Phobos

İnsanlar Mars’ın varlığını binlerce yıldır bilseler de Phobos’un varlığından 1877 yılında Amerikalı astronom Asaph Hall sayesinde haberdar oldular.

Mars’ın iki uydusundan gezegene daha yakın olan Phobos kardeşi Deimos’a göre daha büyük olmasına karşın 22 km çapıyla Güneş Sistemi’ndeki en küçük uydulardan biridir. Yapısı C tipi asteroitlerde olduğu gibi karbon zengini kayadan oluşur. Benzer özellikteki diğer Mars uydusu Deimos gibi bir zamanlar asteroitken, gezegenin kütle çekimine yakalanarak uyduya dönüştüğü düşünülmekte.

ISRO / ISSDC / Emily Lakdawalla

 

 

Yörünge yüksekliği yaklaşık 6000 km olan uydu, Mars’taki bir gözlemci için günde iki defa doğup batar. Yüksekliğinin az olması, Mars’ın bazı bölgelerinde hiç görülememesine sebep olur.

Gökbilimciler Phobos’un 50 milyon yıl içinde ya Mars’a düşeceğini ya da yörüngede kütleçekim gelgit etkilerine dayanamayarak parçalanacağını düşünüyorlar. Eğer parçalanacak olursa Mars da halkalı bir gezegene dönüşebilir. Hakkımızda hayırlısı.

halkalı mars
Uydusunun hazin sonu Mars’ı daha yakışıklı hale getirebilir.

Yörüngesindeki gariplikler gökbilimcilerin içinin oyuk olabileceğini düşünmeye itmişti. Yapılan incelemeler, Phobos’un %25-35 oranında gözenekli olması gerektiğini göstermişti. Bu sonuç gezegenbilimcilere Phobos’un Mars’ın etrafında tur atan bir “moloz yığını”ndan biraz daha fazlası olduğu konusunda yol gösterdi. Büyük ve küçük parçaların biraraya gelmesiyle oluşan bir moloz yığını, bu parçalar birbirine tam uymayacağı için içinde boşluklar oluşur.

 

Merkür’ü izlemek için tam zamanı

Güneş’e en yakın gezegen olan Merkür’ün bu konumu, onun Dünya’dan kolay kolay gözlenememesine neden olur. Gerçekten de gezegen yıldızımıza en uzak konumunda olduğunda bile (günberi) gökyüzünde güneşten çok fazla uzaklaşamaz; Güneş battıktan sonra hemen peşinden ufkun ardına kaçar – veya parlak gün ışığının içinde kaybolur.

Alacakaranlıkta Venüs ve Merkür - Mitsuo Muraoka

Bu nedenle de asla karanlık zemin üzerinde göremeyeceğiniz bu gezegen ya güneşin aydınlığı içinde kaybolur ya da ancak alacakaranlıkta gökyüzünde belirir. Tıpkı bugünlerde olduğu gibi. Özellikle 8 Nisan, bu alacakaranlık kuşağı gezegenini izlemek için en uygun zaman. Gezegen, Venüs’le birlikte Güneş battıktan sonra batı ufkunda görülebilir. Venüs ile beraber görülebilmesi de ayrıca bir şans olan Merkür, Venüs’ten daha sönük ve ufka yakın gözükecektir; Japonya’da Mitsuo Muraoka’nın yukarıdaki karede yakaladığı gibi.

kaynak: astro haber | Science@NASA | görüntü: Mitsuo Muraoka

güneş sistemi dışındaki gezegenler ilk kez görüntülendi

Gemini Gözlemevi’nin, Altair uyarlayıcı optik sistemi ile Yakın-Kızılötesi Görüntüleyicisine (NIRI) sahip Gemini Kuzey teleskobu Güneş Sistemi dışındaki gezegenleri görüntülemeyi başardı.

Yukarıdaki resimde gezegenler b ve c harfleri ile gösterilmiş. B gezegeni ~7 Jüpiter kütlesine sahip ve yıldızından 70 astronomi birimi (AB – Dünya ile Güneş arasındaki ortalama uzaklık: 150 milyon km) uzaklıkta. C harfi ile işaretlenen gezegen ise 10 Jüpiter kütlesine sahip ve 40 AB uzaklıktaki bir yörüngede bulunuyor. Merkezde bulunan parlak yıldız, gezegenlerin görünürlüğünü arttrımak amacıyla bloklandığından, resimde gözükmüyor.

İki gezegenin, güneş sistemimiz dışında doğrudan görüntülenen ilk gezegenler olmaları, buluşa önem kazandırıyor. Şimdiye kadar gökbilimcilerin başka yıldız sistemlerinde yeni gezegenler keşfettiklerinde, görebildiğimiz yalnızca yıldızın parlaklık ya da hız grafiklerindeki kıpırtılı çizgilerdi. Bu yeni buluşta ise elimizde tam olarak gezegenlerin görüntüsü var.

Sözü edilen ev sahibi yıldız 130 ışık yılı uzağımızda bulunuyor. HR 8799 olarak adlandırılan yıldızın zayıf ışığı, şehrin ışıklarından yeterince uzaklaşıldığında çıplak gözle seçilebilir. Küçük bir teleskop ya da dürbüne sahip olanlar daha rahat gözlemleyebilirler. Yıldız Kahraman (Perseus) Takım Yıldızında bulunuyor. Dileyenler aşağıdaki gök haritası yardımıyla yıldızın yerini bulabilirler:

Yaklaşık 60 milyon yıl önce oluşan gezegenler, kütle çekimin etkisiyle içe doğru çökerken açığa çıkan ısıyla parlayacak kadar gençler. Parlaklık ve renk analizleri, gezegenlerin 7-10 Jüpiter kütlesinde olduklarını gösteriyor.

HR 8799 1,5 Güneş kütlesinde ve 5 kat daha parlak ama dikkat çekici şekilde daha genç. Uydular ile yapılan kızılötesi gözlemler yıldızın yörüngesinde ağır, soğuk bir toz diskinin kanıtlarını gösteriyor. Çevresindeki kütlenin bir araya gelerek gezegenleri oluşturacağı bu yıldız, bizden 300 ışık yılı uzaklıkta bulunan yıldızlar içinde en büyük kütleli diske sahip olanlardan biri.

Geçtiğimiz on yıl içinde iki yüzden fazla gezegen keşfedildi, ama bunların hepsi de, kütlelerinin etkileşimi sonucu yıldızlarının yalpalamasının tespitine dayanan, doğrudan olmayan bir metodla keşfedildi. Gezegenleri doğrudan görüntülemenin yararı, onların sıcaklık ve bileşimleri gibi özelliklerini ortaya çıkarabilme imkanı vermesi.

Kaynak: physorg.com