yeni çağ: insankontrolsüz uzayaraçları – I

Yeni gelişmeler olduğu için biraz eskimiş bir yazı sayılabilir belki, ama insan operatörler olmaksızın iş yapabilen uzayaraçları hakkında aydınlatıcı olabileceği için geç de olsa çevirip yayınlamaya karar verdim. Yazının kaynağı science.nasa.gov

Yıl 2020, ve uzay hiç bu kadar hareketli olmamıştı:

Dünya yörüngesinde, robotik bakım gemisi bir hava gözlem uydusundan diğerine koşturarak, meteorologlara tehlikeli fırtınaları takip etmekte yardımcı olacak güçlü optikleri kuruyor.

Dört yüz bin kilometre yukarıda, bir kargo taşıyıcısı Ay’a varıyor. Bir yörünge deposuna yöneliyor, ona yaklaşıp kusursuzca eşlik ediyor, Ay’ın güney kutbundaki bilimsel keşif istasyonu için matkap başlıklarını, güneş panellerini ve diğer ihtiyaçları boşaltıyor.

Bu arada, ay yüzeyinde, istasyon ve bazı yakın tepeler arasında maden araçları “alıcı otoyolu” boyunca ilerliyor. Derin, soğuk bir kraterde gölgeler içinde saklanmış ay buzullarını hasat ediyorlar.

Bu kuramsal senaryoda tek bir insan operatör yok.

Bunlar, sandığınız kadar uzakta değil. NASA ve ortaklarının geliştirdiği bütün bu uzay araçları ve uydular, hatta madenci böcekler, bir gün kendi kendilerini işletebilecek, insanların yönlendirmesiyle değil; kendiliğinden yol alacaklar.

MSFC Otomatikleştirilmiş Buluşma ve Yükleme Projesi lideri olan James Lee görevlerinin yörüngede insan müdehalesi olmadan yakıtın yeniden doldurulması, parça değişimi, uydu tamirinin yapılabileceğini kanıtlamak olduğunu söylüyor.

ASTRO, NextSat’la kenetlenecek ve bakımını sağlayacak.

ASTRO’yu kim kumanda edecek? Cevap birisi değil fakat bir şey: Gelişmiş Video Yönlendirme Algılayıcısı (Advanced Video Guidance Sensor) ya da kısa adıyla AVGS. ASTRO’ya yerleştirilmiş olan AVGS, NextSat üzerindeki geriyansıtıcılara kızılötesi lazer demetleri gönderecek. Yansımaların analizi, ASTRO’nun hızını ve güvenli mesafeden yaklaşma açısını ve kenetlenmeyi ayarlayacak.

Sekiz test dizisi üç aylık görev süresi boyunca devam edecek. Testler başladığında araçlar birbirlerinden 6,9 km uzaklıkta olacak. Astro ve NextSat çeşitli manevralar, parça değişimi ve pil kurulumu yapacaklar. Denemeler dünyanın gölgesine girip, hiçbir görüntü alınamadığında da sürecek. Bu operayon uzay araştırmaları tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyor.

Eğer Yörünge Ekspresi başarılı olursa, otonom buluşmalar ve yükleme sistemleri gelecek on yılda insan kontrollü görevlerin önemli bir alternatifi olabilecek.

Otomatikleştirilmiş sistemler iki araç arasındaki kenetlenme işlemlerinde meşgul uçuş mürettebatının omuzlarından elle kontrolün yükünü alacak. Aynı zamanda Ay ya da Mars yörüngesindeki kalıcı uyduların zorlu tamir ve destek sorununa maliyet yönünden verimli bir seçenek olacaklar.

Otomatikleştirilmiş sistemler aynı zamanda yüzey operasyonlarını gerçekleştirebilir. Bilhassa küresel yönlendirme sistemlerinin çalışmadığı havasız Ay’da. Bu “alıcı otoyolu”, yansıtıcı işaretlerle yüzeyde, robotların görebileceği, yol gösterici noktalar oluşturabilir.

Sıra yeni dünyalar keşfetmeye geldiğinde, robotlar insanları deneyim kazanmakta geçemez; fakat insanlı görevleri mümkün kılar. Otomatikleştirmenin hayati önemi var.

NASA’nın Orbital Express görevi hakkında daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayın.

