46P/Wirtanen kuyrukluyıldızı

Güncelleme 13 Aralık:

Pek çok amatör astronom Wirtanen’i çıplak gözle görebildiğini bildiriyor. Yeterince karanlık bir yerde gözlem yapıyorsanız çıplak gözle görme şansınız var. Wirtanen gökyüzünde küçük puslu bir daire biçiminde görülecektir.

Gözle görüş kabiliyetinizi arttırmanın yolu saptırmalı bakış (uluslararası literatürde averted vision) denilen tekniğini kullanmaktır. Oldukça basit: direkt olarak gözlemlemek istediğiniz obje yerine onun hemen kenarlarındaki bölgeler bakıyorsunuz. Bu sayede objeden gelen ışınlar görüntüyü algılayan sinir bölgesinde renksiz fakat daha düşük parlaklıkları algılayabilen hücrelerin üzerine düşer.

Kuyrukluyıldız dürbün için oldukça iyi bir gözlem hedefi. Işık kirliliği sebebiyle gözle göremeseniz bile dürbün yardımıyla Wirtanen’i görebilirsiniz.

Kuyrukluyıldızın fazla detayı olmadığından teleskobun büyütme gücü işinize yaramayacaktır. Mümkün olduğunca geniş açıyla izlemek daha zevkli olur. Takip motorlu bir teleskopla oldukça hızlı ilerleyen Wirtanen’in yıldızlı gökyüzü üzerindeki hareketini dakikalar içinde farkedebiliyorsunuz.

Yörünge süresi 5.4 yıl olan, kısa periyodlu bir kuyrukluyıldız. Sadece 1.2 km çapıyla da göreceli olarak küçük sayılabilir. Buna karşın Wirtanen çekirdek boyutundan beklenmeyecek derecede fazla aktivite gösteren bir kuyrukluyıldız ailesine dahil. Bu ilgi çekici olmasını sağlayan özelliklerinden biri.

Birleştirilerek elde edilen bu görselde kuyruklu yıldızın gün geçtikçe parlaklığının artması gösteriliyor.

California’daki Lick Gözlemevi’nden Carl A. Wirtanen tarafından 1948 yılında, o senelerde kullanılan fotoğrafik plaka üzerinde keşfedildi. Gözlemevinin yetersiz imkanları sebebiyle kısa periyodlu bir kuyrukluyıldız olduğunun anlaşılması için bir yıldan fazla zaman geçmesi gerekti.

ESA’nın Rosetta uzayaracı için düşünülen bir hedefti ancak fırlatma zamanı ertelenince ünlü olma şansını 67P/Churymov-Gerasimenko kuyrukluyıldızına kaptırdı.

16 Aralık 2018’de Dünya’dan sadece 0.078 AB (11.7 milyon km) uzakta olacak. Parlaklığının 3 kadire çıkması bekleniyor ki bu Wirtanen’in bugüne dek görülen, gelecekte de beklenen en parlak halini göreceğiz anlamına geliyor.

46P/Wirtanen’in 11-30 Aralık 2018’de gökyüzündeki konumu:

kaynak: cometwatch.co.uk/comet-46p-wirtanen/

Saklıkent’te Gözlem Şenliği

13-15 Aralık’da Antalya Saklıkent’te bir gözlem şenliği gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Ethem Derman’ın öncülüğünde gerçekleştirilecek gözlem şenliğinin önemli gözlem hedefi 46P/Wirtanen kuyrukluyıldızı olacak. Bunun dışında gökyüzünün ikinci yoğun akan yıldız yağmuru Geminid (İkizler) göktaşı yağmuru ve elbette muhteşem kış gökyüzü katılımcıları bekliyor.

Gözlem şenliğinin gerçekleştirileceği 3 gece boyunca Saklıkent’te sokak lambaları kapalı olacak, böylece ışık kirliliği minimum düzeye inecek. Tabii kış gecesi gözlem etkinliğine katılmak da kolay iş değil. Gülü seven dikenine katlanır diye boşuna dememişler.

Katılım için bu bağlantıdaki formu doldurmanız isteniyor. Aynı sayfada Saklıkent’te kalacak pansiyon bulmak için bilgi alabilirsiniz. Burada çadırınızda kalma şansınız da var. İleride gerçekleşecek gözlem etkinliklerinden haberdar olmak için Ethem Hoca ile Gökyüzü Gözlem Etkinlikleri grubunu takip edebilirsiniz.

