Andromeda Galaksisi (Messier 31 / NGC 224)

Andromeda’ya hızlı bir bakış:

  • Andromeda (Zincirli Prenses) takımyıldızında
  • sarmal gökada
  • 220 bin ışık yılı genişlikte
  • 2.54 milyon ışık yılı uzaklıkta
  • 1.230 milyar güneş kütlesinde
  • 1 trilyon civarında yıldızı var

Andromeda galaksisi tüm derin uzay cisimleri içersinde görülmesi belki de en çok heyecan uyandıranıdır. Samanyolu galaksisinin uyduları olan cüce gökadaları saymazsak, bize en yakın komşu galaksidir. Adını aldığı Andromeda (Zincirli Prenses) takımyıldızı içinde, bizden 2.54 milyon ışık yılı uzaklıkta yer alır. Çok yakın; gerçekten.

Ve gittikçe yaklaşıyor!

Her saniye iki gökada birbirlerine 100-140 kilometre yaklaşmaktalar. 4.5 milyar yıl kadar sonra ikili birleşerek yeni ve daha büyük bir gökcismi oluşturacak. Oluşacak yeni gökada Milkomeda (İngilizce Milkyway ve Andromeda’nın birleşimi) olarak adlandırılıyor. Kabul edelim, kötü bir isim.

Andromeda’nın bize yaklaştığını ilk fark eden Edwin Hubble oldu. Hubble 1929’da, bize uzak galaksilerin tayflarını incelediğinde kırmızıya kayma fark etti. Bu gökadaların bizden uzaklaştığının bir işaretidir ve bu durum evrenin genişlemesiyle ilişkili. Hubble Andromeda’nın tayfında ise kırmızıya değil maviye kayma tespit etti; yani bize yaklaşıyordu.

Bilim insanları 2012’de, adını Edwin Hubble’dan alan Hubble Uzay Teleskobu’nun 2002-2010 yılları arasındaki Andromeda verilerini inceledikten sonra iki galaksinin birleşmesinin kesin olduğu sonucuna vardılar.

İki farklı sarmal gökadanın birleşmesiyle ortaya çıkan NGC 2623 gökadası. Andromeda-Samanyolu birleşmesinin sonuçları da buna benzeyecek.

Andromeda galaksisi ve Samanyolu’nun biraraya gelmesi internette kimi zaman çarpışma olarak anılsa da olacak şey esasen bir birleşme. Bilim insanları aradaki muazzam boşluklar sebebiyle yıldızların birbiri ile çarpışmasını çok düşük bir ihtimal olarak görüyorlar. Bahsettiğimiz birleşme yüz milyonlarca yıl sürecek, iki gökada yekpare hale gelene dek defalarca kez iç içe geçip ayrılacaklar.

Aşağıdaki videoda Samanyolu ve Andromeda’nın birleşme simülasyonu görülüyor:

Andromeda’nın yapısı

260 bin ışık yılı genişliği ile (Samanyolu’nun 2.5 katından fazla) 1 trilyondan fazla yıldız barındıran Andromeda, yakınımızdaki bir dizi galaksiden oluşan Yerel Küme‘nin en büyük gökadası olsa da bilim insanları Samanyolu’nun içerdiği karanlık madde yüzünden daha büyük kütleli olduğunu düşünmekteler.

Andromeda bir sarmal (spiral) gökada; yakınlığından ötürü sarmal gökadaların evrimini incelemek açısından astronomlar için oldukça önemli bir gözlem hedefi. Yakınında bulunan yoldaş gökadalar M32 ve M110 ile girdiği kütleçekimsel etki sebebiyle sarmal kolları biraz eğrilik göstermekte.

Andromeda’nın her biri çok kalabalık olan iki gökada çekirdeği var ve merkezinde en azından bir tane süper kütleli kara delik sakladığı düşünülüyor. NASA’nın Chandra X-ışını Gözlemevi‘nden (uzay teleskobu) elde edilen veriler ile 35 kara delik adayı belirlenmiş. Bu olası adayların 28’i Andromeda’nın dış bölgesinde bizim gördüğümüz tarafta bulunuyor; yedisi ise gökada merkezine sadece 1000 ışık yılı uzaklıkta.

M31 Nasıl Gözlenir?

Dediğim gibi, Andromeda galaksisi gökyüzünde görebileceğiniz en harika nesnelerden biri. İzlemesi de oldukça kolay. Yeterince karanlık bir ortam bulursanız çıplak gözle bile ayırt edebilirsiniz. 2.54 milyon ışık yılı uzaklıktaki Andromeda çıplak gözle görebileceğiniz en uzak cisimdir.

