Güneş’in kuzey kutbu nasıl gözükür?

Yıldızımız Güneş’i Dünya üzerindeki gözlemevlerinin yanı sıra uzaydaki SOHO gibi uydularla sürekli olarak izliyoruz. Fakat bunlar genel olarak gezegenlerin sıralandığı düzlemin dışına, yani Güneş’in ekvator düzleminin üzerine çıkmadılar. Kutupları inceleyen tek görev Ulysses’ti ancak onun üzerinde de herhangi bir görüntüleyici araç bulunmuyordu. Dolayısıyla Güneş’e ‘tepeden bakma’ şansımız olmadı ve kutuplarını doğrudan gözlemleyemedik.

Güneş’in kutupları nasıl görülür hiç merak ettiniz mi? Bilim insanları çok meraklı olduğu için bu sorunun da yanıtını aramışlar.

Avrupa Uzay Ajansı’ndaki (European Space Agency – ESA) bilim insanları Proba-2 uydusundan toplanan görüntülerden elde edilen verilerle yıldızımızın kutbunun neye benzeyebileceğini gösteren bir görüntü ortaya çıkarmışlar.

46P/Wirtanen kuyrukluyıldızı

Güncelleme 13 Aralık:

Pek çok amatör astronom Wirtanen’i çıplak gözle görebildiğini bildiriyor. Yeterince karanlık bir yerde gözlem yapıyorsanız çıplak gözle görme şansınız var. Wirtanen gökyüzünde küçük puslu bir daire biçiminde görülecektir.

Gözle görüş kabiliyetinizi arttırmanın yolu saptırmalı bakış (uluslararası literatürde averted vision) denilen tekniğini kullanmaktır. Oldukça basit: direkt olarak gözlemlemek istediğiniz obje yerine onun hemen kenarlarındaki bölgeler bakıyorsunuz. Bu sayede objeden gelen ışınlar görüntüyü algılayan sinir bölgesinde renksiz fakat daha düşük parlaklıkları algılayabilen hücrelerin üzerine düşer.

Kuyrukluyıldız dürbün için oldukça iyi bir gözlem hedefi. Işık kirliliği sebebiyle gözle göremeseniz bile dürbün yardımıyla Wirtanen’i görebilirsiniz.

Kuyrukluyıldızın fazla detayı olmadığından teleskobun büyütme gücü işinize yaramayacaktır. Mümkün olduğunca geniş açıyla izlemek daha zevkli olur. Takip motorlu bir teleskopla oldukça hızlı ilerleyen Wirtanen’in yıldızlı gökyüzü üzerindeki hareketini dakikalar içinde farkedebiliyorsunuz.

Yörünge süresi 5.4 yıl olan, kısa periyodlu bir kuyrukluyıldız. Sadece 1.2 km çapıyla da göreceli olarak küçük sayılabilir. Buna karşın Wirtanen çekirdek boyutundan beklenmeyecek derecede fazla aktivite gösteren bir kuyrukluyıldız ailesine dahil. Bu ilgi çekici olmasını sağlayan özelliklerinden biri.

Birleştirilerek elde edilen bu görselde kuyruklu yıldızın gün geçtikçe parlaklığının artması gösteriliyor.

California’daki Lick Gözlemevi’nden Carl A. Wirtanen tarafından 1948 yılında, o senelerde kullanılan fotoğrafik plaka üzerinde keşfedildi. Gözlemevinin yetersiz imkanları sebebiyle kısa periyodlu bir kuyrukluyıldız olduğunun anlaşılması için bir yıldan fazla zaman geçmesi gerekti.

ESA’nın Rosetta uzayaracı için düşünülen bir hedefti ancak fırlatma zamanı ertelenince ünlü olma şansını 67P/Churymov-Gerasimenko kuyrukluyıldızına kaptırdı.

16 Aralık 2018’de Dünya’dan sadece 0.078 AB (11.7 milyon km) uzakta olacak. Parlaklığının 3 kadire çıkması bekleniyor ki bu Wirtanen’in bugüne dek görülen, gelecekte de beklenen en parlak halini göreceğiz anlamına geliyor.

