Dünya’nın Doğuşu (Earthrise)

Biz dünyada diğer gökcisimlerinin doğuşuna tanıklık ederiz ancak kendi gezegenimizin de bir yerlerde doğuyor olabileceği aklımıza gelmez. Oysa Ay’da Dünya’nın doğuşu izlenebilir.

1968 Noel arefesinde, ilk kez Dünya yörüngesinden ayrılan ayrıca Ay’a ulaşan uzayaracı olan Apollo 8 mürettebatı Ay yörüngesine erişip, Ay’ın görmediğimiz arka yüzünü gören ilk insanlar olduktan sonra Ay ufkunda yükselen Dünya görüntüsüne şahit oldular.

Fotoğraf: Apollo 8 mürettebatından Bill Anders; İşleme ve lisans: Jim Weigang

Yukarıdaki fotoğraf orjinali siyah beyaz olan kaenin renklendirilmiş hali. Astronotlar daha sonra renkli filmle de Dünya’nın fotoğrafını yakaladılar.

Bu heyecanlı anlarda astronotlar arasında şu konuşmalar (tamamen çeviri Türkçesi, idare edin) geçer:

Anders: Aman tanrım! Şurdaki görüntüye bakın! Dünya yükseliyor. Vay, çok güzel.
Frank Borman: Hey, bunu çekme, bu planda yok. (şaka yapıyor)
William Anders: (güler) Renkli filmin var mı, Jim?
Bana hemen renkli film verir misin?
James Lovell: Adamım, bu harika!

Apollo 8’de çekilenler esasen ikinci Dünya’nın doğuşu fotoğrafları. İlki Lunar Orbiter 1 uzayaracı tarafından çekilmişti.

Lunar Orbiter 1 uydusunca yakalanan Dünya’nın doğuşu görüntüsü.

Dünya’nın batışı da Ay’a gönderilen uzayaraçlarında görüntülenmiştir. Aşağıdaki animasyonda Zond 8 uzayaracı tarafından yakalanan “Dünya’nın batışı” görülüyor.

SSCB’nin geliştirdiği Zond 8 uzayaracı tarafından elde edilen fotoğraflarla oluşturulumuş olan “Dünya’nın batışı” görüntüsü.

Peki gelecekteki Ay kolonilerinde de Dünya’nın doğuşu izlenebilecek mi?

Ne yazık ki cevap büyük oranda hayır. Kütleçekim kilidi etkisiyle uydumuzun kendi etrafında dönüş hızıyla, Dünya etrafındaki dönüş hızı eşitlenmiş durumda: Dünya’ya hep aynı yüzünden bakıyor. Yani buradaysanız Dünya’yı hemen hemen sabit biçimde görüyorsunuz. Arka yüzünde ise hiç göremiyorsunuz.

Yalnız yörünge hareketinden ötürü oluşan salınım (librasyon) sonucunda görebildiğimiz yüzünün sınırlarında yer alan 2 dereceye varan bir bölgede Dünya doğup batar. Ancak Ay’ın hareketi yavaş olduğundan bu doğuş-batışlar yaklaşık bir aylık süreye yayılır.

kaynak: earthobservatory.nasa.gov | uzaydanhaberler.com |

Marmara’daki batık ada: Vordonisi

6 Kasım 447: Konstantinopolis şiddetli bir deprem ile sarsıldı. Ağır hasar alan şehirde binlerce insan enkaz altında kaldı ve ardından kıtlık ve salgın baş gösterdi. Depremde surların büyük kısmı da yıkıldı, burçlardan 57’si çöktü.

Büyük bir depremle sarsılana kadar farketmesek de Dünya yüzeyi oldukça hareketlidir. Her gün Dünya üzerindeki farklı yerlerde büyük veya küçük birçok deprem gerçekleşiyor.

Bu hareketliliğin sebebi bizim tek bir parçaymış gibi gördüğümüz yeryüzünün aslında tektonik plakalardan meydana gelmesidir. Bu plakalar alttaki manto tabakasındaki ısı sebebiyle oluşan konveksiyonun etkisiyle hareket ederler. Bu hareketler sırasında da levhaların sınırlarında yeryüzü şekilleri değişir. Hareket görünüşte yavaştır ancak günlük algımızla kolay kolay hissedemediğimiz hız milyonlarca yıllık süreçte muazzam sıra dağların, vadilerin, volkanların vd. oluşmasını sağlar.

Yukarıdaki fotoğrafta ise bu kez 1000 yıl önce zamanın İstanbul’unu etkileyen büyük depremin neticesinde sulara gömülen Vordonisi Adası görülüyor. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’a göre ada birden fazla deprem sonucu zaman içinde deniz seviyesinin altına inmiş.

Daha büyük zaman ölçeğinde baktığımızda İstanbul’daki adalar 4-5 milyon yıllık süreçte Gebze civarından bugünkü konumlarına gelmişlerdir.

Peki yeryüzü levhaların oluşturduğu parçalı yapıda olmasaydı nasıl olurdu? Mars’taki 22 km yükseklikteki Olimpos volkanının yüzeye çıkma fırsatı bulan magmanın çıkış noktası levha hareketinin yokluğundan ötürü değişmediği bu yüzden de şimdiki müthiş büyüklükteki volkanı oluşturabildiği düşünülüyor.

📷: DHA via Sputnik TR

kutup ışıkları: Auroralar

Güneş rüzgarlarıyla gelen yüklü parçacıklar gezegenimizin manyetik alanı tarafından engellenir. Bunların bir bölümü Kuzey ve Güney kutup bölgelerine yönelir. Buralarda atmosferdeki gazlarla etkileşime giren parçacıklar gökyüzünün neon lambalar gibi aydınlanmasına sebep olur. Bu ışıklar kutup ışıkları veya aurora olarak adlandırılır.

