NGC 6753 ve gökada taçküresi

NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu’nun gözü bu kez 148 milyon ışık yılı uzaklıktaki NGC 6753 katalog numaralı (LEDA 62870 ve ESO 184-22 olarak da kayıtlı) gökadaya bakıyor. Kollarında güçlü morötesi ışınlar saçan genç yıldızlar mavi renkte parlarken daha yaşlı yıldızlar yaydıkları yakın-kızılötesi ışınlarıyla galaksiye kırmızıya çalan rengini veriyor.

Tavus (Pavo) takımyıldızında konuşlu olan bu sarmal gökada 5 Temmuz 1836’da İngiliz astronom John Herschel tarafından keşfedildi. Mayıs 2000’de galaksi içinde SN 2000cj isimli bir Tip Ia üstnova (süpernova) gözlemlendi.

Telif: NASA / ESA / Hubble / Judy Schmidt

Gökada taçküresi (koronası)

NGC 6753’ü gökbilim araştırmaları açısından önemli kılan şey sahip olduğu taçküresi. 2013 yılında astronomlar NGC 6753’ü sahip olduğu kütle ve yakınlık bakımından ‘taçküresi’ (korona) incelenebilir iki spiral gökadadan biri (diğeri: NGC 1961) olarak kayıtlara geçirdi.

Gökada taçküresi, galaksinin esas gövdesini saran, galaktik ölçekte geniş alana yayılmış, sıcak gaz partiküllerinin bulunduğu gözle görünmeyen küresel şekle sahip bir bölgedir. Gökada taçküreleri çok sıcak oldukları için X-ışını yayarlar ki bu sayede tespit edilebilirler. Gökada taçküresi bir galaksinin görünür çapının çok uzaklarına kadar uzanır.

Uzay boşluğuna yayılmış çok seyrek gaz atomlarından oluştuğu için, bu ince yapılı bölgeleri tespit edip incelemek oldukça zordur. NGC 6753 bu anlamda astronomlara önemli bir gözlem sahası sunuyor.

kaynaksci-news.com |

NGC 5713 ve NGC 5719 çifti

ngc5713-ngc5719

Başak takımyıldızında bulunan NGC 5719 – NGC 5713 çifti, kabaca 80 milyon ışıkyılı uzağımızda yer alan ve aralarında, gökada birleşmelerinin habercisi olan, kütle çekimsel etkileşim bulunan iki gökadadır.

NGC 5719, bakış açımızdan kenarından görülmekte olup diskinin çarpık şekli bize iki gökada arasındaki kütle çekimsel etkiyi anlatmakta. Özellikle bakmadıktan sonra yakalanamayacak kadar zayıf bir yıldız ve gaz akışı gökadanın birkaç yarıçapı mesafe boyunca uzanmakta. 87,4 milyon ışıkyılı (26,8 megaparsek) uzağımızdaki NGC 5719, İngiliz astronom William Herschel tarafından 1787 yılında 47,5 cm çaplı aynalı teleskopla keşfedilmiş.

NGC 5713’i ‘tepesinden’ izleyebiliyoruz. Tek kolu sarmal galaksideki bozulma, gökadanın merkezinde ve olağandışı biçimde tek bir sarmal kolu olmasıyla kendini gösteriyor.

İkilinin fotoğrafına dair detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: planetary.org | wikipedia

Sombrero Gökadası – Messier 104

Sombrero, ismini Meksikalıların geleneksel meşhur şapkasından alıyor. Çubuksuz sarmal sınıfında bir gökada olan Sombrero Messier kataloğunun 104. objesi (M 104) ayrıca NGC 4594 olarak da bilinyor.

