Io: Jüpiter’in volkanik uydusu

Io’nun genel özellikleri

Çap: 3,643.2 km
Kütle: 8.93 x 1022 kg
Yörünge Uzaklığı: 421,800 km
Yörünge Periyodu: 1.77 gün
Yüzey Sıcaklığı: -163 °C
Keşif: 8 Ocak 1610
Galileo Galilei

Galileo Galilei ilk defa teleskobunu Jüpiter’e çevirdiğinde, gezegenin çevresinde dolanan 4 cisim keşfetmişti. Daha sonradan toplu halde Galileo uyduları olarak anılan dörtlü Io, Europe, Ganymede ve Callisto adlarını aldılar.

Io, Galileo aylarının en içte ve büyüklük bakımından sondan ikinci olanı. Bizim ayımızdan %20 kadar daha büyük. Yüzeyinde 400’den fazla aktif volkan var. Zirvelerin ortalama yüksekliği 6 kilometreye ulaşıyor. Io, Güneş Sistemi’ndeki en aktif uydu olarak kabul ediliyor. Bu aktivitenin sebebi Jüpiter’in muazzam çekim kuvveti. Çekim gücü o kadar kuvvetli etki ediyor ki uydunun ısınmasına sebep oluyor.


Üstte: Io, Ay ve Dünya karşılaştırması.Altta: Io, Europa, Ganymade ve Callisto karşılaştırması.

 

Io son derece zayıf bir atmosfere sahip ve havası büyük ölçüde volkanların sebep olduğu sülfür dioksit içeriyor. Yeterli çekim gücüne sahip olmaması sebebiyle bu gazlar uzay boşluğuna kaçmakta. Her saniye bir ton gazın uzaya sızdığı tahmin ediliyor. Bu kaçan maddelerin bir kısmı Jüpiter’in çevresindeki Io plazma halkasını beslemekte.

Düşük çekim gücü, volkanların Dünya’da olmadığı kadar yükseğe püskürebilmesine olanak sağlıyor. Bahsettiğimiz volkanik püskürtmelerin bir kısmı 200 km kadar yükselebiliyor ve sonra uydunun üzerine volkanik toz ve kaya parçalarından bir sağnak olarak düşüyor.

Io bu haliyle insanlı görevler planlamak için fazla sevimsiz bir gökcismi. Bunun yerine Io’nun volkan aktivitesini incelemeye yönelik robotik görevler tasarlanabilir.

kaynakspace-facts.com | solarsystem.nasa.govnssdc.gsfc.nasa.gov | saturn.jpl.nasa.gov

Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu

Tek Boynuzlu At (Monoceros/Unicorn) takım yıldızında bulunan bu bulutsunun merkezindeki 9. kadirden çift yıldız sistemi 1915 yılında meşhur ikiz yıldız avcısı Robert Grant Aitken tarafından keşfedildi.

Görsel: NASA/ESA/Hans Van Winckel (Catholic University of Leuven, Belgium)/Martin Cohen (University of California, Berkeley)

1975 yılında ise kızıl ötesi gökyüzü gözlemi çift yıldızların etrafındaki tozlu bulutsuyu ortaya çıkardı ve yıldız kataloğuna girince HD 44179 olarak adlandırılmaya başlandı.

Aradan geçen yıllar süresince, Hubble teleskobu da dahil olmak üzere daha iyi gözlem aletleriyle yapılan çalışmalar 2.300 ışık yılı uzağımızdaki bu tozlu bulutun eşşiz olduğunu ortaya koydu.

kaynak: astronomy.com |

Jüpiter ile Dünya’nın karşılatırması

Jüpiter Güneş Sistemi’mizin en büyük gezegeni ve gerçek bir dev. Çağlar boyunca pek çok medeniyet tarafından baş tanrıyı temsil ettiğine inanılmış. İlk defa Galileo tarafından teleskopla gözlemlenmesinden bu yana da popülerliğinden bir şey kaybetmedi. Zira sistemimizin bu büyük abisi, bize daha yakın olan gezegenlere göre daha etkileyici bir gözlem hedefidir.

