Satürn’ün altıgen fırtınası

Satürn’ün kuzey kutbundaki devasa altıgen yapı ilk olarak 1988’de, NASA’nın Voyager sondalarının 1980 ve 1981 yıllarında Satürn’den yakın geçişleri sırasında elde ettiği verileri inceleyen bilim insanlarınca keşfedildi. Gezegenin atmosferindeki bu garip oluşumun varlığı, yıllar sonra Satürn’e ulaşan Cassini uzayaracı ile teyit edildi.

Satürn’ün kuzey kutbundan, 78° kuzey enlemine kadar uzanan devasa altıgen yapının Güneş Sistemi’nde bir eşi daha görülmüş değil. Altıgenin her kenarı yaklaşık 13,000 km uzunlukta; Dünya’nın çapının 12,700 km olduğunu düşünürsek, İçine rahatça 4 Dünya’nın sığabileceği bu eşsiz atmosferik fenomenin boyutları daha iyi anlaşılabilir.

Satürn’ün altıgeni ile Dünya’nın boyutlarının karşılaştırması. (Bkz: Satürn – Dünya karşılaştırması)

Bu altıgen fenomene benzer bir şey daha önce hiçbir gezegende görülmemişti. 32,000 kilometre genişlikteki yapının, Satürn’ün kuzey kutbuna denk gelen merkezinde büyük bir fırtına gözü var. Onun çevresinde daha küçük girdaplar altıgene ters yönde dönmekteler. Bu küçük girdaplar da esasen 3500 km çapa erişebilmekte: Dünya’daki en büyük fırtınaların iki katı.

Dünya’daki büyük fırtınalar bir hafta içinde son bulurken, bu fırtınalar yıllardır hatta yüz yıllardır devam etmekte. Bilim insanları bunu Satürn’de fırtınaların enerjisini Dünya’daki gibi sürtünme yoluyla katı yüzeye aktaramamasına bağlıyor.

Satürn altıgeninin merkezindeki fırtınanın gözü.
Merkezdeki fırtınanın gözü (fotoğrafta gerçek olmayan renklerle gözüküyor) 2,000 km genişlikte ve bulutların hızı saatte 530 kilometreyi buluyor.

Voyager ve Cassini’nin bulut gözlemleri sayesinde Satürn’deki rüzgar hızlarını biliyoruz. Voyager ve Cassini gözlemleri arasında hız farkı var bu fark. Voyager daha hızlı rüzgarlar ölçmüştü. Bunlar yukarıda kesikli çizgiler ile gösterilmiş. En hızlı esen rüzgarlar gezegenin ekvator bölgesinde görülüyor. (şekilde 0 noktası ekvatoru ifade ediyor) Ekvatordan ilerledikçe batı ve doğu yönünde ilerleyen jet akıntılarına rastlıyoruz.

Ana Aguiar ve ekibinin yaptığı çalışma önemli olanın rüzgarların hızı değil, hızlar arasındaki fark olduğunu gösteriyor. Satürn atmosferinde birbirine komşu rüzgarlar arasında yukarıda göreceğiniz gibi büyük farklılıklar var. Bu farka akışkanın düzensiz davranışları, dahili dalgalar, hortumlar ve anaforlar sepep oluyor. Rüzgar hızı grafiğinde 78. kuzey enlemi civarı yüksek ve düşük hızların en dar alanda en sık görüldüğü bölge. Aguiar ve ekibine göre Satürn’ün garip atmosfer özelliği için burası bu nedenle uygun bir nokta.

Aguiar ve ekibi çalışmalarında rüzgar hızındaki aşırı farkların yüksk enlemdeki jetin dalga hareketi oluşturabileceğini ve gezegeni çevreleyen tam altı dalganın altıgeni nasıl kuracağını gösteren bir matematiksel modeli gözden geçirmiş. Bu dalga jet akımlarıyla tam olarak aynı hızda yayılır. Bunun anlamı altıgenin Satürn’ün dönüşüne göre neredeyse durağan gözükeceğidir. Dahası, ekip güney kutbu yakınında gözlenen rüzgar koşullarının kuzey kutup bölgesindekilerden yeterince farklı olduğunu gösteriyor.Bu, güney kutbunda altıgen oluşmadığı için araştırmacıların modelinin doğruluğunu destekleyen bir durum.

