Uzay yürüyüşü yapılan ilk uzay mekiği görevi: STS-6

Challenger uzay mekiği ilk kez 4 Nisan 1983 günü Kennedy Uzay Merkezi’nden uzaya fırlatıldı. Uzay mekiği görevlerinin 6.’sı olan bu görevde (STS-6) yeni, hafifletilmiş olan tank ve ek itiş roketleri kullanıldı.

Mekik tarihinin ilk uzay yürüyüşü STS-6 görevinde gerçekleştirildi. Astronotlar Story Musgrave ve Don Peterson 4 saat 17 dakika boyunca uzayda ortamında çalışarak, NASA tarafından işletilecek bir iletişim uydusu olan, TDRS-1’i mekiğin kargo bölümünden yörüngeye yerleştirdiler.

Bu uçuşta 4 mürettebat yer alıyordu. Uzay mekiklerinde bundan sonra 2011’deki STS-135 görevi haricinde hep 6 kişilik mürettebat olacaktı. Challenger ikinci uçuşunda (STS-7) ABD’nin ilk kadın astronotu Sally Ride’ı yörüngeye taşıdı.

Challenger uzay mekiğinin ilk uçuşu 4 Nisan 1983’teki bu fırlatmayla başladı.

kaynak: wikipedia.org/STS-6 |

Westerlund 2 ve Gum 49

Şu güzelliğe bakar mısınız? Hubble uzay teleskobunun 25. yılı için özel olarak hazırlanmış görselde Gum 49 bulutsusunu şekillendiren Westerlund 2 açık yıldız kümesini görülüyor.

Pırıl pırıl parlayan yıldız kümesi yaklaşık 2 milyon yaşında; astronomik ölçekte ortaya çıkşı daha dün gibi. Galaksimizin en genç, parlak ve kütleli yıldızlarından bazılarını içinde barındırıyor. Bu ağır siklet yıldızların yarattığı morötesi ışın, ve yüklü parçacık kasırgası kendilerini saran hidrojen gaz bulutunu bir heykeltraş misali oyuyor.

Westerlund 2 (NGC 3247) açık yıldız kümesi.
NASA, ESA, the Hubble Heritage Team (STScI/AURA), A. Nota (ESA/STScI), and the Westerlund 2 Science Team

Gaz bulutunun her yerde aynı şekilde etkilenmediğini görüyoruz. Gaz ve tozun biraraya gelerek yeni yıldız oluşturmaya başladığı bölgeler daha yoğun olduğu için
aşındırıcı rüzgardan daha az etkileniyor ve arkasında kalan gazı da bu rüzgardan koruyor. Böylece gaz sütunları meydana geliyor. Yeni oluşmakta olan bu sönük görünümlü yıldız adayları henüz çekirdeklerinde hidrojen yakmaya başlamamışlar.

Westerlund 2 çevresinde sanal bir gezinti.

Westerlund 2 adı verilen yıldız kümesi adını gruplaşmayı ilk keşfeden İsveç astronom Bengt Westerlund’dan alıyor. Katalog ismi NGC 3247 olan, 3000 kadar genç yıldızın oluşturduğu küme Karina takımyıldızı sınırlarında, bizden yaklaşık 20,000 ışık yılı uzakta bulunan bir açık yıldız kümesidir.

Bulutsunun ise sadece küçük bir parçasını görüyoruz. Aşağıda Spitzer teleskobu verileriyle oluşturulmuş tam boy fotoğrafı var. Gum 29 (RCW 49) adı verilen bulutsu 14,000 ışık yılı uzakta, 350 ışık yılı alana yayılmış vaziyette. Salma bulutsusu olan Gum 29 Samanyolu gökadamızdaki en aktif yıldız oluşum bölgelerinden biridir.

Gum 29 (RCW 49) bulutsusu kızılötesi eklenmiş haliyle görülüyor. Merkezdeki Westerlund 2 yıldız kümesi kolayca farkediliyor.

Burda gördüğümüz mavi yıldızların çoğu bizimle gaz bulutu arasında kalıyor ve bu yıldız doğumhanesiyle bir alakaları yok.

Kaynak: nasa.gov/../celestial-fireworks | nasa.gov/press-release/ | wikipedia.org/wiki/RCW_49 | wikipedia.org/wiki/NGC_3247 | apod.nasa.gov |

Gökadalararası uzay

İzolasyon kelimesinin kökeni İtalyanca “kanal açarak bir yeri karadan koparmak, ada yapmak” anlamına gelen isolare fiiline dayanıyor.

Tıpkı yeryüzündeki adalar gibi evrendeki yüz milyarlarca yıldızın oluşturduğu gökadalar, diğer bir deyişle galaksiler de çoğunlukla birbirinden yalıtık haldedir.
Bizim Samanyolu gökadamız, Andromeda ve Triangulum (Üçgen) galaksiler ile komşu durumundadır. Çok sayıda uydu gökadayla beraber grup halinde bulunuyor.

Evrenin geri kalanına göre çok yakın dursalar da galaktik komşularımızla aramızda milyonlarca ışık yılı mesafe var.