Boyutların karşılaştırması:

Dünya’nın ortalama yarıçapı 6.371 km, kütlesi 5.97 × 1024 kg iken Jüpiter’in ortalama yarıçapı 69.911 ± 6 km ve kütlesi 1.8986 × 1027 kg’dır. Kısacası, Jüpiter, çap bakımından Dünya’nın neredeyse 11, kütle bakımından ise 318 katı daha büyük. Bununla birlikte, karasal bir gezegen olan gezegenimizin 5.514 g/cm³’lük yoğunluğu Jüpiter’in 1.326 g/cm³’lük yoğunluğundan fazladır.

Yapının karşılaştırması:

Dediğimiz gibi, Dünya karasal bir gezegendir. katı metal bir çekirdeği ve yüzeyinde silikat mantosu vardır.

Buna karşılık Jüpiter esas olarak gaz halde bir dış atmosfere sahip. İç atmosferi daha yoğun gaz ve sıvı kısımlardan oluşuyor. Gaz devinin içeriği büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor: %75 hidrojen ve % 24 helyum olmak üzere, geri kalan% 1’lik kısım diğer elementlerden oluşmaktadır.

Atmosferde eser miktarda metan, su buharı, amonyak ve silikon bazlı bileşikler ve az miktarda benzen ve diğer hidrokarbonlar bulunur. Ayrıca karbon, etan, hidrojen sülfit, neon, oksijen, fosfin ve kükürt izlerine rastlanır. Donmuş amonyak kristalleri, atmosferin en dış tabakasında da gözlenmiştir.

İçerde neler oluyor?

Jüpiter’in “yüzey” basıncı 10 bar, sıcaklığı ise 340 Kelvin (67°C) kabul edilir. Derinlere indikçe sıcaklık 10.000 Kelvine, basınç ise 9.700°C’ye yükselir. Burası aynı zamanda hidrojenin metalik halde bulunduğu yerdir. Daha derinde, çekirdek yüzeyinde, sıcaklığın 36.000 K, basıncın ise 30-45 milyon bar olduğu tahmin edilmekte.

kaynak: universetoday.com

Trump’ın Müslümanlara karşı yasağı Avustralyalı bir gencin uzay kampı hayallerini yıktı

Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna otrurur oturmaz ayrımcı politikalarını uygulamaya başlamasıyla “özgürlükler ülkesi” Amerika Birleşik Devletleri karıştı.

Yaş ve cinsiyetinden dolayı birinin tehdit oluşturmayacağını varsaymak yanıltıcı ve yanlış

Bu cümleyi Beyaz Ev sözcüsü Sean Spicer’ın, 5 yaşındaki İranlı bir çocuğun havaalanında saatlerce kelepçeli tutulmasını savunmak için kurduğunu düşünürsek, Trump yönetiminin ne anlama geldiği hakkında aşağı yukarı bir fikir sahibi oluruz herhalde.

Son olarak, Amerika’daki uzay kampına katılmak isteyen Avustralyalı bir genç, yeni başkan Trump’ın 7 Müslüman ülkeye karşı çıkardığı vize yasağının kurbanı oldu. Avustralya doğumlu 15 yaşındaki Pouya Ghadirian’ın anne ve babası İran asıllı ve çifte vatandaşlığa sahip. Hukukçuların anayasaya büyük ölçüde aykırı buldukları Müslümanlara karşı yasak böylece Avustralya gibi konuyla alakasız bir ülkeyi de etkilemiş oldu.

Liseli genç Mart ayında gerçekleştirilecek okul gezisi ile Orlando, Washington D.C. ve Alabama’daki Uzay ve Roket Merkezi’ni ziyaret edecekti. Alabama’daki uzay kampı, uzay ve bilim ile ilgilenen çocuklar için heyecan verici bir deneyim olarak bilinir. Trump, rüya gibi bir gezinin üzerine kabus gibi çökmüş anlayacağınız.

