Miraç ve ‘hayaleti’ NGC 404

Miraç (Mirach) veya beta Andromedae, Andromeda takımyıldızı sınırları içinde bir kırmızı dev. 200 ışık yılı uzağımızda yer alan bu yıldızın görünür parlaklığı +2.01 ile +2.10 arasında değişmekte ve şüpheli yarı düzenli değişen yıldız olarak sınıflandırılmaktadır.

Miraç gökyüzünde Andromeda Gökadası‘nı bulmak için kullandığımız yıldızlardan biridir. Miraç’ı Kanatlı At’ın (Pegasus/Tulpar) Büyük Kare’sinden kuzeydoğuya baktığınızda Andromeda takımyıldızının en parlak üç yıldızının sıralandığını görürsünüz. Ortadaki Miraç’tır. Daha sonra Miraç’tan yukarı doğru çıkarak M31, Andromeda Gökadasını bulabilirsiniz.

Mirach (Miraç) adı Arapça örtü, kuşak, peştemal anlamındaki mi’zâr kelimesinin Avrupa dillerine yanlış çevrilmesiyle ortaya çıkmış. Gerçekten de beta Andromedae tasvirlerde yıldızı Zicirli Prenses’in (Andromeda) kuşağına denk gelir.

Miraç ve ‘hayaleti’ NGC 404 (sol üstte)

NGC 404: Miraç’ın Gölgesi

NGC 404 gökadası Miraç ile çok yakın görünümdedir. Gökyüzünde aralarında yedi yay-dakika açıklık vardır. Parlak Miraç’ın dibinde, sönük ve puslu görünümü sebebiyle “Miraç’ın Hayaleti” olarak ün salmıştır. Samanyolu’nun uydu gökadalarından Küçük Magellan Bulutu’ndan daha küçük olan NGC 404 bizden 10 milyon ışık yılı uzaktadır ve Yerel Küme galaksilerindendir.

Diğer erken tip galaksilerin aksine çok miktarda nötral hidrojene sahiptir. Hidrojenin çoğu etrafındaki bir çift büyük halkada barınır. Merkezinde ve dış bölgelerinde yıldız oluşumu gözlemlenir.

Hidrojen miktarı ve yıldız oluşum özellikleri gökbilimcilere NGC 404’ün daha küçük gökadalarla kabaca 1 milyar yıl içinde bir veya daha fazla birleşme gerçekleştirdiğini düşündürüyor. Birleşmeden öncei şimdiki mercimek şeklinin aksine sarmal bir galaksiymiş.

yararlanılan kaynaklar: Mustafa Pultar, Yıldız Adları Sözlüğü | gokyuzu.org | tr.wikipedia.org/wiki/Miraç | en.wikipedia.org/wiki/NGC_404 |

Çıplak gözle kaç yıldız görebilirsiniz?

Kişinin görme yeteneği ve atmosfer koşullarına bağlı olarak değişmekle birlikte, herhangi bir optik alet kullanmadan görebileceğiniz en sönük yıldızların parlaklığı ortalama olarak 6 kadir civarındadır. Parlaklığı 6 kadir ve daha az (parlaklık arttıkça kadir derecesi düşer) olan yıldızların sayısı ise 9 binden biraz daha azdır: 8,768.

Aşağıdaki tabloda parlaktan sönüğe doğru 1’er kadirlik basamaklarda yıldız sayısındaki değişim gösteriliyor. İlk sütunda ortalama kadir değeri, ikincide parlaklık aralığı, üçüncüde o parlaklık aralığındaki yıldız sayısı, dördüncü sütunda ise o en üst aralıktan mevcut aralığa kadar yıldızların kümülatif toplamı veriliyor. Son sütun ise parlaklıktaki 1 kadir değişimle yıldız sayısıın ne oranda arttığı gösterilmiş.

Örneğin -1 kadir parlaklık aralığında sadece iki yıldız bulunurken daha sönük olan 0. kadirde 6 yıldız var. 0. kadirde kümülatif toplamda 8 yıldız var; yıldız sayısı %400 artıyor.

