Voyager 2 yıldızlararası uzaya ulaştı

Voyager 2 uzayaracı 5 Kasım günü heliosferin sınırı olan heliopause bölgesinden çıkarak yıldızlararası uzaya çıkan ikinci uzayaracı oldu. İlki elbette ikizi Voyager 1 olmuştu. İkili 1977 Ağustosunda 16 gün arayla fırlatılmışlardı.

Fırlatma sıradan bir tarihte yapılmadı. O günlerde gaz devleri uzayaracıyla kolayca ziyaret edilecek şekilde konumlanmıştı. Bunu değerlendiren NASA Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ü ilk defa ziyaret edecek Voyager’ları geliştirdi.

Voyager 2’nin yakın geçişi sırasında yakaladığı Satürn görüntüsü.

Voyager 2 şu an Güneş’ten 18 milyar kilometre uzakta. Radyo sinyalleri buradan Dünya’ya 16.5 saatte ulaşıyor. Çok uzak; ama Güneş Sistemi’nin dışında değil.

güneş sisteminin sınırı

Güneş Sistemi’nin esas sınırını 1,000 AB’de başlayıp 100,000 ABye kadar uzandığı tahmin edilen Oort Bulutu oluşturuyor. Nükleer pille çalışan Voyager’ların ömrü sınırlı, buna karşın sonsuza dek yol almaya devam edecekler. Bu nedenle farklı bir uzaylı medeniyetiyle karşılaşma olasılıkları düşünülerek üzerlerine Altın Plaklar konuldu.


Güneş’in kuzey kutbu nasıl gözükür?

Yıldızımız Güneş’i Dünya üzerindeki gözlemevlerinin yanı sıra uzaydaki SOHO gibi uydularla sürekli olarak izliyoruz. Fakat bunlar genel olarak gezegenlerin sıralandığı düzlemin dışına, yani Güneş’in ekvator düzleminin üzerine çıkmadılar. Kutupları inceleyen tek görev Ulysses’ti ancak onun üzerinde de herhangi bir görüntüleyici araç bulunmuyordu. Dolayısıyla Güneş’e ‘tepeden bakma’ şansımız olmadı ve kutuplarını doğrudan gözlemleyemedik.

Güneş’in kutupları nasıl görülür hiç merak ettiniz mi? Bilim insanları çok meraklı olduğu için bu sorunun da yanıtını aramışlar.

Avrupa Uzay Ajansı’ndaki (European Space Agency – ESA) bilim insanları Proba-2 uydusundan toplanan görüntülerden elde edilen verilerle yıldızımızın kutbunun neye benzeyebileceğini gösteren bir görüntü ortaya çıkarmışlar.

Analemma

Yunanistan’da bulunan antik Corinth şehrindeki Apollon tapınağı üzerinde analemma.
Telif: Anthony Ayiomamitis

Eğer her gün aynı saatte güneşi fotoğraflarsanız, güneşin gökyüzündeki konumunun sabit kalmadığını farkedersiniz. Yıldızımız gökyüzünde bozuk bir ‘8’ çizer. Gökbilimde bir gök cisminin diğer bir gök cisminden gözlendiğinde, günün belli anındaki konumunun hareketini gösteren eğri analemma olarak adlandırmaktadır. Türkçesi günizi olarak da geçmekte.

Güneş’in analemmasının bu şekli almasındaki etkenler Dünya yörüngesinin elips şekli ve Dünya’nın eksen eğikliğidir. Bu etkenler değiştiği için farklı gezegenlerde analemmanın şekli de farklı olur.

Güneş Mars gökyüzünde bu şekilde bir analemma çizer.

Analemma yakalamak neden zordur?

Analemma çekmek oldukça zordur. Çünkü tek seferde yakalayabileceğiniz bir olay değil. Yıl içersinde 30 – 50 gün çekim yapmanız gerekir. Daha sonra bu çekimler bilgisayarla birleştirilmeli.

En üstte fotoğrafını gördüğünüz Anthony Ayiomamitis, analog (filmli) makina kullanmış. Önce güneşten gelecek aşırı ışığı kesmek için bir filtre kullanarak güneşin gökyüzündeki hareketlerini yakalamış. Tabii bu yıl boyunca, günün hep aynı vaktinde, aynı noktadan, aynı pozisyonda çekim yaparak mümkün oluyor! Filtre harabelerden gelen ışığı da engellediğinden onlar bu çekimlerde filme yansımıyor. Daha sonra antik harabeleri filtre olmadan ve güneş gökyüzünde değilken çekmiş. Meşakatli bir iş ancak hakkını veriyor.

Tutulemma: güneş tutulmalı analemma

Aşağıda gördüğünüz resim ise Türkiye’den bir astrofotoğrafçının, Tunç Tezel’in kardeşi Cenk Erim Tezel ile beraber çektiği düzünelerce görüntünün birleştirilmesiyle oluşturulmuş 2006 analemması. Bu analemmanın dikkat çekici farkı elbette güneş tutulmasını da içermesi. Resmin sağ altında Venüs parlamakta.

Telif: Tunç Tezen & Cenk Erim Tezel

Tunç Tezel bu analemmayı ‘tutulemma’ olarak adlandırmış.  Bu kelimeyi, analemma ve tutulma kelimelerinin birleşimiyle, kendisi icat ettmiş.

kaynaksolar-center.stanford.edu | spaceweather.com |