Zürafa (Camelopardalis) Takımyıldızı

Kuzey gökyüzünde Kutup Yıldızı’nın aşağısında, Büyük Ayı ile Cassiopeia (Kraliçe) takımyıldızları arasındaki sönük yıldızlardan oluşan, geniş bir burçtur.

yıldız haritası
Gök haritasında Zürafa Takımyıldızı.

Antik Yunanlar zürafaya kafası deveye, vücudu ise çizgilerinden ötürü leopara benzediği için camelopardalis (καμηλοπάρδαλις) isimini layık görmüştür. Zürafa takımyıldızına ise bu ismi Antik Yunanlılar vermemiştir. Farkedilir derecede parlak yıldızlara sahip olmadığından antik zamanlarda kimsenin ilgisini çekememiş, nihayet Petrus Plancius tarafından 1612 (veya 1613) yılında tanımlanmıştır.

Voyager 1

Artık yıldızlararası uzaya erişmiş olan Voyager 1 sondası, Camelopardalis takımyıldızı sınırları içinde ilerlemekte. Her yıl Dünya-Güneş mesafesinin 3.4 katı kadar yol kateden Voyager 1, 40 bin yıl kadar sonra, şu an Dünya’dan 17.6 ışık yılı uzakta olan  AC +79 3888 yıldızının 1.7 ışık yılı yakınından geçiş yaparak yoluna devam edecek.

Voyager 1

Oldukça sönük bir takımyıldız olsa da bu görülebilecek hiçbir şeye sahip olmadığı anlamına gelmiyor. Gökyüzündeki konumu galaktik düzlemin karşısında yer alır ve sınırlarında birçok uzak gökadaya sahiptir.

NGC 2403
1788 yılında William Herschel tarafından keşfedilen bir sarmal galaksi. Dünya’dan 8 milyon ışık yılı uzakta bulunan bu gökada aynı zamanda M81 Grubu‘nun dış üyelerinden biri. Gökada 8.0 kadir parlaklıkta ve gökyüzünde ortalama 0.25° uzunlukta görülür.

ngc 2403 gökadası
NGC 2403. Telif: Eric Coles ve Mel Helm

NGC 1502 ve Kemble’ın Yığını
NGC 1502 Dünya’dan 3000 ışık yılı ötede bulanan bir açık yıldız kümesidir. Yaklaşık 45 yıldız barındırır ve 6.9 kadir parlaklığıyla bir dürbünle kolayca izlenebilir. Bu küme içinde 20 yıldız ip gibi sıralanmış gözükür. Bu sıra Kemble’ın Yığını (Kemble’s Cascade) olarak anılmakta ve gökyüzünde 2.5° derece boyunca Samanyolu’na paralel olarak Cassiopeia’ya doğru uzanmaktadır.

NGC 1502 resmin solundaki yıldız kümesi. Kemble Yığını ise bu yıldız kümesinden başlayarak görüntünün üst köşesine doğru ilerleyen yıldızlardan oluşuyor.
Telif: Jim Thommes

IC 342
Dünya’dan 11 milyon ışık yılı uzaklıktaki 9.1 kadir parlaklıkta bir sarmal gökadadır.

IC 3568 (Limon Dilimi Bulutsusu)

4500 ışık yılı (1300 parsek) uzağımızdaki bir gezegenimsi bulutsudur. Gökyüzünde Polaris, yani Kutup Yıldızı’na sadece 7.5 derece uzaklıktadır. Görece genç bir bulutsu olup çekirdek çapı sadece 0.4 ışık yılıdır. 12.3 kadir parlaklığı ile pek amatör gözlemcilere göre bir hedef sayılmaz.

IC 3568 (Limon Dilimi Bulutsusu)

Zürafa takımyıldızındaki başlıca yıldızlar

Burçların yıldızları Grek harfleriyle (α, β,..) parlaktan sönüğe doğru adlandırılır. Zürafa’nın sönük yıldızları zamanında parlaklıklarına göre doğru sıralanamadığından bu kurala uymazlar.

β Cam 4.03 kadir ile Camelopardalis’in en parlak yıldızıdır. Biri 4.0 diğeri 8.6 kadri parlaklıkta yıldızlardan oluşan bir çift yıldız sistemidir. Başyıldız sarı renkli, Dünya’dan 1000 ışık yılı uzakta parlayan bir süper devdir.

CS Cam bu takımyıldızdaki en parlak ikinci yıldızdır.

