Ocak 25th, 2010 by astroturk
TV meteoroloji sunucularının standar bir deyişiyle; “soğuk havalar tüm yurdu etkisi altına aldı”. Güneş bulutlardan ötürü yüzünü gösteremiyor. Eğer başarabilse, aynı anda tam iki güneş lekesi göreceğiz. Yeni oluşan güneş lekesi 1042, Güneş’in bizim görmediğimiz yarısına doğru yol alırken, 1041 diğer taraftan geçtiğimiz günlerde geldi ve yolculuğunu küçülerek sürdürüyor.

Gökyüzü açık olan amatör gökbilimcilerin ilgilenebileceği bir diğer hedef ise Uluslararası Uzay İstasyonu. İstasyonun seyrettiği 330-360 km yükseklikte atmosfer çok çok seyrek de olsa devam ediyor. Bu seviyede bulunan parçacıklar, uzay araçlarını sürtünmeyle zaman içersinde yavaşlatıyor.
Başka bir gökcisminin etrafında bir yörüngeye sahip olan cisim yavaşlarsa daha alçak bir yörüngeye iner, hızlanırsa daha yüksek bir yörüngeye tırmanır. Buna bağlı olarak da yavaşlayan uzay araçları Dünya’ya yaklaşırlar. UUİ de şu günlerde daha alçak bir yörüngede. Daha yakın UUİ, amatör gözlemcilere daha iyi poz veriyor.
Bu gözlemcilerden biri, Ralf Vandebergh, aşağıdaki kareyi yakalamış. Yanılmıyorsam Şubat ayında (7′sinde) bir uzay mekiği görevi var. Mekikleri istasyonu yükseltmek için kullanıyorlar, belki bu defa da böyle bir manevra gerçekleştirilir.

kaynak: spaceweather.com görüntü: SOHO [1] | Ralf Vandebergh [2]
Aralık 12th, 2009 by astroturk
Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (UUİ) dünyadan gözlenebildiğini yazmıştım geçenlerde. Daha öncesinde de amatör astronomlarca yakalanan çeşitli UUİ fotoğraflarını görmüşsünüzdür zaten.
Fakat son yayınlanan videonun sahibi, UUİ’yi yakalamakla kalmamış, üstünde çalışan astronotları da görüntülemiş:
Astronotlar ayrıntılı şekilde görülemiyor elbette ancak Dünya’dan 278-460 km uzaklıkta, saatte ortalama 27.724 km hızla ilerlediklerini düşünürsek astronotların bu şekilde görüntülenmesi bile büyük başarı. Büyük başarının ardında büyük şansla beraber, büyükçe de bir teleskop var: UUİ 21 Mart 2009 tarihinde Avrupa semalarında yol alırken, onu görüntüleyen Ralf Vandebergh 10 inç (~25cm) çaplı bir teleskop kullanıyor.
kaynak: wired.com |
Aralık 3rd, 2009 by astroturk

Spirit, 6 yıldan beri ikizi Opportunity gibi Mars’ta geziniyor. Bunca uzaklıktan robotlar gezdirmek, hele ki misafirsever sayılmayacak bir gezegende, hiç kolay değil. Spirit, 2006 yılında ikizi kuma saplanıp kaldığından beri daha temkinli yürütülüyordu.
Resmi görevler süreleri (90 gün!) yıllar önce dolan robotlar, Mars’ın geçmişinde varolduğu umulan suyun, bugüne kalan izlerini arıyorlardı. Milyonlarca yıl önce kayıplara karışan suyun geçmişteki varlığını ele verebilecek şeyler ise, su ortamında oluşan mineraller. Gezegen bugün kuru görünse de bulunabilecek bu tarz mineraller, Mars’ın sulu geçmişini gün yüzüne çıkartabilir.
Antik bir göl yatağına inen Opportunity (Fırsat) için böyle bir ipucu bulma ‘fırsatı’ daha fazlaydı. Spirit’in işi ise daha zor. tekrarlanan meteor darbeleri sonucu açığa çıkan lav akıntılarıyla oluşmuş bazaltik alanında geziniyor.
Fakat kendisine daha az şans tanınan özgür ruh Spirit (Ruh), geçmişteki suyun izine sanılandan çok daha yakın olabilir. Hatta belki de tam üzerinde duruyor!
Spirit su varlığında oluşan bir mineral olan demir hidroksite rast geldi. tam bu sırada, küçük bir kraterin kenarında, gevşek toprağa battı. Battığı noktadan kurtulmaya çalışırken toprağı kazan tekerleği de bir başka ipucunu, sülfatları açığa çıkardı.