Yıldız Parlaklık Tablosu
Parlaklık Aralık Yıldız sayısı Kümülatif yıldız sayısı Görünen yıldız sayısındaki artış (%)
-1 -1.50 ile -0.51 2 2
0 -0.50 ile +0.49 6 8 400%
1 +0.50 ile +1.49 14 22 275%
2 +1.50 ile +2.49 71 93 423%
3 +2.50 ile +3.49 190 283 304%
4 +3.50 ile +4.49 610 893 316%
5 +4.50 to +5.49 1,929 2,822 316%
6 +5.50 ile +6.49 5,946 8,768 311%
7 +6.50 ile +7.49 17,765 26,533 303%
8 +7.50 ile +8.49 51,094 77,627 293%
9 +8.50 ile +9.49 140,062 217,689 280%
10 +9.50 ile +10.49 409,194 626,883 288%
11 +10.50 ile +11.49 1,196,690 1,823,573 291%
12 +11.50 ile +12.49 3,481,113 5,304,685 291%
13 +12.50 ile +13.49 10,126,390 15,431,076 291%
14 +13.50 ile +14.49 29,457,184 44,888,260 291%
15 +14.50 ile +15.49 85,689,537 130,577,797 291%
16 +15.50 ile +16.49 249,266,759 379,844,556 291%
17 +16.50 ile +17.49 725,105,060 1,104,949,615 291%
18 +17.50 ile +18.49 2,109,295,881 3,214,245,496 291%
19 +18.50 ile +19.49 6,135,840,666 9,350,086,162 291%
20 +19.50 ile +20.49 17,848,866,544 27,198,952,706 291%
Veriler, Millennium Star Atlas, Cilt I, Sky Publishing Corporation ve Avrupa Uzay Ajansı’nın VII. Sayfasından elde edilen Tycho Kataloguna dayanmaktadır. 10. kadire kadar olan yıldızların %99.9’unun, 10.5 kadire kadar olanların ise %90’ının kataloglandığına inanılıyor.

Tablodan görüleceği üzere parlaklık 1 kadir azaldıkça görülebilen yıldız sayısı kabaca 3 kat artmakta. Eğer şehirde 2 kadire kadar yıldızları görebiliyorsanız, şehrin biraz dışına çıkıp 3. kadirden yıldızları görebileceğiniz bir yere giderseniz görebileceğiniz yıldız sayısı 3 kat artacaktır. Eğer şehrin iyice dışında, ışık kirliliğinden uzakta, 5. kadirden yıldızları görebileceğiniz bir gözlem şenliğine katılırsanız, görebileceğiniz yıldız sayısı 27 kat artmış olur.

Şunu aklınızdan çıkarmayın: tablodaki yıldız sayıları tüm gökyüzünü kapsamaktadır. Kuzey yarıküredeyken Güney yarıküre yıldızlarını göremezsiniz, yıldızların yarısı gündüz gökyüzünde kaybolacaktır, ayrıca coğrafi engeller de bazı yıldızları görmenizi engelleyecek. Yani pratikte göreceğiniz yıldızların sayısı önemli ölçüde azalacaktır.

teleskop ve dürbün ile kaç yıldız görebiliriz?

Teleskop ve dürbünler gelen zayıf ışınları yoğunlaştırdığından daha sönük yıldızları görmenize olanak sağlar. Optik araçlarların size ne kadar sönük yıldızları gösterebileceği ışık toplama kabiliyetlerine bağlıdır. Bu da açıklık olarak ifade edilen objektif çapıyla doğrudan ilişkilidir. 20 cm çaplı bir teleskop, 15 çaplı olanlara göre daha sönük detayları gösterecektir. Tabii burada büyütme gücünün ve atmosfer şartlarının aynı olduğunu varsayarak konuşuyoruz.

Gece gökyüzü gözleminde kullanılan dürbünler genellikle 50 mm çaplıdırlar. Teleskoplar kadar sönük objeleri gösteremeseler de geniş açılı ve düşük büyütmeden ötürü kazandıkları keskin görüş kabiliyeti sayesinde çok keyifli rasat sağlarlar.

