karşı konumdaki Satürn

Satürn 15 Haziran’da karşı konumdaydı. Dünya’dan uzak yörüngeye sahip gökcisimlerinin Güneş-Dünya-gökcismi biçiminde dizilmesi durumuna ‘karşı konum’ diyoruz. Karşı konumdaki gezegenlerin yüzeyi, Dünya’daki gözlemcilerin bakış açısından tam olarak aydınlanmış olarak görülür. Bu görüntü 11 Haziran’da karşı konuma yakınken çekildi:

Satürn’ün şimdiye dek yerdeki teleskoplardan elde edilmiş en keskin görüntüsü bu olabilir. Yedi amatör astronomdan oluşan bir grup tarafından, 105 cm çaplı Pic du Midi gözlemevinden elde edilen bu görüntüde, Satürn’ün halka yapısı oldukça detaylı biçimde görülmekte.

Pic di Midi, belli zamanlarda amatör astronomların kullanımına açılan bir gözlemevi. Satürn’ün yörüngesinde dolaşan Cassini uzayaracından elde edilen veriler sayesinde, astronomların yerdeki teleskoplarla Satürn’ü izlemesine gerek kalmıyor. Cassini ise şu sıralar Muhteşem Son’unun 9. turuna devam ediyor.

Satürn nasıl görülebilir?

Halkalı gezegeni gözlemek için güney doğu yönüne bakmanız gerekiyor. Parlak olacağı için farketmesi kolay olacaktır. İyi seyirler.

kaynak: planetary.org |

Analemma

Yunanistan’da bulunan antik Corinth şehrindeki Apollon tapınağı üzerinde analemma.
Telif: Anthony Ayiomamitis

Eğer her gün aynı saatte güneşi fotoğraflarsanız, güneşin gökyüzündeki konumunun sabit kalmadığını farkedersiniz. Yıldızımız gökyüzünde bozuk bir ‘8’ çizer. Gökbilimde bir gök cisminin diğer bir gök cisminden gözlendiğinde, günün belli anındaki konumunun hareketini gösteren eğri analemma olarak adlandırmaktadır. Türkçesi günizi olarak da geçmekte.

Güneş’in analemmasının bu şekli almasındaki etkenler Dünya yörüngesinin elips şekli ve Dünya’nın eksen eğikliğidir. Bu etkenler değiştiği için farklı gezegenlerde analemmanın şekli de farklı olur.

Güneş Mars gökyüzünde bu şekilde bir analemma çizer.

Analemma yakalamak neden zordur?

Analemma çekmek oldukça zordur. Çünkü tek seferde yakalayabileceğiniz bir olay değil. Yıl içersinde 30 – 50 gün çekim yapmanız gerekir. Daha sonra bu çekimler bilgisayarla birleştirilmeli.

En üstte fotoğrafını gördüğünüz Anthony Ayiomamitis, analog (filmli) makina kullanmış. Önce güneşten gelecek aşırı ışığı kesmek için bir filtre kullanarak güneşin gökyüzündeki hareketlerini yakalamış. Tabii bu yıl boyunca, günün hep aynı vaktinde, aynı noktadan, aynı pozisyonda çekim yaparak mümkün oluyor! Filtre harabelerden gelen ışığı da engellediğinden onlar bu çekimlerde filme yansımıyor. Daha sonra antik harabeleri filtre olmadan ve güneş gökyüzünde değilken çekmiş. Meşakatli bir iş ancak hakkını veriyor.

Tutulemma: güneş tutulmalı analemma

Aşağıda gördüğünüz resim ise Türkiye’den bir astrofotoğrafçının, Tunç Tezel’in kardeşi Cenk Erim Tezel ile beraber çektiği düzünelerce görüntünün birleştirilmesiyle oluşturulmuş 2006 analemması. Bu analemmanın dikkat çekici farkı elbette güneş tutulmasını da içermesi. Resmin sağ altında Venüs parlamakta.

