NGC 4631: Balina Gökadası

Balina Gökadası (NGC 4631). Michael Sherick

NGC 4631 büyük ve güzel bir sarmal gökadadır. Kenarından gördüğümüz bu gökada, iyi çalışılmış kuzey takımyıldızı Av Köpekleri (Canes Venatici) yöresinde, yalnızca 25 milyon ışık yılı uzaklıkta yer alır. Galaksinin hafifçe çarpık kama şekli, bazılarının aklına kozmik bir ringa balığını, bazılarına ise popüler takma adını, “Balina Gökadası”nı getirir. Her iki durumda da, kendi Samanyolumuza benzer boyuttadır. Bu keskin renkli görüntüde, gökadanın sarımsı çekirdeği, koyu renkli toz bulutları, parlak mavi yıldız kümeleri ve kırmızı yıldız oluşum bölgeleri kolayca görülebilmektedir. Yoldaş bir gökada olan küçük eliptik NGC 4627, Balina Gökadasının hemen üzerinde bulunuyor. Derin görüntülerde görülen soluk yıldız akıntıları, uzak geçmişte Balina ile tekrarlanan çarpışmalarla bozulan küçük yoldaş gökadaların kalıntılarıdır. Balina Gökadasının, X-ışınlarında parlayan bir sıcak gaz halesi fışkırttığı da bilinmektedir.

kaynak:
Astronomy Picture of the Day – 2022 October 6

Europa

Europa, Jüpiter’in Galileo Uyduları olarak anılan dört büyük uydusunun en küçük olanıdır. Gezegenine yakınlık bakımından ise Jüpiter’in bilinen 80 uydusu içinde 6. sırada bulunuyor.

Jüpiter’den 670,900 km ortalama uzaklıktaki Europa’nın dolanım süresi 3 gün 13 saat 13 dakika (3,551 gün). Galileo uydularının hareketleri küçük bir teleskop veya 20x büyütme gücündeki sabit bir dürbünle ile rahatlıkla izlenebilir. Orta boy bir teleskopla zaman zaman Jüpiter üzerine düşen gölgelerini de fark edebilirsiniz.

Ortalama çapı 1560.8 km olan bu uydu bizim Ay’ımızdan biraz daha küçük bir cisimdir. Bu görselde Jüpiter’in dört büyük uydusu ile Dünya ve Ay’ın boyutlarını orantılı şekilde gösteriliyor:

Galileo uyduları ile Dünya ve Ay'ın boyutlarının karşılaştırması
Galileo uyduları ile Dünya ve Ay’ın boyutlarının karşılaştırması

Dışarıdan baktığımızda -220 derecelik yüzey sıcaklığı ile donmuş bir dünya ile karşılaşırız. Yüzeyinin altında ise 100 km derinlikte tüm küreyi saran bir okyanus olduğu düşünülüyor. Su ile kaplı olması Europa’ya yaşam barındırma potansiyeli veriyor. Eğer hali hazırda bir canlılık yoksa bile günün birinde bir insan kolonisi için uygun bir yerleşim yeri olabilir.

Gözlem tarihçesi

Europa, 8 Ocak 1610 tarihinde Galileo Galilei tarafından keşfedildi. Jüpiter’in en büyük dört uydusu, Io, Europa, Ganymede ve Callisto keşfedildi. Bu dört uydu kaşiflerinin adıyla, Galileo Uyduları olarak isimlendiriliyor.

Uydunun yüzeyine dair ilk bilgiler modern çağ astronomlarından Gerard Kuiper tarafından yapılan araştırmalarla sağlanmış ve kabuğunun su buzundan oluştuğu ortaya çıkmıştır. 1970’lere gelindiğinde Pioneer ve Voyager uzayaraçlarının yaptığı yakın geçişlerde yapılan gözlemler çok daha fazla bilgi sağladı. Bu çalışmalarla Kuiper’in analizleri kesinleşmiş oldu. 1995 yılında bu kez Galileo uzayaracı çok daha detaylı görseller ve ölçümler elde etti.

