Trump’ın Müslümanlara karşı yasağı Avustralyalı bir gencin uzay kampı hayallerini yıktı

Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna otrurur oturmaz ayrımcı politikalarını uygulamaya başlamasıyla “özgürlükler ülkesi” Amerika Birleşik Devletleri karıştı.

Yaş ve cinsiyetinden dolayı birinin tehdit oluşturmayacağını varsaymak yanıltıcı ve yanlış

Bu cümleyi Beyaz Ev sözcüsü Sean Spicer’ın, 5 yaşındaki İranlı bir çocuğun havaalanında saatlerce kelepçeli tutulmasını savunmak için kurduğunu düşünürsek, Trump yönetiminin ne anlama geldiği hakkında aşağı yukarı bir fikir sahibi oluruz herhalde.

Son olarak, Amerika’daki uzay kampına katılmak isteyen Avustralyalı bir genç, yeni başkan Trump’ın 7 Müslüman ülkeye karşı çıkardığı vize yasağının kurbanı oldu. Avustralya doğumlu 15 yaşındaki Pouya Ghadirian’ın anne ve babası İran asıllı ve çifte vatandaşlığa sahip. Hukukçuların anayasaya büyük ölçüde aykırı buldukları Müslümanlara karşı yasak böylece Avustralya gibi konuyla alakasız bir ülkeyi de etkilemiş oldu.

Liseli genç Mart ayında gerçekleştirilecek okul gezisi ile Orlando, Washington D.C. ve Alabama’daki Uzay ve Roket Merkezi’ni ziyaret edecekti. Alabama’daki uzay kampı, uzay ve bilim ile ilgilenen çocuklar için heyecan verici bir deneyim olarak bilinir. Trump, rüya gibi bir gezinin üzerine kabus gibi çökmüş anlayacağınız.

Avustralya’da ilk defa böyle bir olay gerçekleşiyor. Melbourne’daki ABD konsolosluğu personeli bile durum karşısında şaşkın. Genç Ghadirian ise verdiği demeçte konsoloslukta ağladığını belirtmiş 🙁 ABV Trump!

Müslümanlara yasağı durdurun Duvara Hayır (Meksika sınırına örülmesi planlanan)

Donald Trump’ın geçtiğimiz cuma günü aceleyle imzaladığı karar, ağırlıkla Müslüman nüfusun yaşadığı 7 ülkenin vatandaşlarının ABD’ye girişini yasaklıyor. Bu ülkeler: İran, Suriye, Irak, Libya, Sudan, Yemen ve Somali. Bu ülkelerın kimisi doğrudan kimisi de vekil savaşçılarla ABD saldırısına uğradılar. Yasağın gerekçesi olarak gösterilen terörist saldırıları gerçekleştirenlerden hiç birisi bu ülkelerin vatandaşları değil. Fakat teröristlerin geldiği Müslüman ülkelerde Trump’ın, diğer ABD’li kapitalistler gibi, ticari menfaatleri var.

Trump’ın tecrit ve yasak politikaları küçük çocukları havaalanlarında gözaltında tutuyor, gençlerin uzay kampına gitmesine izin vermiyor. Bu nedenle Trump politikaları ABD ve dünya genelinde portesto edilmekte.

Soldaki: Hristiyandı Şimdi Müslüman Sağdaki: Yahudiydi Şimdi Müslüman

Kaynak: gizmodo.com | sputnik |

TÜBİTAK’tan temel bilimlere destek

TÜBİTAK temel bilimleri destekleyen başarılı öğrencileri maaş gibi bursla destekleyecek. Fakat temel bilimler içersinde sayılan astronomi bölümleri bu desteğin dışında tutulmuş :/

Korhan Yelkenci & Akhun Aktosun
Korhan Yelkenci & Akhun Aktosun

Hürriyet’in haberine göre TÜBİTAK, LYS’de ilk 25 bine giren öğrencilerden temel bilimleri tercih edenleri ayda 2 bin liraya kadar bursla destekleyecekmiş.