Volkanik bölgede sülfat varlığı akıllara sülfat içeren su buharı bacalarını getiriyor. Buhar, volkan varlığının güç verdiği hidrotermal hareketle bağlantılı. Suya delil olabilecek böyle bir yapı aynı zamanda mikrobiyal yaşamı destekleyebileceğinden ötürü de önemli.
Spirit’in buluşunu daha iyi inceleyebilmesi için öncelikle saplandığı yerdençıkması lazım. NASA Jet İtki Laboratuvar’ında mühendisler, Spirit’in haffi bir ikiziyle testler yapıyorlar. İkizinin daha hafif olmasının nedeni Mars’ın düşük çekim gücünü taklit etmek. Müendisler bu hafif gezgini, Spirit gibi kuma batırılıp ne tarz bir manevra ile kurtulabileceğini görmeye çalışıyorlar.
kaynak: science@NASA (astronomidiyari.com adresinde Türkçesi var.) |
Aralık 1st, 2009 by astroturk
Herkes bir bir yukarı tırmanmaya devam ediyor. Geçtiğimiz şubat ayında önce İran Omid (Ümit) adlı uydusunu yörüngeye oturtmayı başarmıştı. Bugün ise Yeni Zelanda’dan başarılı bir fırlatmanın haberi geldi. Fırlatılan roketin geliştiricisi Rocket Lab, Ltd adlı özel şirket, proje üzerinde 3 yıl çalıştıktan sonra bugün çalışmalarının meyvesini almış.
Büyük Mercury adasından yerel saatle 2.28′de fırlatılan Atea-1 başarılı br uçuş gerçekleştirdi.

Fotoğrafınıı yukarıda gördüğünüz roket alıştıklarımıza göre epey ince, değil mi? Daha çok bir mızrağı andıran, bu sıfır beden roketin görünüşü sizi aldatmasın. 100 km’den fazla yükselerek, uzayın sınırı olarak kabul edilen Karman Hattı’nı aşarak uzaya çıktı.
Sesten 5 kat hıza ulaşabilen 5 metrelik bu roketin yükü de kendisi kadar hafif olmak zorunda. Fırlatma ağırlığı 65 kg olan Atea-1, uzaya 2 kg yük taşıyabiliyor. Atea-1 itici gücünü polimer bazlı bir yakıtla Nitroz Oksitten alıyor. Atea-1′in hedeflenen kullanım alanı alt yörüngelere araştırma uyduları taşımak.

Şirket Atea-1′den daha büyük Atea-2′yi de geliştirmeye devam ediyor. 250 kg fırlatma ağırlığına sahip Atea-2′nin, 70 kg’lık yükünü 250 km yüksekliğe taşıması planlanıyor.Geliştiricileri roketlerinin çevreci olduğunu da vurgulamışlar. Ortalama bir otomobil, atmosfere yılda yaklaşık (yılda >8.000 km yol aldığı kabul edilirse) 2.000 kg CO2 salıyor. Atea-2 tek bir fırlatmada sadece 14 kg CO2 üretiyor; yani bir arabanın üç günde ürettiği kadar.
kaynak: universetoday.com | rocketlab.co.nz | isa.ir |
Kasım 30th, 2009 by astroturk
Dünya’nın Ay’dan sonraki ikinci büyük uydusu UUİ (Uluslararası Uzay İstasyonu) bir futbol sahası genişliğinde alana yayılan dev bir kompleks. ABD, Rusya, Japonya, Kanada, Avrupa Birliği ve bunlarla ortaklı yoluyla Çin ve İtalyan gibi ülkelerin uzay ajanslarının ortaklığıyla inşa edilen ve en büyük uluslararası proje (157 milyar dolar) olan UUİ, dünya ortamında gerçekleştirilemeyecek deneylerin laboratuvarı konumunda.
Bu büyük proje kesinlikle modern zamanın harikaları arasında. Gerçi “yeni 7 harika” temalı anketlere hep yüzlerce yıllık binalar hakim oluyor!
O kadar büyük ki, onu görebilmek için illa uzay turisti olmaya gerek yok. Çünkü siz onu ziyaret edemeseniz de o sizi mutlaka ziyaret eder. Dünya’nın hemen her köşesinde onu -belli zamanlarda- görmek mümkün. Tek ihtiyacınız açık bir gökyüzü ve UUİ’yi takip etmenizi sağlayacak bir yazılım veya site (uyduizleme.gokbilim.com – heavens-above.com) . Dev güneş panelleri bolca ışık yansıtan UUİ, ışık kirliliğinin pençesindeki şehirlerde bile görülebilir parlaklıklara ulaşabiliyor.
Ben UUİ’nu ilk kez ATY 2009′da (Kilyos) görmüştüm, tesadüf eseri. İkinci gözlemim ise -yine Kilyos’ta- planlıydı. Onu görüntülemek için fotoğraf makinamı ve üçayağımı hazırlandım:

Benim kameram tam profesyonel olmadığından elde ettiğim sonuç da mükemmel değil. Fakat daha iyi donanımla, çok daha iyi neticeler almak mümkün. Örneğin Antalya’dan Mustafa Erol daha iyi bir sonuç almış. Erol’un yakaladığı diğer görüntülere astrofotograf.org‘dan ulaşabilirsiniz.

