Hubble’ın aydınlattığı yıldız kümeleri

Bu NASA/ESA Hubble Uzay Teleskopu görüntüsü, Erboğa (Centaurus) takımyıldızı yönünde 450 milyon ışıkyılı uzaklıkta bulunan Abell S0740 kümesindeki farklı biçimlerdeki gökada topluluğunu göstermekte.

Dev eliptik ESO 325-G004, kümenin merkezinde geniş bir yere kaplıyor. Hubble, ESO 325-G004’ü çevreleyen binlerce küresel yıldız kümesini ayrıştırıyor. Küresel yıldız kümeleri, kütleçekimsel olarak birbirine bağlı yüzlerce yıldızdan oluşan yoğun gruplardır. Galaksinin uzaklığında, yayılma halesi içerisindeki ışık noktaları olarak görünüyorlar.

Abell S0740 gökada kümesi 📸: NASA/ESA Hubble Uzay Teleskopu

Bu görüntü, Ocak 2005’te alınan Hubble bilim gözlemleri ile bir yıl sonra 3 renk kompozit oluşturmak için alınan Hubble Heritage gözlemleriyle birleştirerek oluşturuldu. Hubble’daki Araştırmalar için Gelişmiş Kamera (Advanced Camera for Surveys) mavi, kırmızı ve kızılötesi ışığı izole eden filtreler ile birlikte kullanıldı.

kaynak: spacetelescope.org |

Haftalık Gökyüzü Raporu – 37

Mayıs ayında gökyüzü

Mayıs ayına giriyoruz. Artk gökyüzü gözlemi için kolay kolay olumsuz hava koşullarına denk gelmeyiz. Ay, Mayıs’ın 15’inde yeniay evresinde olacak. Kareti takvime göre Ramazan ayı başlıyor. Derin uzay gözlemi yapmak için uygun bir zaman. Venüs, ay başında hava tamamen kararmadan bile batıda parıldıyor olacak. Güneş Sistemi’nin büyük devi Jüpiter ay boyunca Galileo Ayları ile beraber gözlemlenebilecek. Satürn, gecenin ortasında doğacak.
Mayıs ayının tüm gök olaylarına astrobilgi.org’dan ulaşabilirsiniz. Daha özet haldeki infografik içinse uzaydanhaberler.com’a bakabilirsiniz.

Hubble 28 yaşında

NASA’nın emektar uzay teleskobu Hubble 28. yaşını kutladı. Üstelik hediye alan değil veren taraf oldu ve bizlere muhteşem bir Lagün Bulutsusu (Messier 8 / M8) görseli sundu. Güneş’in 4 bin ışık yılı uzağındaki Lagün bulutsusu, dürbün ile gözlemlenebilir. Hubble’ın yoğunlaştığı nokta ise Güneş’ten 200 bin kat parlak bir yıldız olan Herschel 36’nın çevresi.

TESS fırlatıldı

NASA’nın yeni ötegezegen avcısı teleskobu TESS başarıyla fırlatıldı. Ötegezegen arayan Kepler teleskobu gökyüzünde sabit bir noktaya bakarken, TESS neredeyse tüm gökyüzünü tarayacak ve Güneş Sistemi’ne görece yakın yıldızlardaki ötegezegenleri keşfetmeye çalışıcak. TESS ötegezegenleri tespit için geçiş yöntemini kullanıyor. Bir yıldızın yörüngesindeki gezegen, Dünya ile yıldızı arasına girdiğinde yıldızın parlaklığında gezegenin büyüklüğüne göre bir azalma olur. Bunun miktarı ve süresine göre ötegezegenin büyüklüğü ve yıldızına uzaklığı hesaplanabiliyor.

TESS’i taşıyan Falcon 9 roketinin motorları.

