NGC 521

NGC 521, Balina takımyıldızı sınırlarında bulunan, SBbc tipi çubuklu sarmal galaksidir. William Herschel tarafından 1785 yılında keşfedilmiştir.
Herschel keşfi sırasında 47,5 cm çaplı bir aynalı teleskop kullanmıştı. Gördüğünüz fotoğrafı ise Arizona Üniversitesi’ne bağlı gözlemevindeki yaklaşık 81 cmlik bir teleskoba bağlı bir CCD algılayıcılı kamera ile çekilmiş.

Bu uzak galaksinin görünür parlakılığı 11.7 kadirdir.

kaynak: tr.wikipedia | arizona.edu |

Mavi Bilye

7 Aralık 1972 tarihinde Ay’a yolculuk eden Apollo 17 mürettebatı tarafından, 29 bin km öteden fotoğraflanan Dünya. Bu görüntü “Mavi Bilye” (blue mearble) olarak adlandırılan meşhur bir ikondur.

Bu Apollo seferinde ilk kez uçuş yolu gezegenin güney kutup bölgesinin görülmesine olanak sağlıyordu.

Fotoğraf orjinalinde ters çekilmişti. Buna karşın çoğu zaman insanların alışkanlıklarına uygun olarak kuzey üstte oryantasyonuna uygun olarak sunulur.

Silverado Galaksisi – NGC 3370

İçinde bulunduğumuz Samanyolu gökadamız da milyonlarca ışık yılı uzaktan buna benzer biçimde görülüyor olabilir.

Aslan (Leo) takımyıldızı sınırlarında bulunan Silverado Galaksisi Sarmal (spiral) gökada olup  Samanyolu’na benzer bir çapa sahiptir: yaklaşık 100 bin ışık yılı. Bizden 98 milyon ışık yılı uzakta yer alan Silverado’nun görünür parlaklığı 12.3 kadir seviyesindedir. Sahip olduğu toplam kütle 100,000,000,000 Güneş kütlesine eşittir.  Sıfırları saymak zor olduysa 1011 ‘de diyebiliriz. Zayıf tanımlanmış çekirdeğini karmaşık bir saraml kol yapısı sarar.

Silverado, NGC 3370 ve UGC 5887 katolog numaralarıyla da anılır. William Herschel tarafından keşfedildiği kabul edilmekte.

Hubble Uzay Teleskobu ile elde edilen görüntüsü o kadar keskindir ki kimi yıldızları ayırt edebilir. Sefe değişke yıldızlarının iyi gözlenebilmesi sayesinde uzaklığı da oldukça kesin biçimde hesaplanabilmiştir.

14 Kasım 1994 tarihinde NGC 3370’de, tip Ia sınıfı bir süpernova (üstnova) olan SN 1994ae gözlemlendi. SN 1994ae, modern sayısal algılayıcılar kullanılmaya başladıktan sonra karşılaşılan en yakın ve en iyi gözlemlenebilen süpernovalardan biri oldu.

NGC 3370’in uzaklığının keskin ölçümü sayesinde SN 1994ae üstnovası bir standart mum olarak tanımlanmış, daha uzaktaki üstnovaların gözlem verilerinin de eklenmesiyle evrenin genişleme oranını ortaya çıkarmakta bilim insanlarına yardımcı olmuştur.

Solda 1994 yılında bir yer teleskobu ile çekilen yıldız patlaması görüntüsü, sağda ise Hubble Uzay Teleskobu’nun 2003 yılında çektiği görüntü var. Galaksinin Samanyolu boyutlarında olduğunu düşünürsek bir yıldız patlamasının gücü hakkında daha rahat fikir yürütebiliriz.

kaynak: wikipedia | bulutsu.organnesastronomynews.com |

Messier 56 (M56 – NGC 6779)

Çalgı takımyıldızı yöresinde bulunan küresel yıldız kümesidir. Charles Messier tarafından 19 Ocak 1779 yılında keşfedildi. Dünya’dan uzaklığı yaklaşık 32.900 ışık yılı, genişliği ise 84 ışık yılıdır. Kümenin toplam kütlesi Güneş’in 230 bin katıdır.

Galaksi merkezine 9.5-9.8 kilo parsek (kpc) uzaklıkta, galaktik düzlemin ise 1.5 kpc üzerinde Samanyolu’nun dönüşüne ters biçimde hareket eder. Bu ters hareketten ötürü eski bir cüce gökadanın Samanyolu ile birleşmesi sırasında ortaya çıktığı düşünülmekte. Messier 56’nın tahmini yaşı 13,7 milyar yıldır.

