İlk kozmonotlardan Viktor Gorbatko hayatını kaybetti

İlk Sovyet kozmonotlarından Viktor Gorbatko, 17 Mayıs’ta yaşamını yitirdi. Üç uzay uçuşu gerçekleştiren Gorbatko 82 yaşındaydı. Geçtiğimiz haftalarda hastalanıp hastaneye kaldırılan eski kozmonot yoğun bakıma ünitesinde hayatını kaybetti.

Gorbatko 1960 Mart’ında, 26 yaşındayken, aralarında Yuri Gagarin’in de bulunduğu 20 kişilik ilk Sovyet kozmonot grubuna seçilmesine karşın ilk uzay uçuşu için 9 yıl beklemesi gerekti.

Soyuz 7 görevi

Anatoly Filipchenko ve Vladislav Volkov’la beraber araştırma mühendisi olarak Soyuz 7 mürettebatına dahil oldu. Sovyet Ay Programına dahil olan ve 4 gün 22 saatlik bu görev, Sovyetlerin aya inişe verdiği yanıt olarak kabul ediliyor. Soyuz 6 ve Soyuz 8 uzayaraçlarının da dahil olduğu görev sırasında, iki uzayaracının yörüngede kenetlenirken, diğer bir tanesinin de bunları görüntülemesi planlanmıştı. Uzayda toplam 7 kozmonotun yer aldığı bu görevin kenetlenme safhası teknik nedenlerle başarılamadı ancak daha sonraki uzayaracı kenetlenmeleri ve uzay istasyonu çalışmaları için önemli bir deneyim oldu. Zaten sonrasında Sovyetler ay programından vazgeçecek ve uzay istasyonu inşaasına yönelecekti.

Soyuz 6-7-8

Salyut 5 görevi

Gorbatko iki kere daha uzaya dönecekti. İlk olarak 1977 Şubat’ında Soyuz 24 ile yörüngeye çıkan kozmonot, bu uçuşunda Yuri Glazkov ile Salyut 5 uzay istasyonunda 18 günlük bir görev gerçekleştirdi. Çeşitli biyolojik ve malzeme deneylerini yürüttü. Bu görev Salyut 5’e gerçekleştirilen son ziyaret olacaktı. Altı ay sonra uzay istasyonu yörüngeden çıkıp dünya atmosferinde yok oldu.

İnterkosmos görevi

Son uzay uçuşunu 1980 haziranında Soyuz 37 ile yaptı. Bu uçuşunu ilk Vietnamlı kozmonot olan Pham Tuân ile Salyut 6 uzay istasyonuna yaptı.

kaynak: spacefacts.de | space.com | russianspaceweb.com |

Apollo 10: Ay’a iniş için elbise provası

Düny yörüngesinden ayrılarak Ay’a ilerleyen mürettebatın gördüğü manzara. Fotoğraf: NASA

NASA’nın “ay inişleri için elbise provası” olarak nitelendirdiği Apollo 10, 18 Mayıs 1969’da Kenedy Uzay Merkezi 39B Rampası’ndan fırlatıldı.

Astronotlar John W. Young (komuta modülü pilotu), Thomas P. Stafford (komutan) ve Eugene A. Cernan (ay modülü pilotu) gerçekten Ay’a inecekmiş gibi hazırlandıkları görevde Dünya yörüngesinden çıkıp, Ay’ın yörüngesine geçerek bir ilki başardılar. Apollo 10’a, Ay’a inmek dışında, normal bir Apollo görevindeki herşey dahildi. Ay’a iniş Apollo 11 astronotlarından Neil Armstrong ve Buzz Aldrin’e nasip olacaktı.

Satürn 505 roketi, Uzayaracı 106 ve Ay Modülü 4’ten oluşan Apollo 10, toplamda 110 metre yüksekliğe sahipti. Ay yörüngesine ulaşıldığında, Young’ın içinde bulunduğu “Charlie Brown” telsiz kodlu Komuta ve Servis Modülü’nden (Uzayaracı 106) ayrılan Ay Modülü’nün (Snoopy) içinde bulunan Stafford ve Cernan, ay yüzeyine 14,5 km kadar alçaldılar. Daha sonra komuta modülü ile tekrar birleşerek Dünya’ya döndüler.

Komuta ve servis modülündeki astronot Young tarafından fotoğraflanan, ay modülü.

Apollo 10 görevi 8 gün 23 dakika 23 saniye sürdü ve mürettabat 1.334.850 km yol katettikten sonra Büyük Okyanus’a iniş yaptı.