Uzaylılar gezegenlerine çakılı kalmış olabilir

Evrende yüz milyarlarca gökada içinde yüz milyarlarca yıldız var. Bu muazzam mekan bolluğuna bakan Carl Sagan eğer evrende sadece biz varsak bunun büyük bir yer israfı olacağını söylemişti. Bunu derken uzaklarda bir yerlerde başka canlı türlerinin olması olasılığının yüksekliğine vurgu yapıyordu. Ancak şimdilik uzaylıların varlığına dair herhangi bir emare yok. Uzaylılarla neden karşılaşmadığımız bilim insanlarının açıklamaya çalıştığı bir soru (Fermi Paradoksu). Buna dair yeni bir araştırma, süper Dünya denilen dev karasal gezegenlerde yaşayan muhtemel akıllı varlıkların uzaya açılma şansının, yörüngeye çıkmak için gerekecek roketlerin devasa boyutta olmasını gerektireceği için, az olduğunu söylüyor.

Dünya ile onun 2 ile 10 katı kütleye sahip süper-Dünya Kepler 452b’nin boyutlarının karşılaştırması. (NASA/Ames/JPL-Caltech/T. Pyle)

Şimdiye kadarki en büyük yıldız haritası yayınlandı

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Gaia uzayaracı ekibi, uzun süredir beklenen, yaklaşık 1.7 milyar yıldızlık veriyi işleyerek, şimdiye kadarki en kapsamlı yıldız haritasını yayınladı. Sanallaştırma sayesinde Samanyolu ve komşu gökadalardaki yıldızlara zum yapabiliyorsunuz. Fakat unutmayın, gökadamızda yüz milyarlarca yıldız olduğu düşünülüyor. Bu inanılmaz büyüklükteki görüntü dev bir okyanusun küçük bir kıyısını gösteriyor.

Mayıs Etkinliği

İÜ Amatör Astronomlar Kulübü’nün geleneksel Mayıs Etkinliği’nin 27’ncisi 7-8-9-10-11 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek. Türkiye’nin en eski gökyüzü şenliği özelliğini taşıyan Mayıs Etkinliği’nde gündüz programları 7-8-9 Mayıs günlerinde 10-16 saatleri arasında gerçekleştirilecek ve eğitici atölyeler, müze gezisi, planetaryum gösterimlerini içerecek. Öğrenciler için eğlenceli ve eğitici. 17:30’dan sonra akademisyen sunumları ve elbette her gün gece gözlemi olacak (hava koşullarına bağlı). Gözleme ek olarak da konser ve müzik dinletileri var. “Mayıs Etkinliği”ne hafta boyunca yaklaşık 5 bin kişinin katılması bekleniyor. Katılım planetaryum gösterimleri haricinde ücretsiz. Detaylı bilgi için kulübün sayfasını veya haber bağlantısını kullanabilirsiniz.

2017 yılındaki Mayıs Etkinliği’nden bir kare.

Yenişarbademli gökyüzü şenliğinin tarihi belli oldu

Isparta Yenişarbademli’deki gökyüzü gözlem şeniliğinin tarihi belli oldu: 9-12 Ağustos 2018. Şenliğin yapılacağı yer yerleşimlere uzak bir mevki olduğundan ışık kirliliğinden etkilenmiyor: Gökyüzü gerçekten muhteşem.Şenliğe geçen sene olduğu gibi Prof. Dr. Ethem Derman  hoca da katılacak. Bu yaz bir gözlem şenliğine katılmayı düşünüyorsanız tavsiye ederim 🔭

Dedegöl dağının zirvesi üzerinde Samanyolu.
Yenişarbademli ilçesindeki Melikler yaylası ışık kirliliğinden uzakta karanlık bir gökyüzüne sahip.

 

Uranüs’ün halkaları

Satürn’ün ihtişamına yetişemese de Uranüs’ün de halkaları var. Uranüs’ün çevresinde halka gördüğünü ilk beyan eden kişi 1789’da William Herschel oldu. Bu halkalar çok sönük ve koyu olduğundan bilim insanları Herschel’in halkaları görmüş olabileceğinden pek emin değiller.

Uranüs’ün halka yapısı 10 Mart 1977’de James L. Elliot, Edward W. Dunham ve Jessica Mink tarafından keşfedildi.

1977’de keşfedilen Uranüs halkalarının Rick Sternbach tarafından yapılmış tasfiri.

