Spagetti Bulutsusu

Spagetti Bulutsusu, 40 bin yıl kadar önce muazzam biçimde patladığı düşünülen bir süpernovanın kalıntısı. Durgun güzelliğine aldanmayın, saniyede 950 km hızla genişlemeye devam ediyor. Patlamadan geriye yalnızca uzaya saçılan kozmik gaz ve toz bulutu kalmış değil. Eski süpernovanın çekirdeği olup yüksek hızda dönen (saniyede 7 kez!) bir nötron yıldızı ya da başka bir değişle bir pulsar (PSR J0538+2817) kaldı.

Boğa’nın Arabacı takımyıldızı sınırında kalan Spagetti bulutsusu bizden 3000 ışık yılı uzakta. 150 ışıkyılı boyunca uzanan kozmik bulut gece gökyüzünde 3 derecelik alan kaplıyor. Bu da yaklaşık 6 dolunay kadar genişlik demek. Geniş olmasıyla beraber aşırı derecede sönük.

Kozmik spagettinin gökyüzündeki konumu. Büyük bir alan kaplasa da çok sönük olduğundan astrofotoğrafçılık için bile zorlu bir hedef. Gökyüzü haritasında incelemek için tıklayın.

Astronomlar patlayan yıldızın bir zamanlar Arabacı (Auriga) takımyıldızındaki M36 açık yıldız kümesine dahil olduğu düşünüyor.

Spagetti Bulutsusu, Simeis 147 ve Sh2-240 olarak kataloglanmıştır.

kaynak: apod.nasa.gov | annesastronomynews.com | astronomersdoitinthedark.com |

Güneş Sistemi’ndeki en uzak gökcismi (Farout) keşfedildi

Güneş’in 120 AB ötesinde dolanan bir cüce gezegen keşfedildi. Gayrıresmi olarak Farout olarak adlandırılıyor, resmi adı ise 2018 VG18. Şimdiye kadar keşfedilen en uzak cüce gezegen olan bu gökcismi yörüngesinden ötürü Güneş’in etrafındaki bir turunu 1000 yıldan daha uzun bir sürede tamamlayabildiği tahmin ediliyor. Yörüngesinin tam olarak hesaplanabilmesi için birkaç yıl daha gözlem yapılması lazım.

Farout’un bulunduğu uzaklık ile bilinen diğer gezegen/cüce gezegenlerin yörüngeleri. Farout’u temsil eden cisim elbette orantısız boyutta.

Magellan teleskobuyla yapılan gözlemlerle renk ve parlaklık gibi bazı temel özellikleri ortaya çıkarıldı. Buna göre Farout’un rengi pembeye çalıyor. Bu renk buz zengini cisimlerle ilişkilendirilmekte.

Astronomlar Güneş Sistemi’nin uzak sınırlarını araştırdıkça, soğuk, engin bir boşluk olarak görülen bu bölgenin bir dizi gökcismine ev sahipliği yaptığı ortaya çıkıyor. Yakın gelecekte devreye girmeye başlayacak olan gelişmiş teleskoplar ve yeni teknikler sayesinde bu tarz cisimlerden daha fazla keşfedileceği varsayılıyor.

kaynak: universetoday.com | newscientist.com

InSight ilk selfisini çekti

NASA’nın Mars’taki yeni robotu InSight robot kolu üzerindeki kamerayla ilk selfisini çekti. 11 farklı görüntünün Curiosity’de yapıldığı gibi birleştirilmesiyle tek bir mozaik görüntü elde edilmekte. Bu fotoğrafta uzayaracının bilimsel enstrümanları ve yelpaze biçiminde açılan güneş panelleri görülüyor. Görevi yürüten takım üyeleri InSight’ın çalışma alanı denilen ve 2×4 metre genişliğinde olan, InSight’ın deney araçlarını yerleştireceği ve sondaj yapacağı Mars yüzeyinin de 52 farklı fotoğrafının birleştirilmesiyle bir mozaik görüntüsü oluşturulmuş.

InSight’ın deney gereçlerini yerleştireceği görev alanı.

Önümüzdeki haftalarda bilim insanları ve mühendisler bu çalışma alanında hangi noktalar üzerine uzayaracının deney ekipmanlarının yerleştirileceğine karar verecekler. Daha sonra InSight’a sismometre ve ısı-akımı sondasını seçilen noktaya dikkatli biçimde yerleştirmesi komutunu gönderecek. Bunların ikisi de yüzey seviyesinde düz biçimde durduklarında iyi çalışıyor. Bu nedenle büyüklüğü 1.3 cm ve üzerinde olan kayalara denk getirmemeye gayret edecekler.

