İran uzaya maymun gönderdi

Uygulanan uluslararası ambargoya rağmen, İran, uzay programından vazgeçmiş değil. Elbette bunda uzay araştırmalarının savunma teknolojilerine yansımasının da payı var. Zaten İran’ın son başarısıyla ilgili açıklamayı Savunma Bakanı Ahmet Vahidi’nin yapması da bunu gösteriyor. Vahidi İran’ın uzah programının büyük hedefini de bir kere daha yineledi: 2020’de uzaya astronot göndermek.

Uzaya insan gönderebilmek için öncelikle sorunsuz çalışan yaşam destek sistemlerine ihtiyacınız var. 120 km irtifaya yolladığı maymunun sağ sağlim dönmesi, İran’ın bu yolda kritik bir eşiği aştığının göstergesi. İran’ın 2011 yılındaki benzer denemesi ise başarısız olmuştu.

İran’ın bu başarısından rahatsızlık duyabilecek ülkeler var. Fakat bu işten çok memnun kalmayan tek İranlı sanırım, uzaya çıkan maymunun kendisi. Pek rahat gözükmüyor:

Iran-maymunİran

 

 

Mars’ta organik bileşikler keşfedildi

NASA’nın Mars Curiosity gezgini, Gale Krateri’nde yaptığı araştırmada toprakta organik bileşikler tespit etti. Kızıl gezegende ilk kez sülfür ve klor içeren kompleks bileşiklere rastlanıyor. Bu da gelişmiş Mars gezgininin laboratuvara (Mars Bilim Laboratuvarı) sahip olmasının bir getirisi. Mars görevinin bu kadar erken bir safhasında böylesine bir buluş gerçekleşmesi, gelecek 2 yıl boyunca çeşitli toprak ve kaya örneklerini inceleyecek olan Mars Laboratuvarı’nın kapasitesini göstermesi bakımından önemli.

kaynak: NASA

Kedi Patisi Bulutsusu (NGC 6334)

VISTA teleskobu, 5.500 ışıkyılı uzağımızdaki Kedi Patisi Bulutsusu’nun şimdiye kadarki en detaylı görüntülerini yakaladı. Şili’deki, dünyanın en kuru yeri olan Atacama Çölü’nde bulunan Avrupa Güney Gözlemevinde kurulu VISTA teleskobu, Dünya’daki en büyük kızılötesi teleskop olma özelliğine sahip.

Görüntüde, bulutsunun merkezinde yeni oluşmakta olan genç yıldızlar ile bulutsunun  etrafındaki daha önce gözlemlenmemiş yaşlı yıldızlar net şekilde görülmekte. VISTA yakın kızılötesi ışınımını gözlemlemiş. Buna rağmen bulutsudaki toz tabakasının en kalın olduğu bölgeler, ardında kalan yıldızların ışığını bizlerden saklamayı başarmış.

ek – 22 Nisan: Konu hakkında detaylı bilgiye eso.org adresinden ulaşabilirsiniz.
kaynak: wired | görüntüler: VISTA telescope./ESO/J. Emerson/VISTA | Wide Field Imager./ESO.

Phobos’un en ayrıntılı görüntüleri

Mars’ın uydularından Phobos’dan geçenlerde bahsetmiş ve yeni görüntülerinin geleceğinin haberini vermiştim bir süre önce. Mars Ekspresi’nin 7, 10 ve 13 Mart tarihlerinde yaptığı yakın geçişlerde, Phobos’un çekim gücü etkisini belirlemek için, uzay aracının konumundaki milimetrik değişiklikler ölçülmüştü.

Phobos'un şimdiye kadar ki en ayrıntılı görüntüsü

15 Mart günü gerçekleştirilen son yakın geçişte Mars Ekspresi, Mars ayının yeni görüntülerini bizlere ulaştırdı. Bunlar Phobos’un şimdiye kadarki en ayrıntılı görüntüleri; resimlerde 4,4 metrelik farklar ayırt edilebiliyor.

Bu yeni görüntüler ve çekim gücü ölçümleri birlikte değerlendirilerek, Phobos’un aralarında boşluklar olan, pek çok küçük parçadan oluşan bir “moloz yığını” mı; yoksa daha bütün bir yapıya sahip bir gökcismi mi olduğu anlaşılmaya çalışılacak.

Phobos, güneş sistemi ölçeğinde minicik bir gökcismi (eni 30 km’yi bulmuyor) ve küresel bir şekle sahip değil. Daha fazla görüntüye ESA‘nın sayfasından ulaşabilirsiniz.

kaynak: wired | görüntü: ESA

Avcı’nın kimyası yaşama uyuyor

Evren büyük ölçüde hidrojen ile doludur. Yıldızların yakıtını yine bu en hafif element oluşturur; ta ki yıldızın çekirdeğinde tükenene kadar. Yıldızın merkezindeki basınç ve sıcaklığın etkisiyle hidrojen atomları füzyon reaksiyonu geçirerek birbiri ile birleşir ve daha ağır olan helyum atomu oluşturur. Merkezdeki hidrojenin tükenmesiyle helyum ve oluşan daha ağır elementler füzyona uğramaya başlar. Bu şekilde daha ağır atomlar ortaya çıkmış olur.

Yıldız merkezinde ortaya çıkan ağır elementler, yıldızın ömrünü tamamlayıp sahip olduğu maddeyi uzaya saçmasıyla etrafa dağılırlar. Oluşan enkaz yeni güneş sistemlerinin doğumhanesi konumuna gelebilir. Bu durumda ilk yıldızın merkezinde üretilen maddeler yeni güneş sisteminin kimyasına katılır. Tıpkı Avcı Bulutsusu‘nda olduğu gibi.

Avcı (Orion) Bulutsusu, M42, bizden 1350 ışık yılı uzaktadır. VISTA ile elde edilen bu görüntü gökyüzünde 1.5 derecelik alana yayılıyor.

Avcı bulutsusu (nebula) aynı zamanda M42 olarak da biliniyor. Bize 1.300 ışıkyılı uzaklıkta ve 24 ışıkyılı boyunca uzanır. Teleskop ile bakıldığında amatörlere güzel bir manzara sunana Avcı, yeni yıldzların oluşumunu araştırmak isteyen astronomlar için de önemli bir kaynak. Bu kaynak üzerinde yapılan araştırmalar, bulutsunun yaşam için gerekli kimyasallara sahip olduğunu gösteriyor.

Işık ışınları ayrıştırıldığında meydana gelen tayfta, ışık kaynağını oluşturan moleküllerin kimyasal parmak izi ortaya çıkar. Tayfçekerler (spektrograf), gökcisimlerinden gelen ışınların tayfını çıkartarak, bu parmak izinden o gökcisminin hangi maddelerden oluştuğunu tespit edebilmemizi sağlıyor.

Avrupa Uzay Ajansı’nın geçen yıl uzaya fırlattığı Herschel teleskobu yeni veriler topladı. Herschel daha hassas tayfçeker tekniği kullanan HiFi aletine (Heterodyne Instrument for the Far Infrared – Yakın Kızılötesi için Heterodin Aracı)  sahip. Bu sayede teleskop, biliminsanlarına uzayın kimyasını daha iyi anlama imkanı sağlıyor. Avcı (Orion) bulutsusu üzerinde yapılan incelemelerde, bulutsunun (nebula) yaşam için gerekli olan tüm maddelere sahip olduğunu gösterdi. Potansiyele sahip olsa da henüz yıldızlar ve varsa etrafındaki gezegenler oluşumunu tamamlamadığı için, yaşamın oluşabilmesi içinse henüz çok erken.

kaynak: wired.com |