46P/Wirtanen’in 11-30 Aralık 2018’de gökyüzündeki konumu:

kaynak: cometwatch.co.uk/comet-46p-wirtanen/

Samanyolu’nun yeni görüntüsü: şimdiye kadarki en büyük yıldız haritası

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Gaia uzayaracı ekibi, uzun süredir beklenen, yaklaşık 1.7 milyar yıldızlık veriyi işleyerek, şimdiye kadarki en kapsamlı yıldız haritasını yayınladı. Sanallaştırma sayesinde Samanyolu ve komşu gökadalardaki yıldızlara zum yapabiliyorsunuz. Fakat unutmayın, gökadamızda yüz milyarlarca yıldız olduğu düşünülüyor. Bu inanılmaz büyüklükteki görüntü dev bir okyanusun küçük bir kıyısını gösteriyor.

Gaia’dan elde edilen görüntüde tam olarak 1.692.919.135 yıldız var. Gaia verisi 1.3 milyar yıldızın Güneş’e göre hız ve yönleri tespit edilmiş. Bunun için paralaks adı verilen, Dünya’nın yer değiştirmesi sayesinde yıldızın, arka plan üzerindeki hareketinden uzaklığının hesaplandığı yöntem kullanılıyor. Görüntüde bunca yıldızın arasında ayrıca Güneş Sistemi’ne dahil 14.099 cisim bulunuyor.

kaynak: gizmodo.comesa.int |

Haftalık Gökyüzü Raporu – 10

Yaz saati uygulamasının sonlanması nedeniyle saatlerin bir kaç hafta önce geri alınması gerekiyordu. Seçim nedeniyle bu iş ertelendi ve birçok kişi sorun yaşadı. Ertelenen geri alma işlemi bu gece gerçekleşti. Ve yine aynı soruyla karşı karşıyayız: saat kaç? Cevabı burda.

Uluslararası Uzay İstasyonu'nun inşaası bu iki modülün kenetlenmesi ile başladı
Uluslararası Uzay İstasyonu’nun inşaası bu iki modülün kenetlenmesi ile başladı

2 Kasım’da Uluslararası Uzay İstasyonu 15. yaşını kutladı. Günümüzden 15 yıl önce Rus Zarya (gündoğumu) ve Amerikan Unity (birlik) modüllerinin birleşmesiyle inşaasına başlanan UUİ uzaydaki uluslararası işbirliğinin ve insanlığın teknolojik ilerlemesinin bir abidesi olarak görev yapmayı sürdürüyor.

Uzay İstasyonu hakkında bir güzellik daha: UUİ üzerindeki kameradan 24 saat boyunca Dünya’yı izlemek mümkün. Üstelik aynı sayfadan UUİ’nin nerde olduğunu da haritadan görebiliyorsunuz.

umut-yildiz

Dr. Umut Yıldız haftaya Türkiye’ye geliyor. 11 Kasım 3 Aralık tarihlerinde farklı yerlerde “Yıldız Oluşumu, Büyük Veri ve Uzay Araştırma Robotları” konusunda konferaslar verecek. Tarihleri burdan öğrenebilirsiniz. Gitmeye niyetiniz varsa önceden kayıt olmayı unutmayın.

telif: diversepixel/Shutterstock
telif: diversepixel/Shutterstock

Geçtiğimiz ay Kepler teleskobunun verilerini inceleyen gönüllü yurttaş bilimciler ve bilim insanları bir yıldızın daha önce hiç görülmemiş biçimde tuhaf olduğunu keşfettiler. Doğal açıklamaları içeren bir çalışmanın ardından “sebebini bilmiyorsak uzaylılar yapmıştır” mottosuyla konuyu uzaylılara bağlayan bir teori ortaya atılmıştı. Buna göre bu yıldızın etrafına bir Dyson küresi inşaa ediliyor olabilirdi. Dünya dışı akıllı yaşam arayan SETI antenlerini bu yıldıza çevirdi. Bulgular uzaylılardan sinyal gelmediğini gösteriyor. Yine de uzaylılara dair umutlar tükenmiş değil.

canada

Kanada’nın yeni ulaştırma bakanının aynı zamanda bir astronot olduğunu biliyor musunuz? Kanada’nın yeni hükümeti adeta yıldızlar karması.

