Lego’nun yeni seti: NASA kadınları

Meşhur oyuncak şirketi Lego’nun Amerikan uzay programında kilit rolleri olan bilim, teknoloji, mühendislik, matematik alanlarında önemli işlere imza atan kadınları konu alan yeni seti raflara 1 Kasım’da yerleşecek.

Maia Weinstock tarafından tasarlanan bu set Lego hayranlarından en çok oyu alarak tasarıdan gerçeğe dönüşme şansı yakalamıştı. Weinstock’un orjinal önerisinde Katherine Johnson da vardı fakat o sete dahil değil. Neden çıkartıldığına dair henüz bir bilgi yok. Matematikçi olan Johnson Mercury ve Apollo görevlerinin uçuş yollarının hesaplanmasında görev almıştı.

Setin son halinde yer alan önemli kadınlar ise şunlar:

Margaret Hamilton, bilgisayar bilimci: 1960’lı yıllarda NASA’nın Ay’a insan göndermeye yönelik Apollo görevlerindeki araçların kullandığı tarihin ilk uçuş bilgisayarlarının yazılımlarını geliştiren ekibi yönetti. Yazılım mühendisliğinin anası olarak anılıyor.

Sally Ride, astronot, fizikçi ve eğitimci: Fizik eğitimi alan Ride, 1983’te uzaya çıkan ilk ABD’li kadın oldu. NASA astronotu olarak emekliye ayrıldıktan sonra, çocukları, özellikle de kızları bilim alanında cesaretlendirmeye odaklanan bir eğitim şirketi kurdu.

Nancy Grace Roman, astronom: NASA’nın ilk kadın yöneticilerinden biri olan Roman, Hubble Uzay Teleskobu’nu planlamadaki rolüyle “Hubble’ın Anası” olarak biliniyor. Ayrıca NASA’nın astronomi araştırma programını geliştirdi.

Mae Jemison, astronot, hekim, girişimci: Tıp eğitimi alan Jemison 1992 yılında uzaya çıkan ilk Afrika kökenli Amerikalı oldu. NASA’dan emekliye ayrıldıktan sonra, yeni teknolojiler geliştiren ve öğrencileri bilim dalında teşvik eden bir şirket kurdu.

kaynak: ideas.lego.com |

tarihteki ilk süpersonik uçuş

2017, sesüstü diye tabir edilen süpersonik ilk uçuşun 70. yılı.

Ses hızını aşan ilk uçuş 14 Ekim 1947’de roket itkili Bell X-1 ile Charles E. “Chuck” Yeager tarafından gerçekleştirildi. Chuck Mojave Çölü üzerinde yaptığı uçuşta Mach 1.07 hızına ulaştı.

Chuck Yeager

Bell X-1 ya da “Glamorous Glennis” kendi havalanamadığı için tam olarak bir uçak sayılmıyor. Bir başka uçağın gövdesinde havalandıktan sonra belirlenen irtifada ayrıldı ve pilot Chuck Yeager roket motorunu ateşledi ve ses hızının üstünü gördü[1].

Yeager aracı başarılı deney sonrası süzülerek indirdi. Eğer deney başarısız olsaydı Bell X-1’de fırlatma tertibatı olmadığı için Yeager’ın sonu bir trajedi olabilirdi.

Mach sayısı

Mach sayısı, hareket eden bir cismin hızının sesin hereketin olduğu ortam şartlarındaki yayılma hızına oranını temsil eder.

Örneğin 1 atm basınçta ve 15oC hava sıcaklığında 1 Mach = 1226,5 km/saat’tir[2]. Aynı ortamda bu hızın iki katı süratle (2453 km/saat) ilerleyen cismin hızı 2 Mach olur.

Mach sayısı, yüksek hızlardaki gaz dinamikleri üzerine çalışan fizikçi Ernest Mach’e itafen bu isimle anılıyor.

Ses hızına ulaşmadan hemen önce buhar konisinde görülen bir jet.

kaynak: wired.com | wikipedia.org

Haftalık Gökyüzü Raporu – 28

Avcı Meteor Yağmuru’na hazır olun!

