falcon 9 fırlatma anı – canlı

SpaceX, 12 Ekim gecesi saat 1:53’te yeni bir Falcon 9 fırlatması gerçekleştirecek. NASA’nın Florida’daki Kenedy Uzay Merkezi’ndeki 39A rampasından yapılacak olan fırlatma ile yörüngeye EchoStar 105/SES-11 iletişim uydusunu çıkartacak.

Kullanılacak Falcon 9 roketinin birinci kademesi önceki seferinde Uluslararası Uzay İstasyonu’na ikmal görevinde kullanılmıştı. Bu fırlatmadan sonra Atlantik Okyanusu’nda konuşlu özerk uzaylimanı dron gemisi “Of Course I Still Love You (Elbette Seni Hâlâ Seviyorum)” üzerine iniş yapacak.

James Webb Uzay Teleskobu’nun fırlatması 2019’a ertelendi

NASA James Webb Uzay Teleskobu için planladığı fırlatma tarihini ileri çekti. Buna göre James Webb teleskobu Ekim 2018’de değil, 2019 yılında Mart-Haziran ayları arasında fırlatılacak. James Webb’in fırlatma tarihi daha önce de defalarca kez değişmişti. Ee, Ay’ın üzerindeki bir bombus arısını görebilecek çözünürlükte teleskop yapmak kolay iş değil.

NASA’nın Bilim Görev Direktörlüğü’nden müdür yardımcısı Thomas Zurbuchen, fırlatma tarihindeki değişikliğin donanım veya teknik performans kaygılarından kaynaklanmadığını belirtip, ertelemeye sebep olarak uzayaracının bazı unsurlarının birleştirilmesinin beklenenden daha fazla vakit almasını gösterdi.

Teleskop ve bilimsel araçlarının testleri NASA’nın Johnson Uzay Merkezi’nde planlandığı biçimde devam etmekte.

James Webb Uzay Teleskobu birkaç temel parçadan oluşuyor: Uzayaracının kendisi teleskobun iletişim, hesaplama, itki ve yapısal parçalarını oluşturan ‘uzayaracı veriyolu’; teleskobun kızılötesi gözlem yeteneğini korumak için Güneş ışınlarını kesen ‘Güneşlik’; Birleşik Bilim Enstrüman Modülü (ISIM) ve Optik Teleskop Elemanı (OTE). Bu parçaların her biri pekçok uzayarcına göre daha karmaşık.

Uzayaracı veriyolu ile güneşlik uzay teleskobunun Uzayaracı Elemanı’nı oluşturuyor. Bunların birleştirilmesi umulandan daha çok zaman alıp gecikmeye neden olmuştu.

kaynak: NASA | James Webb Uzay Teleskobu |

Ay’ın önünden geçen uzay istasyonu

Uzaydaki en büyük insan yapısı olan Uluslararası Uzay İstasyonu’nu yıl içinde bir çok defa üzerinizden geçerken izleyebilirsiniz. Bu geçişlerin bazıları ise oldukça özeldir: uzay istasyonu Ay veya Güneş’in önünden geçer.

Tıpkı 25 Eylül 2017 pazartesi günü gerçekleşecek geçiş gibi. Atina üzerinden gelip, İstanbul üzerinden ilerleyecek olan uzay istasyonu bu geçişinde ilk dördün evresine yaklaşan Ay’ın önünden geçerken görülebilecek.

Elbette bu astronomik tesadüf çok dar bir güzergahta izlenebilecek:
İstanbul’da Büyükçekmece’de yaşayanlar saat 20:44’te Ay’ın önünden geçen istasyonu izleyebilecek.
Balıkesir’de Paşalimanı Adası ve Kapıdağın batı kıyısındaki mahallelerde, 20:43’de;
Çanakkale’nin, Ezine ilçesinin batısında saat 20:43’de izlenebilecek.
Atina’daysanız da Pire’de 20:43’de geçişi izleyebilirsiniz.

Diğer şehirlerden veya buralara yakın yerlerden de geçişi izlemek mümkün olacak. Bu verdiğim hat uzay istasyonunu tam Ay’ın önünden geçerken görülebileceği yerleri gösteriyor. Aşağıdaki haritada siyah çizgiye ne kadar yakınsanız geçişi o kadar iyi izleyebilirsiniz.

Meraklasına not: Bu geçiş sırasında yaklaşık olarak Ay bizden 400 bin km, uzay istasyonu ise 400 km uzaklıkta olacak.

Uzay istasyonu nasıl görülebiliyor?

