Güneş’in kuzey kutbu nasıl gözükür?

Yıldızımız Güneş’i Dünya üzerindeki gözlemevlerinin yanı sıra uzaydaki SOHO gibi uydularla sürekli olarak izliyoruz. Fakat bunlar genel olarak gezegenlerin sıralandığı düzlemin dışına, yani Güneş’in ekvator düzleminin üzerine çıkmadılar. Kutupları inceleyen tek görev Ulysses’ti ancak onun üzerinde de herhangi bir görüntüleyici araç bulunmuyordu. Dolayısıyla Güneş’e ‘tepeden bakma’ şansımız olmadı ve kutuplarını doğrudan gözlemleyemedik.

Güneş’in kutupları nasıl görülür hiç merak ettiniz mi? Bilim insanları çok meraklı olduğu için bu sorunun da yanıtını aramışlar.

Avrupa Uzay Ajansı’ndaki (European Space Agency – ESA) bilim insanları Proba-2 uydusundan toplanan görüntülerden elde edilen verilerle yıldızımızın kutbunun neye benzeyebileceğini gösteren bir görüntü ortaya çıkarmışlar.

Satürn’ün altıgen fırtınası

Satürn’ün kuzey kutbundaki devasa altıgen yapı ilk olarak 1988’de, NASA’nın Voyager sondalarının 1980 ve 1981 yıllarında Satürn’den yakın geçişleri sırasında elde ettiği verileri inceleyen bilim insanlarınca keşfedildi. Gezegenin atmosferindeki bu garip oluşumun varlığı, yıllar sonra Satürn’e ulaşan Cassini uzayaracı ile teyit edildi.

Satürn’ün kuzey kutbundan, 78° kuzey enlemine kadar uzanan devasa altıgen yapının Güneş Sistemi’nde bir eşi daha görülmüş değil. Altıgenin her kenarı yaklaşık 13,000 km uzunlukta; Dünya’nın çapının 12,700 km olduğunu düşünürsek, İçine rahatça 4 Dünya’nın sığabileceği bu eşsiz atmosferik fenomenin boyutları daha iyi anlaşılabilir.

Satürn’ün altıgeni ile Dünya’nın boyutlarının karşılaştırması. (Bkz: Satürn – Dünya karşılaştırması)

Bu altıgen fenomene benzer bir şey daha önce hiçbir gezegende görülmemişti. 32,000 kilometre genişlikteki yapının, Satürn’ün kuzey kutbuna denk gelen merkezinde büyük bir fırtına gözü var. Onun çevresinde daha küçük girdaplar altıgene ters yönde dönmekteler. Bu küçük girdaplar da esasen 3500 km çapa erişebilmekte: Dünya’daki en büyük fırtınaların iki katı.

Dünya’daki büyük fırtınalar bir hafta içinde son bulurken, bu fırtınalar yıllardır hatta yüz yıllardır devam etmekte. Bilim insanları bunu Satürn’de fırtınaların enerjisini Dünya’daki gibi sürtünme yoluyla katı yüzeye aktaramamasına bağlıyor.

Satürn altıgeninin merkezindeki fırtınanın gözü.
Merkezdeki fırtınanın gözü (fotoğrafta gerçek olmayan renklerle gözüküyor) 2,000 km genişlikte ve bulutların hızı saatte 530 kilometreyi buluyor.

Voyager ve Cassini’nin bulut gözlemleri sayesinde Satürn’deki rüzgar hızlarını biliyoruz. Voyager ve Cassini gözlemleri arasında hız farkı var bu fark. Voyager daha hızlı rüzgarlar ölçmüştü. Bunlar yukarıda kesikli çizgiler ile gösterilmiş. En hızlı esen rüzgarlar gezegenin ekvator bölgesinde görülüyor. (şekilde 0 noktası ekvatoru ifade ediyor) Ekvatordan ilerledikçe batı ve doğu yönünde ilerleyen jet akıntılarına rastlıyoruz.

Ana Aguiar ve ekibinin yaptığı çalışma önemli olanın rüzgarların hızı değil, hızlar arasındaki fark olduğunu gösteriyor. Satürn atmosferinde birbirine komşu rüzgarlar arasında yukarıda göreceğiniz gibi büyük farklılıklar var. Bu farka akışkanın düzensiz davranışları, dahili dalgalar, hortumlar ve anaforlar sepep oluyor. Rüzgar hızı grafiğinde 78. kuzey enlemi civarı yüksek ve düşük hızların en dar alanda en sık görüldüğü bölge. Aguiar ve ekibine göre Satürn’ün garip atmosfer özelliği için burası bu nedenle uygun bir nokta.

Aguiar ve ekibi çalışmalarında rüzgar hızındaki aşırı farkların yüksk enlemdeki jetin dalga hareketi oluşturabileceğini ve gezegeni çevreleyen tam altı dalganın altıgeni nasıl kuracağını gösteren bir matematiksel modeli gözden geçirmiş. Bu dalga jet akımlarıyla tam olarak aynı hızda yayılır. Bunun anlamı altıgenin Satürn’ün dönüşüne göre neredeyse durağan gözükeceğidir. Dahası, ekip güney kutbu yakınında gözlenen rüzgar koşullarının kuzey kutup bölgesindekilerden yeterince farklı olduğunu gösteriyor.Bu, güney kutbunda altıgen oluşmadığı için araştırmacıların modelinin doğruluğunu destekleyen bir durum.