TÜBİTAK başkanı Ergin,  MF puan türünde sıralamada 5 bin ile 10 bin kişi arasında yer alarak, üniversitelerin matematik, fizik, kimya ve biyoloji bölümlerine yerleşenlerle, YGS-1 puan türünde 5 bin ile 10 bin kişi arasında yer alarak; felsefe, tarih, coğrafya, sosyoloji, antropoloji, arkeoloji, sanat tarihi, arkeoloji ve sanat tarihi, ilahiyat, Türk dili ve edebiyatı bölümlerine yerleşen örgün lisans öğrencilerine, aylık bin 500 lira burs sağlanacağını söylemiş. Çift anadal gibi uygulamalarda desteklenmekte. Tüm burslar hakkında bilgi almak için TÜBİTAK’ın ilgili sayfasına burdan erişebilirsiniz.

Öğrencileri temel bilimlere yönlendirmek doğru bir uygulama ancak görünen o ki temel bilimler içinde sayılan astronomi bölümü bu uygulamanın dışında kalmış! Astronomi ve uzay bilimi bölümünün hangi gerekçe ile temel bilimlere verilen burs programının dışında tutulduğu ise bilinmiyor.

SETI Enstitüsü “uzaylı megayapısı” için ilk gözlem sonuçlarını yayınladı

Ekim ayında Kepler teleskobunun sağladığı verileri inceleyen yurttaş bilimciler bir yıldızda tuhaf bir şeyler olduğunu bildirdiler. 1400 ışıkyılı ötemizde bulunan KIC 8462852 kod adlı bu yıldız için (şimdilerde gayrı resmi olarak  Tabby’nin Yıldızı olarak da adlandırılıyor) bazı doğal senaryolar öne sürülmüştü.

telif: diversepixel/Shutterstock
telif: diversepixel/Shutterstock

Fakat Jason Wright tarafından öne sürülen yapay nedenlere dayanan bir senaryo sansasyon yarattı. Bu senaryo yıldızın ışık şiddetindeki değişimin uzaylı işi devasa bir Dyson küresi benzeri yapıya işaret ettiği öne sürüyordu.

Konu dünyadışı yaşam olunca SETI‘nin konuya dahil olması uzun sürmedi. SETI, California’nın 500 km kadar kuzeyinde yer alan  6’şar metre çaplı 42 antenden oluşan Allen Teleskop Dizisi’ni Tabby’nin Yıldızı’na yönelterek uzaylıların sinyallerini aradı.
Allen Teleskop Dizisi'nin antenleri - Seth Shostak, SETI Institute
Allen Teleskop Dizisi’nin antenleri – Seth Shostak, SETI Institute

Sonuç: Uzaylılara dair bir iz yok. Yıldızın ışık eğrisindeki anomaliye muhtemelen doğal bir patlama enkazı sebep oluyor.

Allen Teleskop Dizisi 2 hafta boyunca iki farklı sinyal taradı. Bunlardan ilki 1 Hz dalga boyunda dar banttan gelebilecek bir “Selam İşareti”ydi. Bu SETI’nin çoğunlukla aradığı şey. Dünya dışı akıllı varlıkların diğer türlere göndereceği varsayılan “burdayız” mesajı.

Aranan ikinci sinyal türüyse yıldızın tüm enerjisini kullanmayı amaçlayan gelişmiş bir mühendislik çalışması sırasında uzayaraçlarının iletişimini gösterecek işaretlerdi. Bunlar 1-10 GHz dalga boyundaki geniş bantta arandı. Bu tarz bir sinyale de rastlanamadı.

SETI Enstitüsü yöneticisi Seth Shostak, gökbilim tarihinin bizlere, bulduğumuz bir fenomenin dünya dışı aktivitelere bağladığımız her defasında yanıldığımızı söylediğini belirtiyor.

Yine de tüm umutlar tükenmiş değil. Shostak, IFLScience’a verdiği demecinde  “birilerinin sizi Afrika’daki bir düzlüğe helikopterle getirmesi ve sizin fil görememeniz, hiç bir fil olmadığının kanıtı değildir” diyor.

Bulgular tüm uzaylı uygarlık ihtimallerini ortadan kaldırmış değil.  Fakat kalan ihtimaller, şu anki teknolojiyle araştırılamayacak kadar zayıf sinyallerde saklı. Sinyaller yıldızla aramızdaki mesafe sebebiyle zayıflıyor.

