James Webb Uzay Teleskobu tamamen katlandı

NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu tamamen katlandı ve rokete sığabilecek şekle girmiş oldu. Şimdiye kadarki en gelişmiş uzay gözlemevi olacak uzayaracı gelecek yıl bu halde Ariane 5 roketine yüklenip fırlatılacak.

James Webb Uzay Teleskobu tamamen katlanarak fırlatma konumuna getirildi. Kaynak: NASA

JWST normal halinde oldukça büyük bir araç. Aynası 6 metre, Güneş ışınlarından teleskobu koruyan perdeleri ise tenis kortu boyutunda. Uzayaracını bu halde bir rokete sığdırmak mümkün olmadığından katlanması, uzayda yerini aldığında tekrar açılıp normal haline alması gerekiyor. Şimdiye kadarki en karmaşık uzay teleskobu olan James Webb’in montajı ve katlanması, sorunsuz ilerleyebilmesi için temkinli ilerlendiğinden oldukça uzun zaman aldı.

kaynak: nasa.gov |

Radardan önce ne kullanılıyordu

RADAR (RAdio Detection And Ranging) teknolojisi radyo dalgalarının yansıması yardımıyla uçan araçların uzaktan tespit edilmesini, konum ve hızlarının belirlenmesini sağlar. Hava güvenliği açısından son derece gereklidirler.

Havacılığın ilk dönemlerinde RADAR teknolojisi henüz gelişmemişken de havadan gelen tehditleri farkedebilmek gerekiyordu. Peki RADAR yokken bu gereksinim nasıl karşılanıyordu?

Özel geliştirilmiş aletlerle uçağın sesinin duyulmasıyla. Zayıf sesleri toplayıp mekanik biçimde kulağa yönlendiren araçlar kullanılıyordu. Bu elbette kısa menzilli ve etkinliği oldukça sınırlı bir yöntemdi; ancak o yıllarda bu işin başka bir yolu da yoktu.

Şimdi Radardan önce ne kullanılıyordu şöyle bir bakalım:

Radar öncesi uçakları tespit için kullanılan araçların ilk örneklerinden biri. İnsanı Miki Fare’ye benzeten bu şey Birinci Dünya Savaşı’nda ne kadar etkili olmuştur acaba?

1917 Alman tasarımı bir başlık. Hem işitsel hem de görsel yetkinliği arttırıyor. En azından plan bu. Başın üstündeki alıklarla yakalanan ses borularla kulağa yönlendiriliyor. Gözlerde de bir miktar büyütme sağlayan (kanımca 3-4x) dürbün bulunuyor.

Çek üretici Goerz tarafından 1920’lerde tasarlanan bir model. Kepçe biçimli yansıtıcılar sesi geniş açıklıklı tüplere yönlendriyordu. Hollanda ordu araştırma istasyonunda test edildikten sonra “temel eksiklikler içerdiği” farkedildi.

1930’larda geliştirilen Hollandalı kişisel parabol. Parabol yapısı ses dalgalarını yoğunlaştırarak kulağa yönlendiriyor. Hafif olması için alüminyum kullanılmış. Sabit bir yapısı var, farklı kişilerle uyumu şişme kulaklıklarla sağlanıyor.

Radar öncesi düşman uçaklarının tespiti için uçakların gürültüsünü uzaktan duyabilecek sistemler geliştirilmeye çalışılmıştı. Bolling Field, ABD, 1921.

Perrin akustik konumlandırıcısının 1930lar Paris’indeki tanıtımından görüntüler. Oldukça estetik sayılabilecek bu savaş aygıtı Nobel ödüllü Fransız fizikçi Jean-Baptiste Perrin tarafından tasarlandı. Dört tertibatın her biri 36 küçük altıgen borudan oluşuyor. Alttaki sistemle benzer bir çalışma prensibine sahip.