Yukardaki fotoğraf 29 Kasım 2009 günü spaceweather.com sitesinde yayınlanmıştı. Aynı gün yayınlanan bir başka fotoğrafın sahibi ise sadece fotoğraf makinası dışında, 130 mm (7 inç) çaplı bir teleskop da kullanarak UUİ’nu gerçekten görmeyi başarmış:

Teleskop ile takibin hiç kolay olmadığını belirtmeliyim. Kendi teleskobumla kimi zaman uçakları izlemeye çalıştım. Sonuç çoğunlukla hüsran oldu. Daha fazla denemeyle tecrübe sağlanabilri belki ama elle takip görüntünün net anlaşılamayacağı kadar sarsılmasına neden oluyor. Fakat uzayaraçlarını izleyebilecek takip sistemlerine sakip teleskoplar da mevcutmuş.
kaynak: spaceweather.com | görüntüler: 1. bana ait | 2. Mustafa Erol‘un izniyle | 3. Pete Lardizabal
Kasım 4th, 2009 by astroturk

Rusya’nın kuzeyindeki Plesetsk Kozmodrom’undan kalkan Rokot fırlatma aracı, ESA’ya (Avrupa Uzay Ajansı) ait iki uyduyu yörüngeye taşıdı: SMOS ve Proba-2.
SMOS (Soil Moisture and Ocean Salinity – Toprak Nemi ve Okyanus Tuzluluğu) uydusu okyanuslar, toprak ve atmosferdeki nem değişimi ile okyanusların tuzluluğundaki değişimleri gösterecek, ayrıca bu değişkenlerin atmosfer ve iklim üerine etkilerini anlamada yardımcı olacak. SMOS uzaydan okyanus tuzluluğunu ölçmeye yarayan ilk araç olma özelliğine de sahip.
Proba-2 uydusuysa çeşitli enstrümanların test edilmesi amacını taşıyor. Bunlardan biri güneş tacı (korona) ve yörüngede plazma ölçümünü yapacak olan geniş açılı küçük bir kamera. Uyduda güneş fırtınaları ve püskürmelerle uzaya saçılan çok sıcak iyonlardan oluşan plazma özelliklerini incelemeye yarayan ve güneş gözleminde kullanılacak üç farklı cihaz daha bulunuyor.
Proba-2 130 kg ağırlığında, valiz boyutlarında (0.6 × 0.6 × 0.8 metre) küçük bir uydu. Gelecekte yaygınlaşması beklenen küçük boyutlu-düşük maliyetli uyduları temsil ediyor.
Uzaya gönderilen her iki uydu da güneşle eşzamanlı (senkronize) yörüngeye oturtuldular. SMOS 760 km, Proba-2 725 km uzaklıkta bulunuyor. Uyduların tüm özelliklerinin kullanılabilir hale getirilebilmesi içinse aylar geçmesi gerekecek.
kaynak: universetoday.com |
Ekim 2nd, 2009 by astroturk

29 Eylül günü Merkür’le yakın geçiş yapan MESSENGER sondasının çeştiği yüksek çözünürlükteki görüntüler yayınlandı. Bu görüntülerden en ilgiç olanı, dev bir ayak izini andıran yukarıdaki krater kümesi. Spaceweather sitesinde haber koca ayak efsanesine atıfta bulunularak verilmilş. Diğer ilginç krater görüntüleri ise şunlar:

Gülen surat. Mars’taki yüz kadar yakışıklı değil, ama sempatik!

Çift krater. Resmin orjinali 400 metre/piksel ölçeğinde. Dıştaki kraterin çapı yaklaşık 160 kilometre ve görüntü 15.400 km irtifada yakalanmış.
MESSENGER yakın geçişi sırasında gezegenin daha önce görülmemiş binlerce kilometre karesinin detaylı fotoğraflarını çekti. Uzay aracı aynı zamanda Merkür’ün manyetik hortumları ve kuyruklu yıldız benzeri kuyruğuna ilişkin ölçümler yaptı.
kaynak: Spaceweather | messenger.jhuapl.edu/gallery/ |