Telif: Ana Aguiar

İşin deney kısmında 10 cm derinliğinde ve 60 cm genişliğinde dönebilen bir tank hazırlamışlar. Tank, içinde bulunan bir kapak sayesinde eşmerkezli bölümlere ayrılmış. Kapağın içini ve tankın tabanını tankın dış kenarına göre farklı devirlerde döndürebiliyorlar. Bu sayede Satürn atmosferindeki hız farkları taklit edilebilmekte. İki diskin göreli hızlarına (birbirleriyle olan hız farkına) bağlı olarak farklı şeyler meydana gelmekte. Düşük göreli hızlarda farklı bir durum meydana gelmezken, göreli hız, dolayısıyla hız farkı arttığında iki disk arasında bir sınır oluşmaya başlıyor.

Koşullara göre, dalgalar düzensiz bir hale evriliyor ya da bazen son derece stabil duruma geçiyorlar. Dönme eksenini çevreleyen 2 ile 8 arasında dalga olabiliyor ancak oldukça geniş bir deney parametresi aralığında 6 adet dalga, yani bir altıgen üretiyorlar.

kaynakplanetary.orgbulutsu.orgastronomidiyari.com |

çift yıldızlar (ya da gökyüzünde yalnız gezmez yıldızlar)

“Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar
yeryüzünde sizin kadar yalnızım”

Sanat Güneşi’miz tek olabilir ancak çoğu yıldız yalnız değildir. Gökyüzünde tek bir noktaymış gibi gördüğümüz yıldızların yaklaşık 5’te 4’ü iki veya daha fazla yıldızdan oluşan sistemlerdir. Bunların çoğunluğunu birbiri etrafında hareket eden çift yıldızlar oluşturur. Üç ve daha fazla yıldızdan oluşan sistemlere ise çoklu sistem denilmekte.

Çift yıldız (double star) çoğunlukla ikili yıldız (binary star) terimiyle aynı anlamda kullanılır; buna karşın çift yıldızlar kimi zaman optik çift yıldız da olabilirler. Bunlar gökyüzünde çok yakın konumda gözükürler ancak gerçekte birbirleri ile alakaları yoktur.

Çift yıldızların tarihi

Çift yıldız terimini ilk defa Claudius Ptolemy Yay burcundaki Nu Sagittarii‘nin yıldızları olan υ1 ve υ2 Sagittarii (Yunanca υ harfi nü olarak okunuyor) için kullanıyor. Bu kardeş yıldızlar gökyüzünde birbirlerinden 0.23° ayrık gözükür. Nu Sagittarii eskiden Arapça “Okçunun Gözü” anlamına gelen Ain al Rami olarak anılıyordu.

Yay Burcu içindeki Nu Sagittarii çift yıldızı.
Telif: 2014 Jerry Lodriguss

İlk kez teleskopla çift yıldız gözlemi yapan kişi ise İtalyan gökbilimci Giambattista Riccioli. Galileo’nun öğrencisi olan Riccioli 1643 yılında Mizar’ın çift yıldız olduğunu keşfediyor.

1803 ylına gelindiğinde ise Britanyalı astronom William Herschel bir çiftin birbirine göre hareketini gösteren ilk gözlemleri yaptı. Ünlü astronom 700 kadar çift yıldızı kataloglamayı başardı.

Çift yıldızlar neden önemli?

