Finlandiya’nın Kakslauttanen kenti, kuzey ışıklarını izleyebileceğiniz ilginç bir otele ev sahipliği yapıyor: İglo Köyü (The Igloo Village)
60 yataklık kapasiteye sahip 20 cam igloyla bu otel, dışarıdaki dondurucu havaya karşın sıcak yatağınıda sırtüstü uzanarak, kutup ışıklarını ve binlerce yıldızı izlemenize olanak tanıyor. Özel termal camlar kullanılarak inşaa edilmiş bu modern iglolar, dışarıda hava -30 dereceyken bile iyi bir görüş sağlıyormuş.
İglo Köyü’nde sezon aralık-ocak aylarında başlıyor ve hava şartlarına bağlı olarak nisanda kapanıyor. siteleri burada.
Bahar ekinoksu yaklaşıyor. Ekinoks bu yıl 20 mart 23:21′de gerçekleşecek. Bir şehir efsanesine göre -sadece- bu tarihte yumurtalar dik durabiliyormuş. Bu tarihi bu iş için uygun kılan şey nedir peki?
Dünya’nın eksenindeki eğiklik sebebiyle, yörüngenin belli bölümlerinde bir yarısı yazı diğer yarısı ise kışı yaşar. Elbette gece gündüz süreleri de farklıdır. Fakat Dünya belli noktalara geldiğinde, gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur. Dünya’nın yörünge hariketine dair burada küçük bir animasyon var. İşte ekinokslardaki bu kozmik denge de yumurtaların dik durmasını sağlar… (kozmik dengeye ayrıca dikkatinizi çekerim ^_^)
Bu pek bilimsel bir açıklama sayılmaz ve etraf kuşkucularla dolu. Mesela ünlü fizikçi Albert Einstein da yumurtaların dik durabileceğinden kuşku duyuyordu. Oysa ortada şahitler var, fotoğraflar ve hatta videolar (en altta):
Doğrusu yukarıdaki fotoğrafta bir hile olduğundan şüpheleniyorum! Fotoğraf sea turtle‘a ait.
İşin en can alıcı kısmı şu: iddia bunun SADECE gündönümü sonunda gerçekleştiği peki diğer zamanlarda yumurtayı dik tutmaya çalışırsak ne olur? mutfak tezgahı gibi düz ve pürüzsüz zeminler üzerinde biraz dikkat ve elbette çokça sabrın yardımıyla, yılın HERHANGİ bir gününde yumurtalar dik tutulabilir!
Bu abimizin ekinoksa ihtiyacı yok! Veya bu abimizin.
darkfoundation.org adresinde okuduğum yazıya göre bu efsanenin temelleri bahar ekinoksuna yakın olan Paskalya’da atılmış olabilir. Bildiğim bir şey değil ama Paskalya bayramında yumurtalar özel öneme sahip. Gerçi benzer mit Çin’de de yüzlerce – binlerce yıldır tedavülde: fenomen kışın bittiği, baharın başladığı gün gerçekleşiyor. Gerçek şu ki Çin’de buna denk düşen farklı tarihler var.
Yumurtaların sadece ekinoksta dik durduğu iddiası, özel bir kütle çekim dengesini zorunlu kılıyor ki ekinokslarda böylesi bir denge yok.
Dünya yörüngesi düzgün bir çember değil, yılın değişik zamanlarında Güneş’e olan uzaklığımız değişiyor. Ocak ayında en yakın, Haziranda ise en uzak konuma geliyoruz. Dünya tam olarak küresel değil ve bazı noktalar, diğerlerine göre kütle merkezine daha yakın.
Dünya’yı kütle çekimiyle kayda değer şekilde etkileyen iki gökcismi var: güneş ve ay. Tutulmalar sırasında ardarda geçen bu cisimlerin tek yönden çekim gücü en yüksek seviyeye ulaşır. Daha düşük güçlerde olsa da diğer gezegenlerin, küçük gezegenlerin ve hatta yıldızların da etkisi söz konusu. Sonuç olarak kusursuz denge durumuna ulaşmamız imkansız. Peki öyle ise yumurta nasıl dengede durabiliyor: çünkü tüm bu faktörlerin etkisi yumurta deneyimizde önemsiz derecede düşük.
Önemli olan dünyanın kütle çekimi ve yumurtayı dengeli şekilde zemin üzerine yerleştirebilmek. Önce yumurta içindeki sıvı yerine oturuna kadar hareketsiz tutmalısınız. Sonrasında sabırlı bir şekilde yumurtanın kütle merkezini, zemine dik açı yapacak şekile getirmeniz gerekiyor.
Fotoğraf sanatçısı Hunter Freeman, astronotları özel kıyafetleri ile beraber Yer’e indirmiş ve o halleriyle kendilerine hayatın içinden roller vermiş. Kimi bir kafede gazete okuyor, kimi ıssız bir yolda Huston’a gidebilmek için otostop çekiyor.. Fotoğrafların tamamını sanatçının sitesinde görebilirsiniz.