OSIRIS-REx Bennu’ya ulaştı

NASA’nın OSIRIS-REx uzayaracı 3 Aralık 2018 gecesi 101955 Bennu asteroidine vardı. Görev temel olarak asteroidden örnek alıp bunu Dünya’ya geri göndermeyi içeriyor. Yaklaşık 1 yılı örnek almak için en güvenli noktayı tespit etmek için harcadıktan sonra örnek alıp bunlar gönderecek. Herşey yolunda giderse örnekler 2021’de geri dönüş yolculuğuna başlayıp 2023 yılında Dünya’ya varacak.

Bu görev gelecekteki asteroid madenciliği çalışmaları için gereken deneyim ve bilgiyi kazanmak için önemli bir basamak olarak görülebilir.

Bennu asteroidinin kendi etrafındaki tam turu

Peki OSIRIS-REx’in ziyaret edeceği Bennu nerede?

Dünya ile Mars arasında bir yörüngede dolaşan Bennu Güneş’ten yaklaşık 160 milyon km uzaklıkta. Dünya Güneş’e ~150 milyon km uzakta (ki buna Astronomik Birim diyoruz); yani kimi zaman bize oldukça yaklaşıyor. Şu an ise bize 121 milyon km uzakta ilerliyor.

OSIRIS-REx’in Bennu’ya vardığı 3 Aralık 2018’de Dünya ve Bennu’nun konumu.

Bennu bugün asteroid kuşağında yer almamasına karşın bilimciler bir zamanlar bu elmas şeklindeki gökcisminin orada daha büyük bir göktaşının parçası olarak bulunduğunu düşünüyorlar. Bu göktaşı 700 ile 2 milyar yıl önce başka bir tanesiyle çarpışarak parçalandıktan sonra bu çarpışma kopan Bennu’nun bugünkü yörüngesine konumlandığına inanılıyor.

Kaynak: nasa.gov/feature/goddard/2018/osiris-rex-approach | space.com/42602-where-is-asteroid-bennu-osiris-rex-target.html |

Mars InSight başarıyla indi

NASA’nın yeni Mars robotu InSight (içgörü) Kızıl Gezegen’in yüzeyine başarılı biçimde inmeyi başardı. Yelpaze biçimli güneş panellerini de sorunsuz açılan InSight artık Mars’ın iç yapısını incelemek için çalışmaya koyulacak.

Mars InSight hakkında detaylı yazıya buradan ulaşabilirsiniz

InSight’ın inişten sonra gönderdiği ilk görüntü

Şimdiye kadar gezegenin yüzeyi ve atmosferini araştırmak için pek çok araç gönderilmişti. Mars’ın yüzeyinde sabit biçimde çalışacak olan InSight şimdiye dek hiç çalışılmamış bir alan olan Kızıl Gezegen’in iç yapısı hakkında önemli bilgiler edinmemizi sağlayacak.

5 metrelik sondajla Mars’ın içine sokulacak olan araç sayesinde Mars’ın çekirdek, manto ve kabuğunun kalınlık, yoğunluk ve diğer yapılarına dair daha çok fikir sahibi olmamızın yolu açılacak.

kaynak: space.com/42550-insight-mars-lander-solar-arrays-deployed.html |

Mars InSight

NASA’nın robotik yüzey aracı InSight (Interior exploration using Seismic Investigations, Geodesy and Heat Transport) 26 Kasım 2018 tarihinde Mars gezegenine ulaşacak. Araç 2018’in Mayıs ayında fırlatılmıştı.

360 kg ağırlığındaki araç gezgin robotlardan değil; ineceği yer olan Elysium Düzlüğü denilen bölgede sabit olarak kalıp gözlemlerini yapacak. Bunun için gereken enerjiyi 450 Watt’lık güneş panelleri sağlayacak.

Bugüne dek NASA Mars’a pek çok gezgin robot göndermişti. Başka ülkelerin uzay ajanlarıyla beraber farklı uydular da yörüngeden Mars’ı incelemekte. Dolayısıyla Kızıl Gezegen’in yüzeyi, atmosferi, iyonosferi hakkında epeyce bilgi sahibiyiz. InSight ise şimdiye dek araştırma yapılmamış bir alana yönelik özel bir araç: Mars’ın jeolojisi.