1978’de 9 halka tanımlandı. 1986 yılında ise bunlara Voyager 2 tarafından çekilen görüntüler sayesinde keşfedilen 2 halka daha eklendi. 2003-2005 yılları arasında, Hubble Uzay Teleskobu’nun çektiği fotoğraflardan 2 dış halka daha bulundu. Toplam 13 halkadan en içteki 38 bin km, en dıştaki ise 98 bin km yarı çaplı.

Uranüs’ün halkaları oldukça karanlık. Işığın ancak yüzde 2’sini yansıtıyorlar. Organik madde içeren su buzundan oluşuyorlar. Büyük kısmını ince tozların meydana getirdiği halkalardaki daha büyük cisimlerin çapı 0.2-20 metre arasında değişiyor.

Bilim insanları halkaların yaşının 600 milyon yılı geçmediği görüşünde. Muhtemelen bir zamanlar Uranüs’ün yörüngesinde dolanan  birkaç uydunun çarpışma sonucu parçalanmalarıyla, faciadan arta kalan malzemeyle vücut buldular.

Uranüs’ün en büyük 4 halkasının, Hubble Uzay Teleskobu’nun yakın-kızılötesi kamerasına yansımış hali. Ayrıca gezegenin etrafında 10 uydusu görülmekte. Görüntünün renkleri Erich Karakoschka tarafından oluşturulmuş. 8 Ağustos 1998.

Kaynak: en.wikipedia.orgphotojournal.jpl.nasa.gov |

Hubble Uzay Teleskobu nereye bakıyor?

Hubble Uzay Teleskobu’nu NASA kontrol etse de araştırmaları doğrudan NASA yapmaz. İhtiyaç duyan astronomlar taleplerini iletir, belli bir elemeden sonra teleskop yeni astronomik keşifler için araştırmacıların istediği yerlere bakar.

Hubble’ın hangi bilim insanı için nereye baktığını ve hangi araçlarını kullandığını öğrenmek isterseniz spacetelescopelive.org sitesini ziyaret edebilirsiniz. Hubble verileri bir yıl içinde kamuya açılıyor. Yani teleskobun geçmiş işlerini görüyorsunuz.

Twitter üzerinden Hubble’ı takip etmeniz de mümkün.

NGC 6753 ve gökada taçküresi

NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu’nun gözü bu kez 148 milyon ışık yılı uzaklıktaki NGC 6753 katalog numaralı (LEDA 62870 ve ESO 184-22 olarak da kayıtlı) gökadaya bakıyor. Kollarında güçlü morötesi ışınlar saçan genç yıldızlar mavi renkte parlarken daha yaşlı yıldızlar yaydıkları yakın-kızılötesi ışınlarıyla galaksiye kırmızıya çalan rengini veriyor.

Tavus (Pavo) takımyıldızında konuşlu olan bu sarmal gökada 5 Temmuz 1836’da İngiliz astronom John Herschel tarafından keşfedildi. Mayıs 2000’de galaksi içinde SN 2000cj isimli bir Tip Ia üstnova (süpernova) gözlemlendi.

Telif: NASA / ESA / Hubble / Judy Schmidt

Gökada taçküresi (koronası)

NGC 6753’ü gökbilim araştırmaları açısından önemli kılan şey sahip olduğu taçküresi. 2013 yılında astronomlar NGC 6753’ü sahip olduğu kütle ve yakınlık bakımından ‘taçküresi’ (korona) incelenebilir iki spiral gökadadan biri (diğeri: NGC 1961) olarak kayıtlara geçirdi.

Gökada taçküresi, galaksinin esas gövdesini saran, galaktik ölçekte geniş alana yayılmış, sıcak gaz partiküllerinin bulunduğu gözle görünmeyen küresel şekle sahip bir bölgedir. Gökada taçküreleri çok sıcak oldukları için X-ışını yayarlar ki bu sayede tespit edilebilirler. Gökada taçküresi bir galaksinin görünür çapının çok uzaklarına kadar uzanır.

