Yeni Merkür kareleri

MESSENGER 14 Ocak günü Merkür’ün yanından geçti. Uzay aracı, Merkür’ün sadece 200 kilometre ötesinden geçerken 9,6 milyon kilometre karelik alanı kapsayan 1200’ün üzerinde fotoğraf karesi çekti. Elde edilen 500 mb’lık veri dünyaya indirildi.

Bilim insanlarının 30 yıldır görmeyi arzuladığı yukarıdaki karede, kraterlerin gözüktüğü alanın 30 yıl önce Mariner 10 uzay aracı ile çekilen görüntüleri büyük ölçüde karanlıktı.

yeni yıl kuyruklu yıldızı

30 Aralık günü Norveç’ten Tom Victor tarafından çekilen bu görüntüde spiral M33 galaksisi ile kuyruklu yıldız aynı karede buluşmuş:

Yeşil rengin sebebi kuyruklu yıldızın atmosferinde bulunan, zehirli bir gaz olan siyanojen (CN) yani siyanür iyonu ile diatomik karbon (C2). Bu iki gaz vakum ortamında, güneş kaynaklı UV ışınlarının etkisiyle yeşil renkte parlıyor.

yıldız izi

Can Rıfat Turcan’ın Yenişarbademli Gözlem Şenliği’nde yakaladığı yıldız izleri. Kamera : Canon EOS 6D Lens : Bower 14mm f/2.8 IF ED UMC Odak Uzunluğu : 14 mm, f/4.0 Poz süresi: 324x25sn. ISO Hızı: 1600 instagram.com/crt.astro

Yıldız izi uzun pozlama süreleri kullanarak yıldızların gökyüzünde görünen hareketlerinin kaydedilmesini sağlayan bir astrofotoğrafçılık tekniğidir. Dünya’nın kendi ekseninde dönüş hareketi yıldızların gökyüzünde hayali bir çember boyunca hareket ediyormuş gibi görülmesine neden olur. Uzun poz süreleri yıldızların bu hareketinin fotoğrafa yansımasını sağlar. Fotoğraf makinesi ile ne kadar uzun poz süresi kullanılırsa o kadar uzun yıldız izleri elde edilir.

Profesyonel astronomlar bu tekniği gözlem bölgesinin ölçüm kalitesini hesaplamak için kullanırlar.

Yıldız izi olan bu zarif yaylar, Dünya’nın ekseni etrafındaki dönüşünün neden olduğu, yıldızların gökyüzündeki yer değiştirmesiyle çiziliyor.  Fotoğrafçı Lorenzo Comolli, kutba yakın yıldızların tam bir 180°’lik dönüşünün, astronomik gecenin en az 12 saat sürmesinden dolayı, yılın yalnız bu zamanında elde edilebildiğini söylüyor. Üstteki fotoğraf 28-29 Aralık gecesi, gece boyunca süren çekimle elde edilmiş. Fotoğrafın çekildiği yer, İtalya’nın ışık kirliliğinin olduğu Tradate şehri.

Yaylar Kutup Yıldızı olarak da bilinen Polaris’in etrafında kıvrılıyor, çünkü Dünya’nın kuzey kutbu bu yıldızın altında. Kutup Yıldızı bu özelliğiyle en ünlü yıldız olabilir fakat şöhret geçicidir! Dünya’nın ekseni kayıyor ve 10.000 yıl ya da daha sonra beyaz ve sıcak Vega (Polaris’ten 6 kat daha parlak) Kuzey Yıldızı’nın yerini alacak. Yıldız izleri o zaman, merkezlerini aydınlatan parlak noktayla daha etkileyici gözükecektir.