InSight Elysium Planitia denilen görece daha az kayanın bulunduğu bölgeye indirildi. Burası sonradan kumla dolmuş, meteor çarpmasıyla oluşmuş bir krater. Uzayaracının diğer gezgin robotların aksine yer değiştirmesi mümkün değil. Bu nedenle ellerindeki en iyi noktaları değerlendirmekten başka şansları yok.

kaynak: jpl.nasa.gov |

Voyager 2 yıldızlararası uzaya ulaştı

Voyager 2 uzayaracı 5 Kasım günü heliosferin sınırı olan heliopause bölgesinden çıkarak yıldızlararası uzaya çıkan ikinci uzayaracı oldu. İlki elbette ikizi Voyager 1 olmuştu. İkili 1977 Ağustosunda 16 gün arayla fırlatılmışlardı.

Fırlatma sıradan bir tarihte yapılmadı. O günlerde gaz devleri uzayaracıyla kolayca ziyaret edilecek şekilde konumlanmıştı. Bunu değerlendiren NASA Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ü ilk defa ziyaret edecek Voyager’ları geliştirdi.

Voyager 2’nin yakın geçişi sırasında yakaladığı Satürn görüntüsü.

Voyager 2 şu an Güneş’ten 18 milyar kilometre uzakta. Radyo sinyalleri buradan Dünya’ya 16.5 saatte ulaşıyor. Çok uzak; ama Güneş Sistemi’nin dışında değil.

güneş sisteminin sınırı

Güneş Sistemi’nin esas sınırını 1,000 AB’de başlayıp 100,000 ABye kadar uzandığı tahmin edilen Oort Bulutu oluşturuyor. Nükleer pille çalışan Voyager’ların ömrü sınırlı, buna karşın sonsuza dek yol almaya devam edecekler. Bu nedenle farklı bir uzaylı medeniyetiyle karşılaşma olasılıkları düşünülerek üzerlerine Altın Plaklar konuldu.


Mars ve Neptün yakın konumda

Önümüzdeki birkaç gece boyunca Neptün’ü gökyüzünde Mars ile beraber görebilirsiniz. İki gezegenin gökyüzündeki görünür mesafesi 2 ark dakikadan daha az olacak. Mars’ın geçtiğimiz yazdaki yakın konumunda gördüğümüz halinden eser kalmasa da görünür boyutu hâlâ Neptün’ün 4 katı. Şu an Mars 8.9″, Neptün 2.2″ görünür çapa sahip.

Mars bize 14 ışık dakikası uzaklıkta, Neptün ise 4 ışık saati uzağımızda. Bundan ötürü gökyüzünde Mars daha hızlı biçimde yer değiştiriyor. İkiliyi gözlem için acele etmeniz gerekiyor yani.

6 Aralık 2018, Mars ve Neptün’ün 1 derecelik alandaki görüntüsü. Kaynak: Sky and Telescope

Neptün’ü 7.6 cm (3 inç) ve daha büyük çaplı bir teleskop ile kolayca görmek mümkün. Daha büyük çaplı teleskoplar iki gezegenin renkleri arasındaki ayrımı daha keskin biçimde gösterecektir. Neptün atmosferindeki metan gezegene mavi rengini veriyor; Mars’ın kızıl rengi ise demir oksitten kaynaklanıyor, yani bildiğiniz pastan.

kaynak: Bob King, Sky and Telescope

Güneş’in kuzey kutbu nasıl gözükür?

Yıldızımız Güneş’i Dünya üzerindeki gözlemevlerinin yanı sıra uzaydaki SOHO gibi uydularla sürekli olarak izliyoruz. Fakat bunlar genel olarak gezegenlerin sıralandığı düzlemin dışına, yani Güneş’in ekvator düzleminin üzerine çıkmadılar. Kutupları inceleyen tek görev Ulysses’ti ancak onun üzerinde de herhangi bir görüntüleyici araç bulunmuyordu. Dolayısıyla Güneş’e ‘tepeden bakma’ şansımız olmadı ve kutuplarını doğrudan gözlemleyemedik.

Güneş’in kutupları nasıl görülür hiç merak ettiniz mi? Bilim insanları çok meraklı olduğu için bu sorunun da yanıtını aramışlar.

Avrupa Uzay Ajansı’ndaki (European Space Agency – ESA) bilim insanları Proba-2 uydusundan toplanan görüntülerden elde edilen verilerle yıldızımızın kutbunun neye benzeyebileceğini gösteren bir görüntü ortaya çıkarmışlar.

