Eylül 23rd, 2009 by astroturk

Son uzay mekiği görevinde astronotlar, pek çok keşfe imza atan Hubble uzay teleskobuna yeni kamerasını monte ettiler. WFC3 (Geniş Alan Kamerası) adı verilen yeni kamera morötesi (UV) ve kızılötesi (IR) görüntüleme yapabiliyor. Bu yeni kamerayla teleskop Kuipler Kuşağı’nı ve yeni oluşan gezegenleri gözlemleyecek ve daha iyi karanlık enerji ölçümleri yapacak.

Yeni kamerayla yakalanan ilk görüntüler gerçekten iyi. Aşağıda Stephan Beşlisi (Stephan’s Quintet) adı verilen beş gökadanın eski bir görüntüsü yer alıyor:

Gayet güzel. Aşağıda ise Hubble’ın yeni gözünün yakaladığı görüntü var.

Yeni kamera iyi çalışıyor!

Fotoğraflarını gördüğünüz Stephan Beşlisi’ni oluşturan gökadalardan bir tanesi bize diğerlerinden 8 kat daha yakın konumda bulunuyor. Ardında kalan dört gökada birbirlerine fiziksel olarak daha yakın; ve yaklaşmaya da devam ediyorlar. Birbiriyle etkileşen ve gelecekte birleşerek tek bir gökada halini alacak olan bu gökadalar gökbilimciler tarafından yoğun biçimde inceleniyor.

Share
Mart 8th, 2009 by astroturk

NASA’nın gezegen avcısı Kepler uzayaracı, bugün sabaha karşı ABD’nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral hava kuvvetleri istasyonundan, Delta II roketi ile başarılı bir şekilde uzaya fırlatıldı. Üç buçuk yıl sürmesi planlanan görevi süresince Kepler 100.000 güneş benzeri yıldızın çevresinde, Dünya benzeri kayaç ve sıvı halde su barındırabilecek ‘ılık’ yörüngelerdeki gezegenleri keşfetmeye çalışacak.

Ilık olarak bahsettiğimiz yörüngeler, yıldızdan yıldıza değişim gösterebiliyor. Aşağıdaki resimde gösterildiği gibi Güneş’ten daha sıcak olan yıldızlarda bu bölge yıldızdan daha uzaktayken, daha soğuk yıldızlarda ise bu bölge yıldıza daha yakın.

Kepler görevi oldukça önemli, çünkü sıvı halde suya -bildiğimiz yaşam formunun temel şartına- sahip olabilecek, ılık kuşaktaki gezegenleri keşfetmeye yönelik ilk araç. Kepler sayesinde Dünya benzeri gezegenlerin ne kadar sık veya seyrek bulunduğunu öğreneceğiz. Kepler’in görevi dahilinde olmasa da, keşfedeceği gezegen sayısı, dünya dışı yaşam konusunda yeni fikirlerin ortaya çıkmasına yardımcı olacak. Söz gelimi çok sayıda bizimkine benzer gezegen keşfedilirse, dünya dışı yaşamın varlığına dair teoriler desteklenir. Fakat yaşamın izini sürmek Kepler’in işi değil, bu daha sonraki uzayaraçlarının yapacağı bir şey.

Dünya benzeri gezegen araştırmasının yanı sıra, Kepler farklı konularda da ışık tutacak. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:

  • çoklu yıldız sistemlerindeki gezegen sayısının belirlenmesi:
  • kısa periyotlu (yıldızının etrafında hızlı dönen) gaz devlerinin boyut, kütle, yoğunluk ve yörünge çeşitleri ve boyutlarının açıklanması
  • yaşanılabilir bölge içinde veya yakınındaki dev kayaç gezegenlerin yüzdesinin belirlenmesi
  • bu gezegenlerin yörünge şekli ve boyutlarının dağılımının açıklanması

Çalgıcı (Lyra) ve Kuğu (Cygnus) Takımyıldızlar içindeki görüş alanında bulunan ve  bizden 600 ile 3.000 ışık yılı uzaklıktaki 100.000′in üzerindeki inceleyecek olan Kepler, bu işi uzaya gönderilen en güçlü kamera ile yapacak (aşağıda). 25 parça CCD moülünden oluşan 95 megapiksel çözünürlüğe sahip kameranın köşesinde bulunan modüller konumlamayı sağlarken, geri kalan 21 CCD modülü ise olağan gözlem faliyetlerini gerçekleştirecek. Kepler’in görüş alanı olarak bahsedilen bölgelerde gösterilen kareler de bu 21 CCD modülünü temsil ediyor.

