Sally Ride: ilk Amerikalı kadın astronot

Uzaydaki ilk ABDli kadın astronot, uzaya çıkan 3. kadın; Fizikçi; Çocuklar için uzayı keşfetme temalı bilim kitapları yazan, özellikle kız öğrencilerin bilime yönelmesi için desteğini ölene dek sürdüren bir bilim kahramanı.

sally-ride

26 Mayıs 1951’de doğan Ride, Stanford Üniversitesi’nde fizik okudu.

İlk kez 1963 yılında ilk kadın, Valentina Tereşkova, uzaya çıkmıştı. Bu tarihten sonra ise uzun bir dönem kadınlar yörünge faaliyetlerine katılamadılar. 1977 yılında NASA kadın astronot çalışmasına başladığında Sally Ride öğrenimini sürdürmekteydi. Okul gazetesinde kadınları astronot programına davet eden bir ilan gördüğünde başvurmaya karar verdi ve bu iş için seçilen 6 kadından biri oldu.

sally-ride-orta-guvertede

Sonunda Ride, 18 Haziran 1983 tarihinde STS-7 görevi dahilinde Challenger uzay mekiği ile yörüngeye çıkarak, uzaya çıkan ilk Amerikalı kadın ünvanını kazandı. Ride’ın mekikteki görevi robot kolu kontrol etmekti. Uzay mekiğinde taşınan uyduları başarıyla yörüngeye yerleştirdi.

sally-ride-kumanda

Bu görevden sonra 1984 tarihinde tekrar bir uzay mekiği görevi ile uzaya çıktı. Sally Ride sonrasında onlarca kadın daha uzaya çıkma şansına erişti.

1987 yılında NASA’daki görevinden ayrılan Ride, California Üniversitesi’nde ders vermeye başladı. Bilim ve matematik alanında çalışmak isteyen kadınların ve kızlara yardım etmenin yollarını aramaya koyulan Ride, NASA’ya EarthKAM projesini önerdi. EarthKAM orta okul öğrencilerinin Uluslararası Uzay İstasyonu üzerindeki bir kamera ile Dünya’nın fotoğraflarını çekmesini, daha sonra çektikleri fotoğraflar üzerinde çalışmasına dayanıyor. EarthKAM programı bugün Sally Ride’ın adını da taşıyarak devam ediyor.

Sally Ride 23 Temmuz 2012’de ölene dek öğrencilerin, özellikle de kızların bilim ve matematik alanında çalışması için desteğini sürdürdü. Öğrenciler ve öğretmenler için bilim kitapları yazdı, bilim programlarını ve festivallerde çalıştı.

kaynak: NASA |

fotoğraflar: NASA ve Wikipedia

ilk yayın: 19 Haziran 2016

James Webb Uzay Teleskobu tamamen katlandı

NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu tamamen katlandı ve rokete sığabilecek şekle girmiş oldu. Şimdiye kadarki en gelişmiş uzay gözlemevi olacak uzayaracı gelecek yıl bu halde Ariane 5 roketine yüklenip fırlatılacak.

James Webb Uzay Teleskobu tamamen katlanarak fırlatma konumuna getirildi. Kaynak: NASA

JWST normal halinde oldukça büyük bir araç. Aynası 6 metre, Güneş ışınlarından teleskobu koruyan perdeleri ise tenis kortu boyutunda. Uzayaracını bu halde bir rokete sığdırmak mümkün olmadığından katlanması, uzayda yerini aldığında tekrar açılıp normal haline alması gerekiyor. Şimdiye kadarki en karmaşık uzay teleskobu olan James Webb’in montajı ve katlanması, sorunsuz ilerleyebilmesi için temkinli ilerlendiğinden oldukça uzun zaman aldı.

kaynak: nasa.gov |

Apollo astronotları karantinada: Mobil karantina servisi

Mobil karantina servisi (Mobile quarantine facility), Apollo astronotlarının Ay’dan döndükten sonraki karantina sürecini geçirdikleri taşınabilir yaşam alanıdır. Apollo görevleri sonunda astronotlar Ay’dan taşıyabilecekleri olası hastalık yapıcı Ay organizmalarının Dünya’ya yayılmaması amacıyla karantinaya alınıyordu.

Astronotlar için karantina fikri 80’lerdeki meşhur Cosmos belgeseliyle (ilk seri; bkz: Soluk Mavi Nokta) kitlelerce tanınan Dr. Carl Sagan tarafından ortaya atılmıştı. Sagan, Ay’dan öldürücü organizmalarının bulaşma olasılığını düşük olduğunu belirtse de Dünya’daki yaşamın zarar göreme olasılığı ne kadar düşük olursa olsun dikkate alınması gereken bir risk olarak görüldü.

Mobil karantina servisi (Mobile quarantine facility) içindeki Apollo 11 astronotları dönemin ABD başkanı Nixon ile görüşürken.

Apollo 11, Apollo 12 ve Apollo 14 astronotları karantinaya alındı. Ay’ın tamamen steril olduğu kesinleşince sonraki görevlerinde karantina servisi kullanılmadı.

