9 Ocak

9 Ocak günü gerçekleşen astronomi, uzay ve havacılık alanındaki önemli tarihi olaylar hakkında kısa bilgiler:

1793 – Kuzey Amerika’daki ilk balon uçuşu Jean-Pierre Blanchard tarafından gerçekleştirildi. Blanchard Pennsylvania eyaletindeki Philadelphia şehrinden havalanıp, New Jersey eyaletinde Deptford’a indi.

ABD’den havalanan ilk balon.

1992 – İlk ötegezegenlerin keşfi, Aleksander Wolszczan ve Dale Frail isimli astronomlar tarafından duyuruldu. Wolszczan ve Frail, kendi etrafında çok hızlı dönen ve yoğun kütleli atarca (pulsar) denilen bir gökcisminin yörüngesinde dolaşan iki gezegen keşfettiler. PSR B1257+12 olarak adlandırılan atarca, Dünya’dan 2,300 ışık yılı uzaklıkta, Başak Takımyıldızı içersinde bulunuyor. Ötegezegenlerin varlığı, Porto Riko’daki (2020 yılında yıkılan) Arecibo Gözlemevi’nde yapılan gözlemler sonucu açığa çıktı. Bir anakol yıldızın yörüngesinde bulunan ilk ötegezegen olan Pegasi 50b’nin keşfi ise 6 Ekim 1995 tarihinde yayınlanacaktı.

Pulsar yörüngesindeki gezegenlerin tasviri.

2011 – ESA’nın Mars Express uzayaracı, Mars’ın uydularından Phobos’a yakın geçiş yaptı ve 100 km mesafeden çektiği görüntüleri Dünya’ya yolladı. Mars’ın iki uydusundan gezegene daha yakın olan Phobos kardeşi Deimos’a göre daha büyük olmasına karşın yine de 22 km çapıyla Güneş Sistemi’ndeki en küçük uydulardan biridir.

Phobos

2016 – Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Rosetta uzayaracı 67P/Churyumov–Gerasimenko kuyrukluyıldızının çekirdeğini 78.8 km öteden görüntüledi. Rosetta’dan ayrılan iniş aracı Philae 2014 yılında kuyrukluyıldıza inerek bir ilki gerçekleştirmişti.

67P/Churyumov–Gerasimenko kuyrukluyıldızı.

9 Ocak günü doğanlar ve ölenler:

1848 – Alman-İngiliz astronom Caroline Herschel öldü (d. 1750)
1864 – Rus matematikçi ve fizikçi Vladimir Steklov doğdu (ö. 1926)

51 Pegasi b: keşfedilen ilk ötegezegen

Güneş dışındaki bir yıldızın yörüngesinde keşfedilen ilk gezegen 51 Pegasi b’dir. Keşfi 6 Ekim 1995 günü yayınlanan Nature dergisinde dünyaya duyurulan ve Dimidium olarak da bilinen bu ötegezegen, Kanatlıat (Pegasus) takımyıldızı sınırlarındaki bizden 50.45 ışık yılı uzaklıkta 51 Pegasi yıldızı yörüngesinde bulunuyor.

Bu önemli keşfin sahipleri olan Michel Mayor ve Didier Queloz, Haute-Provence Gözlemevi’nde kurulu ELODE spektrograf (tayfölçer) ile ışınsal hız metodunu kullanarak gezegenin varlığını tespit ettiler.

Jüpiter’in yaklaşık yarısı kütleye sahip Dimidium, yıldızı olan 51 Pegasi’nin çevresinde 4 günde bir dönüyor. Bu yüksek yörünge hızı (136 km/s) elbette yıldızına çok yakın hareket etmesiyle mümkün oluyor. Ortalama yörünge uzaklığı sadece 7,880,000 km veya 0.0527 astronomik birim. Dünya’nın Güneş’ten 150 milyon km kadar uzakta olduğunu düşünürsek 8 milyon km bir yıldız sistemi için çok yakın bir mesafesi ifade ediyor.

