Haftalık Gökyüzü Raporu – 44

Samanyolu dalgalıymış

Derya içre olup deryayı bilmeyen balıklar gibi biz de içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisini tam olarak bilmiyoruz. Diğer gökadalara dışardan bakmak onların tüm yapısını incelemeye müsade etse de Samanyolumuzun tam şeklini çözmemiz kolay değil. Sarmal yapıda olduğunu biliyor ve düz bir disk gibi düşünüyorduk. Eğer Çinli astronomların gözlemleri doğruysa düz sandığımız disk uçlarından eğimli olabilir. Gökbilimciler bu bulguya uzak noktalardaki 1339 yıldızı inceleyerek ulaştılar. Sebeple ilgili bir şey söylenmese de gökadalar genelde komşularının kütleçekim etkisiyle şekil değiştirebiliyorlar.

Çevresiyle olan kütleçekim etkileşimi sonucu önemli biçimde bükülmüş olan ESO 510-G13 galaksisi 150 milyon ışıkyılı uzağımızda bulunuyor. Görsel: NASA/ESA/Hubble UT

Tesadüfen keşfedilen komşu gökada

Samanyolu’nun 30 ışıkyılına kadar yakınında olan gökadalar komşu olarak anılır. Astronomlar Samanyolu halesi içinde bulunan (~13.000 ışıkyılı) yıldız kümelerinden biri olan NGC 6752‘deki beyaz cüceleri incelerken milyonlarca ışıkyılı uzakta yer alan bir cüce gökada keşfetti. 100 bin ışıkyılı çapındaki Samanyolu’na göre yaklaşık 3000 ışıkyılı çapıyla oldukça küçük kalan bu gökada Bedin 1 olarak isimlendirildi.

Samanyolu’ndan bu kadar bahsettikten sonra içinde bulunduğumuz galaksi hakkındaki 25 ilginç bilgiye de gözatmak isteyebilirsiniz diye yazıyı buraya bırakıyorum.

İstanbul Üniversitesi Amatör Astronomlar Kulübü Mars’taki su ve yaşam izlerini astroarkeoloji ve astrobiyoloji açısından irdeleneceği bir sunum organize ediyor. 15 Şubat Cuma günü saat 18:00’da gerçekleşecek sunumu Olcaytuğ Özgüllü yapacak.

Son olarak Ay’ın arka tarafına uzayaracı gönderen Çinliler sadece Ay yüzeyine yönelik çalışmıyorlar. Bambaşka bir perspektiften alışılmadık bir görüntü sunan bu fotoğraf Çin’in Ay yörüngesindeki Longjiang-2 uydusunca çekildi. Uydudan gönderilen 16kb boyutundaki görüntünün Dünya’ya transferi 20 dakika sürmüş. Uzayda iletişim oldukça yavaş işliyor.

Bode’un Galaksisi – Messier 81 (M81 / NGC 3031)

  • Sağ açıklık: 09 : 55.6
  • Dik açıklık: +69 : 04

Bode’un Galaksisi adıyla da bilinen Messier 81 ( M81 ) ve NGC 3031 katalog numaralarıyla da anılır. Büyük Ayı ( Ursa Major ) takımyıldızı sınırlarında 11.8 milyon ışık yılı uzakta yer alan büyük bir çubuklu sarmal (spiral) gökadadır. 6.94 kadir görünür parlaklıklıktadır.

M81’in aktif gökada çekirdeği yaklaşık, 70 milyon güneş kütlesinde, süper kütleli bir karadelik içerir ki bu Samanyolu’nun merkezinde yer alan kara delikten 15 kat daha büyüktür.

Messier 81 / Bode’un Galaksisi 📷: Tolga Gümüşayak 14 inçlik bir teleskopla toplamda 11.6 saatlik pozlama sonucu elde edilen 139 fotoğrafın birleştirilmesiyle oluşturulmuş.

M81 gökyüzünde 21×10 ark dakika alan kaplar ve kabaca dolunay boyutlarında gözükür. Bize göre olan açısı, sadece birkaç milyon yıl önce ortaya çıkmış olan, sıcak genç yıldızlara sahip, maviye kaçan sarmal kollarını rahatça incelememize fırsat verir. Sarmal kollar aynı zamanda 600 milyon yıl önce oluşmuş yıldız nüfusunu da barındırıyor.