İçinde bir sismograf bulunan InSight, Mars’ta sismik aktivite olup olmadığını inceleyecek ve deprem meydana gelip gelmediğini ortaya çıkaracak. Mars’ın çekirdek, manto ve kabuğunun kalınlık, yoğunluk ve diğer yapılarına dair daha çok fikir sahibi olmamızı sağlayacak. InSight görevi sırasında 5 metrelik sondaj gerçekleştirecek. Bu görevin sadece Mars değil, karasal gezegenlerin oluşumuna dair bilgimizi arttırması umut ediliyor.

kaynak: insight.jpl.nasa.gov

Türkiye’de teleskop yapan ilk kişi: Hasip Sönmezalp

Türkiye’de bildiğimiz kadarıyla ilk kez bir teleskop yapan kişi Bursalı köklü bir ailenin ferdi olan Hasip Sönmezalp’tir. Daha önce devletin veya kişilerin aldığı teleskoplar olduysa da ülke sınırları içinde bir teleskobun üretimini Hasip Sönmezalp gerçekleştirmiştir.

Sönmezalp 1937’de Merinos Fabrikası’nın inşaatı sırasında tornacı olarak girdi. Fabrikanın 1938 yılındaki açılışı sırasında Atatürk’e fabrikanın altın anahtarını veren kişi oldu. Burada dikkatli ve duyarlı çalışmalarıyla büyük takdir topladı. Özellikle ince işçiliğe gereksinim duyulan onarım ve yapımlar konusunda seçkinleşti.

31 Ocak 1938 Akşam

Çocukluğundan beri gökyüzüne karşı ilgisi olan Sönmezalp verdiği bir röportajda Salih Murat Uzdilek’in, Ankara radyosundaki uzay ile ilgili konuşmalarını zevkle ve heyecanla dinlediğini aktarıyor. Daha sonra Zuhal gezegeninin (Satürn) halkalarını yakından görebilmek arzusuyla yanıp tutuşmaya başlayan bu öncü kişilik teleskop edinme ihtiyacı hissediyor.

Hikayesi buraya kadar pek çoğumuzunkine benzeyen Hasip Sönmezalp’in ayırıcı özelliği ise gerçek anlamda hiçbir şeyin olmadığı bir ortamda gökyüzü aşkıyla birşeyler yapmaya çabalamasıdır.

İstanbul Üniversitesi astronomi kürsüsüne müracat eden Sönmezalp’e teleskop yapamayacağı söyleniyor. Bir defa kafasına teleskop yapma fikrini koyan Sönmezalp buradan gelen ümitsiz cevapla yılmadı ve ABD’de yayınlanan bir dergide gördüğü 45 milimetrelik bir objektifi, bir arkadaşı aracılığıyla getirtti. Mercek ile 130 cm boru kullanarak, 80 kez büyütme gücüne sahip bir gök dürbünü elde etmiş oldu fakat bu dürbün yeterli değildi.

Bundan sonra gemi lumboz camını zımpara tozuyla yontmak suretiyle ki bu malzeme de o yıllarda zor bulunuyordu, 17 cm çaplı, 225 cm odak uzunluğuna sahip bir teleskop aynası yaptı. Yıl 1957, teleskobun tüpünü yapmak da mesele. Karaborsadan güçlükle sac bularak bundan teleskop tüpünü imal edip montajını yapıyor.

1957 yılında Sovyetler ilk uyduyu gönderdiğinde kendisi Bursa Kültür Park’ta meraklılara gökyüzünü seyrettirir.

Hasip Sönmezalp Altın Çekiç ödüllü teleskobu ile

Mechanix Illustrated dergisinin eski bir sayısında aynalı teleskop yapan sanatçılara altın çekiç ödülü verileceğini okuduktan sonra teleskobun planlarını dergiye gönderir. ‘Uygundur’ cevabı almasının ardından yaptığı çalışmaları içeren bir dosyayı, elde ettiği sonuçları, ölçüleri ve teleskobun fotoğraflarını dergiye gönderdi. Kısa süre sonra dergiden tebrik mektubu gelir. Daha sonra da Altın Çekiç ödülleri gönderiliyor. Bunları gümrükten çıkartmak için hayli uğraştığını aktarıyor verdiği röportajda.

Boyu 2 metreden uzun, çapı 18 cm olan teleskobun büyütme gübü 60 kattı. O zamanlar Kandilli Rasathanesi’nde bulunan teleskoptan sonra, Türkiye’nin ikinci aynalı teleskobu oldu. Teleskobun büyütme gücü mercek ilavesi ile 200 kata çıkartılabiliyordu.