Serdar Kuzuloğlu’nun dünkü köşesinde Asi Kısrakları Ne Yaparlar başlıklı yazısını oukuyunca haberim oldu: İnterneti kontrol altında tutmaya çalışan sansürcüleri protesto etmek için, 17 Temmuz cumartesi saat 17.00′de Taksim’de bir eylem yapılacakmış. Türkiye’de, internetle ilgili yapılan ilk sanal olmayan eylem ünvanına sahip olacak bu girişimi desteklemek boynumuzun borcu..
Sansüre karşı protesto yürüyüşü, 17 Temmuz cumartesi saat 17.00'de Taksim'den başlayacak.
Voyager uzay sondaları, Mars’ın ötesindeki gaz devlerini daha ayrıntılı inceleyebilmek için, onlara yakın geçişler yapacak şekilde tasarlandılar. Voyager’lar, yolları üzerindeki yakından geçiş yaptıkları gaz devlerinin, o zamana kadarki en ayrıntılı fotoğraflarını çekip Dünya’ya gönderdiler.
Voyager I uzay sondası şu anda, dünyanın en uzağındaki insan elinden çıkma cisim ünvanına sahip. Bugün Güneş’ten, Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın (Astronomik Birim – AB) 113,4 katı kadar uzaklıkta ve her yıl 3,6 AB kadar (1 AB = ~150 milyon km) Güneş’ten uzaklaşıyor; ve Asla geri dönmeyecek.
Voyager’lar geri dönmeyecekler belki ama Dünya’da, insan elinden yeni Voyager’lar çıkmaya devam ediyor. Bu kez bilim için değil, sanat için. Aşağıdaki çalışma Peter Hennessey adlı bir sanatçıya ait. Ahşaptan oluşturulmuş My Voyager (Voyager’ım) isimli bu heykel, uzay aracının tam boyutlu bir kopyası:
Hennessey daha farklı uzay araçlarıyla da ilgilenmiş. Aşağıda, Ay’a çıkan astronotların kullandığı ay aracı modelinin arkasında, uzay görevleri sırasında kulanılan görev kontrol odasındaki bilgisayarlar var. Elbette onlar da ahşap gövdeli:
ve Hubble Uzay Teleskobu:
Çelik iskelet ve suntadan yapılan bu bire bir boyuttaki uzay aracı heykelleri, seyircinin bu objelerin fiziksel boyutlarını deneyimlemesini sağlatmayı amaçlıyor. Daha fazla fotoğrafa peterhennessey.net adresinden ulaşabilirsiniz.
Kutuplarda dünyanın geri kalanına göre hiç de olağan olmayan hadiseler yaşanıyor. Bunlardan en önemlisi Güneş’in gökyüzündeki tuhaf hareketleri ve bundan ileri gelen acayip gündüz/gece süreleri.. Yukarıdaki birleştirilmiş fotoğrafta, 21 haziran gündönümünde güneşin günlük hareketi görülüyor.
Perşembe günü, Hürriyet gazetesinin Kelebek eki yazarlarından Onur Baştürk de Finlandiya’da kutba yakın bir bölgede yaşadığı bu ilginç deneyimi anlatmış:
Gündüzüm gündüzüme karıştı
…
Iki gündür Finlandiya’dayım ve gece neydi, nasıl bir şeydi, unutmak üzereyim.
Gecem gündüzüme karıştı derler ya, aslında durum şöyle:
Gündüzüm gündüzüme karıştı…
O malum ezber coğrafya bilgilerini hatırlayın hemen (bkz: altı ay gece altı ay gündüz), işte bu topraklarda şu sıralar gündüz formatına geçilmiş durumda.
Güneş 00.30 gibi batıyor. 02.00’ye kadar ortalık en fazla, en laytından bir alacakaranlık oluyor.
Yani göz gözü görüyor…
03.30 civarı ise güneş hoppp yeniden çıkıyor.
“Beyaz geceler” hadisesi yani…
Dev petrol şirketlerinden BP’ye ait olan bir petrol platformunda meydana gelen kazanın bilançosu her geçen saniye artıyor. 20 Nisan günü, 11 işçinin ölümüne de sebep olan bir patlamayla fitili ateşlenen felaket, platformun batıp, petrolün parçalanan borulardan serbestçe körfeze boşalmasıyla tarihin en ciddi petrol kazasına dönüştü.
İflas edebileceği söylenen BP’nin tüm çabaları henüz sonuç vermiş değil. Petrol sızıntısının sonuçları ise uzaydan rahatça seçilebiliyor:
Yukarıdaki görüntü NASA’nın Aqua uydusuna ait. Kuzeyde ABD kıyıları görülüyor. Deepwater Horizon adlı petrol platformunun yeri de haritada işaretlenmiş ve dağılan petrol (oil) rahatça seçilebiliyor.
Daha yüksek çözünürlüklü görüntüye (11 Mb) buradan ulaşılabilir.