Tom Buckley tarafından oluşturulan bu birleşik resimde Andromeda galaksisinin Ay kadar parlak olsaydı gökyüzünde nasıl görüleceği gösterilmiş.

Andromeda gökyüzünde 3 dereceyi dolduryor. Ay’ın çapı ise 0.5 derece. Yani gökada kabaca 6 dolunaylık alan kaplıyor. Bu yüzden gözlem için en iyi seçenek geniş açılı görüş sağladığı için dürbündür. Eğer teleskop kullancaksanız en geniş açıyı (en az büyütme)  veren göz merceğini seçmekte var. Zira büyütme herhangi bir ayrıntı sağlamadığı gibi hedefin tamamını görememenize neden olur.

Yaz ve kış aylarında da Andromeda’yı izleyebilirsiniz ancak gökyüzünde tepe noktasına yakın konuma daha erken geldiğinden sonbahar gözlem için daha uygun. Andromeda’yı gözlemlemek için eylül sonu ekim ortası en iyi dönem.

Andromeda’yı Kraliçe’den doğru bulma adımları.

Andromeda Gökadası’nı gökyüzünde bulmak için Kraliçe (Cassiopeia) takımyıldızını kullanabilirsiniz. Kraliçe’nin parlak yıldızların oluşturduğu ‘W’ şeklini seçmek oldukça kolay. Daha sonra yapmanız gereken Kraliçe’nin güneydoğusunda Andromeda takımyıldızının bir çizgi üzerinde sıralanmış 3 yıldızını bulmak. Ortadakinin (Miraç) üzerinde sıralanan iki yıldızı bulun. Andromeda en üstteki yıldızın üzerinde kalıyor.

Andromeda galaksisini bulmak için Pegasus’u kullanmak

Andromeda takımyıldızını Pegasus takımyıldızının Büyük Kare’sini kullanarak da bulabilirsiniz. Kanatlı At’ın (Pegasus/Tulpar) Büyük Kare’sinden kuzeydoğuya baktığınızda Andromeda takımyıldızının en parlak üç yıldızının sıralandığını görürsünüz. Ortadaki Miraç’ı (beta Andromedae) tespit ettikten sonra yukarıda tarif edilen şekilde M31’i bulabilirsiniz.

Andromeda galaksisinin keşfinin tarihçesi

El Sufi’nin “Sabit Yıldızların Kitabı” eserindeki Andromeda Takımyıldızı tasfiri. Andromeda Gökadası ‘balığın’ ağzının hemen ucunda görülüyor.

Andromeda galaksisi ilk defa Farsi astronom Abdul el-Rahman es-Sufi (Rey 903 – 986 Şiraz) tarafından 964 yılında “küçük bulut” olarak Sabit Yıldızların Suretleri Kitabı‘nda kayda geçiriliyor. İshafan’daki Persli astronomlarca 900’lerin başından beri biliniyor olmalı.

1500 yılında bir Hollanda yıldız haritasında görülüyor. 1764 yılında Charles Messier tarafından M31 koduyla kataloğa ekleniyor. Teleskopla ilk gözlemi Alman astronom Simon Marius yapıyor. Bu dönemde M31 yanlış bir şekilde bulutsu olarak nitelendiriliyor. 20. yüzyılın başına kadar Samanyolu’nun tüm evreni kapsadığı düşünülüyordu. Ayrı gökadalar fikri henüz spekülasyon boyutundaydı. 18. yüzyılda bazı filozoflar ayrı yıldız sistemleri fikrini öne sürmüşlerdi. Bu fikrin öncüleri Emanuel Swedenborg, Thomas Wright ve “Evren Adaları” tanımlamasıyla en meşhurları  Immanuel Kant’tı. Ancak bu fikirleri destekleyecek gözlemler henüz ortada yoktu. Bu sebeple komşumuz, Samanyolu içindeki bir “sarmal bulutsu” sanılıp Büyük Andromeda Bulutsusu olarak anılıyordu.

1864’de Sir William Huggins bulutsuların tayflarındaki emisyon çizgilerini inceleyerek iki temel bulutsu çeşidi olduğu sonucuna vardı: ışığı yansıtan gazlardan oluşan bulutsular ve yıldız kümelenmeleriyle oluşanlar. Bu sonuncusu elbette bugün gökada dediğimiz şeylerdi.

Isaac Roberts 1887’de Andromeda ‘Bulutsusu’nu ilk defa fotoğrafladı.

