iki güneş lekesi ve alçak uçuş yapan uzay istasyonu

TV meteoroloji sunucularının standar bir deyişiyle; “soğuk havalar tüm yurdu etkisi altına aldı”. Güneş bulutlardan ötürü yüzünü gösteremiyor. Eğer başarabilse, aynı anda tam iki güneş lekesi göreceğiz. Yeni oluşan güneş lekesi 1042, Güneş’in bizim görmediğimiz yarısına doğru yol alırken, 1041 diğer taraftan geçtiğimiz günlerde geldi ve yolculuğunu küçülerek sürdürüyor.

Gökyüzü açık olan amatör gökbilimcilerin ilgilenebileceği bir diğer hedef ise Uluslararası Uzay İstasyonu. İstasyonun seyrettiği 330-360 km yükseklikte atmosfer çok çok seyrek de olsa devam ediyor. Bu seviyede bulunan parçacıklar, uzay araçlarını sürtünmeyle zaman içersinde yavaşlatıyor.

Başka bir gökcisminin etrafında bir yörüngeye sahip olan cisim yavaşlarsa daha alçak bir yörüngeye iner, hızlanırsa daha yüksek bir yörüngeye tırmanır. Buna bağlı olarak da yavaşlayan uzay araçları Dünya’ya yaklaşırlar. UUİ de şu günlerde daha alçak bir yörüngede. Daha yakın UUİ,  amatör gözlemcilere daha iyi poz veriyor.

Bu gözlemcilerden biri, Ralf Vandebergh, aşağıdaki kareyi yakalamış. Yanılmıyorsam Şubat ayında (7’sinde) bir uzay mekiği görevi var. Mekikleri istasyonu yükseltmek için kullanıyorlar, belki bu defa da böyle bir manevra gerçekleştirilir.

kaynak: spaceweather.com görüntü: SOHO [1] | Ralf Vandebergh [2]

uyuyan dev uyandı

Güneş uzun zamandır pek etkin değildi. Yeni döngünün ilk lekelerinden birini hava muhalefeti nedeniyle kaçırmıştım. Fakat 2009 geride kalırken uyuyan devimiz uyanmış gibi gözüküyor. Etkinliği artan yıldızımız gözlemcilere güneş lekeleri konusunda artık daha cömert davranmaya karar vermiş olmalı. Yılın son günü dürbünle yansıtma yöntemiyle leke 1039’u görme şansım oldu.

2010 yılı içersinde daha fazla leke göreceğiz muhtemelen. Minimuma giren güneşimizle beraber rafa kaldırdığım “güneş dürbünü” projemi (Leke) bu ay tekrar gündemime almayı düşünüyorum.

Çoğu unutulan veya gelecek yıla devredilen kararlar alma dönemi olarak yılbaşlarını değil doğum günümü kullanıyorum. Pratikte fazla bir şey değişmiyor tabi. Yine de bir değişiklik yapıp bu yılbaşı Leke’nin yapımına başlama kararı alayım dedim. Doğum günüme bir ay var. Belki bu fazladan karar etki eder de geçen yaş günümde aldığım Leke’yi tamamlama kararımı bir ay içinde gerçekleştiririm.

Bu projenin ayrıntılarını daha sonra yazarım.

Eğer siz de 2010 yılında daha fazla güneş gözlemi yapmayı planlıyorsanız, gökbilim forumundaki şu başlığa göz atmanız faydalı olabilir. Şayet bir gözlem aracınız varsa, Güneş’i doğrudan gözlemeniz için gerekli güneş filtresini ucuza temin edebilirsiniz böylece. Ben de teleskobum için siparişimi verdim.