Galaksinin merkezi ise belirgin biçimde, daha yaşlı yıldızlardan oluşuyor. Samanyolumuzun merkezinden çok daha geniş olan bu bölge, yaşlı yıldızların yoğun olması sebebiyle kırmızı renkte gözükür.

Gözlem

Gökyüzünde baktığınızda bir başka gökada olan M82 ile beraber görebilirsiniz.

kaynak: constellation-guide.com/bodes-galaxy-messier-81/ | universetoday.com/47054/messier-81/ |

Hubble’dan Triangulum Galaksisi’nin en detaylı fotoğrafı

Triangulum (Üçgen) galaksisi gökyüzünde soluk bir leke olarak görülebilir. Fakat bu leke 40 milyar kadar yıldız içermekte. Samanyolu ve Andromeda yanında küçük kalsa da Yerel Grup’daki komşu galaksilerimizden biridir.

Messier 33 ve NGC 598 katalog numaraları ile de adlandırılan Triangulum galaksisi yaklaşık 3 milyon ışıkyılı uzaklıkta Üçgen takımyıldızı sınırlarında yer alıyor. Astronomi ölçeğinde epey yakın. Nasıl bulabileceğinizi ise AstroTürk’te anlatmıştım.

Triangulum galaksisinin 34,372×19,345 piksel boyutundaki bu mozaik fotoğrafı Hubble tarafından yakalanan en geniş ikinci görüntü. Bundan daha geniş olarak Andromeda galaksisinin muazzam fotoğrafı 2015 yılında yayınlanmıştı.

Birçok fotoğrafın birleştirilmesiyle elde edilen bu fotoğrafta gökadanın merkez bölgesi ve iç sarmal kolları öne çıkıyor. Milyonlarca yıldız, yüzlerce yıldız kümesi ve parlak nebulalar görülebiliyor.

Messier 33 (M33) olarak da tanınan Triangulum galaksisinin devasa kompozit fotoğrafı Hubble’ın sahip olduğu Araştırmalar için Gelişmiş Kamerasınca yakalanan 54 farklı parçanın birleştirilmesiyle oluşturulmuş.

Fotoğrafı çok daha detaylı inceleyebilmek için buradaki zum aracını kullanmanızı öneririm.

Dediğim gibi üç galaksiden oluşan (cüceler hariç) Yerel Grup gökadalarından biri olmasına karşın diğer komşularına göre oldukça küçük kalıyor Üçgen gökadası. Andromeda 200,000 ışıkyılı, Samanyolu da tahmini 100,000 ışıkyılı çapındayken Üçgen gökadası sadece 60,000 ışıkyılı genişlikte.

Diğer iki büyük komşusunun aksine merkezinde parlak … yok. Aynı zamanda sarmal kollarını birleştiren merkezdeki çubuk yapısına da sahip değil. Buna karşın büyük miktarda gaz ve toz içeriyor, bu da hızlı biçimde yeni yıldızların doğumasını sağlıyor.

kaynak: universetoday |

Ultima Thule: uzakta ama ne kadar uzakta?

Plüton ve yoldaşı Charon’u gün yüzüne çıkaran New Horizons (Yeni Ufuklar) uzay sondasını hatırlarsınız. NASA’nın geliştirdiği uzayaracı hızla Plüton sistemine ulaşmış ancak burada bir yörüngeye girmeden dosdoğru yoluna devam etmişti.

Esas görevinin ardından bilim insanları New Horizons için yeni bir hedef belirlemişti. Nihayet Ultima Thule ( 2014 MU69 ) diye adlandırılan asteroide ulaşan uzayarcı, keşif görevi düzenlenmiş en uzak gökcisimi ünvanını alan bu yer fıstığı biçimli (kardan adam diyen de var) kuiper kuşağı cismini görüntüledi.

Bilim insanları Ultima Thule’nin iki farklı cismin birleşmesiyle oluştuğunu düşünüyor. İsmindeki Ultima büyük olanı, Thule ise küçük cismin adı.

