Zeta Ophiuchi (Zeta Oph)

Yaklaşık 460 ışık yılı uzakta, Zeta Oph. Güneş’ten 65,000 kat daha fazla ışık veriyor ve eğer engelleyici tozla çevrelenmiş olmasaydı gökyüzündeki en parlak yıldızlardan biri olacaktı. Bu 20 güneş kütlesindeki mavi dev yıldızlararası toz nedeniyle sadece soluk değil aynı zamanda kırmızı renkte görülür.

Telif Hakkı: NASA, JPL-Caltech, Spitzer Uzay Teleskobu

Bu renklerle oynanmış kızılötesi dalga boyları eklenmiş, 12 ışık yıllı genişlikteki alanı gösteren görüntüdeki yıldızlararası toz bulutu, yıldızın güçlü rüzgarlarınca sıkıştırılıp ısıtılıyor. Bu sayede gördüğünüz kavisli şekli almakta.

Yılancı takımyıldızı bölgesindeki Zeta Ophiuchi’yi (Zeta Ofiuçi) (ζ Oph / ζ Ophiuchi), saniyede 24 kilometrelik bir hızla, gördüğünüz resimde sola doğru ilerliyor. Bilim insanlarına göre Zeta Oph eskiden bir ikili yıldız sisteminin üyesiydi. Daha büyük kütleli baş yıldızı ömrünü daha çabuk tamamlayıp bir üstnova (süpernova) patlamasıyla kozmik tarihteki yerini alırken, karşısındaki kütle bir anda yiten Zeta Oph bu kaos sırasında uzaya savruldu. Bu yıldızın geçmişi “Güneş bir anda ortadan kaybolursa gezegenlere ne olur” sorusunun bir cevabı gibi.

kaynak:  gokyuzu.org | wikipedia |

Akatsuki uydusundan muhteşem Venüs görüntüleri

Japon uzay ajansı tarafından Venüs’ün iklimini incelemek için hazırlanıp 2010 yılında fırlatılan Akatsuki uydusu (ya da Venüs İklim Uydusu) 7 Aralık 2010’da Dünya’nın ikiz kardeşi olarak anılan gezegenin yörüngesine girmeyi, bir roket motoru problemi sebebiyle başaramamış ve yıllarca Güneş etrafındaki yörüngesinde kalmıştı. Tam 5 yıl sonra, 7 Aralık 2015 tarihinde Akatsuki nihayet gizemli Venüs gezegenini yakalayıp, yörüngesine girmeyi başarmıştı.

Aşağıdaki Venüs görselleri yanlış-renkteler. Yani gözle gördüğümüze ek olarak, Akatsuki’deki kısılötesi ve morötesi kameralardan gelen veriler eklenmiş.

JAXA / ISAS / DARTS / Damia Bouic

Burda, Venüs’ün geceyi yaşayan yarıküresi, kızılötesi ışıkta görülüyor. Akatsuki’nin IR2 kamerasıyla elde edilen 1.74 ve 2.26 mikron dalga boyları kullanılmış. Koyu renkli bölgeler yoğun bulutları gösteriyor, fakat renk değişimleri aynı zamanda yer yer bulut parçacık boyutunda ya da bileşimindeki farklılıkları da göstermekte.

JAXA / ISAS / DARTS / Damia Bouic

Venüs’ün morötesi ışıktaki küresel portresi. Akatsuki’nin UVI kamerasına yansıyan 283 nm ve 365 nm ışınlar, Venüs atmosferindeki farklı bileşenleri ortaya çıkarıyor.

JAXA / ISAS / DARTS / Damia Bouic

Yine 2 morötesi kanal kullanılarak oluşturulmuş bir yanlış-renkte görüntü. Bu fotoğrafta Venüs’ün tribülanslı tropikal bölgeleri ile daha sakin kutup bölgeleri arasındaki fark dikkat çekiyor.

JAXA / ISAS / DARTS / Damia Bouic

Bu defa UV eklemesi ile Venüs’ün güney kutbuna bakıyoruz. Venüs’ün güney kutbundaki fırtına gözünü çevreleyen renkli kuşak görülüyor.

kaynakplanetary.org |

Yaşamaya Dair

...

Bu dünya soğuyacak, 
yıldızların arasında bir yıldız, 
                       hem de en ufacıklarından, 
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, 
                       yani bu koskocaman dünyamız. 

