İstasyon ve Ay

Dün akşam Michigan, Southgate’den Mark Wloch, Uzay İstasyonu‘nu Ay’ın Tycho kraterinin önünden geçerken fotoğrafladı:

iss ayın önünden geçerken

20.3 cm çaplı (8 inç) bir teleskop kullanılarak yakalanan görüntüde, ayın önünden zarifçe süzülen İstasyon’un, şu an bir astronot ve iki kozmonot için enerji üreten, güneş panelleri rahatça seçilebiliyor.

UUİ, İstanbul semalarından 5 Ekim günü, -2.5 kadir parlaklığa ulaşacak şekilde geçecekmiş.

Hasat Ayı

Yılın bu zamanında ortaya çıkan dolunay, Hasat Ayı olarak anılıyor. Bu adı, çiftçilerin ürün yetiştirme mevsiminin sonunda gece geç saatlere kadar çalışıp, ekinleri ay ışığında hasat etmelerinden almış.  John Stetson bu Ay’ı büyük bir bal kabağına benzetmiş:

Peki nedir bu turuncu rengin sebebi? Işığın saçılımı :Ufak toz taneleri, kül, kirleticiler ve hatta hava molekülleri mavi ışığı saçarken kırmızı ışınlar büyük ölçüde saçılmazlar. Gümüşi Ay’dan yansıyan ışınlar atmosferden geçerken de, bahsettiğimiz bu olay sebebiyle, kırmızı ışınların bize mavi ışınlardan daha çok ulaşabilmesinden ötürü kızıla bürünür. (Gün doğumlarının da altın sarısı olması aynı nedene dayanıyor.) Alçak konumdaki aylar renk değişimine daha yatkındır; çünkü “alçak” bölgelerde daha fazla saptırıcı var.

Kaynak: bulutsu.org/ggg | spaceweather.com Fotoğraf: John Stetson

gündönümüne sürmek


Üstteki fotoğrafta, sonbahar gündönümünde, güneşin doğu ufkundan yükselişi görülüyor. Görüntüyü yakalayan, Ohio – Youngstown’dan Richard Pirko.

Sabahları gözlerinizi normalden daha fazla mı kısıyorsunuz? Bunun sorumlusu gündönümü. Yılın bu zamanında, güneş tam doğudan doğup, tam batıdan da batar. Böylece Doğu-batı düzleminde uzanan yollardayken, güneş gözlerinizin hizasında yükselir-batar. Richard’ın fotoğrafı buna güzel bir örnek.

Dikkatli gözler için resimde ufak bir ayrıntı daha gizli. Tam boy görüntüye bakarsanız, Güneş’in sağında, telefon kablolarının arasında Venüs’ü görebilirsiniz. Ayrıca sol tarafta da küçük bir jet izi var.

Kaynak: spaceweather.com | fotoğraf: Richard Pirko

Venüs’ün gölgeleri

Venüs öylesine parlak ki, gölge yapabiliyor. Görmek için sadece uzun süre bakmanız lazım. Aşağıdaki 6 dakikalık poz süresi ve 800 ISO ayarında olan görüntü, Kanada Lucky Lake’den, Tenho Tuomi tarafından çekilmiş:

Teleskobunun duvara düşen gölgesi Tuomi’yi hayrete düşürmüş.

Kendi Venüs gölgesi deneyiminizi yaşama için, şehir ışıklarının ulaşmadığı, karanlık –çok karanlık– bir yer bulmalısınız. Doğu ufkuna baktığınızda Venüs’ü kolayca bulabileceğinizden gök haritasına ihtiyacınız yok.

kaynak: spaceweather.com

gündönümü ve parlayan Venüs

Bugün, gece ve gündüzün eşit olduğu sonbahar gündönümü. Bu özel günde, Venüs’de de özel bir şeyler var. Venüs bugün en parlak halini alacak (Venus Maximum). Aşağıdaki fotoğraf, dün güneş doğduktan sonra, Howard Eskildsen tarafından çekildi.

Başta, bulutlar sabah gözlemini iptal etmiş, ama sonra bulutların arasında koyu mavi todaki gökyüzünü ve parlak Venüsü görmeyi başarmış.

Venüs’ün parlaklığı -4,5 kadirde, Jüpiter’den 10, Sirius‘dan –en parlak yıldız– 16 kat daha parlak! Bu haliyle Jüpiter’i bulmak için yıldız gök haritasına ihtiyacınız yok. Gün doğumundan sonra doğu ufkuna bakmanız yeterli..