Şu an uzayın derinliklerine doğru ilerlemeye devam eden New Horizons Dünya’dan 6.5 milyar km uzakta bulunan Ultima Thule’un yaklaşık 3500 km yakınından geçti.

Peki 6.5 milyar km ne kadar uzak?

Astronomik mesafelerin çok büyük olduğunu bilsek de kafamızda canlandırmamız zordur. En iyi yol modeli küçültmek:

Güneş’in 10 cm çapında bir portakal boyutunda olduğunu varsayalım. Bu durumda Dünyamız 10.75 metre uzaklıkta 1 mm çaplı bir kum tanesi boyutunda olacaktır. Jüpiter 56, Satürn ise 103 metre uzaktadır ve boyları 1 cm’i geçmez. Sevgili cüce gezegen Plüton ise 424 metre ötede yer alır.

Ultima Thule ise 10 cm boyundaki güneşten 467 metre ilerde bulunur.

Güneş sistemi modelinizi kendiniz oluşturmak isterseniz hazırladığım basit Güneş Sistemi Modeli boyut hesaplama aracını kullanabilirsiniz.

google bir taraftan sahtekar falcılar diğer taraftan…

Eğer bir web siteniz varsa oluşturduğunuz içeriğin çok sayıda insana ulaşmasını istersiniz. Teknik olarak insanlar sitenize doğrudan erişebilseler de ziyaretçi sayınız büyük oranda google arama motorunda üst sıralarda çıkabilmenize bağlı.

Bir sitenin arama motorunda üst sıralarda çıkabilmesini sağlamaya yarayan SEO teknikleri var. Bunlardan çok anlamıyorum ne yazık ki. Bu konuda iyi bildiğim şey ise daha çok hit alan sitelerin öne çıkmasının daha kolay olduğu.

Örneğin, James Webb Uzay Teleskobu ( JWST ) hakkında Türkçe web siteleri içinde ilk yazılar astroturk.net üzerinde yayınlandı. James Webb Uzay Teleskobu yazım yıllarca aramalarda ilk sırada kaldı. Bu durum James Webb haber malzemesi haline geldiğinde neredeyse bir günde değişti. JWST hakkındaki en detaylı yazılardan biri artık fiilen ulaşılamaz durumda.

Bu duruma alışmıştım ama geçen ay daha kötü bir şey oldu:

astroturk alan adını .com uzantısıyla alan fal sitesi astroturk/astrotürk aramasında bir anda önüme geçti. Doğrusu 17 yıl boyunca yayında olan, astroturk.net alan adıyla 15, wordpress üzerinde 12 yıldır aktif olan sitenin kendi adıyla olan aramalarda yine bir anda geriye düşmesini anlamam mümkün değil. Belli ki salt emek harcamak, bir şeyler ortaya çıkarmak yetmiyor. Fakat bu işin peşini bırakacak değilim.

Senelerdir yayında olan bir astronomi sitesinin adıyla astroloji sahtekârlığına girişen, karşılık göreceğini de hesaba katmış olmalı.

Dünya’nın Doğuşu (Earthrise)

Biz dünyada diğer gökcisimlerinin doğuşuna tanıklık ederiz ancak Dünyamızın da bir yerlerde doğuyor olabileceği aklımıza gelmez.

1968 Noel arefesinde, ilk kez Dünya yörüngesinden ayrılan ayrıca Ay’a ulaşan uzayaracı olan Apollo 8 mürettebatı Ay yörüngesine erişip, Ay’ın görmediğimiz arka yüzünü gören ilk insanlar olduktan sonra Ay ufkunda yükselen Dünya görüntüsüne şahit oldular.

Fotoğraf: Apollo 8 mürettebatından Bill Anders; İşleme ve lisans: Jim Weigang

Yukarıdaki fotoğraf orjinali siyah beyaz olan kaenin renklendirilmiş hali. Astronotlar daha sonra renkli filmle de Dünya’nın fotoğrafını yakaladılar.

