modüle giriş yapacak olan kişi ise saatlerce süren şişirme operasyonunu yürüten astronot Jeff Williams olacak. Modül bir hava kilidine bağlı olduğu için şu an istasyon ortamıyla doğrudan bağlantısı yok.

Ağır yükleri uzaya taşımak maliyet açısından zorlayıcı. Yörüngeye çıkarılacak şeyleri sınırlayan bir diğer faktör ise hacim. Uzay araçlarının rokete sığdırılabilir olması için fazla büyük olmaması gerekiyor.

Uzaydaki insanlı görevler içinse yüksek hacimler, daha rahat yaşam ve çalışma ortamları yaratmak için şart. Bu soruna çözüm için şişebilir modül tasarımları öteden beri mevcuttu. Nihayet bu model Uluslararası Uzay İstasyonu’nda test edildi.

sisebilir-modul
Modülün genişlemesine dair öne çıkan 4 senaryo.
beam-expanded
hava ile şişirilen BEAM’in genişleme safhaları. hareketli görüntü için tıklayın (4 MB)

8 Nisan’da SpaceX şirketinin Dragon kapsülü işle Uzay İstasyonu’na ulaşan, Bigelow şirketinin geliştirdiği BEAM (The Bigelow Expandable Activity Module/Bigelow Genişleyebilir Aktivite Modülü) adı verilen Modül, Robot kol yardımıyla İstasyonu’nun hava yerleştirildi.

sisebilir-modul-robot-kol

Sonrasında toplamda 7 saat süren bir operasyonla içersine basınçlı hava verilerek adeta balon gibi şişirilip, genişletildi. Genişletme operasyonunu gerçekleştiren astronot Jeff Williams kısa sürelerle içeriye hava verdi. Her seferinde modül kontrol edildiğinden işlem uzun sürdü.

jeff-williams-BEAM
Jeff Williams

Hava kilidi sayesinde istasyonun geri kalanından ayrılan modülde herhangi bir sorun yaşanırsa İstasyonu ve içindeki mürettebatı tehdit edemeyecek.

Deney boyunca veri toplayacak olan sensörler sayesinde, modülün uzaydan gelen mikro meteor çarpmalarına dayanıklılığı, zararlı ışınımlara karşı yalıtımı gibi önemli bilgilere ulaşılacak.

Bu tarz modüller ileriki yıllarda, yörüngedeki uzay otellerinde, Ay ve Mars görevlerinde kullanım alanı bulacaktır.

kaynak: NASA | NASA 2 [başarılı genişleme sonrasındaki haber] |

Haftalık Gökyüzü Raporu – 15

Uydu Uzay ve Teknoloji Günleri

Haftasonu çok yoğun olduğum için Gökyüzü Raporu’nu yetiştiremedim. Daha kötüsü Cuma-Cumartesi gerçekleşen Uydu Uzay ve Teknoloji Günleri‘ne katılamadım 🙁

Yıl sona emek üzere, yavaş yavaş 2015’in muhasebesini yapan listeler yayınlanmaya başladı. Time dergisi 2015 yılının en iyi uzay fotoğraflarının listesini yapmış. 56 fotoğraflık liste görülmeye değer.

Astronot Cristoforetti 2015’in en önemli kadın figürlerinden biri

Financial Times gazetesi de 2015’in kadınları listesi hazırlamış. Listede Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın astronotu Samantha Cristoforetti de yer alıyor. Aynı zamanda İtalya’nın ilk kadın astronotu olan Cristoforetti mikro yerçekiminde ilk defa espresso yaparak daha önce hiç gerçek kahve içilmemiş olan yörüngede bir başka ilke de adını yazdırmayı başarmıştı. Cristoforetti uzayda 199 gün geçirdi; alttaki fotoğraf “dalya” dediği 100. güne ait.

100_days_of_Futura

Küçük bir yıldızın yüzeyindeki fırtına gözlemlendi

Güneş fırtınalarına alışığız; ancak uzay teleskopları uzaktaki küçük bir yıldızda çok daha ilginç bir şey keşfetti: Jüpiter’in Kırmızı Leke’sine benzer bir fırtına.

İnsanlık için küçük ABD için büyük adım

Özel bir şirketin NASA için ürettiği Cygnus (Kuğu) korgo sondası Uluslararası Uzay İstasyonu’na ikmal gerçekleştirdi. Böylece uzay mekiklerinin emekliye ayrılmasından sonra alçak yörüngeye insan ve kargo taşıma kapasitesini kaybeden Amerika eski günlerine kısmi olarak döndü. NASA astronot taşımacılığını da tamamen özel sektöre devretti.

