Tekrar tebrikler Tunç Tezel!

Ülkemizin başarılı astrofotoğrafçılarından Tunç Tezel’den yine bir ödül haberi var: Tezel, Kraliyet Greenwich Gözlemevi ve Müzesi, 2017 Yılın Astronomi Fotoğrafı Yarışması’nda “Gezegenler, Küçük Gezegenler ve Kuyrukluyıldızlar” dalında, Tersinir Mars ve Satürn isimli fotoğrafıyla 2. oldu. Yarışmada tüm kategorideki fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

Tunç Tezel
Canon EOS 6D kamera, 50 mm f/3.5 lens, ISO 3200

11 ay boyunca çekilen 46 farklı fotoğrafın birleştirilmesiyle oluşturulmuş bu kompozit görüntüde Satürn ve Mars gezegenlerinin geri hareketi (nâmı diğer: retro) görülüyor.

2016 yılı boyunca iki gezegenin birbirine yakın duruşunu değerlendiren Tezel kabaca her hafta bir fotoğraf çekerek bu görüntüyü oluşturmuş. Parlayan gezegenleri üzerinde gösterdiği arka plan görüntüsü ise 9 Mart 2016’da Endonezya’da çekilmiş. Mars geri hareketine 21-22 Mayıs’ta başlarken, Satürn ondan sadece 12 gün sonra, 2-3 Haziran’da geri harekete geçti.

Tunç Tezel astrofotoğrafide zaman atlamalı (time lapes) çekim tekniğini, bir güneş tutulması içeren 2009 analeması’nda da başarıyla uygulamıştı.

2006 analemması ve güneş tutulması. Tunç Tezel, Cenk Tezel

Tunç Tezel 2011 yılında yine aynı yarışmanın Gökada Cenneti dalında birinci olmuştu. Ayrıca 2009 ve 2014 yıllarında TWAN (Geceleyin Dünya) sitesinde ayın fotoğrafçısı seçilmişti. Tekrar tebrik dememin sebebi bu 🙂

2011’in en iyi astronomi fotoğrafları

Tebrikler Tunç Tezel!

Royal Observatory (Kraliyet Gözlemevi) Sky at Night dergisi ve ünlü fotoğraf paylaşım sitesi Flickr desteği ile 2011 yılının en iyi astrofotoğrafçılarını belirledi. ‘Dünya ve Uzay’, ‘Güneş Sistemimiz’, ‘Derin Uzay’, ‘Genç Astronomi Fotorafçısı’ ve ‘Özel Ödüller’ adı altındaki farklı dallarda toplam 24 astrofotoğrafçı ödül kazandı. Listede Galactic Paradise (gökada cenneti) dalında birinci gelen Tunç Tezel de var.

Tezel, ödül kazandığı fotoğrafı, 11 Temmuz 2010’daki tam güneş tutulmasını görmek için gittiği Cook Adaları’na bağlı Mangaia’nın batı sahilindeki Oneroa köyünde kaldığında çekmiş. Fotoğrafta, tropikal güney gökyüzündeki Samanyolu’nun milyarlarca yıldızdan oluşan disk şekili görünmekte:

Tunç Tezel

Damian Peach ise aşağıdaki fotoğrafla hem “Güneş Sistemimiz” kategorisin hem de genelde 2011 yılının en iyi astrofotoğrafçısı seçilmiş. Jüpiter’in iki yanında uyduları İo ve Ganymede görülüyor.

Damian Peach's image: jupiter io ganymede

Yarışmacı adayları bu sene geçen seneye göre iki kat artış göstermiş. Jüri üyelerinden Will Gater seçim yapmakta zorlandıklarını söylüyor. bu yıl geçen seneki başvuruların iki katı kadar aday olduğunu ve . Geri kalan 24 başarılı çekimi bu adreste inceleyebilirsiniz. Ayrıca Yılın Astronomi Fotoğrafçısı 2011 adlı sergi, Londra’daki Kraliyet Gözlemevi’nde 12 Şubat’a kadar devam edecek.

2010 yılın astronomi fotoğrafçısı

Eylül ayında Greenwich’deki Royal Gözlemevi’nce Yılın Astronomi Fotoğrafçısı ödülleri dağıtıldı. Yarışmanın birincisi aşağıdaki fotoğrafıyla Tom Lowe oldu. Ön planda bir çeşit çam ağacı ve yaşayan en yaşlı ağaç türü olan, kurumuş bir bristlecone var. Bu ağaçlar 5.000 yıl kadar yaşayabiliyorlar. Arka planda ise gökadamızın merkezi görülüyor;  görülen yıldızların ışınları yola çıktığında, şimdi kurumuş olan bu oldukça yaşlı ağacın ataları hayattaydı.

Tom Lowe bu fotoğrafla, 2010 Yılın Astronomi Fotoğrafçısı ödülünü kazandı.