α Cam 5 bin ışık yılı uzakta parıldayan mavi renkli bir süper devdir. 4.3 kadir parlaklığıyla insan gözüyle kolayca görülebilen en uzak yıldızlardan biri olup Zürafa’nın en parlak 3. yıldızıdır. Süper dev diyoruz çünkü 31 güneş kütlesindeki bu yıldızın yarı çapı güneşimizin 37 katı. İçine 50 binden fazla Güneş sığabilir! Güneş’ten 620 bin kat fazla ışık yaydığı için çok uzaktan parlak biçimde görülebiliyor.

11 Cam Dünya’dan 650 ışık yılı uzakta olup, 5.2 kadir parlaklığında görülür.
Yine 650 ışık yılı uzağımızdaki 6.1 kadirlik 12 Cam’a oldukça yakındır. Ancak bunlar gerçek çift yıldız değillerdir.

Σ 1694 (Struve 1694, 32 Cam) 300 ışık yılı uzaklıkta bir çift yıldızdır. İki bileşen de mavi-beyaz renktedir; başyıldız 5.4, yoldaş olansa 5.9 kadir parlaklığında.

Z Cam AAVSO programı kapsamında sıklıkla takip edilen bir değişen yıldız. Z Camelopardalis değişen yıldızlarının ilk örneği konumundadır.

 

Yararlanılan Kaynaklar: space.com |

Haftalık Gökyüzü Raporu – 31

Yrd. Doç. Dr. Sinan Aliş ve ekibi yeni bir değişen yıldız keşfetti

İstanbul Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi teleskobuyla RW UMi adlı yıldızı gözlemlerken görüş alanlarındaki başka bir yıldızın parlaklığının değiştiğini farketti. Bu sayede bilim insanlarımız yeni bir değişen yıldız keşfetmiş oldu. Bulunan değişen yıldız zonklayan değişen yıldız sınıfına giriyor. Bu yıldızlar tek başlarınadırlar ve belli dönemlerde yarıçapları artıp azalır. Keşfin ayrıntılarına sarkac.org‘tan erişebilirsiniz.

 

Elon Musk Türkiye’deydi

Elon Musk Anıtkabir’de.

SpaceX şirketinin kurucu ortağı Elon Musk, Türkiye’nin yaptırıp fırlatacağı Türksat 5A ve 5B uydularının fırlatmasına yönelik anlaşma için Türkiye’ye geldi. İlk önce umhurbaşkanlığı’nda poz veren Musk daha sonra Anıtkabir’i ziyaret etti. Musk’ın Anıtkabir ziyareti sosyal medyada doğal olarak büyük ilgi gördü. Anıtkabir’de çekilen fotoğraflardan, daha önce çekim için belli bir hazırlığın yapıldığı anlaşılıyor. Ancak Elon Musk’ın da Mustafa Kemal Atatürk hakkında belli bir bilgisi olduğu anlaşılmakta.

Yeni Türksat uydularını Airbus yapacak

Türksat 5A ve 5B haberleşme uydularının üretimi ve fırlatılmasını için Airbus ile yaklaşık 500 milyon dolarlık anlaşma imzalandı. Uyduların SpaceX’in Falcon 9 roketleri ile yörüngeye taşınması öngörülüyor. Airbus ile anlaşılmasında en önemli faktör üretim süresi oldu. İletişim uydularının konuşlanabileceği yörüngeler uluslararası bir örgütçe belirleniyor. Her ülkenin belli hakları var ancak uydu kullanmayan ülkeler bu haklarını kaybedebiliyor. Türkiye de yörünge haklarını kaybetmemek için bu uydularını belli bir süre içinde yaptırmayı amaçladı. Hâlâ üretim aşamasındaki Türksat 6A Türkiye’de üretilen ilk iletişim uydusu olacak.

Yıldızından büyük gezegen keşfedildi

Yıldızlar çok büyüktür. Söz gelimi Güneş’in içine 1 milyon kadar Dünya sığdırabilirsiniz. Jüpiter gibi gaz devleri Dünya’ya göre daha büyük olsa da onlar da yörüngesinde döndükleri yıldızlarının yanında küçük kalırlar. NGTS-1b adlı gezegen ise ezberleri bozar cinsten. 600 ışık yılı uzağımızdaki gezegen Jüpiter boyutlarında ancak bir kırmızı cüce olan yıldızı gezegenin yarı boyutunda. Astronomlar evrende en sık karşılaşılan yıldızların cüce yıldızlar olduğunu söylüyor; yani bunun gibi sistemlerla daha sık karşılaşabiliriz.