Halley Kuyrukluyıldızı’ndan arta kalan parçalardan oluşan Avcı meteor yağmuru (Orionids) bu yıl 21 Ekim gecesi en yoğun noktasına ulaşacak. Bu gece saatte 20 meteor görebilmek mümkün. Ay 19’unda yeniay evresine girdiğinden ışık kirliliğinin olmadığı bir bölgeden meteor yağmurunu rahatça izleyebilirsiniz.

Avcı meteorlarının gökyüzünden saçılma noktası.

Halkalı cüce gezegen Haumea

Güneş Sistemi’nin en son gezegeni Neptün’ün ötesinde içlerinde Plüton’un da bulunduğu cüce gezegenler yer almakta. Şimdi, içlerinde Türk gökbilimcilerin de bulunduğu bir grup araçtırmacı, Neptün ötesi cisimlerden Haumea’ya dair çok ilginç bir keşifte bulundular. Buna göre Haumea’nın halkası var.

Haumea ve halkasının tasviri.

Adınızı Mars’a yazdırın

NASA, Mars’a gidecek InSight aracına adınızı yazmanız için sizi çağırıyor. Kasım 2018’de Mars’a inmesi planlanan InSight aracının üzerinde isminizin yer almasını istiyorsanız tek yapmanız gereken 1 Kasım 2017’ye kadar bu formu doldurmak.

Kızıl gezegen Mars

Batman’da Uzay Haftası etkinliği düzenlendi

Geçtiğimiz hafta Dünya Uzay Haftası’ydı ve ülkemizde de bu haftaya yönelik çeşitli etkinlikler düzenlendi. Bunlardan biri Batman’daydı. Mezopotamya Astronomi Derneği’nin (MAD) desteği ile Batman 50. Yıl Ortaokulu’nda temel astronomi eğitimi verildi, ardından güneş gözlemi yapıldı. Okulda görevli matematik öğretmeni Murat Avcı’nın organize ettiği etkinliğe MAD’den gönüllü eğitmen Hasan Çetres destek verdi.

İkonik Apollo fotoğrafları açık arttırma ile satılacak

NASA’nın Apollo projesi kapsamında Ay’a giden astronotların çektiği orjinal 445 adet fotoğraf açık arttırmayla satılacak. 300 ile 9000 dolardan satışa çıkacak fotoğrafların çoğunda NASA’nın işaretleri, altyazıları bulunmakta. Fotoğraflardan bir örnek aşağıda: Dünya’nın uzaydan bir insan tarafından çekilen (John Glenn) ilk fotoğraf. Almaya niyetiniz olmasa bile uzay tarihinin önemli fotoğraflarını bu adresten görebilirsiniz.

Çin’in ilk uzay istasyonu Dünya’ya düşecek

Medyada sıklıkla “Çin uydusu” olarak haberleştirilen Tiangong-1 (Cennet Sarayı-1), 2011 yılında yörüngeye yerleştirilen Çin’in ilk uzay laboratuar modülü olma özelliği taşıyor ve aylar içinde Dünya’ya düşeceği bildirildi. Yörüngedeki tüm cisimler sürekli olarak moleküllerle çarpışarak yavaşlarlar bu sebeple de alçak yörüngelere düşerler. Eğer uzayaracının devamlı kullanılması sözkonusu ise bünyesinde bulunan yakıtla veya ISS’de olduğu gibi yakıt takviyesi ise yörüngedeki görevine devam etmesi sağlanır.

Çin’in ilk uzay istasyonu Tiangong-1 Çin için bir kilometre taşı olsa da artık görev süresini doldurdu. Bu nedenle düşüşüne göz yumuldu. Emektar uzayaracının 2017 sonu, 2018 başı gibi Dünya’ya düşmesi bekleniyor. Çin’in ikinci uzay laboratuarı Tiangong-2 hâlâ görevine devam etmekte.

 

 

Satürn’ün altıgen fırtınası

Satürn’ün kuzey kutbundaki devasa altıgen yapı ilk olarak 1988’de, NASA’nın Voyager sondalarının 1980 ve 1981 yıllarında Satürn’den yakın geçişleri sırasında elde ettiği verileri inceleyen bilim insanlarınca keşfedildi. Gezegenin atmosferindeki bu garip oluşumun varlığı, yıllar sonra Satürn’e ulaşan Cassini uzayaracı ile teyit edildi.