Bir ötegezegenden yansıyan görünür ışık spektrumunun ilk doğrudan tespiti de 51 Pegasi b’de yapılmıştır. Gökbilimciler, Avrupa Güney Gözlemevi’nin Şili’deki La Silla Gözlemevi’nde Yüksek Hassasiyetli Radyal hız Gezegen Arama (HARPS) aletini kullanarak Dimidium’dan gelen ışığı incelemeyi başardılar. Bu araştırma, gezegenin kütlesinin 0,46 Jüpiter kütlesi olarak hesaplanmasında kullanıldı.

Ötegezegen resmi adının yanı sıra Bellerofon olarak da anılıyor. Bellerofon Yunan mitolojisindeki kahramanlardan birisi. Cadmus ve Perseus ile birlikte en büyük kahraman ve canavar avcısı olarak anılır. Athena’nın büyülü dizgini yardımıyla kanatlı at Pegasus’u yakalayıp tanrılara katılmak için onu Olimpos dağına sürer; fakat tanrılar bundan pek hoşlanmaz.

51 Pegasi yıldızı.

51 Pegasi

51 Pegasi yıldızı, Güneş benzeri, anakol grubuna giren bir yıldız. Güneşe göre ömrünün artık daha ileri bir aşamasında. Görünür parlaklığı 5.49 olan bu yıldızı uygun koşullarda gözle görebilmek mümkün ama teleskopla bakmak size ötegezegeni doğrudan göstermeyecektir ne yazık ki. Meraklısı için konum bilgisi şöyle:

Sağ açıklık: 22h 57m 27.9804s, dik açıklık: +20° 46′ 07.7822″.

Pegasus takımyıldızına bağlı Pegasi 51’in konumu.

Kaynak: eso.org | NASA | wikipedia.org |

6 Ekim

6 Ekim günü gerçekleşen astronomi, uzay ve havacılık olayları:

1977: Mikoyan MiG-29’un ilk prototipi ilk kez uçtu.

1995: İlk ötegezegen keşfi: bir başka yıldızın yörüngesinde yeni bir gezegenin varlığı Nature dergisinde yayınlandı. 51 Pegasi b ismini alan ötegezegen Kanatlıat (Pegasus) takımyıldızı sınırlarındaki bizden 50.45 ışık yılı uzaklıkta 51 Pegasi yıldızı yörüngesinde bulunuyor.

1997: Atlantis uzay mekiği STS-86 uçuşunu Kennedy Uzay Merkezi’ne iniş yaparak başarıyla tamamladı. Mir uzay istasyonunu ziyaret eden yedinci uzay mekiği görevi olan STS-86’daki mürettebat üyelerinden David A. Wolf, C. Michael Foale ile görev değişimi yaparak Mir’e transfer oldu. Bu sayede Rus uzay istasyonundaki ABD’li astronot varlığı sürdürülmüş oldu. Wolf, NASA ve Rus Uzay Ajansı işbirliğinin 1B Fazı’nı devam ettirmek için Mir’de yaşayan altıncı ABD astronotu oldu.

2007: Jason Lewis, Dünya’nın çevresini sadece insan gücüyle dolaşan ilk insan oldu. Lewis Dünya’nın çevresini dolaşabilmek için 4,833 günde 74,842 km yol katetti. Başlangıç meridyeninden başlayan yolculuk, sadece insan gücüyle çalışan pedallı bir tekneyle yine başlangıç meridyeninde sonlandı.

İlk kez bir ötegezegende su buharı keşfedildi

Dünya’nın yaklaşık iki katı büyüklüğünde bir süper-dünya olan K2-18 b isimli ötegezegenin atmosferinde gaz halinde su tespit edildi. Tıpkı Dünyadaki gibi..