20151209_cygnus-deke-slayton_f840

Merak Mars kumullarına erişti

NASA’nın Merak (Curiosity) gezgini gayrıresmi şekilde Yüksek Kumul olarak adlandırılan kumullara ulaştı. Koyu kum tepelerini daha yakından inceleyecek olan Merak, kumdan örnek alıp üzerindeki bilim ekipmanlarına yerleştirecek. Mars’taki kumullar aktif. Mars’ın ince atmosferindeki zayıf rüzgarlarla yılda 1 metre kadar yol yer değiştiriyorlar.

mars-sand-dunes

Plüton’un en detaylı görüntüsü şimdi renkli

Yeni Ufuklar’ın cüce gezegen Plüton’a 14 Temmuz 2015’de gerçekleşen yakın geçişinde elde ettiği en keskin görüntülerin renkli halleri yayınlandı. Yüksek çözünürlüklü bu mozaik görüntüde her bir piksel (fotoğrafı oluşturan noktalar) Plüton’un yüzeyinde 77×85 metrelik alanı kapsıyor. Daha önce piksek piksel görüntüleriyle yetindiğimiz bir gökcismiydi!

color-swath-use-12-10-15_closeup

Foto
raf, Plüton’un kuzey batısındaki dağlık alan ile gayrıresmi olarak Sputnik Planum olarak anılan düzlüğün kesiştiği bölgede 80 km genişliğinde bir alanı gösteriyor.

uzay gemilerinin boyutları

Bazı önemli bilimkurgu filmlerinden hatırladığımız uzay gemilerinin boyutlarını karşılaştıran oldukça güzel bir animasyon hazırlanmış. Videoyu hazırlayan MetaBallStudios. Başlarda göreceğiniz Uluslararası Uzay İstasyonu’nun bir futbol sahasına sığabileceğini hatırlatayım.

Yükselen deniz seviyesi Dünya’nın dönüş hızını yavaşlatabilir.

Science Advances’da yayınlanan bir makaleye göre bilim insanlarını uzun süredir meşgul eden bir muamma olan Muks’ın gizemi çözülmüş olabilir. Wlater Munk, 2002 yılında yayınladığı bir makalede  tarihsel deniz seviyesi yükselmeleriyle gezegenin dönüşü arasında bir bağ olduğunu ileri sürüyor. Jerry Mitrovica liderliğindeki bir takım, bilgisayar modelleri kullanarak yaptığı çalışma İÖ 499 yılından günümüze kadar, buzul çağının sona ermesiyle yükselen su seviyesi nedeniyle gezegenimizin toplamda 4,5 saat yani yılda ortalama 2.4 saniyelik bir yavaşlama yaşadığını gösteriyor.

liquidmountainslakeerie5

Yavaşlamaya esas olarak Ay’ın sebep olduğu gelgitler sebep oluyor ve su seviyesi yükseldikçe bu etkinin ölçülebilir derecede artacağı bu çalışma sayesinde ortaya konmuş oluyor.

50 yıl sonra Dünya nasuıl bir yer olacak?

Tempo dergisi Aralık sayısında Dr. Umut Yıldız’a “50 yıl sonra Dünya nasıl bir yer olacak?” diye soruyor, Dr. Umut Yıldız cevaplıyor:

agir-sanayi-aya

Akatsuki Venüs’e kavuştu

Japon Hava-Uzay Araştırma Ajansı’nın (JAXA) Akatsuki (Japonca: Şafak) uzayaracı Venüs’ün yörüngesine 5 yıllık bir rötarın ardından girmeyi başardı. 7 Aralık 2010 tarihinde ana roket motorunda meydana gelen bir hata nedeniyle gezegeni ıskalayan Akatsuki bu defa yavaşlatmak için yedek reaksiyon kontrol sistemi kullandı. Venüs’ü yakalayamayınca Güneş’in yörüngesinde 9 tur attı. Akatsuki’nin 5 yıllık yörüngesini animasyon şeklinde bu youtube sayfasından izleyebilirsiniz.