Satürn’ün kuzey kutbundan, 78° kuzey enlemine kadar uzanan devasa altıgen yapının Güneş Sistemi’nde bir eşi daha görülmüş değil. Altıgenin her kenarı yaklaşık 13,000 km uzunlukta; Dünya’nın çapının 12,700 km olduğunu düşünürsek, İçine rahatça 4 Dünya’nın sığabileceği bu eşsiz atmosferik fenomenin boyutları daha iyi anlaşılabilir.

Satürn’ün altıgeni ile Dünya’nın boyutlarının karşılaştırması. (Bkz: Satürn – Dünya karşılaştırması)

Bu altıgen fenomene benzer bir şey daha önce hiçbir gezegende görülmemişti. 32,000 kilometre genişlikteki yapının, Satürn’ün kuzey kutbuna denk gelen merkezinde büyük bir fırtına gözü var. Onun çevresinde daha küçük girdaplar altıgene ters yönde dönmekteler. Bu küçük girdaplar da esasen 3500 km çapa erişebilmekte: Dünya’daki en büyük fırtınaların iki katı.

Dünya’daki büyük fırtınalar bir hafta içinde son bulurken, bu fırtınalar yıllardır hatta yüz yıllardır devam etmekte. Bilim insanları bunu Satürn’de fırtınaların enerjisini Dünya’daki gibi sürtünme yoluyla katı yüzeye aktaramamasına bağlıyor.

Satürn altıgeninin merkezindeki fırtınanın gözü.
Merkezdeki fırtınanın gözü (fotoğrafta gerçek olmayan renklerle gözüküyor) 2,000 km genişlikte ve bulutların hızı saatte 530 kilometreyi buluyor.

Voyager ve Cassini’nin bulut gözlemleri sayesinde Satürn’deki rüzgar hızlarını biliyoruz. Voyager ve Cassini gözlemleri arasında hız farkı var bu fark. Voyager daha hızlı rüzgarlar ölçmüştü. Bunlar yukarıda kesikli çizgiler ile gösterilmiş. En hızlı esen rüzgarlar gezegenin ekvator bölgesinde görülüyor. (şekilde 0 noktası ekvatoru ifade ediyor) Ekvatordan ilerledikçe batı ve doğu yönünde ilerleyen jet akıntılarına rastlıyoruz.

Ana Aguiar ve ekibinin yaptığı çalışma önemli olanın rüzgarların hızı değil, hızlar arasındaki fark olduğunu gösteriyor. Satürn atmosferinde birbirine komşu rüzgarlar arasında yukarıda göreceğiniz gibi büyük farklılıklar var. Bu farka akışkanın düzensiz davranışları, dahili dalgalar, hortumlar ve anaforlar sepep oluyor. Rüzgar hızı grafiğinde 78. kuzey enlemi civarı yüksek ve düşük hızların en dar alanda en sık görüldüğü bölge. Aguiar ve ekibine göre Satürn’ün garip atmosfer özelliği için burası bu nedenle uygun bir nokta.

Aguiar ve ekibi çalışmalarında rüzgar hızındaki aşırı farkların yüksk enlemdeki jetin dalga hareketi oluşturabileceğini ve gezegeni çevreleyen tam altı dalganın altıgeni nasıl kuracağını gösteren bir matematiksel modeli gözden geçirmiş. Bu dalga jet akımlarıyla tam olarak aynı hızda yayılır. Bunun anlamı altıgenin Satürn’ün dönüşüne göre neredeyse durağan gözükeceğidir. Dahası, ekip güney kutbu yakınında gözlenen rüzgar koşullarının kuzey kutup bölgesindekilerden yeterince farklı olduğunu gösteriyor.Bu, güney kutbunda altıgen oluşmadığı için araştırmacıların modelinin doğruluğunu destekleyen bir durum.

Telif: Ana Aguiar

İşin deney kısmında 10 cm derinliğinde ve 60 cm genişliğinde dönebilen bir tank hazırlamışlar. Tank, içinde bulunan bir kapak sayesinde eşmerkezli bölümlere ayrılmış. Kapağın içini ve tankın tabanını tankın dış kenarına göre farklı devirlerde döndürebiliyorlar. Bu sayede Satürn atmosferindeki hız farkları taklit edilebilmekte. İki diskin göreli hızlarına (birbirleriyle olan hız farkına) bağlı olarak farklı şeyler meydana gelmekte. Düşük göreli hızlarda farklı bir durum meydana gelmezken, göreli hız, dolayısıyla hız farkı arttığında iki disk arasında bir sınır oluşmaya başlıyor.