Yeni çıkan güneş lekelerini ve güneş lekelerinin konumunu öğrenmek içinse spaceweather.com sitesini kullanabilirsiniz.

zeytin molası

Gündoğdu’da zeytin hasadına katılmak için site işlerine yaklaşık bir hafta  ara vermiştim. Zeytinleri topladım, yağlarını sıktırdım, geri geldim..  Gelir gelmez de ben buralarda yokken gökbilim cephesinde neler olmuş diye arşivleri inceledim ve önemli gördüğüm haberleri özetledim:

LCROSS uzayaracının – hani şu NASA’nın Ay’ı bombaladığı – gönderdiği verilerin sonuçları açıklandı. Buna göre uydumuzun sandığımız kadar kurak olmadığı anlaşıldı. Daha önce de yüzeyinde mikro düzeyde su olduğu kanıtlanmıştı.

Ay’daki su varlığı, uydumuz üzerindeki insanlı uzay çalışmaları için oldukça önemli. Dünyada bolca bulunan suyun uzaya çıkartılması çok masraflı. Eğer Ay’daki su kaynakları kullanılabilirse, dünyadan oaya su taşıma zahmetinden kurtulacağız. Ay’daki su, bileşenleri olan hidrojen ve oksijene ayrıştırılarak uzayaraçlarında yakıt olarak kullanılabilme potansiyeline de sahip. Bu da Ay’da yapılacak uzay çalışmalarında maliyetleri düşürmekte önemli bir fırsat sağlayacaktır. Suya sahip Ay, Mars için çok daha iyi bir sıçrama tahtası olacak.

kaynak: science.nasa.gov |

İstanbul’daki kötü havalara denk geldiği için güzel bir güneş lekesini gözlemleme şansını kaçırmıştım. 1029. Gerek çalışmaktan gerekse bulutlardan dolayı güneş ne alemde diye bakmaya fırsat bulamadım. Atmosfer şartlarından bağımsız SOHO uydusu ise 12 ve 13 kasım tarihlerinde çektiği görüntülerden şu hareketli görüntü oluşturulmuş:

1029 Güneş’in diğer tarafındaki yolculuğunu sürdürmekte. Gözden kaybolalı iki hafta geçmiş. Şimdilerde tekrar görünür olmanın arifesinde. Eğer havalar da müsade ederse bu kez 1029’u görebileceğiz.

kaynak: spaceweather.com | Bir de eski yazılarım var: bu ve bu.

NASA’nın deneme fırlatması yaptığı Ares-I roketi, Time Magazine’ce “2009’un en iyi buluşu” seçilmiş. Time’ın “2009’un en iyi 50 buluşu” listesinde yer alan buluşların bir kısmı şunlar: “görünmez yıldızlar için teleskop“, “kanatsız fan”, “ışınlama”, “Sky King” adındaki tüm zamanların en iyi kağıt uçağı; evet, NASA’nın teknoloji harikası roketi bir kağıt uçakla kıyaslanmış.

kaynak: universetoday.com | time.com |

CERN’de bir türlü başlayamayan Büyük Patlama Deneyi, LHC (Large Hadron Collider – Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) gelecek hafta başlayacakmış. En son teknik aksaklık sebebiyle deney ertelenmişti.

Bu arada CERN’de görevli Türk bilim insanı Kerem Cankoçak’ın HaberTürk’te röportajı çıkmış. Gündoğdulu Kerem Hoca bu yaz köyümüzde CERN’deki deneyle ilgili bir sunum yapmıştı.

kaynak: wired.com | haberturk.com | gundogdukoyu.com |

Planetary Society astronom Carl Sagan’ın 75. doğumgünü anısına, uzaya güneş ışınlarının gücüyle yol alacak uzayaraçları yollayacağını duyurmuş. Duyuruya göre proje 2010 yılının sonunda başlatılacak. Planetary Society birkaç yıl içinde 3 farklı güneş yelkenli uzayaracını uzaya göndermeyi planlıyor.

LightSail-1 adlı ilk araç dört adet üçgen yelkene sahip olacak [aşağıda]. Uçurtmaya benzeyen bu araç Dünya’dan 800 km uzaklıkta yelkenlerini açacak ve Güneş’ten gelen fotonların gücüyle yol alacak. 800 km yükseklik, sayesinde araç Dünya’nın sürtünmeye neden olan üst atmosferinden yeterince uzak olacak. Uzay yelkenlisi yalnızca  yörüngede kalmasını sağlayan dünyanın çekim gücüne ve yörünge enerjisini arttıracak güneş ışınlarının basıncına maruz kalacak.

