Radardan önce ne kullanılıyordu

RADAR (RAdio Detection And Ranging) teknolojisi radyo dalgalarının yansıması yardımıyla uçan araçların uzaktan tespit edilmesini, konum ve hızlarının belirlenmesini sağlar. Hava güvenliği açısından son derece gereklidirler.

Havacılığın ilk dönemlerinde RADAR teknolojisi henüz gelişmemişken de havadan gelen tehditleri farkedebilmek gerekiyordu. Peki RADAR yokken bu gereksinim nasıl karşılanıyordu?

Özel geliştirilmiş aletlerle uçağın sesinin duyulmasıyla. Zayıf sesleri toplayıp mekanik biçimde kulağa yönlendiren araçlar kullanılıyordu. Bu elbette kısa menzilli ve etkinliği oldukça sınırlı bir yöntemdi; ancak o yıllarda bu işin başka bir yolu da yoktu.

Şimdi Radardan önce ne kullanılıyordu şöyle bir bakalım:

Radar öncesi uçakları tespit için kullanılan araçların ilk örneklerinden biri. İnsanı Miki Fare’ye benzeten bu şey Birinci Dünya Savaşı’nda ne kadar etkili olmuştur acaba?

1917 Alman tasarımı bir başlık. Hem işitsel hem de görsel yetkinliği arttırıyor. En azından plan bu. Başın üstündeki alıklarla yakalanan ses borularla kulağa yönlendiriliyor. Gözlerde de bir miktar büyütme sağlayan (kanımca 3-4x) dürbün bulunuyor.

Çek üretici Goerz tarafından 1920’lerde tasarlanan bir model. Kepçe biçimli yansıtıcılar sesi geniş açıklıklı tüplere yönlendriyordu. Hollanda ordu araştırma istasyonunda test edildikten sonra “temel eksiklikler içerdiği” farkedildi.

1930’larda geliştirilen Hollandalı kişisel parabol. Parabol yapısı ses dalgalarını yoğunlaştırarak kulağa yönlendiriyor. Hafif olması için alüminyum kullanılmış. Sabit bir yapısı var, farklı kişilerle uyumu şişme kulaklıklarla sağlanıyor.

Radar öncesi düşman uçaklarının tespiti için uçakların gürültüsünü uzaktan duyabilecek sistemler geliştirilmeye çalışılmıştı. Bolling Field, ABD, 1921.

Perrin akustik konumlandırıcısının 1930lar Paris’indeki tanıtımından görüntüler. Oldukça estetik sayılabilecek bu savaş aygıtı Nobel ödüllü Fransız fizikçi Jean-Baptiste Perrin tarafından tasarlandı. Dört tertibatın her biri 36 küçük altıgen borudan oluşuyor. Alttaki sistemle benzer bir çalışma prensibine sahip.

Ses konum donanımı, Almanya, 1939. Bir çifti yatay, diğer çifti de dikey eksende konuşlu dört adet akustik borudan oluşuyor. Kulaklarına gelen ses farkından yararlanarak, yanlardaki teknisyenlerden biri uçağın yüksekliğine diğeri de yönüne göre donanımı ayarlıyorlardı. Borular sesi kauçuk tüpler vasıtasıyla steteskoplara bağlı. Stereo ses sayesinde teknisyenler iki borudan gelen ses arasındaki farkı giderecek şekilde donanımı uçağın konumuna göre ayarlıyorlar, bu sayede donanım o eksende tam uçağın sesinin geldiği yöne çevrilmiş oluyordu. [kaynak]

Radardan önce kullanılan akustik yer belirleyiciler en yüksek seviyesine İkinci Dünya Savaşı’nda çıktı. Fakat artık yerlerini yeni gelişen radar teknolojisine terketmelerinin zamanı gelmişti. Britanya kıyılarına 1935’e kadar yukarıdaki gibi betondan akustik aynalar yerleştirilmişti. En soldaki yapı 5 metre yükseklikte, 70 metre uzunlukta. [kaynak]

Radarın keşfi

İskoç fizikçi Sir Robert Watson-Watt 1935’de radar sisteminin ilk pratik örneğini icat etti. Sistem radyo sinyalleri yayıyor, sonra uçaklardan yansıyanları, dolayısıyla uçakları, tespit ediyordu. 160 km’ye kadar menzili vardı. Birkaç yıl sonra ilk radar istasyonu zinciri İngiltere’de kuruldu. Bu teknoloji Nazilerin Britanya’ya karşı giriştiği hava saldırılarını püskürtmekte büyük avantaj sağladı. Öyle işe yaramıştı ki Watson-Watt şövalye ilan edildi.

kaynak: rarehistoricalphotos.com | quara.com | ww2incolor.com |

Dünya’nın uzaydan çekilen ilk fotoğrafı

Dünya’nın uzaydan çekilen ilk fotoğrafı görülüyor. 24 Ekim 1946 günü Amerika’nın New Mexico eyaletindeki White Sands Füze Rampası’ndan fırlatılıp 105 km yüksekliğe ulaşan bir V2 roketinde bulunan fotoğraf makinasıyla çekildi.

Nazi Almanyası’nda geliştirilen V2 roketleri II. Dünya Savaşı’nın sonunda Amerikalıların eline geçmişti. V2’lerin geliştirilmesinde rol oynayan yüzlerce mühendis savaş sonrasında ABD ve Sovyetlere getirilerek bu ülkelerdeki roket programlarının geliştirilmesinde rol oynadılar.

2. Dünya Savaşı’nda İngiltere’ye savaş başlığı yollamakta kullanılan Nazi roketleri barış döneminde roket teknolojisini anlamak için yapılan testler sırasında bilimsel araçlar taşıdı. Bunlar arasında her saniye bir kare resim çeken 35 mm bir kamera da yer alıyordu. Bu sayede Dünya’nın uzaydan çekilen ilk fotoğrafı elde edilebildi.

Sağlam bir çelik kutu içersindeki kamera yere sağ sağlim indiğinde, film içindeki görüntüler daha önce hiç şahit olunmamış bir manzarayı sunuyordu. O güne dek en yüksekten çekilen fotoğraflar, 22 km yüksekliğe erişen yüksek irtifa balonundan elde edilmişti. 22 km Dünya’nın eğriliğini görebilmek için yeterliydi ancak roket mühendisliği çok daha geniş olanaklar vaad ediyordu. Kamerayı geliştiren mühendis Clyde Holliday bu potansiyeli gördü ve 1950’de National Geographic’te bir gün Dünya’nın tüm yüzeyinin bu şekilde görüntülenebileceği öngörüsünde bulundu.

kaynakcosmosmagazine.com |