Antares’in en net görüntüsü

Yıldızlar o kadar uzaktırlar ki en güçlü teleskoplarla dahi yüzeylerine dair ayrıntılar göremeyiz. Gökbilimciler Avrupa Güney Gözlemevi’nin Çok Büyük Teleskop I (VLTI) dizisini kullanarak, 620 ışık yılı uzağımızdaki Antares’in en net görüntüsünü elde etmeyi başardılar. VLTI birden fazla teleskobun eşgüdümlü kullanılmasıyla sanal olarak 200 metre çaplı bir teleskop gibi gözlem yapabiliyor. Akrep takımyıldızında yer alan Antares, Akrebin Kalbi olarak da anılır, Güneş’ten 12 kat daha geniş. Kütlesi ise 700 kat daha fazla.

Güneş dışında bir yıldızın yüzeyine ait elimizdeki en net görüntü Antares’e ait. ESO/K. Ohnaka

Astronot kedi için anıt

Parisli Félicette (Feliset okunur) 18 Ekim 1963’te uzaya çıkan ilk kedi ünvanını kazandı. Uzaya insna yollamadan önce uzay ortamıın ve roket seyahatinin ne gibi etkilerini öğrenebilmek için o yıllarda uzaya çok sayıda hayvan gönderiliyor ve bu dostlarımız çok meşhur oluyorlardı. İlk köpek ve ilk şempanzenin daha sonra da anıt ve mezarla hatırlandığına dikkat çeken Matthew Serge Guy, Félicette için de bir anıt hazırlanması için kickstarter‘da bir kampanya başlattı.

Hawking bildiğiniz gibi: “Dünya ateş topuna dönecek”

Ünlü fizikçi ya tam bir felaket tellalı ya da Dünya’nın geleceğine dair karanlık tablo çizdiği cümleleri daha çok rağbet görüyor. Hawking bu defa artan nüfus ve enerji talebinin gezegeni felakete sürükleyebileceğini belirterek Dünya’nın alev topuna dönüşebileceğini kaydetti. Çözüm önerisi ise başka dünyalara açılmak.

NASA: Ozon Tabakası’ndaki delikte rekor küçülme

Fakat iyi şeyler de oluyor; NASA, Ozon Tabakası’ndaki deliğin 1988 yılından bu yana en küçük seviyesine gerilediğini duyurdu. Delik milyonlarca kilometre kare küçülmesine karşın hâlâ milyonlarca kilometre kare büyüklüğünde. Yine de eğer Montreal Protokolü olmasaydı büyüyen deliğin milyonlarca insanda deri kanserine sebep olmuş olacağı düşünülüyor. 1987 yılında Ozon Tabakası’nı kemiren kimyasalların yasaklanmasını hedefleyen Montreal Protokolü imzalanmıştı.

Ozon deliği Güney Kutbu’ndaki Antartika kıtasının üzerinde bulunuyor.

Yalnız şöyle bir problem var: iddiaya göre deliğin küçülmesinin sebebi küresel ısınmaya bağlı olarak Antartika’nın üstünde artan sıcaklık birçok stratosfer bulutunun oluşumunu engelledi. Bu bulutlar ozonun yok olmasna sebep olan reaksiyonların başlamasında önemli bir basamağı teşkil ediyor. Teşekkürler küresel ısınma! 🙂

Uzay ülkesi Asgardia

Son dönemde Türkiye’den yurtdışına göç etme fikri yükselişte. Hatta öyle ki İstanbul tarihinde ilk defa göç verdi. Bazıları ise gözünü daha yükseklere dikip Asgardia vatandaşlığına başvurdu. Asgardia şimdilik sadece bir nano uydu göndermeyi planlasa da hedefte daha büyük projeler var.. yoksa yok mu? Bilimkurgu Klübü’nden  İsmail Yiğit uzay ülkesi Asgardia projesini incelemiş.

F-35’ler paslandı

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’dan yapılan açıklamaya göre yeni nesil savaş uçağı olarak başta ABD olmak üzere NATO ülkelerinin gelecekteki uçağı gözüyle bakılan F-35’lerde standartları aşan derecede korozyon tespit edildi. Pentagon sözcüsü pasın sorumlusu olarak üretici firma Lockheed Martin’i gösterdi ve “düzeltilmesi gereken kusurlar F-35’in uçuş güvenliğini ve operasyonlarımızı tehdit etmeyecek nitelikte” açıklamasında bulundu. F-35 için pek çok ülke (Türkiye dahil) ciddi yatırımlar yaptı. F-35’lerle ilgili diğer problem iddialarını odatv’den okuyabilirsiniz.