Ses konum donanımı, Almanya, 1939. Bir çifti yatay, diğer çifti de dikey eksende konuşlu dört adet akustik borudan oluşuyor. Kulaklarına gelen ses farkından yararlanarak, yanlardaki teknisyenlerden biri uçağın yüksekliğine diğeri de yönüne göre donanımı ayarlıyorlardı. Borular sesi kauçuk tüpler vasıtasıyla steteskoplara bağlı. Stereo ses sayesinde teknisyenler iki borudan gelen ses arasındaki farkı giderecek şekilde donanımı uçağın konumuna göre ayarlıyorlar, bu sayede donanım o eksende tam uçağın sesinin geldiği yöne çevrilmiş oluyordu. [kaynak]

Radardan önce kullanılan akustik yer belirleyiciler en yüksek seviyesine İkinci Dünya Savaşı’nda çıktı. Fakat artık yerlerini yeni gelişen radar teknolojisine terketmelerinin zamanı gelmişti. Britanya kıyılarına 1935’e kadar yukarıdaki gibi betondan akustik aynalar yerleştirilmişti. En soldaki yapı 5 metre yükseklikte, 70 metre uzunlukta. [kaynak]

Radarın keşfi

İskoç fizikçi Sir Robert Watson-Watt 1935’de radar sisteminin ilk pratik örneğini icat etti. Sistem radyo sinyalleri yayıyor, sonra uçaklardan yansıyanları, dolayısıyla uçakları, tespit ediyordu. 160 km’ye kadar menzili vardı. Birkaç yıl sonra ilk radar istasyonu zinciri İngiltere’de kuruldu. Bu teknoloji Nazilerin Britanya’ya karşı giriştiği hava saldırılarını püskürtmekte büyük avantaj sağladı. Öyle işe yaramıştı ki Watson-Watt şövalye ilan edildi.

kaynak: rarehistoricalphotos.com | quara.com | ww2incolor.com |

İsrail’in Ay aracı Beresheet

Bugüne dek 3 ülke Ay’a çalışır durumda araç indirmeyi başardı: Sovyetler Birliği, ABD ve günümüzdeki çabasıyla Çin. Eğer işler planlandığı gibi giderse İsrail Ay’a araç gönderen 4. ülke olacak. Beresheet olarak adlandırılan uzayaracı aynı zamanda Ay’a ulaşan ilk özel sektör girişimi olabilir.

Uzayaracı 22 Şubat 2019 tarihinde fırlatılarak Dünya yörüngesine çıktı. Böylece İsrail’in Ay yolculuğu başlamış oldu.

Beresheet’i geliştiren SpaceIL (İsrail Uzay Araştırmaları Kurumu) 2011 yılında Google Lunar XPrize’ı kazanmak için kuruldu. Uzay’a yönelik özel girişimlerin desteklenmesi amacıyla ilan edilen XPrize, Ay’a ilk kez ulaşacak, özel kaynaklı uzayaracına 30 milyon dolar vaadediyordu. Adaylara 2018 senesine kadar süre tanınan XPrize’ı kazanan hiçbir girişim olmadı.

Özel sektörce finanse edilen ve İsrail Uzay Endüstrisi’nin (IAI) gözetiminde üretilen aracın üretimi ise burjuvaların maddi desteği ile devam etti. En büyük yardımı yapan Güney Afrikalı milyarder Morris Kahn yaklaşık 88 milyon dolar maliyetindeki projeye toplamda 27 milyon dolar kaynak sağladı. Sermayedarlar tarafından finanse edilse de İsrail’in Ay aracı ticari bir getiri sağlamayacak. Buna karşın İsrail’in uzay teknolojisindeki birikimine önemli katkısı olacağı açık.

Teknoloji ve bilimsel görevler

Beresheet yemek masası boyutlarında bir iniş aracı. 2.5 metre çapında, 1.5 metre yüksekliğinde. Konduğu noktada bilimsel gözlem yapacak Beresheet İsrail’in en prestijli akademik kurumlarından Weizmann Enstitüsü’nün uzay ile ilgili yaptığı araştırmalar için bilgi toplayacak. Ayrıca yapılan anlaşma sayesinde veriler NASA ile de paylaşılacak. Amerikan tarafı, laser retroreflektör dizisi denen bir teknoloji ile uzay aracının takibinde ve haberleşmesinde İsrailli bilim insanlarına destek olacak.

Beresheet yaklaşık 170 kg ağırlıkta. Ayrıca Ay’a inerken kullanmak için 450 kg yakıt taşıyor. Bu haliyle oldukça hafif bir araçtan söz ediyoruz. Üzerinde Dünya’dan gönderilen laser ışınlarını aynı noktaya geri yansıtacak bir retroreflektör taşıyor. Geceleri sürücülerin farkedebilmesi için kullanılan yansıtıcılarla (kedi gözü) aynı mantıkla çalışıyor.