Nasıl gözlemlenir?
Çalgı’nın köşegeninde Vega’nın karşı ucundaki yıldız olan Sulafat (γ Lyrae) ile Kuğu takımyıldızın’daki Albireo (β Cygni) arasında kalmaktadır. Gökyüzünde 8.8 arc dakikalık bir alan kaplar. Bulunduğu bölge bakımından Çalgı’daki M57, Halka Bulutsusu’na yakın sayılır.

Halka Bulutsusu (M57) nasıl gözlenir?

Roberto Mura,
via Wikipedia

Çalgı takımyıldızında yer aldığından ötürü en iyi gözlem zamanı elbette yaz ayıdır.

En parlak yıldızı 13. kadirdedir. En parlak 25 yıldızının parlaklık ortalaması ise 15.31 kadirdir.  M56’nın görünen parlaklığı ise 8.3 kadirdir. Fazla parlak olmadığı için M56 dürbünler için oldukça zorlu bir hedef olacaktır. Parlak veya büyük bir hedef olmadığından karanlık bir gökyüzüne ihtiyaç var. Güç de olsa 50-80 mm dürbünler ile flu bir yıldız biçiminde farkedilmesi uygun koşullarda mümkün.

10 cm çaplı bir teleskop ile ışık topu biçiminde görülebiliyor ancak detaylar bu çözünürlükte açığa çıkmaz. Yıldızlarının fark edilebileceği aha detaylı bir gözlem için 20 cm (8 inç) çaplı bir teleskop önerilir.

Messier 56 ve ona görece yakın konumda bulunan Messier 57 (Halka Bulutsusu).
Görsel Wikisky via messier-objects.com

Messier 56’nın keşif tarihçesi

İlk olarak 19 Ocak 1779’da Charles Messier’in fark edip “yıldızsız bulutsu” notuyla katoloğuna kaydettiği Messier 56 yıldız kümesinin yıldızlara sahip olduğunu  William Herschel keşfetti. Herschel M56’yı “4 ya da 5 dakika çapa çok sıkışmış küçük yıldızların küresel kümesi” olarak tanımlamış.

John Herschel cismi 1825 yılında h 2036 adıyla, daha sonra ise Genel Katalok’a GC 4485 ismiyle kaydediyor.

kaynak: wikipediamessier-objects.com |

Jüpiter’in bulutları

fırtına kuş bakışı görünüm.

Tanrıyı bilmenin en iyi yolu pek çok şeyi sevmektir

der ünlü ressam Vincent van Gogh. Girdap gibi birbirleri içine giren bu renkler ilk bakışta andırsa da ressamın tablosundan bir kesit değil. Ancak dediği gibi sevilmeyi hakeden güzelliğiyle Jüpiter’in devasa fırtınalarından birine ait.

Fırtına saat yönünün tersine dönmekte. Bulutlar ise birden fazla yükseklik katmanına dağılmışlar. Açık renkliler daha yüksekteyken daha koyu renkliler daha derindeki katmanlarda dolaşmakta. Fırtınanın parlak kolları içinde daha küçük bulutların bir kısmı resmin sağ tarafında gölgeler oluşmasına neden oluyor. Güneş ışınları soldan gelmekte.

Gaz devi Jüpiter ile Dünya’nın karşılaştırması

NASA’nın Juno uzayarcı tarafından, hedef gezegene 9. yakın geçisi sırasında çekilen fotoğraf Jüpiter’in kuzey yarıküresinden bir kesiti göstermekte. 24 Ekim tarihinde gezegenden 10.108 km uzaklıktan elde edilen görüntüde her piksel 10.6 km genişliğinde bir yüzeye denk geliyor.

Juno uzayaracı üzerindeki JunoCam isimli kamera ile elde edilen ham görüntü verileri JunoCam ağ sayfasına yüklenmekte. Dileyenler bu görüntüleri işliyorlar. Bu görüntüyü işleyip renklendirenler ise Gerald Eichstädt ve Seán Doran isimli gönünlüler olmuş.

Canlı renkli bulutlar ve gölgelerin genişlik ve uzunlukları 7-12 kilometre arasında değişmekte. Kuzey yarıküredeki bu bulutlar Juno’nun görütülediği diğer küçük bulutlara benzemekteler. NASA araştırmacıları hem küçük hem de büyük bulutların amanyok kristallerinin yukarı akımından oluştuğunu düşünüyorlar. Muhtemelen su buzu kristalleri ile karışık haldeler.

kaynak: NASA | space.com

Yıldızlı Gece – Vincent van Gogh

 

Miraç ve ‘hayaleti’ NGC 404

Miraç (Mirach) veya beta Andromedae, Andromeda takımyıldızı sınırları içinde bir kırmızı dev. 200 ışık yılı uzağımızda yer alan bu yıldızın görünür parlaklığı +2.01 ile +2.10 arasında değişmekte ve şüpheli yarı düzenli değişen yıldız olarak sınıflandırılmaktadır.

Miraç gökyüzünde Andromeda Gökadası‘nı bulmak için kullandığımız yıldızlardan biridir. Miraç’ı Kanatlı At’ın (Pegasus/Tulpar) Büyük Kare’sinden kuzeydoğuya baktığınızda Andromeda takımyıldızının en parlak üç yıldızının sıralandığını görürsünüz. Ortadaki Miraç’tır. Daha sonra Miraç’tan yukarı doğru çıkarak M31, Andromeda Gökadasını bulabilirsiniz.

Mirach (Miraç) adı Arapça örtü, kuşak, peştemal anlamındaki mi’zâr kelimesinin Avrupa dillerine yanlış çevrilmesiyle ortaya çıkmış. Gerçekten de beta Andromedae tasvirlerde yıldızı Zicirli Prenses’in (Andromeda) kuşağına denk gelir.

Miraç ve ‘hayaleti’ NGC 404 (sol üstte)

NGC 404: Miraç’ın Gölgesi

NGC 404 gökadası Miraç ile çok yakın görünümdedir. Gökyüzünde aralarında yedi yay-dakika açıklık vardır. Parlak Miraç’ın dibinde, sönük ve puslu görünümü sebebiyle “Miraç’ın Hayaleti” olarak ün salmıştır. Samanyolu’nun uydu gökadalarından Küçük Magellan Bulutu’ndan daha küçük olan NGC 404 bizden 10 milyon ışık yılı uzaktadır ve Yerel Küme galaksilerindendir.

Diğer erken tip galaksilerin aksine çok miktarda nötral hidrojene sahiptir. Hidrojenin çoğu etrafındaki bir çift büyük halkada barınır. Merkezinde ve dış bölgelerinde yıldız oluşumu gözlemlenir.

Hidrojen miktarı ve yıldız oluşum özellikleri gökbilimcilere NGC 404’ün daha küçük gökadalarla kabaca 1 milyar yıl içinde bir veya daha fazla birleşme gerçekleştirdiğini düşündürüyor. Birleşmeden öncei şimdiki mercimek şeklinin aksine sarmal bir galaksiymiş.

yararlanılan kaynaklar: Mustafa Pultar, Yıldız Adları Sözlüğü | gokyuzu.org | tr.wikipedia.org/wiki/Miraç | en.wikipedia.org/wiki/NGC_404 |

Andromeda Gökadası (Messier 31 / NGC 224)

Andromeda’ya hızlı bir bakış:

  • Andromeda (Zincirli Prenses) burcunda
  • sarmal gökada
  • 220 bin ışık yılı genişlikte
  • 2.54 milyon ışık yılı uzaklıkta
  • 1.230 milyar güneş kütlesinde
  • 1 trilyon civarında yıldızı var

Tüm derin uzay cisimleri içersinde görülmesi en çok heyecan uyandıran cisim herhalde herkes için Andromeda Gökadası’dır. Samanyolu‘nun uyduları olan cüce gökadaları saymazsak, bize en yakın komşu galaksidir. Adını aldığı Andromeda (Zincirli Prenses) takımyıldızı içinde, bizden 2.54 milyon ışık yılı uzaklıkta yer alır. Çok yakın; gerçekten.

Ve gittikçe yaklaşıyor!

Her saniye iki gökada birbirlerine 100-140 kilometre yaklaşmaktalar. 4.5 milyar yıl kadar sonra ikili birleşerek yeni ve daha büyük bir gökcismi oluşturacak. Oluşacak yeni gökada Milkomeda (İngilizce Milkyway ve Andromeda’nın birleşimi) olarak adlandırılıyor. Kabul edelim, kötü bir isim.