Avustralya’da ilk defa böyle bir olay gerçekleşiyor. Melbourne’daki ABD konsolosluğu personeli bile durum karşısında şaşkın. Genç Ghadirian ise verdiği demeçte konsoloslukta ağladığını belirtmiş 🙁 ABV Trump!

Müslümanlara yasağı durdurun Duvara Hayır (Meksika sınırına örülmesi planlanan)

Donald Trump’ın geçtiğimiz cuma günü aceleyle imzaladığı karar, ağırlıkla Müslüman nüfusun yaşadığı 7 ülkenin vatandaşlarının ABD’ye girişini yasaklıyor. Bu ülkeler: İran, Suriye, Irak, Libya, Sudan, Yemen ve Somali. Bu ülkelerın kimisi doğrudan kimisi de vekil savaşçılarla ABD saldırısına uğradılar. Yasağın gerekçesi olarak gösterilen terörist saldırıları gerçekleştirenlerden hiç birisi bu ülkelerin vatandaşları değil. Fakat teröristlerin geldiği Müslüman ülkelerde Trump’ın, diğer ABD’li kapitalistler gibi, ticari menfaatleri var.

Trump’ın tecrit ve yasak politikaları küçük çocukları havaalanlarında gözaltında tutuyor, gençlerin uzay kampına gitmesine izin vermiyor. Bu nedenle Trump politikaları ABD ve dünya genelinde portesto edilmekte.

Soldaki: Hristiyandı Şimdi Müslüman Sağdaki: Yahudiydi Şimdi Müslüman

Kaynak: gizmodo.com | sputnik |

Apollo 11 astronotları

ABD’nin Apollo 11 görevi sayesinde insanlık 21 Temmuz 1969 günü Ay’a ulaştı. Neil Armstrong Ay’da yürüyen ilk insan olurken, onu Buzz Aldrin takip etti. Bu sırada ekibin diğer üyesi Michael Collins ikiliyi Ay yörüngesinde bekledi. Uzayda 8 gün kalan Apollo 11 mürettebatı bu sürenin 21.5 saatini Ay yüzeyinde geçirdi.

Aşağıdaki fotoğrafta, Ay’a giden astronotlar, eşleri, çocukları ve tabii ki ün kazanmalarını sağlayan Ay ile beraber görülüyorlar.

Üstekiler, astronot Michael Collins, çocukları Mike, Kate, Ann ve eşi Pat; solda yer alanlar, astronot Buzz Aldrin, eşi Joan, çocukları Mike, Jan ve Andy; sağda, astronot Neil Armstrong, eşi Jan, çocukları Ricky ve Mark. [kaynak]

intihale karşı ortak bildiri

“İntihal, bir fikri birinden çalmak ve onu olduğundan daha kötü hale getirmektir.”

-George Moore

İçerik üretimi emek gerektiren bir süreç. Yeni yazılan bir yazı daha önceden okunanların, yazılanların altyapısıyla yola çıkıyor, o yazı için gereken yeni araştırmalarla vücuda geliyor. En sonunda kontrol ederek yayınlıyorsunuz. Hal böyleyken kimse ürettiği içeriğin, kendisine bir referans bile verilmeden başka yerde kullanılmasını istemez.

Türkiye’de bilimsel içerik üreten pek az kişi yaptığı işten para kazanmakta; Çoğunluk gönüllü olarak vaktini içerik üretimine ayırmakta. Ancak yazarlarına maddi getiri sağlamayan içerikleri, izinsiz olarak toplu halde yükleyen (intihal) kimi mecralarda, hiç emek harcamamış olan kişilere kazanç sağlayabilmekte. Bu  “iş modeli” sizin emeğinizin sömürülmesiyle pazarlanmakta.

En son yaşanan onedio rezaleti sonrasında Türkiye’deki bilim yayıncıları ortak bir bildiri yayınladılar. Bu bildirinin altına biz de imzamızı atıyoruz.