Sürekli olarak Dünya’nın çevresinde dönmekte olan Uluslararası Uzay İstasyonu’nu bazı zamanlarda üzerinizden geçerken izleyebilirsiniz. Uzay istasyonu sahip olduğu devasa güneş panellerinin güneş ışınlarını Dünya’ya yansıtması sayesinde görünür olur. Güneş ışınlarının yere yansıyabilmesi kritik nokta. Bu sebeple geçişler güneş ışınlarının doğru açıyla geldiği ve akşam veya sabaha karşı gerçekleşmektedir.

Uzay istasyonu nasıl izlenir?

Bulunduğunuz konuma göre size uzay istasyonunu ne zaman görebileceğinizi haber veren uygulamalar mevcut. ISS Tracker ve Heavens Above bunların başında geliyor. Bu uygulamalarda ISS’in uçuş yolunun gökyüzüne ve yeryüzüne göre konumu gösteriliyor. Bu haritalara bakarak nereden geçeceğini öğrenebilirsiniz.

Nereden ve ne zaman geçeceğini öğrendiniz. Peki nasıl bir şey göreceksiniz? Görseniz tanır mısınız? Uzay İstasyonunu parlaklığının zamanla değişmesinden, uçaklar gibi yanıp sönen renkli ışıkları olmamasından ve yüksek hızı sayesinde diğer uçan cisimlerden rahatlıkla ayırabilirsiniz.

Zarya ve Unity modülleri

Fotoğrafta Uluslararası Uzay İstasyonu görülüyor; bugünkü heybetli halinden henüz eser yok. Uzay istasyonuna giren ilk astronotlar tarafından 29 Mayıs 1999’da çekilen bu görüntüde, Rusların Zarya (güneş panelli) ve ABD’nin Unity modüllerinden ibaret olan istasyon inşaa sürecinin daha başında.

Unity ve Zarya modülleri Aralık 1998’de uzay mekiği Endeavour astronotları tarafından robot kol yardımıyla birleştirilmişti. Uzay istasyonuna ilk girenler ise bir sonraki uzay mekiği seferiyle (STS-96) gelen NASA astronotları Kent Rominger, Rick Husband, Ellen Ochoa, Tammy Jernigan, Dan Barry, Kanada Uzay Ajansı astronotu Julie Payette ve Roskosmos kozmonotu Valery Tokarev olacaktı.

Discovery uzay mekiği ile UUİ’ye kenetlenen mürettebat, sonraki görevler için su ve malzeme ikmali yapıp istasyonun filtrelerini temizleyip duman dedektörlerinin kontrolünü yaptı. Yani taşınmadan önce evi temizlediler.

Astronotların UUİ’de uzun süre kalabilmelerine olanak veren Zvezda servis modülü birleştirilene kadar kısa süreli görevler olan üç mekik seferi daha gerçekleştirildi (STS-101, 106 & 92). Astronotların UUİ’de uzun dönemli göreve başlamaları ise 2 Kasım 2000 tarihinde Sefer 1 ile olacaktı.

Uzay istasyonuna ilk giren astronotlardan olan Rick Husband ikinci UUİ ve aynı zamanda uzay görevini STS-107’de gerçekleştirmişti. Bu son görevde ne yazık ki Columbia Uzay Mekiği Faciası yaşandı.

kaynak: fb/NASAHistoryOffice |

LAGEOS 1 – uzaydaki disko topu

Disko müzik 1970’lerin ikinci yarısında dünyayı sardı. Üzeri aynalarla kaplı, gelen ışınları dans salonunun duvarlarına farklı açılarla yansıtan aynalı top da diskoların etkisiyle bu dönemde disko topu ismini aldı.

Resimde görülen her ne kadar disko topuna benzese ve aynı döneme ait olsa da aslında bambaşka bir nesne; bu bir uydu. 4 Mayıs 1976’da uzaya fırlatılan LAGEOS 1 (LAser GEOdynamics Satellite – 1) Dünya’nın kutupları boyunca uzanan bir yörüngeye sahip, 1.2 metre çapında ve 408 kg ağırlığında pasif bir uydu.

Pasif, yani üzerinde herhangi bir enerji sistemi, iletişim ve diğer fonksiyonları sağlayacak bileşenler ve hareketli parça yok. Kendisi ölçüm yapmasa da bilim insanları yerini kesin şekilde bildikleri uyduya gönderdikleri yüksek duyarlılıktaki lazer ışınlarının geri dönüş süresini ölçerek yeryüzünün depremler, kıta kaymaları ve diğer jeofizik olaylar sebebiyle oluşan hareketlerini inceleyebiliyorlardı.