46P/Wirtanen kuyrukluyıldızı

Güncelleme 13 Aralık:

Pek çok amatör astronom Wirtanen’i çıplak gözle görebildiğini bildiriyor. Yeterince karanlık bir yerde gözlem yapıyorsanız çıplak gözle görme şansınız var. Wirtanen gökyüzünde küçük puslu bir daire biçiminde görülecektir.

Gözle görüş kabiliyetinizi arttırmanın yolu saptırmalı bakış (uluslararası literatürde averted vision) denilen tekniğini kullanmaktır. Oldukça basit: direkt olarak gözlemlemek istediğiniz obje yerine onun hemen kenarlarındaki bölgeler bakıyorsunuz. Bu sayede objeden gelen ışınlar görüntüyü algılayan sinir bölgesinde renksiz fakat daha düşük parlaklıkları algılayabilen hücrelerin üzerine düşer.

Kuyrukluyıldız dürbün için oldukça iyi bir gözlem hedefi. Işık kirliliği sebebiyle gözle göremeseniz bile dürbün yardımıyla Wirtanen’i görebilirsiniz.

Kuyrukluyıldızın fazla detayı olmadığından teleskobun büyütme gücü işinize yaramayacaktır. Mümkün olduğunca geniş açıyla izlemek daha zevkli olur. Takip motorlu bir teleskopla oldukça hızlı ilerleyen Wirtanen’in yıldızlı gökyüzü üzerindeki hareketini dakikalar içinde farkedebiliyorsunuz.

Yörünge süresi 5.4 yıl olan, kısa periyodlu bir kuyrukluyıldız. Sadece 1.2 km çapıyla da göreceli olarak küçük sayılabilir. Buna karşın Wirtanen çekirdek boyutundan beklenmeyecek derecede fazla aktivite gösteren bir kuyrukluyıldız ailesine dahil. Bu ilgi çekici olmasını sağlayan özelliklerinden biri.

Birleştirilerek elde edilen bu görselde kuyruklu yıldızın gün geçtikçe parlaklığının artması gösteriliyor.

California’daki Lick Gözlemevi’nden Carl A. Wirtanen tarafından 1948 yılında, o senelerde kullanılan fotoğrafik plaka üzerinde keşfedildi. Gözlemevinin yetersiz imkanları sebebiyle kısa periyodlu bir kuyrukluyıldız olduğunun anlaşılması için bir yıldan fazla zaman geçmesi gerekti.

ESA’nın Rosetta uzayaracı için düşünülen bir hedefti ancak fırlatma zamanı ertelenince ünlü olma şansını 67P/Churymov-Gerasimenko kuyrukluyıldızına kaptırdı.

16 Aralık 2018’de Dünya’dan sadece 0.078 AB (11.7 milyon km) uzakta olacak. Parlaklığının 3 kadire çıkması bekleniyor ki bu Wirtanen’in bugüne dek görülen, gelecekte de beklenen en parlak halini göreceğiz anlamına geliyor.

46P/Wirtanen’in 11-30 Aralık 2018’de gökyüzündeki konumu:

kaynak: cometwatch.co.uk/comet-46p-wirtanen/

Mars 2020’nin iniş noktası belli oldu

NASA yeni Mars gezgin robotu olan Mars 2020’nin resmi iniş noktasını duyurdu: Jezero Krateri. Kızıl Gezegen’in yüzeyi üzerinde çalışılacak nokta için NASA 5 yıl boyunca 60 kadar olası iniş noktası adayı bölgeyi inceledi.

İniş için seçilen zengin coğrafi özelliklere sahip yüzey 3.6 milyar yaşında ve gezegen evrimi ve astrobiyoloji hakkında önemli soruların yanıtlarını taşıma potansiyeline sahip.

Jezero Krateri

Jezero Krateri bu özelliğini antik bir göl-delta sistemi olmasına borçlu. Mars gezgininin en az 5 farklı kaya türünden örnekler alabilmesine olanak tanıyor. Eğer Mars’ın geçmişinde yaşam varsa, bunun ortaya çıkmasının en olası olduğu kil ve karbonat mineralleri de bahsedilen türlere dahil. Bunlar haricinde araştırma sahası aynı zamanda geniş bir su havzasından gelen çok çeşitli mineraller içeren materyallerin toplandığı bir bölge.

İncelemek için çok iyi bir seçenek olsa da iniş noktasının aracın güvenle Mars’a ayak basabilmesine olanak sağlaması gerekiyor. Çok sayıda küçük kraterin olduğu, antik nehirler sebebiyle irili ufaklı kayaların sürüklendiği, çukur ve tepelerin olduğu bölgeye güvenli iniş yapmak çok kolay bir iş değil.