Kaynak : spaceweather.com | wikipedia/Star_trail |

Daha fazla görüntü: Can Rıfat TurcanDon Martel, Larry Landolfi, Gary Shaw

‘Uzay Havası Ulusal Eylem Grubu’ kuruldu

SWEETS (Space Weather and Europe, an Educational Tool with the Sun – Uzay Havası ve Avrupa, Güneş ile İlgili Bir Eğitim Aracı) Ulusal Koordinatörü, ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Yurdanur Tulunay, “Uzay Havası” kavramının yeryüzünden güneşe kadar olan alan ile bu alandaki günlük yaşamı ve teknolojiyi kapsadığını belirtti.

Haberin devamı (cnnturk.com)

Mars – Dünya yakınlaşması

Mars'ın Hubble teleskobu ile çekilmiş görüntüsü

Mars günden güne parlaklığını arttırmaya devam etti ve nihayet parlaklığın sınırlarına dayandı. 18 Aralık salı gecesi Kızıl Gezegen Dünya’ya, 2016 yılındaki randevusuna kadar, en yakın konumuna ulaşacak. Aradaki mesafenin yaklaşık 110 milyon kilometreye inmesi, Mars’ın bütün yıldızlardan daha parlak gözükmesi demek. Teleskobu olanlar için kaçırılmaması gereken bir fırsat.

18 Aralık gecesi mars ve yıldızların konumu:

Kaynak : spaceweather.com

Tübitak’a robotik teleskop

TUG'un üç teleskobu
NTVMSNBC.com’da yazdığına göre Tübitak, gelecek yıl 1 metre çapında yeni bir teleskoba kavuşacak. T100 olarak adlandırılan teleskobun 1 milyon dolara malolacağı, 2,5 ton ağırlığındaki kubbesinin ise üretici firmanın yüksek bedel istemesi üzerine Türkiye Ulusal Gözlemevi (TUG) teknik ekibi tarafından kurulduğu belirtilmiş.

Antalya’nın 2.500 merte yükseklikteki Bakırtepe zirvesinde kurulu olan TUG’un bünyesinde farklı gözlemler için kullanılan 3 teleskop bulunmakta. Bu üç teleskop arasında bulunan ve 1,5 çapıyla Türkiye’nin en büyük teleskobu ünvanına sahip RTT-150 teleskobu, Rusya ile yapılan protokol gereğince, Türk ve Rus araştırmacılar arasında zaman paylaşımlı olarak kullanılıyor.

TUG T100 Teleskobu

Bu durumun birçok Türk araştırmacısının projeleri için yeterli süre tanınamamasına sebep olduğunu kaydede TUG başuzmanı Dr. Tuncay Özışık, yeni teleskobun tamamen Türk araştırmacıların hizmetinde olacağını kaydetti. Teleskobun sahip olduğu robotik özellik sayesinde araştırmacıların gerektiğinde teleskobu uzaktan kullanabileceği de belirtilmiş. Bu Antalya dışında yer alan, çeşitli üniversitelerin astronomi ve uzay bilimleri bölümüne bağlı bilim insanlarının araştırmalarını kendi fakültelerinin dışına çıkmadan yapabileceği anlamına geliyor.

Kaynak: NTVMSNBC | Görüntüler: Tübitak-TUG

Venüs atmosferinde yıldırımlar

Venüs ezici basıncı ve yüksek sıcaklığıyla cehennemi bir gezegen. Avrupa Uzay Ajansı’nin Venus Express aracının gönderdiği veriler, bu karışıma Venüs atmosferinin oluşturduğu yıldırımları da ekledi.

Venüs'teki yıldırımların temsili resmi

Venus Express programındaki NASA’nın desteklediği bilim insanı Christopher Russel, bu yıldırımların Dünya’dakinden daha aktif olabileceğini belirtiyor.

Keşif Venüs’ü özel bir gezegen sınıfına sokuyor. Bilim insanlarının tüm evren içinde yıldırım ürettiğini bildiği yalnızca üç gezegen var: Dünya, Jüpiter, Satürn. Yıldırım üretimi önemli çünkü moleküllerin parçalara ayrıldığı ve bu parçaların diğer parçalarla umulmadık biçimlerde birleşebildiği bir atmosfer kimyasının olduğu sonucunu ortaya koyuyor.