Bizden yaklaşık 31 ışık yılı (9.55 megaparsek) ötede, Başak takımyıldızı içersinde yer alıyor. 50.000 ışık yılı çapındaki bu galaksi, bizim Samanyolu gökadasının 3’te biri uzunlukta. +9 kadir parlaklığa sahip olan M104 amatör gökbilimciler için teleskopla kolay bir hedef.

m104_hubble_remix
Sombrero’nun Hubble tarafından elde edilmiş görüntüsü

Sombrero Gökadası’nın keşfi

11 Mayıs 1781 tarihinde Fransız astronom Pierre Méchain tarafından keşfediliyor. Méchain’in bir mektubunda bahsettiği cismi, J. Bernoulli daha sonra Berliner Astronomisches Jahrbuch’da yayınlıyor. Charles Messier M104 ile beraber 5 cisimi, Messier Kataloğu olarak bilinen listesine eklemek için not almış, fakat 1921’e kadar resmi olarak bu kataloğa eklenmediler.

Önemli bir ayrıntı: gökadanın keşfedildiği tarihlerde henüz “gökada” keşfedilmemişti. Yani gökyüzünde bazı cisimleri keşfediyorlardı ancak bunların ne olduğunu bilemiyorlardı.

gökada merkezindeki kara delik

90’lı yıllarda John Kormend liderliğinde bir ekip, Sombrero Gökadası’nın merkezinde çok yüksek kütleli bir kara delik olduğunu ortaya çıkartıyor. Elbette kara delik doğrudan gözlemlenemiyor, gökada merkezindeki yıldızların devir hızlarıne sadece çok yüksek kütleli bir cismin sebep olabileceği yargısından bu sonuca ulaşılıyor. Bahsedilen kara delik yaklaşık 1 milyar Güneş kütlesinde (10^9 M☉). Bu, yakın gökadalarda keşfedilen en yüksek kütleli kara delik demek.

kuyruklu yıldız geliyor!

Güncelleme – 8 Mart 2013 
2013 yılının sahip olduğu kuyrukluyıldız gözlem potansiyeli nedeniyle, 2010 yılında McNaught kuyrukluyıldızı için oluşturulan bu sayfa güncellenmiştir.
Pan-Starrs için güncel sayfa: http://astroturk.net/pan-starrs/
Yazının orjinali aşağıdadır.

***
Bu yüzyıl içinde görülebilecek en parlak kuyrukluyıldız olabileceği söylenen ISONN bekleyişi sürerken, Pan-Starrs kuyrukluyıldızı (C/2011 L4) bugün (5 Mart 2013) Dünya’ya en yakın konumuna ulaşıyor: Güneşten biraz daha uzakta, 165 milyon km (1.1 AB) mesafede. Fotoğrafçı Carl Gruber tarafından yakalanmış aşağıdaki görüntü Pan-Starrs’ın parlaklığı hakkında fikir vermeye yeter: Kuyruklu yıldız, Avustralya’nın Melbourne şehrinin akşam göğünü süslüyor -şehrin yarattığı ışık kirliliğine rağmen-.
Pan-Starrs Avustralya semalarında
Pan-Starrs 10 Mart’ta güneşe en yakın konumuna (45 milyon km – 0,3 AB) ulaşıp Güneş’i dolanacak. Bu dönemde güneşin parlak ışığı nedeniyle gözlenmesi oldukça zor. Kuyrukluyıldızın yeniden görünmesi 12-13 Mart tarihlerinde, gündoğumundan önce sonra, hilal şeklindeki Ay’ın yakınlarında, gerçekleşecek.
***

Eski McNaught yazısı:

Amatör gökbilimciler için iyi bir gözlem hedefi iç güneş sistemine doğru süzülüyor. Bu gelen C/2009 R1 kodadlı McNaught kuyruklu yıldızı. Kuyruklu yıldız şu an  küçük teleskoplarla görülebiliyor. Bu ayın sonunda ise gözle görülebilecek kadar yakınlaşmış olacak.

Geçtiğimiz sene R. H. McNaught tarafından (Siding Spring Gözlemevi, Avustralya) keşfedilen McNaught kuyruklu yıldızı gezegenimizden 160 milyon km uzaklıkta bulunuyor. İlerleyen günlerde mesafenin azalması ile cismin parlaklığı artacak. Haziran sonunda gün doğumundan önce, temmuz başındaysa gün batımından sonra görünür hale geleceği tahmin edilyor.