Andromeda’nın bize yaklaştığını ilk fark eden Edwin Hubble oldu. Hubble 1929’da, bize uzak galaksilerin tayflarını incelediğinde kırmızıya kayma fark etti. Bu gökadaların bizden uzaklaştığının bir işaretidir ve bu durum evrenin genişlemesiyle ilişkili. Hubble Andromeda’nın tayfında ise kırmızıya değil maviye kayma tespit etti; yani bize yaklaşıyordu.

Bilim insanları 2012’de, adını Edwin Hubble’dan alan Hubble Uzay Teleskobu’nun 2002-2010 yılları arasındaki Andromeda verilerini inceledikten sonra iki galaksinin birleşmesinin kesin olduğu sonucuna vardılar.

İki farklı sarmal gökadanın birleşmesiyle ortaya çıkan NGC 2623 gökadası. Andromeda-Samanyolu birleşmesinin sonuçları da buna benzeyecek.

Andromeda ve Samanyolu’nun biraraya gelmesi internette kimi zaman çarpışma olarak anılsa da olacak şey esasen bir birleşme. Bilim insanları aradaki muazzam boşluklar sebebiyle yıldızların birbiri ile çarpışmasını çok düşük bir ihtimal olarak görüyorlar. Bahsettiğimiz birleşme yüz milyonlarca yıl sürecek, iki gökada yekpare hale gelene dek defalarca kez iç içe geçip ayrılacaklar.

Aşağıdaki videoda Samanyolu ve Andromeda’nın birleşme simülasyonu görülüyor:

Andromeda’nın yapısı

260 bin ışık yılı genişliği ile (Samanyolu’nun 2.5 katından fazla) 1 trilyondan fazla yıldız barındıran Andromeda, yakınımızdaki bir dizi galaksiden oluşan Yerel Küme‘nin en büyük gökadası olsa da bilim insanları Samanyolu’nun içerdiği karanlık madde yüzünden daha büyük kütleli olduğunu düşünmekteler.

Andromeda bir sarmal (spiral) gökada; yakınlığından ötürü sarmal gökadaların evrimini incelemek açısından astronomlar için oldukça önemli bir gözlem hedefi. Yakınında bulunan yoldaş gökadalar M32 ve M110 ile girdiği kütleçekimsel etki sebebiyle sarmal kolları biraz eğrilik göstermekte.

Andromeda’nın her biri çok kalabalık olan iki gökada çekirdeği var ve merkezinde en azından bir tane süper kütleli kara delik sakladığı düşünülüyor. NASA’nın Chandra X-ışını Gözlemevi‘nden (uzay teleskobu) elde edilen veriler ile 35 kara delik adayı belirlenmiş. Bu olası adayların 28’i Andromeda’nın dış bölgesinde bizim gördüğümüz tarafta bulunuyor; yedisi ise gökada merkezine sadece 1000 ışık yılı uzaklıkta.

M31 Nasıl Gözlenir?

Dediğim gibi, Andromeda gökyüzünde görebileceğiniz en harika nesnelerden biri. İzlemesi de oldukça kolay. Yeterince karanlık bir ortam bulursanız çıplak gözle bile ayırt edebilirsiniz. 2.54 milyon ışık yılı uzaklıktaki Andromeda çıplak gözle görebileceğiniz en uzak cisimdir.

Tom Buckley tarafından oluşturulan bu birleşik resimde Andromeda Gökadası’nın Ay kadar parlak olsaydı gökyüzünde nasıl görüleceği gösterilmiş.

Andromeda gökyüzünde 3 dereceyi dolduryor. Ay’ın çapı ise 0.5 derece. Yani gökada kabaca 6 dolunaylık alan kaplıyor. Bu yüzden gözlem için en iyi seçenek geniş açılı görüş sağladığı için dürbündür. Eğer teleskop kullancaksanız en geniş açıyı (en az büyütme)  veren göz merceğini seçmekte var. Zira büyütme herhangi bir ayrıntı sağlamadığı gibi hedefin tamamını görememenize neden olur.

Yaz ve kış aylarında da Andromeda’yı izleyebilirsiniz ancak gökyüzünde tepe noktasına yakın konuma daha erken geldiğinden sonbahar gözlem için daha uygun. Andromeda’yı gözlemlemek için eylül sonu ekim ortası en iyi dönem.

Andromeda’yı Kraliçe’den doğru bulma adımları.