Birbirleriyle etkileşimlerinden ötürü çift yıldızlar yalnız yıldızlara göre daha fazla bilgi sunarlar. Örneğin kütle parametresi yıldızların evrimini anlayabilmemiz açısından önemlidir ve bir gökcisminin kütlesini bu cismin başka bir gök cismi ile olan çekim etkisiyle hesaplayabiliriz.

Çift yıldız sınıflandırması

Çift yıldızlar şu şekilde sınıflandırılır:

– Görsel Çiftler
– Astrometrik Çiftler
– Tayfsal Çiftler
– Örten Çiftler

Görsel Çift Yıldızlar

Teleskopla baktığımızda ayrı ayrı görebildiğimiz çiftlerdir. Kütlesi büyük olan baş yıldız diğeri ise yoldaş yıldız olarak adlandırılır. Bu çiftlerden en ünlüsü Büyük Ayı takımyıldızının kepçeye benzer şeklinin sapının ortasında görülen Mizar-Alcor çiftidir. Eski zamanlarda askerlerin gözünün bu çift ile sınandığı (muhtemelen okçuluk için) rivayet edilir.

Büyük Ayı takımyıldızının geniş açılı görüntüsünde, “Büyük Kepçe” şeklinin sapının ortasında birbirine çok yakın konumda Mizar – Alcor çifti görülüyor.

Astrometrik Çift Yıldızlar

Görünen Sirius A yıldızı, bir beyaz cüce olan Sirius B’nin kütle çekim etkisi sebebiyle yalpalıyor.

Astrometrik çift yıldızlara teleskopla baktığımızda dahi tek bir yıldız gibi görülürler. Buna karşın göremediğimiz yıldızın kütleçekimsel etkisi sayesinde görebildiğimiz yıldızın hareketlerinde zaman içinde tek bir yıldızdan beklenmeyecek değişimler olur. Bu değişimin ölçülmesiyle (bkz: astrometri) göremediğimiz yıldızın varlığını ortaya çıkarabiliriz.

Astrometrik çiftlere örnek olarak Sirius A ve Sirius B yıldızlarını verebiliriz. Sirius A düz bir doğrultuda hareket edeceğine, bir beyaz cüce olan yoldaşı sebebiyle zamanla eğilen bir rotada ilerler.

Astrometri (gök ölçüm): gökbilimin, gök cisimlerinin konum ve hareketlerini hesaplamayı konu edinen dalı. Gök cisimlerinin pozisyonlarını, hareketlerini ve aralarındaki mesafeyi ölçme işleri astrometrinin ilgi alanına giriyor.

Tayfsal Çiftler

Bunlar da birbirlerine çok yakın olduğundan teleskoplarla bile tek yıldız şeklinde görülürler. Birbirlerine yakın olduklarından yörünge hızları büyüktür. Tayflarının incelenmesi ile ortaya çıkarılırlar. Bunun için yıldızların yörünge düzlemlerinin bizim bakış doğrultumuzla dik gelmemesi gerekiyor. Yıldızların hızlarından ötürü tayfları, hareket ettikleri yöne bağlı olarak kırmızıya veya maviye kayar. (Dopler Etkisi)

Eğer yıldızlardan biri daha parlaksa onun tayf çizgileri görülür, yoldaş yıldızın hareketine bağlı olarak bu çizgiler spektrum üzerinde yalpalar. Eğer iki yıldız birbirine yakın parlaklıktaysa ikisinin de tayf çizgileri görülür ve bunlar ters yönde hareket ederler.

Örten Çiftler

Eğer çift yıldızın yörünge düzlemini sıfıra yakın açı ile tam kenardan görüyorsak, yıldızların yörünge hareketi sırasında oluşan örtülme veya tutulmaları gözlemleyebiliriz. Bu örtülmeler sırasında çiftin görünür parlaklığı iki defa azalır.

Örten çiftin yörünge hareketi sırasında Dünya’dan yapılan gözlemlerde örtülmeler sırasında parlaklık değişimleri görülür.

