güney ışıkları

Genel olarak kutup ışıkları/aurora olarak adlandırılan doğa olayları, gerçekleştikleri bölgeye göre kuzey ışıkları veya güney ışıkları olarak da adlandırılıyorlar. Aşağıdaki fotoğrafta Hint Okyanusu üzzerindeki güney ışıkları gözüküyor. Fotoğraf Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki astronotlarca çekilmiş.

Uzay İstasyonu’ndan görüntülenen güney ışıkları.

Dünya’nın manyetik alanının doğruca Yer’e gelmesini engellediği güneşten gelen yüklü parçacıkların bir kısmı kutuplardan doğru atmosferimize sokulurlar. Bu esnada da florasan lambaların yanmasına benzer biçimde çeşitli renklerde ışıldamalara sebep olurlar.

görüntü: spaceweather.comUUİ astronotları

Soluk Mavi Nokta

14 Şubat 1990 günü, o an Dünya’dan 6.4 milyar kilometre uzakta bulunan NASA’nın Voyager 1 uzay sondası “Soluk Mavi Nokta” diye anılan bu fotoğrafı çekti.  Bu görevin planlayıcılarından ünlü astronom Carl Sagan, aynı isimli kitabında soluk mavi noktayı şu destansı anlatımla ölümsüzleştirdi:

Uzayın derinliklerinde küçücük soluk mavi nokta biçiminde görülen Dünya’mız.

Soluk Mavi Nokta

Uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. Eğer bu resme dikkatlice bakarsanız, orada bir nokta göreceksiniz. O noktaya tekrar bakın. İşte o nokta burası; evimiz… O nokta biziz. Sevdiğiniz herkes, tüm tanıdıklarınız, adını duyduklarınız, gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktanın üzerinde geçirdiler. Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden emin bin çeşit inancımız, ideolojimiz ve ekonomik öğretimiz; her avcı ve her yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri, her kral ve her köylü, birbirine aşık olan her genç çift, her anne ve her baba, umutları olan her çocuk, her mucit ve her kâşif, ahlak değerlerini öğreten her öğretmen, yozlaşmış her politikacı, her bir “yıldız”, her bir “yüce önder”, her aziz ve her günâhkar işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinde.

Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün… Şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün… Anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun!

Bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. Gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. İçinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.

Dünya… Şu ana kadar, yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. En azından yakın gelecekte, türümüzün göçebileceği başka hiçbir yer yok. Evet, ziyaret ediyoruz. Ama henüz yerleşemiyoruz. Beğensek de beğenmesek de, Dünya şu an için yaşadığımız yegâne yer.

Gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor. Bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük Dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. Bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor.

Carl Sagan, Soluk Mavi Nokta (Pale Blue Dot), 1994
Çeviri ve Düzenleme : Murat TUNÇAY – Tahir ŞİŞMAN

bulutsu.org

Ekliptik düzleme 32 derece açıyla, Camelopardalis takımyıldızı yönünde ilerleyen Voyager 1, son fotoğrafik görevi için kameralarını Orion takımyıldızına çevirip 39 geniş, 21 tane de dar açılı fotoğraf kaydetti. Bu sayede tüm gezegenlerin görüldüğü, Güneş Sistemi’nin bir aile fotoğrafını çekmiş oldu.

Boşlukta, Güneş ışınlarının arasında soluk bir nokta olarak görülen Dünya’nın fotoğrafı da bu sayede ortaya çıkmış oldu.

Voyager I tarafından kaydedilen, Güneş Sistemi’ndeki tüm gezegenlerin bir arada gözüktüğü birleşik görüntü.

Tekrar tebrikler Tunç Tezel!

Ülkemizin başarılı astrofotoğrafçılarından Tunç Tezel’den yine bir ödül haberi var: Tezel, Kraliyet Greenwich Gözlemevi ve Müzesi, 2017 Yılın Astronomi Fotoğrafı Yarışması’nda “Gezegenler, Küçük Gezegenler ve Kuyrukluyıldızlar” dalında, Tersinir Mars ve Satürn isimli fotoğrafıyla 2. oldu. Yarışmada tüm kategorideki fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

Tunç Tezel
Canon EOS 6D kamera, 50 mm f/3.5 lens, ISO 3200

11 ay boyunca çekilen 46 farklı fotoğrafın birleştirilmesiyle oluşturulmuş bu kompozit görüntüde Satürn ve Mars gezegenlerinin geri hareketi (nâmı diğer: retro) görülüyor.

2016 yılı boyunca iki gezegenin birbirine yakın duruşunu değerlendiren Tezel kabaca her hafta bir fotoğraf çekerek bu görüntüyü oluşturmuş. Parlayan gezegenleri üzerinde gösterdiği arka plan görüntüsü ise 9 Mart 2016’da Endonezya’da çekilmiş. Mars geri hareketine 21-22 Mayıs’ta başlarken, Satürn ondan sadece 12 gün sonra, 2-3 Haziran’da geri harekete geçti.

Tunç Tezel astrofotoğrafide zaman atlamalı (time lapes) çekim tekniğini, bir güneş tutulması içeren 2009 analeması’nda da başarıyla uygulamıştı.

2006 analemması ve güneş tutulması. Tunç Tezel, Cenk Tezel

Tunç Tezel 2011 yılında yine aynı yarışmanın Gökada Cenneti dalında birinci olmuştu. Ayrıca 2009 ve 2014 yıllarında TWAN (Geceleyin Dünya) sitesinde ayın fotoğrafçısı seçilmişti. Tekrar tebrik dememin sebebi bu 🙂

2011’in en iyi astronomi fotoğrafları

Tebrikler Tunç Tezel!

Royal Observatory (Kraliyet Gözlemevi) Sky at Night dergisi ve ünlü fotoğraf paylaşım sitesi Flickr desteği ile 2011 yılının en iyi astrofotoğrafçılarını belirledi. ‘Dünya ve Uzay’, ‘Güneş Sistemimiz’, ‘Derin Uzay’, ‘Genç Astronomi Fotorafçısı’ ve ‘Özel Ödüller’ adı altındaki farklı dallarda toplam 24 astrofotoğrafçı ödül kazandı. Listede Galactic Paradise (gökada cenneti) dalında birinci gelen Tunç Tezel de var.

Tezel, ödül kazandığı fotoğrafı, 11 Temmuz 2010’daki tam güneş tutulmasını görmek için gittiği Cook Adaları’na bağlı Mangaia’nın batı sahilindeki Oneroa köyünde kaldığında çekmiş. Fotoğrafta, tropikal güney gökyüzündeki Samanyolu’nun milyarlarca yıldızdan oluşan disk şekili görünmekte:

Tunç Tezel

Damian Peach ise aşağıdaki fotoğrafla hem “Güneş Sistemimiz” kategorisin hem de genelde 2011 yılının en iyi astrofotoğrafçısı seçilmiş. Jüpiter’in iki yanında uyduları İo ve Ganymede görülüyor.

Damian Peach's image: jupiter io ganymede

Yarışmacı adayları bu sene geçen seneye göre iki kat artış göstermiş. Jüri üyelerinden Will Gater seçim yapmakta zorlandıklarını söylüyor. bu yıl geçen seneki başvuruların iki katı kadar aday olduğunu ve . Geri kalan 24 başarılı çekimi bu adreste inceleyebilirsiniz. Ayrıca Yılın Astronomi Fotoğrafçısı 2011 adlı sergi, Londra’daki Kraliyet Gözlemevi’nde 12 Şubat’a kadar devam edecek.