Andromeda Gökadası’nı gökyüzünde bulmak için Kraliçe (Cassiopeia) takımyıldızını kullanabilirsiniz. Kraliçe’nin parlak yıldızların oluşturduğu ‘W’ şeklini seçmek oldukça kolay. Daha sonra yapmanız gereken Kraliçe’nin güneydoğusunda Andromeda takımyıldızının bir çizgi üzerinde sıralanmış 3 yıldızını bulmak. Ortadakinin (Miraç) üzerinde sıralanan iki yıldızı bulun. Andromeda en üstteki yıldızın üzerinde kalıyor.

Andromeda’yı bulmak için Pegasus’u kullanmak

Andromeda takımyıldızını Pegasus takımyıldızının Büyük Kare’sini kullanarak da bulabilirsiniz. Kanatlı At’ın (Pegasus/Tulpar) Büyük Kare’sinden kuzeydoğuya baktığınızda Andromeda takımyıldızının en parlak üç yıldızının sıralandığını görürsünüz. Ortadaki Miraç’ı (beta Andromedae) tespit ettikten sonra yukarıda tarif edilen şekilde M31’i bulabilirsiniz.

Andromeda’nın Keşfinin Tarihçesi

El Sufi’nin “Sabit Yıldızların Kitabı” eserindeki Andromeda Takımyıldızı tasfiri. Andromeda Gökadası ‘balığın’ ağzının hemen ucunda görülüyor.

Andromeda ilk defa Farsi astronom Abdul el-Rahman es-Sufi (Rey 903 – 986 Şiraz) tarafından 964 yılında “küçük bulut” olarak Sabit Yıldızların Suretleri Kitabı‘nda kayda geçiriliyor. İshafan’daki Persli astronomlarca 900’lerin başından beri biliniyor olmalı.

1500 yılında bir Hollanda yıldız haritasında görülüyor. 1764 yılında Charles Messier tarafından M31 koduyla kataloğa ekleniyor. Teleskopla ilk gözlemi Alman astronom Simon Marius yapıyor. Bu dönemde M31 yanlış bir şekilde bulutsu olarak nitelendiriliyor. 20. yüzyılın başına kadar Samanyolu’nun tüm evreni kapsadığı düşünülüyordu. Ayrı gökadalar fikri henüz spekülasyon boyutundaydı. 18. yüzyılda bazı filozoflar ayrı yıldız sistemleri fikrini öne sürmüşlerdi. Bu fikrin öncüleri Emanuel Swedenborg, Thomas Wright ve “Evren Adaları” tanımlamasıyla en meşhurları  Immanuel Kant’tı. Ancak bu fikirleri destekleyecek gözlemler henüz ortada yoktu. Bu sebeple komşumuz, Samanyolu içindeki bir “sarmal bulutsu” sanılıp Büyük Andromeda Bulutsusu olarak anılıyordu.

1864’de Sir William Huggins bulutsuların tayflarındaki emisyon çizgilerini inceleyerek iki temel bulutsu çeşidi olduğu sonucuna vardı: ışığı yansıtan gazlardan oluşan bulutsular ve yıldız kümelenmeleriyle oluşanlar. Bu sonuncusu elbette bugün gökada dediğimiz şeylerdi.

Isaac Roberts 1887’de Andromeda ‘Bulutsusu’nu ilk defa fotoğrafladı.

1922’de Edwin Hubble Andromeda’da ilk Cepheid değişken yıldızını keşfederek “bultusunun” Samanyolu’nun dışında olduğunu buldu. Ancaki o tarihte henüz iki Cepheid sınıfından haberdar olmadığı için mesafe ölçümü yanlıştı. 1929’daki çalışmasında Andromeda “Bulutsusu”nu galaksiötesi yıldız sistemi olarak  tanımladı.

kaynaklar:

 

 

NGC 2623: Gökada birleşmesi sonucu oluşan yeni galaksi

NGC 2623 (ya da Arp 243), Yengeç takımyıldızı sınırları içinde, bizden yaklaşık 250 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan bir sarmal gökadadır. 19 Ocak 1885 tarihinde Édouard Jean-Marie Stephan tarafından keşfedilmiştir. NGC 2623 alışılmaıdk şeklini, iki ayrı sarmal gökadanın çarpışıp ardından birleşmesi sonucunda aldı.

