karşı konumdaki Satürn

Satürn 15 Haziran’da karşı konumdaydı. Dünya’dan uzak yörüngeye sahip gökcisimlerinin Güneş-Dünya-gökcismi biçiminde dizilmesi durumuna ‘karşı konum’ diyoruz. Karşı konumdaki gezegenlerin yüzeyi, Dünya’daki gözlemcilerin bakış açısından tam olarak aydınlanmış olarak görülür. Bu görüntü 11 Haziran’da karşı konuma yakınken çekildi:

Satürn’ün şimdiye dek yerdeki teleskoplardan elde edilmiş en keskin görüntüsü bu olabilir. Yedi amatör astronomdan oluşan bir grup tarafından, 105 cm çaplı Pic du Midi gözlemevinden elde edilen bu görüntüde, Satürn’ün halka yapısı oldukça detaylı biçimde görülmekte.

Pic di Midi, belli zamanlarda amatör astronomların kullanımına açılan bir gözlemevi. Satürn’ün yörüngesinde dolaşan Cassini uzayaracından elde edilen veriler sayesinde, astronomların yerdeki teleskoplarla Satürn’ü izlemesine gerek kalmıyor. Cassini ise şu sıralar Muhteşem Son’unun 9. turuna devam ediyor.

Satürn nasıl görülebilir?

Halkalı gezegeni gözlemek için güney doğu yönüne bakmanız gerekiyor. Parlak olacağı için farketmesi kolay olacaktır. İyi seyirler.

kaynak: planetary.org |

güneş rüzgarları Mars atmosferini kopartıyor

Biliminsanları, Mars atmosfernin güneş rüzgarlarınca kopartıldığına dair yeni bir kanıt buldular. Söz konusu erozyon büyük yığınlar kopartarak gezegenin atmosferini derin uzaya saçıyor. Bu mekanizma Kızıl Gezegen’in geçmişini aydınlatabilir.

UC Berkeley’den David Brain: “Mars’ın neden çok az havaya sahip olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir” diyor. Milyarlarca yıl önce Kızıl Gezegen daha fazla havaya sahipti (Mars havasının birincil bileşeni Dünya’mızınki gibi azotoksijen karışımından değil karbondioksitten oluşuyor). Antik Mars’ın göl ve nehir yatakları, bize onun bir zamanlar bol su ile kaplı olduğunu ve bu suyun buharlaşarak uzaya kaçmasını engelleyecek kadar kalın bir atmosfer ile sarıldığını gösteriyor.

Biliminsanları Marsın daha kalın bir atmosfere sahip olduğu zamanlarda bolca suya sahip olduğunu düşünüyor. Yukarıdaki resimde de bir sanatçının sulak Mars hayali görülüyor.
Biliminsanları Mars’ın daha kalın bir atmosfere sahip olduğu zamanlarda bolca suya sahip olduğunu düşünüyor. Yukarıdaki resimde de bir sanatçının ‘sulak’ Mars hayali görülüyor.

Biliminsanlarına göre mars atmosferi bir zamanlar Dünya atmosferi kadar kalındı. Bugün ise bu amosferdeki ortalama basınç, Dünya’da deniz seviyesinde varolan basıncın % 1’i kadar, bu da suyun buharlaşarak kaçmasına neden oluyor. Eğer Mars’ın herhangi bir yerine bir kap su koyacak olursak, bu su hızla ve şiddetle kaynayıp gider.

Peki bir zamanların kalın atmosferi nereye gitti? Araştırmacılar bazı olasılıklar üzerinde duruyor: Bir  göktaşının uzun zaman önce Mars’a çarpması, tek bir şiddetli değişim ile gezegenin atmosferinin bir parçasını püskürtmüş olabilir. Veya kayıp güneş rüzgarlarınca oluşan ve milyarlarca yıl boyunca durmaksızın süren  kum-patlamalarının sonucu olarak yavaşça ve derece derece oluşmuş olabilir. Ya da bu iki mekanizma da işlemiş olabilir.

Brain yeni bir olasılığı ortaya çıkarttı. Günlük kopma işlemi büyük tufan ile yavaş erozyon modelleri arasında duruyor. Kanıt NASA’nın şimdi emekliye ayrılmış olan Mars Global Surveyor (MGS) uzay aracından geliyor.

1998 yılında MGS Mars’ın çok farklı bir manyetik alana sahip olduğunu keşfetti. Dünya’nınki gibi bir küresel kabarcığın aksine, Mars manyetik alanı yüzeyden filizlenerek Mars atmosferinin üstüne kadar çıkan şemsiyelere benziyor. Bu şemsiyelerden düzünelerce var ve gezegen yüzeyinin % 40’ını, genel olarak güney yarıküresini kapsıyor.

kırmızı ile gösterilen güneş rüzgarları (solar wind), yere yakın işaretlenenler ise manyetik şemsiyeler (magnetic umbrellas)
Kırmızı ile gösterilen güneş rüzgarları (solar wind), yere yakın işaretlenenler ise manyetik şemsiyeler (magnetic umbrellas)

Yıllar boyunca araştırmacılar bu şemsiyelerin Mars atmosferini, altında kalan hava ceplerine siper olarak onları güneş rüzgarı erozyonundan koruduğunu düşünüyorlardı. Brain ise bunun tersinin de olabileceğini bulduşemsiyeler, havadaki yapışkan kalın parçaların geri düştüğü bölgelerde bulunuyor.

Brain, Global Surveyor’ın parçacık ve alan algılayıcılarının 25.000 yörüngeden topladığı ölçümleri kullandı. Bu yörüngelerin birinde MGS bir manyetik şemsiyenin tepesinin içinden geçti. Brain şemsiyenin manyetik alanının güneş rüzgarının manyetik alanıyla bağlandığını farkeder. Bu aşamadan sonra ne olduğu tam olarak anlaşılmış değil fakat senaryolardan biri şu: birleşen manyetik alanlar Mars atmosferinin üstünde bir hava cebinde birbirini sarmalayarak, içinde iyonize havanın kapana kısıldığı bin kilometrelik bir manyetik kapsüller oluşturuyor.

plasmoidslide_strip1

Güneş rüzgarlarının basıncı bu kapsüllerin içlerindeki kargolarıyla beraber geriye doğru sürüklenmesine ve en sonunda da kopmasına sebep oluyor. Sürecin neye benzediği aşağıdaki şekillerde gösterilmiş. Manyetik kapsüller, (veya plasmoidler), daha çok manyetik şemsiyenin bulunduğu, Mars’ın güney yarıküresi üzerinde kopuyorlar.

Eldeki veriler henüz bu teorinin doğruluğunu ortaya koymak için yeterli değil, çünkü MGS bu verileri sağlayabilecek gerekli donanımlara sahip değil. Özel olarak Mars atmosferindeki erozyonu araştırmak için tasarlanan MAVEN, 2013 yılında Mars’a fırlatılacak. Bu araç, Mars atmosferinde neler olup bittiğine dair daha çok şey söyleyecek.

2013 yılında göreve başlayan MAVEN uzayaracının elde ettiği veriler sayesinde artık bu etkinin gerçekten varolduğundan eminiz. Araştırmacıların veriler üzerindeki çalışmalarına göre güneş rüzgarı kaynaklı erozyon Mars atmosferinden her saniye 100 g kadar gaz kopartıyor.

Etki çok büyük değil ama “taşı delen suyun kuvveti değil kararlılığıdır” misali, milyarlarca yıllık süreçte Mars’ı ince bir atmosfere mahkum etmeye yetmiş. İşin kötüsü bu erozyon süreci devam ediyor.

Kaynak: science@nasa |