İlk Teleskobum

Teleskop sahibi olmak için uzun süre bekledikten sonra Kültür Üniversitesi’nin Kilyos’ta düzenlediği Amatör Teleskop Yapımı Çalıştayı 2009’da ilk teleskobumu kendi ellerimle yapma şansına kavuştum. Teleskobumla ilk kez gökyüzünü doyasıya izleme fırsatı bulunca, teleskopsuz geçen sürede ne çok şey kaçırdığımı farkettim.

Şimdiki çocuklar biraz daha şanslı sanırım. Astronomiye ilgi artıyor, etkinlikler artıyor, teleskoba sahip olmak biraz daha kolaylaştı ve Tahsin Demirciler gibi özverili ve gökbilim aşığı öğretmenler sayesinde teleskoba sahip olan okulların sayısı artıyor.

Tüm bunlar, gökbilimle erkenden tanışan çocukların sayısı artınca, gökbilim virüsünü kapanların sayısı da arttığından önemli. Bu amaçla daha fazla okulun teleskop sahibi olabilmesi için şimdi yeni bir proje başlatıldı: İlk Teleskobum(ilkteleskobum.org).

İlk Teleskobum adlı projenin annesi Feza Maceraları blogunun yazarı Nurcan Örtügen Gök. Proje, kişisel bütçelerle yürütüldüğü için ilk olarak İstanbul’da düzenlenmek üzere, 81 ilde en az bir devlet okulunu teleskoplandırmayı amaçlıyor.

Teleskobu hangi okulun kazanacağını belirlemek için Hayalimdeki Uzay temalı bir yarışma düzenlenecek. Yarışmanın ayrıntılarına bu sayfadan ulaşabilirsiniz. (6)7-11(12) yaş aralığında çocuğunuz/tanıdıklarınızın çocukları varsa, öğretmenlerine bu yarışmayı haber vermenizi öneririm.

Yarışmanın son katılım tarihi 8 Mayıs, kazanan okulun açıklanacağı tarih ise 15 Mayıs. Bir aksilik olmazsa 21 Mayıs’ta da teleskobun okula teslimi ve gözlem etkinliği planlanıyor. Yarışma sonunda bir okulun kazanacağı el yapımı, 6 inç (~15 cm)  çaplı, dobson tipi kundaklı bir teleskop olacak.

İlk Teleskobum’un resmi sitesi ilkteleskobum.org. Bir de facebook sayfası var.

tek rakibim obsession

Ben bir türlü bir şeyler yapamamış olsam da geçtiğimiz yaz Kilyos’ta amatör teleskop yapım dünyasına adım atanlar, internet üzerinde de yaptıklarını paylaşmaya devam ediyorlar. Son olarak Taner Cesur, amatör teleskop yapımıyla ilgili yeni bir ağ güncesi açımış: tekrakibimobsession.blogspot.com

Nedir ki bu obsession diyenler için açıklama: obsessiontelescopes.com

Dünyanın belki de en kaliteli dobson tipi teleskoplarını üreten, ayna çaplarının büyüklüğüyle her amatör astronomi meraklısının rüyalarını süsleyen, kocaman teleskoplar olmasına rağmen rakiplerine göre kolay taşınan, kolay kurulan, kolay kullanılan teleskoplar tasarlayan firma.

Site ATY ile ilgi dedim ama farklı konulara açılabileceğinin de sinyallerini vermiş Taner. Kendisine uzun soluklu bir blog macerası diliyorum.

dünya harikasını izlemek

Dünya’nın Ay’dan sonraki ikinci büyük uydusu UUİ (Uluslararası Uzay İstasyonu) bir futbol sahası genişliğinde alana yayılan dev bir kompleks. ABD, Rusya, Japonya, Kanada, Avrupa Birliği ve bunlarla ortaklı yoluyla Çin ve İtalyan gibi  ülkelerin uzay ajanslarının ortaklığıyla inşa edilen ve en büyük uluslararası proje (157 milyar dolar) olan UUİ, dünya ortamında gerçekleştirilemeyecek deneylerin laboratuvarı konumunda.

Bu büyük proje kesinlikle modern zamanın harikaları arasında. Gerçi “yeni 7 harika” temalı anketlere hep yüzlerce yıllık binalar hakim oluyor!