Europa en son 29 Eylül 2022 günü Juno uzayaracının yaptığı yakın geçiş sırasında gözlemlendi. Juno’nun Europa yüzeyinden 351 km mesafeden geçerek yaptığı bu geçiş şimdiye kadarki en yakın üçüncü geçiş olarak kayıtlara girdi.

351 km uzaktan Europa. 29 Eylül 2022 tarihinde Juno uzayaracı tarafından kaydedilen görüntü Andrea Luck tarafından işlenmiş.

Europa adı nerden geliyor?

Yunan mitolojisindeki Zeus, Roma mitolojisine Jüpiter olarak geçtiğinden, adını taşıyan gezegenin yeni keşfettiği uydularına Galileo tarafından Zeus ile alakalı karakterlerin isimleri verilmiştir.

Europa da ismini, Poseidon’un oğlu ve Tyros kralı olan Agenor’un kızından alıyor. Hikayeye göre Zeus bu Fenike prensesini beyaz bir boğa kılığına girerek Fenike’den Girit’e kaçırır. Kral Agenor oğullarını kızını bulması için peşinden gönderse de hiçbiri Europa’yı bulmayı başaramaz, dahası bir daha da ülkelerine dönmezler [ozhanozturk.com].

kaynaklar:
wikipedia/Europa
solarsystem.nasa.gov
ozhanozturk.com
solarviews.com/eng/europa.htm
//www.nasa.gov/feature/jpl/

NGC 976

NGC 976, yaklaşık 150 milyon ışık yılı uzağımızda bulunan bir çubuksuz sarmal galaksidir. Gökyüzünde Koç (Aries) takımyıldızı sınırlarında yer alıyor.

1876 yılında Alman astronom Wilhelm Tempel keşfetti. 1999 yılında galaksinin içinde bir süpernova (SN 1999dq) patlaması gerçekleşti. Gökbilimciler süpernovaları uzak galaksilerin uzaklıklarını hesaplamakta kullanıyor.

Galaksinin parlaklığı 12.9 kadir; oldukça sönük. Görebilmek için 25 cm ve üstü bir teleskoba ihtiyacınız var.

NGC 976, NASA/ESA Uzay Teleskobu.

takımyıldız: Koç (Aries) | yükselim: +20 58 36.48 | sağ açıklık: 02 34 00.010 | parlaklık: 12.9 kadir | yapısal tip: Sc D | radyal hız: 4193 | kırmızıya kayma: 0.014090 |

kaynak: esahubble.org | theskylive.com | universeguide.com |

Capella / El Ayyuk

Arabacı (Auriga) takımyıldızının birinci, kuzey gökküresinin üçüncü, tüm gece göğünün ise altıncı parlak yıldızıdır O.

Batı Dünyası’nda kabul gören adı Latince keçi demek olan capradan geliyor. Mitolojide, Zeus’u bebekken emziren oğlağı simgelediği söylenir.

Ayyuk’a çıkmak

Capella’nın içinde bulunduğu Arabacı takımyıldızının bir tasviri.

Roma’ya mitolojisi ile ilham veren Yunanlar ise Aiouk (eyuk) demiş Apollo’nun kutsal keçisine. Yunanca’dan ilk olarak Araplara (ﻋﻴﻮﻖ el Ayyûk) geçiyor, Araplar’dan da Ayyuk olarak bize.

Kış mevsiminde tam tepenizdeki parlak bir yıldız olarak fark edersiniz onu. Bundan ötürü Türk’ün dil dünyasında o artık göğün tepesi, alenileşen gıybetlerin çıktığı bir makamdır. Gizlisi saklısı kalmaz işin, artık herkes görmüştür, biliyordur: ayyuka çıkmıştır.

Capella en iyi ne zaman görülür

Dedik ya kışın en tepede. Güzde yüksellemeye başlar, baharda da artık gece göğünü terkeder. Yağış mevsimlerine denk geldiği için Arabacı (Auriga) takımyıldızı antik Yunanlarca yağmurun habercisi sayılıyordu. Arabacı denilmesinin sebebi ise bir rivayete göre topal Atina kralı Erichthonius’u temsil ediyor oluşu. Erichthonius inanışa göre savaş arabasını icat etmiştir. Tarihsel açıdan bu elbette doğru değil, Yunanlıların öncesinde başka medeniyetler savaş arabalarını kullandılar. Öyle ki Capella ve Arabacı’nın diğer 4 parlak yıldızı Çin’de “5 Savaş Arabası” olarak bilinir.