Bildiri Spotu: Türkiye’de aktif çalışma yürüten bilim yayıncıları, içerik üreticileri ve yazarları olarak; oldukça zorlu şartlar altında yoğun tempo ve emeklerle ürettiğimiz içeriklerimizin, bu davranışı “iş modeli” haline getirme düzeyine kadar götüren bazı kişi, kurum ve kuruluşlarca izinsiz ve/veya kaynak göstermeksizin ve tamamen ticari amaçlarla kullanması kabul edilemezdir. Bu bildirimiz, söz konusu bilim yayıncıları ve yazarları olarak bu gidişata bir dur demek, bunu sürdürenlere toplu bir ihtarda bulunmak ve intihal yapan birey ve oluşumlara karşı ortak hareket bildirisi ve çağrısı yapmak amacıyla yayınlanmaktadır.

Metin:

Bizler, Türkiye’nin zorlu iklimi ve şartları altında özgün içerikler üretmeye çalışan veya ülkemize kazandırılmasının faydalı olduğunu düşündüğümüz bilimsel içerikleri Türkçeye çeviren bilim emekçileri, gönüllüleri, çalışanları ve üreticileriyiz.

Bizleri çeşitli isimlerde duyabilirsiniz. Kimi zaman Evrim Ağacı oluruz, kimi zaman Açık Bilim olarak karşınıza çıkarız; kimi zaman Kozmik Anafor’dur adımız, kimi zaman Bilimfili, Bilimsol, Rasyonalist ve buraya sığdıramadığımız daha niceleri… Kısacası bizler her gün gerek sosyal medya üzerinde, gerekse internet sitelerimiz, yayınlarımız, kitaplarımız, paylaşımlarımız aracılığıyla gördüğünüz, okuduğunuz, desteklediğiniz bilim yayıncıları ve yazarlarıyız.

Hepimiz farklı arka planlardan, farklı deneyimlerden, farklı uzmanlıklardan gelmekteyiz; ancak her birimizin ortak bir amacı var: Türkiye’ye ve Türkçeye modern bilimi elimizden geldiğince güvenilir, kapsamlı, anlaşılır biçimde taşıyabilmek. Mümkünse, bunu tamamen özgün içeriklerle yapmak; değilse, bunu açıkça kaynağını gösterdiğimiz çeviriler veya derlemeler yoluyla yapmak… Bir diğer ortak özelliğimiz, bu çabadan herhangi bir maddi kazancımız olmamasına rağmen, günlerimizin önemli bölümünü bu uğurda harcıyor olmamız. Kimimiz iş yerlerinde, kimimiz laboratuvarlarında, kimimiz üniversite sıralarında, kimimiz evlerinde saatlerini Türkiye’de modern bilime dair ufak tefek de olsun bir parça taşıyabilmek için, yorulmak bilmeksizin çalışıyor. Hatta birçoğumuz kendi ceplerimizden yaptığımız harcamalarla bu siteleri, oluşumları, platformları ayakta tutuyor.

Hepimizin hataları, eksikleri, yanlışları olmuştur, olacaktır da… Ancak hiçbirimiz, bir diğerinin emeğine göz dikmedik, bir başkasının emeğini çalmadık, intihal (bilgi ve içerik hırsızlığı) üzerine bir iş modeli kurmadık. İçeriklerimize başkalarından olduğu gibi “kopyala yapıştır” yöntemiyle alınma parçalar eklemedik, sonrasında bunu kendi içeriğimizmiş gibi yayınlamadık, öncelikle insanî değerlerimiz tarafından, sonrasında ise Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca korunan emeklerine hakaret etmedik. Bir başka kaynaktan içerik aldıysak ya önce sahibinden izin aldık ya da çok açık bir şekilde alıntılarımıza kaynak ekledik. Bir diğer deyişle, birbirimizin emeğine zarar vermemek adına elimizden geleni ardımıza koymadık.