1922’de Edwin Hubble Andromeda’da ilk Cepheid değişken yıldızını keşfederek “bultusunun” Samanyolu’nun dışında olduğunu buldu. Ancaki o tarihte henüz iki Cepheid sınıfından haberdar olmadığı için mesafe ölçümü yanlıştı. 1929’daki çalışmasında Andromeda “Bulutsusu”nu galaksiötesi yıldız sistemi olarak  tanımladı.

kaynaklar:

İlk yayım: 25 Ekim 2017

Mariner 2

Mariner 2 isimli uzay sondası 14 Aralık 1962 günü Venüs’e 34000 kilometreye kadar yaklaşarak bir gezegene yakın geçiş yapan ilk uzayaracı oldu. NASA ve JPL’in geliştirdiği Mariner 2 27 Ağustos 1962’de fırlatılmıştı.

Mariner 2’nin temsili resmi. NASA/JPL

Geçiş sırasında gezegenlerarası uzay ve Venüs atmosferine dair elde ettiği değerli verileri de Dünya’ya göndermeyi başardı. Bu veriler sayesinde Venüs’ün kendi etrafında diğer gezegenlerin aksi yönde döndüğü saptandı.

Gezegene dair öğrendiğimiz diğer bir önemli şey ise sıcaklığıydı. Gezegenin atmosfer sıcaklığı en az 425°C olarak ölçülmüştü. Böylece, Dünya’nın kız kardeşi olarak anılan Venüs’ün gerçekte cehennemi andırdığı anlaşıldı. Kurşunun erimiş halde bulunduğu bu sıcaklık, gezegenin hem gündüz hem de geceyi yaşayan yarıküresinde görülüyordu.

Venüs’ün morötesi filtreli görüntüsü. JAXA/ISAS/DARTS/Damia Bouic

Carl Sagan Venüs’ün bu kadar sıcak olmasının sebebi olarak sera etkisi teorisini ortaya koydu. Buna göre atmosferdeki karbondioksit gibi sıcaklığı tutan gazlar Venüs’ün aşırı ısınmasına neden olmuştu. Bugünse biz insanlar kendi atmosferimizdeki sera gazlarının aşırı biçimde artmasına neden oluyoruz. Sonuç ısınan bir gezegen. Venüs’ten çok geç olmadan bir ders çıkarmamız gerekiyor.

Gezegene ulaşıp atmosferine dair daha detaylı bilgiler göndermeyi başaran uzayaracı ise Venera 4 olmuştu. Sovyetler Birliği’nin gönderdiği Venera 4 aynı zamanda başka bir gezegene ulaşıp veri gönderen ilk uzayaracı oldu.

kaynak: NASA [1] [2] |

Geminid meteor yağmuru

Geminid meteor yağmuru bu yıl 13-14 Aralık gecesi tepe noktasına ulaşacak. Sonraki birkaç gece daha sayıları azalsa da meteorları seyretmek mümkün. Ancak bu yıl meteor yağmuru seyretmek isteyenler için üzücü bir durum var: Ay tam da Gemini (İkizler) takımyıldızında %90’ı aydınlanmış biçimde gece göğünü aydınlatacak. Bu sebeple sadece çok parlak olanlar görülebilecek.

Kanarya Adaları’ndaki Teide volkanı eteklerinde bulunan Teide Gözlemevi’nin Güneş Laboratuvarının yakınında 2016 Geminidlerinin kaydedildiği bu görüntü birçok kısa pozlamalı fotoğraf karesinin sonradan birleştirilmesiyle oluşturulmuş. Kaynak: APOD.

Geminid meteor yağmuru Dünya’nın her yıl Aralık ayının ortasında 3200 Phaethon kuyrukluyıldızından kalan taş parçalarının bulunduğu hattan geçmesiyle oluşuyor. Yıldız kayması olarak (hatalı şekilde) adlandırılan olay esasen atmosfere giren göktaşlarının yanmasıyla oluşuyor. Göktaşı yağmuru, göktaşları atmosfere İkizler (Gemini) takımyıldızını merkez alacak biçimde girdiğinden Geminid olarak adlandırılıyor. Fakat isme takılmamak lazım, neredeyse tüm gökyüzünde meteorları görebilirsiniz.