Parlaklık profilinin (üstteki grafik) daha şiddetli düştüğü durum birinci minimum, daha zayıf düşüş ise ikinci minimum olarak adlandırılır.

kaynaklar, ileri okumalar: acikders.ankara.edu.trastronomy.ege.edu.tr | wikipedia | space.com | gokbilgi.blogspot | ganymede.nmsu.edu/tharriso  |

NGC 6753 ve gökada taçküresi

NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu’nun gözü bu kez 148 milyon ışık yılı uzaklıktaki NGC 6753 katalog numaralı (LEDA 62870 ve ESO 184-22 olarak da kayıtlı) gökadaya bakıyor. Kollarında güçlü morötesi ışınlar saçan genç yıldızlar mavi renkte parlarken daha yaşlı yıldızlar yaydıkları yakın-kızılötesi ışınlarıyla galaksiye kırmızıya çalan rengini veriyor.

Tavus (Pavo) takımyıldızında konuşlu olan bu sarmal gökada 5 Temmuz 1836’da İngiliz astronom John Herschel tarafından keşfedildi. Mayıs 2000’de galaksi içinde SN 2000cj isimli bir Tip Ia üstnova (süpernova) gözlemlendi.

Telif: NASA / ESA / Hubble / Judy Schmidt

Gökada taçküresi (koronası)

NGC 6753’ü gökbilim araştırmaları açısından önemli kılan şey sahip olduğu taçküresi. 2013 yılında astronomlar NGC 6753’ü sahip olduğu kütle ve yakınlık bakımından ‘taçküresi’ (korona) incelenebilir iki spiral gökadadan biri (diğeri: NGC 1961) olarak kayıtlara geçirdi.

Gökada taçküresi, galaksinin esas gövdesini saran, galaktik ölçekte geniş alana yayılmış, sıcak gaz partiküllerinin bulunduğu gözle görünmeyen küresel şekle sahip bir bölgedir. Gökada taçküreleri çok sıcak oldukları için X-ışını yayarlar ki bu sayede tespit edilebilirler. Gökada taçküresi bir galaksinin görünür çapının çok uzaklarına kadar uzanır.

Uzay boşluğuna yayılmış çok seyrek gaz atomlarından oluştuğu için, bu ince yapılı bölgeleri tespit edip incelemek oldukça zordur. NGC 6753 bu anlamda astronomlara önemli bir gözlem sahası sunuyor.

kaynaksci-news.com |

Satürn ve Dünya karşılaştırması

Satürn 120,536 km ekvatoryal çapıyla Jüpiter’den sonra Güneş Sistemi’nin en büyük ikinci gezegeni. Çapı Dünya’nın 9.5 katı: içersine 764 tane Dünya sığdırabilirsiniz. Ayrıca Dünya’nın 95 katı kütleye sahip.

İş yoğunluğa geldiğinde ise karasal bir gezegen olan Dünya öne geçiyor. Dünya’nın özkütlesi 5.52 g/cm3, Satürn’ün özkütlesi ise sadece is 0.687 g/cm3. Satürn teorik olarak suda (1 g/cm3) batmaz.

Satürn, üzerinde yürüyebileceğiniz herhangi bir yüzeye sahip değil elbette ancak eğer gezegenin üstünde bulunabilseydiniz Dünya’dakiyle neredeyse aynı yerçekimine maruz kalırdınız. Satürn’ün kütlesi gezegenimizden fazla olmasına karşın, gaz devinin boyutları nedeniyle yüzeyinde çekim gücü zayıflıyor.

Dünya’da bir gün 24 saat sürerken bir Satürn günü 10 saat 32 dakikadır. Satürn Güneş etrafındaki bir tam turunu 29,5 Dünya yılında tamamlar. Dünya’nın Güne’e olan ortalama uzaklığı olan 149.5 milyon km ‘astronomik birim’ olarak ifade edilir. Satürn’ün Güneş’e 9.55 AB uzaklıktadır: 1.4 milyar km.

kaynak: universetoday.com |

Cassini Satürn’ün atmosferine ölümüne dalacak

2004 yılından beri Satürn’ü, uydularını ve elbette halka sistemini gözlemleyen Cassini uzay aracı “Görkemli Son”/”Grand Finale” denilen son görevine hazırlanıyor.