ESA/Hubble & NASA

NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu’nun çektiği NGC 2623 görüntüsü bize iki gökadanın çarpışmasının neye benzediğini gösteriyor. İki sarmal gökadanın birleşmesiyle oluşan NGC 2623, bilim insanlarının araştırmalarından çıkan sonuca göre tek bir gökada çekirdeğine sahip; yani birleşme büyük ölçüde tamamlanmış durumda.

Bu şiddetli karşılaşma sırasında iki gökadanın sahip olduğu gaz bulutlarının harekete geçerek sıkışmasına neden olmuş, bunun sonucunda da yıldız oluşumu artmıştır. Aktif yıldız oluşumları görüntüde mavi lekeler ile işaretlenmiş. Yıldız oluşum bölgeleri hem merkezde hem de ortalama 50 bin ışık yılı uzunluktaki kavisli kuyruklarında görülüyor. Gökada birleşmelerinde görülen ve kütleçekim etkileriyle (galaktik gelgit) oluşan bu kuyruklara gelgit kuyrukları denilmekte.

Galaksimiz Samanyolu da yakın komşumuz Andromeda ile 4.5 milyar yıl kadar sonra birleşirken buna benzer şekilde gözükecek.

kaynakscitechdaily.com  | wikipedia.org

 

 

Satürn’ün altıgen fırtınası

Satürn’ün kuzey kutbundaki devasa altıgen yapı ilk olarak 1988’de, NASA’nın Voyager sondalarının 1980 ve 1981 yıllarında Satürn’den yakın geçişleri sırasında elde ettiği verileri inceleyen bilim insanlarınca keşfedildi. Gezegenin atmosferindeki bu garip oluşumun varlığı, yıllar sonra Satürn’e ulaşan Cassini uzayaracı ile teyit edildi.

Satürn’ün kuzey kutbundan, 78° kuzey enlemine kadar uzanan devasa altıgen yapının Güneş Sistemi’nde bir eşi daha görülmüş değil. Altıgenin her kenarı yaklaşık 13,000 km uzunlukta; Dünya’nın çapının 12,700 km olduğunu düşünürsek, İçine rahatça 4 Dünya’nın sığabileceği bu eşsiz atmosferik fenomenin boyutları daha iyi anlaşılabilir.

Satürn’ün altıgeni ile Dünya’nın boyutlarının karşılaştırması. (Bkz: Satürn – Dünya karşılaştırması)

Bu altıgen fenomene benzer bir şey daha önce hiçbir gezegende görülmemişti. 32,000 kilometre genişlikteki yapının, Satürn’ün kuzey kutbuna denk gelen merkezinde büyük bir fırtına gözü var. Onun çevresinde daha küçük girdaplar altıgene ters yönde dönmekteler. Bu küçük girdaplar da esasen 3500 km çapa erişebilmekte: Dünya’daki en büyük fırtınaların iki katı.

Dünya’daki büyük fırtınalar bir hafta içinde son bulurken, bu fırtınalar yıllardır hatta yüz yıllardır devam etmekte. Bilim insanları bunu Satürn’de fırtınaların enerjisini Dünya’daki gibi sürtünme yoluyla katı yüzeye aktaramamasına bağlıyor.

Satürn altıgeninin merkezindeki fırtınanın gözü.
Merkezdeki fırtınanın gözü (fotoğrafta gerçek olmayan renklerle gözüküyor) 2,000 km genişlikte ve bulutların hızı saatte 530 kilometreyi buluyor.

Voyager ve Cassini’nin bulut gözlemleri sayesinde Satürn’deki rüzgar hızlarını biliyoruz. Voyager ve Cassini gözlemleri arasında hız farkı var bu fark. Voyager daha hızlı rüzgarlar ölçmüştü. Bunlar yukarıda kesikli çizgiler ile gösterilmiş. En hızlı esen rüzgarlar gezegenin ekvator bölgesinde görülüyor. (şekilde 0 noktası ekvatoru ifade ediyor) Ekvatordan ilerledikçe batı ve doğu yönünde ilerleyen jet akıntılarına rastlıyoruz.

Ana Aguiar ve ekibinin yaptığı çalışma önemli olanın rüzgarların hızı değil, hızlar arasındaki fark olduğunu gösteriyor. Satürn atmosferinde birbirine komşu rüzgarlar arasında yukarıda göreceğiniz gibi büyük farklılıklar var. Bu farka akışkanın düzensiz davranışları, dahili dalgalar, hortumlar ve anaforlar sepep oluyor. Rüzgar hızı grafiğinde 78. kuzey enlemi civarı yüksek ve düşük hızların en dar alanda en sık görüldüğü bölge. Aguiar ve ekibine göre Satürn’ün garip atmosfer özelliği için burası bu nedenle uygun bir nokta.