Geminidlerin saçılma noktası olan Gemini takımyıldızı. Kaynak: earthsky.org

Bir göktaşı yağmurunu izleyebilmek için öncelikle ışık kirliliğinden mümkün olduğunca uzak bir yer bulmalısınız. Bu sayede çok parlak olmayanları da fark edebileceğinizden daha fazla göktaşı tespit edebilirsiniz.. Gözlem için tek gerekli ekipman ise gözleriniz. Meteorları yakalayabilmek için gökyüzünde çok geniş bir alana bakmanız gerektiğinden dürbün veya teleskoplar kesinlikle işe yaramayacaklardır. Yani tek yapmanız gereken mümkün olduğunca karanlık bir yer bulup gökyüzüne bakmak!

Ay bu yıl Geminid meteor yağmurunu önemli ölçüde engelliyor. Gelecek yılki Geminidler ise Ay ışığından uzak, güzel bir gösteri sunacaklar. Bu arada meteorlar yalnızca Dünya’ya değil, uydusu Ay’a da düşüyor. Seneler önce Ay’a düşen meteorları görüntülemeye çalışanları yazmıştım.

kaynaklar: APOD | earthsky.org |

Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu

Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu bizden 2.300 ışık yılı uzakta Tek Boynuzlu At (Monoceros/Unicorn) takımyıldızında bulunuyor. Bu bulutsunun merkezindeki 9. kadirden çift yıldız sistemi 1915 yılında meşhur ikiz yıldız avcısı Robert Grant Aitken tarafından keşfedildi.

Görsel: NASA/ESA/Hans Van Winckel (Catholic University of Leuven, Belgium)/Martin Cohen (University of California, Berkeley)

1975 yılında ise kızıl ötesi gökyüzü gözlemi çift yıldızların etrafındaki tozlu bulutsuyu ortaya çıkardı ve yıldız kataloğuna girince HD 44179 olarak adlandırılmaya başlandı.

Aradan geçen yıllar süresince, Hubble teleskobu da dahil olmak üzere daha iyi gözlem aletleriyle yapılan çalışmalar 2.300 ışık yılı uzağımızdaki bu tozlu bulutun eşsiz olduğunu ortaya koydu.

HD 44179 bir proto-gezegenimsi bulutsu. Bulutsuyu oluşturan malzeme, merkezindeki, ömrünün sonuna gelmiş yıldızın içerdiği maddeyi uzaya saçmasıyla meydana geliyor. Beraber yoğun bir toz diskinin içinde yeraldığı yoldaş yıldızıyla yaptığı hareket de bipolar şeklini oluşturuyor.

Tüm evrenin geneline kıvrımlı hatlar hakimken Kırmızı Dikdörtgen’in sahip olduğu keskin hatlar bulutsuyu eşsiz kılıyor.

Bulutsunun rengi de bilim insanları için oldukça ilgi çekici. Bulutsuyu spektrograf ile inceleyen gökbilimciler bulutsunun her yerinde beyaz renkte parlayan hidrojeni tespit etti. Fakat bu rengin seyrelip daha farklı, turuncu-kırmızı arası bir rengin baskın çıktığı görülüyor.

Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu tuhaf rengi ise muhtemelen bulutsunun içeriğindeki organik moleküller veriyor. Astronomlar bulutsuyu oluşturan maddenin içeriğinde polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) olduğunu düşünüyor. PAH’lar organik bileşiklerin tam yanmaması sonucu ortaya çıkıyor.

kaynak: astronomy.com |

İlk yayımlanma: 11 Şubat 2017

Jüpiter’in Galileo Uyduları

İlk defa 1610 yılında Galileo tarafından keşfedildikleri için Jüpiter’in en büyük 4 uydusu, Io, Europa, Ganymede ve Callisto, kaşifleri anısına Galileo Uyduları veya Galileo Ayları (Galilean Moons) olarak anılmaktadırlar. Bir dürbünle dahi (üç ayağa bağlamanız şartıyla; yoksa görüntünün titremesinden bir şey farkedemezsiniz) bu uyduları kolayca seçebilirsiniz. Zaten Galileo’nun teleskobu sizin elde edebileceğiniz en küçük gözlem aracından daha güçsüzdü.

Galileo’nun teleskobunun gözlem kabiliyeti düşük olmasına karşın keşiflerinin etkisi muazzam oldu. O dönemde herşeyin Dünya etrafında dönüğünü iddia eden Dünya merkezli evren modeli hakimdi. Başka bir gezegenin etrafında dönen aylar ise bu fikri sarsıyordu. Galileo ile başlayan gözlem ve keşifler sayesinde Dünya merkezli sistemin yanlışlığı ortaya çıktığı gibi bilimsel devrimin de önü açıldı. Jüpiter ve aylarını gözlerken bu tarihi hatırayı da aklınızda bulundurursunuz.

