3 Şubat

3 Şubat günü gerçekleşen astronomi, uzay ve havacılık alanındaki önemli tarihi olaylar hakkında kısa bilgiler:

1966 – Sovyetler Birliği’nin Luna 9 sondası, Ay’a yumuşak iniş yapmayı başaran ve Ay yüzeyinden fotoğraf çeken ilk uzayaracı oldu. Oceanus Procellarum bölgesine inen bu uzay aracı üç gün boyunca Dünya’ya sinyal gönderdi, radyasyon seviyelerini ölçtü ve yüzey fotoğrafları gönderdi. Luna 9 ilk başta OKB-1 tarafından tasarlandı fakat sonradan, OKB-1’in başka görevlerle çok yoğun olması sebebiyle, Lavochkin tasarım bürosuna transfer edildi. Tasarımcısı Sergey Korolev ne yazık ki ölümünden yarım ay kadar sonra gerçekleşen inişe şahit olamadı.

Luna 9 kamerasından Ay yüzeyi. via ianridpath.com
Luna 9

1994 – Uzay Mekiği programı: Bir Amerikan uzay mekiğiyle yolculuk edecek ilk Rus kozmonot olan Sergei Krikalev’i taşıyan STS-60 fırlatıldı.

1995 – Uzay Mekiği programı: Discovery uzay mekiği STS-63 görevi için fırlatıldı. STS-63 görevi, ABD-Rus ortaklığındaki Mekik/Mir Programı’nın ikinci göreviydi.

Bu görevde pilotluk yapan Amerikalı astronot Eileen Collins, ilk kadın uzay mekiği pilotu ünvanı aldı. Collins, 1999 yılında Columbia ile uzaya mekik komutanı olarak çıkacaktı.

Eileen Collins
Eileen Collins

2006SuitSat (elbise-uydu) olarak bilinen boş bir uzay elbisesi uzay boşluğuna salındı. Bu eski uzay elbisesi dünyanın dört bir yanından bilim insanları ve öğrencilerinden önceden kaydedilmiş mesajları sürekli olarak yayınlacak bir radyo vericisi ile donatılmıştı. Keşif 12 komutanı NASA’dan Bill McArthur ve bir Roscosmos kozmonotu olan uçuş mühendisi Valery Tokarev, eski Rus yapımı Orlan uzay giysisini bir deney olarak Uzay İstasyonu’ndan attılar.

3 Şubat 2006’da uzay boşluğuna bırakılan SuitSat.

3 Şubat günü doğanlar ve ölenler:

1862 – Fransız fizikçi, astronom ve matematikçi Jean-Baptiste Biot öldü (d. 1774)
1958 – Amerikalı komutan, pilot ve astronot Joe F. Edwards, Jr. doğdu.
1975 – Amerikalı fizikçi ve mühendis William D. Coolidge öldü (d. 1873)
1985 – Amerikalı fizikçi ve akademisyen Frank Oppenheimer öldü (d. 1912)

1 Şubat

1 Şubat günü gerçekleşen astronomi, uzay ve havacılık alanındaki önemli tarihi olaylar hakkında kısa bilgiler:

1950 – Mikoyan-Gurevich MiG-17 prototipi ilk uçuşunu yaptı. Sovyetler Birliği tarafından geliştirilen, yüksek ses-altı hıza ulaşabilen bir savaş uçağı olan MiG-17 ilk kez İkinci Tayvan Boğazı Krizi sırasında çatışma sahasında görülecekti. Daha sonrasında Vietnam ordusu tarafından ABD’ye karşı kullanılacaktı.

2003 – NASA’nın Columbia (OV-102) uzay mekiği, altında yer alan bir termal tuğlanın fırlatma sırasında zarar görmesi nedeniyle, atmosfere girişinde yanarak parçalandı. Mekiğin yedi kişilik mürettebatı (sayfanın altında) hayatını kaybetti. Facia sonrasında bir süre uzay mekiği fırlatması yapılamadı. Uçuşa geri döndüklerinde, uzaya çıkan mekiklerin termal tuğlaları buluşma baş-kıç (pitch) manevrası ile uluslararası uzay istasyonu mürettebatınca kontrol edilmeye başlanacaktı. Columbia, Amerikan uzay mekiği filosunun ilk üyesiydi olarak kendisinin ve uzay mekiklerinin ilk uçuşunu (STS-1) 12 Nisan 1981 günü gerçekleştirdi. Son fırlatmasını (STS-107) 16 Ocak günü yaptı.