2015 yılında keşfedilen K2-18 b, kırmızı cüce sınıfında bir yıldızın çevresinde yaşanabilir bölge sınırları içindeki bir yörüngede hareket ediyor. Yaşanabilir bölge bir gezegenin yıldızından, yüzeyindeki suyun tamamen donmayacak kadar yakın ve tamamen buharlaşmayacak kadar uzak olan uzaklığı ifade ediyor.

Gezegen bu haliyle Dünya’ya oldukça benzer olabilir. 2021 yılında James Webb Uzay Teleskobu fırlatıldıktan sonra bu tarz ötegezegenler hakkında çok daha detaylı çalışmalar yapılabilecek.

kaynak: space.com |

Haftalık Gökyüzü Raporu – 34

Yapay zeka gezegen keşfetti

Google’ın makine öğrenmesi teknolojisinden yararlanan bilim insanları Kepler-90 isimli yıldızın yeni bir gezegenini (Kepler-90i) keşfettiler. Kepler-90 bizlerden 2545 ışık yılı uzaklıkta yer alıyor ve bizim sistemimizin mini bir versiyonunu andırmakta. Keşfedilen Kepler-90i adlı gezegen ise yaklaşık olarak Merkür yörüngesinde yeralıyor, yüzey sıcaklığı ise 420 °C’nin üzerinde.

Kepler-90 ile kendi sistemimizdeki gezegenlerin boyut olarak karşılaştırması.

Kullanılan yapay zeka teknolojisi (makine öğrenmesi) bilinen özelliklere dayanarak öğrenilen verilerden bilgisayarın tahminler yapıp karar gerçekleştirebileceği bir model inşaa etmesine dayanıyor. Bilim insanları çok küçük bir gezegeni başarıyla bulabilen sistemin binlerce yıldızda daha keşifler yapabileceğinden ümitli. Ötegezegenler yıldızlarının önünden geçerken bize ulaşan ışığında azalmaya sebep oluyor. Küçük bir gezegeni yakalamak bu nedenle kolay değil. (ileri okuma için: astronomidiyari.com)

Voyager 37 yıl sonra roketlerini ateşledi

37 yıl boyunca hiç kullanılmayan bir makinadan ilk günkü gibi çalışmasını bekler misiniz? 1977 yılında uzaya fırlatılan Voyager-1‘in yönlendirme motorları 37 yıl aradan sonra sorunsuzca tekrar ateşlendi. Voyager 1 bizden yaklaşık 21 milyar km uzaklıkta ilerlemekte. Mesafe büyük olsa da iletişim kesilmiş değil: Dünya’dan gönderilen sinyaller 19 saat 35 dakikada uzayaracına ulaşıyor.

Yönlendirme motorları en son 1980 yılında, Voyager 1 Satürn’ün yakınından geçerken kullanılmıştı. Roketlerin ateşlenme amacı ise iletişimin devamı için Voyager’ın antenini Dünya’ya yönelmiş biçimde tutmak. Bu iş daha önce aracın ana iticileri kullanılarak yapılıyordu ancak bunların eskidikçe daha çok enerjiye gereksinim duydukları ortaya çıktı. Malum artık Voyagerlara yakıt ikmali imkansız.

Uydu merkezinden yeni görüntüler

Türkiye’nin ilk yerli iletişim uyduları Türksat 6A ve Türksat 6B’nin üretiminin gerçekleştirileceği Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’nin görüntüleri basın ile paylaşıldı. Merkezde daha önce Göktürk-2 uydusunun ileri entegrasyon ve çevresel testleri gerçekleştirilmişti.

Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi foto: Anadolu Ajansı

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev değişimi

17 Aralık pazar günü Soyuz MS-07 roketi ile Sefer 54 mürettebatından komutan Anton Shkaplerov (Roscosmos), uçuş mühendisleri Scott Tingle (NASA) ve Norishige Kanai (Japon Hava-Uzay Araştırma Ajansı – JAXA) Kazakistan’daki Baykonur Kozmodromu’ndan Uluslararası Uzay İstasyonu’na olan yolculuklarına çıktılar. Ekip uzayda 5 ay geçirecek.