Teleskop Parlaklık Sınırları
Açıklık
inç
Açıklık
mm
En sönük parlaklık
(kadir)
2 51 10.3
3 76 11.2
4 102 11.8
6 152 12.7
8 203 13.3
10 254 13.8
12.5 318 14.3
14 356 14.5
16 406 14.8
18 457 15.1
20 508 15.3
24 610 15.7
30 762 16.2
Kaynak: Philip S. Harrington, Star Ware, 2. basım via stargazing.net

kaynak.stargazing.net/david/

Haftalık Gökyüzü Raporu – 30

Serdar Kuzuloğlu gözaltına alındı

Birkaç sene evvel ne yapsam diye düşünürken kafamda oluşan dağınıklığı toplayıp Haftalık Gökyüzü Raporu tutmaya başlamam, Serdar Kuzuloğlu’nun Haftanın Özeti‘nden aldığım ‘ilham’ sayesinde oldu.  İnternet Ekipler Amiri‘miz 1 Kasım günü gözaltına alındı, hem de FETÖ’den! Neyse ki sonra serbest bırakıldı. Öncelikle Serdar Kuzuloğlu olmak üzere tüm sevenlerine geçmiş olsun.

Kasım ayında gökyüzü

Andromeda Gökadası‘nı gözlemlemek için en iyi dönemdeyiz. Merkür gökyüzünde iyiden iyiye Güneş’ten uzaklaşıp bu ayın sonunda batı ufkunda görülebilmeye başlıyor. Sabahları ise Mars doğu ufkuna hakim. 17-19 Kasım’da Aslan (Leonid) göktaşı yağmuru var. Kasım’da gökyüzü detaylarına uzaydan haberler veya daha kapsamlı olarak astrobilgi sitelerinin rehberlerinden ulaşabilirsiniz.

Bizi ziyarete gelen ilk yıldızlararası cisim

Kısa süre önce keşfedilen küçük bir asteroid, ya da belki de bir kuyruklu yıldız, güneş sistemimizin dışından geliyor gibi gözüküyor. Eğer öyleyse bu cisim gökbilimciler tarafından gözlemlenen ve onaylanan ilk yıldızlararası nesne olacak.

Güneş yörüngesindeki gezegenler ve çoğu göktaşı tutulma dairesi adı verilen bir düzleme yakın hareket eder. A/2017 U1 ise Güneş sistemimizin tutulma dairesine neredeyse tam tepeden yaklaştı. Bu sebeple güneş sistemi dışından geldiği düşünülüyor. Güneş sistemi dışındaki uzak gök cisimleri incelenebiliyor olsa da bunlardan biri daha önce hiç bizi ziyarete gelmemişti. A/2017 U1 bu nedenden ötürü ilgi çekici.

Tozlaşma için yeni tehdit: ışık kirliliği

Bitkilerin üremesinde böceklerin önemli rolü vardır. Böceklerin ilgisini cezbeden bitki üreme organlarında (ör: çiçekler) tozlaşma çoğunlukla bu canlılar sayesinde meydana gelir. Günümüzde tozlaşmanın azalmasıyla yaşanan verim kayıpları konuşulmakta. Arı kolonilerindeki ölümler de tozlaşmayı etkileyeceğinden çok önemli. Yapılan bir araştırmaya göre sokak lambaları gibi ışık kaynaklarına yakın yerlerdeki bitkiler geceleri 3’te 1 oranında daha az ziyaretçi çekiyor.

Bambus arısı bir çiçeğin tozlaşmasına yardımcı oluyor. Tabii ki bu arılar gece tozlayıcılarından değil.

Cassini’den Satürn’ün halkalarına son bakış

Cassini uzayaracı 12 Eylül 2017’de gezegenin atmosferine giriş yapana dek Satürn’ün halkaları ve uydularına dair bilim insanlarının inceleyebileceği pek çok veri yolladı. Aşağıda Cassini’nin yakaladığı son görüntülerden biri görülüyor. Görüntüde uzayaracının son 22 turunu yaptığı, Satürn ile halkaları arasındaki boşluk, F ve D halkaları rahatça seçiliyor. Görüntüye takılan Pandora adlı uydu için ise biraz daha fazla dikkat gerekiyor.