Ay’ın Sükunet Denizi ( Mare Serenitatis ) olarak adlandırılan bölgesine 1973 yılında inen Lunakhod 2 sondası, burada manyetizma izleri keşfetmişti. Aynı bölgeye inecek olan Beresheet manyetosfer ölçümleri yapacak; bu sayede bilim insanlarına önemli veriler sunabilir.

Beresheet ‘in küçük mavi çember içindeki alanda bir yere konması amaçlanıyor. Görsel: planetary.org

Ay’a yolculuk

Yakıttan, dolayısıyla da ağırlıktan tasarruf edebilmek için uzayaracı doğrudan Ay’a gitmedi. Bunun için fazla enerji gerekiyor. Bunun yerine Dünya yörüngesinde doğru zamanda yaptığı 3 manevrayla kütleçekim sapanı yöntemi kullanılarak araca hız yani enerji kazandırılacak. Dünya yörüngesindeki son manevrası sonrasında Ay’a ulaşacağı uçuş rotasına giren Beresheet Ay yörüngesine girdiğinde bu kez yavaşlamak için iki manevra daha yapacak. Bu biçimde Ay’a inmesi yaklaşık 2 ay sürmüş olacak.

kaynak: nasa.gov | israeldefense.co.il | spaceil.com | planetary.org |

Haftalık Gökyüzü Raporu – 43

Ay’da filizlenen ilk bitkiler

Chang’e-4 yer aracında içinde pamuk, patates, fare kulağı teresi (arabidopsis) ve kanola bitkilerinin tohumları bulunan bir biyosfer deney ekipmanı bulunuyor. Pamuk tohumları çimlenmeyi başararak, Ay üzerinde çimlenen ilk bitkiler olma onuruna eriştiler. Ne yazık ki aşırı soğuk nedeni ile bu bitkilerin ömrü uzun olmadı. Ay kendi etrafındaki dönüşünü uzun sürede tamamladığından, Ay’daki gece ve gündüzler uzun sürmekte bu da aşırı sıcaklık farklarına sebep oluyor.

Ulusal Gökyüzü Gözlem Şenliği

TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi tarafından düzenlenen ve bu yıl Prof. Dr. Berahitdin ALBAYRAK’ın anılacağı Ulusal Gökyüzü Gözlem Şenliği için kayıtlar başladı.

Şenlik 1-4 Ağustos 2019 tarihlerinde TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin bulunduğu 2000 m yükseklikteki Saklıkent’te (Antalya) gerçekleşecek ve katılımcılar kendi çadırlarında kalacaklar.

Gökbilim severler tarafından yoğun talebin olduğu Ulusal Gözlem Şenliği tüm astronomi meraklılarına açık olsa da katılımcılarını kontenjan sebebiyle kura ile seçiyor. Şenlik için son başvuru tarihi 1 Mart 2019. Kura sonuçları Mart ayının ilk haftasında açıklanacak. Kayıt için detaylı bilgiyi şenlik kayıt sayfasından edinebilirsiniz.

kozmik sisin içinde dans eden yıldızlar

Yıldızların çoğu Güneşimiz gibi tek başına değil, bir çift veya daha fazla yıldızdan oluşan sistemlerde bulunur. Yeni keşfedilen bir yıldız çifti (HD 98000) ise daha önce sadece var olabileceği ileri sürülmüş fakat hiç görülmemiş bir duruma sahipler. İkili, gaz ve toz diskinin içinde birbirine dik yörüngede dolanıyorlar. Toz disklerinin 3’te birinde gezegen oluştuğu düşünülüyor. Daha önce yıldızların dönüş düzlemi dışında kalan gezegenler gözlemlenmiş olsa da düzlem dışı bir toz halkasına rastlanmamıştı.