Cassini görevi 15 Eylül günü, Türkiye saati ile 14:55’te, uzayaracının Satürn atmosferine girip yok olmasıyla sona erecek. Cassini uydusu ve ona bağlı Huygens sondası 15 Ekim 1997 tarihinde fırlatılmış, gezegene ise 25 Aralık 2004 tarihinde ulaşmışlardı.

Cassini neden Satürn atmosferine giriyor?

Cassini’yi Satürn atmosferinde yok edecek son görevinin gerekçelerinden biri, uzayaracının ileriki zamanlarda Satürn’ün herhangi bir uydusuna düşüp buraya Dünya kaynaklı mikroorganizma bulaştırma riskinin tamamen ortadan kaldırılması. Uzaylı mikro yaşam ararken dünyalı bakteriler bulmayı kimse istemez ne de olsa.

Satürn’ün Atmosferi

Görkemli Son’un diğer gerekçesi ise Satürn atmosferi hakkında, atmosferin içinden bilgi toplayabilmek.

Cassini, Satürn’ün uyduları ve halkasında yakın geçişler yapabilmek için kimi zaman itici motorlarıyla manevralar yapıyor, bunun için de roket yakıtı harcıyordu. Son kalan yakıtını Satürn’ün atmosferinde hızla ilerlerken elde ettiği verileri Dünya’ya başarıyla iletebilmek amacıyla antenini Dünya’ya dönük tutmak için harcayacak.

Cassini neleri gözlemleyecek?

Cassini son görevinde Satürn’ün atmosfer bileşimini, rastlarsa atmosferdeki toz partiküllerini, Satürn’ün iyonosferini doğrudan gözlemleyecek. Ayrıca Satürn’ün dönüşünü daha iyi anlamamızı sağlayabilecek manyetik alan ölçümleri yapacak. Bunlar dışında, sahip olduğu gözlem araçları hiç beklenmedik şeyleri de açığa çıkarabilir.

Huygens Sondası

Başta belirttiğim gibi Cassini Satürn’e tek başına gitmemiş, yanında Avrupa Uzay Ajansı ve İtalyan Uzay Ajansı’nın geliştirdiği Huygens sondasını da götürmüştü. 2005 yılında Cassini’den ayrılıp Satürn’ün en büyük ayı Titan’ın yüzeyine inen sonda yüzlerce bilimsel makale için veri sağladı.

kaynak: NASA |

karşı konumdaki Satürn

Satürn 15 Haziran’da karşı konumdaydı. Dünya’dan uzak yörüngeye sahip gökcisimlerinin Güneş-Dünya-gökcismi biçiminde dizilmesi durumuna ‘karşı konum’ diyoruz. Karşı konumdaki gezegenlerin yüzeyi, Dünya’daki gözlemcilerin bakış açısından tam olarak aydınlanmış olarak görülür. Bu görüntü 11 Haziran’da karşı konuma yakınken çekildi:

Satürn’ün şimdiye dek yerdeki teleskoplardan elde edilmiş en keskin görüntüsü bu olabilir. Yedi amatör astronomdan oluşan bir grup tarafından, 105 cm çaplı Pic du Midi gözlemevinden elde edilen bu görüntüde, Satürn’ün halka yapısı oldukça detaylı biçimde görülmekte.

Pic di Midi, belli zamanlarda amatör astronomların kullanımına açılan bir gözlemevi. Satürn’ün yörüngesinde dolaşan Cassini uzayaracından elde edilen veriler sayesinde, astronomların yerdeki teleskoplarla Satürn’ü izlemesine gerek kalmıyor. Cassini ise şu sıralar Muhteşem Son’unun 9. turuna devam ediyor.