O kadar büyük ki, onu görebilmek için illa uzay turisti olmaya gerek yok.  Çünkü siz onu ziyaret edemeseniz de o sizi mutlaka ziyaret eder. Dünya’nın hemen her köşesinde onu -belli zamanlarda- görmek mümkün. Tek ihtiyacınız açık bir gökyüzü ve UUİ’yi takip etmenizi sağlayacak bir yazılım veya site (uyduizleme.gokbilim.comheavens-above.com) . Dev güneş panelleri bolca ışık yansıtan UUİ, ışık kirliliğinin pençesindeki şehirlerde bile görülebilir parlaklıklara ulaşabiliyor.

Ben UUİ’nu ilk kez ATY 2009’da (Kilyos) görmüştüm, tesadüf eseri. İkinci gözlemim ise -yine Kilyos’ta- planlıydı. Onu görüntülemek için fotoğraf makinamı ve üçayağımı hazırlandım:

Benim kameram tam profesyonel olmadığından elde ettiğim sonuç da mükemmel değil. Fakat daha iyi donanımla, çok daha iyi neticeler almak mümkün. Örneğin Antalya’dan Mustafa Erol daha iyi bir sonuç almış. Erol’un yakaladığı diğer görüntülere astrofotograf.org‘dan ulaşabilirsiniz.

Yukardaki fotoğraf 29 Kasım 2009 günü spaceweather.com sitesinde yayınlanmıştı. Aynı gün yayınlanan bir başka fotoğrafın sahibi ise sadece fotoğraf makinası dışında, 130 mm (7 inç) çaplı bir teleskop da kullanarak UUİ’nu gerçekten görmeyi başarmış:

Teleskop ile takibin hiç kolay olmadığını belirtmeliyim. Kendi teleskobumla kimi zaman uçakları izlemeye çalıştım. Sonuç çoğunlukla hüsran oldu. Daha fazla denemeyle tecrübe sağlanabilri belki ama elle takip görüntünün net anlaşılamayacağı kadar sarsılmasına neden oluyor. Fakat uzayaraçlarını izleyebilecek takip sistemlerine sakip teleskoplar da mevcutmuş.

kaynak: spaceweather.com | görüntüler: 1.  bana ait | 2. Mustafa Erol‘un izniyle | 3. Pete Lardizabal

voltran aynalar

Kimimiz çocukluğundan Voltran’ı (aslında Voltron) hatırlayacaktır zaten. Bilmeyenler de şu adresten Voltran’ın birkaç robotun birleşmesiyle oluşan daha büyük boy bir robot olduğunu öğrenebilirler.

Aynalarla pek alakalı bir şey değil yani. Yine de bazı teleskop aynaları, tıpkı bu savaşçı robot gibi daha küçük aynaların birleştirilmesiyle oluşturulduğundan Voltran’a benzetilebilir. Amaç daha küçük aynaların ışık toplama güçlerini birleştirerek daha güçlü bir ayna elde etmek. Gökbilimcilerin evrenin geçmişini inceleyebilmek için derinlere bakabilecek teleskoplara ihtiyacı vardır. Bunu yolu da daha fazla ışık toplayan teleskoplara sahip olmaktan geçiyor. Büyük aynaların ise kendine özgü sorunları var. Çap 5 metreyi aştıktan sonra aynanın deforme olması, görüntünün bozulması gibi sorunlar pratikte ilk kez 1948 yılında Hale teleskobunda ve sonra da Rusların 6 metre çaplı teleskobunda yaşandı. Bu tarihten sonraysa teleskop tasarımında yeni çözümer aranmaya başlandı ve  yapımı zor tek bir aynanın işni birden fazla aynanın üstlendiği birden fazla aynaya sahip teleskop tasarımları ortaya çıktı.

ATY 2009’dan sonra, bir sene içersinde bir yeni teleskop daha yapmaya karar vermiştim. Şu sıralar aklımdaki bu projeyi değerlendiriyorum. ATY 2009’dan sonra yeni teleskoplar yapmayı planlayan tek kişi ben değilim.  Bazıları çoktan harekete geçti bile. Ama biri var ki çıtasını iyice yükseltti.

