Hilal Bulutsusu – NGC 6888

Fotoğraf: J-P Metsävainio

15 Aralık 1792’de Wilhelm Herschel tarafından keşfedilen, NGC 6888 katalog numaralı Hilal Bulutsusu, Kuğu Takımyıldızı’na dahil olup bizden yaklaşık 4700 ışıkyılı uzaklıktadır. Bir salma bulutsusu olan NGC 6888, merkezinde yer alan parlak büyük kütleli yıldızın güçlü rüzgarları ile şişen 25 ışık yılı genişliğinde kozmik bir balona benzer.

Yıldızın saçtığı maddeden oluşan bu rüzgar saniyede 2000-3000 km hızla yol alırken bulutsuyu oluşturan gazların yıldızdan dışa doğru harekete geçmesine neden olur.

Wolf-Rayet yıldızı olarak sınıflandırılan bu yıldız o kadar büyük kütlelidir ki her 10 bin yılda Güneş’in kütlesine eş miktarda madde püskürterek güçlü bir yıldız rüzgarı oluşturur. Bu nefesi kuvvetli dev yakıtını muazzam hızla tüketirken ömrünün sonuna da yaklaşıyor. Nihayetinde bir üstnova patlaması ile sönecek.

Hilal Bulutsusu nasıl gözlenir?

Kuğu Takımyıldızı’na dahil olduğu için en iyi gözlem zamanı yaz aylarıdır. 4700 ışıkyılı uzaklıkta bulunduğu için görmesi kolay bir hedef değil. Çok karanlık yerlerde daha küçük teleskoplarla görülebilse de gözlem için 8 inç (20cm) çaplı bir teleskop önerilmekte.

Yine yaz döneminde iyi gözlenebilen +8.8 kadirden Halka Bulutsusu gökyüzünde Hilal’e komşu takımyıldızda yeralıyor. Aynı gece iki bulutsuyu gözlemleyebilirsiniz.

kaynak: cosmos magazine | bulutsu.orgoneminuteastronomer.com

Yanan Yıldız Bulutsusu – IC 405

IC405
IC405

Resimde ‘Yanan Yıldız’ diye de bilinen IC 405 bulutsusu görülüyor. Bizden 1.500 ışık yılı ötede 5 ışık yılı alana yayılan bulutsu Arabacı (Auriga) takımyıldızında yeralıyor. Arabacı’nın parlak yıldızı AE Aurigae bulutsunun mavi renkli, çok sıcak merkezinde görülüyor.

Bir yansıma/salma bulutsusu olan IC 405, IC 410 salma bulutsusu ile M38 ve M36 açık kümelerinin yakınında bulunuyor.

kaynak: cosmos magazine

Kedi Patisi Bulutsusu (NGC 6334)

VISTA teleskobu, 5.500 ışıkyılı uzağımızdaki Kedi Patisi Bulutsusu’nun şimdiye kadarki en detaylı görüntülerini yakaladı. Şili’deki, dünyanın en kuru yeri olan Atacama Çölü’nde bulunan Avrupa Güney Gözlemevinde kurulu VISTA teleskobu, Dünya’daki en büyük kızılötesi teleskop olma özelliğine sahip.

Görüntüde, bulutsunun merkezinde yeni oluşmakta olan genç yıldızlar ile bulutsunun  etrafındaki daha önce gözlemlenmemiş yaşlı yıldızlar net şekilde görülmekte. VISTA yakın kızılötesi ışınımını gözlemlemiş. Buna rağmen bulutsudaki toz tabakasının en kalın olduğu bölgeler, ardında kalan yıldızların ışığını bizlerden saklamayı başarmış.

ek – 22 Nisan: Konu hakkında detaylı bilgiye eso.org adresinden ulaşabilirsiniz.
kaynak: wired | görüntüler: VISTA telescope./ESO/J. Emerson/VISTA | Wide Field Imager./ESO.

Avcı’nın kimyası yaşama uyuyor

Evren büyük ölçüde hidrojen ile doludur. Yıldızların yakıtını yine bu en hafif element oluşturur; ta ki yıldızın çekirdeğinde tükenene kadar. Yıldızın merkezindeki basınç ve sıcaklığın etkisiyle hidrojen atomları füzyon reaksiyonu geçirerek birbiri ile birleşir ve daha ağır olan helyum atomu oluşturur. Merkezdeki hidrojenin tükenmesiyle helyum ve oluşan daha ağır elementler füzyona uğramaya başlar. Bu şekilde daha ağır atomlar ortaya çıkmış olur.

Yıldız merkezinde ortaya çıkan ağır elementler, yıldızın ömrünü tamamlayıp sahip olduğu maddeyi uzaya saçmasıyla etrafa dağılırlar. Oluşan enkaz yeni güneş sistemlerinin doğumhanesi konumuna gelebilir. Bu durumda ilk yıldızın merkezinde üretilen maddeler yeni güneş sisteminin kimyasına katılır. Tıpkı Avcı Bulutsusu‘nda olduğu gibi.

Avcı (Orion) Bulutsusu, M42, bizden 1350 ışık yılı uzaktadır. VISTA ile elde edilen bu görüntü gökyüzünde 1.5 derecelik alana yayılıyor.

Avcı bulutsusu (nebula) aynı zamanda M42 olarak da biliniyor. Bize 1.300 ışıkyılı uzaklıkta ve 24 ışıkyılı boyunca uzanır. Teleskop ile bakıldığında amatörlere güzel bir manzara sunana Avcı, yeni yıldzların oluşumunu araştırmak isteyen astronomlar için de önemli bir kaynak. Bu kaynak üzerinde yapılan araştırmalar, bulutsunun yaşam için gerekli kimyasallara sahip olduğunu gösteriyor.

Işık ışınları ayrıştırıldığında meydana gelen tayfta, ışık kaynağını oluşturan moleküllerin kimyasal parmak izi ortaya çıkar. Tayfçekerler (spektrograf), gökcisimlerinden gelen ışınların tayfını çıkartarak, bu parmak izinden o gökcisminin hangi maddelerden oluştuğunu tespit edebilmemizi sağlıyor.

Avrupa Uzay Ajansı’nın geçen yıl uzaya fırlattığı Herschel teleskobu yeni veriler topladı. Herschel daha hassas tayfçeker tekniği kullanan HiFi aletine (Heterodyne Instrument for the Far Infrared – Yakın Kızılötesi için Heterodin Aracı)  sahip. Bu sayede teleskop, biliminsanlarına uzayın kimyasını daha iyi anlama imkanı sağlıyor. Avcı (Orion) bulutsusu üzerinde yapılan incelemelerde, bulutsunun (nebula) yaşam için gerekli olan tüm maddelere sahip olduğunu gösterdi. Potansiyele sahip olsa da henüz yıldızlar ve varsa etrafındaki gezegenler oluşumunu tamamlamadığı için, yaşamın oluşabilmesi içinse henüz çok erken.

kaynak: wired.com |