Koşullara göre, dalgalar düzensiz bir hale evriliyor ya da bazen son derece stabil duruma geçiyorlar. Dönme eksenini çevreleyen 2 ile 8 arasında dalga olabiliyor ancak oldukça geniş bir deney parametresi aralığında 6 adet dalga, yani bir altıgen üretiyorlar.

kaynakplanetary.orgbulutsu.orgastronomidiyari.com |

Haftalık Gökyüzü Raporu – 27

Fizik Nobel’i kütleçekim dalgalarını keşfeden LIGO fizikçilerine gitti

2017 Nobel Fizik Ödülü’nü LIGO-Virgo dedektör işbirliğinin üyeleri Rainer Weiss, Barry C. Barish ve Kip S. Thorne isimli bilim insanları kazandı. Ünlü fizikçi Albert Einstein izafiyet teorisinin bir parçası olarak kütle çekimsel dalgaların varlığı kuramsal olarak öngörülüyordu fakat kütle çekim dalgalarının deneysel olarak tespiti, fikrinin ortaya atılmasından (1916) yaklaşık 100 yıl sonra (2015) LIGO sayesinde gerçekleşebildi. LIGO ve kütleçekim dalgalarıyla ilgili daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.  Bu arada kazananlardan Kip S. Thorne Interstellar (Yıldızlararası) filminin senaryosunun bilimselliğini sağlayan kişi. Throne’nin Yıldızlararası Bilimi adlı kitabını bir okuma önerisi olarak anmak lazım.

Türk bilim insanları çift yıldız sisteminde kayma keşfetti

Çift ve çoklu yıldız sistemleri evrende sıkça görülen şeyler. 1968 yılında keşfedilen ve yaklaşık 180 bin ışık yılı uzağımızda bulunan SXP 1062 isimli nötron yıldızı da bir çift yıldız sisteminin parçası. Yaklaşık 10 km çaplı yıldız 1 km kalınlığında kabuğa sahip. Boyutlar sizi yanıltmasın, Nötron yıldızları çok yüksek madde yoğunluğuna sahiptir. Diğer bir özellikleri ise güçlü manyetik alanlarıdır. ODTÜ’lü ekip bir nötron yıldızına dair önemli bir keşifte bulundu.

Keşif, X-ışını uydularından elde edilen verilerin 3 yıl boyunca analiz edilmesi sayesinde gerçekleştirildi. Araştırmacılar yörünge periyodu 656 gün olan nötron yıldızının 18 dakika olan kendi ekseninde dönme periyodunda büyük bir kayma gözlemledi. Bu tarz kaymalar daha önce hep tek halde bulunan nötron yıldızlarında görülmüştü. Çift yıldız sistemindeki bir nötron yıldızında ise İngilizce ‘glitch’ denilen bu kaymaya ise ilk kez rastlandı. ODTÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Altan Baykal kaymanın yıldızın içindeki yoğun maddenin kabuğu ile etkileşmesinden kaynaklandığı bilgisini vermiş.

Çin’de Mars simülasyonu

Ülkenin kuzeybatısındaki Çinghay eyaletinde kurulacak olan üs, Da Çaidan bölgesi sınırındaki kırmızı kayalıklarda inşaa edilecek. Bir “Mars topluluğu” ve bir “Mars kamp alanı”nı da içeren üs, uzay ve astronomi eğitimi, Mars temalı turizm, bilimsel araştırma ve film çekimi gibi alanlar için tasarlanmış, Çin’in ilk kültürel ve turistik üssü olacakmış. Gerçekten bilimsel çalışma sahası mı yoksa sadece Mars temalı bir Disney Land mı olacak onu zaman gösterecek.

Avustralya uzay ajansı kuruyor, Türkiye beklemede

Avustralya da uzay ajansı kuracak. Kendi roket fırlatma olanakları ile kendi uydusunu ilk inşa edip uzaya gönderen ilk ülkelerden biri olan Avustralya devleti daha sonraki yıllarda astronomi araştırmalarında ilerlese de uzaya teknolojilerine olan ilgisini kaybetti. Bir Japon roketi ile uzaya gönderdikleri mikro uydu 2007 yılında devredışı kaldıktan sonra yeni bir girişimde bulunmadılar.