Uçak tepesinde seyahat

Windspeed firmasının yeni icadı, uçak yolculuğunu genelde ekonomi sınıfının dar koltuklarında geçirmeye alışık olanlar için değil sanırım: uçağın tepesinde camdan bir kubbenin altında çift kişilik bir koltuk.

windspeed

Firma cam kubbenin uçapın geri kalanı kadar sağlam olduğunu iddia ediyor. Aşırı hava koşulları, kuş çarpması gibi durumlardan sağ salim çıkarmış. Instagram fotoğrafları çekmek için kanat üzerindeki koltuklara, sevişmek içinse uçak tuvaletine sıkı bir rakip olur.

Batman’da astronomi semineri

Mezopotamya Astronomi Derneği’nce (MAD), Batman Üniversitesi’nin Batı Raman yerleşkesindeki Fen Edebiyat Fakültesi’nde seminer verildi. Dernek başkanı ve astronom Mahmut Tekeş, dünden bugüne astronomi, astronomideki önemli anlar, Türkiye’de astronomi çalışmaları ve güncel konular üzerinde açıklamalarda bulundu.

Pekin havası kırmızı alarm veriyor

Geçen hafta Çin’in bazı şehirlerinde kirlilikten ötürü sarı alarm olduğundan bahsetmiştim. Bu hafta alarm seviyesi kırmızıya yükseldi.

cin-havasi-kirmizi-alarm

Dronlar Alemi

Kickstarter batan dron projesini gazeteciye araştırtacak

Kickstarter 3.4 milyon dolarla batan proje için bir gazeteci tuttu. Britanyalı dron geliştiricisi Torquing Group, Zano adlı dron projesiyle Kickstarter’da en çok fon toplayan Avrupalı girişim olmuştu. Çok tutan proje sadece iki ay içersinde 3.4 milyon dolar toplamayı başarmasına karşın 2015 Nisan’ında dağıtmaya söz verdiği dronların çalışan bir prototipi henüz ortaya koyamadı. Şirketin kurucu ortağı ve CEO’su olan Ivan Reedman istifa etti!

zano
büyük hayal kırıklığı yaratan Zano

Şimdi Kickstarter iyi başlayıp feci bir sonla biten projede neler olduğuna dair gerçeği açığa çıkarmak için Mark Harris isimli serbest bir gazeteciyle anlaştı.

Daha önce The Guardian, The Economist, Wired UK, New Scientist gibi önemli basın kuruluşlarında görev almış olan gazeteci ve serbest teknoloji yazarı olan Harris şimdi Kickstarter’da fonlanan projeyi araştıracak. Kickstarter ile yaptığı anlaşmaya göre Kickstarter Mark’ın yazısını değiştirme hakkına sahip değil.

Başakşehir Belediyesi kaçakla İHA ile mücadele edecek

dron-basaksehir2

İstanbul’daki Başakşehir Belediyesi kaçak inşaatlarla mücadele için insansız hava aracı kullanmaya başladı. Aracı geliştirenler Başakşehir Fen Lisesi öğrencileri. Gençler bunun için belediyenin Living Lab adlı yaşam laboratuvarını kullanmışlar. Bilime yatırım yapan kazanıyor.

dron-basaksehir

Polis dronu

Egemenler, halkı kontrol güçlerinde açılan gediklerden hoşlanmazlar ve İHA’lar bu konuda istisna oluşturmuyor.

polis-dron

Japonya’da Tokyo polisi uçuşa yasak bölgelere giriş yapmaya yeltenecek dronlar için polis İHA’ları almış. Bu araçlar dronları ağlarla engelleyecek. Tokyo polisi “patlayıcı taşıyan İHA’larla terörist saldırı yapılması bir ihtimal” demiş.

Bu yılın başlarında 40 yaşında bir Japon, nükleer enerjiyi protesto etmek amacıyla radyoaktif kum taşıyan bir dronu başbakan Shinzo Abe’nin ofisine indirmişti.

Uçan arkadaş

fleye

Yaklaşık 23cm çapıyla futbol topu büyüklüğünde olan bu sevimli dron görünümüyle alışıla gelmiş türdeşlerinden ayrılıyor. Dışardan bakınca pervaneler ve iskelet yapısı görülmüyor; pervaneleri korunaklı konumda. Belçikalı mühendislerin geliştirdiği Fleye bir kişisel otonom robot, sizi takip edebiliyor, wifi ile akıllı telefona bağlanıyor ayrıca GPS, jiroskop gibi 7 farklı algılayıcısı Linux işletim sistemli mini bilgisayarla kontrol ediliyor. Bir de 5 megapiksel HD kameraya da sahip. Doğrusu 2015 biterken insan hiç olmazsa full HD çözünürlük bekliyor. Sadece 10 dakika havada kalabilmesi de uçan robot arkadaş için biraz az.

