28 Temmuz

28 Temmuz günü gerçekleşen astronomi, uzay ve havacılık alanındaki önemli tarihi olaylar hakkında kısa bilgiler:

1851 – Julius Friedrich Berkowski tarihte ilke kez bir güneş tutulmasını fotoğrafladı [space.com]. Berkowski, Prusya’nın Königsberg (Günümüzde: Kaliningrad, Rusya) şehrindeki en yetenekli dagerreyotipicisi olarak anılıyordu. Dagerreyotipi gümüş nitratla ışığa duyarlı hale getirilen bakır levhaların, camera obscura içinde 10 ila 20 dakika pozlanarak, cıva buharına tabi tutulup geliştirilmesiyle fotoğrafik görüntü elde etme yöntemidir. [//tr.wikipedia.org/wiki/Dagerreyotipi]

28 Temmuz 1851 tarihinde gerçekleşen ve tarihte fotoğraflanan ilk güneş tutulması.

1935 – B-17 Flying Fortress ilk kez uçtu. 1930’larda geliştirilen bu ağır bombardıman uçakları İkinci Dünya Savaşı boyunca Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından kullanıldılar. [//en.wikipedia.org/wiki/Boeing_B-17_Flying_Fortress]

B-17 ‘Yankee Lady’

1964 – Ay yüzeyini görüntüleyip bu görüntüleri Dünya’ya göndermesi için tasarlanan Ranger 7 fırlatıldı. Uzayaracı yüzeye çarpmadan önce, yaklaştıkça görüntü toplayacak şekilde tasarlandı. Altı başarısız denemeden sonra Ranger 7, 8 ve 9, Ay’a 65 saatlik yolculuklarını başarıyla tamamladı [airandspace.si.edu].

Ranger 7

Yenişarbademli Gözlem Şenliği

Geçen yıl yapılamayan Yenişarbademli Gözlem Şenliği 2021 yılında da  gerçekleştirilmeyecek. Buna karşın bu yıl Denizli’nin Beyağaç ilçesinin Topuklu yaylasında bir gözlem şenliği planlanmakta. Detaylar Ethem Hoca ile Gökyüzü Gözlem Etkinlikleri sayfasından takip edilebilir.

Gelecek sene için veya bireysel olarak Melikler Yaylasında yapacağınız gözlemler için aşağıdaki bilgiler işinize yarayacaktır:

Dedegül Dağı’nın üzerinde Samanyolu.
Can Rıfat Turcan

En karanlık

Isparta’nın Yenişarbademli ilçesi deniz seviyesinden 1150 m yükseklikte bulunuyor. Etkinliğin olacağı Melikler Yaylası‘ndaki ‘Cennet’ adı verilen şenlik alanı ise 1700 m yükseklikte. Geçen yıl karanlık ölçümü yapılmıştı. Sonuca göre Yenişarbademli ölçüm yapılan en karanlık yer. Yenişarbademli’de olacakları gerçek bir şölen bekliyor anlayacağınız.

Karanlığı Koruyun

Şenlik alanının karanlık olması gözlem için avantaj; bu sebeple ışıkla kirletilmemesi gerekiyor. İnsan gözünün karanlığa alışması yaklaşık 10 dakika sürüyor ama tek bir ışık kaynağı bu alışma sürecini derhal sıfırlıyor.

Gece aydınlatmaya ihtiyaç duyarsanız diye kırmızı ışıkla aydınlatan bir fener edinmeniz yerinde olur. Normal bir neferi kırmızı jelatinle kapatmanız da yeterli. Yine de ışığı çok güçlü olmamalı. Bir de yeşil lazer kullanılmaması gerekiyor. Gökyüzünde yeşil izler bırakan lazer gökcisimlerini fotoğraflayan arkadaşların işlerini bozuyor.

Alanda mangal dahil ateş yakmak yasak. Ayrıca belli bir saatten sonra alana araçla girip çıkılması istenmiyor.