Apollo 10, görev arması

kaynak: nasa.gov  | NASA History| space.com |

LAGEOS 1 – uzaydaki disko topu

Disko müzik 1970’lerin ikinci yarısında dünyayı sardı. Üzeri aynalarla kaplı, gelen ışınları dans salonunun duvarlarına farklı açılarla yansıtan aynalı top da diskoların etkisiyle bu dönemde disko topu ismini aldı.

Resimde görülen her ne kadar disko topuna benzese ve aynı döneme ait olsa da aslında bambaşka bir nesne; bu bir uydu. 4 Mayıs 1976’da uzaya fırlatılan LAGEOS 1 (LAser GEOdynamics Satellite – 1) Dünya’nın kutupları boyunca uzanan bir yörüngeye sahip, 1.2 metre çapında ve 408 kg ağırlığında pasif bir uydu.

Pasif, yani üzerinde herhangi bir enerji sistemi, iletişim ve diğer fonksiyonları sağlayacak bileşenler ve hareketli parça yok. Kendisi ölçüm yapmasa da bilim insanları yerini kesin şekilde bildikleri uyduya gönderdikleri yüksek duyarlılıktaki lazer ışınlarının geri dönüş süresini ölçerek yeryüzünün depremler, kıta kaymaları ve diğer jeofizik olaylar sebebiyle oluşan hareketlerini inceleyebiliyorlardı.

Bir disko topunun aksine aynaları gönderdiğiniz ışınları farklı açılarla yansıtmak yerine doğrudan geldikleri noktaya yönlendiriyor. Bunun için belli açılarla yerleştirilmiş birkaç ayna kullanılıyor. Bisikletlerde veya gece farkedilmeyi sağlayan kıyafetlerde kullanılan ‘kedi gözü’ diye tabir edilen yansıtıcılarla aynı prensipte çalışıyorlar.

kaynaknasa.gov | fb/NASAHistoryOffice |

Mercury-Atlas 9

Mercury-Atlas 9 fırlatma anı.

15 Mayıs 1963’de Mercury-Atlas 9 (MA-9) roketi, son Mercury görevi için Cape Canaveral Fırlatma Yerleşkesi 14’den havalanıp, astronot Gordon Cooper’ın Faith 7 (inanç; güven) adını verdiği uzayaracını yörüngeye çıkardı. Bu son Mercury görevi aynı zamanda uzaydaki son  Amerikan solo uçuşu olacaktı. Bundna sonraki tüm görevlerde uzayaraçlarında birden fazla astronot görev aldı.

Mercury-Atlas 9 ve ona bağlı (en üstte) Faith 7 uzayaracı.

Mercury-Atlas 9 sonların olduğu gibi bazı ilklerin de gerçekleştiği bir görev oldu. Bunlardan en önemlisi görev dahilinde televizyon kamerasıyla Dünya’ya görüntü aktarımı olmuştur. Siyah-beyaz karıncalı görüntü o dönem için önemli bir teknik başarıydı.

Dünya’yı 1 gün 10 saat 19 dakika boyunca 22 kez turlayan uzay aracındaki Cooper, uzayda 24 saatten fazla kalan ilk ABD’li astronot ünvanını kazandı. Bu da son Mercury ile gerçekleşen bir başka ilk olarak kayıtlara geçti.

Görev sonunda Büyük Okyanus’a inen Faith 7 içindeki astronotu ABD donanmasına ait Kearsarge gemisi karşıladı.

Merkür Projesi sembolü

kaynak: history.nasa | fb/history.nasanasa.gov |

Hilal Bulutsusu – NGC 6888

Fotoğraf: J-P Metsävainio

15 Aralık 1792’de Wilhelm Herschel tarafından keşfedilen, NGC 6888 katalog numaralı Hilal Bulutsusu, Kuğu Takımyıldızı’na dahil olup bizden yaklaşık 4700 ışıkyılı uzaklıktadır. Bir salma bulutsusu olan NGC 6888, merkezinde yer alan parlak büyük kütleli yıldızın güçlü rüzgarları ile şişen 25 ışık yılı genişliğinde kozmik bir balona benzer.

Yıldızın saçtığı maddeden oluşan bu rüzgar saniyede 2000-3000 km hızla yol alırken bulutsuyu oluşturan gazların yıldızdan dışa doğru harekete geçmesine neden olur.