Kaynak: spaceweather.com

evren camdan bakıyor

Alice’in her aynaya bakışında, yeni bir dünya ortaya çıkıyordu.

Aynalar gerçek dünyada da özel güçlere sahiptirler, özellikle de astronomların ellerinde. Aslında, çağdaş astronomi aynalara bağlıdır. Hemen hemen bütün teleskoplar yıldızların ışıklarını toplayıp, nefes kesici görüntülerin şekillendirildiği süper-duyarlı alıcılara yönlendirmek için bir, bazen de birden fazla ayna kullanır. Aynalar olmaksızın evreni araştırmak neredeyse imkansız olurdu.

Üstte: Astronomlar, Hubble Uzay Teleskobu‘nun kalbindeki, 2.4 metre çapındaki aynayı dikkatle incelerken.

X-ışını astronomları için, işler birazcık daha karışık. Brian Ramsey: “Evren üzerine araştırma yapmakta kullanılan X-ışınları, o kadar enerjiktirler ki sıradan bir aynanın içinden geçip giderler.”

Bu yüzden Ramsey ve çalışma arkadaşları, yüksek-enerji X-ışınlarını toplayabilecek sıradışı bir ayna yaptılar.

Ramsey’sin takımı geçtiğimiz günlerde bir balonla, New Mexico’dan fırlatılan HERO (High Energy Replicated Optics) kod adlı cihazı denediler. Balon HERO’yu Dünya atmosferinin %99’una kadar taşıdı; Uzaydan gelen X-ışınlarını bu noktadan toplaması mümkün. Veri analiz ediliyor ve sonuçlar yakında açıklanacak; takım dört gözle, daha önce görülmemiş kozmik görüntüleri bekliyor.

HERO takımı, Fort Sumner’daki Columbia Bilimsel Balon Servisi uzmanlarından, bu devasa balonları fırlatmak için destek alan pek çok bilimsel grupatan bir tanesi. Helyum gazı kullanılan, HERO’nun balonu yükseldikçe şişiyor. Tam şişme durumuna ulaştığında 240 metre genişliğe ulaşıyor ve kargodan 480 metre yukarıda yükseliyor. Balonları, balon hizmet mürettebatı şişirip fırlatıyor, izliyor ve iş bitince paketliyor. İdeal rüzgar durumu (az ya da hiç) mayıs ve eylül aylarında sağlanabiliyor. Fort Sumner bu zamanlarda balon işi için mükemmel bir bölge.

Columbia Bilimsel Balonu
Üstte: HERO stratosfere giderken.

HERO’nun aynasının garip bir şekli var. 96 adet tüpe benzer ayna, belli yerlerden sıyırılarak, soğan katmanları gibi yerleştirilmiş. Bu özel şeklin nedeni, yüksek enerjili X-ışınlarının bizim hergün diş fırçalarken karşısına geçtiğimiz aynaların içinden geçip gitmeleri. Yüksek enerjili protonları geçerken yakalamak amacıyla, aynalar açılı olmalı.

Kaynak: science.nasa.gov

kuzey buzullarında erime rekoru

Geçen hafta uydulardan alınan veriler, kuzey buzullarının, ölçümlerin yapıldığı son 30 yılın en düşük seviyesinde olduklarını gösterdi.

Aşağıdaki, 200’e yakın uydu fotoğrafının birleştirilmesiyle oluşmuş mozaik görüntüde, açık yeşil alanlar su buzullarını göstermekte.

Danimarka Ulusal Uzay Merkezi’nden Leif Toudal Pedersen’in bildirdiğine göre, bu yıl ki görüntülerde yaklaşık olarak 3 milyon km kare alanı kaplayan kutup buzulları, 2005 ve 2006 yıllarında yapılan ölçüm değerlerine göre 1 milyon km kare küçülmüş. Geçtiğimiz 10 yılda, yıllık buzul küçülmesinin ortalama 100 bin km kare olduğu düşünülürse, 1 milyon km karelik kayıp sıradışı bir değer.

Bir yıl içindeki değişimin bu kadar sıradışı olmasına sebep olarak, yazın erimenin daha erken başlaması gösteriliyor. Buzlar daha erken erimeye başlayınca, erime daha uzun sürüyor; bu da normalden fazla erime demek. Erimenin boyutları öylesine büyük ki; normalde buzların geçit vermediği noktalarda buzullar çekilince, normalde varolmayan yeni bir rota ortaya çıkmış durumda. Resimde gösterilen açık turuncu çizgi, Kanada’nın kuzeyinden yol alınabilecek rotayı gösterirken, mavi çizgi ile belirtilen rota ise sadece Sibirya’nın kuzeyinde tıkanıyor (kesik çizgili bölüm).