NASA da yeni astronot adayları arıyor.

otegezegen-posteri

Geçen haftanın güzelliklerinden biri yüzlerce ötegezegenin görselleştirildiği bir poster oldu. Buradan büyük boy haline uluşılabilir.

Paul-Nelson-Satellite-and-Aurora-1682F_1446649752

Taurid meteor yağmurunun devam ettiği bir gecede çekilen bu fotoğrafta görülen çizgiler göktaşlarına ait değil. ABD’nin Michigan eyaletinden Paul Nelson’un yakaladığı bu karede görülmekte olanlar dünya atmosferine giriş yapan askeri amaçlı bir uydunun kalıntıları.

NFIR isimli uydu 2007 yılında ABD savunma bakanlığının ihtiyaçları için fırlatılmıştı. Deney görevi olan NFIR ile fırlatılan füzeleri görüntülemeyi ve eksoz dumanlarındn veri toplamayı amaçlıyordu. İlk tasarımda üzerinde düşman roketleri vurma deneyi için silah taşıması da planlanıyordu!

Geçtiğimiz haftaki bir diğer haber yine uzayda silahlanmayla ilgiliydi. ABD, Rusya’nın uzaydaki silahları sınırlandırma teklifini reddetti. ABD uzayda pek çok rakibi olmasına karşın uzayı silahlandırma hevesinde. NASA bütçesinin kısılmaması için büyük uğraş verirken, diğer ülkeler uzay keşifleri için kaynaklarını büyük bir azimle arttırıyor. ABD başlattığı silahlanma yarışının kaybedeni olabilir.

NASA-The-Sun-In-Ultra-HD-5

NASA, adını Güneş’in çekirdeğinde meydana gelen, yıldızımıza ve Dünya’ya enerji sağlayan termonükleer tepkimelerden alan Thermonuclear Art (Termonükleer Sanat) isimli çalışmayı duyurdu. Termonükleer Sanat, yıldızımızın yüzeyindeki dinamik yapıyı ortaya koyan patlamaları, lekeleri, manyetik alanı ve X ışını yayımını 4K çözünürlükle izleyiciye sunuyor.

güneş rüzgarları Mars atmosferini törpülüyor

NASA geçtiğimiz hafta yine önceden meraklandırma usulü ile açıklama yaptı: Mars atmosferi güneş rüzgarlarınca zayıflatılıyor. İlk okuduğumda “iyi ama ben bunu yazmıştım” dedim kendi kendime. Gerçekten de yazmıştım. Bugünkü fark ise MAVEN uydusunun yaptığı gözlemlerin bu olguyu net şekilde kanıtlaması. Anlaşılan NASA yine bir halkla ilişkiler çalışması yapmış ve bunda da başarılı olmuş.

mars-tarla

Mars atmosferinin erozyona uğraması kimileri için dünyalaştırma (terraforming) denilen, diğer gezegenleri yapay yollarla Dünya benzeri bir yer haline getirme çalışması için kötü haber. Peki Mars’ı dünyalaştırmak gerçekte mümkün mü? Evrim Ağacı’nda Marslı filminin bilimsel analizini yaparken bu konuya da değinmişler.

3_phobosgrunt

Geçen raporda (9.) Rus ve Avrupa uzay ajanslarının Mars için ortaklığa gitmeyi planladığını yazmıştım (ExoMars). Rusya’nın Avrupa ile ortaklaşa yürütmeyi umduğu diğer planı ise Kızıl Gezegen’in uydularından Phobos’tan toprak örneği almak. Daha önce benzer bir amacı olan Rus Phobos-Grunt uzayaracı başarısız olmuştu.