Yukarıdaki video 30 cm çaplı teleskop ile çekilen görüntülerle oluşturulmuş. Kuyurklu yıldız, 30 milyon ışıkyılı uzaklıtaki NGC 891 gökadasının bulundupu fonda ilerliyor. Gökada ile kuyruklu yıldızın bu göreli yakınlaşmasının görüntüleri Mike O’Connor ve Tristan Dilapo tarafından Nev York, ABD’de kaydedilmiş.

kaynak: bulutsu.org | spaceweather.com | cometography.com |

570 megapiksel karanlık enerjinin kaynağını görmeye yetecek mi?

Yukardaki fotoğrafta dev bir kameranın kalbi gözüküyor. 74 CCD algılayıcısına sahip bu dev, bir mini Cooper boyutlarıyla tasarlanan en büyük kameralardan biri. 74 algılayıcı, Fermilab’de uluslararası fizikçi ve astronomlardan oluşan bir takım tarafından geliştirilen bu kameraya 570 megapiksellik bir  kapasite sağlıyor.

Tamamlanıp, Şili’deki kundağına yerleştirldikten 5 yıl sonra, 300 milyon gökadayı haritalamış olacak. Yapılan çalışmaların karanlık enerjinin sırlarını çözmeye yardımcı olması umut ediliyor; gerçekte karanlık enerjinin varolup olmadığı bilinmesede! Bilinen şey Büyük Patlama’dan sonra evrenin sürekli olarak genişlediği. Bu genişlemeye karşı kütle çekim kuvvetinin yavaşlatma etkisi var, buna rağmen genişleme hızlanıyor. Ne olduğu bilinmese de buna bir şeylerin sebep olduğu açık. İşte bu bilinmeyen etki karanlık enerji olarak anılıyor.

Bakalım bu koca kamera karanlık enerjiyi görmeye yetecek mi.

kaynak: wired.com | görüntü: Fermilab

yıldız savaşları

NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu bu kez üç galaksinin kütle çekim savaşını görüntüledi. Bu çekim savaşı, üç gökadadan bir tanesinin ölümüyle sonuçlanmış. Bizden 100 milyon ışık yılı uzaklıkta, Güney Balığı Takımyıldızı’nda (Piscis Austrinus)  süren üç gökadanın galaksilerarası çekim rekabeti, sonunda tek bir devasa vücutta toplanmalarına sebep olabilir.

Kaynak: ESA |

gökada bahçesi: Galaxy Zoo 2

Sekiz yılı aşkın süredir 930.000’den fazla galaksi ve 120.000’den fazla kuasarın renkli görüntülerini yakalayan Sloan robotik teleskobunun elde ettiği veriler yıllık olarak bilim çevrelerine ve kamuoyuna sunuluyor.

Bu teleskobun görüntülediği çeyrek milyon kadar gökadanın şekilsel özelliklerini belirleyebilmek için gönüllülerin katılımıyla yürütülen bir proje oluşturulmuş: Galaxy Zoo 2. Türkçe’ye gökada bahçesi olarak çevirebileceğimiz bu projenin ilkine 150.000’den fazla insan katılmıştı ve gönüllülerin yardımıyla elde edilen değerli veri şu an Dünya’daki teleskoplara yardımcı oluyor.

Bu galaksilerin ve bizimkinin nasıl oluştuğunu öğrenmek için yapılan çalışmalarda gönüllülere ihtiyaç duyulmasının sebebi, gökada resimlerinden onların şekilsel özelliklerini belirleme işini sıradan bir insanın gelişmiş bir bilgisayardan çok daha hızlı halledebilmesi.

Peki gökadalar neye göre sınıflandırılıyor?