1959 yılında kazandığı “Altın Çekiç” ödülünü o sene kendisi ile beraber kazananlardan biri uçak, diğeri otomobil bir diğeri ise gelişmiş bir yelkenli yapmış.

Teleskoplar dışında başka uğraşları da olmuş. Bunlardan biri küre şeklinde, zamanı, günleri, gecelerin uzayıp kısalmasını, saat farkı gibi 18 ayrı özelliği olan bir saat de üretmiş. Aynı zamanda iyi bir fotoğraf makinası tamircisi olan Sönmezalp Bursa’da fotoğraf makinası tamiratı yapan ilk kişi oldu.

Türk Astronomi Derneği’ne üye kabul edilen Hasip Sönmezalp merkezi Kanada’da bulunan Uzay Araştırmaları Merkezi’nin de fahri üyesiydi.

Ömrünün sonuna kadar öğrenme gayretini kaybetmeyen Sönmezalp 10 Ocak 2002 tarihinde hayata gözlerini yumdu ve ertesi gün Emirsultan Mezarlığı’nda toprağa verildi.

kaynak:  atmturk.org | bursa.com | bursabilimmerkezi.org | bgc.org.tr


Mars 2020’nin iniş noktası belli oldu

NASA yeni Mars gezgin robotu olan Mars 2020’nin resmi iniş noktasını duyurdu: Jezero Krateri. Kızıl Gezegen’in yüzeyi üzerinde çalışılacak nokta için NASA 5 yıl boyunca 60 kadar olası iniş noktası adayı bölgeyi inceledi.

İniş için seçilen zengin coğrafi özelliklere sahip yüzey 3.6 milyar yaşında ve gezegen evrimi ve astrobiyoloji hakkında önemli soruların yanıtlarını taşıma potansiyeline sahip.

Jezero Krateri

Jezero Krateri bu özelliğini antik bir göl-delta sistemi olmasına borçlu. Mars gezgininin en az 5 farklı kaya türünden örnekler alabilmesine olanak tanıyor. Eğer Mars’ın geçmişinde yaşam varsa, bunun ortaya çıkmasının en olası olduğu kil ve karbonat mineralleri de bahsedilen türlere dahil. Bunlar haricinde araştırma sahası aynı zamanda geniş bir su havzasından gelen çok çeşitli mineraller içeren materyallerin toplandığı bir bölge.

İncelemek için çok iyi bir seçenek olsa da iniş noktasının aracın güvenle Mars’a ayak basabilmesine olanak sağlaması gerekiyor. Çok sayıda küçük kraterin olduğu, antik nehirler sebebiyle irili ufaklı kayaların sürüklendiği, çukur ve tepelerin olduğu bölgeye güvenli iniş yapmak çok kolay bir iş değil.

NASA’nın Mars’a iniş konusunda on yıllara yayılan tecrübesi burada devreye giriyor. Mars yüzeyine araçlar nokta atışıyla kondurulamıyor. Bir iniş bölgesi seçip bu bölge içinde bir noktaya inmesi sağlanıyor. Başka hiçbir ülke Mars’a güvenle inebilmiş değilken Mars’a pek çok başarılı iniş gerçekleştiren NASA teknolojik olarak o kadar iyileşti ki artık 2012’de Kızıl Gezegen’e konan Curiosity (Merak) gezgini için gereken iniş bölgesini %50 oranında küçültmüş durumda. Bu da daha güvenli iniş için daha fazla şans demek. Ayrıca NASA’nın geliştirdiği roket destekli iniş sistemi, gezgini zararlı olabilecek noktalardan uzak tutacak biçimde tasarlandı.

Mars 2020 Florida’daki Cape Canaveral Hava Üssü’nden fırlatılacak.

MARS 2020 hakkında detaylı bilgi için: https://www.nasa.gov/mars2020

kaynak: https://www.nasa.gov/press-release/nasa-announces-landing-site-for-mars-2020-rover

James Webb Teleskobu’nun aynası: uzaydaki en büyük ayna

James Webb Uzay Teleskobu’nun görevlerinden biri de galaksilerin genç olduğu zamanları izlemek. Bunu yapabilmek için James Webb çok uzak galaksilere bakmalı, bizden 13 milyar ışıkyılından daha uzaktakilere. Bu kadar uzak gökcisimleri aşırı derecede sönüktür. Görebilmek için oldukça büyük bir aynaya ihtiyaç var.

Emektar uzay teleskobu Hubble ile James Webb’in aynalarının karşılaştırması

Bir teleskobun size gösterebileceği detay doğrudan doğruya ışık toplama gücüyle ilişkilidir. Büyük bir ayna tıpkı yağmurda daha geniş ağızlı bir leğenin daha küçük olana göre daha fazla su toplaması gibi küçük aynalara göre daha fazla foton toplar. Daha fazla foton daha detaylı görüntü elde etmenizi sağlar.

Mühendislik

Uzaya gönderilen en büyük ayna olacacak olan Webb Teleskobu’nun birinci aynası 6.5 metre çapında tasarlandı. Bu kadar büyük bir ayna beraberinde iki büyük mühendislik problemi getiriyor: Boyut ve ağırlık.

Sıradan bir teleskop aynasını büyüttükçe kalınlığı da arttırmanız gerekir. Eğer Hubble’ın aynası (2.4 metre) James Webb’e uygun biçimde büyütülecek olsaydı, kalınlığından ötürü uzaya taşınamayacak kadar ağır olurdu.

Webb’i geliştiren takım ayna yapımı için yeni yollara saparak 6.5 metrelik aynayı yeterince hafif ve güçlü yapmayı başardı. Aynanın birim alandaki ağırlığı, Hubble’ınkinin sadece 1/10’u.

Webb’in geliştiricileri parçalı aynayı hem hafif hem de güçlü olan berilyumdan imal ettiler. Segment denilen her ayna parçası ortalama 20 kg ağırlıkta.

Katlanan aynalar

Uzaya yük göndermekteki tek sorun ağırlık değil. Eğer göndereceğiniz şeyin boyutları fazla büyükse onu sığdıracak bir roket bulamayabilirsiniz.

Ağırlık problemini çözmede yardımcı olan parçalı yapı aynı zamanda boyut problemini çözmekte de yardımcı oluyor: ayna tek parça olmadığı için ayna yapısının katlanması mümkün hale geldi. 1.32 metre genişlikteki 18 altıgen ayna parçarı katlanır masa gibi bükülebilir bir iskeletin üzerinde duruyor.

Teleskobun 0.74 metre çaplı ikinci aynasını tutan kollar da katlanır özellikte. Bu sayede devasa ayna rokete sığdırılabilecek.

altıgen

Peki neden klasik aynalar gibi daire şeklinde değil de altıgen aynalar kullanılıyor?

Altıgen parçalar kabaca dairesel biçimde, katlanabilir aynaya izin veriyor ve arada boşluk kalmayacak biçimde birleştirilebiliyorlar. Eğer parçalar yuvarlak olsaydı, birleştirdikten sonra aralarda kaçınılmaz biçimde boşluklar oluşurdu.

James Webb’de kullanılan tüm aynalar tek karede. Soldakiler birincil ayna parçaları. Sağ üstte ikincil ayna görülüyor. Onun altında birincil aynanın arkasında gönderilen ışığı dedektörlere yönlendirecek üçüncü ayna ve ince ayar aynası görülüyor.

Aynanın kabaca da olsa dairesel biçim alması sayesinde ışınlar dedektörlerin bulunduğu alanda çok küçük bir noktaya odaklanabiliyor. Örneğin ayna elips biçimli olsaydı bir kenarı daha uzun olurdu; kare ayna ise merkezdeki bölgenin dışına fazlaca ışık yollayacaktır.

kusursuz odağı yakalamak

Bir ayna segmentinin arkadan görünüşü.

Büyük bir ayna milyarlarca ışıkyılı uzaktaki galaksileri görüntülemek için tek başına yeterli değil. Kusursuz bir odaklama kabiliyeti de gerekiyor. Aynalı teleskobu olanlar düzgün görüntü elde etmek için kolimasyon ayarının ne kadar önemli olduğunu bilirler.

Elinizde 18 parçalı bir ayna varsa bu işi başarabilmek gerçekten büyük bir mühendislik problemine dönüşüyor. Tüm aynalar doğru yere bakmak zorunda.

James Webb’in birincil aynasının parçaları ile burada toplanan ışığı dedektörlere yansıyan ikinci aynasının doğru noktaya bakması, arkalarında yer alan altışar adet tahrik motoru sayesinde mümkün oluyor. Birincil ayna parçaları ayrıca merkezlerinde eğriliklerini ayarlamaya yarayan ekstradan bir tahrik motoruna daha sahipler.