Venüs’teki yıldırımları eşsiz kılan özellik ise diğer gezegenlerdeki gibi su değil sülfürik asit bulutlarınca oluşturuluyor.

Güneş sisteminin ikinci kayaç gezegeninde yapılacak gelecek görevler hazırlanırken, Venüs atmosferinin elektriksel etkinliğinin dikkate alınması gerekiyor.

Kaynak: science@nasa | Fotoğraf: NASA

Güneş Lekesi 978

Güneş lekesi 978, 6 Aralık günü Güneş’in doğu yarım küresinde patladı ve hızla büyüyerek yılın en büyük güneş lekelerinden biri haline geldi. Birleşik Krallık’tan Pete Lawrence aktif bölgeyi dün fotoğrafladı:

Güneş Lekesi 978

Güneş Lekesi 978 henüz güçlü bir güneş patlaması pozu vermedi ama bu durum büyümeye devam etmesi halinde değişebilir.

ay hâlesi

Yüksek irtifadaki bulutlarda bulunan buz sıradan ay ışığını güzel ay hâlelerine dönüştürür. Görüntüyü yakalayan Laurent Leveder’in her biri 15 saniyelik pozlama süresiyle (ISO 800) elde edilmiş 68 görüntüyü birleşerek oluşturduğu filmi bu adresten izleyebilirsiniz. Daha yüksek çözünürlükteki görüntü.

Kaynak: spaceweather.com | Fotoğraf: Laurent Leveder

dikkat! ay tozu düşebilir

Cape Canaveral’daki fırlatma rampasının hiç de uzağında olmayan bir yerde, üzerinde delikler bulunan bir örgü çit var. Delikler şu mesajı veriyor: Dikkat! kaya düşebilir

delik çitler

Uzay mekiğinin en güçlü eksoza sahip katı yakıt itici roketleri çok yoğun bir alev püskürtüyorlar. Bazı fırlatmalarda bu yüksek basınçlı hava akımı 50cm genişliğindeki kayaları 500 m kadar öteye fırlatabiliyor ve bu kayaların bir kısmı çitleri delip geçecek kadar yüksek hızlara ulaşıyor.

Bu durum eğer insanlar ve ekipmanlar yeterince uzaktaysa ciddi bir sorun yaratmıyor. Kenedy Uzay Merkezinden (KUM) fizikçi Phil Metzger, roket eksozuyla etrafa saçılan toprağın Ay’da ne gibi sorunlara yol açabileceğini merak etmekte.

NASA gelecek on yılda Ay’a, ileri karakol olarak kullanılabilecek bir üs kurmak için geri dönmeyi planlıyor. Orada yaşam alanları, gezginler (rover), destek depoları ve maden çıkartma araçları bulunacak. Uzaygemileri gelecek ve gidecek, inişler ve yerdeki kaya parçalarının Cape Canaveral’dan çok daha uzağa fırlayacağı fırlatmalar olacak. Metzger bu problem üzerine yürüttüğü çalışmaları işinin bir parçası olarak KUM’daki Tanecik Mekaniği ve Yüzey Laboratuvarı’nda sürdürüyor.

Ay araçları uzay mekiklerinden çok daha hafif ve ay çekiminden kurtulmak için onlar kadar güçlü iticilere ihtiyaç duymuyorlar. Altı Apollo aracınca çekilen görüntüler, araçların iniş ve fırlatma sırasında eksoz gazlarının çakıldan daha büyük olmayan parçaları fırlattığını gösteriyor.

Buna rağmen, Metzger’i daha küçük şeyler terletiyor: “ay tozu.”