İmkanlar

  • Su ihtiyacı için şenlik alanında iki adet çeşme var.
  • Alana çevre köylerden gelenler yiyecek standı kuracaklar. Geçen sene sulu yemek ,köfte ekmek, sucuk ekmek, meyve ,sebze, karpuz vs. vardı.
  • Wc ve duş mevcut lakin yanınızda yedek tuvalet kağıdı getirin.
  • İnternet bağlantısı için mobil istasyon olacak.
  • Teleskopların elektrik ihtiyacı için jeneratör olacak.
  • Alanda ilaçlama yapılacak.
  • Pınargözü mağarası ve çevresi, yaka kanyonu yakınlardaki gezmelik yerler.
  • Sabahları hava sıcak oluyor ama gece oldukça serinlemesi mümkün. Bunu hesaba katarak soğuğa karşı giysi getirilmesi lazım.

Gözlem Tavsiyeleri

Melikler Yaylası’nın karanlık gökyüzünü çıplak gözle izlemek de zevkli ama gözlem şenliklerde illa ki gözlem aracı da olur. Teleskobunu getirecek olanlar için bir tavsiye gerekmiyor elbette. Eğer teleskobunuz yoksa şenliktekiler gözlem araçlarını, eğer fotoğraf çekmiyorlarsa, seve seve paylaşıyorlar. Yeni teleskop almayı planlayanlar şenliğe kadar sabredip burada deneyimli kullanıcılardan öneriler alabilirler.

Şenliğe gelmeden alınmasını tavsiye edebileceğim gözlem aracı ise kesinlikle dürbün. Ben şenliğe geçen yıl bir dürbün alarak gitmiştim. Kullanması kolay, her yere taşıyabiliyorsunuz. Teleskop sırasında beklerken bile bir şeyleri izlemeniz mümkün oluyor 🙂

Ulaşım

Isparta’ya ulaştıktan sonra köy garajından kalkan Yenişarbademli minibüsünü kullanabilirsiniz. Şenlik için daha kullanışlı ulaşım olanakları için aşağıdaki bağlantılara göz atmanızda fayda var.

Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali

Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali 2021 yılında da pandemi koşulları gereği gerçekleştirilemeyecek. Festival geçtiğimiz yıl 14-17 Ağustos 2020 tarihlerinde online olarak gerçekleştirilmişti. Yine aynı şekilde gerçekleşecek gibi gözüküyor.

Kozmik Anafor platformunun şimdiye dek 4 kez  düzenlediği Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali Covid-19 pandemisi sebebiyle iki yıldır yapılamıyor.

Şenlik en son 26-28 Temmuz 2019 tarihlerinde gerçekleştirilmişti.

Sekstant / Altılık (Sextans/Sextant) Takımyıldızı

Kısaltması: Sex | Sext
iyelik hali: Sextantis
Sağ açıklık (ort.): 10 saat 6 dakika
Yükselim (ort.): -1° 8'
Takımyıldız ailesi: Herkül

Sekstant takımyıldızı (veya Altılık), güney gök kürede, gök ekvatoru yakınında yer alan küçük bir burçtur. İlk kez 1687 yılında Polonyalı astronom Johannes Hevelius tarafından tanımlanan bu takımyıldız ismini astronomide kullanılan bir gözlem aleti olan sekstantın Latince karşılığından aldı. Belli başlı takımyıldızlara göre geç bir tarihte tanımlandığı için herhangi bir mitolojik hikaye ile ilişkili değildir.

Gökyüzü haritası üzerinde Sekstant gösteriliyor.
Sekstant takımyıldızı.

Sekstant, gök cisimlerinin (gündüz güneş, gece yıldızlar) ufuktan yüksekliklerini ölçmeye yarıyor. Günümüzde fazla bir önemi kalmasa da eskiden astronomi ve yön bulmada kullanılan önemli bir ölçüm aletiydi. Takımyıldıza ismini veren Johannes Hevelius’un sekstantı, gözlemevinde gerçekleşen bir yangınla yanarak yok oldu ne yazık ki [starregistration.net].

Sekstant takımyıldızı nasıl bulunur?

Bu takımyıldız oldukça sönük olduğu için bulması kolay değil. O yüzden öncelikle çok daha farkedilir olan Aslan (Leo) takımyıldızını bulmalısınız. Ondan sonra Aslan’ın güneyinde Sekstant’ı aramak daha kolay olacaktır. En iyi gözlem zamanı ise bahar mevsimidir.

Bu burç gökyüzünün soluk bölgelerinden birinde bulunmakta. Beşinci kadirden daha parlak tek bir yıldızı var. En parlak yıldızı olan Alpha Sekstantis (α Sex) 4.49 kadir parlaklığa sahip. Bu çok yaşlı yıldız, Güneş’ten 122 kat daha fazla ışık yayıyor. Buna rağmen Dünya’dan 287 ışık yılı uzaklıkta olduğu için soluk kalıyor.