Linear kuyruklu yıldızı Ejderha takımyıldızında, 3. kadirden bir yıldız olan Edasich’in (İota Drakonis) yanındayken gözlendi. Bu yıldız en çok, kütlesi Jüpiter’in 9 katı olan büyük gezegeniyle biliniyor. Bu gece onu kuyruklu yıldızı bulmak için kullanabilirsiniz.Kuyruklu yıldız ve dünyanın üç boyutlu yörüngesini burada inceleyebilirsiniz. Aşağıda da bugün saat 22.00 için gök haritasını görüyorsunuz. Edasich yıldızının yerini daha ayrıntılı görebilmek için resme tıklamanız yeterli.

8. kadirden Linear ne yazık ki çıplak gözle gözlemlenemeyecek kadar soluk, fakat bir dürbün yardımıyla sevimli bir tüy şeklinde görülebilir. Her boyuttan teleskoplar içinse kolay bir hedef. Dolayısıyla, kendi gözlemevine sahip olan John Chumack için, aşağıdaki görüntüyü yakalamak pek de zor olmamıştır!

Büyük bir virgüle benzeyen kuyruklu yıldızın çekirdeği çok parlak olsa da, kuyruğu küçük ve sönük.

Kuyruklu yıldızın atmosferinin yeşil olmasının nedeni içeriğinde bulunan zehirli bir gaz olan siyanojen ve diatomik karbon (C2). Her iki madde güneş ışığıyla aydınlandığında yeşil renkte ışıldıyor. Bu süreç titreşimli florasan (resonant fluorescence) olarak adlandırılıyormuş.

kaynak: spaceweather.com |

güneş lekesi 963 – ek

Güneş lekesi-963’ün gösterisi ayın 8’inde Uluslararası Uzay İstasyonu’nun, leke arkaplan olacak şekilde güneşin önünden geçmesiyle sürdü:

Yukarıdaki resmi çeken David Lerner’ın diğer resimleri için buraya, buraya ve buraya göz atabilirsiniz.

güneş lekesi 963

Haftasonu yeni bir güneş lekesi oluştu. İtalya’nun Rimini kentinden Gianluca Valentini aşağıdaki fotoğrafı bu sabah çekmiş:

Her iki güneş lekesi de Dünya’dan daha büyük ve aktif bölgeleri C-sınıfı güneş alvleriyle hışırdayan kararsız bir manyetik alanla birbirine bağlanıyor. Püskürmeler seyircileri eğlendiriyor. Aşağıda, çektiği resimleri birleştirerek oluşturduğu filmini gördüğünüz Larry Alvarez manyetik kıvrılmaları saatler botunca şaşkınlıkla seyrettiğini söylüyor.

Aynı esnada Amerika’nın Ohio Eyaleti, Zanesville’de Erika Rix’in, erkek kardeşinin düğününe geç kalmasına sebep oluyordu. Gözünü okülerden bir türlü ayıramayan Rix’in çektiği görüntüler burada.
Kaynak: spaceweather.com

termal koruma

Uzay mekiği termal koruma sistemi (TPS) mekiği atmosfere geri girişte ortaya çıkan 1649° C ‘daki yakıcı sıcaklıktan koruyan bir bariyer.

Yüksek sıcaklık yeniden kullanılabilir izolasyon (HRSI) seramikleri 1260° C sıcaklığa kadar koruma sağlıyor. Yörüngecin ??? yüksek atmosfer direncine maruz kaldığı iniş takımı kapakları, Dış Tank bağlantı kapıları ve altta bulunan geri kalan kısımların yüzeyinde 20.548 adet HRSI seramiği var. 15,2 x 15,2 cm boyutlarında olan seramiklerin her birinin kalınlığı, ne kadar ısındığına bağlı olarak 2,54 cm’den 12,7 cm’e kadar değişiyor. HRSI temel olarak yüksek saflıkta (%99,8) silika fiberler (%10) ve boşluklardan oluşuyor (%90). Yüksek orandaki boşluklar uzayaracı için gereken hafifliği sağlayan düşük yoğunluğu ve G kuvvetlerine karşı gereken dayanıklılığı sağlıyor. Seramiklerin siyah gözükmesinin sebebi ise su geçirmezliği sağlayan tetrasilikat ve borosilikat camdan yapılan kaplama malzemesi. Her seramik bulunduğu yeri belirten bir kimlik numarasına sahip.