Astronotların Dünya’dan tecrit edildikleri 21 günlük karantinayı dış dünya ile haberleşebildikleri Mobil karantina servisinde geçiriyordu. Bu servis Airstream modeli bir karavanın astronotların ihtiyaçları doğrultusunda modifiye edilmiş ve ‘mobil’ ibaresine tezat biçimde tekerlekleri sökülmüş haliydi.

kaynak: archives.gov | wikiland.com |

Soluk Mavi Nokta

14 Şubat 1990 günü, o an Dünya’dan 6.4 milyar kilometre uzakta bulunan NASA’nın Voyager 1 uzay sondası “Soluk Mavi Nokta” diye anılan bu fotoğrafı çekti.  Bu görevin planlayıcılarından ünlü astronom Carl Sagan, aynı isimli kitabında soluk mavi noktayı şu destansı anlatımla ölümsüzleştirdi:

Uzayın derinliklerinde küçücük soluk mavi nokta biçiminde görülen Dünya’mız.

Soluk Mavi Nokta

Uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. Eğer bu resme dikkatlice bakarsanız, orada bir nokta göreceksiniz. O noktaya tekrar bakın. İşte o nokta burası; evimiz… O nokta biziz. Sevdiğiniz herkes, tüm tanıdıklarınız, adını duyduklarınız, gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktanın üzerinde geçirdiler. Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden emin bin çeşit inancımız, ideolojimiz ve ekonomik öğretimiz; her avcı ve her yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri, her kral ve her köylü, birbirine aşık olan her genç çift, her anne ve her baba, umutları olan her çocuk, her mucit ve her kâşif, ahlak değerlerini öğreten her öğretmen, yozlaşmış her politikacı, her bir “yıldız”, her bir “yüce önder”, her aziz ve her günâhkar işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinde.

Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün… Şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün… Anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun!

Bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. Gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. İçinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.

Dünya… Şu ana kadar, yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. En azından yakın gelecekte, türümüzün göçebileceği başka hiçbir yer yok. Evet, ziyaret ediyoruz. Ama henüz yerleşemiyoruz. Beğensek de beğenmesek de, Dünya şu an için yaşadığımız yegâne yer.

Gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor. Bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük Dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. Bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor.

Carl Sagan, Soluk Mavi Nokta (Pale Blue Dot), 1994
Çeviri ve Düzenleme : Murat TUNÇAY – Tahir ŞİŞMAN

bulutsu.org

Ekliptik düzleme 32 derece açıyla, Camelopardalis takımyıldızı yönünde ilerleyen Voyager 1, son fotoğrafik görevi için kameralarını Orion takımyıldızına çevirip 39 geniş, 21 tane de dar açılı fotoğraf kaydetti. Bu sayede tüm gezegenlerin görüldüğü, Güneş Sistemi’nin bir aile fotoğrafını çekmiş oldu.

Boşlukta, Güneş ışınlarının arasında soluk bir nokta olarak görülen Dünya’nın fotoğrafı da bu sayede ortaya çıkmış oldu.

Voyager I tarafından kaydedilen, Güneş Sistemi’ndeki tüm gezegenlerin bir arada gözüktüğü birleşik görüntü.

Mavi Bilye

7 Aralık 1972 tarihinde Ay’a yolculuk eden Apollo 17 mürettebatı tarafından, 29 bin km öteden fotoğraflanan Dünya. Bu görüntü “Mavi Bilye” (blue mearble) olarak adlandırılan meşhur bir ikondur.

Ay’da yürüyecek son insanları taşıyan bu Apollo seferinde ilk kez uçuş yolu gezegenin güney kutup bölgesinin görülmesine olanak sağlıyordu.

Fotoğraf orjinalinde ters çekilmişti. Buna karşın çoğu zaman insanların alışkanlıklarına uygun olarak kuzey üstte oryantasyonuna uygun olarak sunulur.

Dünya.
Görüntünün orjinal hali. NASA.

Fotoğraf uzayaracının fırlatmasından 6 saat 5 dakika sonra, park yörüngesinden ayrılıp Ay’a giderken çekilmişti. NASA arşivinde resmi olarak  AS17-148-22727 olarak kayıtlı olan fotoğraf 80 mm Zeiss lens takılı 70 milimetrelik bir Hasselblad kamera ile çekilmişti.

Fotoğrafı tam olarak kimin çektiği ise net değil. Bu nedenle NASA uzayaracında bulunan tüm astronotları (Eugene Cernan, Ronald Evans ve Harrison Schmitt) katkı veren kısmında anıyor. Buna karşın yapılan araştırmaya göre Jack Schmitt’in çekmiş olması daha olası.

Apollo 17 Ay’a düzenlenen son insanlı görevdi. O tarihten sonra bir daha hiçbir insan Dünya’yı tam küre haliyle görebilecek kadar gezegenden uzaklaşamadı. Sadece bazı uydular sayesinde küremizi görüntüleyebildik.

Dünya Günü

Mavi Bilye fotoğrafındaki gezegenimizin kırılgan görüntüsü John McConnell’a ilham verir ve onun önerisiyle 22 Nisan 1970 tarihinde Dünya Günü kutlanır. Bu kutlama dünyanın çapında çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla günümüzde de devam ediyor.

1946’da Nazilerin el konulan V2 roketlerinin birine kamera yerleştiren ve bu sayede gezegenimizin uzaydan ilk fotoğrafının çelikmesini sağlayan mühendis Clyde Holliday 1950’de National Geographic’te bir gün Dünya’nın tüm yüzeyinin bu şekilde görüntülenebileceği öngörüsünde bulunmuştu.

İlk yayımlanma: 10 Aralık 2017