Dünya’nın en büyük havaaracı zengin eğleme işine girebilir

Henüz geliştirme aşamasında olan dünyanın en büyük havaaracı Airlander 10 lüks turizm faliyetlerinde kullanılabilir. 10 ton yük taşıma kapasitesine sahip araç şimdiye dek kargo taşıması amacıyla gündeme gelmişti ancak geliştiren şirket olan Hybird Air Vehicles, ulaşımın zor olduğu bölgelere lüks seyahatler düzenleyen Henry Cookson Adventures şirketi ile iki anlaşma yapmış.

airlander-10-1

Aracın bu seyahatlere uygun hale getirilebilmesi için de Design Q şirketiyle anlaşılmış. Design Q devlet destekli fon kullanarak araca lüks yolcu kabini tasarlayacak. Kamunun parası kapitalizmin olduğu her yerde güzel şeylere harcanıyor(!)

Blue Origin, BE-4 roket motorunu başarıyla test etti.

Uzaya açılmaya çalışan özel girişimlerden biri olan Blue Origin şirketi, SpaceX kadar adından söz ettiremese de roket geliştirme sürecinde başarıyla ilerliyor. Yörüngeyi amaçlamayan, uzay turizmini hedefleyen New Shepard roketinden sonra şimdi de tamamen yeniden kullanılabilir ve yörünge taşımacılığını hedefleyen roketi için geliştirdiği BE-4 motorunu başarıyla test etti.

Suudi Arabistan uzaya yatırım yapıyor

Suudi Arabistan’a şu sıralar ‘bir haller‘ olmuş durumda. Siyasal İslamcı politikaların coğrafyada aldığı yenilgilere paralel olarak ülkenin ‘ılımlı İslam’a yöneleceği konuşulmakta.

spaceshipone-1

Diğer petrol zengini ülkeler gibi farklı alanlara yatırım yapıp geleceğini de kurtarma peşinde olan S. Arabistan uzaya da yatırım yapacağını açıkladı. Yatırım için Richard Branson’un önce SpaceShipOne sonra da SpaceShipTwo’yu geliştiren Virgin Galactic şirketini seçen Suudlar, gelecekte yatımı miktarının artacağını söylemiş.

 

19 Kasım’da kıyamet mi kopacak?

Hayır.

Komplo teoricileri yine dünya’nın yok olacağını iddia ediyor; her zamanki gibi hiçbir kanıtları yok. Hatırlarsınız 2012 için de benzer iddialar gündeme gelmişti ve hâlâ buradayız.

19 Kasım komplolarını Nibiru ya da X Gezegeni (Planet X) denilen hayali bir gezegen üzerinden kurguluyorlar. Bu gezegenin varlığına dair hiçbir kanıt yok ancak bu durum şarlatanları varlığı tamamen spekülasyon olan gezegenin özelliklerini bilmelerini engellemiyor.

Sözgelimi bu bilinmeyen gezegen ‘plazmatik enerji partikülleri’ saçıyormuş ve bu partiküller Dünya iklimini altüst edecekmiş. Dünyamızın manyetik alanı Güneş’ten gelen yüklü partiküllerden bizi önemli ölçüde koruyabilmekte. Bir gezegenin bu kadar yoğun ışıma yapması ise elbette mümkün değil. Yani güvendeyiz.

Hayali gezegenin hayali yörüngesi.

Safsatayı yayanlar arasında David Meade adlı bir numerolog var. Halbuki iyi bir teleskop markasıyla (Meade) adaş. Nerden düşmüş bu yollara bilinmez.

Meade İncil ve Giza piramitlerinde yazdığını iddia ettiği “33. gün”ü güneş tutulmasının 33. günü olarak yorumlayıp 21 Ağustos’taki güneş tutulmasından sonraki 33. gün olarak 23 Eylül’ü kıyametin kopacağı tarih olarak işaret etmiş. Kopmayınca da kıyametin kopacağını değl, kıyametten önceki döneme gireceğimizi söylediğini iddia etmiş.

Haftalık Gökyüzü Raporu – 29

nötron yıldızlarının çarpışmasının yarattığı kütleçekim dalgaları gözlendi

130 milyon yıl önce NGC 4993 gökadasındaki biri 1.17 diğeri 1.6 güneş kütlesindeki iki nötron yıldızı birbirine yaklaşmaya başlar. Yaklaştıkça da hızları artar. Başta birbirleri etrafında saniyede 50 kez dönerken bu hız nihayet 300-350 tura çıkar. Nihayet bu iki nötron yıldızı birbiriyle kavuştu.