Bu dünya soğuyacak günün birinde, 
hatta bir buz yığını 
yahut ölü bir bulut gibi de değil, 
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak 
                       zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. 

Şimdiden çekilecek acısı bunun, 
duyulacak mahzunluğu şimdiden. 
Böylesine sevilecek bu dünya 
"Yaşadım" diyebilmen için... 

                                        Nazım Hikmet

Jüpiter’in Galileo Uyduları

İlk defa 1610 yılında Galileo tarafından keşfedildikleri için Jüpiter’in en büyük 4 uydusu, Io, Europa, Ganymede ve Callisto, kaşifleri anısına Galileo Uyduları/Ayları (Galilean Moons) olarak anılmaktadırlar. Bir dürbünle dahi (üç ayağa bağlamanız şartıyla; yoksa görüntünün titremesinden bir şey farkedemezsiniz) bu uyduları kolayca seçebilirsiniz. Zaten Galileo’nun teleskobu sizin elde edebileceğiniz en küçük gözlem aracından daha güçsüzdü.

Galileo’nun teleskobunun gözlem kabiliyeti düşük olmasına karşın keşiflerinin etkisi muazzam oldu. O dönemde herşeyin Dünya etrafında dönüğünü iddia eden Dünya merkezli evren modeli hakimdi. Başka bir gezegenin etrafında dönen aylar ise bu fikri sarsıyordu. Galileo ile başlayan gözlem ve keşifler sayesinde Dünya merkezli sistemin yanlışlığı ortaya çıktığı gibi bilimsel devrimin de önü açıldı. Jüpiter ve aylarını gözlerken bu tarihi hatırayı da aklınızda bulundurursunuz.

Galileo ayları

Io, Europa, Ganymede ve Callisto… İsimleri mitolojide Jüpiter’in (Yunanca: Zeus) aşk yaşadığı kadın karakterlerden geliyor. İsim babaları da Galileo’dan başkası değil.

Tüm Galileo Uydularının, tıpkı bizim ayımız gibi kütle çekim kilidi sebebiyle hep aynı yüzleri Jüpiter’e dönüktür. Yörüngeleri de senkron yörünge olarak tanımlanıyor.

Jüpiter’in bilinen aylarının sayısı 69. Kütle karşılaştırması yaptığımızda ise geri kalan 65 uydunun neredeyse hiçbir ağırlığı yok. Jüpiter’in tüm uydularının toplam kütlesinin neredeyse tamamı Galileo Ayları’ndan geliyor. Diğer uyduların toplam kütlesi, Jüpiter uydularının toplam kütlesinin yalnızca %0.003 (yüz binde üç)

Bu aylar oldukça büyükler. Hepsi Plüton’dan büyük; kimisi Ay ve Merkür’ü geride bırakıyor boyut olarak. Boyutlarının sıralamasını  fikir vermesi adına diğer yakın boyuttaki gökcisimleri ile birlikte şu şekilde yapabiliriz:
Mars, Ganymede, Titan, Merkür, Callisto, Io, Ay, Europa

Io

Io, Galileo aylarının Jüpiter’e en yakın olanı. Bizim ayımızdan %20 kadar daha büyük. Yüzeyinde yüzlerce volkan var. Zirvelerin ortalama yüksekliği 6 kilometreye ulaşıyor. Io’nun volkanik olarak bu kadar aktif olmasının sebebi Jüpiter’e çok yakın oluşu.

Io’nun gölgesi Büyük Kırmızı Leke üzerinden geçiyor.

Jüpiter’in muazzam gelgit etkisi Io’ya enerji sağlıyor. Daha detalı bilgiye Io yazısından erişebilirsiniz.

Europa

Europa, dışarıdan baktığınızda -220 derecelik yüzey sıcaklığı ile donmuş bir dünyadır. Yüzeyinin altında ise 100 km derinlikte tüm küreyi saran bir okyanus olduğu düşünülüyor. Su ile kaplı olması Europa’ya yaşam barındırma potansiyeli veriyor. Eğer hali hazırda bir canlılık yoksa bile günün  birinde bir insan kolonisi için uygun bir yerleşim yeri olabilir.

