Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu

Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu bizden 2.300 ışık yılı uzakta Tek Boynuzlu At (Monoceros/Unicorn) takımyıldızında bulunuyor. Bu bulutsunun merkezindeki 9. kadirden çift yıldız sistemi 1915 yılında meşhur ikiz yıldız avcısı Robert Grant Aitken tarafından keşfedildi.

Görsel: NASA/ESA/Hans Van Winckel (Catholic University of Leuven, Belgium)/Martin Cohen (University of California, Berkeley)

1975 yılında ise kızıl ötesi gökyüzü gözlemi çift yıldızların etrafındaki tozlu bulutsuyu ortaya çıkardı ve yıldız kataloğuna girince HD 44179 olarak adlandırılmaya başlandı.

Aradan geçen yıllar süresince, Hubble teleskobu da dahil olmak üzere daha iyi gözlem aletleriyle yapılan çalışmalar 2.300 ışık yılı uzağımızdaki bu tozlu bulutun eşsiz olduğunu ortaya koydu.

HD 44179 bir proto-gezegenimsi bulutsu. Bulutsuyu oluşturan malzeme, merkezindeki, ömrünün sonuna gelmiş yıldızın içerdiği maddeyi uzaya saçmasıyla meydana geliyor. Beraber yoğun bir toz diskinin içinde yeraldığı yoldaş yıldızıyla yaptığı hareket de bipolar şeklini oluşturuyor.

Tüm evrenin geneline kıvrımlı hatlar hakimken Kırmızı Dikdörtgen’in sahip olduğu keskin hatlar bulutsuyu eşsiz kılıyor.

Bulutsunun rengi de bilim insanları için oldukça ilgi çekici. Bulutsuyu spektrograf ile inceleyen gökbilimciler bulutsunun her yerinde beyaz renkte parlayan hidrojeni tespit etti. Fakat bu rengin seyrelip daha farklı, turuncu-kırmızı arası bir rengin baskın çıktığı görülüyor.

Kırmızı Dikdörtgen Bulutsusu tuhaf rengi ise muhtemelen bulutsunun içeriğindeki organik moleküller veriyor. Astronomlar bulutsuyu oluşturan maddenin içeriğinde polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) olduğunu düşünüyor. PAH’lar organik bileşiklerin tam yanmaması sonucu ortaya çıkıyor.

kaynak: astronomy.com |

İlk yayımlanma: 11 Şubat 2017

Jüpiter’in Galileo Uyduları

İlk defa 1610 yılında Galileo tarafından keşfedildikleri için Jüpiter’in en büyük 4 uydusu, Io, Europa, Ganymede ve Callisto, kaşifleri anısına Galileo Uyduları veya Galileo Ayları (Galilean Moons) olarak anılmaktadırlar. Bir dürbünle dahi (üç ayağa bağlamanız şartıyla; yoksa görüntünün titremesinden bir şey farkedemezsiniz) bu uyduları kolayca seçebilirsiniz. Zaten Galileo’nun teleskobu sizin elde edebileceğiniz en küçük gözlem aracından daha güçsüzdü.

Galileo’nun teleskobunun gözlem kabiliyeti düşük olmasına karşın keşiflerinin etkisi muazzam oldu. O dönemde herşeyin Dünya etrafında dönüğünü iddia eden Dünya merkezli evren modeli hakimdi. Başka bir gezegenin etrafında dönen aylar ise bu fikri sarsıyordu. Galileo ile başlayan gözlem ve keşifler sayesinde Dünya merkezli sistemin yanlışlığı ortaya çıktığı gibi bilimsel devrimin de önü açıldı. Jüpiter ve aylarını gözlerken bu tarihi hatırayı da aklınızda bulundurursunuz.

Galileo ayları

Io, Europa, Ganymede ve Callisto… İsimleri mitolojide Jüpiter’in (Yunanca: Zeus) aşk yaşadığı kadın karakterlerden geliyor. İsim babaları da Galileo’dan başkası değil.

Tüm Galileo Uydularının, tıpkı bizim ayımız gibi kütle çekim kilidi sebebiyle hep aynı yüzleri Jüpiter’e dönüktür. Yörüngeleri de senkron yörünge olarak tanımlanıyor.

Jüpiter’in bilinen aylarının sayısı 69. Kütle karşılaştırması yaptığımızda ise geri kalan 65 uydunun neredeyse hiçbir ağırlığı yok. Jüpiter’in tüm uydularının toplam kütlesinin neredeyse tamamı Galileo Ayları’ndan geliyor. Diğer uyduların toplam kütlesi, Jüpiter uydularının toplam kütlesinin yalnızca %0.003 (yüz binde üç)

Bu aylar oldukça büyükler. Hepsi Plüton’dan büyük; kimisi Ay ve Merkür’ü geride bırakıyor boyut olarak. Boyutlarının sıralamasını  fikir vermesi adına diğer yakın boyuttaki gökcisimleri ile birlikte şu şekilde yapabiliriz:
Mars, Ganymede, Titan, Merkür, Callisto, Io, Ay, Europa

Galileo uyduları ile Dünya ve Ay'ın boyutlarının karşılaştırması
Galileo uyduları ile Dünya ve Ay’ın boyutlarının karşılaştırması

Io

Io, Galileo uyduları içinde Jüpiter’e en yakın olanı. Bizim ayımızdan %20 kadar daha büyük. Yüzeyinde yüzlerce volkan var. Zirvelerin ortalama yüksekliği 6 kilometreye ulaşıyor. Io’nun volkanik olarak bu kadar aktif olmasının sebebi Jüpiter’e çok yakın oluşu.

Io
Io’nun gölgesi Büyük Kırmızı Leke üzerinden geçiyor.

Jüpiter’in muazzam gelgit etkisi Io’ya enerji sağlıyor. Daha detalı bilgiye Io yazısından erişebilirsiniz.

Europa

Europa, dışarıdan baktığınızda -220 derecelik yüzey sıcaklığı ile donmuş bir dünyadır. Yüzeyinin altında ise 100 km derinlikte tüm küreyi saran bir okyanus olduğu düşünülüyor. Su ile kaplı olması Europa’ya yaşam barındırma potansiyeli veriyor. Eğer hali hazırda bir canlılık yoksa bile günün  birinde bir insan kolonisi için uygun bir yerleşim yeri olabilir.

Europa
Europa. Telif: NASA/JPL-Caltech/SETI Enstitüsü

Jüpiter’den 670,900 km ortalama uzaklıktaki Europa’nın dolanım süresi 3 gün 13 saat 13 dakika (3,551 gün)

Ganymede

Tüm Güneş Sistemi’ndeki en büyük ve en kütleli uydu Ganymede’dir. Öyle ki Merkür gezegeninden bile %8 daha büyüktür. Diğer bir önemli özelliği ise manyetik alana sahip tek uydu oluşudur. Jüpiter’in etrafını ortalama 1,070,400 km uzaklıktan, kabaca bir haftada dolanır.

Ganymede
Ganymede. Telif: NOAA

Ganymede, yarı yarıya silika kayalar ve su buzundan oluşuyor. Oksijenden oluşan ince bir atmosfere sahip.

2022 yılında fırlatılması planlanan Avrupa Uzay Ajansı’nın JUICE uzayaracı Jüpiter’in diğer sulak uydularına yakın geçiş gerçekleştirdikten sonra Ganymede’in yörüngesine girecek.

Callisto

4,821 kilometrelik çapıyla Güneş Sistemi’nde Ganymede ve Satürn’ün Titan’ı ardından üçüncü büyük uydudur. Jüpiter’den ortalama uzaklığı 1,883,000 km ve dolanımını 16 günden biraz daha uzun sürede tamamlıyor.

Callisto da yaklaşık olarak yarı yarıya kaya ve su buzundan oluşur. Kraterlerle dolu yüzeyinde su buzu, karbondioksit, silikatlar ve organik bileşikler mevcut. Yüzeyinin altında ise sudan oluşan bir okyanus bulunması muhtemel.

Callisto
Callisto. Telif: NASA/JPL/DLR

İlk yayım: 13 Ocak 2018

kaynaken.wikipedia/Moons_of_Jupiter |

Mavi Bilye

7 Aralık 1972 tarihinde Ay’a yolculuk eden Apollo 17 mürettebatı tarafından, 29 bin km öteden fotoğraflanan Dünya. Bu görüntü “Mavi Bilye” (blue mearble) olarak adlandırılan meşhur bir ikondur.

Ay’da yürüyecek son insanları taşıyan bu Apollo seferinde ilk kez uçuş yolu gezegenin güney kutup bölgesinin görülmesine olanak sağlıyordu.

Fotoğraf orjinalinde ters çekilmişti. Buna karşın çoğu zaman insanların alışkanlıklarına uygun olarak kuzey üstte oryantasyonuna uygun olarak sunulur.

Dünya.
Görüntünün orjinal hali. NASA.

Fotoğraf uzayaracının fırlatmasından 6 saat 5 dakika sonra, park yörüngesinden ayrılıp Ay’a giderken çekilmişti. NASA arşivinde resmi olarak  AS17-148-22727 olarak kayıtlı olan fotoğraf 80 mm Zeiss lens takılı 70 milimetrelik bir Hasselblad kamera ile çekilmişti.

Fotoğrafı tam olarak kimin çektiği ise net değil. Bu nedenle NASA uzayaracında bulunan tüm astronotları (Eugene Cernan, Ronald Evans ve Harrison Schmitt) katkı veren kısmında anıyor. Buna karşın yapılan araştırmaya göre Jack Schmitt’in çekmiş olması daha olası.

Apollo 17 Ay’a düzenlenen son insanlı görevdi. O tarihten sonra bir daha hiçbir insan Dünya’yı tam küre haliyle görebilecek kadar gezegenden uzaklaşamadı. Sadece bazı uydular sayesinde küremizi görüntüleyebildik.

Dünya Günü

Mavi Bilye fotoğrafındaki gezegenimizin kırılgan görüntüsü John McConnell’a ilham verir ve onun önerisiyle 22 Nisan 1970 tarihinde Dünya Günü kutlanır. Bu kutlama dünyanın çapında çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla günümüzde de devam ediyor.

1946’da Nazilerin el konulan V2 roketlerinin birine kamera yerleştiren ve bu sayede gezegenimizin uzaydan ilk fotoğrafının çelikmesini sağlayan mühendis Clyde Holliday 1950’de National Geographic’te bir gün Dünya’nın tüm yüzeyinin bu şekilde görüntülenebileceği öngörüsünde bulunmuştu.

İlk yayımlanma: 10 Aralık 2017

Uluslararası Uzay İstasyonu 21 yaşında

STS-124 görevi sırasında UUİnin görünüşü
STS-124 görevi sırasında UUİ’nin görünüşü

Bugün Uluslararası Uzay İstasyonu 21. yaşını kutluyor. Rusların, UUİ’nin ilk parçası olma özelliğini taşıyan Zarya FBG kapsülünü uzaya fırlattıkları 20 Kasım 1998, UUİ’nin resmi doğum günü kabul ediliyor. Ruslar tarafından inşa edilen 19.323 kg ağırlığındaki bu kapsülün mali kaynağını ise ABD sağlamıştı.

Uzaya ilk çıkan UUİ parçası: Zarya kapsülü
Uzaya ilk çıkan UUİ parçası: Zarya FBG kapsülü

Zarya daha sonra NASA’nın gönderdiği Unity modülü ile 6 Aralık 1998’de uzay mekiği Endeavour astronotları tarafından robot kol yardımıyla birleştirilmişti.

Zarya adı uzayda yeni başlayan işbirliği çağına ithafen verilmiş; gündoğumu anlamına geliyor. Unity’nin anlamı ise birlik.

Discovery uzay mekiği mürettebatı Uluslararası Uzay İstasyonu ile kenetlenerek, sonraki görevler için su ve malzeme ikmali yapıp istasyonun filtrelerini temizleyip duman dedektörlerinin kontrolünü yaptı. Yani taşınmadan önce evi temizlediler.

Uzay istasyonuna giren ilk astronotlar tarafından 29 Mayıs 1999’da çekilen bu görüntüde, Rusların Zarya (güneş panelli) ve ABD’nin Unity modüllerinden ibaret olan istasyon inşaa sürecinin daha başında.

İkili hakkındaki daha detaylı bilgiye ASTROTürk içindeki Zarya ve Unity modülleri yazısından ulaşabilirsiniz.

kaynak: fb/NASAHistoryOffice |