Gözlenen bir yıldızın önünden bir gezegen geçtiğinde, yıldızın parlaklığında bir azalma meydana gelir ve  gezegenin varlığı parlaklıktaki bu değişimin gözlenmesi sayesinde ortaya çıkar. Bu yöntem ile pek çok güneş ötesi gezegenin varlığı keşfedildi. Uzaydaki Kepler ise yerde yapılan araştırmalara kıyasla çok daha iyi sonuçlar almamızı sağlayacak. Kepler ayrıca parlaklıktaki değişim periyotlarını da inceleyerek, geçiş yapan gezegenin hızını, dolayısıyla bulunabileceği yörüngeyi de belirleyecek.

CCD’ler 14. kadirden daha parlak yıldızlara ait bilgileri kaydedecek. Yıldızların görüntüsünden çok parlaklık farkları önemli olduğundan, fotometrik hassaslığı arttırmak adına teleskop bilerek netleştirilmemiş durumda.  100.000 yıldızı devamlı olarak eşzamanlı kaydedilecek bilgileri uzayaracında saklanacak ve haftada bir kez dünyaya gönderilecek.

‘İyi odaklanmamış’ olan Kepler hem mercek hem de aynanın kullanıldığı Schmidt-Cassegrain tipinde bir Katadioptrik teleskop. Tüm görevi boyunca sadece belli bir grup yıldıza odaklanması, ölçüm kararlılığını büyük oranda arttırırken, uzayaracının tasarımının da basit olmasını sağlamış. Uzayaracında itkiyi sağlamak için az miktarda sıvı bulunuyor.

Uzayaracı Dünya’yı takip eden Güneş merkezli (heliocentric) bir yörüngeye sahip. Bir turu 372,5 günde atması sebebiyle Kepler yavaşça Dünya’nın gerisinde kalacak ve 4 yıl sonra mesafe 0,5 AB’e çıkacak. Uzay aracı 3,5 yıl görev yapacak şekillde tasarlansa da bu süre uzayabilir. Mars gezginleri, Mir Uzay Üssü, Hubble Teleskobu gibi pek çok uzayaracı tahmini görev sürelerinden çok sonraları bile fazla mesailerini sürdürdüler veya hâlâ sürdürüyorlar.

kaynak:

NASA’nın Kepler görevi sayfası | uzayveastronomi.comkepler.nasa.gov/sci/basis/goals.html | physorg.com

Share
Şubat 25th, 2009 by astroturk

Bugüne kadar 288 yıldız yörüngesinde 340 güneş ötesi (extra solar) gezegen keşfedildi; Hiçbiri bizim gezegenimize benzer yapıda olmayan (kayaç ve ılık yörüngede bulunan) bu gezegenler, bizim sistemimizdeki Jüpiter, Satürn gibi gaz devlerine benziyor. Fakat bu durum yakında değişebilir.

NASA, diğer yıldızların yörüngesinde bizimkine benzer kayaç, sıvı su bulunabilecek olan ılık bölgede yeralan gezegenleri bulmak için, ünlü Alman gökbilimci (+ fizikçi ve matematikçi) Johannes Kepler‘in adını verdiği Kepler teleskobunu uzaya fırlatmaya hazırlanıyor. Türkiye saati ile 6 Mart 5.48′de fırlatılması bu yeni teleskop güneş sistemi dışındaki gezegenlerin araştırılmasında bir dönüm noktası olacak.

Teleskop 3,5 yıl boyunca 100.000′in üzerinde güneş benzeri yıldızı inceleyecek. İncelenecek yıldızlar Samanyolu’nun Kuğu (Cygnus) ve Çalgıcı (Lyra) takımyıldızlarında bulunuyor (alttaki resim). Eğer dünya boyutundaki gezegenler genel olarak yaşanabilir bölgede (yüzeydeki suyun sıvı halde kalabildiği uzaklıklar) bulunuyorlarsa, Kepler’in bunlardan düzinelercesini belirlemesi bekleniyor. Öte yandan bu tür gezegenler sık rastlanan şeyler değilse, Kepler hiçbir şey bulamayabilir. Aşağıdaki görüntüde Kepler’in görüş alanı (Kepler Field of View) gösteriliyor:

ayna ayna söyle bana, var mı bu evrende bizimkine benzer bir gezegen?