Dronlar için gece görüş kamerası

Ünlü dron firması DJI yeni gece görüş teknolojili drone kamerası Zenmuse XT’yi tanıttı. Kamera termal görüntüleme sistemi sayesinde zifiri karanlıkta bile çekim yapabiliyor.

Somon göçü

Dronlar Alaska’daki somon göçünü belgelemiş:

uzay istasyonu mürettebatı da tivitliyor

Uzay stasyonu mürettebatı artık uzaydan canlı yayın yapma, filtresiz yorum ve görüş bildirme olanağına sahip. Astronotlardan TJ Creamer 22 Ocak’tan beri bu imkanı kullanarak, popüler mikro blog sitesi twitter.com‘da ‘tivitliyor’. Tvitlerinde hayranlarının mesajlarına cevap veriyor, uzay istasyonu hayatı hakkında bilgi veriyor ve zaman zaman da yukarıdan çektiği görüntüleri paylaşıyor. Aşağıda bu fotoğraflardan birini görüyorsunuz: San Francisco’daki Golden Gate (Altın Kapı) köprüsü..

Dünya gözlemi. Doğrusu kıskanılacak bir iş. Hele ki biz burada bulutların ardından Mars’ı bile göremiyorken. Astronotların objektifine yansıyan diğer Dünya fotoğraflarına bu adresten ulaşabilirsiniz.

kaynak: universetoday.com |

dünya harikasını izlemek

Dünya’nın Ay’dan sonraki ikinci büyük uydusu UUİ (Uluslararası Uzay İstasyonu) bir futbol sahası genişliğinde alana yayılan dev bir kompleks. ABD, Rusya, Japonya, Kanada, Avrupa Birliği ve bunlarla ortaklı yoluyla Çin ve İtalyan gibi  ülkelerin uzay ajanslarının ortaklığıyla inşa edilen ve en büyük uluslararası proje (157 milyar dolar) olan UUİ, dünya ortamında gerçekleştirilemeyecek deneylerin laboratuvarı konumunda.

Bu büyük proje kesinlikle modern zamanın harikaları arasında. Gerçi “yeni 7 harika” temalı anketlere hep yüzlerce yıllık binalar hakim oluyor!

O kadar büyük ki, onu görebilmek için illa uzay turisti olmaya gerek yok.  Çünkü siz onu ziyaret edemeseniz de o sizi mutlaka ziyaret eder. Dünya’nın hemen her köşesinde onu -belli zamanlarda- görmek mümkün. Tek ihtiyacınız açık bir gökyüzü ve UUİ’yi takip etmenizi sağlayacak bir yazılım veya site (uyduizleme.gokbilim.comheavens-above.com) . Dev güneş panelleri bolca ışık yansıtan UUİ, ışık kirliliğinin pençesindeki şehirlerde bile görülebilir parlaklıklara ulaşabiliyor.

Ben UUİ’nu ilk kez ATY 2009’da (Kilyos) görmüştüm, tesadüf eseri. İkinci gözlemim ise -yine Kilyos’ta- planlıydı. Onu görüntülemek için fotoğraf makinamı ve üçayağımı hazırlandım:

Benim kameram tam profesyonel olmadığından elde ettiğim sonuç da mükemmel değil. Fakat daha iyi donanımla, çok daha iyi neticeler almak mümkün. Örneğin Antalya’dan Mustafa Erol daha iyi bir sonuç almış. Erol’un yakaladığı diğer görüntülere astrofotograf.org‘dan ulaşabilirsiniz.

Yukardaki fotoğraf 29 Kasım 2009 günü spaceweather.com sitesinde yayınlanmıştı. Aynı gün yayınlanan bir başka fotoğrafın sahibi ise sadece fotoğraf makinası dışında, 130 mm (7 inç) çaplı bir teleskop da kullanarak UUİ’nu gerçekten görmeyi başarmış:

Teleskop ile takibin hiç kolay olmadığını belirtmeliyim. Kendi teleskobumla kimi zaman uçakları izlemeye çalıştım. Sonuç çoğunlukla hüsran oldu. Daha fazla denemeyle tecrübe sağlanabilri belki ama elle takip görüntünün net anlaşılamayacağı kadar sarsılmasına neden oluyor. Fakat uzayaraçlarını izleyebilecek takip sistemlerine sakip teleskoplar da mevcutmuş.