Bu heyecanlı anlarda astronotlar arasında şu konuşmalar (tamamen çeviri Türkçesi, idare edin) geçer:

Anders: Aman tanrım! Şurdaki görüntüye bakın! Dünya yükseliyor. Vay, çok güzel.
Frank Borman: Hey, bunu çekme, bu planda yok. (şaka yapıyor)
William Anders: (güler) Renkli filmin var mı, Jim?
Bana hemen renkli film verir misin?
James Lovell: Adamım, bu harika!

Apollo 8’de çekilenler esasen ikinci Dünya’nın doğuşu fotoğrafları. İlki Lunar Orbiter 1 uzayaracı tarafından çekilmişti.

Lunar Orbiter 1 uydusunca yakalanan Dünya’nın doğuşu görüntüsü.

Peki gelecekteki Ay kolonilerinde de Dünya’nın doğuşu izlenebilecek mi?

Ne yazık ki cevap büyük oranda hayır. Kütleçekim kilidi etkisiyle uydumuzun kendi etrafında dönüş hızıyla, Dünya etrafındaki dönüş hızı eşitlenmiş durumda: Dünya’ya hep aynı yüzünden bakıyor. Yani buradaysanız Dünya’yı hemen hemen sabit biçimde görüyorsunuz. Arka yüzünde ise hiç göremiyorsunuz.

Yalnız yörünge hareketinden ötürü oluşan salınım (librasyon) sonucunda görebildiğimiz yüzünün sınırlarında yer alan 2 dereceye varan bir bölgede Dünya doğup batar. Ancak Ay’ın hareketi yavaş olduğundan bu doğuş-batışlar yaklaşık bir aylık süreye yayılır.

kaynak: earthobservatory.nasa.gov | uzaydanhaberler.com |

Voyager 2 yıldızlararası uzaya ulaştı

Voyager 2 uzayaracı 5 Kasım günü heliosferin sınırı olan heliopause bölgesinden çıkarak yıldızlararası uzaya çıkan ikinci uzayaracı oldu. İlki elbette ikizi Voyager 1 olmuştu. İkili 1977 Ağustosunda 16 gün arayla fırlatılmışlardı.

Fırlatma sıradan bir tarihte yapılmadı. O günlerde gaz devleri uzayaracıyla kolayca ziyaret edilecek şekilde konumlanmıştı. Bunu değerlendiren NASA Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ü ilk defa ziyaret edecek Voyager’ları geliştirdi.

Voyager 2’nin yakın geçişi sırasında yakaladığı Satürn görüntüsü.

Voyager 2 şu an Güneş’ten 18 milyar kilometre uzakta. Radyo sinyalleri buradan Dünya’ya 16.5 saatte ulaşıyor. Çok uzak; ama Güneş Sistemi’nin dışında değil.

güneş sisteminin sınırı

Güneş Sistemi’nin esas sınırını 1,000 AB’de başlayıp 100,000 ABye kadar uzandığı tahmin edilen Oort Bulutu oluşturuyor. Nükleer pille çalışan Voyager’ların ömrü sınırlı, buna karşın sonsuza dek yol almaya devam edecekler. Bu nedenle farklı bir uzaylı medeniyetiyle karşılaşma olasılıkları düşünülerek üzerlerine Altın Plaklar konuldu.


46P/Wirtanen kuyrukluyıldızı

Güncelleme 13 Aralık:

Pek çok amatör astronom Wirtanen’i çıplak gözle görebildiğini bildiriyor. Yeterince karanlık bir yerde gözlem yapıyorsanız çıplak gözle görme şansınız var. Wirtanen gökyüzünde küçük puslu bir daire biçiminde görülecektir.

Gözle görüş kabiliyetinizi arttırmanın yolu saptırmalı bakış (uluslararası literatürde averted vision) denilen tekniğini kullanmaktır. Oldukça basit: direkt olarak gözlemlemek istediğiniz obje yerine onun hemen kenarlarındaki bölgeler bakıyorsunuz. Bu sayede objeden gelen ışınlar görüntüyü algılayan sinir bölgesinde renksiz fakat daha düşük parlaklıkları algılayabilen hücrelerin üzerine düşer.

Kuyrukluyıldız dürbün için oldukça iyi bir gözlem hedefi. Işık kirliliği sebebiyle gözle göremeseniz bile dürbün yardımıyla Wirtanen’i görebilirsiniz.