F-35

bir dron hava trafiğini nasıl altüst eder

Havalimanları yakınında uçurulan dronlar uçakların iniş kalkışları sırasında ciddi tehlike oluşturmakta. Bu nedenle havalimanı sahasında dron uçurmak yasaktır. Ancak bu yasak kimi zaman bazı şuursuz kullanıcılar tarafından delinebiliyor. İngiltere’deki Gatwick Havalimanı da 2 Temmuz’da bir dronla ilgili sorun yaşayıp inişleri 14 dakika boyunca kapatmak zorunda kalmış. Videoda 14 dakika boyunca hava trafiğinin ne şekilde etkilendiği gösterilmekte.

Ağrı’da bir PKK dronu bulundu

İnsansız hava aracı kullanan sadece devletler değil. Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde bir arazide üzerinde bomba atar mühimmatı taşıyan PKK’ya ait bir dron düşmüş halde bulundu.

Carl Sagan Anıt İstasyonu

Dünyadışı anıtlardan biri Carl Sagan’ın anısını Mars’ın Ares Vallis denilen düzlüklerinde yaşatır.

Mars Pathfinder aracı tepeden görünüm
Mars Pathfinder aracının Mars üzerinde kendini çektiği görüntüsü.

Uzay çalışmalarına büyük katkılar sunmuş olan bilim insanı Dr. Carl Sagan, NASA’nın öncü Mars görevleri olan Mariner, Viking, Voyager araçları ile Jüpiter ve uydularını incelemek için geliştirilen Galileo uzayaracının öretilmesinde öncü bir rol üstlenmişti.

20 Aralık 1996 yılında 62 yaşında hayatını kaybeden Carl Sagan’ın adını Mars’ta yaşatmak amacıyla Mars Pathfinder aracının adı 1997 yılında NASA tarafından Carl Sagan Anıt İstasyonu (Carl Sagan Memorial Station) olarak değiştirildi.

Miraç ve ‘hayaleti’ NGC 404

Miraç (Mirach) veya beta Andromedae, Andromeda takımyıldızı sınırları içinde bir kırmızı dev. 200 ışık yılı uzağımızda yer alan bu yıldızın görünür parlaklığı +2.01 ile +2.10 arasında değişmekte ve şüpheli yarı düzenli değişen yıldız olarak sınıflandırılmaktadır.

Miraç gökyüzünde Andromeda Gökadası‘nı bulmak için kullandığımız yıldızlardan biridir. Miraç’ı Kanatlı At’ın (Pegasus/Tulpar) Büyük Kare’sinden kuzeydoğuya baktığınızda Andromeda takımyıldızının en parlak üç yıldızının sıralandığını görürsünüz. Ortadaki Miraç’tır. Daha sonra Miraç’tan yukarı doğru çıkarak M31, Andromeda Gökadasını bulabilirsiniz.

Mirach (Miraç) adı Arapça örtü, kuşak, peştemal anlamındaki mi’zâr kelimesinin Avrupa dillerine yanlış çevrilmesiyle ortaya çıkmış. Gerçekten de beta Andromedae tasvirlerde yıldızı Zicirli Prenses’in (Andromeda) kuşağına denk gelir.

Miraç ve ‘hayaleti’ NGC 404 (sol üstte)

NGC 404: Miraç’ın Gölgesi

NGC 404 gökadası Miraç ile çok yakın görünümdedir. Gökyüzünde aralarında yedi yay-dakika açıklık vardır. Parlak Miraç’ın dibinde, sönük ve puslu görünümü sebebiyle “Miraç’ın Hayaleti” olarak ün salmıştır. Samanyolu’nun uydu gökadalarından Küçük Magellan Bulutu’ndan daha küçük olan NGC 404 bizden 10 milyon ışık yılı uzaktadır ve Yerel Küme galaksilerindendir.

Diğer erken tip galaksilerin aksine çok miktarda nötral hidrojene sahiptir. Hidrojenin çoğu etrafındaki bir çift büyük halkada barınır. Merkezinde ve dış bölgelerinde yıldız oluşumu gözlemlenir.

Hidrojen miktarı ve yıldız oluşum özellikleri gökbilimcilere NGC 404’ün daha küçük gökadalarla kabaca 1 milyar yıl içinde bir veya daha fazla birleşme gerçekleştirdiğini düşündürüyor. Birleşmeden öncei şimdiki mercimek şeklinin aksine sarmal bir galaksiymiş.

yararlanılan kaynaklar: Mustafa Pultar, Yıldız Adları Sözlüğü | gokyuzu.org | tr.wikipedia.org/wiki/Miraç | en.wikipedia.org/wiki/NGC_404 |

Çıplak gözle kaç yıldız görebilirsiniz?

Kişinin görme yeteneği ve atmosfer koşullarına bağlı olarak değişmekle birlikte, herhangi bir optik alet kullanmadan görebileceğiniz en sönük yıldızların parlaklığı ortalama olarak 6 kadir civarındadır. Parlaklığı 6 kadir ve daha az (parlaklık arttıkça kadir derecesi düşer) olan yıldızların sayısı ise 9 binden biraz daha azdır: 8,768.

