Ethem Derman HaberTürk’de

Bu akşam, Pakize Suda’nın sunduğu ve 19.05‘de yayınlanacak olan Hayata Dair programında, Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünden Prof. Dr. Ethem Derman, şimdi adını hatırlayamadığım bir astrolog ile biraraya gelecek. Ethem hoca daha önce burçlar ve fallarla ilgili olarak ”Bunlar bir takım üç kağıtçıların, yalancıların para kazanmak için yaptıkları şeyler” demişti. Bu program kaçmaz 🙂

ekleme (25/07 01.45): Kaçıranlar için programın tekrarı ne zaman yayınlanacak bilmiyorum ama programın ses kaydını aldım. Bazı kısımları eksik oldu ama büyük kısmı kayda alındı. Yükleme bağlantıları: birinci kısım, ikinci kısım.

2009 Nobel Fizik Ödülü CCD ve fiber optiğe

Bu yılın Nobel Fizik Ödülü, iletişim alanında çığır açan fiber optik kablonun mucidi Charles K. Kao ve sayısal görüntüleme teknolojisinin yapı taşlarından olan CCD (Charge-coupled devices) algılayıcısını ortaya çıkartan Willard S. Boyle ve George E. Smith tarafından paylaşıldı.

Yarı iletken algılayıcıların devreye girmesiyle görüntüleme teknolojisinde yeni bir çığır açıldı. Günlük alanda fotoğrafçılıkta etkisini son yıllarda hissettiğimiz (filmli makina kullanan  kaldı mı?) sayısal görüntüleme, diğer bazı bilim dallarının dışında, astronomide de kendine önemli bir yer edindi.

Gökbilimde yapılan gözlemlerin kayıtları önce kağıtlara aktarıldı. Galileo ve ondan sonra gelen gökbilimciler gördükleri cisimlerin neye benzediklerini kağıtlara çiziyorlardı. Fakat bu yolla hem insan gözünün kusurları hem de görülenlerin kağıda aktarılmasındaki farklılık nedeniyle, bu tarz kayıtların kişiden kişiye değişen, objektif  olmayan bir niteliğe  sahiptiler.

Işığı oluşturan fotonlarla tepkimeye girerek değişen kimyasallara sahip filmler ortaya çıkar çıkmaz astronomide kullanılmaya başladı. Fotoğraf sağladığı keskin doğrulukla, kişiden kişiye değişen kaydın yerini aldı. Kimi amatörler gördükleri şeyleri hâlâ kağıtlara aktarıyor olsalar da, bilimsel çalışmalarda çizim, çoktan terkedilmiş bir yöntem.

Filmli analog kayıttan sonra sahneye görüntüyü sayısal veriye çeviren CCD algılayıcılar çıktı ve bir devrim yarattılar. Elektronik algılayıcıları olmayan bir uzay teleskobu düşünmek mümkün değil. CCD’lerin yakalayıp, sayısal veriye çevirdikleri görüntüler kolaylıkla başka yerlere aktarılabiliyor. CCD algılayıcıları aynı zamanda insan gözünün algılayamadığı farklı dalga boylarındaki (kızılötesi, morötesi) ışınları da yakalayabilme kapasitesine sahipler.

kaynak: Cumhuriyet Bilim Teknoloji eki (9 Ekim) | nobelprize.org | blogs.physicstoday.org |

Yeni Merkür kareleri

MESSENGER 14 Ocak günü Merkür’ün yanından geçti. Uzay aracı, Merkür’ün sadece 200 kilometre ötesinden geçerken 9,6 milyon kilometre karelik alanı kapsayan 1200’ün üzerinde fotoğraf karesi çekti. Elde edilen 500 mb’lık veri dünyaya indirildi.

Bilim insanlarının 30 yıldır görmeyi arzuladığı yukarıdaki karede, kraterlerin gözüktüğü alanın 30 yıl önce Mariner 10 uzay aracı ile çekilen görüntüleri büyük ölçüde karanlıktı.