Fotoğraf: NASA

Bu arada Sefer 53 mürettebatından komutan Randy Bresnik (NASA) ve uçuş mühendisleri Paolo Nespoli (ESA) ve Sergey Ryazanskiy (Roscosmos), Kazakistan’a gerçekleştirdikleri iniş ile Dünya’ya döndüler.

NASA/Bill Ingalls

‘Oumuamua uzay gemisi değilmiş

Farklı bir yıldız sisteminden gelen ilk nesne olduğu anlaşılan ‘Oumuamua‘nın bir uzay gemisi olmadığı da ortaya çıkınca göktaşı olduğu kesinleşti. Bilim insanları 4 bantta milyarlarca farklı kanalı dinleyerek ziyaretçi nesneden herhangi bir sinyal gelip gelmediğini araştırdılar. Araştırmanın sonucuna göre ‘Oumuamua bir taş kadar sessiz.

ESO / M. Kornmesser

Astrobiyoloji Konferansı değerlendirmesi

Astrobiyoloji başta astronomi ve biyoloji olmak üzere çeşitli disiplinlerin biraraya geldiği, yaşamın ortaya çıkmasını ve evrimini sağlayan jeokimyasal ve biyokimyasal etken ve süreçleri konu alan bir bilim dalı. Türkiye’de astrobiyolojiye dair neredeyse hiçbir şey yok. Bu zorluğa rağmen geçtiğimiz ay ODTÜ’de Amatör Astronomlar Topluluğu ile Biyoloji ve Genetik Topluluğu Astrobiyoloji Konferansı gerçekleştirilmişti. Kendisi de bir astrobiyolog olmak isteyen Berfin Dağ konferansın değerlendirmesini yapmış.

2017’nin en iyi bilim görüntüleri

Yıl biterken yıl sonu değerlendirmeleri başlıyor. İşte onlardan biri: Nature dergisinin 2017 yılının en iyi bilim görüntüleri başlığıyla verdiği liste.

Ağustos ayında gerçekleşen güneş tutulmasını içeren birleşik görüntü.
Telif: David Klutho/Sports Illustrated/Getty

UV ışık altında gizli tonları açığa çıkan bir anemon çiçeği. Böceklerin UV ışınlarını algılama konusunda insanlardan daha başarılı olduğunu hatırlatırım.
Telif: Craig Burrows

İstanbul Üniversitesi’nde Bitmeyen Gece

İÜ Amatör Astronomlar Kulübü, en uzun gecenin yaşandığı 21 Aralık (Perşembe) tarihinde halka açık bir etkinlik düzenleyecek. Hava koşulları uygun olursa teleskop gözleminin de gerçekleşeceği etkinlik elbette ücretsiz. Detaylara etkinlik sayfasından ulaşabilirsiniz.

Hollanda polisi dron avlamak için kartalları kullanmaktan vazgeçti

Sebep kartalların dron pervanesinden zarar görme ihtimali değil tabii. Hayvanlar herzaman insanların istediği gibi davranmıyor ve dronları hedef olarak görmüyor. Avlanmak için aç olmaları gerekebiliyor. Hedef olarak görseler de eğer başarılı olamazlarsa sinirlenip farklı bir av aramaya koyuluyorlar. Dronları yerleşime yakın yerlerde kullanacaklarından bu hedef insan yavruları olma ihtimali de var. Mazallah..

Hollanda polisi tarafından eğitilen bir kartal dron, yakalarken.
Foto: KOEN VAN WEEL/AFP/Getty Images

İşte bu nedenlerden ötürü Hollanda polisi istenmeyen dronları avlamak için kartalları kullanmaktan vazgeçti. Dronları avlamak için yırtıcı kuşları kullanmak yerine diğer bir yöntem ise yine yırtıcı bir kuş olan doğanların av straeilerinden bir dron savunma sistemi tasarlamak olabilir.