Bir disko topunun aksine aynaları gönderdiğiniz ışınları farklı açılarla yansıtmak yerine doğrudan geldikleri noktaya yönlendiriyor. Bunun için belli açılarla yerleştirilmiş birkaç ayna kullanılıyor. Bisikletlerde veya gece farkedilmeyi sağlayan kıyafetlerde kullanılan ‘kedi gözü’ diye tabir edilen yansıtıcılarla aynı prensipte çalışıyorlar.

kaynaknasa.gov | fb/NASAHistoryOffice |

Mercury-Atlas 9

Mercury-Atlas 9 fırlatma anı.

15 Mayıs 1963’de Mercury-Atlas 9 (MA-9) roketi, son Mercury görevi için Cape Canaveral Fırlatma Yerleşkesi 14’den havalanıp, astronot Gordon Cooper’ın Faith 7 (inanç; güven) adını verdiği uzayaracını yörüngeye çıkardı. Bu son Mercury görevi aynı zamanda uzaydaki son  Amerikan solo uçuşu olacaktı. Bundna sonraki tüm görevlerde uzayaraçlarında birden fazla astronot görev aldı.

Mercury-Atlas 9 ve ona bağlı (en üstte) Faith 7 uzayaracı.

Mercury-Atlas 9 sonların olduğu gibi bazı ilklerin de gerçekleştiği bir görev oldu. Bunlardan en önemlisi görev dahilinde televizyon kamerasıyla Dünya’ya görüntü aktarımı olmuştur. Siyah-beyaz karıncalı görüntü o dönem için önemli bir teknik başarıydı.

Dünya’yı 1 gün 10 saat 19 dakika boyunca 22 kez turlayan uzay aracındaki Cooper, uzayda 24 saatten fazla kalan ilk ABD’li astronot ünvanını kazandı. Bu da son Mercury ile gerçekleşen bir başka ilk olarak kayıtlara geçti.

Görev sonunda Büyük Okyanus’a inen Faith 7 içindeki astronotu ABD donanmasına ait Kearsarge gemisi karşıladı.

Merkür Projesi sembolü

kaynak: history.nasa | fb/history.nasanasa.gov |

katlanabilir ayna etrafındaki hayaletler

Şimdiye kadarki en güçlü uzay teleskobu sayılan James Webb Uzay Teleskobu titreşim ve akustik testlerini tamamladı. Fotoğrafta  kontrol mühendisi, testler sırasında aynanın herhangi bir bulaşma ile kirlenip kirlenmediği tespit etmeye çalışıyor. Bunun için ışıkları söndürülmüş olan temiz odada, biri ultraviyole lambalı fenerler kullanıyor. NASA fotoğrafçısı Chris Gunn bu anı kaydedebilmek için uzun pozlama yapmış. Bu nedenle kontrol mühendisi ve teknisyenlerin suretleri hayaletvari biçimde fotoğrafa silik şekilde yansımış.

James Webb’in ana aynası 18 altıgen parçadan oluşmakta ve bu parçalı yapı fotoğrafta görüldüğü şekilde aynanın katlanabilmesine olanak sağlamakta. Bu sayede dev uzay teleskobu rokete sığabilecek.

Kaynak: NASA |

Tranquility ve Cupola Modülü: Yer’e bakma durağı

ISS024-E-014263 (11 Sept. 2010) --- NASA astronaut Tracy Caldwell Dyson, Expedition 24 flight engineer, looks through a window in the Cupola of the International Space Station. A blue and white part of Earth and the blackness of space are visible through the windows.
ISS024-E-014263 11 Eylül 2010, NASA astronotu Tracy Caldwell Dyson, Sefer 24 uçuş mühendisi, Cupola’dan Dünya’yı seyrediyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun Cupola Modülü adeta bir “Yer’e bakma durağı”. İtalyanca kubbe manasına gelen Cupola, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından inşaa edilen bir Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) modülü. İstasyon’un nadir yönüne dönük. Tam dik yukarıya baktığınız yön zenithdir. Nadirse zenith’in tersi. Yani Cupola, uzaydaki en büyük pencere, Dünya’ya bakıyor. Muhteşem bir yeryüzü manzarası sunan, Yer’e bakma durağı olma özelliğini bu sayede kazanıyor.

iss-cupola-astronot

Tranquility modülünde neler var?

Cupola’nın bağlı olduğu ve yine ESA’nın inşaa ettiği 19 tonluk Tranquility (Sükûnet) modülünde astronotlar için tuvalet bölmesi (dünyanın en pahalı tuvaleti), istasyon atmosferindeki havanın temizlenmesi ve kontrolünü sağlayacak bir sistem ile astronotlar için yaşam ünitesi bulunuyor. Astronotların spor yaptığı yer de bu modül. Astronot Tim Peake koşu bandına bağlı şekilde, Londra maratonuna katılanlarla beraber burada koşmuştu.