Telif: Tunç Tezen & Cenk Erim Tezel

Tunç Tezel bu analemmayı ‘tutulemma’ olarak adlandırmış.  Bu kelimeyi, analemma ve tutulma kelimelerinin birleşimiyle, kendisi icat ettmiş.

kaynaksolar-center.stanford.edu | spaceweather.com |

Phobos

İnsanlar Mars’ın varlığını binlerce yıldır bilseler de Phobos’un varlığından 1877 yılında Amerikalı astronom Asaph Hall sayesinde haberdar oldular.

Mars’ın iki uydusundan gezegene daha yakın olan Phobos kardeşi Deimos’a göre daha büyük olmasına karşın 22 km çapıyla Güneş Sistemi’ndeki en küçük uydulardan biridir. Yapısı C tipi asteroitlerde olduğu gibi karbon zengini kayadan oluşur. Benzer özellikteki diğer Mars uydusu Deimos gibi bir zamanlar asteroitken, gezegenin kütle çekimine yakalanarak uyduya dönüştüğü düşünülmekte.

ISRO / ISSDC / Emily Lakdawalla

 

 

Yörünge yüksekliği yaklaşık 6000 km olan uydu, Mars’taki bir gözlemci için günde iki defa doğup batar. Yüksekliğinin az olması, Mars’ın bazı bölgelerinde hiç görülememesine sebep olur.

Gökbilimciler Phobos’un 50 milyon yıl içinde ya Mars’a düşeceğini ya da yörüngede kütleçekim gelgit etkilerine dayanamayarak parçalanacağını düşünüyorlar. Eğer parçalanacak olursa Mars da halkalı bir gezegene dönüşebilir. Hakkımızda hayırlısı.

halkalı mars
Uydusunun hazin sonu Mars’ı daha yakışıklı hale getirebilir.

Yörüngesindeki gariplikler gökbilimcilerin içinin oyuk olabileceğini düşünmeye itmişti. Yapılan incelemeler, Phobos’un %25-35 oranında gözenekli olması gerektiğini göstermişti. Bu sonuç gezegenbilimcilere Phobos’un Mars’ın etrafında tur atan bir “moloz yığını”ndan biraz daha fazlası olduğu konusunda yol gösterdi. Büyük ve küçük parçaların biraraya gelmesiyle oluşan bir moloz yığını, bu parçalar birbirine tam uymayacağı için içinde boşluklar oluşur.

 

Hilal Bulutsusu – NGC 6888

Fotoğraf: J-P Metsävainio

15 Aralık 1792’de Wilhelm Herschel tarafından keşfedilen, NGC 6888 katalog numaralı Hilal Bulutsusu, Kuğu Takımyıldızı’na dahil olup bizden yaklaşık 4700 ışıkyılı uzaklıktadır. Bir salma bulutsusu olan NGC 6888, merkezinde yer alan parlak büyük kütleli yıldızın güçlü rüzgarları ile şişen 25 ışık yılı genişliğinde kozmik bir balona benzer.

Yıldızın saçtığı maddeden oluşan bu rüzgar saniyede 2000-3000 km hızla yol alırken bulutsuyu oluşturan gazların yıldızdan dışa doğru harekete geçmesine neden olur.

Wolf-Rayet yıldızı olarak sınıflandırılan bu yıldız o kadar büyük kütlelidir ki her 10 bin yılda Güneş’in kütlesine eş miktarda madde püskürterek güçlü bir yıldız rüzgarı oluşturur. Bu nefesi kuvvetli dev yakıtını muazzam hızla tüketirken ömrünün sonuna da yaklaşıyor. Nihayetinde bir üstnova patlaması ile sönecek.

Hilal Bulutsusu nasıl gözlenir?

Kuğu Takımyıldızı’na dahil olduğu için en iyi gözlem zamanı yaz aylarıdır. 4700 ışıkyılı uzaklıkta bulunduğu için görmesi kolay bir hedef değil. Çok karanlık yerlerde daha küçük teleskoplarla görülebilse de gözlem için 8 inç (20cm) çaplı bir teleskop önerilmekte.

Yine yaz döneminde iyi gözlenebilen +8.8 kadirden Halka Bulutsusu gökyüzünde Hilal’e komşu takımyıldızda yeralıyor. Aynı gece iki bulutsuyu gözlemleyebilirsiniz.

kaynak: cosmos magazine | bulutsu.orgoneminuteastronomer.com

Io ve Büyük Kırmızı Leke

Jüpiter’i gözlemleyen Juno uzayaracı tarafından elde edilmiş olan bu görüntüde, gaz devinin meşhur fırtınası Büyük Kırmızı Leke (Big Red Spot) ve gelgit etkisinin yüksek volkanik etkiye sebep olduğu Io isimli uydu görülüyor.

Teleskop ile baktığınızda kimi zaman Jüpiter’in üzerinde, uydularının sebep olduğu güneş tutulmalarının gölgelerini gözlemlersiniz. Juno’nun kayda geçirdiği bu tutulmada Io’nun gölgesi Büyük Kırmızı Leke’nin üzerine düşmüş.

Halka Bulutsusu (M57 – NGC 6720)

Bizden 2.000 ışık yılı uzaklıktaki Halka Bulutsusu Lir takımyıldızı içinde kalıyor. Kataloglara Messier 57 ve NGC 6720 olarak giren bulutsu daha ziyade Halka Bulutsusu (ing.: Ring Nebula) ismi ile anılır.

Halka, gezegenimsi bulutsu sınıfına dahil. Bu bulutsular küçük bir yıldızın ömrünün sonunda sahip olduğu maddenin uzaya saçılmasıyla oluşuyorlar. Halka Bulutsusu’nu oluşturan yıldız güneşimizden birkaç kat daha büyük olmasına rağmen üstnova (süpernova) oluşturmak için yeterli kütleye sahip değildi. Bu yıldız küçülmüş haliyle merkezde görülebilmekte.

Bu yıldızdan yayılan yoğun morötesi (ultraviyole) ışınlar atomları iyonize hale geçirmekte. Yukarıdaki görselde merkezdeki bölgeye mavi rengi veren iyonize helyum atomları. Cam göbeği (cyan) rengi hidrojen ve oksijen atomlarının parlamasıyla oluşuyor. Dış katman ise nitrojen ve sülfür atomlarından rengini almakta.

1 ışıkyılı çapında olan Halka Bulutsusu gelecek birkaç bin yıl boyunca genişlemesini sürdürerek şimdi olduğundan %50 daha büyük hâle gelecek.

M57 ve sağ üstünde silik biçimde görülebilen spiral gökada IC 1296. Görsel Alson Wong’a ait.

Halka Bulutsusu’nu ilk kim buldu?

Uzunca süre, Halka Bulutsusu’nu bulanın Fransız gökbilimci Antoine Darquier olduğu kabul edildi. Fakat yapılan çalışmalar neticesinde Halka Bulutsusu’nu 18. yüzyılda ilk gören kişinin ünlü kuyrukluyıldız avcısı Charles Messier olduğu ortaya çıkartıldı.

Messier’in gözlem günlüğünü bulan araştırmacılar ise gerçeği ortaya çıkardı. Messier 21 Ocak 1779’da günlüğüne Bode’un Kuyrukluyıldızı’nın gökyüzünde izlediği yolun yakınında “küçük ışık beneği” olarak bulutsuyu kaydetmiş. Darquier ise bir ay sonra, şubatta Yüzük’ü keşfediyor.

Halka Bulutsusu nasıl gözlemlenir?

En iyi gözlem zamanı yaz ayları olan bulutsuyu bulmak oldukça basit. Gökyüzündeki en parlak yıldızlardan biri olan Vega’yı içeren Lir takım yıldızını kolayca bulduktan sonra, Lir’i oluşturan dörtgenin Vega’dan uzak olan iki yıldızının arasında biraz arama ile Halka Bulutsusu tespit edilebilir.