Galileo ayları

Io, Europa, Ganymede ve Callisto… İsimleri mitolojide Jüpiter’in (Yunanca: Zeus) aşk yaşadığı kadın karakterlerden geliyor. İsim babaları da Galileo’dan başkası değil.

Tüm Galileo Uydularının, tıpkı bizim ayımız gibi kütle çekim kilidi sebebiyle hep aynı yüzleri Jüpiter’e dönüktür. Yörüngeleri de senkron yörünge olarak tanımlanıyor.

Jüpiter’in bilinen aylarının sayısı 69. Kütle karşılaştırması yaptığımızda ise geri kalan 65 uydunun neredeyse hiçbir ağırlığı yok. Jüpiter’in tüm uydularının toplam kütlesinin neredeyse tamamı Galileo Ayları’ndan geliyor. Diğer uyduların toplam kütlesi, Jüpiter uydularının toplam kütlesinin yalnızca %0.003 (yüz binde üç)

Bu aylar oldukça büyükler. Hepsi Plüton’dan büyük; kimisi Ay ve Merkür’ü geride bırakıyor boyut olarak. Boyutlarının sıralamasını  fikir vermesi adına diğer yakın boyuttaki gökcisimleri ile birlikte şu şekilde yapabiliriz:
Mars, Ganymede, Titan, Merkür, Callisto, Io, Ay, Europa

Galileo uyduları ile Dünya ve Ay'ın boyutlarının karşılaştırması
Galileo uyduları ile Dünya ve Ay’ın boyutlarının karşılaştırması

Io

Io, Galileo uyduları içinde Jüpiter’e en yakın olanı. Bizim ayımızdan %20 kadar daha büyük. Yüzeyinde yüzlerce volkan var. Zirvelerin ortalama yüksekliği 6 kilometreye ulaşıyor. Io’nun volkanik olarak bu kadar aktif olmasının sebebi Jüpiter’e çok yakın oluşu.

Io
Io’nun gölgesi Büyük Kırmızı Leke üzerinden geçiyor.

Jüpiter’in muazzam gelgit etkisi Io’ya enerji sağlıyor. Daha detalı bilgiye Io yazısından erişebilirsiniz.

Europa

Europa, dışarıdan baktığınızda -220 derecelik yüzey sıcaklığı ile donmuş bir dünyadır. Yüzeyinin altında ise 100 km derinlikte tüm küreyi saran bir okyanus olduğu düşünülüyor. Su ile kaplı olması Europa’ya yaşam barındırma potansiyeli veriyor. Eğer hali hazırda bir canlılık yoksa bile günün  birinde bir insan kolonisi için uygun bir yerleşim yeri olabilir.

Europa
Europa. Telif: NASA/JPL-Caltech/SETI Enstitüsü

Jüpiter’den 670,900 km ortalama uzaklıktaki Europa’nın dolanım süresi 3 gün 13 saat 13 dakika (3,551 gün)

Ganymede

Tüm Güneş Sistemi’ndeki en büyük ve en kütleli uydu Ganymede’dir. Öyle ki Merkür gezegeninden bile %8 daha büyüktür. Diğer bir önemli özelliği ise manyetik alana sahip tek uydu oluşudur. Jüpiter’in etrafını ortalama 1,070,400 km uzaklıktan, kabaca bir haftada dolanır.

Ganymede
Ganymede. Telif: NOAA

Ganymede, yarı yarıya silika kayalar ve su buzundan oluşuyor. Oksijenden oluşan ince bir atmosfere sahip.

2022 yılında fırlatılması planlanan Avrupa Uzay Ajansı’nın JUICE uzayaracı Jüpiter’in diğer sulak uydularına yakın geçiş gerçekleştirdikten sonra Ganymede’in yörüngesine girecek.

Callisto

4,821 kilometrelik çapıyla Güneş Sistemi’nde Ganymede ve Satürn’ün Titan’ı ardından üçüncü büyük uydudur. Jüpiter’den ortalama uzaklığı 1,883,000 km ve dolanımını 16 günden biraz daha uzun sürede tamamlıyor.

Callisto da yaklaşık olarak yarı yarıya kaya ve su buzundan oluşur. Kraterlerle dolu yüzeyinde su buzu, karbondioksit, silikatlar ve organik bileşikler mevcut. Yüzeyinin altında ise sudan oluşan bir okyanus bulunması muhtemel.

Callisto
Callisto. Telif: NASA/JPL/DLR

İlk yayım: 13 Ocak 2018

kaynaken.wikipedia/Moons_of_Jupiter |