Uzay istasyonuna kenetlenen araçlar Cupola’dan denetleniyor

Tranquility’nin önemli bir işlevi ise uzay istasyonuna yük taşıyan araçların kenetlenmesi görevlerinin idare edilmesi. Cupola burada devreye giriyor. Altıgen şekilli, 80 cm genişlikteki modül sahip olduğu 7 pencere ile uzaydaki en büyük pencere ünvanına sahip. İstasyona kenetlenen araçlar buradan görülebiliyor. Yine Tranquility’ye bağlı CanadArm isimli robot kol operasyonları da Cupola sayesinde doğrudan izlenebilmekte.

ilk şişme uzay aracı da Tranquility’ye bağlı

sisebilir-modul-robot-kol

Yukarıdaki görselde Tranquility modülüne ilk şişirilebilir uzay aracı olan BEAM modülü’nün CanadArm ile montajı görülüyor. Cupola da altta gözükmekte.

Tranquility farklı modüllerin bağlanması için 5 yanaşma noktasına sahip. Bunlardan biri Cupola’ya ayrılmışken bir diğerinde ise ilk şişme uzay aracı denemesi olan BEAM modülü bulunmakta.

8 Şubat 2010 tarihinde uzay mekiği Endeavour’un STS-130 görevi ile uzay istasyonuna Tranquility modülü (Node 3 diye de geçer) ve ona bağlanan Cupola monte edildiğinde UUİ’nin %85’i tamamlanmış oldu.

cupola_above_the_darkened_earth-665x1000

GOES-R meteoroloji uydusu

Uzaya yeni gönderilen meteoroloji uydusu GOES-R'yi taşıyan Atlas V roketinin uzun pozlamalı fırlatma görüntüsü.
Uzaya yeni gönderilen meteoroloji uydusu GOES-R’yi taşıyan Atlas V roketinin uzun pozlamalı fırlatma görüntüsü.

GOES-R, NASA ve ABD’de atmosfer ve okyanus araştırmalarıyla ilgilenen kuruluş olan NOAA’nın bir ortaklığı. GOES-R şimdiye kadarki en gelişmiş yer sabit yörüngeli (Dünya’nın hep aynı bölgesini görüyor) meteoroloji uydusu olarak nitelendiriliyor. Güneş aktivitelerini de gözlemleyecek olan uydunun çözünürlüğü diğer GOES uydularına göre 4 kat arttırılmış vaziyette. Bu ayrıntılı görüntüleri daha hızlı Dünya’ya iletebilmek için de haberleşme kanallarının sayısı 3 kat arttırılmış.

Lockheed Martin
Lockheed Martin

kaynak: astronomy.com |

RL10: NASA’nın roketlerine güç veren roket motoru

Tazyikli suyun kuvveti ile ne kadar yükselebilirsiniz? RL10 gibi sıvı oksijen ve hidrojeni yakan -ki oluşan şey saf sudan başkası değildir- roket motorları ile epey yükseğe çıkmanız mümkün!

rl10-engine
Sıvı oksijen ve hidrojenle çalışan roket motorlarında -183 ile -253 derece gibi çok düşük sıcaklıklarda bulunan yakıt ve oksitleyici yakılmadan önce nozulun etrafında dolaştırılır. Böylece daha sıcak gaz haline geçerken enerjinin bir bölümünü de sisteme takrar döndürürler. Bu sırada binlerce derecelik eksoz dışarı atılırken aynı anda fotoğrafta da gördüğünüz gibi nozulun kenarlarında buz sarkıtları oluşabilir.

RL10’un farklı varyasyonları 64.7 ile 110 kN itki üretebilen bu roket motorları, Güneş Sistemi’nin dışına ulaşan Voyager I gibi pek çok farklı uzay aracını Güneş Sistemi’nin farklı noktaların göndermekte kullanıldı. Öyle ki tüm gezegenlere RL10 ile bir araç fırlatılmış durumda.

1950’lerde geliştirilmeye Birleşik Devletler’in ilk sıvı hidrojen-oksijen roket motoru olma özelliğine sahip R10’un geliştirilmesine 1950’lerde başlandı, 1959’da ilk yer testleri gerçekleştirilen R10 1960’ların başlarında uçuşlarda kullanılmaya başlandı ve o günden bugüne geliştirilmeye devam ediyor.

rl10-engine-old

Günümüzde RL10A-4-2 ve RL10B-2 versiyonları Atlas V, Delta IV roketleriyle kullanılmakta. 400’den fazla uzay uçuşunda başarıyla kullanılan R10 gelecek uzay görevleri planlarında da yer alıyor. NASA’nın Ay ve Mars için tasarlanan Uzay Fırlatma Sistemi (Space Launch System) adlı programında R10’ların kullanılması planlanmakta.