Telif Hakkı : Thomas V. Davis (tvdavisastropix.com)

NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu ile elde edilen detaylı görüntüsünü izlediğimiz Triangulum gökadası bizden 2.9 ışık yılı uzakta bulunuyor. Işığın milyonlarca yıl yolculuk ettiği galaksilerarası uzay neredeyse tamamen boştur. Metre küp hacime bir atom bile düşmediği tahmin ediliyor.

Samanyolu’nun yaklaşık yarısı boyutundaki bu galaksi dürbün veya teleskop ile gözlem için güzel bir hedeftir. Daha detaylı bilgiyi için: Triangulum

Uranüs’ün halkaları

Satürn’ün ihtişamına yetişemese de Uranüs’ün de halkaları var. Uranüs’ün çevresinde halka gördüğünü ilk beyan eden kişi 1789’da William Herschel oldu. Bu halkalar çok sönük ve koyu olduğundan bilim insanları Herschel’in halkaları görmüş olabileceğinden pek emin değiller.

Uranüs’ün halka yapısı 10 Mart 1977’de James L. Elliot, Edward W. Dunham ve Jessica Mink tarafından keşfedildi.

1977’de keşfedilen Uranüs halkalarının Rick Sternbach tarafından yapılmış tasfiri.

1978’de 9 halka tanımlandı. 1986 yılında ise bunlara Voyager 2 tarafından çekilen görüntüler sayesinde keşfedilen 2 halka daha eklendi. 2003-2005 yılları arasında, Hubble Uzay Teleskobu’nun çektiği fotoğraflardan 2 dış halka daha bulundu. Toplam 13 halkadan en içteki 38 bin km, en dıştaki ise 98 bin km yarı çaplı.

Voyager 2 tarafından görüntülenen Uranüs halkaları. Burdan yukardan aşağı delta, gamma, eta, beta ve alfa halkalarını görüyoruz.

Uranüs’ün halkaları oldukça karanlık. Işığın ancak yüzde 2’sini yansıtıyorlar. Organik madde içeren su buzundan oluşuyorlar. Büyük kısmını ince tozların meydana getirdiği halkalardaki daha büyük cisimlerin çapı 0.2-20 metre arasında değişiyor.

Bilim insanları halkaların yaşının 600 milyon yılı geçmediği görüşünde. Muhtemelen bir zamanlar Uranüs’ün yörüngesinde dolanan  birkaç uydunun çarpışma sonucu parçalanmalarıyla, faciadan arta kalan malzemeyle vücut buldular.

Uranüs’ün en büyük 4 halkasının, Hubble Uzay Teleskobu’nun yakın-kızılötesi kamerasına yansımış hali. Ayrıca gezegenin etrafında 10 uydusu görülmekte. Görüntünün renkleri Erich Karakoschka tarafından oluşturulmuş. 8 Ağustos 1998.

Kaynak: en.wikipedia.orgphotojournal.jpl.nasa.gov |

ilk yayımlama: Mart 11, 2018 9:06

ATLAS kuyrukluyıldızı (C/2019 Y4)

Atlas kuyrukluyıldızı veya resmi ismiyle C/2019 Y4, ATLAS araştırmasıyla keşfedilmiştir ve paraboliğe yakın bir yörüngeye sahip bir kuyrukluyıldızdır.

Atlas (sol üst) M81 ve M82 (sağ alt) galaksilerinin başı çektiği derin uzay manzarasının önünde ilerlerken. Rolando Ligustri (CARA ProjectCAST)

Şu an (Mart 2020) Mars yörüngesinin ötesinde, bizden 9 ışık dakikası uzakta bulunan ve gökyüzünde Büyük Ayı takımyıldızı sınırlarında hareket eden Atlas, 2020 yılının ne parlak kuyrukluyıldızı olmaya aday.

23 Mayıs’da Dünya’ya en yakın konumuna erişecek olan ATLAS, 2020 yılının Nisan ve Mayıs aylarında gözle görülebilecek kadar parlaklaşabilir. 1 Mayıs gibi +5 kadir parlaklığa erişmesi bekleniyor ki bu teorik görme sınırı olmasına karşın bir yıldızdan ayırmak oldukça zor olacaktır. Tabii kuyrukluyıldızlar süprizlerle doludur, kesin bir şey söylemek mümkün olmaz ama Mayıs ayında en azından küçük teleskoplar veya dürbünlerle görmek mümkün olacaktır.

Astrofotoğrafçı Matthijs Burgmeijer tarafından oluşturulan yukardaki hareketli görüntüde ATLAS kuyrukluyıldızının yıldızlı arka plan üzerindeki hızlandırılmış hareketini görüyoruz. Gerçekte ziyaretçinin gökyüzünde 5 saat süren ilerleyişini izliyoruz.

28 Aralık 2019’da Asteroid Yer-Çarpışma Son Alarm Sistemi (Asteroid Terrestrial-impact Last Alert System – ATLAS) içinde bulanan 50 cm çaplı bir teleskobun elde ettiği görüntüler sayesinde keşfedildi.

Yörünge hareketine dayanılarak yapılan hesaplamalar kuyrukluyıldızın 5,200 yıl sonra yeniden görüleceğini gösteriyor.

kaynak: earthsky.org | wikipedia.org | uzaydanhaberler.com | video: ☆Matthijs Burgmeijer |