Uzay boşluğuna yayılmış çok seyrek gaz atomlarından oluştuğu için, bu ince yapılı bölgeleri tespit edip incelemek oldukça zordur. NGC 6753 bu anlamda astronomlara önemli bir gözlem sahası sunuyor.

kaynaksci-news.com |

Hubble’dan muhteşem bir görüntü daha

Tozlar dünyada mobilyalarımızın üstünde biriken, hapşırığa neden olan sinir bozucu şeylerdir. Kozmik tozlar da arkalarında bulunan manzaradan görünür ışığın geçmesini önleyerek astronomların çalışmasını engeller. Buna karşılık yıldız oluşum bölgesindeki tozlar üzerinde çalışmak, astronomlara yıldızları oluşturan maddelerin içeriğini ortaya çıkarmada yardımcı olur. Buradaki tozlar zaman zaman güzel pozlar da verebiliyorlar. Hubble Uzay Teleskobu, bu muhteşem manzaralardan bir tanesini daha görüntülemeyi başarmış:

Fotoğrafta, İris Bulutsusu adıyla da bilinen NGC 7023’ün detayları görülüyor. NGC 7023 bir yansıma bulutsusu. Üst tarafta gördüğünüz parlaklık, yakındaki HD 200775 isimli yıldızın ışınlarının, tozlar tarafından yansıtılmasıyla oluşuyor.

kaynak: universetoday.com | spacetelescope.org |

Karina’dan muhteşem detaylar

Hubble Uzay Teleskobu, galaksimizin en büyük kütleli yıldızlarından ikisini görüntüledi. Bu yıldızlar, Karina  (Carina) Bulutsusu içindeki Trumpler Açık Yıldız Kümesi’ne dahil olan WR 25 ve Tr16-244.

Bizden 7500 ışık yılı uzaklıkta bulunan Karina Bulutsusu ultra sıcak yıldızlar içeriyor. Şu ana kadar teyit edilen en parlak yıldız olan ünlü mavi yıldız Eta Carinae da bu bulutsuya dahil.

Bu yıldızlar çok parlak ve inanılmaz miktarda ısı üretiyorlar. yaydıkları ışınlar büyük ölçüde morötesi formda olduğu için mavi renkte görünmelerine neden oluyor. Yakıtları olan hidrojeni diğer yıldızlardan çok daha hızlı bir biçimde tüketen bu yıldızların felsefesi “hızlı yaşa genç öl”. Yakıtlarını hızla tüketecek olan bu tür yıldızların ömürleri de çabuk tükeniyor.

Aşağıdaki resimin merkezine yakın duran ve en parlak olan yıldız WR 25. Onun sol üstündeki komşusu ve parlaklıkta üçüncü olan yıldız ise Tr16-244. İkinci parlak yıldız, WR 25’in solunda bulunan, küçük kütleli bir yıldız ve Dünya’ya, Carina Bulutsusu’ndan daha yakın. WR 25 ve Tr16-244’ün astronomların ilgisini çeken özelliği yıldız oluşumunun olduğu bir bulutsuda bulunmaları ve gökadaların evrimi ve yapılarına etkisi.

İki yıldızdan büyük kütleli ve ilgi çekici olanı WR 25’in, iki yıl önce Şili’deki Serena Üniversitesi’nden Roberto Gamen liderliğindeki bir gökbilim ekibi tarafından aslında en az iki yıldızdan oluşan bir sistem olduğu keşfedilmişti. Yıldızlar birbirine çok yakın olduğu için, onların ayrı cisimler olduğunu ayırt etmek kolay olmuyor. Hubble ile yapılan son çalışma ise Tr16-244’ün aslında üçlü bir sistem olduğunu ortaya koyuyor.

WR 25 ve Tr16-244, Karina Bulutsusu’ndaki gazları ısıtıp genleşmelerine, böylece uzaya saçılmalarına neden olmakta.

Yapılan bu çalışma İspanyol Endülüs Astrofizik Enstitüsü’nden (Instituto de Astrofísica de Andalucía) Jesús Maíz Apellániz’in liderlik ettiği ve ABD’li, Şilili, Arjantinli ve İspanyol enstitülerine bağlı astronomların oluşturduğu bir takımca gerçekleştirdi.

Kaynak: ESA Portal | Görüntü: NASA/ESA