Wolf-Rayet yıldızı olarak sınıflandırılan bu yıldız o kadar büyük kütlelidir ki her 10 bin yılda Güneş’in kütlesine eş miktarda madde püskürterek güçlü bir yıldız rüzgarı oluşturur. Bu nefesi kuvvetli dev yakıtını muazzam hızla tüketirken ömrünün sonuna da yaklaşıyor. Nihayetinde bir üstnova patlaması ile sönecek.

Hilal Bulutsusu nasıl gözlenir?

Kuğu Takımyıldızı’na dahil olduğu için en iyi gözlem zamanı yaz aylarıdır. 4700 ışıkyılı uzaklıkta bulunduğu için görmesi kolay bir hedef değil. Çok karanlık yerlerde daha küçük teleskoplarla görülebilse de gözlem için 8 inç (20cm) çaplı bir teleskop önerilmekte.

Yine yaz döneminde iyi gözlenebilen +8.8 kadirden Halka Bulutsusu gökyüzünde Hilal’e komşu takımyıldızda yeralıyor. Aynı gece iki bulutsuyu gözlemleyebilirsiniz.

kaynak: cosmos magazine | bulutsu.orgoneminuteastronomer.com

Anna Lee Fisher – uzaydaki ilk anne


24 Ağustos 1949 tarihinde New York Şehri’nde doğan Anna Lee Fisher, 1978’de astronot adayı olarak seçildi. Ertesi yıl da eğitim ve değerlendirme sürecini tamamladı. 1984 yılına kadar yerde, bazı uzay mekiği uçuşlarındaki geliştirme ve test süreçlerine katıldı.

Nihayet 1984 yıldında STS-51-A görevinde uzay mekiği Discovery ile yörüngeye çıktı. Bu görevde mürettebat yörüngeye iki uydu oturttuktan sonra yörüngeye çıkartılmış iki sorunlu uyduyu geri getirdiler. Çocuk sahibi olan Fisher böylece “uzaydaki ilk anne” ünvanını  kazanmış oldu. Fisher’ı ismen tanımıyor olsanız da yukardaki ikonik fotoğrafını mutlaka görmüşsünüzdür.

Fisher NASA’daki uzun kariyeri boyunca Uzay Mekiği Programı’nda, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda ve Orion projesinde görev aldı. NASA’da çalışmış “en yaşlı astronot” ünvanını kazandıktan sonra Nisan 2017’de emekliye ayrıldı.

Göktürk – 1

Türkiye’nin yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu Göktürk-1, 5 Aralık 2016 tarihinde başarıyla uzaya fırlatıldı. Uydumuz, Avrupa’nın Fransız Guianasın’daki Kourou uzay limanından Arianespace’in Vega roketi ile yörüngesine ulaştırıldı. Fransız Guianası eski bir Fransız sömürgesi olup Ekvator’a yakın konumu nedeniyle uzay uçuşları için tercih edilmekte. Bu tercih Dünya’nın ekvatorundaki dönüş hızının diğer enlemlere göre daha fazla olmasından kaynaklanıyor. Böylece fırlatma maliyetlerinde tasarruf sağlanmakta.

Göktürk 1’den gelen ilk görüntü.

1060 kg ağırlığındaki Göktürk-1, güneş eşzamanlı yörüngede hizmet verecek. Güneş eşzamanlı yörüngedeki bir uydu, yer üzerindeki bir noktadan hep aynı yerel saatte geçer, böylece hep aynı miktarda güneş ışınına maruz kalır. Bu yörünge genel olarak yer gözlem ve meteoroloji uyduları için tercih edilmekte. Göktürk-1’in 50 cm’lik çözünürlüğe sahip olan algılayıcısının en az 7 yıl hizmet vermesi bekleniyor.

Uydunun test ve devreye alma süreci hâlâ devam etmekte. Yukarıda görülen elde ettiği ilk fotoğraf İstanbul’daki savunma ve sanayi fuarı IDEF 2017’de kamuoyuyla paylaşıldı.

Io ve Büyük Kırmızı Leke

Jüpiter’i gözlemleyen Juno uzayaracı tarafından elde edilmiş olan bu görüntüde, gaz devinin meşhur fırtınası Büyük Kırmızı Leke (Big Red Spot) ve gelgit etkisinin yüksek volkanik etkiye sebep olduğu Io isimli uydu görülüyor.

Teleskop ile baktığınızda kimi zaman Jüpiter’in üzerinde, uydularının sebep olduğu güneş tutulmalarının gölgelerini gözlemlersiniz. Juno’nun kayda geçirdiği bu tutulmada Io’nun gölgesi Büyük Kırmızı Leke’nin üzerine düşmüş.