Londra uzay araştırmaları bütçesini arttırıyor

Londra uzay araştırmaları bütçesini arttırıyor

Birleşik Krallık yönetimi, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) kapsamındaki yıllık ortalama 170 milyon sterlin olan uzay araştırmaları bütçesini 5 yıl için ortalama 70 milyon sterlin arttırarak £240 milyon sterline çıkartacak. Bu miktar 384 milyon dolara denk geliyor.

Açıklamayı yapan Kraliyet Topluluğu‘ndan George Osborne ayrıca şunları belirtti:

İngiliz uzay sektöründeki Astrium, Inmarsat ve Avanti gibi İngiliz şirketleri ekonomiye yılda 14,4 milyar dolar katkı yapmaktalar ve bugünün zorlu ekonomik şartlarına rağmen yıllık %8 büyüme kaydettiler. 2030 yılı hedefi ise 48 milyar dolarlık bir sektör.

kaynak: wired

biri korsan gazetecilik mi dedi?

Bazı medya gruplarına bağlı gazeteler, 1 Ekim’den itibaren içeriklerinin kaynak gösterilerek dahi başka sitelerde kullanılamayacağını buyurmuşlar. İşin ironik tarafı bu gazetelerin internet sitelerinde pekçok haberin başka yerlerden araklıyor olması. İşte bir örnek: Radikal’in şu haberinden  ekşi sözlükteki bir başlık sayesinde haberdar oldum.

55 katlı stratosfer!

Radikal’deki habere göre Baumgartner, bir helyum balonuna bağlı kapsülle stratosfer katmanına kadar çıkıp, buradan paraşütle atlamayı planlıyor. Radikal editörlerine göre 36,5 km yükseklik 55 katlı bir binanın yüksekliğine eşitmiş! 55 kat editörün çeviriyi yaptığı yerde muhtemelen balonun boyutuyla ilgili bir ibareydi. Durumu basit bir çeviri hatası olarak görmek mümkün ancak Radikal’in bilim haberlerinde görece diğer gazetelerden iyi olması, burdaki dikkatsizlik diğer kaynaklarda nasıl büyük hatalar yapıldığının da göstergesi. Bu durumda sormak gerekiyor: neyinizi çalalım?

2011 Nobel Fizik Ödülü

Bu yılki Nobel fizik ödülü evrenin genişlemesindeki ivmeyi araştıran astrofizikçiler arasında paylaştırıldı. Kaliforniya Üniversitesi, Lawrence Berkeley Ulusal Labrotuvarı’ndan Saul Perlmutter ödülün yarısını aldı. Perlmutter burada Süpernova Kozmoloji Projesi üzerinde çalışıyor. Ödülün kalan yarısı ise Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde çalışan, Birleşik Devletler doğumlu Brian P. Schmidt ile Johns Hopkins üniversitesi Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü’nden Adam G. Riess arasında paylaştırıldı. İkili Yüksek-z Süpernova Araştırma Takımı’nda uzak süpernovalar üzerinde çalışıyor.

2011 nobel fizik ödülünü kazanan astrofiikçiler

Uzay Turistleri

Bugün için uzay turizmi emekleme aşamasında ve bir tur için milyonlarca doları gözden çıkarmak gerekiyor. 20 milyon dolar harcayıp, 6 aylık eğitimi tamamladıktan sonra bir Soyuz aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu’na çıkan Anousheh Ansari, bir rüya için bu kadar para harcamaya değer mi diye soranları şöyle cevaplıyor: Bir rüyaya nasıl paha biçersiniz?

İran İslam Devrimi’nden sonra ABD’ye göç eden ve burada, kitle iletişim sektöründe başarılı bir kariyer sahibi olan Ansari sadece kendi yolculuğu için değil başkalarının da bu tarz yolculuklar yapabilmesine olanak sağlayacak girişimleri de desteklemek amacıyla 10 milyon dolar ayırarak Ansari X Ödülü’ne sponsor olmuş.

Anuşe Ansari

Kendi rüyasını gerçekleştirirken Uzaya giden dördüncü turist, ilk uzay blogcusu, ilk kadın uzay turisti, ilk Müslüman kadın astronot ünvanlarını da kazanan Ansiri’nin hikayesini anlatan Uzay Turistleri (Space Tourists) adlı belgesel film, İstanbul Film Festivali‘ndeki NTV Belgesel Kuşağı’nda gösterilecek.