Europa. Telif: NASA/JPL-Caltech/SETI Enstitüsü

Jüpiter’den 670,900 km ortalama uzaklıktaki Europa’nın dolanım süresi 3 gün 13 saat 13 dakika (3,551 gün)

Ganymede

Tüm Güneş Sistemi’ndeki en büyük ve en kütleli uydu Ganymede’dir. Öyle ki Merkür gezegeninden bile %8 daha büyüktür. Diğer bir önemli özelliği ise manyetik alana sahip tek uydu oluşudur. Jüpiter’in etrafını ortalama 1,070,400 km uzaklıktan, kabaca bir haftada dolanır.

Ganymede. Telif: NOAA

Ganymede, yarı yarıya silika kayalar ve su buzundan oluşuyor. Oksijenden oluşan ince bir atmosfere sahip.

2022 yılında fırlatılması planlanan Avrupa Uzay Ajansı’nın JUICE uzayaracı Jüpiter’in diğer sulak uydularına yakın geçiş gerçekleştirdikten sonra Ganymede’in yörüngesine girecek.

Callisto

4821 kilometrelik çapıyla, Güneş Sistemi’nde Ganymede ve Satürn’ün Titan’ı ardından üçüncü büyük uydudur. Jüpiter’den uzaklığı 1,883,000 km ve dolanımını 16 günden biraz daha uzun sürede tamamlıyor.

Callisto da yaklaşık olarak yarı yarıya kaya ve su buzundan oluşur. Kraterlerle dolu yüzeyinde su buzu, karbondioksit, silikatlar ve organik bileşikler mevcut. Yüzeyinin altında ise sudan oluşan bir okyanus bulunması muhtemel.

Callisto. Telif: NASA/JPL/DLR

kaynaken.wikipedia/Moons_of_Jupiter |

Aktif Galaksiler ve Aktif Galaksi Çekirdeği

NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu tarafından yakalanan bu görüntüde UGC 6093 isimli bir galaksi görülüyor. Galaksi çekirdeğinden çıkan güzel kolları dönüş yönünün tersine doğru kıvrılan UGC 6093 aynı zamanda aktif gökada olarak tanımlanıyor.

Aktif gökadalar, aktif galaksi çekirdeğine (AGÇ) sahip; AGÇ gökadanın merkezinde, içerdiği maddenin süperkütleli kara deliğe sürüklendiği yoğun bir bölgedir. Kara delik etrafını saran maddeyi silip süpürürken çok yoğun ışıma yapar ve bu radyasyon neticesinde çok parlak gözükür.

Aktif gökadalar diğer gökadalardan daha parlaktırlar. Normal galaksilerin yaydığı tüm enerji, o galaksinin içindeki tüm yıldızların yaydığı toplam enerjiye denktir. Aktif gökadalar ise elektromanyetik tayfın kızılötesi, radyo, UV ve X-ışını bölgelerinde yıldızlarından gelebileceğinden daha fazla enerji yayarlar.

NGC 4151 gökadasının görünür tayftaki fotoğrafı. Schulman Vakfı Teleskobu.
NGC 4151’in birleşik görüntüsü. Merkezdeki mavi bölge X-ışınlarını (Chandra tarafından), sarı bölge pozitif yüklü hidrojeni, etraftaki geniş kırmızı bölge ise nötral gazı göstermekte.

Evren adalarının hepsi değilse bile çoğu çekirdeğinde süperkütleli bir kara delik barındırır. Aktif bir gökadadanın kara deliği maddeyi galaksinin yoğun merkez bölgesinden toplar. Madde kara deliğe doğru düşerken, açısal momentum maddeyi kara deliğin etrafında dönen bir disk şekline sokar. Katılım diski olarak adlandırılan bu disk kütleçekim ve sürtünme kuvvetlerinin baskısıyla ısınır.

Kara delik ve katılım diskinin çevresinde, soğuk gaz ve tozlardan oluşan ve bilim insanlarının donuta benzettiği şişkin çember şeklinde bir başka yapı daha vardır.

Her on AGÇ’den yaklaşık birinde kara delik ve katılım diski, iyonlaşan atomları dar ışın demetleri şeklinde dışarı doğru aktığı jetler oluşturur. Maddeyi ışık hızına yaklaşan süratle fırlatan jetler güçlü birer radyo dalgası emisyon kaynağı haline gelir.