Şubat ayında Capella gökyüzünün tepesine yakın konumda. Güneyde rahatça seçebileceğiniz Avcı’dan yukarı çıkarak Arabacı ve Capella’yı bulabilirsiniz. heavens-above.com

Klasik dönem İslam medeniyetinde Araplar’ın yine aynı nedenle “Sürücü” olarak adlandırdığı Capella antik Mısır’da ise arabayı ya da keçiyi değil mumyalanmış bir kediyi temsil ederdi.

Mitosları ve dil oyunlarını yeryüzünde bırakıp yeniden gökyüzüne dönelim.

Capella’nın özellikleri

Capella, kozmik mesafeler söz konusu olduğunda yakın sayılabilecek bir uzaklıkta, 42.8 ışık yılı ötemizde konuşludur. Bu da takribi 13.1 pc etmekte. Biz Capella’ya baktığımızda tek bir yıldız görsek de aslında iki tane yıldız çiftinden oluşan, dörtlü bir yıldız sistemi söz konusu.

Bu dört yıldızdan ikisi, Güneş’in ortalama 2.5 katı kütleye sahip parlak sarı devlerdir. Tayfsal çift yıldız (bkz: çift yıldızlar) olan bu ikili birbirlerinin etrafında 104 günde dönerler. Yörüngeleri ise oldukça dardır. Şöyle ifade edelim: İki yıldızın birbirine uzaklığı Güneş’in Dünya’ya uzaklığından (astronomik birim – AB) daha az (0.72 AB).

İki sarı devden oluşan Capella. Fotoğraf: Greg Parker

Bunlar Capella Aa ve Capella Ab biçiminde işaretleniyor. Çekirdeklerindeki hidrojeni tüketmiş olan bu yıldızlar, şişerek anakoldan uzaklaştılar. Anakol ifadesi yıldızların görece istikrarlı dönemlerini geçirdiği fazı temsil ediyor. Capella Aa ve Ab ikilisi gelecekte soğuyup genişleyerek kırmızı devlere dönüşecekler.

Tahminen yaşları 400 milyon yıl civarında. Güneş on kat daha yaşlı olmasına karşın Capellalar yaşam döngülerinin sonuna yaklaşmışlardır. Bu kadar hızlı yaşamalarının sebebi ise Güneş’e göre çok daha fazla kütleye sahip olmaları. Daha kütleli yıldızların merkezlerindeki kütleçekim baskısı daha fazla olduğundan çekirdeklerindeki yakıt daha hızlı tüketilir ve bu da yıldızın ömrünü daha hızlı tamamlamasına neden olur.

Capella sistemindeki yıldzılar ile Güneş’in boyut bakımından karşılaştırması. Foto: Wikipedia Commons/Omnidoom999; Türkçeleştirme: AstroTürk

Aa daha az sıcak ve parlak olanı. Güneş’ten 12 kat daha geniş ve 78 kat daha parlak olan bu yıldız K0III sınıfında. Ab ise belirgin biçimde daha küçük ve daha sıcak, G1III sınıfı bir yıldız. Güneş’ten 72 kat daha parlak ve çapı Güneş’in yaklaşık 8.83 katı.

İkici çift ise Capella Sistemi’nin ana karakterlerine nazaran oldukça mütevazidir. Capella H ve Capella L olarak işaretlenen bu yıldızlar kırmızı cücedirler ve sistemin merkezinden 10,000 astronomik birim uzaklıkta bulunurlar.