Aşağıdaki tabloda parlaktan sönüğe doğru 1’er kadirlik basamaklarda yıldız sayısındaki değişim gösteriliyor. İlk sütunda ortalama kadir değeri, ikincide parlaklık aralığı, üçüncüde o parlaklık aralığındaki yıldız sayısı, dördüncü sütunda ise o en üst aralıktan mevcut aralığa kadar yıldızların kümülatif toplamı veriliyor. Son sütun ise parlaklıktaki 1 kadir değişimle yıldız sayısıın ne oranda arttığı gösterilmiş.

Örneğin -1 kadir parlaklık aralığında sadece iki yıldız bulunurken daha sönük olan 0. kadirde 6 yıldız var. 0. kadirde kümülatif toplamda 8 yıldız var; yıldız sayısı %400 artıyor.

Yıldız Parlaklık Tablosu
Parlaklık Aralık Yıldız sayısı Kümülatif yıldız sayısı Görünen yıldız sayısındaki artış (%)
-1 -1.50 ile -0.51 2 2
0 -0.50 ile +0.49 6 8 400%
1 +0.50 ile +1.49 14 22 275%
2 +1.50 ile +2.49 71 93 423%
3 +2.50 ile +3.49 190 283 304%
4 +3.50 ile +4.49 610 893 316%
5 +4.50 to +5.49 1,929 2,822 316%
6 +5.50 ile +6.49 5,946 8,768 311%
7 +6.50 ile +7.49 17,765 26,533 303%
8 +7.50 ile +8.49 51,094 77,627 293%
9 +8.50 ile +9.49 140,062 217,689 280%
10 +9.50 ile +10.49 409,194 626,883 288%
11 +10.50 ile +11.49 1,196,690 1,823,573 291%
12 +11.50 ile +12.49 3,481,113 5,304,685 291%
13 +12.50 ile +13.49 10,126,390 15,431,076 291%
14 +13.50 ile +14.49 29,457,184 44,888,260 291%
15 +14.50 ile +15.49 85,689,537 130,577,797 291%
16 +15.50 ile +16.49 249,266,759 379,844,556 291%
17 +16.50 ile +17.49 725,105,060 1,104,949,615 291%
18 +17.50 ile +18.49 2,109,295,881 3,214,245,496 291%
19 +18.50 ile +19.49 6,135,840,666 9,350,086,162 291%
20 +19.50 ile +20.49 17,848,866,544 27,198,952,706 291%
Veriler, Millennium Star Atlas, Cilt I, Sky Publishing Corporation ve Avrupa Uzay Ajansı’nın VII. Sayfasından elde edilen Tycho Kataloguna dayanmaktadır. 10. kadire kadar olan yıldızların %99.9’unun, 10.5 kadire kadar olanların ise %90’ının kataloglandığına inanılıyor.

Tablodan görüleceği üzere parlaklık 1 kadir azaldıkça görülebilen yıldız sayısı kabaca 3 kat artmakta. Eğer şehirde 2 kadire kadar yıldızları görebiliyorsanız, şehrin biraz dışına çıkıp 3. kadirden yıldızları görebileceğiniz bir yere giderseniz görebileceğiniz yıldız sayısı 3 kat artacaktır. Eğer şehrin iyice dışında, ışık kirliliğinden uzakta, 5. kadirden yıldızları görebileceğiniz bir gözlem şenliğine katılırsanız, görebileceğiniz yıldız sayısı 27 kat artmış olur.

Şunu aklınızdan çıkarmayın: tablodaki yıldız sayıları tüm gökyüzünü kapsamaktadır. Kuzey yarıküredeyken Güney yarıküre yıldızlarını göremezsiniz, yıldızların yarısı gündüz gökyüzünde kaybolacaktır, ayrıca coğrafi engeller de bazı yıldızları görmenizi engelleyecek. Yani pratikte göreceğiniz yıldızların sayısı önemli ölçüde azalacaktır.

teleskop ve dürbün ile kaç yıldız görebiliriz?

Teleskop ve dürbünler gelen zayıf ışınları yoğunlaştırdığından daha sönük yıldızları görmenize olanak sağlar. Optik araçlarların size ne kadar sönük yıldızları gösterebileceği ışık toplama kabiliyetlerine bağlıdır. Bu da açıklık olarak ifade edilen objektif çapıyla doğrudan ilişkilidir. 20 cm çaplı bir teleskop, 15 çaplı olanlara göre daha sönük detayları gösterecektir. Tabii burada büyütme gücünün ve atmosfer şartlarının aynı olduğunu varsayarak konuşuyoruz.