Dünya’da hiç kimse fırlatma sırasında uçuşan toza ya da kuma fazla önem vermez, çünkü “atmosferik sürtünme” düşük ağırlıklı parçacıkları yavaşlatır böylece fırlatma alanının az ötesinde zararsızca yere inerler. Peki ya Ay’da? Orda küçük parçacıkları yavaşlatacak atmosfer mevcut değil. Küçük kum taneleri çok büyük mesafeleri yüksek hızla kat eder, yollarına çıkan herşeyi tararlar.

Bu sadece bir teori değil. 1969’da Apollo 12 ay modülü, (Lunar Module: LM) 1967 Nisan’ında inmiş olan robotik sonda, Surveyor 3’ün 200 metre ilerisine indi. Apollo 12 astronotları Surveyor 3’e onu fotoğraflamak ve bazı parçalarını Dünya’ya geri götürmek üzere yürüdüler. Derken fırlatılışında beyaz olan sondanın büyük kısmının 2,5 yıl boyunca maruz kaldığı, Ay’ın aşırı şartları sebebiyle kahverengiye döndüğünü farkettiler.

Surveyor 3

Fakat Surveyor 3’ün LM’ye bakan yüzeyi eksozla kalkan tozlar sebebiyle siyahtan beyaza dönmüş. Aslında, her civata, kablo ya da destek kolu çok ince kum taneleriyle kaplanmıştı. Geri getirilen parçaları inceleyen bilim insanları bu kum tanelerinin 1 ila 10 mikrometre çapında olduklarını keşfetti.

Taranan yüzeyler aynı zamanda 30 ila 60 mikrometre çaplı yüzlerce mikroskobik kraterlere sebep olan yaklaşık aynı çaptaki yüksek hızlı parçacıklar tarafından delinmiş. Dahası, kum tanecikleri Surveyor’ın kamerasındakiler de dahil olmak üzere ince çatlak ve yarıklara girmiş.Bu kanıtlar Metzger’i terletiyor çünkü gelecekteki ileri karakolda, yüksek hızlı ince kum taneleri termal kontrol battaniyelerinin yansıtıcı yüzeylerini kazır, pencere ve diğer optik ekipmanların yüzeylerini pürüzlendirir ve maden araçlarının ya da uzaysüitlerinin üzerindeki bağlantıların ya da diğer mekanizmaların içine girerek mekanik arızalara sebep olabilir.Peki, neden sadece fırlatma alanının yeterince uzağında durmak sorunu çözmüyor?

Cevap: Kaçabilirsin ama saklanamazsın. Bir roketin eksozuyla ivme kazanan toz parçacıkları, teorik olarak Ay’ın etrafında her yönüne doğru gidebilirler.

Metzger’in ekibi Surveyor 3’ün üzerinde oluşan kraterlerin nasıl oluştuklarını analiz etmiş ve patriküllerin saniyede 400 ila 1000 metre hız yapması gerektiğini ortaya çıkarmış. “Gerçekte, ay modülünden çıkan eksoz gazları kadar hızlı olabilirler -bu da saniyede 1 – 2 kilometre.” Parçacıklar yatay düzlemde saniyede 1,7 kilometre hızla hareket ederek neredeyse Ay’ın yarısını kat edecekler. Bu hız 2 kilometre/saniyeye çıkarsa ay etrafında tam bir çember çizebilirler. Onları engelleyecek dağ benzeri bir yapı olmadığı taktirde, kum taneleri roket fırlatma noktasında hız kazandıktan sonra, Ay’ın etrafında tamamen dolaşıp fırlatma alanına geri dönecektir.

Şimdi Metzger NASA’daki diğer takımların mühendislerine, ay iniş ve kalkış etkilerinin nasıl azaltılabileceğini ortaya ortaya çıkartabilmek için yardım ediyor. Bir çözüm uzaylimanlarını dağlar ve tepelerin doğal toz engelleri olacağı yerlere konuşlandırmak. Yapay banketler ya da diğer maharetli yapılar da çözüm sunabilir.

Metzger ve ekibi çalışmaya devam ediyor.