Çıplak gözle görmenin mümkün olmadığı bulutsuyu dürbünle gözlemlemek de pek mümkün değil. +8.8  kadir parlaklıktaki bulutsu için 10 cm ve üzerinde açıklığa sahip teleskoplar önerilmekte. Ben ışık kirliliğine orta düzeyde maruz kaldığım bir ortamda 15 cmlik teleskobumla Halka Bulutsusu’nu gözlemlemeyi başarabiliyorum. Ancak küçük olduğundan biraz dikkat gerektiriyor.

kaynak: solarsystemquick.com | apod.nasa |alsonwongastro.com |

Jüpiter’in kutbuna yaklaşmak

Jüpiter’in güney kutbunun 11 Aralık 2016’da Juno tarafından yakalanan görüntüsü, bir vatandaş bilimci tarafından işlenerek bu görsel ortaya çıkarılmış. Güneş Sistemi’mizin baskın gezegeninin 52,000 km uzağından yakalanan görselde, gaz devinin güney kutbundaki oval biçimli fırtınaları göze çarpıyor.

Jüpiter ve uydularından oluşan Jüpiter Sistemi’ni gözlemleyen Juno uzayaracı üzerindeki JunoCam adlı kamera tarafından elde edilen verileri kullanan yurttaş bilimci Gabriel Fiset, görüntüyü işleyip iyileştirerek, gezegenin atmosferinde trbülansların düzenlediği kuşak ve bölgeler ile düzensiz ipliksi yapılar ve hava akımlarından oluşan kümeler arasındaki geçişlerin detaylarını ortaya koyan bu olağan üstü görseli hazırlamış.

kaynakmissionjuno |

Io: Jüpiter’in volkanik uydusu

Io’nun genel özellikleri

Çap: 3,643.2 km
Kütle: 8.93 x 1022 kg
Yörünge Uzaklığı: 421,800 km
Yörünge Periyodu: 1.77 gün
Yüzey Sıcaklığı: -163 °C
Keşif: 8 Ocak 1610
Galileo Galilei

Galileo Galilei ilk defa teleskobunu Jüpiter’e çevirdiğinde, gezegenin çevresinde dolanan 4 cisim keşfetmişti. Daha sonradan toplu halde Galileo uyduları olarak anılan dörtlü Io, Europe, Ganymede ve Callisto adlarını aldılar.

Io, Galileo aylarının en içte ve büyüklük bakımından sondan ikinci olanı. Bizim ayımızdan %20 kadar daha büyük. Yüzeyinde 400’den fazla aktif volkan var. Zirvelerin ortalama yüksekliği 6 kilometreye ulaşıyor. Io, Güneş Sistemi’ndeki en aktif uydu olarak kabul ediliyor. Bu aktivitenin sebebi Jüpiter’in muazzam çekim kuvveti. Çekim gücü o kadar kuvvetli etki ediyor ki uydunun ısınmasına sebep oluyor.


Üstte: Io, Ay ve Dünya karşılaştırması.Altta: Io, Europa, Ganymade ve Callisto karşılaştırması.

 

Io son derece zayıf bir atmosfere sahip ve havası büyük ölçüde volkanların sebep olduğu sülfür dioksit içeriyor. Yeterli çekim gücüne sahip olmaması sebebiyle bu gazlar uzay boşluğuna kaçmakta. Her saniye bir ton gazın uzaya sızdığı tahmin ediliyor. Bu kaçan maddelerin bir kısmı Jüpiter’in çevresindeki Io plazma halkasını beslemekte.

Düşük çekim gücü, volkanların Dünya’da olmadığı kadar yükseğe püskürebilmesine olanak sağlıyor. Bahsettiğimiz volkanik püskürtmelerin bir kısmı 200 km kadar yükselebiliyor ve sonra uydunun üzerine volkanik toz ve kaya parçalarından bir sağnak olarak düşüyor.