2009 İsviçre yapımı Uzay Turistleri’nin yönetmeni Christian Frei. Ses dilleri İngilizce-Rusça-Romence; İngilizce ve Türkçe altyazılı olarak  5 Pt. 11.00, 9 Cu. 21.30’da diğer NTV Belgesel Kuşağı filmleri gibi Beyoğlu Sineması’nda gösterilecek. Festival biletlerine sinema gişeleri ve biletix’den ulaşılabilir.

Uzay Turistleri nefes kesici görüntüleriyle bizi harikalar ve sürprizlerle dolu büyüleyici bir dünyaya götürüyor. Akla hayale gelmeyecek insanlarla karşılaşmalar… Uzaydan bile tuhaf ve bilinmez yerler… Festival izleyicilerinin Savaş Fotoğrafçısı ve Dev Budalar ile tanidigi fotoğrafçı ve yönetmen Christian Frei, insanlığın yüzlerce yıllık bir rüyasını ele aliyor: uzaya yolculuk. Işkadını Anousheh Ansari bu rüyayı 20 milyon dolara gerçeğe dönüştürdü. “Bir rüyaya nasıl paha biçersiniz?” diyor Anousheh. Onun fantastik macerası, uçsuz bucaksiz bozkirlarda düsmüs bos roketleri toplayan Kazaklarla kesişiyor.

kaynak: iksv.org | belgesel.name

iki eski bir yeni haber

Bir süredir yoğun olduğumdan ötürü Astrotürk’e eskisi gibi vakit ayırıp, yeni yazı giremiyorum. Bu sebeple bazı güncel haberleri kaçırdığım oldu. Artık güncel olmasalarda yazmak istediğim birşeyler var.

Bunlardan birincisi 7. nötron yıldızının keşfi. 1979 yılından bugüne dek 6 tanesi bulunan nötron yıldızları kolayca yerlerini belli etmiyorlar. NASA’nın Swift, Chandra uzay teleskoplarını kullanarak yapılan çalışmalarca keşfedilen nötron yıldızı bizden 40 bin ışık yılı uzaklıkta.

Araştırma ekibine liderlik eden, Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Ersin Göğüş şu açıklamayı yapmış:

Keşifte bizi en gururlandıran konu, Türkiye’deki bilimsel ve teknolojik birikimin belli bir düzeye erişmesini görmek oldu. İyi bir ekibin Türkiye’de önemli bir keşfe imza atması bilimin ülkemizde geldiği noktayı da gösteriyor. Yıldızın keşfinin yapıldığını duyan bilim çevreleri, ekibimizle irtibata geçerek ortak çalışmak istediklerini dile getirdi. Ekibimiz, aralarında İtalya, ABD, İspanya, İngiltere ve Hollanda’dan da astrofizikçilerin de yer aldığı 23 kişiden oluşuyor

Nötron yıldızları, kütlesi güneşimizin 1,35 – 2,1 katı olan yıldızların ulaştığı bir evre. Yıldız ömürünü tamamlayıp merkeze çöktüğünde, yoğun kütle çekimi etkisiyle elektronlar atom çekirdekleri ile kaynaşır, buradaki protonlar ile birleşip nötronları oluştururlar. Sonuç olarak sadece nötronlardan oluşan bir kütle meydana gelmiş olur. Atom çekirdeği ve elektronlar arasındaki boşluklar kaybolduğundan, bu yıldızlar çok yoğun kütleye ulaşırlar: Birkaç santimetre küp içine milyonlarca ton sığar.

Diğer gelişme ise ışıkyılı uzaklıktan değil, atmosferin üst katmanlarından.

Bir balon, yükseldikçe artan iç basıncına dayanabileceği kadar yükselebilir. Sıradan uçan balonlar için bu mesafe ne kadardır bilmiyorum ama meteoroloji ölçümlerinde kullanılan özel balonlar, 40 km kadar yükselerek, atmosferin stratosfer katmanına çıkabiliyorlar.

Daha önce oyuncak ayıları bu yüksekliğe çıkartan bir balonu yazmıştım. 4 Temmuz günü de Türkiye’den bir balon gökyüzüne salı verildi, ayıcıksız tabi ki. Balon amatör radyocuların olunca taşıdığı ekipmanlar da ona göre olmuş anladığım kadarıyla (UHF VHF Cross sistem ve APRS). Pek bir şey anlamadım yani. Fakat balonun nereye gittiğini, enerjisi bitim sinyal yayamadığı ana kadar takip edebilmişler.