Kutup bölgeleri iklim değişikliğine karçı çok hassas. BM’nin Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, bu bölgelerin sıcaklık artışlarına karşı oldukça savunmasız olduğunu ve 2070 yazında buzulların tamamen gidebileceğini gösterdi. Halihazırda başka biliminsanları bu seviyeye 2040 yılında ulaşılabileceğini savunuyor.

kaynak: esa

gök kuşağına tepeden bakış

Bir atmosfer optiği uzmanının söylediğine göre, Havaii parlak güneşi ve sağnaklarıyla gök kuşakları için ideal bir atmosfere sahip. Fakat güneş çok tepede olduğundan, onları yerden göremeyebilirsiniz. Bunun için yapabileceğiniz bir dağa tırmanmak, ya da Mila Zinkova gibi helikopterle uçmak. Mila Zinkova‘nın izniyle:

ateş topu

13 Eylül sabahı, çok parlak bir ateş topu New Mexico üzerinde parladı. Görgü tanığı Susan K. Burgess, olayın korkutucu olduğunu bildirdi. “Etraf, sanki güneybatıdan bir dolunay hızla yükseliyormuşçasına aydınlanmaya başladığında, Santa Fe yakınlarındaki evimin dışında gökyüzünü gözlemliyordum.”

Yukarıdaki görüntü, Sandia Ulusal Laboratuvarlarındaki, bütün gökyüzünü görebilen (all-sky) bir Sentinel kamerayla çekildi.

Kaynak: spaceweather.com

Yaratılışçı Adnan Oktar yaratılışçıları nasıl sansürletti?

Bir süreden beri istanbul dışında olduğum için yazılara ara vermiştim. Eve döndüğümde, ben buralarda yokken yeni bir sansür vakasının meydana geldiğini gödüm. Bu seferki hedef: wordpress.com . Genelde bu sitede astronomi harici konuları yazmıyorum. Ne var ki, birbiri ardı sıra gelen sansürlemeler yüzünden büyük siteler, kullanıcıları ve yüzbinlerce ziyaretçilerinin haksız yere cezalanrılıdığı bir ortamda -üstelik wordpress’le gönül bağımız varken- bu haberi atlamak olmazdı.

Kamuoyunda Adnan Hoca olarak bilinen ve Harun Yahya mahlasıyla kitaplar yazan Adnan Oktar‘ın şikayeti üzerine wordpress.com sitesi sansürlendi. Bilmyenler için wordpress’i biraz anlatmak gerek. wordpress.org adresinden edinebileceğiniz wordpress yazılımıyla kendi sitenizde blog kurmanız mümkün. Şu an bulunduğunuz astroturk.net sitesini de bunlara bir örnek verebiliriz. Eğer kendi alanınız ve alan adınız yoksa, aynı yazılımın kullanıldığı wordpress.com sitesinde bloglarınızı yayınlayabilirsiniz. Bunun için site sizin için alt alan adı açıyor (astroturk.wordpress.com gibi) Ücretsiz olan bu hizmetten, dünya çapında yararlanan 1.4 milyon blog var; hergün milyonlarca kişi de bu bloglara erişiyor.

Adnan Oktar’ın şikayeti sonucu wordpress.com adresinin engellenmesi nedeniyle Türkiye’den de binlerce kişinin aralarında bulunduğu konuyla tamamen ilgisiz bir milyonun üzerinde blog sansürlenmiş oldu. İşin ilginç yanı Türklere ait binlerce blog arasından bazıları Harun Yahya’nın yazdıklarını kopyala-yapıştır yoluyla bloglarına ekleyip, evrim karşıtı propaganda yapıyorlardı. Harun Yahya wordpress.com’u sansürletirken bu sitelerin de Türkiye’den erişimini ‘kısmen’ engellemiş oldu.

Aynı filmi daha önceki youtube.com ve ekşisözlük sansürlerinde de izlemiştik. Çok kullanıcılı sitelerin, tek bir kullanıcının yazdıkları sebebiyle tamamen engellenmesinin milyonlarca kullanıcının haber alma özgürlüğüne ve konuyla ilgisiz binlerce sitenin sansür edilmesine sebep olduğunu kavramak ve bu haksız sansür mekanizmasını sorgulamak gerekiyor.

wordpress.com (sansürlü!)

Blog Kazanı’ndan abacus’ün yazısı

sansürü aşma yolları: erhanfun.tripod.com