İlk olarak Kepler’in “güneş rüzgarlarıyla seyehat” fikriyle ortaya çıkan güneş yelkenleri uzun yıllar bilimkurgu olarak kalmıştı. Bu ilginç tasarımlı araçları gerçeğe taşıyansa mylar adı verilen bir malzeme oldu. Çok güçlü olmayan güneş ışınlarıyla hareket sağlayabilmek için geniş ve hafif yelkenlere ihtiyaç var. Ağırlığına göre oldukça sağlam olan mylar güneş yelkenleri için ideal bir malzeme. olma özelliğine sahip.

Lightsail-1, 32 metre kare yelken alanına sahip olacakmış. Birinci LightSail başarılı olursa LightSail 2 projesiyle Dünya’nın ötesine ulaşılmaya çalışılacak. Son olarak da dünyadaki güç sistemlerine zarar verebilen güneş fırtınalarına karşı erken uyarı istasyonu vazifesi görecek LightSail 3 görevi gündeme gelecek.

kaynak: universetoday.com | planetary.org |

Geçen hafta içinde gerçekleşen bir diğer gelişme ise bir faciayı sessiz sedasız atlatmamız. 2009 VA adı verilen bir göktaşı Dünya’nın 14.000 km yakınından geçip gitmiş. İşin ilginç yanı bu cismin Dünya’ya yakın geçişinden sadece 15 saat önce belirlenebilmesi. 7 metre çapındaki 2009 VA gibi göktaşları her iki yılda bir Dünya’nın çok yakınından geçiyor ve beş yılda bir de isabet kaydedip Dünya’ya düşüyorlar!

13 ay önce 2008 TC3 adlı bir göktaşı Afrika’da kalabalık olmayan bir alana düşmüş.

kaynak: universetoday.com |

Son olarak da NASA 2012 şarlatanlarına ayar vermiş. Fakat bu konuyu daha geniş incelemek için  sonraya bırakıyorum.

güneş lekesi ve gezegenler

Olur şey değil. Tam güneş etkinleşti, büyükçe bir güneş lekesi gözlemek mümkün oldu derken, gökyüzünü bulutlar esir aldı! Neyse ki bulutlar tüm yeryüzünü saramıyor. Dünyanın pek çok yerinden amatör gökbilimciler 1029’u gözlemekte ve birbirinden güzel fotoğrafları paylaşmaktalar.

Alttaki fotoğraf, daha önce de bir fotoğrafını yayınladığım Pete Lavrence’a ait. Bileşik görüntüde, kayaç gezegenler ile güneş lekesi ve fırtınaların boyutları orantılı şekilde yansıtılmış. (Gezegenler Güneşten doğru: Merkür, Venüs, Dünya, Mars)

kaynak: spaceweather.com | görüntü: Pete Lavrence

ateşin dansı

Geçenlerde Güneş hareketlenir gibi oldu ve birkaç ufak lekesini bizlere gösterdi. Ne yazık ki o lekelerin arkası gelmedi. Yine de Güneş tam anlamıyla ‘sıkıcı’ sayılmaz; tabi güneş gözlemi için özel teleskobunuz varsa.

ABD’nin California eyaletinden Michael Bukston isimli amatör astronom da bu tarz bir teleskoba sahip kişilerden. Son yakaladığı güneş görüntüleri gerçekten etkileyici. Bu görüntüde Güneş’in renkküre (kromosfer) tabakasında, manyetik kuvvetlerin etkisiyle uzaya fışkıran plazma adeta dans ediyor.

Hareketli görüntü 1 saat 45 dakikalık olayın bir nevi hızlı oynatılması.Fışkırmanın gerçek boyutlarını gözlerinizin önüne getirebilmek içinse aşağıdaki fotomontaj resim hazırlanmış:

kaynak: spaceweather.com | görüntü: Michael Bukston