GIF

Bu olay 120 milyon yıl önce gerçekleşmişti. Yankıları ise Dünya’da geçtiğimiz yaz duyuldu. Kütleçekim dalgalarını ilk kez gözlemleyerek bilim insanlarına bu seneki fizik Nobel’ini kazandıran LIGO‘dan bu defa bahsettiğimiz iki nötron yıldızının kavuşmasını gözlendiği haberi geldi. Bu çalışma kütleçekim dalgaları ve elektromanyetik dalgalarla aynı anda gözlemlenmesi sebebiyle de önemli.

Şimdi bu haberin şerefine Muse’dan “Nötron Yıldızı Çarpışması” parçası dinlenebilir belki:

Ay’da yeraltı kolonisi kurulabilecek dev mağra keşfedildi

Ay’ın atmosfere ve manyetik alana sahip olmaması yüzeyini gelecekteki insan yerleşimleri için sorunlu kılıyor. Bugüne dek Ay’a giden astronotlar 3 günden fazla yüzeyde kalmadı ancak kalıcı üsler kurulmak isteniyorsa mikro meteor, aşırı sıcaklık değişimleri ve elbette radyasyondan korunmanın yolları bulunmalı. Belki yeni bulunan şehir boyutundaki devasa lav mağrası korunmak için en iyi yollardan biri.

antik bakterilerde üstnova izi

Henüz uzaylı bulabilmiş değiliz fakat Dünya’da uzaydan gelen malzemeye sahip canlılar bulmuş olabiliriz. Bilim insanları Demir-60 izotopun zaman içindeki bozunumundan ötürü Dünya’da oluşmadığını biliyorlar. Dolayısıyla Dünya’da bulunan bu izotop uzayda bir yerden gelmiş olmalı.

Almanya’daki Münih Teknik Üniversitesi’nden fizikçi Shawn Bishop, 2.2 milyon yıllık bakteri fosillerinde çok az da olsa Demir-60’a rastlandığını bildirdi. Durumu inceleyen bilim insanları Demir-60’ın kaynağının yakınımızda gerçekleşmiş olan bir üstnova olduğunu anladılar.

UV ışık altında parıldamaya başlayan dövmeler

Avustralyalı dövme sanatçısı Tukoi Oya UV ışık altında parıldamaya başlayan dövmeleri ile üne kavuşmuş. Hayranlık uyandıran sıradışı dövmeler uzay temasıyla daha da çekici hale geliyor.

altın vuruş

Küçük evlerinde güneşe hasret paslı makinalar cılız ışıklarla yaşamaktadır. Nihayet biri güneşi görmek ister.. Gökalp Gönen‘in kısa animasyon filmi Altın Vuruş (Golden Shot), dünya genelinde 200’den fazla seçkide yer almış ve 25’ten fazla ödülün sahibi olmuş.

Dünya’nın uzaydan çekilen ilk görüntüsü

Dünya’nın uzaydan çekilmiş ilk fotoğrafını görüyorsunuz. 24 Ekim 1946 günü Amerika’nun New Mexico eyaletindeki White Sands Füze Rampası’ndan fırlatılıp 105 km yüksekliğe ulaşan bir V2 roketinde bulunan fotoğraf makinasıyla çekildi.

Nazi Almanyası’nda geliştirilen V2 roketleri II. Dünya Savaşı’nın sonunda Amerikalıların eline geçmişti. V2’lerin geliştirilmesinde rol oynayan yüzlerce mühendis savaş sonrasında ABD ve Sovyetlere getirilerek bu ülkelerdeki roket programlarının geliştirilmesinde rol oynadılar.

2. Dünya Savaşı’nda İngiltere’ye savaş başlığı yollamakta kullanılan Nazi roketleri barış döneminde roket teknolojisini anlamak için yapılan testler sırasında bilimsel araçlar taşıdı. Bunlar arasında her saniye bir kare resim çeken 35 mm bir kamera da yer alıyordu.

