güneş rüzgarları Mars atmosferini kopartıyor

Biliminsanları, Mars atmosfernin güneş rüzgarlarınca kopartıldığına dair yeni bir kanıt buldular. Söz konusu erozyon büyük yığınlar kopartarak gezegenin atmosferini derin uzaya saçıyor. Bu mekanizma Kızıl Gezegen’in geçmişini aydınlatabilir.

UC Berkeley’den David Brain: “Mars’ın neden çok az havaya sahip olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir” diyor. Milyarlarca yıl önce Kızıl Gezegen daha fazla havaya sahipti (Mars havasının birincil bileşeni Dünya’mızınki gibi azotoksijen karışımından değil karbondioksitten oluşuyor). Antik Mars’ın göl ve nehir yatakları, bize onun bir zamanlar bol su ile kaplı olduğunu ve bu suyun buharlaşarak uzaya kaçmasını engelleyecek kadar kalın bir atmosfer ile sarıldığını gösteriyor.

Biliminsanları Marsın daha kalın bir atmosfere sahip olduğu zamanlarda bolca suya sahip olduğunu düşünüyor. Yukarıdaki resimde de bir sanatçının sulak Mars hayali görülüyor.
Biliminsanları Mars’ın daha kalın bir atmosfere sahip olduğu zamanlarda bolca suya sahip olduğunu düşünüyor. Yukarıdaki resimde de bir sanatçının ‘sulak’ Mars hayali görülüyor.

Biliminsanlarına göre mars atmosferi bir zamanlar Dünya atmosferi kadar kalındı. Bugün ise bu amosferdeki ortalama basınç, Dünya’da deniz seviyesinde varolan basıncın % 1’i kadar, bu da suyun buharlaşarak kaçmasına neden oluyor. Eğer Mars’ın herhangi bir yerine bir kap su koyacak olursak, bu su hızla ve şiddetle kaynayıp gider.

Peki bir zamanların kalın atmosferi nereye gitti? Araştırmacılar bazı olasılıklar üzerinde duruyor: Bir  göktaşının uzun zaman önce Mars’a çarpması, tek bir şiddetli değişim ile gezegenin atmosferinin bir parçasını püskürtmüş olabilir. Veya kayıp güneş rüzgarlarınca oluşan ve milyarlarca yıl boyunca durmaksızın süren  kum-patlamalarının sonucu olarak yavaşça ve derece derece oluşmuş olabilir. Ya da bu iki mekanizma da işlemiş olabilir.

Brain yeni bir olasılığı ortaya çıkarttı. Günlük kopma işlemi büyük tufan ile yavaş erozyon modelleri arasında duruyor. Kanıt NASA’nın şimdi emekliye ayrılmış olan Mars Global Surveyor (MGS) uzay aracından geliyor.

1998 yılında MGS Mars’ın çok farklı bir manyetik alana sahip olduğunu keşfetti. Dünya’nınki gibi bir küresel kabarcığın aksine, Mars manyetik alanı yüzeyden filizlenerek Mars atmosferinin üstüne kadar çıkan şemsiyelere benziyor. Bu şemsiyelerden düzünelerce var ve gezegen yüzeyinin % 40’ını, genel olarak güney yarıküresini kapsıyor.

kırmızı ile gösterilen güneş rüzgarları (solar wind), yere yakın işaretlenenler ise manyetik şemsiyeler (magnetic umbrellas)
Kırmızı ile gösterilen güneş rüzgarları (solar wind), yere yakın işaretlenenler ise manyetik şemsiyeler (magnetic umbrellas)

Yıllar boyunca araştırmacılar bu şemsiyelerin Mars atmosferini, altında kalan hava ceplerine siper olarak onları güneş rüzgarı erozyonundan koruduğunu düşünüyorlardı. Brain ise bunun tersinin de olabileceğini bulduşemsiyeler, havadaki yapışkan kalın parçaların geri düştüğü bölgelerde bulunuyor.

Brain, Global Surveyor’ın parçacık ve alan algılayıcılarının 25.000 yörüngeden topladığı ölçümleri kullandı. Bu yörüngelerin birinde MGS bir manyetik şemsiyenin tepesinin içinden geçti. Brain şemsiyenin manyetik alanının güneş rüzgarının manyetik alanıyla bağlandığını farkeder. Bu aşamadan sonra ne olduğu tam olarak anlaşılmış değil fakat senaryolardan biri şu: birleşen manyetik alanlar Mars atmosferinin üstünde bir hava cebinde birbirini sarmalayarak, içinde iyonize havanın kapana kısıldığı bin kilometrelik bir manyetik kapsüller oluşturuyor.

plasmoidslide_strip1

Güneş rüzgarlarının basıncı bu kapsüllerin içlerindeki kargolarıyla beraber geriye doğru sürüklenmesine ve en sonunda da kopmasına sebep oluyor. Sürecin neye benzediği aşağıdaki şekillerde gösterilmiş. Manyetik kapsüller, (veya plasmoidler), daha çok manyetik şemsiyenin bulunduğu, Mars’ın güney yarıküresi üzerinde kopuyorlar.