Gökbilimciler bu jetlerden bir asırdır haberdarlar. İlk olarak 1918 yılında Heber Curtis tarafından M87‘nin çekirdeğinden çıkan güçlü jet keşfedildi. Daha sonra bunun aynı zamanda kuvvetli bir radyo dalgasi kaynağı olduğu da ortaya çıktı.

Aktif galaksinin özellikleri kara deliğin kütlesi, kara deliğe katılımın boyutu, güçlü bir jetin olup olmaması ve gökadayı görüş açımız biçimlerinde tanımlanır. Radyo galaksiler, kuazarlar (quasar) ve blazarlar galaksilerarası uzayda ilerleyen jetlere sahip AGÇ’lerdir.

kaynak:  imagine.gsfc.nasa.gov | theconversation.com |

Olympus Mons: güneş sisteminin en yüksek dağı

Güneş Sistemi gezegenlerindeki en yüksek dağ Mars’ta bulunan ve bir volkan olan Olympus Dağı’dır. Latince ismiyle Olympus Mons olarak da anılır. İsmini Antik Yunan mitolojisinde tanrıların yaşadığı aynı isimli efsanevi dağdan almaktadır. Dünya üzerinde aynı efsaneden etkilenerek Olimpus olarak adlandırılan birkaç dağ vardır (misal: Uludağ) ancak Mars’taki Oympus Mons yanında, Dünya’daki dağlar küçük tepeciklerden başka bir şey değildir.

Olympus Mons’un yüksekliği

Olympus Mons’un yüksekliği Mars’ın sıfır kot seviyesine ya da Mars küresel kıyas hattına (datum) göre 21,287 metredir.

Bahsettiğim sıfır kot seviyesi, Dünya’da kullandığımız deniz seviyesi teriminin yerine geçer. Mars’ta denizler olmadığı için bunun yerine kullanılacak başka bir referans yüksekliğin belirlenmesi gerekiyordu. Bu seviye bugün Mars ekvatorunun ortalama yüksekliği olarak kabul edilmekte.

 

Viking 1 uydusundan çekilen Olympus görüntüsü. Telif: NASA

Olympus Mons yüksekliğini Mars’ın sıfır kot seviyesine göre ele alırsak, 22.5 km yüksekliği ile Dünya’daki en yüksek doruk olan Everest‘in yaklaşık 2,5 katıdır.

yakından bakınca daha yüksek

Eğer Olympus’un yakınlarında bulunabilseydiniz, dağ sizin için daha yüksek gözükür. Olympus, kuzeybatısında 1000 kilometreden uzakta bulunan Amazonis Planitia adlı düzlük bölgenin seviyesinden 26,000 metre kadar yükselir.

Yüksekliği bu şekilde 26 km kabul edersek, Everest yerine okyanus tabanından yükselen Havaii’deki  Mauna Kea volkanıyla kıyaslamak daha doğru olur. Mauna Kea deniz seviyesinden  4,207 metre yükselir ancak okyanus tabanından yüksekliğini hesaplarsanız boyu 10 bin metreyi aşar. Buna rağmen Olympos Mons’un sadece 3’te 1’i boyundadır.

Olympus Mons sadece yüksek değil aynı zamanda geniştir de; genişliği 500-600 km arasında değişir. Ortalama olarak İtalya kadar bir alan kaplar; o da yaklaşık 300 bin km‘dir.

Mars’taki Olympus Mons volkanının boyutlarının Türkiye ile karşılaştırması. Olympos o kadar yüksek ki resimdeki gibi Dünya üzerinde olsaydınız uçakla etrafından dolaşmak zorunda kalırdınız.
Birleşik görüntü: ASTRO TÜRK Kaynak görseller: wikipedia

Yukarıdaki birleştirilmiş görselde Olympos Mons, Anadolu yarımadası üzerinde görülüyor. Belli bir hata payı var ancak oranlar aşağı yukarı bu şekilde.

Olympos kilometrelerce yükseklikte dik yamaçlara sahiptir. Hızlı bir şekilde yükselir ancak geniş zirvesi hafif eğimlere sahiptir. Volkan ağzındaki krater içinde göktaşlarının oluşturduğu iki tane çarpma krateri mevcuttur.

