— Delikanlım! İyi bak yıldızlara

. . . — Delikanlım!. İyi bak yıldızlara, onları belki bir daha göremezsin. Belki bir daha yıldızların ışığında kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..
Delikanlım!. Senin kafanın içi yıldızlı karanlıklar kadar güzel, korkunç, kudretli ve iyidir. Yıldızlar ve senin kafan kâinatın en mükemmel şeyidir.
Delikanlım!. Sen ki, ya bir köşe başında kan sızarak kaşından gebereceksin, ya da bir darağacında can vereceksin. İyi bak yıldızlara onları göremezsin belki bir daha… . . .
Nâzım Hikmet
Benerci Kendini Niçin Öldürdü?

Daha fazla bilinen hali ile “Delikanlım! İyi bak yıldızlara” diye başlayan şiir esasen Nâzım Hikmet’in Benerci Kendini Neden Öldürdü? adlı eserinin birinci kısım, birinci bab, II. bölümünden bir parçadır.

İyi bakın yıldızlara!

şeb-i yelda

Gezegenimiz bugün yılın en uzun gecesini yaşayacak. En uzun karanlık, bir parça kasvet içerse de aynı zamanda içinde umut da taşır: artık geceler kısalacak..

Şeb-i yeldayı müneccim ile muvvakit ne bilir?
mübtela-i gâma sor kim geceler kaç saattir

Bosnalı Sabit Efendi’nin bu beyitte müneccim dediği bugünün astrologları, muvvakit ise namaz vakitlerini hesaplayan, dini günleri içeren takvimleri hazırlayıp ramazanda imsakiye hazırlayanlar.. Yani en uzun gecenin ne zaman başlayıp ne zaman biteceğini, ne kadar süreceğini belki saniyesine varıncaya dek hesaplayabilen kimseler.

İşte bunlar en uzun geceyi bilemez diyor Sabit Efendi. Peki kim bilir? Elbette aşk acısıyla mübtela-i gâm yani üzüntüye tutulan, kederin bağımlısı olanlar bilir. Şüphesi olan süre tutsun!

Geceleri uyumayanların yolundan çekilin! – Nietzsche