Eldeki veriler henüz bu teorinin doğruluğunu ortaya koymak için yeterli değil, çünkü MGS bu verileri sağlayabilecek gerekli donanımlara sahip değil. Özel olarak Mars atmosferindeki erozyonu araştırmak için tasarlanan MAVEN, 2013 yılında Mars’a fırlatılacak. Bu araç, Mars atmosferinde neler olup bittiğine dair daha çok şey söyleyecek.

2013 yılında göreve başlayan MAVEN uzayaracının elde ettiği veriler sayesinde artık bu etkinin gerçekten varolduğundan eminiz. Araştırmacıların veriler üzerindeki çalışmalarına göre güneş rüzgarı kaynaklı erozyon Mars atmosferinden her saniye 100 g kadar gaz kopartıyor.

Etki çok büyük değil ama “taşı delen suyun kuvveti değil kararlılığıdır” misali, milyarlarca yıllık süreçte Mars’ı ince bir atmosfere mahkum etmeye yetmiş. İşin kötüsü bu erozyon süreci devam ediyor.

Kaynak: science@nasa |

Mars okyanusları için yeni kanıt

Mars’ta milyarlarca yıl önce, su bulunup bulunmadığı yıllardır tartışılan bir konu. Bir kısım biliminsanı, Mars’ın bir zamanlar okyanuslar dolusu suya sahip olduğunu, fakat yaşanan bir faciyanın ardından tüm suyun buharlaştığını düşünüyor. Bu savı destekleyen yeni kanıtlar ortaya atıldı.

Bu yeni fikre göre, yüksek seviyelerdeki (volkanların yakınındaki) kayaların içerdiği potasyum, toryum ve demir gibi elementler geçmişteki olası su kütlesinin taşımasıyla daha alçaktaki yerlere inmiş olmalı. Eğer geçmişte okyanuslar varolduysa, bu elementler sudan kayaların dış yüzeyine yapışmış ve Daha sonra okyanusların buharlaşmasıyla, bu elementler yüzeyde ince bir tabaka meydana getirmiş olmalı.

Mars Odyssey uzay sondasında bulunan Mars Gama-Işını Spektrometresi Merih yüzeyinde bulunan elemetlerin miktarını ölçebiliyor. Bu cihazla yapılan bazı testlerde, Mars’ın alçak bölgelerinde, okyanusların varlığına kanıt olabilecek bazı bulgulara rastlanmış. Buna göre, söz konusu elemetlerin teoriyi destekleyecek şekilde kıyışeritlerinde yoğun olarak bulunduğu tespit edilmiş.

 

Yukarıdaki haritada Mars yüzeyindeki potasyum derişimi (konsantrasyonu) gösteriliyor. Derişimin yüksek olduğu bölgeler mavi ve yeşille gösterilmiş, az olan yerler ise sarı ve kırmızı ile renklendirilmiş.

Kaynak: UA News | discovermagazine.com

Anka Kuşu’nun görevi sona erdi

Anka Kuşunun toprağı kazmakta kullandığı kepçesi
Anka Kuşu'nun toprağı kazmakta kullandığı kepçesi

4 Ağustos 2007’de fırlatılıp, 25 Mayıs 2008 tarihinde de Mars yüzeyine sorunsuz bir şekilde inmeyi başaran ve uzun süredir bağlantının kesik olduğu NASA uzayaracı Phoeniks’in, (Anka Kuşu) Kızıl Gezegen’in toprak yapısını incelediği görevinin fiilen sona erdiği açıklandı.

Görevi süresince, kazdığı toprak tabakasının neredeyse atomik seviyede 25.000’in üzerinde fotoğrafını çeken araç, 152 mars günü içinde 149 bilimsel incelemeyi yaparak birincil görevini tamamlamıştı. Anka Kuşu bunun ardından Mars havasını incelemek için kullanıldı.

Anka Kuşu’nun incelediği toprak yapısında bikarbonat ve silikat tabakası bulunmuştu. Bu mineraller genelde sıvı haldeki su olmadan oluşmadığı için, buluş geçmişteki suyun kanıtı olarak değerlendirilmişti.

Kaynak: NASA – Phoeniks sayfası | NTVMSNBC |

Mars ufku

mars_uful_opportunity_k.jpg

Eğer Mars’ta olsaydınız ne görecektiniz? Robotik Opportunity gezgini gibi kızıl gezegende dolanıyor olsaydınız, engin kızıl kum ovalarını, hafif portakal rengi gökyüzünü ve incecik aydınlık bulutları hakkıyla görebilirdiniz. Gezgin Opportunity bu ayın başında Victoria kraterine ulştığında, büyük kraterden tamamen farklı bir yöne bakarak bu uzak manzarayı çekti. Diğer Mars manzaralarından farklı olarak, bu görüntüde az sayıda kaya görülebiliyor. Uzak kızıl ufuk çok düz ve özelliği olmayan manzara Dünya’mızdaki okyanus manzaralarını anımsatıyor.

Mars’taki bulutlar ya karbondioksit buzundan ya da su buzundan oluşuyor, ve Dünya’daki bulutlar gibi hızlı hareket edebiliyor . Mars havasındaki Kırmızı toz ise, son rengin ‘yüzen’ toz parçacıklarının yoğunluk ve parçacık büyüklüğüne bağlı olması sayesinde, Mars üzerindeki gökyüzünün, Dünya’da mavi olan rengini kırmızıya çeviriyor.

Kaynak : apod.nasa.gov