Aguiar ve ekibi çalışmalarında rüzgar hızındaki aşırı farkların yüksk enlemdeki jetin dalga hareketi oluşturabileceğini ve gezegeni çevreleyen tam altı dalganın altıgeni nasıl kuracağını gösteren bir matematiksel modeli gözden geçirmiş. Bu dalga jet akımlarıyla tam olarak aynı hızda yayılır. Bunun anlamı altıgenin Satürn’ün dönüşüne göre neredeyse durağan gözükeceğidir. Dahası, ekip güney kutbu yakınında gözlenen rüzgar koşullarının kuzey kutup bölgesindekilerden yeterince farklı olduğunu gösteriyor.Bu, güney kutbunda altıgen oluşmadığı için araştırmacıların modelinin doğruluğunu destekleyen bir durum.

Telif: Ana Aguiar

İşin deney kısmında 10 cm derinliğinde ve 60 cm genişliğinde dönebilen bir tank hazırlamışlar. Tank, içinde bulunan bir kapak sayesinde eşmerkezli bölümlere ayrılmış. Kapağın içini ve tankın tabanını tankın dış kenarına göre farklı devirlerde döndürebiliyorlar. Bu sayede Satürn atmosferindeki hız farkları taklit edilebilmekte. İki diskin göreli hızlarına (birbirleriyle olan hız farkına) bağlı olarak farklı şeyler meydana gelmekte. Düşük göreli hızlarda farklı bir durum meydana gelmezken, göreli hız, dolayısıyla hız farkı arttığında iki disk arasında bir sınır oluşmaya başlıyor.

Koşullara göre, dalgalar düzensiz bir hale evriliyor ya da bazen son derece stabil duruma geçiyorlar. Dönme eksenini çevreleyen 2 ile 8 arasında dalga olabiliyor ancak oldukça geniş bir deney parametresi aralığında 6 adet dalga, yani bir altıgen üretiyorlar.

kaynakplanetary.orgbulutsu.orgastronomidiyari.com |

çift yıldızlar (ya da gökyüzünde yalnız gezmez yıldızlar)

“Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar
yeryüzünde sizin kadar yalnızım”

Sanat Güneşi’miz tek olabilir ancak çoğu yıldız yalnız değildir. Gökyüzünde tek bir noktaymış gibi gördüğümüz yıldızların yaklaşık 5’te 4’ü iki veya daha fazla yıldızdan oluşan sistemlerdir. Bunların çoğunluğunu birbiri etrafında hareket eden çift yıldızlar oluşturur. Üç ve daha fazla yıldızdan oluşan sistemlere ise çoklu sistem denilmekte.

Çift yıldız (double star) çoğunlukla ikili yıldız (binary star) terimiyle aynı anlamda kullanılır; buna karşın çift yıldızlar kimi zaman optik çift yıldız da olabilirler. Bunlar gökyüzünde çok yakın konumda gözükürler ancak gerçekte birbirleri ile alakaları yoktur.

Çift yıldızların tarihi

Çift yıldız terimini ilk defa Claudius Ptolemy Yay burcundaki Nu Sagittarii‘nin yıldızları olan υ1 ve υ2 Sagittarii (Yunanca υ harfi nü olarak okunuyor) için kullanıyor. Bu kardeş yıldızlar gökyüzünde birbirlerinden 0.23° ayrık gözükür. Nu Sagittarii eskiden Arapça “Okçunun Gözü” anlamına gelen Ain al Rami olarak anılıyordu.

Yay Burcu içindeki Nu Sagittarii çift yıldızı.
Telif: 2014 Jerry Lodriguss

İlk kez teleskopla çift yıldız gözlemi yapan kişi ise İtalyan gökbilimci Giambattista Riccioli. Galileo’nun öğrencisi olan Riccioli 1643 yılında Mizar’ın çift yıldız olduğunu keşfediyor.

1803 ylına gelindiğinde ise Britanyalı astronom William Herschel bir çiftin birbirine göre hareketini gösteren ilk gözlemleri yaptı. Ünlü astronom 700 kadar çift yıldızı kataloglamayı başardı.

Çift yıldızlar neden önemli?