Halka Bulutsusu (M57 – NGC 6720)

Bizden 2.000 ışık yılı uzaklıktaki Halka Bulutsusu Lir takımyıldızı içinde kalıyor. Kataloglara Messier 57 ve NGC 6720 olarak giren bulutsu daha ziyade Halka Bulutsusu (ing.: Ring Nebula) ismi ile anılır.

Halka, gezegenimsi bulutsu sınıfına dahil. Bu bulutsular küçük bir yıldızın ömrünün sonunda sahip olduğu maddenin uzaya saçılmasıyla oluşuyorlar. Halka Bulutsusu’nu oluşturan yıldız güneşimizden birkaç kat daha büyük olmasına rağmen üstnova (süpernova) oluşturmak için yeterli kütleye sahip değildi. Bu yıldız küçülmüş haliyle merkezde görülebilmekte.

Bu yıldızdan yayılan yoğun morötesi (ultraviyole) ışınlar atomları iyonize hale geçirmekte. Yukarıdaki görselde merkezdeki bölgeye mavi rengi veren iyonize helyum atomları. Cam göbeği (cyan) rengi hidrojen ve oksijen atomlarının parlamasıyla oluşuyor. Dış katman ise nitrojen ve sülfür atomlarından rengini almakta.

1 ışıkyılı çapında olan Halka Bulutsusu gelecek birkaç bin yıl boyunca genişlemesini sürdürerek şimdi olduğundan %50 daha büyük hâle gelecek.

M57 ve sağ üstünde silik biçimde görülebilen spiral gökada IC 1296. Görsel Alson Wong’a ait.

Halka Bulutsusu’nu ilk kim buldu?

Uzunca süre, Halka Bulutsusu’nu bulanın Fransız gökbilimci Antoine Darquier olduğu kabul edildi. Fakat yapılan çalışmalar neticesinde Halka Bulutsusu’nu 18. yüzyılda ilk gören kişinin ünlü kuyrukluyıldız avcısı Charles Messier olduğu ortaya çıkartıldı.

Messier’in gözlem günlüğünü bulan araştırmacılar ise gerçeği ortaya çıkardı. Messier 21 Ocak 1779’da günlüğüne Bode’un Kuyrukluyıldızı’nın gökyüzünde izlediği yolun yakınında “küçük ışık beneği” olarak bulutsuyu kaydetmiş. Darquier ise bir ay sonra, şubatta Yüzük’ü keşfediyor.

Halka Bulutsusu nasıl gözlemlenir?

En iyi gözlem zamanı yaz ayları olan bulutsuyu bulmak oldukça basit. Gökyüzündeki en parlak yıldızlardan biri olan Vega’yı içeren Lir takım yıldızını kolayca bulduktan sonra, Lir’i oluşturan dörtgenin Vega’dan uzak olan iki yıldızının arasında biraz arama ile Halka Bulutsusu tespit edilebilir.

Çıplak gözle görmenin mümkün olmadığı bulutsuyu dürbünle gözlemlemek de pek mümkün değil. +8.8  kadir parlaklıktaki bulutsu için 10 cm ve üzerinde açıklığa sahip teleskoplar önerilmekte. Ben ışık kirliliğine orta düzeyde maruz kaldığım bir ortamda 15 cmlik teleskobumla Halka Bulutsusu’nu gözlemlemeyi başarabiliyorum. Ancak küçük olduğundan biraz dikkat gerektiriyor.

kaynak: solarsystemquick.com | apod.nasa |alsonwongastro.com |

Jüpiter’in kutbuna yaklaşmak

Jüpiter’in güney kutbunun 11 Aralık 2016’da Juno tarafından yakalanan görüntüsü, bir vatandaş bilimci tarafından işlenerek bu görsel ortaya çıkarılmış. Güneş Sistemi’mizin baskın gezegeninin 52,000 km uzağından yakalanan görselde, gaz devinin güney kutbundaki oval biçimli fırtınaları göze çarpıyor.

Jüpiter ve uydularından oluşan Jüpiter Sistemi’ni gözlemleyen Juno uzayaracı üzerindeki JunoCam adlı kamera tarafından elde edilen verileri kullanan yurttaş bilimci Gabriel Fiset, görüntüyü işleyip iyileştirerek, gezegenin atmosferinde trbülansların düzenlediği kuşak ve bölgeler ile düzensiz ipliksi yapılar ve hava akımlarından oluşan kümeler arasındaki geçişlerin detaylarını ortaya koyan bu olağan üstü görseli hazırlamış.

kaynakmissionjuno |