Ne yazık ki, yıllarımızın emekleriyle geldiğimiz şu noktada, ülkemizdeki bazı “gazetelerin”, “haber kaynaklarının” ve “medya oluşumlarının” bu içeriklerimizi ve emeklerimizi çalıyor olduğunu görmek son derece rahatsız edicidir. Hatta sadece yanlışlıkla birkaç içerik çalmayı geçtik; bazı kurum ve kuruluşlarının iş modelleri başkalarından alınan içeriklerin bazen hafif miktarda düzenleme, kimi zamansa doğrudan kopyalama şeklinde paylaşmak üzerine kurmuş olmaları, bilim ve insanlık etiği bakımından iç ürperticidir.

Bizler, bilim oluşumları olarak bu gidişata bir DUR deme vaktinin geldiğini düşünüyoruz. Aşağıda, bu bildiriye imzacı olan oluşumlarla birlikte tek yumruk ve tek vücut olarak bir araya geldiğimizi kamuoyuna ilan ederiz. Bundan sonra intihal yoluyla içeriklerimizi aşıran, paylaşan, gerekli referansları vermeden dağıtan, emek hırsızlığı yapan her türlü kişi, kurum ve kuruluş ile her türlü mücadele içerisinde olacağımızı kamuoyuna bildiririz.

Bu kararımızın arkasında bilimsel bilginin yayılmasına engel olmak, yavaşlatmak, bilgi akışını aksatmak gibi amaçlar yoktur. Bizler, kendi içimizde yaptığımız içerik alışverişinden de görülebileceği gibi, başka kişi, kurum ve kuruluşların yazılarımızı barındırmasından ve paylaşmasından hiçbir rahatsızlık duymayan insanlarız. Birçoğumuz, zaten içeriklerini ücretsiz olarak halka arz etmiş oluşumlarız. Tek istediğimiz, doğru zamanda, doğru yerde ve doğru şekilde alıntı yapılan kaynağın bildirilmesi, eğer ki yazılar bir bütün olarak alınıp yayınlanacaksa, içeriklerin orijinal yazarlarına ve kaynaklarına çok açık bir şekilde yönlendirme yapılmasıdır. Bu, sadece insanî haklara saygı duyulduğunu göstermekle kalmayacak, aynı zamanda orijinal metinlerimiz bilimin kendini durmaksızın yenileyen ve geliştiren doğası çerçevesinde yeni veriler ve bulgular ışığında yenilendiğinde, okurların orijinal kaynaklara giderek en güncel bilgilere erişebilmesinin önünü açacaktır.

Bu bilgiler dahilinde, aşağıda imzacı olduğu belirtilen tüm oluşumların okurlarını ve ülkemizdeki tüm bilimseverleri intihal konusunda daha uyanık ve tepkisel olmaya davet ediyor; denk geldikleri internet siteleri, kişiler, kurumlar ve kuruluşların içerik hırsızlığı yaptığı durumlarda bizleri ve intihalcileri uyarması konusunda ricada bulunuyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Kurucu Kadro: Evrim Ağacı, Açık Bilim, Bilim Ne Güzel Lan, BilimFili, Bilimkurgu Kulübü, BilimsoL,Kayıp Rıhtım, Kozmik Anafor, Muhabbet Teorisi,Rasyonalist, Yalansavar

Destekleyenler: Aster – Erciyes Üniversitesi Astronomi Kulübü, İTÜ Astronomi Kulübü, İTÜ Astronomi Kulübü, İÜ Amatör Astronomlar Kulübü,ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu, ODTÜ Bilim ve Gelecek Topluluğu, ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu, ODTÜ Felsefe Topluluğu, ODTÜ Fizik Topluluğu, ODTÜ Kimya Topluluğu, ODTÜ İstatistik Topluluğu, ODTÜ Matematik Topluluğu, ODTÜ Psikoloji Topluluğu, ODTÜ Sosyoloji Topluluğu,ODTÜ Tarih Topluluğu, Bilim Ve Gelecek ve daha nicesi…

2017 Gök Olayları Yıllığı

AURA Gözlemevi, Şili. Fotoğraf: Jordi Busqué (jordibusque.com)

TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin her sene yayınladığı 2017 Gök Olayları Yıllığı yayında. Yıllığı Bilim ve Teknik dergisinin Ocak 2017 sayısıyla beraber basılı haliyle veya PDF formatında aşağıdaki adresten indirebilirsiniz. Alp Akoğlu ve Dr. Tuncay Özışık tarafından hazırlanan yıllıkta, ay ay önemli gök olayları, gezegenlerin ve Ay’ın durumu anlatılmakta.