Sovyet uzay programı Mars ötesini hedeflememişti. Fakat şimdi Ruslar 2026’da Laplas uzayaracı ile Jüpiter sistemine gitmeyi planlıyorlar. Hedef oldukça iddialı: Jüpiter’in su olduğu düşünülen Ganymede uydusuna iniş yapmak. Görüldüğü kadarıyla Rusya uzay alanında atağa kalkmak istiyor.

cin-mars-uydusu
Çin’in Mars’a göndermeyi planladığı uydunun modeli

Çin’den de haberler var: Çin gelecek yıl 4 adet bilimsel uzay sondası fırlatacak. Bunlarla karanlık madde, kuantum bilimi deneyleri, kara delik gözlemleri yapacak ve uzayda yaşamayı inceleyecek. 2020 hedefindeyse Kızıl Gezegen’e bir uydu göndermek var.

OzU-rover

Türkiye’de Özyeğin Üniversitesi öğrencilerinden oluşan bir takım da Mars’a gidemeseler bile, gezgin robot geliştiriyorlar.

eskisehir-deney-bilim

Ülkemizdeki bilim merkezlerinin sayısı artarken Eskişehir’deki Bilim Deney Merkezi ve Uzay Evi açıldığı günden beri 4 yılda 400 binden fazla ziyaretçi ağırlamış. İlin nüfusu 685 bin!

Kötü haberler de yok değil: Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD), Türkiye’de emek göçüne dair raporu yayımlandı. Buna göre eğitimli Türkiye vatandaşlarının yurtdışına göçü 2001’den 2011’e kadar %83 arttı. Geçen zaman ve işsizliğin armasıyla beraber bugün bu sayının daha da arttığını söylemek için müneccim olmaya gerek yok.

insan-farki

Eğitim ve eğitimli insanlara sahip çıkma bir ülkenin ölüm kalım meselesi. Geçtiğimiz hafta gündeme gelen bir öğretmen, Ahmet Naç, “Sıradan bir sınıftan harikalar yaratan öğretmen” başlığıyla haber oldu ve zihniyetin ne kadar büyük bir fark yaratabileceğini ortaya koydu.

antares-rocket-explosion-launch-pad

NASA geçtiğimiz yıl gerçekleşen, özel bir şirketin ürettiği Antares kargo roketinin patlamasıyla ilgili yeni fotoğrafları flickr hesabından paylaştı. Fotoğraflar patlamanın şiddetine dair ayrıntıları gözler önüne seriyor.

NASA’nın 11 yıldır uzayda başarıyla çalışan uzayaracı Swift ise 1000.  Gama ışını patlamasını tespit etti.

yemen-firtina

Daha geçen ayın sonlarında Patricia Kasırgası tüm zamanların en güçlüsü olarak rekor kırmıştı ki yeni bir güçlü fırtına daha ortaya çıktı. Umman körfezinde başlayan Chapala kasırgası, Arap coğrafyasının son 30 yıldır gördüğü en güçlü fırtına olarak kayıtlara geçti.

Dronlar Alemi

Dronlar uzak mesafeleri GPS yardımıyla katedebiliyorlar. Dış ortamda gezinmek kolay, peki kapalı mekanlarda ne olacak? Onun da çözümünü buldular. Geliştirilen bir sistemle İHA’lar iç ortamın bir haritasını oluşturabilecekler. Videosu burda.

dron-harita

Peki önüne çıkan (dal gibi) engelleri farkedip çevrelerinden dolaşarak kendi kendine yol alan drona ne dersiniz?