Sağlam bir çelik kutu içersindeki kamera yere sağ sağlim indiğinde, film içindeki görüntüler daha önce hiç şahit olunmamış bir manzarayı sunuyordu. O güne dek en yüksekten çekilen fotoğraflar, 22 km yüksekliğe erişen yüksek irtifa balonundan elde edilmişti. 22 km Dünya’nın eğriliğini görebilmek için yeterliydi ancak roket mühendisliği çok daha geniş olanaklar vaad ediyordu. Kamerayı geliştiren mühendis Clyde Holliday bu potansiyeli gördü ve 1950’de National Geographic’te bir gün Dünya’nın tüm yüzeyinin bu şekilde görüntülenebileceği öngörüsünde bulundu.

kaynakcosmosmagazine.com |

Andromeda Gökadası (Messier 31 / NGC 224)

Andromeda’ya hızlı bir bakış:

  • Andromeda (Zincirli Prenses) burcunda
  • sarmal gökada
  • 220 bin ışık yılı genişlikte
  • 2.54 milyon ışık yılı uzaklıkta
  • 1.230 milyar güneş kütlesinde
  • 1 trilyon civarında yıldızı var

Tüm derin uzay cisimleri içersinde görülmesi en çok heyecan uyandıran cisim herhalde herkes için Andromeda Gökadası’dır. Samanyolu‘nun uyduları olan cüce gökadaları saymazsak, bize en yakın komşu galaksidir. Adını aldığı Andromeda (Zincirli Prenses) takımyıldızı içinde, bizden 2.54 milyon ışık yılı uzaklıkta yer alır. Çok yakın; gerçekten.

Ve gittikçe yaklaşıyor!

Her saniye iki gökada birbirlerine 100-140 kilometre yaklaşmaktalar. 4.5 milyar yıl kadar sonra ikili birleşerek yeni ve daha büyük bir gökcismi oluşturacak. Oluşacak yeni gökada Milkomeda (İngilizce Milkyway ve Andromeda’nın birleşimi) olarak adlandırılıyor. Kabul edelim, kötü bir isim.

Andromeda’nın bize yaklaştığını ilk fark eden Edwin Hubble oldu. Hubble 1929’da, bize uzak galaksilerin tayflarını incelediğinde kırmızıya kayma fark etti. Bu gökadaların bizden uzaklaştığının bir işaretidir ve bu durum evrenin genişlemesiyle ilişkili. Hubble Andromeda’nın tayfında ise kırmızıya değil maviye kayma tespit etti; yani bize yaklaşıyordu.

Bilim insanları 2012’de, adını Edwin Hubble’dan alan Hubble Uzay Teleskobu’nun 2002-2010 yılları arasındaki Andromeda verilerini inceledikten sonra iki galaksinin birleşmesinin kesin olduğu sonucuna vardılar.

İki farklı sarmal gökadanın birleşmesiyle ortaya çıkan NGC 2623 gökadası. Andromeda-Samanyolu birleşmesinin sonuçları da buna benzeyecek.

Andromeda ve Samanyolu’nun biraraya gelmesi internette kimi zaman çarpışma olarak anılsa da olacak şey esasen bir birleşme. Bilim insanları aradaki muazzam boşluklar sebebiyle yıldızların birbiri ile çarpışmasını çok düşük bir ihtimal olarak görüyorlar. Bahsettiğimiz birleşme yüz milyonlarca yıl sürecek, iki gökada yekpare hale gelene dek defalarca kez iç içe geçip ayrılacaklar.

Aşağıdaki videoda Samanyolu ve Andromeda’nın birleşme simülasyonu görülüyor:

Andromeda’nın yapısı

260 bin ışık yılı genişliği ile (Samanyolu’nun 2.5 katından fazla) 1 trilyondan fazla yıldız barındıran Andromeda, yakınımızdaki bir dizi galaksiden oluşan Yerel Küme‘nin en büyük gökadası olsa da bilim insanları Samanyolu’nun içerdiği karanlık madde yüzünden daha büyük kütleli olduğunu düşünmekteler.

Andromeda bir sarmal (spiral) gökada; yakınlığından ötürü sarmal gökadaların evrimini incelemek açısından astronomlar için oldukça önemli bir gözlem hedefi. Yakınında bulunan yoldaş gökadalar M32 ve M110 ile girdiği kütleçekimsel etki sebebiyle sarmal kolları biraz eğrilik göstermekte.