Avustralya Kısa Dizisi radyo teleskopları
Avustralya Kısa Dizisi

Avustralya uzay ajansına sahip olmayan son 2 OECD ülkesinden biri. Aslında Türkiye’nin de henüz uzay ajansı kurulmuş değil ancak kanunla ilgili tasarı olması sebebiyle bu listede gözükmüyor. Yine de Türkiye’nin henüz bir uzay ajansı yok ve ne zaman kurulacağı tam olarak bilinmemekte.

Hint uydusundan yeni Mars görüntüleri

Biz kuruldu kurulacak diye beklerken uzay çalışmalarında ilerleyen ülkeler bunun meyvelerini topluyor. Hindistan Uzay Ajansı ISRO’nun Mars Yörünge Görevi adlı Mars uydusunden son gelen Mars fotoğrafları yayınlandı. Darısı olmayanların başına.

falcon 9 fırlatma anı – canlı

SpaceX, 12 Ekim gecesi saat 1:53’te yeni bir Falcon 9 fırlatması gerçekleştirecek. NASA’nın Florida’daki Kenedy Uzay Merkezi’ndeki 39A rampasından yapılacak olan fırlatma ile yörüngeye EchoStar 105/SES-11 iletişim uydusunu çıkartacak.

Kullanılacak Falcon 9 roketinin birinci kademesi önceki seferinde Uluslararası Uzay İstasyonu’na ikmal görevinde kullanılmıştı. Bu fırlatmadan sonra Atlantik Okyanusu’nda konuşlu özerk uzaylimanı dron gemisi “Of Course I Still Love You (Elbette Seni Hâlâ Seviyorum)” üzerine iniş yapacak.

çift yıldızlar (ya da gökyüzünde yalnız gezmez yıldızlar)

“Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar
yeryüzünde sizin kadar yalnızım”

Sanat Güneşi’miz tek olabilir ancak çoğu yıldız yalnız değildir. Gökyüzünde tek bir noktaymış gibi gördüğümüz yıldızların yaklaşık 5’te 4’ü iki veya daha fazla yıldızdan oluşan sistemlerdir. Bunların çoğunluğunu birbiri etrafında hareket eden çift yıldızlar oluşturur. Üç ve daha fazla yıldızdan oluşan sistemlere ise çoklu sistem denilmekte.

Çift yıldız (double star) çoğunlukla ikili yıldız (binary star) terimiyle aynı anlamda kullanılır; buna karşın çift yıldızlar kimi zaman optik çift yıldız da olabilirler. Bunlar gökyüzünde çok yakın konumda gözükürler ancak gerçekte birbirleri ile alakaları yoktur.

Çift yıldızların tarihi

Çift yıldız terimini ilk defa Claudius Ptolemy Yay burcundaki Nu Sagittarii‘nin yıldızları olan υ1 ve υ2 Sagittarii (Yunanca υ harfi nü olarak okunuyor) için kullanıyor. Bu kardeş yıldızlar gökyüzünde birbirlerinden 0.23° ayrık gözükür. Nu Sagittarii eskiden Arapça “Okçunun Gözü” anlamına gelen Ain al Rami olarak anılıyordu.

Yay Burcu içindeki Nu Sagittarii çift yıldızı.
Telif: 2014 Jerry Lodriguss

İlk kez teleskopla çift yıldız gözlemi yapan kişi ise İtalyan gökbilimci Giambattista Riccioli. Galileo’nun öğrencisi olan Riccioli 1643 yılında Mizar’ın çift yıldız olduğunu keşfediyor.

1803 ylına gelindiğinde ise Britanyalı astronom William Herschel bir çiftin birbirine göre hareketini gösteren ilk gözlemleri yaptı. Ünlü astronom 700 kadar çift yıldızı kataloglamayı başardı.

Çift yıldızlar neden önemli?

Birbirleriyle etkileşimlerinden ötürü çift yıldızlar yalnız yıldızlara göre daha fazla bilgi sunarlar. Örneğin kütle parametresi yıldızların evrimini anlayabilmemiz açısından önemlidir ve bir gökcisminin kütlesini bu cismin başka bir gök cismi ile olan çekim etkisiyle hesaplayabiliriz.