Haftalık Gökyüzü Raporu – 9

Bilim Türkiye gündeminin ilk sıralarında yer almasa da ülke gençliğinin hayalleri ve potansiyeli gündemi belirleyenlerin fersah fersah ilerisinde. Bir tesadüf sonucu başlayan Hayallerinizin Mektubu projesinde Dr. Umut Yıldız’a gençlerden hayalleri ile ilgili mektuplar yağmıştı. Bu mektupların yazarlarından birkaçı ile DijitalX sitesinde yapılan röportajları mutlaka okumalısınız:
Screenshot (48)
Pembe çiçeklerle bezeli bu güzel fotoğraf ne yazık ki gökbilim açısından kötüye işaret. Burası yüksek ve kurak oluşu nedeniyle uluslararası gökbilimin çekim merkezi olan Atacama Çölü.
Feryal Özel’in paylaşımından öğrendiğim habere göre El-Nino sebebiyle gökbilimcilerin kuru havası için tercih ettiği bu yere bu sene son 14 yılda yağan yağmur bir günde yağdı. Suyun olduğu yerde de canlılık artıyor doğal olarak. Fakat atmosferde artan nem oranı buradaki gözlem araçlarının kabiliyetini azaltıyor.
havadan-karbondioksit-cekilerek-cokelti-tabletlerine-donusturuluyor-bilimfilicom
Şimdi de iklim değişikliğiyle ilgili iyi haber: Atmosferden karbondioksidi çekmeye yönelik deneme amaçlı bir tesisi kurulmuş. bilimfili.com’dan Ozan Zaloğlu‘nun haberine göre Carbon Engineering adlı şirket karbondioksidi çekip çökelti tabletlerine dönüştürecek. Sonraki amaçlarıysa bunlardan tekrar yakıt elde etmek ve ticari olarak sürdürülebilir bir sistem ortaya çıkarmak.
Ay’a gitmek zorundayız. Ay, 21’inci yüzyılda kalıcı insan üssü haline gelecek. Rusya bu projede yer almak ve uluslararası ortaklarıyla çalışmak istiyor.
Alıntı Rusların Luna 27 projesinin başında bulunan İgor Mitrofanov’a ait. Rusya ve Avrupa, insanlığı yeniden Ay’a taşıyabilmek için ortaklık girişiminde bulunuyor. Kararını 2016 yılında verecek olan ESA eğer kabul ederse, Rusya’nın Ay keşif aracı Luna 27 için işbirliğine gidecekler.

ESA ve Roscosmos'un Mars gezgininin ineceği alan: Oxia Planum
ESA ve Roscosmos’un Mars gezgininin ineceği alan: Oxia Planum

Avrupa’nın ilk Mars gezgin robotu ExoMars’ın ineceği bölge duyuruldu. Avrupa Uzay Ajansı ESA ile Rusya’nın uzay ajansı  Roscosmos’un ortaklığında ilerleyen proje olan ExoMars, 2019 yılında Mars’ın kil zengini Oksia Planum ovasına iniş yapacak.

İki uzay ajansı başarılı olurlarsa Mars’taki ABD üstünlüğü kırılabilir. Eskilerin gücünün zayıflamasının tek örneği bu değil. Çin’de de önemli gelişmeler oluyor.

Bir taraftan dünyanın en büyük radyo teleskobunu inşaa ediyorlar, diğer taraftan dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısını yapacaklarını beyan edip CERN’ün birinciliğine göz dikiyorlar. Hedef 2025!

yuanmeng

Çin kaynaklı bir başka önemli gelişme ise test ettikleri Yuanmeng adlı yeni hava gemisi. 100 km irtifaya kadar çıkabilme kapasitesi olduğu söylenen hava gemisi, çoğu yerden havaya füze sisteminin menzilinin dışında kalırken, sahip olduğu gözetleme ve takip ekipmanları sayesinde Çin’e önemli bir avantaj sağlıyor. ABD’nin Orta Doğu’daki güç yoğunluğunu yavaş yavaş Çin sahillerine kaydırdığı şu günlerde politik açıdan da önemli bir gelişme.