Balonun Trabzon’un Hıdırnebi yaylasından başladığı yolculuğu, Rize açıklarına kadar devam etmiş. Balon, kameraya sahip olmadığı için, yolculuğun kuşbakışı manzaralarını göremiyoruz ne yazık ki.

Görece yeni olan haber ise Türkiye’nin karbon elyaf üretebilen ülkeler arasına girişi. Havacılık ve uzay alanında da kullanılabilen karbon elyafı üretebilen 9 ülke vardı, AKSA’nın kurduğu tesis ile  bu ürünün ülkemizde de üretimi gerçekleşecek. Karbon elyaf çelikten daha dayanıklı ve daha hafif olması sebebiyle pekçok alanda tercih edilen bir malzeme. Yerli üretim insansız hava araçlarımınız (Çaldıran) gövdesi de karbon elyaftan oluşturulmuş.

kaynaklar: ta7ka.com | vikipedia | teknoport.com.tr | askerhaber.com |

tebrikler Tunç Tezel

Gökbilim fotoğrafçısı Tunç TEZEL, TWAN (Geceleyin Dünya) sitesinde ayın fotoğrafçısı seçilmiş. Kendisini buradan kutlamak istiyorum, başarılarının ve tabi ki güzel fotoğraflarının da devamını bekleyerek.

Tunç Tezel
Tunç Tezel

Yukardaki Tezel‘in TWAN’daki fotoğraflarından biri. Sitede yayınlanan tüm fotoğraflarını görmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz. Geceleyin Dünya sitesi, yeryüzü ve gökcisimlerini aynı karede gösteren, geniş açılı nefes kesici fotoğraflara ve videolara ev sahipliği yapıyor.

kaynak: Günün Gökbilim Görüntüsü | TWAN-Geceleyin Gökyüzü |

beyaz cüce dev bir patlamaya çok yakın

universetoday.com sitesinin haberine göre bir beyaz cüce süpernova patlamasının eşiğinde. Yıldzın dünyamıza zarar vermeyecek kadar uzakta olduğu belirtilerek yüreklere su serpilmiş. Bu uzaklığa karşın patlama sonrası yıldızın aniden yüksek parlaklığa ulaşarak, gündüz bile çıplak gözle görülebileceği tahmin ediliyor.

Yakın olarak ifade edilen zaman dilimi birkaç milyon yıl -gökbilim için oldukça kısa. Keşfi, ESA’nın XMM-Nevton X-ışını teleskobunun hassasiyetine borçluyuz. Araştırmacılar 1997 yılında parlak HD 49798 yıldızının çevresinde X-ışını yayan gizemli bir cisim olduğunu keşfetmişlerdi. XMM-Nevton sayesinde bu cismin ölmüş bir yıldızın kalbi, beyaz cüce olduğu anlaşıldı. Fakat bulunan kesinlikle sıradan bir beyaz cüce değil..

Normalde beyaz cüceler 0,6 güneş kütlesine ve yaklaşık Dünya’nın hacmine sahipler. Bu ufaklığın kütlesi ise normalin iki katı (1,3 güneş kütlesi), buna karşın yarım dünya hacminde. Çevresinde dönüş hızıyla da beyaz cüceler arasında rekora sahip: 13 saniye!

Hız çok sorun değil fakat tüm yıldızların kaderini belirleyen kütle miktarı, 1,3 güneş kütleisne sahip bu beyaz cüce için  sınıra çok yakın. Beyaz cüceler için tip Ia supernova patlaması geçirme sınır 1,4 güneş kütlesi. İkili yıldız sistemindeki beyaz cüceler, ortak yıldızlarından kütle kaparak  bu sınıra erişebiliyorlar. Bu kütleye eriştikten sonra beyaz cüce çökerek bir nötron yıldızına dönüşüyor veyasüpernova patlaması gerçekleşiyor.

Haberi veren site ikinci bir “gökyüzünde iki ay varmış gibi olacak”  safsatasına karşı okurlarını uyarmayı ihmal etmemiş!

kaynak:

universetoday.com | wiki |