NASA’nın Mars’a iniş konusunda on yıllara yayılan tecrübesi burada devreye giriyor. Mars yüzeyine araçlar nokta atışıyla kondurulamıyor. Bir iniş bölgesi seçip bu bölge içinde bir noktaya inmesi sağlanıyor. Başka hiçbir ülke Mars’a güvenle inebilmiş değilken Mars’a pek çok başarılı iniş gerçekleştiren NASA teknolojik olarak o kadar iyileşti ki artık 2012’de Kızıl Gezegen’e konan Curiosity (Merak) gezgini için gereken iniş bölgesini %50 oranında küçültmüş durumda. Bu da daha güvenli iniş için daha fazla şans demek. Ayrıca NASA’nın geliştirdiği roket destekli iniş sistemi, gezgini zararlı olabilecek noktalardan uzak tutacak biçimde tasarlandı.

Mars 2020 Florida’daki Cape Canaveral Hava Üssü’nden fırlatılacak.

MARS 2020 hakkında detaylı bilgi için: https://www.nasa.gov/mars2020

kaynak: https://www.nasa.gov/press-release/nasa-announces-landing-site-for-mars-2020-rover

Herşeyi NASA’dan beklememek lazım

NASA/JPL-Caltech/SwRI/MSSS/Gerald Eichstädt/Seán Doran

Fotoğrafta Güneş Sistemi’nin devi Jüpiter’in kuzey ılıman iklim kuşağı üzerinde girdap gibi dönen bulutlar görülüyor. Bu muhteşem sahnede öne çıkan parlak beyaz renkli bulutlar anti siklonik fırtınalar veya “beyaz oval” diye de bilinir.

Renkleri geliştirilmiş görüntü 29 Ekim’de Juno uzayaracı tarafından, gezegene gerçekleştirdiği 16. yakın geçiş sırasında yakalanmış. Bu sırada Juno Jüpiter’in bulutlu atmosferinin yaklaşık 7,000 km üzerinden geçmiş.

Juno’nun JunoCam görüntüleyicisinden gelen verileri işleyip bu görüntüyü oluşturan ise Gerald Eichstädt ve Seán Doran isimli iki amatör. Bilim insanı olmadığı halde kendi çabasıyla bilime katkı sağlayanlara Batı’da “vatandaş bilimci” deniliyor. Siz de herşeyi NASA’dan beklememek lazım deyip NASA’nın elde ettiği görüntüleri işlemek isterseniz JunoCam’in çektiği ham görüntülerine http://missionjuno.swri.edu/junocam adresinden erişebilirsiniz.

kaynak: https://www.missionjuno.swri.edu/news/jovian_close_encounter

NGC 1898

NGC 1898

Nasıl? Adeta bir mücevher kutusu gibi, öyle değil mi?

Çok çeşitli yıldızlardan oluşan bu harikulade yıldız topu bir küresel yıldız kümesi olup Yeni Genel Katalog adıyla NGC 1898 olarak anılıyor. Samanyolu galaksimizin uydu gökadalarından Büyük Macellan Bulutu içinde, Kılıçbalığı (Dorado) takımyıldızı sınırlarında yer alan NGC 1898 Britanyalı astronom John Herschel tarafından 24 Kasım 1834 tarihinde keşfedildi.

Büyük Macellan Bulutu, çok fazla yıldız kümesine ev sahipliği yaptığı için yıldız oluşumu evrelerini incelemek için en çok yararlanılan cüce galaksidir.

Görüntüyü yakalayan ise şaşırtıcı olmayacak biçimde Hubble Uzay Teleskobu. Bunun için teleskobun Araştırmalar için Gelişmiş Kamera (Advanced Camera for Surveys) ve Geniş Alan Kamerası 3 (Wide Field Camera 3) kullanılmış.

Büyük ve Küçük Magellan Bulutları Samanyolu gökadasına bağlı uydu galaksilerdir.

NGC 1898 gözlemi

Yaklaşık 163 bin ışık yılı uzağımızda olan NGC 1898, 11.86 kadir mertebesinde görünür parlaklığa sahip, oldukça sönük bir gökcismi. Büyük Macellan Bulutu içinde, cüce galaksinin kolunda bulunan yıldız kümesi ülkemizin bulunduğu enlemlerde izlenememekte.

BSDL 2439 ve ESO 56-90 isimleriyle de anılır.

kaynak:  nasa.gov | apod.nasa.gov/apod/ap181003.html | sci-news.com |