Scott Kelly
Scott Kelly

Astronot Scott Kelly uzayda toplam 215. gün geçirerek “uzayda tek seferde en uzun süre kalan Amerikalı” unvanını kazanmış oldu. Kelly, Mart 2016’ya kadar uzay istasyonunda (342 gün) kalacak. Astronot 16 Ekim’de toplamda en uzun süre kalan Amerikalı unvanını elde etmişti.
Tek görevde uzayda en uzun süre kalan insan unvanı ise Mir’de görev yapan kozmonot Valeri Polyakov’a ait (437,7 gün). Uzayda toplam en uzun kalma süresi ise 879 gün ile Gennady Padalka’ya ait.
Kelly rekortmen bir astronot olsa da bu haftaya dek hiç uzay yürüyüşü yapmamıştı. Bu hafta Kjell Lindgren ile beraber 7 saatlik uzun bir uzay yürüyüşü gerçekleştirdiler.
Peki hiç düşündünüz mü UUİ ne kadar temiz? İlk bakışta çok steril bir ortam havası verse de gerçek bambaşka: Dünya’da oldukça zararsız olup UUİ ortamında hastalığa sebep olabilecek mikroplar mevcut.
nh-flyby
Yeni Ufuklar sondası Plüton’dan sonraki hedefi olan 2014 MU69’a yönelmek için gereken dört manevradan 3’ünü bu hafta tamamlamış oldu. Sonuncusu ise 4 Kasım’da gerçekleşecek ve Yeni Ufuklar, Plüton’dan 1,6 km uzaklıktaki 48 km çaplı bu küçük Kuipler Kuşağı cismiyle 2019 yılındaki buluşması için gün saymaya başlayacak.
lovejoy
Bu hafta gökcisimlerinde süpriz kimyasallara rastlandı. C/2014 Q2 (Lovejoy) kuyruklu yıldızında alkol ve şekere rastlandı. Hesaplamalara göre kuyruklu yıldız saniyede 50 şişe şaraba eş değer alkol saçıyor. Diğer süpriz bulgu ise 67P kuyruklu yıldızının atmosferindeki oksijen oldu.
EnceladusOct28
Cassini uzayaracı Satürn’ün buz tutmuş uydusu Enceladus’a yakın geçiş gerçekleştirdi. Uyduya 49 km yaklaşan Cassini’nin elde ettiği ham görüntüler yayılandı.
Dronlar Alemi
Dronlar için bir başka kullanım alanı daha: yaprakları süpürmek. On liralık süpürge dururken binlerce liralık DJI Phantom 3 kullanılır mı demeyin. Süpürgeyle uğraşmaktan kurtulup eğnemenin bedeli paha biçilemez. Fikrin sahibi ise Mike Schreurs. Youtube kanalından videosunu seyredebilirsiniz.
yaprak-supuren-dron
Amerikanın okyanus ve atmosferle ilgili devlet kuruluşu olan NOAA’ya bağlı bir ekip de dronları orkaları (sıkça adlandırıldıkları şekliyle katil baline demeye dilim varmadı) izlemek için kullanıyor. Aşağıdaki görüntüde yavrusunu emziren anne orka görülüyor.
emziren-orka
amazon’dan sonra ABD’nin en büyük süpermarket zinciri Wal-Mart da insansız hava araçlarıyla teslimat yapabilmek için çalışmalara başladı ve denemeler yapabilmek için Federal Havacılık İdaresi’ne (FAA) başvurdu.
İHA ile taşımacılık bu tür şirketler için oldukça önemli. Bunu Amazon’un yönetim kurulu başkanı Jeff Bezos’un şu sözünden anlayabiliyoruz: “Yarım saat içinde dağıtım yapabiliriz. 2.3 kilograma kadar olan ürünlerin taşıyabiliriz. Bu da bizim toplam dağıtımımız yüzde 86’sına denk geliyor.”
Ticari şirketlerin kâr baskısı, Amerikan Federal Havacılık İdaresi’nde de karşılığını buluyor: FAA bu tarz ticari dron uçuşları için gerekli yönetmeliğin bir yıl içersinde hazır olacağını duyurdu.
İleride İHAlarla teslimat yapan şirketlerin kullanması için özel olarak belirlenmiş dron rotalarının açılması bekleniyor.

Londra uzay araştırmaları bütçesini arttırıyor

Londra uzay araştırmaları bütçesini arttırıyor

Birleşik Krallık yönetimi, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) kapsamındaki yıllık ortalama 170 milyon sterlin olan uzay araştırmaları bütçesini 5 yıl için ortalama 70 milyon sterlin arttırarak £240 milyon sterline çıkartacak. Bu miktar 384 milyon dolara denk geliyor.

