dikkat! ay tozu düşebilir

Cape Canaveral’daki fırlatma rampasının hiç de uzağında olmayan bir yerde, üzerinde delikler bulunan bir örgü çit var. Delikler şu mesajı veriyor: Dikkat! kaya düşebilir

delik çitler

Uzay mekiğinin en güçlü eksoza sahip katı yakıt itici roketleri çok yoğun bir alev püskürtüyorlar. Bazı fırlatmalarda bu yüksek basınçlı hava akımı 50cm genişliğindeki kayaları 500 m kadar öteye fırlatabiliyor ve bu kayaların bir kısmı çitleri delip geçecek kadar yüksek hızlara ulaşıyor.

Bu durum eğer insanlar ve ekipmanlar yeterince uzaktaysa ciddi bir sorun yaratmıyor. Kenedy Uzay Merkezinden (KUM) fizikçi Phil Metzger, roket eksozuyla etrafa saçılan toprağın Ay’da ne gibi sorunlara yol açabileceğini merak etmekte.

NASA gelecek on yılda Ay’a, ileri karakol olarak kullanılabilecek bir üs kurmak için geri dönmeyi planlıyor. Orada yaşam alanları, gezginler (rover), destek depoları ve maden çıkartma araçları bulunacak. Uzaygemileri gelecek ve gidecek, inişler ve yerdeki kaya parçalarının Cape Canaveral’dan çok daha uzağa fırlayacağı fırlatmalar olacak. Metzger bu problem üzerine yürüttüğü çalışmaları işinin bir parçası olarak KUM’daki Tanecik Mekaniği ve Yüzey Laboratuvarı’nda sürdürüyor.

Ay araçları uzay mekiklerinden çok daha hafif ve ay çekiminden kurtulmak için onlar kadar güçlü iticilere ihtiyaç duymuyorlar. Altı Apollo aracınca çekilen görüntüler, araçların iniş ve fırlatma sırasında eksoz gazlarının çakıldan daha büyük olmayan parçaları fırlattığını gösteriyor.

Buna rağmen, Metzger’i daha küçük şeyler terletiyor: “ay tozu.”

Dünya’da hiç kimse fırlatma sırasında uçuşan toza ya da kuma fazla önem vermez, çünkü “atmosferik sürtünme” düşük ağırlıklı parçacıkları yavaşlatır böylece fırlatma alanının az ötesinde zararsızca yere inerler. Peki ya Ay’da? Orda küçük parçacıkları yavaşlatacak atmosfer mevcut değil. Küçük kum taneleri çok büyük mesafeleri yüksek hızla kat eder, yollarına çıkan herşeyi tararlar.

Bu sadece bir teori değil. 1969’da Apollo 12 ay modülü, (Lunar Module: LM) 1967 Nisan’ında inmiş olan robotik sonda, Surveyor 3’ün 200 metre ilerisine indi. Apollo 12 astronotları Surveyor 3’e onu fotoğraflamak ve bazı parçalarını Dünya’ya geri götürmek üzere yürüdüler. Derken fırlatılışında beyaz olan sondanın büyük kısmının 2,5 yıl boyunca maruz kaldığı, Ay’ın aşırı şartları sebebiyle kahverengiye döndüğünü farkettiler.

Surveyor 3

Fakat Surveyor 3’ün LM’ye bakan yüzeyi eksozla kalkan tozlar sebebiyle siyahtan beyaza dönmüş. Aslında, her civata, kablo ya da destek kolu çok ince kum taneleriyle kaplanmıştı. Geri getirilen parçaları inceleyen bilim insanları bu kum tanelerinin 1 ila 10 mikrometre çapında olduklarını keşfetti.

Taranan yüzeyler aynı zamanda 30 ila 60 mikrometre çaplı yüzlerce mikroskobik kraterlere sebep olan yaklaşık aynı çaptaki yüksek hızlı parçacıklar tarafından delinmiş. Dahası, kum tanecikleri Surveyor’ın kamerasındakiler de dahil olmak üzere ince çatlak ve yarıklara girmiş.Bu kanıtlar Metzger’i terletiyor çünkü gelecekteki ileri karakolda, yüksek hızlı ince kum taneleri termal kontrol battaniyelerinin yansıtıcı yüzeylerini kazır, pencere ve diğer optik ekipmanların yüzeylerini pürüzlendirir ve maden araçlarının ya da uzaysüitlerinin üzerindeki bağlantıların ya da diğer mekanizmaların içine girerek mekanik arızalara sebep olabilir.Peki, neden sadece fırlatma alanının yeterince uzağında durmak sorunu çözmüyor?