1 Şubat 2003 tarihinde, Coloumbia uzay mekiği kalkış sırasında termal koruma seramiklerinden oluşan bu bariyerin zarar görmesi nedeniyle, Dünya’ya dönüş sırasında yüksek sıcaklıkktaki gazlar aracın sol kanadının içine sızmış, sızan sıcak hava da mekiğin yapısına zarar verip havada parçalanmasına yol açmıştı. Olayda 7 Astronot hayatını kaybetti

dünyanın en pahalı tuvaleti

Uzay araçlarıyla ilgili hemen her şey çok büyük maliyete sahiptir. NASA’nın Ruslar’dan aldığı tuvalet teknolojisi de 19 milyon dolarlık etiketiyle bu duruma güzel bir örnek teşkil ediyor. Mekiklerde bulunan eski teknoloji tuvaletlerde, atıklar depolanıp, dünyaya giriş anında boşaltılıp bertaraf ediliyor. Ruslar’ın tuvaleti ise bu atıkları arıtıp astronotlar için temiz su elde etme yeteneğine sahip. Tuvalet Uluslararası Uzay İstasyonunda kullanılacak.

günöte

Geçtiğimiz cumartesi günü tam bir 7 çılgınlığı yaşandı (7.7.07) Pek çok çift o gün evlenebilmek için gün almaya çabaladı, başarabilenler de hiç unutamayacakları bir gün de evlenmiş oldular. Bol 7’li bir tarih oluşunun yanısıra, cumartesi dünyanın konumu bakımından da özeldi. Sıcaktan bunalanlar belki inanamayabilir, fakat dünya 7 Temmuz’da düneşe en uzak konumundaydı. Dünya, yörüngesinde bulunduğu güneşe en uzak nokta olan günöte (aphelion) noktasından geçti: Günöte noktası Güneş’ten, Ocak ayında geçtiğimiz, karşısındaki günberi (perihelion) noktasından 5 milyon kilometre daha uzak.

Peki nasıl oluyor da güneşe en yakın olduğumuzda soğuk ocak ayını yaşarken (tabi artık soğuk kaldıysa!), ondan daha uzakta bulunduğumuz temmuz ayında ise sıcaktan bunalıyoruz? Sorunun yanıtı dünyanın eksen eğikliğinde gizli. 23.5  derecelik eğim nedeniyle yazın kuzey yarıküre güneşe doğru yaklaşıyor. Böylece güneş ışınları daha dik bir açıyla ve uzun günler sayesinde daha uzun süreyle yarıküremizi ısıtır. Elbette güney yarı kürede işler buradakinin tam zıttı şeklinde işler.

Mars gezginleri güç kaybediyor

Mars’taki toz fırtınası Spirit ve Opportunity gezginlerinin güneş panellerini tozla kaplanıp güneşten gelen ışınlardan enerji üretmesini engelliyor. Geçen hafta Opportunity’nin enerji seviyesi sert bir düşüş yaşayarak 765 watt/saat’ten 402 watt/saat’e geriledi, ve bu nedenle gezginin Victoria Crater’ine iniş planı ertelendi. Fırtına amatör teleskoplarla görülebilecek kadar büyük.

Mars’ın bu gece saat 2 sularında gökyüzünün doğu ufkundan yükselecek (İstanbul için)

6 Temmuz saat 02.00 için gökyüzü haritası

6 Temmuz saat 02.00, İstanbul için gökyüzü yaritası

güneş rüzgarı

Dünya, hafif bir geomanyetik fırtınayı tetikleyebilecek bir güneş rüzgarı akıntısına girecek. Uzmanlar yaz güneşinin girişimine rağmen yüksek irtifa kutup ışıklarının gözükmesinin zor olacağını belirtiyorlar.

GENESIS II

Öncül: Genesis I 

12 Temmuz 2006’da, Rusya’nın Orenburg bölgesindeki ISC Kosmotras Uzay ve Füze kompleksinden fırlatılan Genesis I, özel uzay araçları çağınına giden yeni bir basamak demekti. Uzayaracı uzaya çıkmak ve hacmini arttırmak için tasarlandı. Fırlatıldıktan sonra görevini başarıyla yerine getirip genişleyen uzay aracı, Kuzey Las Vegas’taki görev kontrol merkezine görüntü ve veri yolladı.

Genesis II

Bigelow Aerospace şimdi de başka bir şişirilebilir uyduyu fırlattı: Genesis II. İster inanın ister inanmayın ama, 4,4 metre genişliğindeki balon bir uzay oteli prototipi. 1 Temmuz günü, uydu gözlemcisi Kevin Fetter Genesis II’yi parlak bir yıldız olan Vega’nın yanından geçerken görüntüledi: altta. “Genesis yaklaşık 3. kadirden bir yıldızın parlaklığındaydı” diyen Fetter ekliyor: bu haliyle çıplak gözle kolayca görülebilir.

spaceweather.com | Genesis