2017 Gök Olayları Yıllığı’nı indirmek için tıklayın.

Ötegezegen keşfi 25 yaşında!

İlk ötegezegen keşfi, 9 Ocak 1992 tarihinde Alex Wolszczan ve Dale Frail’in Nature dergisinde yayınlanan makalesiyle duyurulmuştu. Wolszczan ve Frail, kendi etrafında çok hızlı dönen ve yoğun kütleli atarca (pulsar) denilen bir gökcisminin yörüngesinde dolaşan iki gezegen keşfetmişlerdi.

Gökbilim için kilometre taşlarından biri olarak kabul edilen bu keşif, kendi Güneş Sistemi’miz dışında varolduğu kesinleşen ilk yıldız sistemi olması açısından önem taşıyor.

PSR B1257+12 olarak adlandırılan atarca, Dünya’dan 2,300 ışık yılı uzaklıkta, Başak Takımyıldızı içersinde bulunuyor. Ötegezegenlerin varlığı, Porto Riko’daki -geçen seneye dek dünyanın en büyük radyo teleskobu olan- Arecibo Gözlemevi’nde yapılan gözlemler sonucu açığa çıktı. Biri atarca etrafındaki gönüşünü (yılını) 66 günde tamamlarken diğeri 98 günde tamamlıyor.

kaynak: space.comterrestrial-planet-finder.com |

NGC 5713 ve NGC 5719 çifti

ngc5713-ngc5719

Başak takımyıldızında bulunan NGC 5719 – NGC 5713 çifti, kabaca 80 milyon ışıkyılı uzağımızda yer alan ve aralarında, gökada birleşmelerinin habercisi olan, kütle çekimsel etkileşim bulunan iki gökadadır.

NGC 5719, bakış açımızdan kenarından görülmekte olup diskinin çarpık şekli bize iki gökada arasındaki kütle çekimsel etkiyi anlatmakta. Özellikle bakmadıktan sonra yakalanamayacak kadar zayıf bir yıldız ve gaz akışı gökadanın birkaç yarıçapı mesafe boyunca uzanmakta. 87,4 milyon ışıkyılı (26,8 megaparsek) uzağımızdaki NGC 5719, İngiliz astronom William Herschel tarafından 1787 yılında 47,5 cm çaplı aynalı teleskopla keşfedilmiş.

NGC 5713’i ‘tepesinden’ izleyebiliyoruz. Tek kolu sarmal galaksideki bozulma, gökadanın merkezinde ve olağandışı biçimde tek bir sarmal kolu olmasıyla kendini gösteriyor.

İkilinin fotoğrafına dair detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: planetary.org | wikipedia

UFO kazası

roswell-hoax-589547

UFO kazası denilince akla ilk olarak yukarıdaki gibi bir görüntü geliyor. Fakat yukarıdaki gibi görüntüler sahte olduğu gibi anlatacağım hikaye de UFO’lardan çok farklı.

Henüz uzay ajansımız kurulmadı ancak en azından bir kamu kurumu (SGK) uzay uçuşları için hazır. Bir habere göre, SGK’nın tanı sisteminde uzay yolculuğuna dair tanılar mevcutmuş:

V95-V97 Hava ve Uzay taşıma kazaları
V95.4 Uzay gemisi kazası yaralanan binici

ufo-kazasi

Geldik işin komik tarafına. Bu tanılar henüz bir uzayaracımız olmamasına rağmen kullanılmakta. Nasıl mı?

ufo-kazasi-2

İddiaya göre kafasına UFO marka elektrikli ısıtıcı düşen bir kişi, acil servisinde yattığı Ege Üniversitesi hastanesinde uzay gemisi kazası yaralanmaya uğrayan yolcu şeklinde tanılanmış.