Cevap: Kaçabilirsin ama saklanamazsın. Bir roketin eksozuyla ivme kazanan toz parçacıkları, teorik olarak Ay’ın etrafında her yönüne doğru gidebilirler.

Metzger’in ekibi Surveyor 3’ün üzerinde oluşan kraterlerin nasıl oluştuklarını analiz etmiş ve patriküllerin saniyede 400 ila 1000 metre hız yapması gerektiğini ortaya çıkarmış. “Gerçekte, ay modülünden çıkan eksoz gazları kadar hızlı olabilirler -bu da saniyede 1 – 2 kilometre.” Parçacıklar yatay düzlemde saniyede 1,7 kilometre hızla hareket ederek neredeyse Ay’ın yarısını kat edecekler. Bu hız 2 kilometre/saniyeye çıkarsa ay etrafında tam bir çember çizebilirler. Onları engelleyecek dağ benzeri bir yapı olmadığı taktirde, kum taneleri roket fırlatma noktasında hız kazandıktan sonra, Ay’ın etrafında tamamen dolaşıp fırlatma alanına geri dönecektir.

Şimdi Metzger NASA’daki diğer takımların mühendislerine, ay iniş ve kalkış etkilerinin nasıl azaltılabileceğini ortaya ortaya çıkartabilmek için yardım ediyor. Bir çözüm uzaylimanlarını dağlar ve tepelerin doğal toz engelleri olacağı yerlere konuşlandırmak. Yapay banketler ya da diğer maharetli yapılar da çözüm sunabilir.

Metzger ve ekibi çalışmaya devam ediyor.

Güneş Venüs’ü kurutuyor

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Venüs Ekspres uydusunun gönderdiği yeni veriler, güneş rüzgarlarının Venüs atmosferinin uçup gitmesine yol açıtığını gösteriyor.

Güneş, gezegenin 4 milyar yıllık tarihi boyunca atmosferinin uzaya saçılmasına neden oldu. Dünya’nın tersine, Venüs atmosferini elektriksel yüke sahip praçacıklardan oluşan güneş rüzgarlarından koruyacak bir manyetik alan üretmiyor. Bu yüzden güneş rüzgarları gezegenin üst atmosferiyle doğrudan etkileşime giriyor.

Güneş rüzgarının Venüs atmosferini uzaya saçmasının mekanizması ise şu şekilde gerçekleşiyor: Mor ötesi (UV/ultraviyole) Güneş radyasyonu üst atmosferdeki su moleküllerini parçalayarak, biliminsanlarının plazma olarak adlandırdığı yüklü atomlara (iyon) ayırıyor. Bu plazma da daha sonra uzaya kaçıyor. Bu şekilde gezegenin atmosferinde bulunan su azalarak cehennemi gezegeni biraz daha kurutuyor.

Kaynak : esa

hâle

Scott Weberpal’in yakaladığı bu görüntüde Ay bir direğin ardında gizlenirken, Weberpal’in bir iridyum alevini görmesine engel olan bulutlar etkileyici bir hâle oluşturmuş.

Fotoğraf: Scott Weberpal | Kaynak: spaceweather.com

Mars ışıldıyor

Geçen ay boyunca, parlaklığı iki katna çıkan Mars gözlemciler için hoş bir gösteri sergiliyor. Kuzey Carolina’dan Friedrich Deters 10 inçlik (~25cm) teleskobundan Mars’ın oldukça iyi görünmeye başladığını bildirdi.