Bize en yakın yıldızı, sadece 14,8 ışık yılı uzağımızdaki bir kırmızı cüce olan LHS 292. Bunun dışında birkaç çift yıldız ve birkaç tane de değişken yıldızı var [wikipedia.org].

Sekstant herhangi bir Messier cisimine ise sahip değil. Merceksi gökada NGC 3115 ile NGC 3166 ve NGC 3169 sarmal gökadaları; ayrıca düzensiz uydu gökadalar Sekstans A ve Sekstans B burada konumlanmakta.

Bildiğimiz en uzak galaksi kümesi CL J1001+0220, 2016 yılında Sekstant sınırlarında keşfedildi. Bizden 11,1 milyar ışık yılı uzakta bulunan küme on yedi gökadadan oluşuyor. Merkezine yakın olan on bir galaksiden dokuzu yıldız nüfusunun patladığı gökadalar. Hepsi beraber yılda 3400 kadar yeni yıldız meydana getiriyorlar. Bizim gökadamız olan Samanyolu’nda ise yılda sadece bir yıldız oluşmakta [wikipedia.org].

NGC 3115 (Caldwell 53)

Bu sönük takımyıldızın içindeki tek bir göze çarpan derin uzay cisimi var: NGC 3115. NGC 3115 merceksi (S0 tipi) bir galaksi. Bizden yaklaşık 32 milyon ışık yılı uzakta yer alıyor ve 9,87 kadir görünür parlaklığa sahip. Genişliği 70 bin ışık yılı olan galaksi gökyüzünde 7 açı dakikası (arcmin) büyüklükte gözüküyor [bulutsu.org]. NGC 3115 eliptik üzerinde bulunduğu için Ay ve bazı gezegenlerce örtebiliyor. Gökadayı William Herschel 1787 yılında keşfetti [nasa.gov].

NGC 3115

En iyi gözlem zamanı bahar aylarıdır. Gözlem içinse büyük bir dürbün veya küçük bir teleskop kullanabilirsiniz. Gökyüzünde 8×3 açı dakikası alan kaplar (Ay: 30′) [go-astronomy.com].

NGC 3169 (sol), NGC 3166 (orta) ve NGC 3165 (sağ)

kaynaklar: bulutsu.org | go-astronomy.com | starregistration.net | nasa.gov | wikipedia.org |

Sıvı Yakıtlı Roketler

Sıvı yakıtlı roketler gerekli itkiyi üretebilmek amacıyla sıvı haldeki bir yakıtı kullanırlar. Uzay çalışmalarının bel kemiğini bu roket türü oluşturmaktadır.

Roket motorları kullandıkları yakın çeşidine göre üçe ayrılıyor: Katı yakıtlı, sıvı yakıtlı ve hibrit yakıtlı. Katı yakıtlı roketlerde oksitleyici ve yakıt katı halde bulunuyor. En büyük dezavantajı bir kere çalışmaya başladıklarında, yakıt tükenene kadar durmamalarıdır. Bu güvenlik açısından sıkıntılı bir durum. Sıvı yakıtlı roketler ise istenildiği zaman durdurulabilir, hatta yeniden çalıştırılabilir, ayrıca itiş gücü de ayarlanabiliyor. Türkiye’de Roketsan sıvı yakıtlı roket üzerinde çalışmakta. Hibrit roket motorları ise katı yakıtı, sıvı veya gaz haldeki oksitleyici ile yakar. İki türün bazı avantajlarını bir araya getirir. Daha yeni bir tür olup gelişimleri devam etmekte. Virgin Galactic’in aracı böyle bir roket kullanıyor. Türkiye’de de DeltaV şirketi hibrit roket geliştirilmekte.

Sıvı yakıtlı roketlerin yapısı

Akışkan bir yakıt (ve oksitleyici) kullanmak avantaj sağlasa da üretimleri daha zor, kompleks bir yapıya sahip. Çünkü muazzam bir basıncın olduğu yanma odasına sürekli olarak yakıt ve oksitleyicinin pompalanması gerekiyor.

sıvı yakıtlı roketler
Sıvı yakıtlı roket motorunun kesiti.