Sol üstte Capella’nın parlak sarı yıldızları parlıyor. Sağ altta ise sönük kırmızı cüceler zumlanarak gösterilmiş.
Foto: Giorgio Rizzarelli

Capella Sistemi’nin bileşik parlaklığı 0.08 kadir derecesind. Bu haliyle gece gökyüzündeki 6. parlak yıldız konumundadır. Tek başına Capella Aa ise 11. en parlak yıldız sayılır. Capella RS Canum Venaticorum değişen yıldızlarına bir örnektir. Aktif kronosfer tabakası geniş yıldız lekelerine ve parlaklıkta değişime sebep olur. Sistemde yıldızlardan birinin diğerinin önünden geçmesiyle oluşan tutulumlar gözlenmez.

210 bin – 160 bin yıl önce ise Capella -1.8 kadir ile gece gökyüzündeki en parlak yıldızdı ve daha yakın gözüktüğü Aldebaran ile kuzey kutup yıldızıydı.

Arabacı takımyıldızı Capella dışında izlenebilecek başka güzel uğraklara da sahip

Capella yıldızı gözlem tarihçesi

Yazılı tarihte ilk bahsi MÖ 2000’lerde Akatça metinlerde geçiyor. Akatça Mezopotamya uygarlıkları olan Asur ve Babil imparatorlularında kullanıldı. Keçi sembolizminin bilinen başlangıcı bu devirdir. Fakat savaş arabası doğal olarak meydanda yoktur, onun yerine keçi çobanı/çoban vardır.

MS 2. yüzyılda yaşamış olan Yunan astronom Ptolemy (Batlamyus), hazırladığı Almagest adlı eserinde o gün tanınan 48 takımyıldızı listelemişti. Burada keçi takımyıldızını Arabacı ile birlikte gösterir. Arabacı bu nedenle bazı tasvirlerde sol omzunda bir keçi ve kolunun altında keçinin yavrularını tutarken tasvir edilir.

Modern zamanlara geldiğimizde, 1899 yılında, Capella’nın çoklu sistemi birbirinden bağımsız olarak iki astronom tarafından keşfedildi. Lick Gözlemevi’nden Profesör William Wallace Campbell, Capella’nın çift yıldız olduğunu duyurdu. Campbell, Capella’nın tayf çizgilerini incelediğinde birinin üstüne binen ikinci bir tayf izi daha farketti. Üstelik Eylül-Ekim aylarında doppler etkisi sebebiyle mora kayma oluşurken, Kasım-Şubat arasında kızıla kayma görülüyordu. Bu gözlem sayesinde Capella’nın ilk çifti keşfedilmiş oldu. Aynı yılın Temmuz’unda İngiliz gökbilimci Hugh Newall, Cambridge’deki 25 inçlik bir teleskop kullanarak, dört prizma spektroskopu ile yıldızı gözlemledi ve bileşik spektrumunu inceleyerek onun ikili bir sistem olduğu sonucuna vardı.

Capella’nın görünür ışıktaki tayf çizgileri
Capella’nın görünür ışıktaki tayf çizgileri. [wikipedia]
1914 yılında, Finli astronom Ragnar Furuhjelm keşfedilen tayfsal çiftin sönük bir yoldaş yıldıza daha sahip olduğunu keşfetti. Bu yıldızın da aslında bir çift yıldız olduğunun anlaşılması ise Şubat 1936’da  gerçekleşti. Carl L. Stearns’in keşfi aynı yılın Eylül ayında Gerard Kuiper tarafından doğrulandı ve Capella H ve L olarak işaretlendirildiler.

1919 yılında Wilson Dağı Gözlemevi’nden John Anderson ve Francis Pease, girişimölçer kullanarak Capella’nın bileşimini ortaya çıkardılar. Bu sadece Capella için bir ilk değildi, bu keşif sayesinde Güneş Sistemi dışında bir cismin ilk kez girişimölçer ile ölçülmüş oldu.

Referanslar:

Yıldız Adları Sözlüğü, Mustafa Pultar | wikipediaconstellation-guide.com | earthsky.org | constellationsofwords.com [1: Capella] [2: Auriga] | universetoday.com | skyandtelescope.com | heavens-above.com |

İlk yayın tarihi: 8 Şubat 2018

30 Aralık: Samanyolu’ndan başka galaksiler olduğunun anlaşıldığı gün

30 Aralık 1924 günü, astronom Edwin Hubble, o güne kadar sarmal bulutsu olarak tanımlanan Andromeda‘nın aslında bir galaksi olduğunu ve Samanyolu‘nun evrendeki birçok galaksiden sadece biri olduğunu duyurdu.