Aşağıdaki görüntüyü yakalayan Dan Peterson da Deters’i onaylıyor:

Resimde kutbun üzerinde görülen maviliğe “Kuzey Kutup Başlığı” deniliyor. Mars kuzey kutbunun üzerindeki bu devasa buz bulutu kışın oluşuyor. Mavi renk güneş ışınlarının bulutun içinden geçerken çok ince buz kristallerince (ışnların dalga boyundan daha küçük) saçılması sonucu oluşuyor. Mavi başlık Mars’ın kırmızı yüzeyinin üzerinde orta boy teleskop kullanıcılarının hoşuna gidecek bir karşıtlık (kontrast) oluşturuyor.

Mars’ın gösterisini izleyebilmek için illa teleskoba ihtiyacınız yok. Gezegen çıplak gözle rahatça görülebilecek kadar parlak ve tüm kızıllığıyla İkizler (Gemini) takım yıldızında konumlanıyor:

26 ve 27 Kasım gecelerinde dolunay ile yakın konumda olacak gezegen ile takım yıldızı bulmak çocuk oyuncağı. Doğudaki dolunaya doğru baktığınız zaman, yalnızca birkaç derece uzağında olacak Mars’ı fark etmek zor olmayacaktır.

Mars’ın bu kadar parlaklaşıp etkileyici bir hal almasının sebebi Dünya ile yakınsaması. En yakın konumlarına 18 Aralık’ta ulaştıklarında aralarındaki mesafe yaklaşık 110 milyon kilometre olacak. Bu kulağa çok büyük bir mesafeymiş gibi geliyor, fakat güneş sistemi ölçeğinde sadece küçük bir sıçrama mesafesi demek. NASA bu yakınlaşmanın avantajını yeni Mars görevinde kullanacak: Phoenix Lander. Ağustos 2007’de fırlatılan Phoenix Mars’a 2008 mayısında ulaşıp, diğer Mars gezginlerine katılacak: hâlâ kızıl gezegende bulunan Spirit ve Opportunity’ye.

Kaynak : science@nasa

kuzey ışıkları

20 Ekim günü Dünya’ya yeni bir güneş rüzgarı ulaştı ve İskandinavya ve İzlanda üzerinde kuzey ışıkları oluşturdu. “Bükülen yeşil” ışık Reykjavík’da Fredrik Holm tarafından fotoğraflandı:

Diniyormuş gibi gözüküyor, fakat bu geçici olabilir. Güneş rüzgarı hâlâ Dünya’nın manyetik alanını dövüyor ve bu daha fazla geomanyetik fırtınayı mümkün kılıyor. Kuzey ışıkları resim galerisi ise burada.

Kaynak: spaceweather.com | fotoğraf: Fredrik Holm

Holmes

Yukarıdaki görüntü Holmes kuyruklu yıldızının Perseus takım yıldızının en parlak yıldızı olan Mirfak’a çok yakın olduğu bir ânı gösteriyor. Görüntüyü yakalayan İran’ın Niasar kentinden Babak Tafreshi. Alttaki yapı Zerdüştiler tarafından asırlarca kullanılmış olan, 1600 yıllık bir ateş tapınağı.

duvarda ‘en büyük’ Ay

Dört gece önce Ay’ın Dünya’ya en yakın konumda bulunduğu -böylece normalden daha büyük görüldüğü- gün, İrlanda’dan Frank Ryan Jr ve David Lillis, Holmes kuyruklu yıldızını 50,8 santimlik Dobsonian tipi teleskoplarıyla gözlemliyorlardı. Bu ‘büyük’ fırsatı kaçırmamaları gerektiğini düşünen ikili, teleskoplarının göz merceğinden çıkan görüntüyü duvara yansıtarak duvarlarında dev bir ay görüntüsü elde etmişler:


Etrafta duvar bulamadığınızda Ay’ı avcunuza da alabiliriniz.

İki dostumuz geçen sene güneş tutulmasını görmek için Antalya’ya da gelmişler ve tutulumu birbirinden güzel fotoğraflarla ölümsüzleştirmişler.

gökyüzünde bir üçgen

Önümüzdeki birkaç gün boyunca Venüs, Satürn ve parlak yıldızlardan Rigel gökyüzünde bir üçgen oluşturacaklar. Üç gök cismi, aşağıda William Connell’in objektifinden görülüyor.

Venüs - Satürn- Rigel

Kaynak : spaceweather.com