21 Ağustos 2017 güneş tutulması (Amerika Birleşik Devletleri)

21 Ağustos 2017 günü, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 300 milyondan fazla insan güneş tutulmasına şahit olacak.

Ay’ın yaklaşık 112 km genişliğindeki gölgesi, Kanada ve ABD üzerindeki 14 eyaletten geçerek kıtayı boydan boya geçecek.

Bu güneş tutulması ne yazık ki Türkiye’den gözlemlenemeyecek ancak hatırlatmakta yarar var: Güneş’e doğrudan veya daha da kötüsü bir teleskop veya dürbünle bakılması kalıcı göz hasarlarına sebep olabilir. Bunun için isli cam, röntgen filmi gibi şeyleri değil özelleşmiş güneş filtrelerini kullanmanız gerekir; zira görünür ışığı filtreleyen nesneler, gözle görülmeyen zararlı ışınları engelleyemez.

Mars’a ayak basmada en büyük engel bütçe

Birleşik Devletler İnsanlı Uzay Planları Gözden Geçirme Komitesi veya diğer adıyla Augustine komisyonu nihai raporunu yayınladı. Raporda gelecek 15-20 yılı kapsayacak insanlı uzay çalışmaları için tek bir özel hedef yerine 5 esnek alternatif üzerinde durulmuş.

Ay’a geri dönüş ve Mars’a insan yollamak gibi iki zorlu ve pahalı görevden önce uygulanabilecek daha küçük çaplı projeler önerilmiş. Bunlar Ay ve Mars’ın çevresinde dönmek, bir asteroide, Phobos veya Deimos ‘a inmek gibi daha ufak çaplı projeler.

Şüphesiz bunun en önemli gerekçesi maliyetler. Raporda NASA’nın yıllık 3 milyar dolarlık ek kaynağa ihtiyacı olduğu belirtilmiş. Alçak dünya yörüngeleri için özel teşebbüslere vurgu yapılmakta. Şimdilik geliştirme safhasında olan özel şirketler önümüzdeki yıllarda, en azından alçak dünya yörüngelerinde etkilerini arttıracaklar.

İşte komisyonun beş alternatifi:

1. Diğer programlar olduğu gibi sürdürülür, fakat uzay mekiği programını 2011’e ve Uluslararsı Uzay İstasyonu (UUİ) 2020’ye kadar uzatılır. Fazladan kaynak olmadan, Ares roketleri 2020’ye kadar hazır olamazlar ve Ay’a gitmek için asla yeterli para olmaz.

2. Mevcut bütçe devam ettirilir, Ares I ıskartaya çıkarılır, Ares V’in hafif bir versiyonu geliştirilir (ağır Ares V’in 2/3’ü kadar) ve UUİ’nu 2020’ye kadar devam ettirmek için ekstra fonlar uzay istasyonuna kaydırılır. Ticari LEO (alçak dünya yörüngesi) insanlı uzay aracı satın alınır.

3. Yıllık 3 milyar dolar ek bütçeyle Ay’a gitmek için Constellation (takımyıldız) programını başlatımak. UUİ, 2025 yılına kadar Ay’a geri dönmeye imkan sağlamak için 2016’da yörüngden çıkartılmalı. Bunun anlamı istasyonun Mir’in kaderini paylaşması oluyor.

4. Yıllık 3 milyar dolar ek. UUİ 2020’ye kadar devam ettirilir ve Ay’a 2025 gidilir. Ağır yükseltme için ya Ares V Lite, veya Shuttle-C kullanılır.

5. Yıllık 3 milyar dolar ek. Uzay meekiği programı 2011’e, UUİ 2020’ye kadar sürdürülür. Ay’a ayak basmak yerine, yörüngesine gitmek tercih edilir veya Dünya’ya yakın cisimlere gidilir ve Mars’a gitmek için hazırlanılır. Ares V Lite veya EELV – Evolved Expendable Launch Vehicles (Geliştirilmiş Sarf Edilir Kalkış Aracı) kullanılır.

Görüldüğü gibi, mevcut kaynakları arttırılmadığı taktirde NASA’nın 15-20 yıl içersinde Ay’a gitmesi zor, Mars’a gitmesi ise hiç mümkün değil. NASA’nın kaynaklarının şu an için küresel mali kriz sebebiyle artmayacağı görülüyor.  Ekonomi düze çıktığında ise artıp artmayacağı, artarsa ne kadar artabileceği de belli değil. Bana kalırsa, dış borçlarla yürütülmeye çalışan ABD ekonomisi kolay kolay pahalı bir uzay programını destekleyemez.

Ay ve Mars’a insanlı seferlerin başlamasının tek yolu NASA’nın çokuluslu ortaklıklara girişmesi. Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Rusya, Çin ve Hindistan’ın da ya teknolojik yetersizlik ya da ekonomik imkansızlıklar nedeniyle bu işi tek başlarına yapamayacaklarını düşünürsek ortaklık iyi bir seçenek olacaktır. Politik nedenlerle birden fazla ortaklık olması da ihtimaller dahilinde.

emekli astronot göktaşı tehlikesine dikkat çekti

Apollo 9’da da görev alan deneyimli astronot Rusty Schweickart Viyana’da Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerine göktaşlarının yarattığı tehlikeleri ele alan bir rapor sundu.

Söz konusu raporda Dünya’yı yerlebir edecek bir göktaşını engelleyebilecek teknolojiye insanlığın sahip olduğu, en azından göktaşının vuracağı kıta veya okyanus çevresinde yaşayanlarrın farklı yerlere taşınarak kurtarılabileceği belirtiliyor.

B612 Vakfı’nın kurucusu olan Schweickart, aynı raporu ABD senatosuna da sunmuştu. Schweickart’ın kurduğu vakıf, gelecekteki göktaşı çarpmalarını önleyecek teknolojiler geliştirmeyi amaçlıyor. Vakıf adını, Antoine de Saint-Exupery’nin yazdığı çocuk hikayesi Küçük Prens’deki prensin evi olan B612 adlı göktaşından aldı.

Schweicart, Sovyetlerin Yuri Gagarin’i uzaya yollamasından ardından uzaya çıkan ilk ABD’li olarak tarihe geçti. ABD’nin Skylab programındgörev alan ve Apollo 9 ile Ay’a da ayak basan en deneyimli astronotlardan Schweicart, uzaydan ilk canlı yayını gerçekleştirerek Emmy Ödülü sahibi de oldu.

Kaynak: cnn türk | b612foundation.org |

astronotlar uzayda oy verecek

Son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en önemli konu şüphesiz başkanlık seçimleri. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (UUİ) yaşıyan ve çalışan, komutan Edward Michael Fincke ve uçuş mühendisi ve bilim müfettişi Greg Chamitoff da yeryüzünden yaklaşık 400 kilometre ötedeki bir yörüngede, saatte 30.000 kilometreden fazla bir hızla hareket ederken birkaç gün sonraki başkanlık seçimlerde oy kullanabilecek.

Teksas‘ta, astronotların (neredeyse tamamı Houston şehrinde yaşıyor) uzayda oy kullanabilmeleri için gerekli teknik düzenlemeleri sağlayan bir yasa tasarısı kabul edilmişti. Böylece astronotlar da dünya dışında oldukları halde oy kullanma şansına sahipler.

Güvenli elektronik oy pusulası, seçimleri düzenleyen kurum tarafından NASA’nın Johnson Uzay Merkezi üzerinden e-posta ile astronotlara ulaşacak. Astronotların verdiği oy da, yine e-posta yoluyla seçim kurumuna ulaşacak ve kaydedilecek.

Kaynak: physorg.com |