Kuyrukluyıldızın fazla detayı olmadığından teleskobun büyütme gücü işinize yaramayacaktır. Mümkün olduğunca geniş açıyla izlemek daha zevkli olur. Takip motorlu bir teleskopla oldukça hızlı ilerleyen Wirtanen’in yıldızlı gökyüzü üzerindeki hareketini dakikalar içinde farkedebiliyorsunuz.

Yörünge süresi 5.4 yıl olan, kısa periyodlu bir kuyrukluyıldız. Sadece 1.2 km çapıyla da göreceli olarak küçük sayılabilir. Buna karşın Wirtanen çekirdek boyutundan beklenmeyecek derecede fazla aktivite gösteren bir kuyrukluyıldız ailesine dahil. Bu ilgi çekici olmasını sağlayan özelliklerinden biri.

Birleştirilerek elde edilen bu görselde kuyruklu yıldızın gün geçtikçe parlaklığının artması gösteriliyor.

California’daki Lick Gözlemevi’nden Carl A. Wirtanen tarafından 1948 yılında, o senelerde kullanılan fotoğrafik plaka üzerinde keşfedildi. Gözlemevinin yetersiz imkanları sebebiyle kısa periyodlu bir kuyrukluyıldız olduğunun anlaşılması için bir yıldan fazla zaman geçmesi gerekti.

ESA’nın Rosetta uzayaracı için düşünülen bir hedefti ancak fırlatma zamanı ertelenince ünlü olma şansını 67P/Churymov-Gerasimenko kuyrukluyıldızına kaptırdı.

16 Aralık 2018’de Dünya’dan sadece 0.078 AB (11.7 milyon km) uzakta olacak. Parlaklığının 3 kadire çıkması bekleniyor ki bu Wirtanen’in bugüne dek görülen, gelecekte de beklenen en parlak halini göreceğiz anlamına geliyor.

46P/Wirtanen’in 11-30 Aralık 2018’de gökyüzündeki konumu:

kaynak: cometwatch.co.uk/comet-46p-wirtanen/

OSIRIS-REx Bennu’ya ulaştı

NASA’nın OSIRIS-REx uzayaracı 3 Aralık 2018 gecesi 101955 Bennu asteroidine vardı. Görev temel olarak asteroidden örnek alıp bunu Dünya’ya geri göndermeyi içeriyor. Yaklaşık 1 yılı örnek almak için en güvenli noktayı tespit etmek için harcadıktan sonra örnek alıp bunlar gönderecek. Herşey yolunda giderse örnekler 2021’de geri dönüş yolculuğuna başlayıp 2023 yılında Dünya’ya varacak.

Bu görev gelecekteki asteroid madenciliği çalışmaları için gereken deneyim ve bilgiyi kazanmak için önemli bir basamak olarak görülebilir.

Bennu asteroidinin kendi etrafındaki tam turu

Peki OSIRIS-REx’in ziyaret edeceği Bennu nerede?

Dünya ile Mars arasında bir yörüngede dolaşan Bennu Güneş’ten yaklaşık 160 milyon km uzaklıkta. Dünya Güneş’e ~150 milyon km uzakta (ki buna Astronomik Birim diyoruz); yani kimi zaman bize oldukça yaklaşıyor. Şu an ise bize 121 milyon km uzakta ilerliyor.

OSIRIS-REx’in Bennu’ya vardığı 3 Aralık 2018’de Dünya ve Bennu’nun konumu.

Bennu bugün asteroid kuşağında yer almamasına karşın bilimciler bir zamanlar bu elmas şeklindeki gökcisminin orada daha büyük bir göktaşının parçası olarak bulunduğunu düşünüyorlar. Bu göktaşı 700 ile 2 milyar yıl önce başka bir tanesiyle çarpışarak parçalandıktan sonra bu çarpışma kopan Bennu’nun bugünkü yörüngesine konumlandığına inanılıyor.

Kaynak: nasa.gov/feature/goddard/2018/osiris-rex-approach | space.com/42602-where-is-asteroid-bennu-osiris-rex-target.html |