Açıklamayı yapan Kraliyet Topluluğu‘ndan George Osborne ayrıca şunları belirtti:

İngiliz uzay sektöründeki Astrium, Inmarsat ve Avanti gibi İngiliz şirketleri ekonomiye yılda 14,4 milyar dolar katkı yapmaktalar ve bugünün zorlu ekonomik şartlarına rağmen yıllık %8 büyüme kaydettiler. 2030 yılı hedefi ise 48 milyar dolarlık bir sektör.

kaynak: wired

Satürn ve Lutetia

Fotoğrafı ilk gördüğümde “ya arkadaş sizde de ne tesisat var böyle” diyesim gelmişti. Fotoğrafı yakalayan o arkadaşlar ESA, tesisatları da Rosetta uzayaracıymış.  Yukarıdaki görüntüde Lutetia küçük gezegeni (asteroid) görülüyor; arka planda da Satürn gezegeni var, fakat bu bir tesadüf. Gezegen, Lutetia’ya yakınlaşan sondanın kamerasının kadrajına tesadüfen girmiş. Astrofotoğraf biraz da şans işi.

Rosetta ile küçük gezegenin arasındaki mesafe  510.000 km’den 81.000 km’ye inerken, dar açı kamerasına yansıyan görüntülerin ayrıntıları artmış normal olarak. Gittikçe büyüyen gökcisminin görüntüleri birrleştirilerek aşağıdaki resim oluşturulmuş:

Bu uzay sondasının asıl hedefi ise 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızı; Rosetta, 2014 yılında yörüngesine gireceği, 4 kilometre çaplı 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına konacak küçük bir iniş aracı da taşıyor.

Rosetta'nın taşıdığı bir iniş aracı 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına konacak. Bu sahne, bir sanatçının gözünde yukarıdaki gibi canlandırılmış.

kaynak: mydarksky.org | esa.int |

ESA’nın yeni uyduları uzayda

Rusya’nın kuzeyindeki Plesetsk Kozmodrom’undan kalkan Rokot fırlatma aracı, ESA’ya (Avrupa Uzay Ajansı) ait iki uyduyu yörüngeye taşıdı: SMOS ve Proba-2.

SMOS (Soil Moisture and Ocean Salinity – Toprak Nemi ve Okyanus Tuzluluğu) uydusu okyanuslar, toprak ve atmosferdeki nem değişimi ile okyanusların tuzluluğundaki değişimleri gösterecek, ayrıca bu değişkenlerin atmosfer ve iklim üerine etkilerini anlamada yardımcı olacak. SMOS uzaydan okyanus tuzluluğunu ölçmeye yarayan ilk araç olma özelliğine de sahip.

Proba-2 uydusuysa çeşitli enstrümanların test edilmesi amacını taşıyor. Bunlardan biri güneş tacı (korona) ve yörüngede plazma ölçümünü yapacak olan geniş açılı küçük bir kamera. Uyduda güneş fırtınaları ve püskürmelerle uzaya saçılan çok sıcak iyonlardan oluşan plazma özelliklerini incelemeye yarayan ve güneş gözleminde kullanılacak üç farklı cihaz daha bulunuyor.

Proba-2 130 kg ağırlığında, valiz boyutlarında (0.6 × 0.6 × 0.8 metre) küçük bir uydu. Gelecekte yaygınlaşması beklenen küçük boyutlu-düşük maliyetli uyduları temsil ediyor.

Uzaya gönderilen her iki uydu da güneşle eşzamanlı (senkronize) yörüngeye oturtuldular. SMOS 760 km, Proba-2 725 km uzaklıkta bulunuyor. Uyduların tüm özelliklerinin kullanılabilir hale getirilebilmesi içinse aylar geçmesi gerekecek.

kaynak: universetoday.com |

Karina’dan muhteşem detaylar

Hubble Uzay Teleskobu, galaksimizin en büyük kütleli yıldızlarından ikisini görüntüledi. Bu yıldızlar, Karina  (Carina) Bulutsusu içindeki Trumpler Açık Yıldız Kümesi’ne dahil olan WR 25 ve Tr16-244.