Andromeda’nın her biri çok kalabalık olan iki gökada çekirdeği var ve merkezinde en azından bir tane süper kütleli kara delik sakladığı düşünülüyor. NASA’nın Chandra X-ışını Gözlemevi‘nden (uzay teleskobu) elde edilen veriler ile 35 kara delik adayı belirlenmiş. Bu olası adayların 28’i Andromeda’nın dış bölgesinde bizim gördüğümüz tarafta bulunuyor; yedisi ise gökada merkezine sadece 1000 ışık yılı uzaklıkta.

M31 Nasıl Gözlenir?

Dediğim gibi, Andromeda gökyüzünde görebileceğiniz en harika nesnelerden biri. İzlemesi de oldukça kolay. Yeterince karanlık bir ortam bulursanız çıplak gözle bile ayırt edebilirsiniz. 2.54 milyon ışık yılı uzaklıktaki Andromeda çıplak gözle görebileceğiniz en uzak cisimdir.

Tom Buckley tarafından oluşturulan bu birleşik resimde Andromeda Gökadası’nın Ay kadar parlak olsaydı gökyüzünde nasıl görüleceği gösterilmiş.

Andromeda gökyüzünde 3 dereceyi dolduryor. Ay’ın çapı ise 0.5 derece. Yani gökada kabaca 6 dolunaylık alan kaplıyor. Bu yüzden gözlem için en iyi seçenek geniş açılı görüş sağladığı için dürbündür. Eğer teleskop kullancaksanız en geniş açıyı (en az büyütme)  veren göz merceğini seçmekte var. Zira büyütme herhangi bir ayrıntı sağlamadığı gibi hedefin tamamını görememenize neden olur.

Yaz ve kış aylarında da Andromeda’yı izleyebilirsiniz ancak gökyüzünde tepe noktasına yakın konuma daha erken geldiğinden sonbahar gözlem için daha uygun. Andromeda’yı gözlemlemek için eylül sonu ekim ortası en iyi dönem.

Andromeda’yı Kraliçe’den doğru bulma adımları.

Andromeda Gökadası’nı gökyüzünde bulmak için Kraliçe (Cassiopeia) takımyıldızını kullanabilirsiniz. Kraliçe’nin parlak yıldızların oluşturduğu ‘W’ şeklini seçmek oldukça kolay. Daha sonra yapmanız gereken Kraliçe’nin güneydoğusunda Andromeda takımyıldızının bir çizgi üzerinde sıralanmış 3 yıldızını bulmak. Ortadakinin (Miraç) üzerinde sıralanan iki yıldızı bulun. Andromeda en üstteki yıldızın üzerinde kalıyor.

Andromeda’yı bulmak için Pegasus’u kullanmak

Andromeda takımyıldızını Pegasus takımyıldızının Büyük Kare’sini kullanarak da bulabilirsiniz. Kanatlı At’ın (Pegasus/Tulpar) Büyük Kare’sinden kuzeydoğuya baktığınızda Andromeda takımyıldızının en parlak üç yıldızının sıralandığını görürsünüz. Ortadaki Miraç’ı (beta Andromedae) tespit ettikten sonra yukarıda tarif edilen şekilde M31’i bulabilirsiniz.

Andromeda’nın Keşfinin Tarihçesi

El Sufi’nin “Sabit Yıldızların Kitabı” eserindeki Andromeda Takımyıldızı tasfiri. Andromeda Gökadası ‘balığın’ ağzının hemen ucunda görülüyor.

Andromeda ilk defa Farsi astronom Abdul el-Rahman es-Sufi (Rey 903 – 986 Şiraz) tarafından 964 yılında “küçük bulut” olarak Sabit Yıldızların Suretleri Kitabı‘nda kayda geçiriliyor. İshafan’daki Persli astronomlarca 900’lerin başından beri biliniyor olmalı.