Salih Dinçer normalde tek bir yuvarlak camdan ayna yapmak yerine, altıgen cam parçalarını birleştirerek bir teleskop aynası yapmayı amaçlamış. Bunun için önce altıgen şekilli 7 aynayı biçimlendirmek gerekiyor. Daha sonra bu aynalar aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi yerleştirilecek:

Uzaktan güzel gözüküyor, ama güzel olduğu kadar da zor. Zira tüm aynalar birbiriyle uyumlu olacak şekilde biçimlendirilmeli. Mesela odak uzaklıkları tam kararında olmalı. Bizim Kilyos’ta yaptığımız teleskoplarda hedeflenen ölçüyü tutturamasak bile, değişen odak uzaklığına göre aynayı birkaç santim ileri veya geri alarak paçayı kurtarabiliyorduk. Şimdi 7 paça var!

Altıgen ayna yapmanın daha başka zorlukları da var. Üstelik standart tasarımların aksine yardım alınabilecek önceden yapılmış örnekler de yok. Şu anki proje de zaten deneysel bir çalışma niteliğindeymiş. Siz daha kolay yolları tercih etseniz bile 6genayna amatör teleskop yapımı konusunda ilginizi çekebilir.

kaynak: 6genayna | Wired Science |

bayram şekeri

Kilyos’taki Amatör Teleskop Yapımı Çalıştayı’ndan (ATY 2009) sonra, elimle yaptığım teleskobu alıp Marmara Adası Gündoğdu köyüne gittim. Işık kirliliğine boğulmuş İstanbul’a göre burası bir cennet sayılır. Köyde hemen her gece gözlemler yaparak Messier kataloğundaki cisimlerin yerlerini bulmaya uğraştım. Tek başıma değildim elbette:

Geceleri gözlem yaparken, gündüzleri klasik tatil modunda deniz ve güneşe doymaya çalışıyordum. Yine böyle deniz kenarında oturuş kitabımı okuyorum ki.. derken karşı tepelerin üzerinden açak irtifada yaklaşan, halk arasında pırpır diye tabir edilen türde bir uçak belirdi. Uçak dediysem, üst modelleri muhtemelen birinci dünya savaşında kullanılan çift kanatlı bir şey. Üzerimize doğru geliyor, ama ne gelmek! Yalpalaya yalpalaya, sanki biraz sonra düşecekmiş gibi bir uçuşu vardı. Çok şükür kazasız belasız ilaçlama yapıp gitti. O an aklıma Gülen Gözler (1977) filminde Şener Şen’in oynadığı Vecihi karakteri gelmişti.

Filmin senaryo yazarı Sadık Şendil’in bir göndermesi mi yoksa şans mı bilimiyorum ama Vecihi  aynı zamanda Türk havacılığında önemli bir karakterin adı. Bu kişi Vecihi Hürkuş.

Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda pilotluk yapan Vecihi Bey Mondoros Ateşkes Antlaşmasıyla yarım kalan uçak üretme planını 1925’te gerçekleştirerek 28 Ocak’ta Vecihi K-VI uçağıyla ilk uçuşunu gerçekleştirdi.  1930 yılında Türkiye’nin ilk sivil uçağını üretti. 1931 yılında kendi atölyesinde kendi uçağını yaparak küçük bir Türkiye turu gerçekleştirdi.  Yokluklara rağmen çalışmalarına devam etti, kendisini destekleyen Nuri Bey’in adını verdiği Vecihi K-XVI uçağını üretti. Havacılık okulu açtı, Hürkuş Havayolları’nı kurdu. Hürkuş hakkında daha detaylı bilgileri tayyareci.com sitesinde okuyabilirsiniz.

Hürkuş, elegeçirilen Yunan uçaklarının motorlarını kullanarak ilk Türk uçağını yapıp uçurduğu için ödül yerine, izinsiz uçtuğu için ceza almıştı. Ne yazık ki bu ülkede birşeyler yapmaya çalışanları çoğu zaman zorluklar bekliyor. Siz bir şeyleri başarıp “tamam oldu bu iş” dediğiniz anda ülke gerçekliği size oyununu oynuyor; bazı ATY katılımcılarının özenerek yaptıkları teleskopların kargoda hasar görmesi gibi oyunlar. Yine de çok karamsar olmamak lazım. Neticede her türlü olanak varken herkes başarılı olabilir, önemli olan zoru gerçekleştirmek. Tıpkı yokluklar içersinde zafere ulaştığımız gibi.

Zafer Bayramınız kutlu olsun!