Telif: Ana Aguiar

İşin deney kısmında 10 cm derinliğinde ve 60 cm genişliğinde dönebilen bir tank hazırlamışlar. Tank, içinde bulunan bir kapak sayesinde eşmerkezli bölümlere ayrılmış. Kapağın içini ve tankın tabanını tankın dış kenarına göre farklı devirlerde döndürebiliyorlar. Bu sayede Satürn atmosferindeki hız farkları taklit edilebilmekte. İki diskin göreli hızlarına (birbirleriyle olan hız farkına) bağlı olarak farklı şeyler meydana gelmekte. Düşük göreli hızlarda farklı bir durum meydana gelmezken, göreli hız, dolayısıyla hız farkı arttığında iki disk arasında bir sınır oluşmaya başlıyor.

Koşullara göre, dalgalar düzensiz bir hale evriliyor ya da bazen son derece stabil duruma geçiyorlar. Dönme eksenini çevreleyen 2 ile 8 arasında dalga olabiliyor ancak oldukça geniş bir deney parametresi aralığında 6 adet dalga, yani bir altıgen üretiyorlar.

kaynakplanetary.orgbulutsu.orgastronomidiyari.com |

kutup buzulları

Kışın genişleyen kutup buzulları yazın eriyerek, eylülde en dar sınırlarına geriler. Bu döngü sayesinde kutuplarda biriken buz kütleleri sürekli yenilenir. Bunun sonucu olarak da Kuzey Kutbu’nda çok yazşı buz katmanlarına nadiren rastlanır.

Kuzey Kutbu’ndaki 1987-2014 yılları arasındaki buz hareketini gösteren yukarıdaki animasyonda koyu maviden beyaza doğru değişen renk skalası, buz kütlelerinin yaşını belirtiyor. Beyaz olanlar 9 yıldan yaşlı, koyu maviler ise bir yıllık buzları temsil ediyor.

Animasyon Mark Tschudi’nin (CCAR, University of Colorado) sağladığı veriler kullanılarak Climate.gov takımı tarafından hazırlanmış.

Merkür’ün gölgeli kuzey kutbu

Merkür'ün kuzey kutbu

Merkür yörüngesine giren ilk uzayaracı olan MESSENGER uydusu, diğer adı Utarit olan gezegeni incelemeye devam ediyor. Dün, MESSENGER takımı Merkür’ün kuzey kutbuna ait yeni bir fotoğraf yayınladı. Bol kraterli Merkür kutbunun bu fotoğrafı esasen MESSENGER uzayaracı’nın Çift Görüntüleme Sistemi (Dual İmaging System – MDIS) cihazıyla yakalanan birçok görüntünün biraraya getirilerek elde edilen bir mozaik görüntüsü.

Ortadaki en büyük krater adını 20. yy Rus bestecisi Prokofiev’den alıyor. Prokofiev 110 km çapına sakip ve daimi olarak gölgede kalan iç kısmını hedefleyen radar sinyallerinin geri dönüş şekli, biliminsanlarına burada su buzu olduğunu düşündürüyor.

Merkür, Güneş’e Dünya’dan 3 kat daha yakın ve 425ºC ortalama gündüz sıcaklığına sahip olmasına karşın, bu sıcaklığı koruyacak veya taşıyacak bir atmosferi hemen hemen yok. Uzun süren çok sıcak Merkür günü sonrası uzun ve çok soğuk bir gece başlar ve sıcaklık -185ºC’ye kadar düşer. Ne kadar uzun derseniz hatırlatalım: bir Merkür günü: 176 dünya gününe eşit!

Merkür'ün kuzey kutbu

Dünya gibi eksen eğikliğine sahip olmadığı için, bazı kutup noktaları kelimenin tam anlamıyla hiç gün ışığı alamaz. Bu şu demek: bir meteorit çarpmasıyla buharlaşmadığı sürece krater derinliklerinde toplanmış su daimi olarak donmuş halde kalır.

Tıpkı Prokofiev gibi, kuzey kutbundaki diğer benzer gölgeli kraterler de ünlü ressam, yazar ve bestecilerin adlarını yaşatıyor: Kandinsky, Stieglitz, Goethe, hatta biri sonradan Yüzüklerin Efendisi serisinin ünlü yazarı J.R.R. Tolkien’in adını almış.

kaynak : universetoday

kutup tuhaflıkları

Kutuplarda dünyanın geri kalanına göre hiç de olağan olmayan hadiseler yaşanıyor. Bunlardan en önemlisi Güneş’in gökyüzündeki tuhaf hareketleri ve bundan ileri gelen acayip gündüz/gece süreleri.. Yukarıdaki birleştirilmiş fotoğrafta, 21 haziran gündönümünde güneşin günlük hareketi görülüyor.

Perşembe günü, Hürriyet gazetesinin Kelebek eki yazarlarından Onur Baştürk de Finlandiya’da kutba yakın bir bölgede yaşadığı bu ilginç deneyimi anlatmış:

Gündüzüm gündüzüme karıştı

Iki gündür Finlandiya’dayım ve gece neydi, nasıl bir şeydi, unutmak üzereyim.
Gecem gündüzüme karıştı derler ya, aslında durum şöyle:
Gündüzüm gündüzüme karıştı…
O malum ezber coğrafya bilgilerini hatırlayın hemen (bkz: altı ay gece altı ay gündüz), işte bu topraklarda şu sıralar gündüz formatına geçilmiş durumda.
Güneş 00.30 gibi batıyor. 02.00’ye kadar ortalık en fazla, en laytından bir alacakaranlık oluyor.
Yani göz gözü görüyor…
03.30 civarı ise güneş hoppp yeniden çıkıyor.
“Beyaz geceler” hadisesi yani…

Hürriyet’teki yazının devamı