1 Şubat günü doğanlar ve ölenler:

1903 – Anglo-İrlandalı fizikçi, matematikçi ve politikacı Sir George Stokes öldü (d. 1819)
1905 – Nobel Ödülü sahibi, İtalyan-Amerikalı fizikçi ve akademisyen Emilio G. Segrè doğdu (ö. 1989)
1928 – Galli fizikçi ve akademisyen Sam Edwards doğdu (ö. 2015)
1939 – Avusturyalı fizikçi, yazar ve akademisyen Fritjof Capra doğdu.
1958 – Nobel Ödülü sahibi, Amerikalı fizikçi ve akademisyen Clinton Davisson öldü (d. 1888)
1961 – Amerikalı mühendis ve astronot Daniel M. Tani doğdu.
1976 – Nobel Ödülü sahibi, Alman fizikçi ve akademisyen Werner Heisenberg öldü (d. 1901)

1 Şubat 2003 günü hayatını kaybeden Uzay Mekiği Columbia mürettebatı, soldan-sağa: Brown, Husband, Clark, Chawla, Anderson, McCool, Ramon
1 Şubat 2003 günü hayatını kaybeden Uzay Mekiği Columbia mürettebatı, soldan-sağa: Brown, Husband, Clark, Chawla, Anderson, McCool, Ramon

2003 – Uzay Mekiği Columbia mürettebatı:
Michael P. Anderson, Amerikan albay, pilot ve astronot (d. 1959)
David M. Brown, Amerikalı kaptan, pilot ve astronot (d. 1956)
Kalpana Chawla, Hintli-Amerikalı mühendis ve astronot (d. 1961)
Laurel Clark, Amerikalı kaptan, cerrah ve astronot (d. 1961)
Rick Husband, Amerikan albay, pilot ve astronot (d. 1957). Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) ilk mürettebat üyelerinden birisi olan Husband, ikinci ISS görevi sonunda hayatını kaybetti.
William C. McCool, Amerikalı komutan, pilot ve astronot (d. 1961)
Ilan Ramon, İsrailli albay, pilot ve astronot (d. 1954)

Tarantula Bulutsusu

Tarantula Bulutsusu (30 Doradus olarak da adlandırılır) Büyük Magellan Bulutu içindeki bir H II bölgesidir. Görünür parlaklığı 8 kadir olan bulutsu 49 kiloparsek (~160 bin ışık yılı) uzağımızda yer alan oldukça parlak, yıldız harici bir cisim. Eğer Orion Bulutsusu kadar yakınımızda olsaydı gece gökyüzünde, gölgeler oluşturacak kadar parlak görülecekti.

Bulutsu Yerel Grup galaksileri içindeki bildiğimiz en aktif yıldız patlama bölgesi. Burada patlamadan kasıt yıldızın bildiğimiz anlamda patlaması değil, çok sayıda yıldızın kısa zaman içinde ortaya çıkması. Burası aynı zamanda bildiğimiz en büyük (200-570 pc) H II bölgesi. Yani yeni yıldızlara hammadde olacak bolca hidrojen bulunmakta. Samanyolu’nun en büyük uydu gökadası olan Büyük Magellan Bulutu’nun kenarında yer alan bulutsu, yıldızlararası ortamdan kaynaklanan ram basıncına maruz kalıyor.

Aşağıdaki Tarantula görselinde yaklaşık 2 derecelik alanı görüyoruz. Gökyüzündeki bu bölgeye 4 dolunay sığabilir.

Tarantula Bölgesi. Telif: Ignacio Diaz Bobillo.

Bulutsu içinde çok sayıda yıldız oluşmakta, hatta burada oluşan kimi yıldızlar süpernova olarak ömürlerini tamamladılar bile. Tarantula’daki yıldızların üçte biri 4 milyon yıldan daha genç. Bulutsu içindeki R 136 kümesindeki yıldızlar ise 30 milyon yılla görece daha yaşlı.

NGC 2070

30 Doradus’un merkezinde NGC 2070 yıldız kümesi yer almakta. Bu küme içinde, bulutsunun görünmesini sağlayan enerjinin çoğunu üreten, R136 yıldız konsantrasyonunu barındırıyor. Bu yıldız topluluğu toplamda yaklaşık 450,000 güneş kütlesine sahip ve gelecekte küresel kümeye dönüşeceği sanılmakta. Bulutsu NGC 2070’e ek olarak Hodge 301 gibi daha eski yıldız kümelerini de içermekte. Hodge 301’in en büyük yıldızları süpernova olarak çoktan patlamış durumda.

NGC 2070 yıldız kümesi içindeki R136 yıldız topluluğu. NASA, ESA, ve E. Sabbi (ESA/STScI)

Süpernova 1987A

Teleskobun icadından sonra karşılaştığımız en yakın süpernova, Tarantula Bulutsusu’nun eteklerinde ortaya çıktı. NGC 2060 açık kümesini çevreleyen belirgin bir süpernova kalıntısına rastlıyoruz.

gözlem tarihçesi

Tarantula Bulutsusu’nu ilk olarak, Nicolas-Louis de Lacaille, Ümit Burnu’nda, 1751-1753 yılları arasında gözlemledi ve onu “Birinci Sınıf Bulutsu”ların ikincisi olarak katalogladı.

Johann Bode 1801 yılında Tarantula’yı Uranographia yıldız atlasına ekledi. “Xiphias veya Dorado” takımyıldızında 30 numarayısla listelediği için bulutsu 30 Doradus olarak da isimlendiriliyor.

Tarantula Bulutsusu ismini ise 20. yüzyılın ortalarında aldı.

kaynak: wikipedia | iopscience.iop.org | apod |

ASELSAT

ASELSAN’ın ASELSAT uydusu Transporter 1 görevi dahilinde, 143 uydu ile beraber uzaya çıktı. Bu fırlatmayla SpaceX, tek seferde en fazla uydu gönderme rekorunun yeni sahibi oldu.

ASELSAT

ASELSAT

ASELSAN’ın geliştirdiği ASELSAT’da, şirket tarafından geliştirilen bileşenler İTÜ ve Gumush Aerospace’in ürettiği platforma entegre edildi. ASELSAN’ın geliştirdiği bazı sistemlerin test edilmesine yarayacak. Ana yükünü ise minyatürize edilmiş bir X-band vericisi oluşturacak. İkincil yük ise radyasyon seviyesini ölçecek bir dozimetre. Uydu ayrıca 30 metre çözünürlüklü bir kameraya sahip.

SpaceX’in Transporter-1 görevi ile uzaya çıkacak olan uydu Güneş-eşzamanlı yörüngede görevini icra edecek. SpaceX toplu fırlatmada kg başına 5 bin dolar fatura kesiyor; Bu nedenle 5 kg ağırlığındaki uydunun fırlatmasının maliyeti 25 bin dolar civarında; oldukça uygun.

Rideshare Programı ve Transporter 1 görevi

Günümüzde çok sayıda küçük boyutlu uydu üretiliyor. Bunlara özel fırlatma çözümleri geliştirilse de bunlar henüz yeterli olgunluğa ve kapasiteye erişmedi. Bu sebeple bu küçük uyduların sahipleri, Kurban’da dokuz kişi birleşip danaya girer gibi, büyük roketlere topluca giriyorlar. (UBAKUSAT gibi, önce ISS’e kargolanıp buradan uzaya bırakılanları da unutmayalım)

Falcon 9

SpaceX’in Rideshare Programı kapsamındaki Transporter 1 görevi tam da bu amaç için tasarlandı. SpaceX’in Falcon 9 roketi, bu görevde tek seferde 143 uyduyu yörüngeye taşımayı amaçlıyor. Uydulardan 10’u SpaceX’e ait Starlink uydusu. Geriye kalanlar ise mikro veya küpsat boyutunda değişen uydular. Falcon 9, 525 km kutup yörüngesine çıkarak uyduları yörüngelerine yerleştirecek.