Çift yıldız sınıflandırması

Çift yıldızlar şu şekilde sınıflandırılır:

– Görsel Çiftler
– Astrometrik Çiftler
– Tayfsal Çiftler
– Örten Çiftler

Görsel Çift Yıldızlar

Teleskopla baktığımızda ayrı ayrı görebildiğimiz çiftlerdir. Kütlesi büyük olan baş yıldız diğeri ise yoldaş yıldız olarak adlandırılır. Bu çiftlerden en ünlüsü Büyük Ayı takımyıldızının kepçeye benzer şeklinin sapının ortasında görülen Mizar-Alcor çiftidir. Eski zamanlarda askerlerin gözünün bu çift ile sınandığı (muhtemelen okçuluk için) rivayet edilir.

Büyük Ayı takımyıldızının geniş açılı görüntüsünde, “Büyük Kepçe” şeklinin sapının ortasında birbirine çok yakın konumda Mizar – Alcor çifti görülüyor.

Astrometrik Çift Yıldızlar

Görünen Sirius A yıldızı, bir beyaz cüce olan Sirius B’nin kütle çekim etkisi sebebiyle yalpalıyor.

Astrometrik çift yıldızlara teleskopla baktığımızda dahi tek bir yıldız gibi görülürler. Buna karşın göremediğimiz yıldızın kütleçekimsel etkisi sayesinde görebildiğimiz yıldızın hareketlerinde zaman içinde tek bir yıldızdan beklenmeyecek değişimler olur. Bu değişimin ölçülmesiyle (bkz: astrometri) göremediğimiz yıldızın varlığını ortaya çıkarabiliriz.

Astrometrik çiftlere örnek olarak Sirius A ve Sirius B yıldızlarını verebiliriz. Sirius A düz bir doğrultuda hareket edeceğine, bir beyaz cüce olan yoldaşı sebebiyle zamanla eğilen bir rotada ilerler.

Astrometri (gök ölçüm): gökbilimin, gök cisimlerinin konum ve hareketlerini hesaplamayı konu edinen dalı. Gök cisimlerinin pozisyonlarını, hareketlerini ve aralarındaki mesafeyi ölçme işleri astrometrinin ilgi alanına giriyor.

Tayfsal Çiftler

Bunlar da birbirlerine çok yakın olduğundan teleskoplarla bile tek yıldız şeklinde görülürler. Birbirlerine yakın olduklarından yörünge hızları büyüktür. Tayflarının incelenmesi ile ortaya çıkarılırlar. Bunun için yıldızların yörünge düzlemlerinin bizim bakış doğrultumuzla dik gelmemesi gerekiyor. Yıldızların hızlarından ötürü tayfları, hareket ettikleri yöne bağlı olarak kırmızıya veya maviye kayar. (Dopler Etkisi)

Eğer yıldızlardan biri daha parlaksa onun tayf çizgileri görülür, yoldaş yıldızın hareketine bağlı olarak bu çizgiler spektrum üzerinde yalpalar. Eğer iki yıldız birbirine yakın parlaklıktaysa ikisinin de tayf çizgileri görülür ve bunlar ters yönde hareket ederler.

Örten Çiftler

Eğer çift yıldızın yörünge düzlemini sıfıra yakın açı ile tam kenardan görüyorsak, yıldızların yörünge hareketi sırasında oluşan örtülme veya tutulmaları gözlemleyebiliriz. Bu örtülmeler sırasında çiftin görünür parlaklığı iki defa azalır.

Örten çiftin yörünge hareketi sırasında Dünya’dan yapılan gözlemlerde örtülmeler sırasında parlaklık değişimleri görülür.

Parlaklık profilinin (üstteki grafik) daha şiddetli düştüğü durum birinci minimum, daha zayıf düşüş ise ikinci minimum olarak adlandırılır.

kaynaklar, ileri okumalar: acikders.ankara.edu.trastronomy.ege.edu.tr | wikipedia | space.com | gokbilgi.blogspot | ganymede.nmsu.edu/tharriso  |

LIGO : kütleçekim dalgalarını tespit etmek

2017 Nobel Fizik Ödülü’nü LIGO-Virgo dedektör işbirliğinin üyeleri Rainer Weiss, Barry C. Barish ve Kip S. Thorne isimli bilim insanları kazandı.

