Haftalık Gökyüzü Raporu – 34

Yapay zeka gezegen keşfetti

Google’ın makine öğrenmesi teknolojisinden yararlanan bilim insanları Kepler-90 isimli yıldızın yeni bir gezegenini (Kepler-90i) keşfettiler. Kepler-90 bizlerden 2545 ışık yılı uzaklıkta yer alıyor ve bizim sistemimizin mini bir versiyonunu andırmakta. Keşfedilen Kepler-90i adlı gezegen ise yaklaşık olarak Merkür yörüngesinde yeralıyor, yüzey sıcaklığı ise 420 °C’nin üzerinde.

Kepler-90 ile kendi sistemimizdeki gezegenlerin boyut olarak karşılaştırması.

Kullanılan yapay zeka teknolojisi (makine öğrenmesi) bilinen özelliklere dayanarak öğrenilen verilerden bilgisayarın tahminler yapıp karar gerçekleştirebileceği bir model inşaa etmesine dayanıyor. Bilim insanları çok küçük bir gezegeni başarıyla bulabilen sistemin binlerce yıldızda daha keşifler yapabileceğinden ümitli. Ötegezegenler yıldızlarının önünden geçerken bize ulaşan ışığında azalmaya sebep oluyor. Küçük bir gezegeni yakalamak bu nedenle kolay değil. (ileri okuma için: astronomidiyari.com)

Voyager 37 yıl sonra roketlerini ateşledi

37 yıl boyunca hiç kullanılmayan bir makinadan ilk günkü gibi çalışmasını bekler misiniz? 1977 yılında uzaya fırlatılan Voyager-1‘in yönlendirme motorları 37 yıl aradan sonra sorunsuzca tekrar ateşlendi. Voyager 1 bizden yaklaşık 21 milyar km uzaklıkta ilerlemekte. Mesafe büyük olsa da iletişim kesilmiş değil: Dünya’dan gönderilen sinyaller 19 saat 35 dakikada uzayaracına ulaşıyor.

Yönlendirme motorları en son 1980 yılında, Voyager 1 Satürn’ün yakınından geçerken kullanılmıştı. Roketlerin ateşlenme amacı ise iletişimin devamı için Voyager’ın antenini Dünya’ya yönelmiş biçimde tutmak. Bu iş daha önce aracın ana iticileri kullanılarak yapılıyordu ancak bunların eskidikçe daha çok enerjiye gereksinim duydukları ortaya çıktı. Malum artık Voyagerlara yakıt ikmali imkansız.

Uydu merkezinden yeni görüntüler

Türkiye’nin ilk yerli iletişim uyduları Türksat 6A ve Türksat 6B’nin üretiminin gerçekleştirileceği Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’nin görüntüleri basın ile paylaşıldı. Merkezde daha önce Göktürk-2 uydusunun ileri entegrasyon ve çevresel testleri gerçekleştirilmişti.

Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi foto: Anadolu Ajansı

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev değişimi

17 Aralık pazar günü Soyuz MS-07 roketi ile Sefer 54 mürettebatından komutan Anton Shkaplerov (Roscosmos), uçuş mühendisleri Scott Tingle (NASA) ve Norishige Kanai (Japon Hava-Uzay Araştırma Ajansı – JAXA) Kazakistan’daki Baykonur Kozmodromu’ndan Uluslararası Uzay İstasyonu’na olan yolculuklarına çıktılar. Ekip uzayda 5 ay geçirecek.

Fotoğraf: NASA

Bu arada Sefer 53 mürettebatından komutan Randy Bresnik (NASA) ve uçuş mühendisleri Paolo Nespoli (ESA) ve Sergey Ryazanskiy (Roscosmos), Kazakistan’a gerçekleştirdikleri iniş ile Dünya’ya döndüler.

NASA/Bill Ingalls

‘Oumuamua uzay gemisi değilmiş

Farklı bir yıldız sisteminden gelen ilk nesne olduğu anlaşılan ‘Oumuamua‘nın bir uzay gemisi olmadığı da ortaya çıkınca göktaşı olduğu kesinleşti. Bilim insanları 4 bantta milyarlarca farklı kanalı dinleyerek ziyaretçi nesneden herhangi bir sinyal gelip gelmediğini araştırdılar. Araştırmanın sonucuna göre ‘Oumuamua bir taş kadar sessiz.

ESO / M. Kornmesser

Astrobiyoloji Konferansı değerlendirmesi

Astrobiyoloji başta astronomi ve biyoloji olmak üzere çeşitli disiplinlerin biraraya geldiği, yaşamın ortaya çıkmasını ve evrimini sağlayan jeokimyasal ve biyokimyasal etken ve süreçleri konu alan bir bilim dalı. Türkiye’de astrobiyolojiye dair neredeyse hiçbir şey yok. Bu zorluğa rağmen geçtiğimiz ay ODTÜ’de Amatör Astronomlar Topluluğu ile Biyoloji ve Genetik Topluluğu Astrobiyoloji Konferansı gerçekleştirilmişti. Kendisi de bir astrobiyolog olmak isteyen Berfin Dağ konferansın değerlendirmesini yapmış.

2017’nin en iyi bilim görüntüleri

Yıl biterken yıl sonu değerlendirmeleri başlıyor. İşte onlardan biri: Nature dergisinin 2017 yılının en iyi bilim görüntüleri başlığıyla verdiği liste.

Ağustos ayında gerçekleşen güneş tutulmasını içeren birleşik görüntü.
Telif: David Klutho/Sports Illustrated/Getty
UV ışık altında gizli tonları açığa çıkan bir anemon çiçeği. Böceklerin UV ışınlarını algılama konusunda insanlardan daha başarılı olduğunu hatırlatırım.
Telif: Craig Burrows

İstanbul Üniversitesi’nde Bitmeyen Gece

İÜ Amatör Astronomlar Kulübü, en uzun gecenin yaşandığı 21 Aralık (Perşembe) tarihinde halka açık bir etkinlik düzenleyecek. Hava koşulları uygun olursa teleskop gözleminin de gerçekleşeceği etkinlik elbette ücretsiz. Detaylara etkinlik sayfasından ulaşabilirsiniz.

Hollanda polisi dron avlamak için kartalları kullanmaktan vazgeçti

Sebep kartalların dron pervanesinden zarar görme ihtimali değil tabii. Hayvanlar herzaman insanların istediği gibi davranmıyor ve dronları hedef olarak görmüyor. Avlanmak için aç olmaları gerekebiliyor. Hedef olarak görseler de eğer başarılı olamazlarsa sinirlenip farklı bir av aramaya koyuluyorlar. Dronları yerleşime yakın yerlerde kullanacaklarından bu hedef insan yavruları olma ihtimali de var. Mazallah..

Hollanda polisi tarafından eğitilen bir kartal dron, yakalarken.
Foto: KOEN VAN WEEL/AFP/Getty Images

İşte bu nedenlerden ötürü Hollanda polisi istenmeyen dronları avlamak için kartalları kullanmaktan vazgeçti. Dronları avlamak için yırtıcı kuşları kullanmak yerine diğer bir yöntem ise yine yırtıcı bir kuş olan doğanların av straeilerinden bir dron savunma sistemi tasarlamak olabilir.

 

Bir cevap yazın