Satürn nasıl görülebilir?

Halkalı gezegeni gözlemek için güney doğu yönüne bakmanız gerekiyor. Parlak olacağı için farketmesi kolay olacaktır. İyi seyirler.

kaynak: planetary.org |

Analemma

Yunanistan’da bulunan antik Corinth şehrindeki Apollon tapınağı üzerinde analemma.
Telif: Anthony Ayiomamitis

Eğer her gün aynı saatte güneşi fotoğraflarsanız, güneşin gökyüzündeki konumunun sabit kalmadığını farkedersiniz. Yıldızımız gökyüzünde bozuk bir ‘8’ çizer. Gökbilimde bir gök cisminin diğer bir gök cisminden gözlendiğinde, günün belli anındaki konumunun hareketini gösteren eğri analemma olarak adlandırmaktadır. Türkçesi günizi olarak da geçmekte.

Güneş’in analemmasının bu şekli almasındaki etkenler Dünya yörüngesinin elips şekli ve Dünya’nın eksen eğikliğidir. Bu etkenler değiştiği için farklı gezegenlerde analemmanın şekli de farklı olur.

Güneş Mars gökyüzünde bu şekilde bir analemma çizer.

Analemma yakalamak neden zordur?

Analemma çekmek oldukça zordur. Çünkü tek seferde yakalayabileceğiniz bir olay değil. Yıl içersinde 30 – 50 gün çekim yapmanız gerekir. Daha sonra bu çekimler bilgisayarla birleştirilmeli.

En üstte fotoğrafını gördüğünüz Anthony Ayiomamitis, analog (filmli) makina kullanmış. Önce güneşten gelecek aşırı ışığı kesmek için bir filtre kullanarak güneşin gökyüzündeki hareketlerini yakalamış. Tabii bu yıl boyunca, günün hep aynı vaktinde, aynı noktadan, aynı pozisyonda çekim yaparak mümkün oluyor! Filtre harabelerden gelen ışığı da engellediğinden onlar bu çekimlerde filme yansımıyor. Daha sonra antik harabeleri filtre olmadan ve güneş gökyüzünde değilken çekmiş. Meşakatli bir iş ancak hakkını veriyor.

Tutulemma: güneş tutulmalı analemma

Aşağıda gördüğünüz resim ise Türkiye’den bir astrofotoğrafçının, Tunç Tezel’in kardeşi Cenk Erim Tezel ile beraber çektiği düzünelerce görüntünün birleştirilmesiyle oluşturulmuş 2006 analemması. Bu analemmanın dikkat çekici farkı elbette güneş tutulmasını da içermesi. Resmin sağ altında Venüs parlamakta.

Telif: Tunç Tezen & Cenk Erim Tezel

Tunç Tezel bu analemmayı ‘tutulemma’ olarak adlandırmış.  Bu kelimeyi, analemma ve tutulma kelimelerinin birleşimiyle, kendisi icat ettmiş.

kaynaksolar-center.stanford.edu | spaceweather.com |

Phobos

İnsanlar Mars’ın varlığını binlerce yıldır bilseler de Phobos’un varlığından 1877 yılında Amerikalı astronom Asaph Hall sayesinde haberdar oldular.

Mars’ın iki uydusundan gezegene daha yakın olan Phobos kardeşi Deimos’a göre daha büyük olmasına karşın 22 km çapıyla Güneş Sistemi’ndeki en küçük uydulardan biridir. Yapısı C tipi asteroitlerde olduğu gibi karbon zengini kayadan oluşur. Benzer özellikteki diğer Mars uydusu Deimos gibi bir zamanlar asteroitken, gezegenin kütle çekimine yakalanarak uyduya dönüştüğü düşünülmekte.