Gece gökyüzü gözleminde kullanılan dürbünler genellikle 50 mm çaplıdırlar. Teleskoplar kadar sönük objeleri gösteremeseler de geniş açılı ve düşük büyütmeden ötürü kazandıkları keskin görüş kabiliyeti sayesinde çok keyifli rasat sağlarlar.

Teleskop Parlaklık Sınırları
Açıklık
inç
Açıklık
mm
En sönük parlaklık
(kadir)
2 51 10.3
3 76 11.2
4 102 11.8
6 152 12.7
8 203 13.3
10 254 13.8
12.5 318 14.3
14 356 14.5
16 406 14.8
18 457 15.1
20 508 15.3
24 610 15.7
30 762 16.2
Kaynak: Philip S. Harrington, Star Ware, 2. basım via stargazing.net

kaynak.stargazing.net/david/

Haftalık Gökyüzü Raporu – 30

Serdar Kuzuloğlu gözaltına alındı

Birkaç sene evvel ne yapsam diye düşünürken kafamda oluşan dağınıklığı toplayıp Haftalık Gökyüzü Raporu tutmaya başlamam, Serdar Kuzuloğlu’nun Haftanın Özeti‘nden aldığım ‘ilham’ sayesinde oldu.  İnternet Ekipler Amiri‘miz 1 Kasım günü gözaltına alındı, hem de FETÖ’den! Neyse ki sonra serbest bırakıldı. Öncelikle Serdar Kuzuloğlu olmak üzere tüm sevenlerine geçmiş olsun.

Kasım ayında gökyüzü

Andromeda Gökadası‘nı gözlemlemek için en iyi dönemdeyiz. Merkür gökyüzünde iyiden iyiye Güneş’ten uzaklaşıp bu ayın sonunda batı ufkunda görülebilmeye başlıyor. Sabahları ise Mars doğu ufkuna hakim. 17-19 Kasım’da Aslan (Leonid) göktaşı yağmuru var. Kasım’da gökyüzü detaylarına uzaydan haberler veya daha kapsamlı olarak astrobilgi sitelerinin rehberlerinden ulaşabilirsiniz.

Bizi ziyarete gelen ilk yıldızlararası cisim

Kısa süre önce keşfedilen küçük bir asteroid, ya da belki de bir kuyruklu yıldız, güneş sistemimizin dışından geliyor gibi gözüküyor. Eğer öyleyse bu cisim gökbilimciler tarafından gözlemlenen ve onaylanan ilk yıldızlararası nesne olacak.

Güneş yörüngesindeki gezegenler ve çoğu göktaşı tutulma dairesi adı verilen bir düzleme yakın hareket eder. A/2017 U1 ise Güneş sistemimizin tutulma dairesine neredeyse tam tepeden yaklaştı. Bu sebeple güneş sistemi dışından geldiği düşünülüyor. Güneş sistemi dışındaki uzak gök cisimleri incelenebiliyor olsa da bunlardan biri daha önce hiç bizi ziyarete gelmemişti. A/2017 U1 bu nedenden ötürü ilgi çekici.

Tozlaşma için yeni tehdit: ışık kirliliği

Bitkilerin üremesinde böceklerin önemli rolü vardır. Böceklerin ilgisini cezbeden bitki üreme organlarında (ör: çiçekler) tozlaşma çoğunlukla bu canlılar sayesinde meydana gelir. Günümüzde tozlaşmanın azalmasıyla yaşanan verim kayıpları konuşulmakta. Arı kolonilerindeki ölümler de tozlaşmayı etkileyeceğinden çok önemli. Yapılan bir araştırmaya göre sokak lambaları gibi ışık kaynaklarına yakın yerlerdeki bitkiler geceleri 3’te 1 oranında daha az ziyaretçi çekiyor.

Bambus arısı bir çiçeğin tozlaşmasına yardımcı oluyor. Tabii ki bu arılar gece tozlayıcılarından değil.

Cassini’den Satürn’ün halkalarına son bakış

Cassini uzayaracı 12 Eylül 2017’de gezegenin atmosferine giriş yapana dek Satürn’ün halkaları ve uydularına dair bilim insanlarının inceleyebileceği pek çok veri yolladı. Aşağıda Cassini’nin yakaladığı son görüntülerden biri görülüyor. Görüntüde uzayaracının son 22 turunu yaptığı, Satürn ile halkaları arasındaki boşluk, F ve D halkaları rahatça seçiliyor. Görüntüye takılan Pandora adlı uydu için ise biraz daha fazla dikkat gerekiyor.