Dünya’da jeolojik etkilerle ortaya çıkan yükseltiler, atmosfer ve özellikle su döngüsünün etkisiyle erozyona uğrar ve zamanla aşınarak küçülmeye başlar. Çok zayıf bir atmosfere sahip olan Mars’ta bu tarz sınırlayıcı etki görülmediği için Olympus bu kadar büyük kalabilmiştir.

kaynaklar: wikipedia’da Geography of MarsMariner 9, Olympus Mons, | dunyalilar.org |

Cassini’nin Jüpiter Portresi

Jüpiter’i gerçek renkleriyle gösteren bu görüntü NASA’nın Cassini uzayaracı tarafından 29 Aralık 2000 tarihinde kaydedildi. Cassini takımı, ortalama 10 milyon kilometre uzaktan çekilen 27 fotoğrafı birleştirerek Jüpiter’in portresini elde ettiler.

Gezegen üzerindeki 60 km büyüklüğüne kadar ayrıntıları gösteren bu fotoğrafta görülebilen herşey elbette bulutlar. Dünya’daki tüm bulutlar su buharından oluşurken, Jüpiter’in bulutları amonyak, hidrojen sülfür ve sudan meydana gelir. Atmosferin farklı katmanlarında farklı cins bulutlar toplanır.

Dünya’dan sadece Ay, Venüs ve Merkür’ün evreleri görülebilir. Diğer gezegelerin ise evreleri görülmez. Diğer gezegenleri bu şekilde görüntüleyebilmek sadece gönderdiğimiz uzayaraçları sayesinde mümkün olabiliyor. Cassini uzayaracı 2017’de Satürn’ün atmosferine girerek görevini noktalamıştı.

Görüntü: NASA/JPL/Uzay Bilimi Enstitüsü

Kaynak: NASA

Heykeltraş Gökadası ve NGC 288

Heykeltraş takımyıldızı bölgesinde iki gökcismi: NGC 288 küresel yıldız kümesi ve Heykeltraş Gökadası (NGC 253). Gökyüzünde birbirine çok yakın görünen (açıklıkları 2 dereceden az) bu iki yıldız topluluğu esasen birbirinden milyonlarca ışık yılı uzakta bulunmakta. Görünür uzaklık ile gerçek uzaklıkları arasındaki fark muazzam.

NGC 288, Samanyolu gökadamızın içinde, bizden 28,700 ışık yılı uzakta yer alırken, Heykeltraş Gökadası, Samanyolu’ndan 11.4 milyon ışık yılı uzaklıktadır.

Heykeltraş Gökadası gökyüzündeki en parlak gökadalardan birisi: Görünür parlaklığı 8 kadir mertebesinde. Andromeda Galaksisi‘nden sonra en kolay gözlenebilen gökadalardan biri olarak tanımlanır. Dürbün ile Beta Ceti yıldızının yakınında görülebilir.

NGC 288 küresel kümesinin kütleçekim etkisi merkezinden 1,100 ışık yılı uzaklığa kadar erişmekte. Büyük ve yoğun çekirdeğinin etrafını saran düşük yoğunlukta dizilmiş, aralarındaki bağların zayıf olduğu yıldızlar çevrelemekte.

kaynak: wikipedia | phys.org | fotoğraf: Popov & Ivanov via Learn to Skywatch‏ 

İşte Mars’a gidecek arabanın fotoğrafı

Kırmızı Gezegen için kırmızı bir araba

Elon Musk instagram hesabından SpaceX’in yeni Falcon Heavy roketinin test fırlatmasında kullanılacak aracın fotoğraflarını paylaştı.

Falcon Heavy’nin yük kısmında duran araba elbette bir Tesla: Tesla Roadster.

Bu Falcon Heavy’nin ilk fırlatma denemesi olduğundan Tesla’nın akıbeti belirsiz. Zaten bu yüzden kullanılıyor. Pahalı bir yük yerine ucuz ama çok etkili bir Tesla reklamını tercih ettiler yani.

Falcon Heavy, SpaceX’in hali hazırda başarıyla kullandığı üç adet Falcon 9 roketinden oluşuyor. Daha ağır yükleri Mars gibi uzak noktalara taşımak için tasarlanan Falcon Heavy’nin 3 parçasının fırlatma sonrası ayrı ayrı yere inmesi amaçlanıyor. Bu sistem Mars ve Ay yolculuklarını şimdikine nazaran oldukça ekonomik hale getirecek.