Mavi Lagün, İzlanda 🇮🇸 üzerinde kutup ışıkları via @aurorareykjavik

Bunun gibi hızlandırılmış çekimlerde ışıkların gökyüzündeki hareketlerini daha iyi görebiliriz. Fakat şunu da söylemek lazım, bu ışıklar gözünüze fotoğraflardaki kadar parlak ve renkli gözükmezler. Buna rağmen harikadırlar. Tabii sadece auroraları görmek istiyorsanız. Işık kirliliği yarattığı için astronomi gözlemlerinde engel oluşturuyorlar. Her güzelin bir kusuru var.

Auroralar oluştukları kutup bölgesine göre farklı isimlendirilebiliyor. Bizim bulunduğumuz kuzey enlemlerinde Aurora Borealis veya kuzey ışıkları deniliyor. Bizdeki eski ismi şavk-ı şimal. Güney enlemlerinde ise Aurora Australis, güney kutup ışıkları deniliyor. Ancak Kuzey kutup bölgesi yakınlarında daha yoğun yerleşim olduğundan çoğunlukla bu isimlere denk gelirsiniz.

Cam igloda üşümeden aurora seyretme keyfi.

Finlandiya’nın Kakslauttanen kenti, kuzey ışıklarını izleyebileceğiniz ilginç bir otele ev sahipliği yapıyor: İglo Köyü (The Igloo Village) Bu otel hakkında da yazmıştım zamanında: kuzey ışıklarını cam iglolarda izlemek

Farklı gezegenlerde kutup ışıkları

Kutuplar üzerinde oluşan ışıklar elbette yalnızca Dünyamız’a özgü bir fenomen değil. Güneş’in yolladığı parçacıklarla etkileşime girebilecek atmosferi olan her gezegende bu tarz ışıklar oluşmakta. Satürn ve Jüpiter’de oluşan auroralara linklerden göz atabilirsiniz.

Mavi Bilye

7 Aralık 1972 tarihinde Ay’a yolculuk eden Apollo 17 mürettebatı tarafından, 29 bin km öteden fotoğraflanan Dünya. Bu görüntü “Mavi Bilye” (blue mearble) olarak adlandırılan meşhur bir ikondur.

Ay’da yürüyecek son insanları taşıyan bu Apollo seferinde ilk kez uçuş yolu gezegenin güney kutup bölgesinin görülmesine olanak sağlıyordu.

Fotoğraf orjinalinde ters çekilmişti. Buna karşın çoğu zaman insanların alışkanlıklarına uygun olarak kuzey üstte oryantasyonuna uygun olarak sunulur.

Dünya.
Görüntünün orjinal hali. NASA.

Fotoğraf uzayaracının fırlatmasından 6 saat 5 dakika sonra, park yörüngesinden ayrılıp Ay’a giderken çekilmişti. NASA arşivinde resmi olarak  AS17-148-22727 olarak kayıtlı olan fotoğraf 80 mm Zeiss lens takılı 70 milimetrelik bir Hasselblad kamera ile çekilmişti.

Fotoğrafı tam olarak kimin çektiği ise net değil. Bu nedenle NASA uzayaracında bulunan tüm astronotları (Eugene Cernan, Ronald Evans ve Harrison Schmitt) katkı veren kısmında anıyor. Buna karşın yapılan araştırmaya göre Jack Schmitt’in çekmiş olması daha olası.

Apollo 17 Ay’a düzenlenen son insanlı görevdi. O tarihten sonra bir daha hiçbir insan Dünya’yı tam küre haliyle görebilecek kadar gezegenden uzaklaşamadı. Sadece bazı uydular sayesinde küremizi görüntüleyebildik.

Dünya Günü

Mavi Bilye fotoğrafındaki gezegenimizin kırılgan görüntüsü John McConnell’a ilham verir ve onun önerisiyle 22 Nisan 1970 tarihinde Dünya Günü kutlanır. Bu kutlama dünyanın çapında çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla günümüzde de devam ediyor.

1946’da Nazilerin el konulan V2 roketlerinin birine kamera yerleştiren ve bu sayede gezegenimizin uzaydan ilk fotoğrafının çelikmesini sağlayan mühendis Clyde Holliday 1950’de National Geographic’te bir gün Dünya’nın tüm yüzeyinin bu şekilde görüntülenebileceği öngörüsünde bulunmuştu.

İlk yayımlanma: 10 Aralık 2017

Sonbahar ekinoksu

Bugün 23 Eylül, sonbahar ekinoksu; artık astronomik olarak sonbahardayız.

Ekinoks (İng: equinox) latince eşgece/eşitgece anlamına geliyor. Yazın uzun günleri kısala kısala nihayet gece ile eşitlendi. Kısalma en uzun geceyi yaşayacağımız 21 Aralık gününe dek devam edecek.

Ekinokslarda Dünya’nın ekseni Güneş ışınlarına göre dik konumdadır.

Dünya’nın kendi etrafında dönüş ekseni, Güneş etrafında döndüğü yörünge düzlemine 23.4° açı yapar. Eksen eğimi dediğimiz bu özellik sebebiyle yörünge hareketi sırasında ya kuzey ya da güney yarı küresi Güneş’e hafifçe dönüktür. Her iki ekinoks anında ise iki Dünya’nın ekseni Güneş ışınlarına göre dik konumda olur.

Ekinokslarda belli tarihlerden söz etsek de aslında bahsettiğimiz bir anlık olay. Ekinoksta Güneş ışınları Ekvator’a dik düşer, aydınlanma çemberi kutuplardan geçer, Güneş, göksel ekvatordan (Gökyüzünde Ekvator üzerinden geçen hayali çizgi) geçer.

kaynak: timeanddate.com |