Transporter-1 göreviyle uzaya çıkacak uydular.
ASELSAT arkada olduğundan görülemiyor.

kaynak: Sibel Türkoğlu |

Uludağ İstanbul’dan gözükür mü?

Uludağ İstanbul’dan gözükür mü? Evet gözükür. Kısa cevap bu ama hadi biraz hesap kitap yapalım:

Dünya mükemmel bir küre değildir ama hesabı kolaylaştırmak adına öyle olduğunu varsayıp yarı çapını 6,378,137 metre kabul edelim. Gerçekle aradaki fark çok küçük olduğundan bunu yapmamızda herhangi bir sakınca yok; sonucu etkilemeyecektir.

ufuk mesafesi hesaplama aracı için tıklayın

Şekilde C Dünya’nın merkezini, H ufku, O gözlemcinin bulunduğu noktayı temsil ediyor; Dünya’nın merkezi (C), gözlem yüksekliği (O) ve ufuk (H) noktaları bir dik üçgen meydana getiriyor. Dünya’nın yarı çapı (r) ve deniz seviyesinden gözlem yüksekliği (v) bilindiği için, Pisagor teoremini kullanarak ufkun uzaklığını (OH) hesaplayabiliriz:

r2 + OH2 = (r+v)2

Örneğin deniz kıyısındaki bir rıhtımda durup ufka baktığınızda, göz hizanızın deniz seviyesinden 3 metre yüksekte olduğunu varsayarsak, ufuk durduğunuz noktadan 6.2 km uzakta olacak. Bu mesafenin ilerisindeki cisimler, eğer yeterince yüksekte değillerse yani ufkun altında kalıyorlarsa görülemeyeceklerdir.

İsterseniz kendi belirleyeceğiniz yüksekliğe göre ufkun uzaklığını veren hesaplama aracını kullanabilirsiniz.

Bu hesapla İstanbul’daki yüksekliğimizi 30 m civarı kabul ederek (Yarımada’nın ortalama rakımı) ufkun uzaklığını 19-20 km olarak buluruz. Şüphesiz Uludağ daha uzakta. Görülebilmesi için uzaklık ve yüksekliğine göre çözüme yeni bir hesap eklemek gerekir.

ya da

gözlem noktası olarak Uludağ’ın zirvesini kabul edip, buranın ufukunu hesaplarız. Bu ufkun içinde kalan ve teorik olarak görülebilir her nokta aynı zamanda Uludağ’ı görüyor demektir. Uludağ’ın zirvesi 2543 m yükseklikte. Yukarıdaki hesapla Uludağ zirvesinin ufuk uzaklığını 180 km olarak buluruz. İstanbul’un uzaklığı ise yaklaşık 105 km. Bu da Uludağ’ı teoride görebileceğimiz anlamına gelir.

Pratikte ise atmosfer çoğunlukla buna izin vermez. Hava şartlarının izin verdiği sayılı günlerde bu fırsat iyi değerlendirilmeli. En iyi koşullar rüzgarın lodos yönünde estiğinde oluşuyor.

İstanbul’dan Uludağ fotoğrafları

Uludağ İstanbul’dan gözükür mü?  sorusunun maddi kanıtlarını da ekleyelim:

Maltepe sahilinden kendi çektiğim Uludağ fotoğrafı.

Piotr Zalewski

Eskiler bu gerçeğin zaten hep farkındaydı:

Antonie De Favray – İstanbul Panoraması. Eskiler Uludağ İstanbul’dan gözükür mü? sorusunu sorma gereği görmüyordu.

ASTROTürk’ü instagram’da takip etmek için: ASTROTürk

ilk yayın: 25 Mayıs 2018 22:59

kaynaklar: Distance to the Horizon Calculator | wikipedia |