Bu fotoğraf dışında kategori birincileri de seçildi. Birbirinden etkileyici fotoğraflar arasından birincileri seçmek zor olmuştur herhalde. Diğer kazanan fotoğrafları buradan görebilirsiniz. BBC’nin sitesinde, fotoğraflar ile sesli anlatımın (İngilizce) birleştirildiği bir slayt hazırlanmış. Ona da göz atmanızı tavsiye ederim.

kaynak: willgater.com

Satürn ve Lutetia

Fotoğrafı ilk gördüğümde “ya arkadaş sizde de ne tesisat var böyle” diyesim gelmişti. Fotoğrafı yakalayan o arkadaşlar ESA, tesisatları da Rosetta uzayaracıymış.  Yukarıdaki görüntüde Lutetia küçük gezegeni (asteroid) görülüyor; arka planda da Satürn gezegeni var, fakat bu bir tesadüf. Gezegen, Lutetia’ya yakınlaşan sondanın kamerasının kadrajına tesadüfen girmiş. Astrofotoğraf biraz da şans işi.

Rosetta ile küçük gezegenin arasındaki mesafe  510.000 km’den 81.000 km’ye inerken, dar açı kamerasına yansıyan görüntülerin ayrıntıları artmış normal olarak. Gittikçe büyüyen gökcisminin görüntüleri birrleştirilerek aşağıdaki resim oluşturulmuş:

Bu uzay sondasının asıl hedefi ise 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızı; Rosetta, 2014 yılında yörüngesine gireceği, 4 kilometre çaplı 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına konacak küçük bir iniş aracı da taşıyor.

Rosetta'nın taşıdığı bir iniş aracı 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına konacak. Bu sahne, bir sanatçının gözünde yukarıdaki gibi canlandırılmış.

kaynak: mydarksky.org | esa.int |

sanki birşeyler eksik!

Güneş sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter, bugünlerde biraz farklı gözüküyor. Bir amatör astronomun keşfine göre, Jüpiter kuşaklarndan biri kaybolmuş. Yüzlerce yıldır devam ettiğini bildiğimiz bir fırtına olan Büyük Kırmızı Leke artık daha sade bir zeminde esiyor. Yüzeyi oldukça hareketli ve değişken olan Jüpiter’de bu durum 10-15 yılda bir rastlanan bir durum. Yüzeyin önceden neye benzediğini Voyager 1 sondasının çektiği görüntülerden oluşturulmuş aşağıdaki hareketli görüntüden görebilirsiniz:

volkanlı gökyüzü

İzlanda’daki Eyjafjallajokull yanardağının patlaması dev havacılık endüstrisine bir anda diz çöktürmüş ve hemen hemen bütün Avrupa gökyüzünde tüm uçuşları durdurmuştu. Havayollarının milyarlarca dolarlık zararlarının yanısıra milyonlarca yolcunun perişanlığı da bu beklenmedik doğal afeti yılın en önemli olaylarından biri yaptı.

İş seyahatindeki çalışanlar, tatile gitmeyi umarken evinde kalanlar, daha da kötüsü tatile gidip evine ve işlerine dönemeyenler… Hava ulaşımındaki bu kesinti, sayısız insanı kara-deniz yollarında, havaalanı köşelerinde filan sefil ederken küçük ve mutlu bir azınlığa ise belki de ömürlerinde bir daha karşılaşamayacakları bir ayrıcalık sunuyordu: gökyüzünü uçak sinyal ışıkları olmadan görüntüleyebilme ayrıcalığı.

Pek çok yerdeki yoğun hava trafiği, uzun ve geniş açılı astrofotoğraf çekimlerine de yansır. Yuvarlak yıldız çizgileriyle bezenmiş şahane bir görüntü bir ya da daha fazla düz çizgiyle kesilir. Fakat bu defa değil: Britanya, Northamptonshire’dan Jamie Cooper, 2,5 saatlik bu çekimi uçak geçişi olmadan tamamlamayı başarmış.

Volkan manzaradan uçakları çıkartırken, atmosfere saçılan küllerin sebep olduğu hafif bir morluk eklemiş. Bundan şikayetçi olunmaz herhalde.

Kaynak: spaceweather.com | Görüntü: Jamie Cooper

halkalı güneş tutulması kareleri

İstanbul’da havanın kapalı olması sebebiyle güneşi görmedim, ama tutulma bölgesinden çok güzel fotoğraflar spaceweather.com‘a ulaşmış. Artık bunlarla idare edeceğiz. Yukarıdaki fotoğraf İran’da Nilüfer Khavari tarafından çekilmiş. Büyük güneş lekesi 1040 güneşin üzerinde rahatça seçilebiliyor.