Bizden 7500 ışık yılı uzaklıkta bulunan Karina Bulutsusu ultra sıcak yıldızlar içeriyor. Şu ana kadar teyit edilen en parlak yıldız olan ünlü mavi yıldız Eta Carinae da bu bulutsuya dahil.

Bu yıldızlar çok parlak ve inanılmaz miktarda ısı üretiyorlar. yaydıkları ışınlar büyük ölçüde morötesi formda olduğu için mavi renkte görünmelerine neden oluyor. Yakıtları olan hidrojeni diğer yıldızlardan çok daha hızlı bir biçimde tüketen bu yıldızların felsefesi “hızlı yaşa genç öl”. Yakıtlarını hızla tüketecek olan bu tür yıldızların ömürleri de çabuk tükeniyor.

Aşağıdaki resimin merkezine yakın duran ve en parlak olan yıldız WR 25. Onun sol üstündeki komşusu ve parlaklıkta üçüncü olan yıldız ise Tr16-244. İkinci parlak yıldız, WR 25’in solunda bulunan, küçük kütleli bir yıldız ve Dünya’ya, Carina Bulutsusu’ndan daha yakın. WR 25 ve Tr16-244’ün astronomların ilgisini çeken özelliği yıldız oluşumunun olduğu bir bulutsuda bulunmaları ve gökadaların evrimi ve yapılarına etkisi.

İki yıldızdan büyük kütleli ve ilgi çekici olanı WR 25’in, iki yıl önce Şili’deki Serena Üniversitesi’nden Roberto Gamen liderliğindeki bir gökbilim ekibi tarafından aslında en az iki yıldızdan oluşan bir sistem olduğu keşfedilmişti. Yıldızlar birbirine çok yakın olduğu için, onların ayrı cisimler olduğunu ayırt etmek kolay olmuyor. Hubble ile yapılan son çalışma ise Tr16-244’ün aslında üçlü bir sistem olduğunu ortaya koyuyor.

WR 25 ve Tr16-244, Karina Bulutsusu’ndaki gazları ısıtıp genleşmelerine, böylece uzaya saçılmalarına neden olmakta.

Yapılan bu çalışma İspanyol Endülüs Astrofizik Enstitüsü’nden (Instituto de Astrofísica de Andalucía) Jesús Maíz Apellániz’in liderlik ettiği ve ABD’li, Şilili, Arjantinli ve İspanyol enstitülerine bağlı astronomların oluşturduğu bir takımca gerçekleştirdi.

Kaynak: ESA Portal | Görüntü: NASA/ESA

Çekler ESA’da

ESA’ya katılım anlaşması 8 Temmuz’da Prag’da imzalanan Çek Cumhuriyeti, Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) 18. üyesi oldu. Anlaşmanın ardından bir dizi prosedürün tamamlanmasıyla, 12 Kasım günü Çek bayrağı ESA tesislerinde dalgalanmaya başladı.

Çek Cumhuriyeti bayrağı
Çek Cumhuriyeti bayrağı

ESA ve Çek Cumhuriyeti 2014’e kadar sürecek bir geçiş dönemine girdi. Buna göre özel bir görev gücü Çek Cumhuriyeti’nin endüstri, bilim topluluğu ve diğer örgütlerinin ESA ile nasıl uyum sağlayabileceğini araştırmak için çalışacak.

ESA’nın sitesinde Çekler’in uzay çalışmalarında güçlü bir geleneğe sahip  olduğu belirtilmiş ve örnek olarak da Çek vatandaşı Vladimir Remek’in 1978 yılında Avrupa’nın ilk astronotu olması gösterilmiş. Gerçi o yıllarda Çekoslovakya olarak Doğu Bloğu‘na bağlı olan Çekler, aynı zamanda Varşova Paktı‘nın İnterkosmos Uzay Programı‘na üyeydi. Dolayısıyla Vladimir Remek için kozmonot demek daha uygun olur.