Dünya’nın en büyük havaaracı zengin eğleme işine girebilir

Henüz geliştirme aşamasında olan dünyanın en büyük havaaracı Airlander 10 lüks turizm faliyetlerinde kullanılabilir. 10 ton yük taşıma kapasitesine sahip araç şimdiye dek kargo taşıması amacıyla gündeme gelmişti ancak geliştiren şirket olan Hybird Air Vehicles, ulaşımın zor olduğu bölgelere lüks seyahatler düzenleyen Henry Cookson Adventures şirketi ile iki anlaşma yapmış.

airlander-10-1

Aracın bu seyahatlere uygun hale getirilebilmesi için de Design Q şirketiyle anlaşılmış. Design Q devlet destekli fon kullanarak araca lüks yolcu kabini tasarlayacak. Kamunun parası kapitalizmin olduğu her yerde güzel şeylere harcanıyor(!)

Blue Origin, BE-4 roket motorunu başarıyla test etti.

Uzaya açılmaya çalışan özel girişimlerden biri olan Blue Origin şirketi, SpaceX kadar adından söz ettiremese de roket geliştirme sürecinde başarıyla ilerliyor. Yörüngeyi amaçlamayan, uzay turizmini hedefleyen New Shepard roketinden sonra şimdi de tamamen yeniden kullanılabilir ve yörünge taşımacılığını hedefleyen roketi için geliştirdiği BE-4 motorunu başarıyla test etti.

Suudi Arabistan uzaya yatırım yapıyor

Suudi Arabistan’a şu sıralar ‘bir haller‘ olmuş durumda. Siyasal İslamcı politikaların coğrafyada aldığı yenilgilere paralel olarak ülkenin ‘ılımlı İslam’a yöneleceği konuşulmakta.

spaceshipone-1

Diğer petrol zengini ülkeler gibi farklı alanlara yatırım yapıp geleceğini de kurtarma peşinde olan S. Arabistan uzaya da yatırım yapacağını açıkladı. Yatırım için Richard Branson’un önce SpaceShipOne sonra da SpaceShipTwo’yu geliştiren Virgin Galactic şirketini seçen Suudlar, gelecekte yatımı miktarının artacağını söylemiş.

 

19 Kasım’da kıyamet mi kopacak?

Hayır.

Komplo teoricileri yine dünya’nın yok olacağını iddia ediyor; her zamanki gibi hiçbir kanıtları yok. Hatırlarsınız 2012 için de benzer iddialar gündeme gelmişti ve hâlâ buradayız.

19 Kasım komplolarını Nibiru ya da X Gezegeni (Planet X) denilen hayali bir gezegen üzerinden kurguluyorlar. Bu gezegenin varlığına dair hiçbir kanıt yok ancak bu durum şarlatanları varlığı tamamen spekülasyon olan gezegenin özelliklerini bilmelerini engellemiyor.

Sözgelimi bu bilinmeyen gezegen ‘plazmatik enerji partikülleri’ saçıyormuş ve bu partiküller Dünya iklimini altüst edecekmiş. Dünyamızın manyetik alanı Güneş’ten gelen yüklü partiküllerden bizi önemli ölçüde koruyabilmekte. Bir gezegenin bu kadar yoğun ışıma yapması ise elbette mümkün değil. Yani güvendeyiz.

Hayali gezegenin hayali yörüngesi.

Safsatayı yayanlar arasında David Meade adlı bir numerolog var. Halbuki iyi bir teleskop markasıyla (Meade) adaş. Nerden düşmüş bu yollara bilinmez.

Meade İncil ve Giza piramitlerinde yazdığını iddia ettiği “33. gün”ü güneş tutulmasının 33. günü olarak yorumlayıp 21 Ağustos’taki güneş tutulmasından sonraki 33. gün olarak 23 Eylül’ü kıyametin kopacağı tarih olarak işaret etmiş. Kopmayınca da kıyametin kopacağını değl, kıyametten önceki döneme gireceğimizi söylediğini iddia etmiş.

Haftalık Gökyüzü Raporu – 29

nötron yıldızlarının çarpışmasının yarattığı kütleçekim dalgaları gözlendi

130 milyon yıl önce NGC 4993 gökadasındaki biri 1.17 diğeri 1.6 güneş kütlesindeki iki nötron yıldızı birbirine yaklaşmaya başlar. Yaklaştıkça da hızları artar. Başta birbirleri etrafında saniyede 50 kez dönerken bu hız nihayet 300-350 tura çıkar. Nihayet bu iki nötron yıldızı birbiriyle kavuştu.