Ünlü fizikçi Albert Einstein izafiyet teorisinin bir parçası olarak kütle çekimsel dalgaların varlığı kuramsal olarak öngörülüyordu fakat kütle çekim dalgalarının deneysel olarak tespiti, fikrinin ortaya atılmasından (1916) yaklaşık 100 yıl sonra (2015) LIGO sayesinde gerçekleşebildi.

2015 Eylül’ünde Lazer İnterferometre Kütle Çekim Dalga Gözlemevi (LIGO – The Laser Interferometer Gravitational-Wave Observatory) onlarca yıl süren çalışmaların sonucu olarak, 1.3 milyar yıl önce gerçekleşen, biri 29 diğeri 36 güneş kütlesinde olan iki karadeliğin çarpışıp birleşmesi sonucu ortaya çıkan kütleçekim dalgalarını tespit etti.

Görelilik (İzafiyet) Teorisi bize kütlesi olan her cismin kütleleri nispetinde uzay-zaman dokusunu büktüğünü söyler. Kütle ne kadar artarsa uzay-zaman dokusundaki bükülme de o kadar fazla olur. Bu olgu ilk kez 29 Mayıs 1919’daki güneş tutulmasında deneysel olarak gözlendi daha sonraki yıllarda da farklı deneylerle ispatlandı. Evrenin uzak noktalarına erişebilecek kütle çekim dalgalarının oluşabilmesi içinse çok büyük kütleli ikili sisteme gerek var.

Konunun detaylarını merak edenler için Bilim Kazanı’nın “Kütleçekimsel Dalgalar” başlıklı 38. bölümünü öneririm. Programın konuğu Sabancı Üniversitesi fizik bölümü profesörü, Türk Astronomi Derneğinin eski başkanı ve Bilim Akademisi Derneği başkanı Prof. Dr. Ali Alpar işin özünü anlatıyor.

LIGO’nun tek noktadan birbirine dik biçimde uzanan 4 km uzunluğunda iki kolu var. Başlangıç noktasından yollanan lazer ışını burada ikiye ayrılıp iki kola yönlendiriliyor. 4 km uzunluğundaki vakum ortamında ilerleyen ışınlar yolun sonunda bir aynaya çarpıp geri dönüyorlar. Geri dönüşlerinde herhangi bir fark tespit edilmesi uzay zaman dokusunda fark olduğu anlamına geliyor. Bu işin teknik yönünün epey basitleştirilmiş hali. İşler pratikte sonuç alıncaya dek onlarca yıl sürecek kadar zorlu bir çalışmayı gerektirecek kadar karmaşık. Gözlem için proton çapının on binde biri (10^-19) kadar bir değişim tespit edilebilmek zorunda. Bu kadar hassas ölçüm yapabilmek için muazzam bir mühendislik gerekiyor.

kaynaklar ve ileri okumalar için: 

bilim kazanı |gokyuzu.org | Evrim Ağacı  |  wikipedialigo.caltech |

Haftalık Gökyüzü Raporu – 26

Ekim ayında gökyüzü

Yeni girdiğimiz Ekim ayında gezegen gözlemi yapmak isteyenleri biraz üzecek. Üzülenler Avcı Meteor Yağmuru ile teselli bulabilir. Orionid 20-21 Ekim’de tepe noktasına ulaşacak. Ekim’de gökyüzü detaylarına uzaydan haberler veya daha geniş kapsamlı olarak astrobilgi sitelerinin rehberlerinden ulaşabilirsiniz.

James Webb Uzay Teleskobu’nun fırlatması 2019’a ertelendi

NASA James Webb Uzay Teleskobu için planladığı fırlatma tarihini erteledi. Buna göre James Webb teleskobu Ekim 2018’de değil, 2019 yılında Mart-Haziran ayları arasında fırlatılacak. James Webb’in fırlatma tarihi daha önce de defalarca kez değişmişti. Ee, Ay’ın üzerindeki bir bombus arısını görebilecek çözünürlükte teleskop yapmak kolay iş değil tabii.

Doğu Anadolu Gözlemevi 2020 yılında açılacak

James Webb ertelene dursun, Türkiye açısından astronomi alanında bir sıçrama sayılan Doğu Anadolu Gözlemevi’nin inşaası devam ediyor.