Birincil ayna segmentlerini tek bir büyük ayna gibi hizalamak, her bir aynanın insan saçı kalınlığının 10,000’de 1’i hassaslıkta doğru biçimde hizalayabilmekle mümkün oluyor. James Webb’i tasarlayan mühendis ve bilim insanlarının bunu nasıl yapacaklarını tam manası ile icat etmeleri gerekti.

Webb teleskobu evrende ilk oluşan galaksileri gönderdikleri kızılötesi ışınlarla gözlemleyecek. Burada şöyle bir zorluk var: sıcak cisimler ısı enerjisini kızılötesi ışınımla salarlar. Eğer Webb’in aynası yeterince soğuk olmazsa, kendi yaydığı kızılötesi ışınım, uzak galaksilerden aldığı sönük ışınları tamamen bastırır.

Webb’in aynasını çok soğuk tutmak gerekiyor

Bu durumu engellemek için James Webb’in aynası çok soğuk tutulmalı. Kryojenik, çok düşük sıcaklıkları tanımlamak için kullanılır; −150 °C ile mutlak sıfır (−273 °C) arasındaki bölgeyi kapsar. Webb’in aynası işte bu kriyonojik bölgede, yaklaşık -220 °C sıcaklıkta muhafaza edilecek.

James Webb 12 metre genişlikte, 40 tonluk kapısı olan mahzen benzeri kriyojenik test odası Chamber A önünde. Burada uzayın aşırı soğuk ve vakumlu ortamı yaratılarak teleskop yaklaşık 100 gün boyunca test edildi.

Bu zorluğun üstesinden gelebilmek için teleskop çok uzakta, Dünya’dan 1.5 milyon km ötedeki L2 noktasında konuşlanacak konuşlanacak.

Ayrıca Güneş, Ay ve Dünya’dan gelen kızılötesi ışınların optik teleskoba ulaşamaması için özel bir malzemeden üretilmiş devasa bir güneş kalkanına sahip olacak.

kaynak: jwst.nasa.gov |

Io yükseliyor

NASA’nın Juno uzayaracınca yakalanan bu görüntüde Jüpiter’in aylarından biri olan Io, gaz devinin ufkunda yükselirken görülüyor. Dünya’nın ayından sadece birazcık daha büyük (3,643.2 km) olan Io, güneş sistemindeki volkanik açıdan en aktif gökcismi. Jüpiter’in muazzam gelgit etkisi, ortalama olarak 6 km yükseklikte olan Io volkanlarına gereken enerjiyi sağlıyor.

Io Jüpiter’in Galileo tarafından keşfedilen 4 büyük uydusundan biridir. Jüpiter’in Galileo Uyduları hakkındaki detaylı yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Fotoğraf 29 Ekim 2018 tarihinde Juno gezegenin yüzeyinden 18,400 km yüksekteyken çekilmiş. Ham veriler Gerald Eichstädt ve Justin Cowart adlı iki yurttaş bilimci tarafından işlenmiş. Siz de Juno’nun gönderdiği ham görüntüleri işlemek isterseniz buradan indirebilirsiniz.

kaynak: missionjuno.swri.edu

Herşeyi NASA’dan beklememek lazım

NASA/JPL-Caltech/SwRI/MSSS/Gerald Eichstädt/Seán Doran

Fotoğrafta Güneş Sistemi’nin devi Jüpiter’in kuzey ılıman iklim kuşağı üzerinde girdap gibi dönen bulutlar görülüyor. Bu muhteşem sahnede öne çıkan parlak beyaz renkli bulutlar anti siklonik fırtınalar veya “beyaz oval” diye de bilinir.

Renkleri geliştirilmiş görüntü 29 Ekim’de Juno uzayaracı tarafından, gezegene gerçekleştirdiği 16. yakın geçiş sırasında yakalanmış. Bu sırada Juno Jüpiter’in bulutlu atmosferinin yaklaşık 7,000 km üzerinden geçmiş.

Juno’nun JunoCam görüntüleyicisinden gelen verileri işleyip bu görüntüyü oluşturan ise Gerald Eichstädt ve Seán Doran isimli iki amatör. Bilim insanı olmadığı halde kendi çabasıyla bilime katkı sağlayanlara Batı’da “vatandaş bilimci” deniliyor. Siz de herşeyi NASA’dan beklememek lazım deyip NASA’nın elde ettiği görüntüleri işlemek isterseniz JunoCam’in çektiği ham görüntülerine http://missionjuno.swri.edu/junocam adresinden erişebilirsiniz.

kaynak: https://www.missionjuno.swri.edu/news/jovian_close_encounter