Io bu haliyle insanlı görevler planlamak için fazla sevimsiz bir gökcismi. Bunun yerine Io’nun volkan aktivitesini incelemeye yönelik robotik görevler tasarlanabilir.

kaynakspace-facts.com | solarsystem.nasa.govnssdc.gsfc.nasa.gov | saturn.jpl.nasa.gov

Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu

Tek Boynuzlu At (Monoceros/Unicorn) takım yıldızında bulunan bu bulutsunun merkezindeki 9. kadirden çift yıldız sistemi 1915 yılında meşhur ikiz yıldız avcısı Robert Grant Aitken tarafından keşfedildi.

Görsel: NASA/ESA/Hans Van Winckel (Catholic University of Leuven, Belgium)/Martin Cohen (University of California, Berkeley)

1975 yılında ise kızıl ötesi gökyüzü gözlemi çift yıldızların etrafındaki tozlu bulutsuyu ortaya çıkardı ve yıldız kataloğuna girince HD 44179 olarak adlandırılmaya başlandı.

Aradan geçen yıllar süresince, Hubble teleskobu da dahil olmak üzere daha iyi gözlem aletleriyle yapılan çalışmalar 2.300 ışık yılı uzağımızdaki bu tozlu bulutun eşşiz olduğunu ortaya koydu.

kaynak: astronomy.com |

Jüpiter ile Dünya’nın karşılatırması

Jüpiter Güneş Sistemi’mizin en büyük gezegeni ve gerçek bir dev. Çağlar boyunca pek çok medeniyet tarafından baş tanrıyı temsil ettiğine inanılmış. İlk defa Galileo tarafından teleskopla gözlemlenmesinden bu yana da popülerliğinden bir şey kaybetmedi. Zira sistemimizin bu büyük abisi, bize daha yakın olan gezegenlere göre daha etkileyici bir gözlem hedefidir.

Boyutların karşılaştırması:

Dünya’nın ortalama yarıçapı 6.371 km, kütlesi 5.97 × 1024 kg iken Jüpiter’in ortalama yarıçapı 69.911 ± 6 km ve kütlesi 1.8986 × 1027 kg’dır. Kısacası, Jüpiter, çap bakımından Dünya’nın neredeyse 11, kütle bakımından ise 318 katı daha büyük. Bununla birlikte, karasal bir gezegen olan gezegenimizin 5.514 g/cm³’lük yoğunluğu Jüpiter’in 1.326 g/cm³’lük yoğunluğundan fazladır.

Yapının karşılaştırması:

Dediğimiz gibi, Dünya karasal bir gezegendir. katı metal bir çekirdeği ve yüzeyinde silikat mantosu vardır.

Buna karşılık Jüpiter esas olarak gaz halde bir dış atmosfere sahip. İç atmosferi daha yoğun gaz ve sıvı kısımlardan oluşuyor. Gaz devinin içeriği büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor: %75 hidrojen ve % 24 helyum olmak üzere, geri kalan% 1’lik kısım diğer elementlerden oluşmaktadır.

Atmosferde eser miktarda metan, su buharı, amonyak ve silikon bazlı bileşikler ve az miktarda benzen ve diğer hidrokarbonlar bulunur. Ayrıca karbon, etan, hidrojen sülfit, neon, oksijen, fosfin ve kükürt izlerine rastlanır. Donmuş amonyak kristalleri, atmosferin en dış tabakasında da gözlenmiştir.

İçerde neler oluyor?

Jüpiter’in “yüzey” basıncı 10 bar, sıcaklığı ise 340 Kelvin (67°C) kabul edilir. Derinlere indikçe sıcaklık 10.000 Kelvine, basınç ise 9.700°C’ye yükselir. Burası aynı zamanda hidrojenin metalik halde bulunduğu yerdir. Daha derinde, çekirdek yüzeyinde, sıcaklığın 36.000 K, basıncın ise 30-45 milyon bar olduğu tahmin edilmekte.

kaynak: universetoday.com