Üye olduktan sonra Gökadaları Sınıflandırma (Classify Galaxies) bölümünde karşınıza gelen gökada resmine bakıp disk, spiral gibi yapılara mı sahip (Features or disk) yoksa girintisi çıkıntısı olmayan düzgün bir yapıya (Smooth) mı sahip bunu belirliyorsunuz. Bunlar dışında gelen görüntü gökada değil de yıldız veya işlem hatası diyebileceğimiz bir biçimdeyse bunu belirtiyorsunuz (Star or artifact). Verilen ilk yanıta göre yeni sorular geliyor.

Sorulara nasıl cevap verileceği bu adreste (İngilizce) anlatılmış ve çeşitli pratik örnekler de verilmiş. Eğer hoşnuza giden bir şey olursa bunu favorilerinize ekleyebiliyor ve gökyüzünde hangi konumda bulunduğu gibi bazı bilgileri öğrenebiliyorsunuz.

Galaxy Zoo ile gökadaları sııflandırmak, bir amatör için astronomiye katkı sağlamanın oldukça kolay bir yolu.

kaynak: sdss.org | galaxyzoo.org |

Samanyolu hakkında 25 şey

oneminuteastronomer.com adresinde rastladığım bir makalede 25 maddede gökadamız Samanyolu hakkında kısa bilgiler verilmiş. Biraz daha zenginleştirebilmek için, çevirisini yaptığım yazının orjinalinde olmayan görseller kullandım ve bağlantıları ekledim.

Bu çeviriyi, şu an kanındaki zehire karşı mücadele ederken gücünün, moralinin ve kendine inancının Samanyolu’ndaki yıldızlar kadar çok olmasını dilediğim bir arkadaşıma hediye ediyorum. İşte Samanyolu hakkında 25 şey:

1. Gökadamızda yaklaşık 300 milyar yıldız var.

2. Yunan mitolojisine göre, Samanyolu, Zeus’un eşi (ve kız kardeşi!) Hera’nın Herkül’ü emzirirken döktüğü sütten meydana gelmiş.

3. Samanyolu’nun merkezi Kuzey Yarıküre’dekiler için ufka yakın görülen Yay Takımyıldızı’nın doğrultusunda bulunur. Ama ekvatorun yakınında veya Güney Yarıküre’de, Samanyolu’nun merkezi neredeyse tepededir.. muhteşem bir manzara!

4. Çoğumuz Samanyolu’nun sarmal gökada olduğunu biliriz [astrotürk: Türkiye için ne kadar geçerli?]. Fakat geçtiğimiz birkaç yıl içinde, gökbilimciler gökadamızın sadece sarmal değil, aynı zamanda SBbc tipinde

galaktik metro

İlk modern metro haritası Londra için Harry Beck tarafından tasarlandı. Daha sonra dünyadaki diğer metro sistemleri için de aynı tarzda haritalar oluşturuldu. Bu haritalar, hatlar çeşitli renklerdeki tüpler şeklinde gösterildiği için tüp haritalar olarak anılıyor. Aşağıdaki tüp harita örneği Londra metro sistemine (Underground) ait:

Samuel Arbesman adında bir kişi de metro haritalarından esinlenerek gökadamız Samanyolu için bir tüp harita hazırlamış. Sarmal gökada sınıfından olan galaksimiz Samanyolu, Çarkıfelek gökadası gibi bir kaç farklı kola sahip. Samuel’in yaptığı şey, bu kollar üzerinde bulunan bilindik gökcisimleri arasında kollara göre bağlantı kurmak.

Haritadaki ‘hatlar’ gökadanın merkezi olan galaktik çekirdekten doğru ayrılmaya başlıyor. Bizim güneş sistemimizin bulunduğu Avcı (Orion) Kolu kırmızı ile gösterilmiş ve güneşimiz (Sol) hattın ortasında bulunuyor.

Samanyolu Gökadası için bir tüp harita
Samanyolu Gökadası için bir tüp harita. Londra metrosu iiçn hazırlanan haritadan daha basit gözüküyor. Elbette milyarlarca yıldız "durağı" gösterilecek olsa işler fena halde karışırdı.

Kaynak: Londra metrosu | arbesman.net | wikipedia | blog: willgater.com