Yukarıdaki fotoğrafta bir sıvı yakıtlı roket motorunun kesiti görülüyor.

En başta yakıt ve oksitleyicinin giriş borularını görğyorsunuz. Buradan pompalanan maddeyle yanma odası sürekli olarak besleniyor. Yanma odasında üretilen yüksek sıcaklık, yanma sonrası oluşan eksoz gazının yüksek bir hızla çıkmasını sağlayan yüksek basıncı yaratıyor.

Sıcak gaz yanma odasından bir boğaz ile ayrılan büyük bir çana benzeyen nozuldan geçerek dışarı çıkıyor. Roketin erişebileceği hız eksoz gazının hızıyla doğrudan bağlantılı. Eksozun hızı da kullanılan yakıt-oksitleyici çiftine bağlı. Elbette nozulun boyutu ve çapı da önemli bir faktör.

Uzay mekiklerinde kullanılan RS-25 roketi. Burada motoru soğutmak için çevresinde dolaştırılan çok düşük sıcaklıktaki yakıtın etkisiyle buz kesen nozul gözükmekte.

Yanma odasının çevresinde soğutma ceketi görülüyor. Çok yüksek sıcaklıklarda motorun erimemesi için soğutulması gerekmekte. Kriyojenik, yani sıfırın çok altındaki sıcaklıklarda bulunan yakıt/oksitleyici kullanılan roketlerde, soğutma işi bu yakıtın yanma odası ve bazı durumlarda nozulun çevresinden dolaştırılmasıyla hallediliyor.

Oksitleyici olarak çoğunlukla sıvı oksijen kullanılır. Oksijenin gaz halden sıvı hale çevrilmesi ve güvenli biçimde depolanabilmesi diğer alternatiflere göre daha zor, ancak alternatif oksitleyiciler fazla reaktif ve zehirli olduklarından daha az tercih ediliyor. Yakıt konusunda ise seçenekler: etil alkol, RP-1 (kerosen), hidrazin, sıvı hidrojen yaygın biçimde kullanılır. Günümüzde Ruslar doğalgazı roketlerde kullanmak için çalışmalarına devam ediyor.

Sıvı yakıtlı roketlerin tarihçesi

Günümüz roketçiliğinin ilk öncüleri Konstantin E. Tsiolkovski (Çarlık Rusyası) ve Robert H. Goddard (ABD) olmuştur. Goddard uzayaraçları ve itki sistemleri üzerine Tsiolkovski’den habersiz biçimde çalışarak onunkine benzer fikirler üretmişti. Ayrıca yaptığı katı ve sıvı yakıtlı roketlerle çeşitli denemeler gerçekleştirdi.

Robert H. Goddard kendi yaptığı, dünyanın ilk sıvı roketinin yanında poz veriyor.

Nihayet dünyanın ilk sıvı yakıtlı roketi 16 Mart 1926 tarihinde Robert H. Goddard tarafından fırlatıldı. Goddard’ın roketi benzin ve sıvı oksijen ile çalışan küçük bir roketti. Daha gelişmiş sıvı yakıtlı roketler yapmak ise teknolojik engeller sebebiyle 2. Dünya Savaşı’na kadar mümkün olmayacaktı. Savaş yıllarında teknolojide gerçekleşen ilerlemeler sıvı yakıtlı roketlerin ihtiyaç duyduğu pompaların, enjektörlerin ve soğutma sistemlerinin üretilebilmesine olanak sağladı. [britannica.com].

İlk operasyonel sıvı yakıtlı roketler II. Dünya Savaşı sırasında geliştirildi. Almanya’da üretilen V-2 roketleri uzay çağı roketlerinin temelini oluşturdu. Savaş sonunda inceleme için kullanılan V-2’lerden biriyle Dünya’nın uzaydan ilk fotoğrafı çekilmişti. Bu roketler etil alkol ve sıvı oksijen kullanıyordu.

Savaş sona erince, Almanların geliştirdiği teknoloji müttefiklerin eline geçti. Hatta sadece teknoloji değil yetişmiş elemanlar da müttefikler için çalışmaya başladı. Roketler bir süre daha sadece askeri teknolojiye hizmet etti. 50’lerden sonra, kıtalararası nükleer başlıklı füzelerin geliştirilmesinin ardından, roketler artık uzay araştırmaları için kullanılmaya başlanacaktı.