Birbirleriyle etkileşimlerinden ötürü çift yıldızlar yalnız yıldızlara göre daha fazla bilgi sunarlar. Örneğin kütle parametresi yıldızların evrimini anlayabilmemiz açısından önemlidir ve bir gökcisminin kütlesini bu cismin başka bir gök cismi ile olan çekim etkisiyle hesaplayabiliriz.

Çift yıldız sınıflandırması

Çift yıldızlar şu şekilde sınıflandırılır:

– Görsel Çiftler
– Astrometrik Çiftler
– Tayfsal Çiftler
– Örten Çiftler

Görsel Çift Yıldızlar

Teleskopla baktığımızda ayrı ayrı görebildiğimiz çiftlerdir. Kütlesi büyük olan baş yıldız diğeri ise yoldaş yıldız olarak adlandırılır. Bu çiftlerden en ünlüsü Büyük Ayı takımyıldızının kepçeye benzer şeklinin sapının ortasında görülen Mizar-Alcor çiftidir. Eski zamanlarda askerlerin gözünün bu çift ile sınandığı (muhtemelen okçuluk için) rivayet edilir.

Büyük Ayı takımyıldızının geniş açılı görüntüsünde, “Büyük Kepçe” şeklinin sapının ortasında birbirine çok yakın konumda Mizar – Alcor çifti görülüyor.

Astrometrik Çift Yıldızlar

Görünen Sirius A yıldızı, bir beyaz cüce olan Sirius B’nin kütle çekim etkisi sebebiyle yalpalıyor.

Astrometrik çift yıldızlara teleskopla baktığımızda dahi tek bir yıldız gibi görülürler. Buna karşın göremediğimiz yıldızın kütleçekimsel etkisi sayesinde görebildiğimiz yıldızın hareketlerinde zaman içinde tek bir yıldızdan beklenmeyecek değişimler olur. Bu değişimin ölçülmesiyle (bkz: astrometri) göremediğimiz yıldızın varlığını ortaya çıkarabiliriz.

Astrometrik çiftlere örnek olarak Sirius A ve Sirius B yıldızlarını verebiliriz. Sirius A düz bir doğrultuda hareket edeceğine, bir beyaz cüce olan yoldaşı sebebiyle zamanla eğilen bir rotada ilerler.

Astrometri (gök ölçüm): gökbilimin, gök cisimlerinin konum ve hareketlerini hesaplamayı konu edinen dalı. Gök cisimlerinin pozisyonlarını, hareketlerini ve aralarındaki mesafeyi ölçme işleri astrometrinin ilgi alanına giriyor.

Tayfsal Çiftler

Bunlar da birbirlerine çok yakın olduğundan teleskoplarla bile tek yıldız şeklinde görülürler. Birbirlerine yakın olduklarından yörünge hızları büyüktür. Tayflarının incelenmesi ile ortaya çıkarılırlar. Bunun için yıldızların yörünge düzlemlerinin bizim bakış doğrultumuzla dik gelmemesi gerekiyor. Yıldızların hızlarından ötürü tayfları, hareket ettikleri yöne bağlı olarak kırmızıya veya maviye kayar. (Dopler Etkisi)

Eğer yıldızlardan biri daha parlaksa onun tayf çizgileri görülür, yoldaş yıldızın hareketine bağlı olarak bu çizgiler spektrum üzerinde yalpalar. Eğer iki yıldız birbirine yakın parlaklıktaysa ikisinin de tayf çizgileri görülür ve bunlar ters yönde hareket ederler.

Örten Çiftler

Eğer çift yıldızın yörünge düzlemini sıfıra yakın açı ile tam kenardan görüyorsak, yıldızların yörünge hareketi sırasında oluşan örtülme veya tutulmaları gözlemleyebiliriz. Bu örtülmeler sırasında çiftin görünür parlaklığı iki defa azalır.

Örten çiftin yörünge hareketi sırasında Dünya’dan yapılan gözlemlerde örtülmeler sırasında parlaklık değişimleri görülür.

Parlaklık profilinin (üstteki grafik) daha şiddetli düştüğü durum birinci minimum, daha zayıf düşüş ise ikinci minimum olarak adlandırılır.

kaynaklar, ileri okumalar: acikders.ankara.edu.trastronomy.ege.edu.tr | wikipedia | space.com | gokbilgi.blogspot | ganymede.nmsu.edu/tharriso  |