1500 yılında bir Hollanda yıldız haritasında görülüyor. 1764 yılında Charles Messier tarafından M31 koduyla kataloğa ekleniyor. Teleskopla ilk gözlemi Alman astronom Simon Marius yapıyor. Bu dönemde M31 yanlış bir şekilde bulutsu olarak nitelendiriliyor. 20. yüzyılın başına kadar Samanyolu’nun tüm evreni kapsadığı düşünülüyordu. Ayrı gökadalar fikri henüz spekülasyon boyutundaydı. 18. yüzyılda bazı filozoflar ayrı yıldız sistemleri fikrini öne sürmüşlerdi. Bu fikrin öncüleri Emanuel Swedenborg, Thomas Wright ve “Evren Adaları” tanımlamasıyla en meşhurları  Immanuel Kant’tı. Ancak bu fikirleri destekleyecek gözlemler henüz ortada yoktu. Bu sebeple komşumuz, Samanyolu içindeki bir “sarmal bulutsu” sanılıp Büyük Andromeda Bulutsusu olarak anılıyordu.

1864’de Sir William Huggins bulutsuların tayflarındaki emisyon çizgilerini inceleyerek iki temel bulutsu çeşidi olduğu sonucuna vardı: ışığı yansıtan gazlardan oluşan bulutsular ve yıldız kümelenmeleriyle oluşanlar. Bu sonuncusu elbette bugün gökada dediğimiz şeylerdi.

Isaac Roberts 1887’de Andromeda ‘Bulutsusu’nu ilk defa fotoğrafladı.

1922’de Edwin Hubble Andromeda’da ilk Cepheid değişken yıldızını keşfederek “bultusunun” Samanyolu’nun dışında olduğunu buldu. Ancaki o tarihte henüz iki Cepheid sınıfından haberdar olmadığı için mesafe ölçümü yanlıştı. 1929’daki çalışmasında Andromeda “Bulutsusu”nu galaksiötesi yıldız sistemi olarak  tanımladı.

kaynaklar:

 

 

NGC 2623: Gökada birleşmesi sonucu oluşan yeni galaksi

NGC 2623 (ya da Arp 243), Yengeç takımyıldızı sınırları içinde, bizden yaklaşık 250 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan bir sarmal gökadadır. 19 Ocak 1885 tarihinde Édouard Jean-Marie Stephan tarafından keşfedilmiştir. NGC 2623 alışılmaıdk şeklini, iki ayrı sarmal gökadanın çarpışıp ardından birleşmesi sonucunda aldı.

ESA/Hubble & NASA

NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu’nun çektiği NGC 2623 görüntüsü bize iki gökadanın çarpışmasının neye benzediğini gösteriyor. İki sarmal gökadanın birleşmesiyle oluşan NGC 2623, bilim insanlarının araştırmalarından çıkan sonuca göre tek bir gökada çekirdeğine sahip; yani birleşme büyük ölçüde tamamlanmış durumda.

Bu şiddetli karşılaşma sırasında iki gökadanın sahip olduğu gaz bulutlarının harekete geçerek sıkışmasına neden olmuş, bunun sonucunda da yıldız oluşumu artmıştır. Aktif yıldız oluşumları görüntüde mavi lekeler ile işaretlenmiş. Yıldız oluşum bölgeleri hem merkezde hem de ortalama 50 bin ışık yılı uzunluktaki kavisli kuyruklarında görülüyor. Gökada birleşmelerinde görülen ve kütleçekim etkileriyle (galaktik gelgit) oluşan bu kuyruklara gelgit kuyrukları denilmekte.

Galaksimiz Samanyolu da yakın komşumuz Andromeda ile 4.5 milyar yıl kadar sonra birleşirken buna benzer şekilde gözükecek.

kaynakscitechdaily.com  | wikipedia.org

 

 

kamikaze ardındaki güneş halesi

9 Mayıs 2010’da, Kanada’daki Vancouver adasındaki karnavaldan bir sahne. Vücutlarında adrenalin yoğunluğu artmış biçimde eğlenen yolcular farkında değil, ama içinde bulundukları kamikaze küçük bir an için fotoğrafçıya güneş halesiyle beraber poz veriyor.

Fotoğrafı çeken Robb McCaghren’in zamanlaması çok iyi; güneşin, hızla hareket eden kamikazenin kolları ardında kaldığı kısa zamanı yakalamayı başarabilmiş. McCaghren, Canon 5D MKII fotoğraf makinası ve 15 mm 2.8 balık gözü lens kullanmış. Görüntü sonradan işlenerek HDR‘ye dönüştürülmüş.

kaynak: spaceweather.com