Erzurum’daki 3170 rakımlı Konaklı Karakaya Tepeleri’ne kurulmakta olan ve optik tasarımının Türkiye’de yapıldığı teleskop Uyarlanabilir Optik denilen son derece yeni bir teknolojiye de sahip olacak. Bu teknoloji sayesinde atmosferin bozucu etkileri büyük ölçüde azaltılacak. Bu da çok büyük bir gözlem imkanı demek.

Plüton’da buz bıçakları

Plüton ve uydularına 2015 yazında yakın geçiş yapan Yeni Ufuklar sondasıyla yapılan keşifler bilim insanlarınca hâlâ incelenmeye devam ediyor. Yeni Ufuklar (New Horizons) verileri sayesinde Plüton’un bir bölgesinde devasa buz bıçaklarının varlığından haberdar olmuştuk. Yeni bir çalışmada bu bıçak benzeri yapıların hemen hemen metandan meydana geldiği ve Plüton’daki iklim değişimlerine bağlı olarak gerçekleşen süblimleşme (katıların direkt gaz hale geçmesi) neticesinde oluştuğu açıklaması getiriliyor.

Dünya’daki dikitler.
Plüton’dakiler biraz daha yüksek! Plüton’un dev buzul bıçaklarının kimisi Dünya’daki yüksek yapılarla yarışacak büyüklükte.

Tersinir Mars ve Satürn ikinci oldu

Ülkemizin başarılı astrofotoğrafçılarından Tunç Tezel’den yine bir ödül haberi var: Tezel, Kraliyet Greenwich Gözlemevi ve Müzesi, 2017 Yılın Astronomi Fotoğrafı Yarışması’nda “Gezegenler, Küçük Gezegenler ve Kuyrukluyıldızlar” dalında, Tersinir Mars ve Satürn isimli fotoğrafıyla 2. oldu. Yarışmada tüm kategorideki fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

Tunç Tezel
Canon EOS 6D kamera, 50 mm f/3.5 lens, ISO 3200

Uzay Haftası

5 Ekim günü Eyüp’teki Ali Kuşçu Uzay Evi’nde Uzay Haftası kutlanacak. Etkinlikte İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. A. Talât SAYGAÇ “Karadelikler” isimli bir seminer verecek. Hava şartları müsade ederse gökyüzü gözleminin de olacağı etkinlik halka açık ve ücretsiz.

Türkiye’de bilim ve teknoloji

Tevfik Uyar’dan gelişmiş ülkelerdeki havacılık kurumları ve Türkiye’dekilerle ilgili ibretlik karşılaştırma:

James Webb Uzay Teleskobu’nun fırlatması 2019’a ertelendi

NASA James Webb Uzay Teleskobu için planladığı fırlatma tarihini ileri çekti. Buna göre James Webb teleskobu Ekim 2018’de değil, 2019 yılında Mart-Haziran ayları arasında fırlatılacak. James Webb’in fırlatma tarihi daha önce de defalarca kez değişmişti. Ee, Ay’ın üzerindeki bir bombus arısını görebilecek çözünürlükte teleskop yapmak kolay iş değil.

NASA’nın Bilim Görev Direktörlüğü’nden müdür yardımcısı Thomas Zurbuchen, fırlatma tarihindeki değişikliğin donanım veya teknik performans kaygılarından kaynaklanmadığını belirtip, ertelemeye sebep olarak uzayaracının bazı unsurlarının birleştirilmesinin beklenenden daha fazla vakit almasını gösterdi.

Teleskop ve bilimsel araçlarının testleri NASA’nın Johnson Uzay Merkezi’nde planlandığı biçimde devam etmekte.

James Webb Uzay Teleskobu birkaç temel parçadan oluşuyor: Uzayaracının kendisi teleskobun iletişim, hesaplama, itki ve yapısal parçalarını oluşturan ‘uzayaracı veriyolu’; teleskobun kızılötesi gözlem yeteneğini korumak için Güneş ışınlarını kesen ‘Güneşlik’; Birleşik Bilim Enstrüman Modülü (ISIM) ve Optik Teleskop Elemanı (OTE). Bu parçaların her biri pekçok uzayarcına göre daha karmaşık.

Uzayaracı veriyolu ile güneşlik uzay teleskobunun Uzayaracı Elemanı’nı oluşturuyor. Bunların birleştirilmesi umulandan daha çok zaman alıp gecikmeye neden olmuştu.

kaynak: NASA | James Webb Uzay Teleskobu |