GIF

Bu olay 120 milyon yıl önce gerçekleşmişti. Yankıları ise Dünya’da geçtiğimiz yaz duyuldu. Kütleçekim dalgalarını ilk kez gözlemleyerek bilim insanlarına bu seneki fizik Nobel’ini kazandıran LIGO‘dan bu defa bahsettiğimiz iki nötron yıldızının kavuşmasını gözlendiği haberi geldi. Bu çalışma kütleçekim dalgaları ve elektromanyetik dalgalarla aynı anda gözlemlenmesi sebebiyle de önemli.

Şimdi bu haberin şerefine Muse’dan “Nötron Yıldızı Çarpışması” parçası dinlenebilir belki:

Ay’da yeraltı kolonisi kurulabilecek dev mağra keşfedildi

Ay’ın atmosfere ve manyetik alana sahip olmaması yüzeyini gelecekteki insan yerleşimleri için sorunlu kılıyor. Bugüne dek Ay’a giden astronotlar 3 günden fazla yüzeyde kalmadı ancak kalıcı üsler kurulmak isteniyorsa mikro meteor, aşırı sıcaklık değişimleri ve elbette radyasyondan korunmanın yolları bulunmalı. Belki yeni bulunan şehir boyutundaki devasa lav mağrası korunmak için en iyi yollardan biri.

antik bakterilerde üstnova izi

Henüz uzaylı bulabilmiş değiliz fakat Dünya’da uzaydan gelen malzemeye sahip canlılar bulmuş olabiliriz. Bilim insanları Demir-60 izotopun zaman içindeki bozunumundan ötürü Dünya’da oluşmadığını biliyorlar. Dolayısıyla Dünya’da bulunan bu izotop uzayda bir yerden gelmiş olmalı.

Almanya’daki Münih Teknik Üniversitesi’nden fizikçi Shawn Bishop, 2.2 milyon yıllık bakteri fosillerinde çok az da olsa Demir-60’a rastlandığını bildirdi. Durumu inceleyen bilim insanları Demir-60’ın kaynağının yakınımızda gerçekleşmiş olan bir üstnova olduğunu anladılar.

UV ışık altında parıldamaya başlayan dövmeler

Avustralyalı dövme sanatçısı Tukoi Oya UV ışık altında parıldamaya başlayan dövmeleri ile üne kavuşmuş. Hayranlık uyandıran sıradışı dövmeler uzay temasıyla daha da çekici hale geliyor.

altın vuruş

Küçük evlerinde güneşe hasret paslı makinalar cılız ışıklarla yaşamaktadır. Nihayet biri güneşi görmek ister.. Gökalp Gönen‘in kısa animasyon filmi Altın Vuruş (Golden Shot), dünya genelinde 200’den fazla seçkide yer almış ve 25’ten fazla ödülün sahibi olmuş.

Dünya’nın uzaydan çekilen ilk görüntüsü

Dünya’nın uzaydan çekilmiş ilk fotoğrafını görüyorsunuz. 24 Ekim 1946 günü Amerika’nun New Mexico eyaletindeki White Sands Füze Rampası’ndan fırlatılıp 105 km yüksekliğe ulaşan bir V2 roketinde bulunan fotoğraf makinasıyla çekildi.

Nazi Almanyası’nda geliştirilen V2 roketleri II. Dünya Savaşı’nın sonunda Amerikalıların eline geçmişti. V2’lerin geliştirilmesinde rol oynayan yüzlerce mühendis savaş sonrasında ABD ve Sovyetlere getirilerek bu ülkelerdeki roket programlarının geliştirilmesinde rol oynadılar.

2. Dünya Savaşı’nda İngiltere’ye savaş başlığı yollamakta kullanılan Nazi roketleri barış döneminde roket teknolojisini anlamak için yapılan testler sırasında bilimsel araçlar taşıdı. Bunlar arasında her saniye bir kare resim çeken 35 mm bir kamera da yer alıyordu.

Sağlam bir çelik kutu içersindeki kamera yere sağ sağlim indiğinde, film içindeki görüntüler daha önce hiç şahit olunmamış bir manzarayı sunuyordu. O güne dek en yüksekten çekilen fotoğraflar, 22 km yüksekliğe erişen yüksek irtifa balonundan elde edilmişti. 22 km Dünya’nın eğriliğini görebilmek için yeterliydi ancak roket mühendisliği çok daha geniş olanaklar vaad ediyordu. Kamerayı geliştiren mühendis Clyde Holliday bu potansiyeli gördü ve 1950’de National Geographic’te bir gün Dünya’nın tüm yüzeyinin bu şekilde görüntülenebileceği öngörüsünde bulundu.

kaynakcosmosmagazine.com |