ISRO / ISSDC / Emily Lakdawalla

 

 

Yörünge yüksekliği yaklaşık 6000 km olan uydu, Mars’taki bir gözlemci için günde iki defa doğup batar. Yüksekliğinin az olması, Mars’ın bazı bölgelerinde hiç görülememesine sebep olur.

Gökbilimciler Phobos’un 50 milyon yıl içinde ya Mars’a düşeceğini ya da yörüngede kütleçekim gelgit etkilerine dayanamayarak parçalanacağını düşünüyorlar. Eğer parçalanacak olursa Mars da halkalı bir gezegene dönüşebilir. Hakkımızda hayırlısı.

halkalı mars
Uydusunun hazin sonu Mars’ı daha yakışıklı hale getirebilir.

Yörüngesindeki gariplikler gökbilimcilerin içinin oyuk olabileceğini düşünmeye itmişti. Yapılan incelemeler, Phobos’un %25-35 oranında gözenekli olması gerektiğini göstermişti. Bu sonuç gezegenbilimcilere Phobos’un Mars’ın etrafında tur atan bir “moloz yığını”ndan biraz daha fazlası olduğu konusunda yol gösterdi. Büyük ve küçük parçaların biraraya gelmesiyle oluşan bir moloz yığını, bu parçalar birbirine tam uymayacağı için içinde boşluklar oluşur.

 

Hilal Bulutsusu – NGC 6888

Fotoğraf: J-P Metsävainio

15 Aralık 1792’de Wilhelm Herschel tarafından keşfedilen, NGC 6888 katalog numaralı Hilal Bulutsusu, Kuğu Takımyıldızı’na dahil olup bizden yaklaşık 4700 ışıkyılı uzaklıktadır. Bir salma bulutsusu olan NGC 6888, merkezinde yer alan parlak büyük kütleli yıldızın güçlü rüzgarları ile şişen 25 ışık yılı genişliğinde kozmik bir balona benzer.

Yıldızın saçtığı maddeden oluşan bu rüzgar saniyede 2000-3000 km hızla yol alırken bulutsuyu oluşturan gazların yıldızdan dışa doğru harekete geçmesine neden olur.

Wolf-Rayet yıldızı olarak sınıflandırılan bu yıldız o kadar büyük kütlelidir ki her 10 bin yılda Güneş’in kütlesine eş miktarda madde püskürterek güçlü bir yıldız rüzgarı oluşturur. Bu nefesi kuvvetli dev yakıtını muazzam hızla tüketirken ömrünün sonuna da yaklaşıyor. Nihayetinde bir üstnova patlaması ile sönecek.

Hilal Bulutsusu nasıl gözlenir?

Kuğu Takımyıldızı’na dahil olduğu için en iyi gözlem zamanı yaz aylarıdır. 4700 ışıkyılı uzaklıkta bulunduğu için görmesi kolay bir hedef değil. Çok karanlık yerlerde daha küçük teleskoplarla görülebilse de gözlem için 8 inç (20cm) çaplı bir teleskop önerilmekte.

Yine yaz döneminde iyi gözlenebilen +8.8 kadirden Halka Bulutsusu gökyüzünde Hilal’e komşu takımyıldızda yeralıyor. Aynı gece iki bulutsuyu gözlemleyebilirsiniz.

kaynak: cosmos magazine | bulutsu.orgoneminuteastronomer.com

Io ve Büyük Kırmızı Leke

Jüpiter’i gözlemleyen Juno uzayaracı tarafından elde edilmiş olan bu görüntüde, gaz devinin meşhur fırtınası Büyük Kırmızı Leke (Big Red Spot) ve gelgit etkisinin yüksek volkanik etkiye sebep olduğu Io isimli uydu görülüyor.

Teleskop ile baktığınızda kimi zaman Jüpiter’in üzerinde, uydularının sebep olduğu güneş tutulmalarının gölgelerini gözlemlersiniz. Juno’nun kayda geçirdiği bu tutulmada Io’nun gölgesi Büyük Kırmızı Leke’nin üzerine düşmüş.