kaynak: spaceweather.com | görüntüler: 1.  bana ait | 2. Mustafa Erol‘un izniyle | 3. Pete Lardizabal

Mars’a ayak basmada en büyük engel bütçe

Birleşik Devletler İnsanlı Uzay Planları Gözden Geçirme Komitesi veya diğer adıyla Augustine komisyonu nihai raporunu yayınladı. Raporda gelecek 15-20 yılı kapsayacak insanlı uzay çalışmaları için tek bir özel hedef yerine 5 esnek alternatif üzerinde durulmuş.

Ay’a geri dönüş ve Mars’a insan yollamak gibi iki zorlu ve pahalı görevden önce uygulanabilecek daha küçük çaplı projeler önerilmiş. Bunlar Ay ve Mars’ın çevresinde dönmek, bir asteroide, Phobos veya Deimos ‘a inmek gibi daha ufak çaplı projeler.

Şüphesiz bunun en önemli gerekçesi maliyetler. Raporda NASA’nın yıllık 3 milyar dolarlık ek kaynağa ihtiyacı olduğu belirtilmiş. Alçak dünya yörüngeleri için özel teşebbüslere vurgu yapılmakta. Şimdilik geliştirme safhasında olan özel şirketler önümüzdeki yıllarda, en azından alçak dünya yörüngelerinde etkilerini arttıracaklar.

İşte komisyonun beş alternatifi:

1. Diğer programlar olduğu gibi sürdürülür, fakat uzay mekiği programını 2011’e ve Uluslararsı Uzay İstasyonu (UUİ) 2020’ye kadar uzatılır. Fazladan kaynak olmadan, Ares roketleri 2020’ye kadar hazır olamazlar ve Ay’a gitmek için asla yeterli para olmaz.

2. Mevcut bütçe devam ettirilir, Ares I ıskartaya çıkarılır, Ares V’in hafif bir versiyonu geliştirilir (ağır Ares V’in 2/3’ü kadar) ve UUİ’nu 2020’ye kadar devam ettirmek için ekstra fonlar uzay istasyonuna kaydırılır. Ticari LEO (alçak dünya yörüngesi) insanlı uzay aracı satın alınır.

3. Yıllık 3 milyar dolar ek bütçeyle Ay’a gitmek için Constellation (takımyıldız) programını başlatımak. UUİ, 2025 yılına kadar Ay’a geri dönmeye imkan sağlamak için 2016’da yörüngden çıkartılmalı. Bunun anlamı istasyonun Mir’in kaderini paylaşması oluyor.

4. Yıllık 3 milyar dolar ek. UUİ 2020’ye kadar devam ettirilir ve Ay’a 2025 gidilir. Ağır yükseltme için ya Ares V Lite, veya Shuttle-C kullanılır.

5. Yıllık 3 milyar dolar ek. Uzay meekiği programı 2011’e, UUİ 2020’ye kadar sürdürülür. Ay’a ayak basmak yerine, yörüngesine gitmek tercih edilir veya Dünya’ya yakın cisimlere gidilir ve Mars’a gitmek için hazırlanılır. Ares V Lite veya EELV – Evolved Expendable Launch Vehicles (Geliştirilmiş Sarf Edilir Kalkış Aracı) kullanılır.

Görüldüğü gibi, mevcut kaynakları arttırılmadığı taktirde NASA’nın 15-20 yıl içersinde Ay’a gitmesi zor, Mars’a gitmesi ise hiç mümkün değil. NASA’nın kaynaklarının şu an için küresel mali kriz sebebiyle artmayacağı görülüyor.  Ekonomi düze çıktığında ise artıp artmayacağı, artarsa ne kadar artabileceği de belli değil. Bana kalırsa, dış borçlarla yürütülmeye çalışan ABD ekonomisi kolay kolay pahalı bir uzay programını destekleyemez.

Ay ve Mars’a insanlı seferlerin başlamasının tek yolu NASA’nın çokuluslu ortaklıklara girişmesi. Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Rusya, Çin ve Hindistan’ın da ya teknolojik yetersizlik ya da ekonomik imkansızlıklar nedeniyle bu işi tek başlarına yapamayacaklarını düşünürsek ortaklık iyi bir seçenek olacaktır. Politik nedenlerle birden fazla ortaklık olması da ihtimaller dahilinde.