bu göktaşı kimin?

Jules Verne’ün Meteor Avı adlı romanında, bir göktaşını aynı anda keşfeden ve önce kimin gördüğü konusunda kavgaya tutuşan iki dostun hikayesi anlatılır. Dünya’ya yaklaşmakta olan cismin altından oluştuğunun anlaşılması üzerine savaş iyice kızışır! Kavganın sona ermesi ancak meteorun okyanusun sularına gömülmesiyle son bulur.

Meteor ortadan kaybolduktan sonra sorun yok. Fakat elle tutulur bir taş parçası beraberinde bir dizi anlaşmazlık getirebilir. Hele bir de on binlerce dolar değerindeyse!

Güneş sisteminde pek çok göktaşı dolanmakta. Bunlardan bazılarının yolu dünyamız ile kesişmekte. Genel olarak küçük boyuttaki parçalar, atmosfere girişte karşılaştıkları sürtünmeyle “yıldız kayması” denilen olayla yanıp kül olurlar. Biraz daha büyükleri ise yeryüzünde bir yerlere çarpar. Bu yerler çoğunlukla yerleşimlerden uzaktadır.

Bu kez davetsiz bir misafir konmak için Lorton’da bir doktor muaynehanesini seçmiş! Neyseki doktorluk bir iş çıkarmamış. Doktorlar, çatıyı delerek içeri giren yaklaşık bir kivi boyutundaki bu taşı, dünya çapında on binlerce meteoru sergileyen Smithsonian Enstitüsü’ne bağışlamışlar. Enstitünün meteor karşılığında verdiği 5000 doları da depremde yerle bir olan Haiti’ye bağışlamışlar.

Ne olduysa, Türk ev sahipleri, bir tv programında meteorun değerinin on binlerce dolar olabileceğini duyunca olmuş. “Göktaşı bulanındır” anlayışının yanlış olduğunu savunan bir mahkeme kararına dayanarak, meteorun kendisine verilmesi için başvurmuş. Doktrolar da bunun üzerine göktaşını enstitüden geri istemek zorunda kalmış.

kaynak: BirGün | meteoritesusa.com |

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir