Doğu Anadolu Gözlemevi (DAG)

Doğu Anadolu Gözlemevi (DAG) tamamlandığında Türkiye’nin en gelişmiş teleskobuna sahip gözlemevi olacak. Türkiye’nin son yıllardaki temel bilimler alanındaki en büyük projesi olan DAG faaliyete geçtiğinde Türkiye astronomisine ivme kazandıracak. Erzurum’un Palandöken’e komşu Konaklı’daki Karakaya Tepeleri’nin zirvesinde konuşlanan gözlemevinin ilk ışığını alacağı tarih 2021 yılı olarak düşünülüyor.

3170 metre rakıma kurulan DAG Dünya’nın en yüksekteki üçüncü gözlemevi ünvanını alacak ve optik ile kızıl ötesi bölgede gözlem yapılabilecek.[1] Gözlemevinin yapımı halen sürmekte. İklim koşullarından ötürü yılda sadece 5 ay çalışılabilen bölgedeki inşaatın büyük kısmı ise tamamlanmış durumda. Binası tamamlanınca şu an testleri devam eden teleskop İtalya’daki fabrikadan parçalar halinde gözlemevine getirilecek. Almanya’da üretilen aynanın cila işi de Belçika’da devam ediyor.

DAG’ın konuşlandığı tepeden görünüm.

Doğu Anadolu Gözlemevi’nin 4 metre ayna çapına sahip teleskobu Türkiye’nin en büyük teleskobu ünvanını alacak. Şu an ülkemizdeki en büyük teleskop TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi bünyesindeki 1.5 metre çaplı RTT150 teleskobudur. Bu teleskoba Ruslar da ortak. Bu nedenle gözlem süresini tamamen biz kullanamıyoruz.[2] 

Türkiye’nin en büyük teleskobu kendi sınıfında Dünya’nın en iyisi

Türkiye’nin astronomi, astrofizik ve uzay bilimleri alanındaki en büyük projesi ve yatırımı olan DAG’ın 4 metrelik teleskobu, günümüzde gelişmiş gözlemevleri için yapılan onlarca metrelik teleskoplarını düşününce epey küçük kalıyor. 15 sene önce bu çapta teleskoplar orta boydu bugün ise küçük-orta boy sınıfına giriyorlar.

Yine de DAG teleskobu sahip olduğu gelişmiş teknolojiler sayesinde kendi çapındaki teleskoplardan çok daha üstün olacak. Teleskobun optik ve elektronik donanımlarının en yeni teknolojileri içermesi konusunda uğraşılıyor. Bu teknolojilerden bir tanesi, bugün üretilen büyük gözlemevlerinin sahip olduğu adaptif optik (uyarlanabilir optik / AO) sistemi. AO sayesinde teleskop atmosferin görüşü bozucu etkisinden çok daha az etkilenecek ve daha net görüntüler sunacak.

Yıldızların ışığı bize çok ince bir ışın demeti biçiminde geldiğinden atmosferdeki türbülanslar gelen görüntünün sürekli hareket etmesine ve deforme olmasına neden olur. Bu yüzden de yıldızlar göz kırpıyormuş gibi görülür. Bu durum astronomi gözlemlerini olumsuz etkiler.

DAG’ın bir diğer önemli avantajı ise bulunduğu konum. Bu enlem ve boylam yakınlarında bu boyutta bir başka teleskop yok. Diğer büyük teleskoplar 8-12 saat uzaklıktalar. Bu özelliğiyle DAG kuzey yarı küredeki boylam boşluğunu doldurmuş oluyor.

Doğu Anadolu Gözlemevi ile burdaki teleskobun ayrı şeyler olduğunu belirtmekte fayda var çünkü çok karışabilecek bir konu. DAG’da şimdilik tek bir teleskop olacak ancak ileriki yıllarda buraya farklı teleskoplar eklenmesi mümkün.

DAG’ın teleskobu İtalya’daki fabrikada test aşamasında.

Doğu Anadolu Gözlemevi optik özellikleri

Gece gökyüzünde parıldayan yıldızları seyretmek bizim gibi sıradan insanlar için romantik bir deneyim olabilir belki. Astronomlar ise bu durumdan hiç memnun olmazlar. Gezegenimizin yaşamla dolu olmasını sağlayan atmosferi (özellikle su buharı) gökbilim çalışmaları için aşılması gereken bir engele dönüşür. Atmosferdeki hava hareketleri, türbülanslar gökcisimlerinden gelen ışınlar üzerinde bozucu etki yaratırlar. Bu nedenle yerdeki teleskopların teorideki büyütme gücü ve çözünürlüğüne, bu bozucu etki sebebiyle pratikte ulaşılamaz.

Atmosferin etkilerinden kurtulmak için teleskopları atmosferin dışına çıkarma fikri ilk olarak 1923’te düşünüldü. Hubble Uzay Teleskobu ise 1990’da uzaya çıktı. Hubble gerçekten de uzaydaki bir teleskobun yerdekilere göre avantajlı olduğunu kanıtladı.

Yeryüzünde konuşlu Subaru teleskobu ile Hubble Uzay Teleskobu’nun görüntü kalitelerinin karşılaştırması. Daha küçük bir aynaya sahip olsa da Hubble’ın üstünlüğü bariz.

Adaptif (uyarlamalı) optik

Bugün geldiğimiz noktada ise adaptif optik teknolojisi artık pahalı uzay teleskoplarına gerek duymadan yeryüzünde atmosfer etkilerininden doğan bozulmaları düzelterek gözlem yapmanın kapısını açtı.

Bu sistemin çalışma prensibini çok kabaca şu şekilde açıklayabiliriz:

Atmosferdeki bozulma etkisi olmadan ne şekilde gözüktüğü bilinen bir cisim üzerindeki bozulmayı tespit edebilirseniz, teleskop aynası yüzeyinde atmosfer bozulmasını nötürleyecek biçimde değişiklik yapma şansınız oluyor. Uyarlamalı terimi de buradan gelmekte. Bu sistemde deforme edilebilir bir teleskop aynası  var ve atmosferdeki türbülansın tersi yönde bükülüyor.

DAG’da kullanılacak adaptif optik sistem tamamen Türkiye’de tasarlanıp Türkiye’de üretiliyor. Bu maliyet ve teknolojik açısından büyük fayda sağlıyor. Aşağıda AO teknolojisinin marifeti görülmekte. Solda yeryüzündeki bir teleskoptan alınan görüntü var. Ortadaki ise aynı teleskopta AO sistemi çalıştırıldığında alınan görüntü. Çok daha keskin ve detaylı görülüyor öyle değil mi? Son olarak da Hubble’dan alınan görüntüyü görüyoruz.

Yerde konuşlu bir teleskoptan uyarlamalı optik sistem kullaılmadan ve kullanılarak elde edilen Neptün görüntüsü ile Neptün’ün Hubble görüntüsü. ESO/P. Weilbacher (AIP)

Hubble’dan daha iyi

Doğu Anadolu Gözlemevi teleskobunun tüm optik tasarımları Türkiye’deki mühendisler tarafından yapıldı. Teleskobun optik teknolojisinin içinde adaptif optik de var. Bu sayede DAG’da adeta atmosfer yokmuş gibi gözlem yapılabilecek. Elbette sistemin ne kadar verimli olacağı çalışmaya başladığında belli olacak ancak bilim insanlarımız Hubble Uzay Teleskobu’nun çözünürlüğüne ulaşabileceğini ve hatta 5-6 katı kadar yüksek çözünürlüğe ulaşılabileceğini umuyorlar[4].

Doğu Anadolu Gözlemevi dahilindeki 4 metrelik teleskobun şeması. Optik algılayıcılar, adaptif optik sistemi ve diğer sistemler yanlardaki çıkıntılarda bulunacak.

Kızıl ötesi

DAG görünür ışığın yanı sıra kızıl ötesi dalga boylarına odaklanacak. Böylece Türkiye ilk kez kızılötesini gözlemleme şansına kavuşacak.

NASA’nın Dünya’dan 1.5 milyon km uzağa yerleştireceği James Webb Uzay Teleskobu da kızıl ötesi astronomiyi amaçlıyor. Bu devasa yatırımdan kızıl ötesi astronominin önemi anlaşılabilir. Kızılötesi sayesinde yoğun gaz ve toz barındıran galaksi, süpernova, yıldız ve gezegen oluşumu bölgeleri gibi alanlar çok daha detaylı biçimde incelenebiliyor[6].

Ayna kaplama ünitesi

Teleskop aynalarının kaplamaları zamanla eskidiğinden belli periyotlarla yeniden kaplanmaları gerekir. Mesela benim teleskobumun alüminyum kaplaması eskiyip verimi çok düştüğünde, tekrar kaplatmak için Maltepe’den İkitelli’ye gitmiştim. 4 metrelik teleskobu ülkeler arası taşımak bundan çok daha zahmetli ve masraflı olur. Öyle her yerde de kaplatamıyorsunuz: Almanya’da üretilen teleskobun aynası kaplama için Rusya’ya taşındı.

İlk kaplama Rusya’da yapılacak ama DAG bünyesinde yeniden kaplama için Avrupa’daki en büyük ayna kaplama ünitesi kurulacak. Ayna kaplaması eskidiğinde, ayna sökülüp sadece özel bir kanaldan geçirilerek bu ayna kaplama sistemine varacak. Bu tasarımın Dünya’da başka bir benzeri yok.

2021 yılında devreye girmesi planlanan Ayna Kaplama Sistemi sadece DAG için değil Türkiye ve bölgedeki diğer teleskoplar için de hizmet verebilecek.

Doğu Anadolu Gözlemevi bilimsel hedefleri

DAG’nin bilimsel hedefleri şu kategorilerde olacak:
– yüksek kırmızıya kaymalı gökadaların gözlenmesi
– yıldız oluşumu
– güneş sistemi küçük cisim çalışmaları
– gökada çalışmaları
– evrenbilim (kozmoloji) çalışmaları
– gezegen çalışmaları

DAG’ın teleskobunu kullanmak isteyen astronomların projeleri kabul edildikten sonra hangi proje için ne zaman gözlem yapacağına teleskop kendi karar verecek. Hava koşullarını sürekli gözlemleyen teleskop hedeflenen gözlemlerden o an için en uygununu seçerek gerekli gözlemi yapacak.

Bu neden önemli? Bu iş geleneksel olarak astronomların teleskopları belirli gün veya saat için kendisine ayırtması şeklinde yürütülüyor. Eğer teleskobu kendiniz için ayırttığınızda hava durumu gözlem için uygun değilse zaman kaybı yaşıyorsunuz. Bu açıdan DAG geleneksel gözlemevlerine göre çok daha verimli biçimde kullanılacak.

DAG teleskobunun EIE şirketince üretilen kundağı

DAG Projesine dahil olan kurumlar

250 milyon ₺ bütçeye ile Türkiye’nin temel bilimler alanındaki en büyük projesi kabul edilen Doğu Anadolu Gözlemevi projesi, T.C. Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Atatürk Üniversitesi desteğiyle yürütülüyor. Çeşitli alt projeler için de ODTÜ, İstanbul Üniversitesi, FMV Işık Üniversitesi çalışmalara dahil olmuş durumda. Teleskop optik tasarımı ATASAM ve OPAM (FMV Işık Üniv., Optomekatronik Araş. ve Uyg. Merkezi), Adaptif Optik (AO) ve Derotator (DR) sistemlerinin tasarımı da OPAM tarafından yapıldı.

Kaynaklar:

  1. Doğu Anadolu Gözlemevi Projesi //dag-tr.org/Proje/Proje
  2. Doğu Anadolu Gözlemevi Proje Kapsamında Sıkça Sorulan Sorular //dag-tr.org/Proje/FAQ
  3. TAD, Gökyüzü Eylül-Ekim 2016, sayı 68 //www.astronomi.org/wp-content/files/webfiles/ebulten/GOKYUZU_Eylul_Ekim_2016_Sayi68.pdf
  4. Gündem Özel CNN Türk, 26 Şubat 2017 [//www.youtube.com/watch?v=dB4_58pN03U]
  5. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi RTT150 teleskobu sayfası //tug.tubitak.gov.tr/tr/teleskoplar/rtt150
  6. Gökgünce – Doğu Anadolu Gözlemevi
  7. Comparison of Imaging from the Ground and Space //hubblesite.org/image/1461/news/14-deep-fields
  8. Doç. Dr. Cahit Yeşilyaprak’ın röportajı //havadis.de/dogu-anadolu-gozlemevinin-buyuk-bolumu-tamamlandi/
  9. Hubble //www.nasa.gov/mission_pages/hubble/observatory
  10. Telescope and Researcher Potential of Turkey for Collaboration in CV Studies //adsabs.harvard.edu/full/2013IAUS..281..126S
  11. DAG Dome //www.eie.it/en/progetti/dag-dome
  12. DAG Telescope //www.eie.it/en/progetti/dag-telescope
  13. Adaptive optics lifts Earth’s atmospheric veil to reveal a sharper cosmos //newatlas.com/eso-vlt-adaptive-optics-first-light-neptune/55517/
  14. TAD Kandilli Astrofizik Günleri “Doğu Anadolu Gözlemevi ve Astrofiziğe Kazandıracakları” sunumu //www.youtube.com/watch?v=KpMZC6xOa5s
  15. Herkese Bilim ve Teknoloji’de Doç. Dr. Cahit Yeşilyaprak’ın röportajı //www.herkesebilimteknoloji.com/slider/dogu-anadolu-gozlemevi-dag-ve-turkiyede-astronomi-meraki-cahit-yesilyaprak-ile-konustuk

ilk yayın: 25 Aralık 2019

3 Şubat

3 Şubat günü gerçekleşen astronomi, uzay ve havacılık alanındaki önemli tarihi olaylar hakkında kısa bilgiler:

1966 – Sovyetler Birliği’nin Luna 9 sondası, Ay’a yumuşak iniş yapmayı başaran ve Ay yüzeyinden fotoğraf çeken ilk uzayaracı oldu. Oceanus Procellarum bölgesine inen bu uzay aracı üç gün boyunca Dünya’ya sinyal gönderdi, radyasyon seviyelerini ölçtü ve yüzey fotoğrafları gönderdi. Luna 9 ilk başta OKB-1 tarafından tasarlandı fakat sonradan, OKB-1’in başka görevlerle çok yoğun olması sebebiyle, Lavochkin tasarım bürosuna transfer edildi. Tasarımcısı Sergey Korolev ne yazık ki ölümünden yarım ay kadar sonra gerçekleşen inişe şahit olamadı.

Luna 9 kamerasından Ay yüzeyi. via ianridpath.com
Luna 9

1994 – Uzay Mekiği programı: Bir Amerikan uzay mekiğiyle yolculuk edecek ilk Rus kozmonot olan Sergei Krikalev’i taşıyan STS-60 fırlatıldı.

1995 – Uzay Mekiği programı: Discovery uzay mekiği STS-63 görevi için fırlatıldı. STS-63 görevi, ABD-Rus ortaklığındaki Mekik/Mir Programı’nın ikinci göreviydi.

Bu görevde pilotluk yapan Amerikalı astronot Eileen Collins, ilk kadın uzay mekiği pilotu ünvanı aldı. Collins, 1999 yılında Columbia ile uzaya mekik komutanı olarak çıkacaktı.

Eileen Collins
Eileen Collins

2006SuitSat (elbise-uydu) olarak bilinen boş bir uzay elbisesi uzay boşluğuna salındı. Bu eski uzay elbisesi dünyanın dört bir yanından bilim insanları ve öğrencilerinden önceden kaydedilmiş mesajları sürekli olarak yayınlacak bir radyo vericisi ile donatılmıştı. Keşif 12 komutanı NASA’dan Bill McArthur ve bir Roscosmos kozmonotu olan uçuş mühendisi Valery Tokarev, eski Rus yapımı Orlan uzay giysisini bir deney olarak Uzay İstasyonu’ndan attılar.

3 Şubat 2006’da uzay boşluğuna bırakılan SuitSat.

3 Şubat günü doğanlar ve ölenler:

1862 – Fransız fizikçi, astronom ve matematikçi Jean-Baptiste Biot öldü (d. 1774)
1958 – Amerikalı komutan, pilot ve astronot Joe F. Edwards, Jr. doğdu.
1975 – Amerikalı fizikçi ve mühendis William D. Coolidge öldü (d. 1873)
1985 – Amerikalı fizikçi ve akademisyen Frank Oppenheimer öldü (d. 1912)

1 Şubat

1 Şubat günü gerçekleşen astronomi, uzay ve havacılık alanındaki önemli tarihi olaylar hakkında kısa bilgiler:

1950 – Mikoyan-Gurevich MiG-17 prototipi ilk uçuşunu yaptı. Sovyetler Birliği tarafından geliştirilen, yüksek ses-altı hıza ulaşabilen bir savaş uçağı olan MiG-17 ilk kez İkinci Tayvan Boğazı Krizi sırasında çatışma sahasında görülecekti. Daha sonrasında Vietnam ordusu tarafından ABD’ye karşı kullanılacaktı.

2003 – NASA’nın Columbia (OV-102) uzay mekiği, altında yer alan bir termal tuğlanın fırlatma sırasında zarar görmesi nedeniyle, atmosfere girişinde yanarak parçalandı. Mekiğin yedi kişilik mürettebatı (sayfanın altında) hayatını kaybetti. Facia sonrasında bir süre uzay mekiği fırlatması yapılamadı. Uçuşa geri döndüklerinde, uzaya çıkan mekiklerin termal tuğlaları buluşma baş-kıç (pitch) manevrası ile uluslararası uzay istasyonu mürettebatınca kontrol edilmeye başlanacaktı. Columbia, Amerikan uzay mekiği filosunun ilk üyesiydi olarak kendisinin ve uzay mekiklerinin ilk uçuşunu (STS-1) 12 Nisan 1981 günü gerçekleştirdi. Son fırlatmasını (STS-107) 16 Ocak günü yaptı.

1 Şubat günü doğanlar ve ölenler:

1903 – Anglo-İrlandalı fizikçi, matematikçi ve politikacı Sir George Stokes öldü (d. 1819)
1905 – Nobel Ödülü sahibi, İtalyan-Amerikalı fizikçi ve akademisyen Emilio G. Segrè doğdu (ö. 1989)
1928 – Galli fizikçi ve akademisyen Sam Edwards doğdu (ö. 2015)
1939 – Avusturyalı fizikçi, yazar ve akademisyen Fritjof Capra doğdu.
1958 – Nobel Ödülü sahibi, Amerikalı fizikçi ve akademisyen Clinton Davisson öldü (d. 1888)
1961 – Amerikalı mühendis ve astronot Daniel M. Tani doğdu.
1976 – Nobel Ödülü sahibi, Alman fizikçi ve akademisyen Werner Heisenberg öldü (d. 1901)

1 Şubat 2003 günü hayatını kaybeden Uzay Mekiği Columbia mürettebatı, soldan-sağa: Brown, Husband, Clark, Chawla, Anderson, McCool, Ramon
1 Şubat 2003 günü hayatını kaybeden Uzay Mekiği Columbia mürettebatı, soldan-sağa: Brown, Husband, Clark, Chawla, Anderson, McCool, Ramon

2003 – Uzay Mekiği Columbia mürettebatı:
Michael P. Anderson, Amerikan albay, pilot ve astronot (d. 1959)
David M. Brown, Amerikalı kaptan, pilot ve astronot (d. 1956)
Kalpana Chawla, Hintli-Amerikalı mühendis ve astronot (d. 1961)
Laurel Clark, Amerikalı kaptan, cerrah ve astronot (d. 1961)
Rick Husband, Amerikan albay, pilot ve astronot (d. 1957). Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) ilk mürettebat üyelerinden birisi olan Husband, ikinci ISS görevi sonunda hayatını kaybetti.
William C. McCool, Amerikalı komutan, pilot ve astronot (d. 1961)
Ilan Ramon, İsrailli albay, pilot ve astronot (d. 1954)

Tarantula Bulutsusu

Tarantula Bulutsusu (30 Doradus olarak da adlandırılır) Büyük Magellan Bulutu içindeki bir H II bölgesidir. Görünür parlaklığı 8 kadir olan bulutsu 49 kiloparsek (~160 bin ışık yılı) uzağımızda yer alan oldukça parlak, yıldız harici bir cisim. Eğer Orion Bulutsusu kadar yakınımızda olsaydı gece gökyüzünde, gölgeler oluşturacak kadar parlak görülecekti.

Bulutsu Yerel Grup galaksileri içindeki bildiğimiz en aktif yıldız patlama bölgesi. Burada patlamadan kasıt yıldızın bildiğimiz anlamda patlaması değil, çok sayıda yıldızın kısa zaman içinde ortaya çıkması. Burası aynı zamanda bildiğimiz en büyük (200-570 pc) H II bölgesi. Yani yeni yıldızlara hammadde olacak bolca hidrojen bulunmakta. Samanyolu’nun en büyük uydu gökadası olan Büyük Magellan Bulutu’nun kenarında yer alan bulutsu, yıldızlararası ortamdan kaynaklanan ram basıncına maruz kalıyor.

Aşağıdaki Tarantula görselinde yaklaşık 2 derecelik alanı görüyoruz. Gökyüzündeki bu bölgeye 4 dolunay sığabilir.

Tarantula Bölgesi. Telif: Ignacio Diaz Bobillo.

Bulutsu içinde çok sayıda yıldız oluşmakta, hatta burada oluşan kimi yıldızlar süpernova olarak ömürlerini tamamladılar bile. Tarantula’daki yıldızların üçte biri 4 milyon yıldan daha genç. Bulutsu içindeki R 136 kümesindeki yıldızlar ise 30 milyon yılla görece daha yaşlı.

NGC 2070

30 Doradus’un merkezinde NGC 2070 yıldız kümesi yer almakta. Bu küme içinde, bulutsunun görünmesini sağlayan enerjinin çoğunu üreten, R136 yıldız konsantrasyonunu barındırıyor. Bu yıldız topluluğu toplamda yaklaşık 450,000 güneş kütlesine sahip ve gelecekte küresel kümeye dönüşeceği sanılmakta. Bulutsu NGC 2070’e ek olarak Hodge 301 gibi daha eski yıldız kümelerini de içermekte. Hodge 301’in en büyük yıldızları süpernova olarak çoktan patlamış durumda.

NGC 2070 yıldız kümesi içindeki R136 yıldız topluluğu. NASA, ESA, ve E. Sabbi (ESA/STScI)

Süpernova 1987A

Teleskobun icadından sonra karşılaştığımız en yakın süpernova, Tarantula Bulutsusu’nun eteklerinde ortaya çıktı. NGC 2060 açık kümesini çevreleyen belirgin bir süpernova kalıntısına rastlıyoruz.

gözlem tarihçesi

Tarantula Bulutsusu’nu ilk olarak, Nicolas-Louis de Lacaille, Ümit Burnu’nda, 1751-1753 yılları arasında gözlemledi ve onu “Birinci Sınıf Bulutsu”ların ikincisi olarak katalogladı.

Johann Bode 1801 yılında Tarantula’yı Uranographia yıldız atlasına ekledi. “Xiphias veya Dorado” takımyıldızında 30 numarayısla listelediği için bulutsu 30 Doradus olarak da isimlendiriliyor.

Tarantula Bulutsusu ismini ise 20. yüzyılın ortalarında aldı.

kaynak: wikipedia | iopscience.iop.org | apod |

ASELSAT

ASELSAN’ın ASELSAT uydusu Transporter 1 görevi dahilinde, 143 uydu ile beraber uzaya çıktı. Bu fırlatmayla SpaceX, tek seferde en fazla uydu gönderme rekorunun yeni sahibi oldu.

ASELSAT

ASELSAT

ASELSAN’ın geliştirdiği ASELSAT’da, şirket tarafından geliştirilen bileşenler İTÜ ve Gumush Aerospace’in ürettiği platforma entegre edildi. ASELSAN’ın geliştirdiği bazı sistemlerin test edilmesine yarayacak. Ana yükünü ise minyatürize edilmiş bir X-band vericisi oluşturacak. İkincil yük ise radyasyon seviyesini ölçecek bir dozimetre. Uydu ayrıca 30 metre çözünürlüklü bir kameraya sahip.

SpaceX’in Transporter-1 görevi ile uzaya çıkacak olan uydu Güneş-eşzamanlı yörüngede görevini icra edecek. SpaceX toplu fırlatmada kg başına 5 bin dolar fatura kesiyor; Bu nedenle 5 kg ağırlığındaki uydunun fırlatmasının maliyeti 25 bin dolar civarında; oldukça uygun.

Rideshare Programı ve Transporter 1 görevi

Günümüzde çok sayıda küçük boyutlu uydu üretiliyor. Bunlara özel fırlatma çözümleri geliştirilse de bunlar henüz yeterli olgunluğa ve kapasiteye erişmedi. Bu sebeple bu küçük uyduların sahipleri, Kurban’da dokuz kişi birleşip danaya girer gibi, büyük roketlere topluca giriyorlar. (UBAKUSAT gibi, önce ISS’e kargolanıp buradan uzaya bırakılanları da unutmayalım)

Falcon 9

SpaceX’in Rideshare Programı kapsamındaki Transporter 1 görevi tam da bu amaç için tasarlandı. SpaceX’in Falcon 9 roketi, bu görevde tek seferde 143 uyduyu yörüngeye taşımayı amaçlıyor. Uydulardan 10’u SpaceX’e ait Starlink uydusu. Geriye kalanlar ise mikro veya küpsat boyutunda değişen uydular. Falcon 9, 525 km kutup yörüngesine çıkarak uyduları yörüngelerine yerleştirecek.

Transporter-1 göreviyle uzaya çıkacak uydular.
ASELSAT arkada olduğundan görülemiyor.

kaynak: Sibel Türkoğlu |