Aşağıdaki fotoğrafsa Elias Chasiotis tarafından Yunanistan’da çekilmiş. Güneş ve Ay, antik çağdan kalan, deniz tanrısı Poseidon’a adanmış bir tapınağın arkasından doğuyorlar. Tutulmanın izlenebilldiği batıdaki en uç nokta Yunanistan’dı.

Bunlar halkalı tutulmayı izleyemeyecek kadar şanssız yerlerden alınan görüntüler. Bir de halkalı tutulmanın tamamını izleyebilenler var. Beijing Gezegenevi’nden Siang Zhan önüne tül perde gibi geçen bulutların arkasındaki güneşi yakalamış. İstanbul’da maşallah pancurlar bile kapalıydı.

Daha fazla fotoğrafa spaceweather.com’un tutulma albümünden ulaşılabilir.

kaynak: spaceweather.com | görüntü: Nilüfer Khavari’nin izniyle [1] | Elias Chasiotis [2] | Siang Zhan [3] |

570 megapiksel karanlık enerjinin kaynağını görmeye yetecek mi?

Yukardaki fotoğrafta dev bir kameranın kalbi gözüküyor. 74 CCD algılayıcısına sahip bu dev, bir mini Cooper boyutlarıyla tasarlanan en büyük kameralardan biri. 74 algılayıcı, Fermilab’de uluslararası fizikçi ve astronomlardan oluşan bir takım tarafından geliştirilen bu kameraya 570 megapiksellik bir  kapasite sağlıyor.

Tamamlanıp, Şili’deki kundağına yerleştirldikten 5 yıl sonra, 300 milyon gökadayı haritalamış olacak. Yapılan çalışmaların karanlık enerjinin sırlarını çözmeye yardımcı olması umut ediliyor; gerçekte karanlık enerjinin varolup olmadığı bilinmesede! Bilinen şey Büyük Patlama’dan sonra evrenin sürekli olarak genişlediği. Bu genişlemeye karşı kütle çekim kuvvetinin yavaşlatma etkisi var, buna rağmen genişleme hızlanıyor. Ne olduğu bilinmese de buna bir şeylerin sebep olduğu açık. İşte bu bilinmeyen etki karanlık enerji olarak anılıyor.

Bakalım bu koca kamera karanlık enerjiyi görmeye yetecek mi.

kaynak: wired.com | görüntü: Fermilab

uyuyan dev uyandı

Güneş uzun zamandır pek etkin değildi. Yeni döngünün ilk lekelerinden birini hava muhalefeti nedeniyle kaçırmıştım. Fakat 2009 geride kalırken uyuyan devimiz uyanmış gibi gözüküyor. Etkinliği artan yıldızımız gözlemcilere güneş lekeleri konusunda artık daha cömert davranmaya karar vermiş olmalı. Yılın son günü dürbünle yansıtma yöntemiyle leke 1039’u görme şansım oldu.

2010 yılı içersinde daha fazla leke göreceğiz muhtemelen. Minimuma giren güneşimizle beraber rafa kaldırdığım “güneş dürbünü” projemi (Leke) bu ay tekrar gündemime almayı düşünüyorum.

Çoğu unutulan veya gelecek yıla devredilen kararlar alma dönemi olarak yılbaşlarını değil doğum günümü kullanıyorum. Pratikte fazla bir şey değişmiyor tabi. Yine de bir değişiklik yapıp bu yılbaşı Leke’nin yapımına başlama kararı alayım dedim. Doğum günüme bir ay var. Belki bu fazladan karar etki eder de geçen yaş günümde aldığım Leke’yi tamamlama kararımı bir ay içinde gerçekleştiririm.

Bu projenin ayrıntılarını daha sonra yazarım.

Eğer siz de 2010 yılında daha fazla güneş gözlemi yapmayı planlıyorsanız, gökbilim forumundaki şu başlığa göz atmanız faydalı olabilir. Şayet bir gözlem aracınız varsa, Güneş’i doğrudan gözlemeniz için gerekli güneş filtresini ucuza temin edebilirsiniz böylece. Ben de teleskobum için siparişimi verdim.

Yeni çıkan güneş lekelerini ve güneş lekelerinin konumunu öğrenmek içinse spaceweather.com sitesini kullanabilirsiniz.

Ay

Yeni yıla parçalı ay tutulması ardından gireceğiz; Astronomi Yılına yakışan bir son. Astronomi Yılı bitiyor bitmesine ama elbette gökbilim de devam ediyor, AstroTürk de.. 2010 yılının ay tutulmasının ardından başlayan ilk ayında özel bir şeyler yapmaya karar verdim: Ocak ayı boyunca tek doğal uydumuz olan Ay’a ağırlık vereceğim. Bazı yazılar hazır, bazılarıysa ay içersinde tamamlanacak. Yine farklı konulardan da yazılar olacak tabi.

Yeni yılınız şimdiden kutlu olsun 🙂