HD 98000’in sanatçı gözünden resmi

Yörüngeye reklam panosu

Karl Marx boşuna “Kapitalizm satamadığı ağacı keser” dememiş. Kapitalistler gökyüzünü metalaştırmada yeni ve gece gökyüzünü sevenler için rahatsız edici bir yok bulmuş: yörüngeye reklam panoları yerleştirmek! Bir Rus şirketi olan StartRocket, Orbital Display adlı projesiyle uzaya gece gökyüzünde görülecek reklam panoları yerleştirmeyi amaçlıyor. Proje 300-400 km yükseklikteki bir yörüngeye (ISS’de burada) çıkarılacak küçük küp uydulara dayanıyor. Sürekli Dünya çevresinde dönecek uydular yeryüzündeki bir noktadan 6 dakika boyunca görünür olacaklar. Şirket projenin 2020’de hayata geçmesini, 2022’de de reklam vermeye başlamayı planlıyor.

Ismarlama göktaşı yağmuru

Bir Japon şirketi ise müşterilerine isteğe bağlı göktaşı yağmuru sunmayı amaçlıyor. 400 km yükseklikteki yörüngeye oturtulacak 65 kg ağırlıktaki uydu, istenildiğinde göktaşı yerine geçecek bilyeler taşıyacak. Kulağa reklam panosundan çok daha iyi geliyor.

düz dünyanın patenti alınacak 🤦‍♀️

Dünya’nın düz olduğunu sananların kurduğu Düz Dünya Derneği’nin başkanı Doğukan Özkan “Düz Dünya” adı için marka patent başvurusu yaptıklarını açıklamış. Dernek farklı şehirlerde konferanslar düzenlemeyi ayrıca bir ‘bilim merkezi’ açmayı düşünüyormuş 😱 Keriz silkeleme kokusu alıyorum…

bilim, bilimi reddedenleri açıklıyor

Peki neden bazı insanlar bu kadar mantıksız şeyleri savunuyor? Bir grup psikoloğun 2017 yılında yaptıkları çalışma aşı karşıtları, düz dünyacılar, küresel ısınmayı yok sayanlar gibi çok açık bilimsel destekleri olan şeyleri inkar eden gruplar hakkında ilginç görüşler ortaya koyuyor. Buna göre bu insanlar belli konular üzerinde bilim insanları gibi mantık çerçevesinde düşünmüyor, bunun yerine bir avukat gibi kabul ettikleri fikirleri destekleyen görüşleri kabul edip diğer tüm görüşleri yok sayıyorlar.

Obama’nın yemin töreninde kullanılan Mars teknolojisi

Amerika Birleşk Devletleri’nin ilk siyahi başkanı ünvanı ile başkanlık koltuğuna oturan Barack Obama‘nın yemin töreninde, Mars gezginlerinin de sahip olduğu ileri teknoloji bir kamera da kullanıldı.

1.474 megapiksel gibi olağan üstü bir çözünürlüğe sahip bu kamera (sıradan dijital fotoğraf makinaları genelde 10 megapikseli geçmiyor) Gigapan olarak adlandırılmış. Bu ticari sürümün temeli ise NASA araştırmalarına dayanmakta. Uzay çalışmalarının hayatımıza yeni bir katkısı daha, ama ne katkı; bu kamerayla yapılan çekimler sayesinde büyük bir panorama içindeki en ufak ayrıntıları incelemek mümkün.

inauguration_strip2
ABD'nin yeni başkanı Barack Obama'nın göreve başlamadan önce yaptığı yemin töreninin bu panoramasının her ayrıntısı incelenebiliyor.

Tek bir tanesi 2 Gb hafıza gerektiren bu panoramik görüntüleri kelimelerle anlatmak imkansız, en iyisi bu adresten kendi gözlerinizle görmeniz.

enduranceplus_opportunity_k

Mars gezginleri, bugün ticari bir ürün olarak piyasada bulunan gigapan teknolojisine sahip kameralardan (Pancam) birer tane var. Bunlar çevrelerinde 360 ve yukarı aşağı 180 derece hareket etme kabiliyetine sahip. Böylece her yönden görüntü alabiliyorlar. Ayrıca kameralar göz hizasında olduğundan, bilim insanları Mars’da dolaşma hissini daha raha yakalayabilmekteler.

Panoramik görüntüler tek bir anda çekilen birçok görüntünün birleştirilmesiyle oluşuyor.  Ticari Gigapan görüntüleyicisiyle çekilen yemin töreni panoraması toplam 15 dakika içinde çekilen 220 ayrı pozun bileşiminden meydana gelmiş.


kaynak:

wikipedia | science@nasa | gigapan.org |