İnsanlar Copernicus ve Galileo’ya kadar Dünya’nın tüm evrenin merkezinde olduğuna inanıyorlardı; ve evren oldukça küçük bir yerdi. Dünya ve diğer gezegenlerin Güneş’in etrafında dolandığı anlaşılınca, bu defa Güneş’in evrenin merkezi olduğuna inanmaya başladılar. Elbette sonradan güneş sistemimizin de evrenin merkezinde olmadığı ortaya çıktı.

Pek de büyük olmayan evrenin merkezindeki Dünya modeli.

Hubble’ın keşfi

Edwin Hubble Güney Kaliforniya’da bulunan Wilson Dağı’ndaki yeni ve güçlü 2,5 metrelik (100 inç) teleskopla spiral bulutsular üzerinde çalışıyordu. Gökyüzündeki bu bulanık ışık parçalarının genel olarak galaksimizdeki gaz veya toz bulutları olduğu düşünülüyordu. Bu bulutların, Macellan Bulutları hariç, evrendeki her şeyi içerdiği varsayılıyordu. Bazı bulutsularda birkaç yıldız varmış gibi görünse de hiçbiri Samanyolu gibi kalabalık değildi.

Andromeda’nın ilk fotoğrafı. Astrofotografi öncüsü Isaac Robert, 1888 yılında çekti.

Hubble Andromeda’da sadece birkaç yıldız bulmakla kalmadı, Cepheid değişken yıldızlarını da keşfetti. Bu yıldızların parlaklığı değişir. Henrietta Leavitt adlı çok akıllı bir Harvard hesaplama uzmanı, 1912’de onlarla mesafemizin ölçülebileceğini keşfettmişti. Bu tip bir yıldızın parlaklığı ve periyodu hesaplandığında ne kadar uzakta olduğunu belirleyebiliyorsunuz. Yıldızın parlaktan soluğa ve tekrar parlağa dönme süresinin uzunluğuna periyod deniyor.

Bogdan Jarzyna //www.astrobin.com/354627/

Leavitt’in formülünü kullanan Hubble, Andromeda’nın yaklaşık olarak 860 bin ışık yılı uzakta olduğunu hesapladı. Bu değer, Samanyolu’ndaki bilinen en uzak yıldızla aramızdaki mesafenin 8 katı kadardı. Bu keşif ‘bulutsu’ denilen bu yatıların aslında Samanyolu’nun dışında ayrı yıldız sistemleri olduğunu gösteriyordu; Elbette evrenin Samanyolu’ndan ibaret olmadığını da.

Evreni kavramamızda büyük bir çığır açan keşif ilk başta pek ses getirmemişti. Gazeteler Hubble’a ancak 25 Şubat’ta başka bir bilimciyle bir ödülü paylaştığında yer verdi.

Çalışmalarına devam eden Hubble yeni galaksiler keşfetti. Bu yeni galaksilerin Doppler etkisi analizini yaptığında ise başka bir büyük keşfe daha imza atacaktı.

Evrenin genişlediğinin keşfi

Doppler etkisi yakınlaşan veya uzaklaşan bir kaynaktan yayılan dalgaların, bir gözlemci tarafından farklı algılanmasına neden olur. Buna klasik olarak ambulans sireni örneği verilir.

Doppler etkisi yüzünden galaksiler (veya başka gökcisimleri) eğer bize yakınlaşıyorlarsa bize gelen ışınları belli ölçüde maviye kayar. Tersine bizden uzaklaşıyorlarsa bu kez de ışınlar kırmızıya kayacaktır.

Hubble’ın gözlemleri, kırmızıya kayma miktarının galaksinin uzaklığıyla orantılı olduğunu gösteriyordu. Bu sonuç, evrenin Büyük Patlama ile oluşarak genişlediği teorisini destekliyor.

Büyük Patlama sonrasında evrenin evrimi.

kaynak: wired.com |

ilk yayın: 31 Aralık 2020