Bu sorunun yanıtını arayacak olan teleskop, milyonda 20′lik parlaklık değişimlerini kaydedebilecek yeteneğe sahip. Periyodik olarak yıldızları gözleyecek olan Kepler, bu şekilde, yıldızının önünden geçen gezegenin nedeniyle meydana gelen parlaklıktaki çok hafif azalmayı farkedecek. Bulunan gezegenler 3 yıl gözlenebileceği için, teorik olarak yörünge hareketini yaklaşık bir dünya yılında tamamlayacak olan bu gezegenlerin yörüngeleri belirlenebilecek.

Uzaya çıkacak en güçlü CCD kameraya sahip olan (95 megapiksel), 500 milyon dolarlık Kepler’in aynı zamanda uzaya çıkan en karmaşık donanım olacağı belirtilmiş.

Kepler’in uzaya ilk çıktığında, öncelikle Satürn ve Jüpiter benzeri büyük gaz devlerini fark etmesi bekleniyor. Biliminsanları zaman içersinde Dünya hatta Dünya’dan küçük olan Mars ve Merkür boyutlarında gezegenleri bulmayı umut ediyorlar. Fakat aceleleri yok; Dünya benzeri bir gezegen bulduklarında, bunun gerçekten de Dünya’ya benzediğinden emin olduktan sonra keşiflerini duyurmak niyetindeler.

kaynak: science.nasa.gov ve gokyuzu.org (makalenin Türkçesi) | planetquest.jpl.nasa.gov | universetoday.com | görsel: ballaerospace.com (Kepler albümleri)

Share
Şubat 9th, 2009 by astroturk

Amerika Birleşk Devletleri’nin ilk siyahi başkanı ünvanı ile başkanlık koltuğuna oturan Barack Obama‘nın yemin töreninde, Mars gezginlerinin de sahip olduğu ileri teknoloji bir kamera da kullanıldı.

1.474 megapiksel gibi olağan üstü bir çözünürlüğe sahip bu kamera (sıradan dijital fotoğraf makinaları genelde 10 megapikseli geçmiyor) Gigapan olarak adlandırılmış. Bu ticari sürümün temeli ise NASA araştırmalarına dayanmakta. Uzay çalışmalarının hayatımıza yeni bir katkısı daha, ama ne katkı; bu kamerayla yapılan çekimler sayesinde büyük bir panorama içindeki en ufak ayrıntıları incelemek mümkün.

inauguration_strip2

ABD'nin yeni başkanı Barack Obama'nın göreve başlamadan önce yaptığı yemin töreninin bu panoramasının her ayrıntısı incelenebiliyor.

Tek bir tanesi 2 Gb hafıza gerektiren bu panoramik görüntüleri kelimelerle anlatmak imkansız, en iyisi bu adresten kendi gözlerinizle görmeniz.

enduranceplus_opportunity_k

Mars gezginleri, bugün ticari bir ürün olarak piyasada bulunan gigapan teknolojisine sahip kameralardan (Pancam) birer tane var. Bunlar çevrelerinde 360 ve yukarı aşağı 180 derece hareket etme kabiliyetine sahip. Böylece her yönden görüntü alabiliyorlar. Ayrıca kameralar göz hizasında olduğundan, bilim insanları Mars’da dolaşma hissini daha raha yakalayabilmekteler.

Panoramik görüntüler tek bir anda çekilen birçok görüntünün birleştirilmesiyle oluşuyor.  Ticari Gigapan görüntüleyicisiyle çekilen yemin töreni panoraması toplam 15 dakika içinde çekilen 220 ayrı pozun bileşiminden meydana gelmiş.


kaynak:

wikipedia | science@nasa | gigapan.org |


Share
Şubat 6th, 2009 by astroturk

Dünya’nın yörüngesine, Ay’a, başka gezegenlere veya Güneş Sistemi’nin dışına çıkacak uzay araçlarını üretmek son derece karmaşık ve zor bir iş. Steril ortamlarda, vücutlarını tamamen örten beyaz giysiler içinde çalışan mühendisler ve biliminsanları, yüz milyonlarca dolarlık araçları tıpkı bir zanaatkarın inceliğiyle işlerler.

Yukarıdaki görüntüler Mars Bilim Laboratuvarı’na ait (Mars Science Laboratory).  NASA mühendisleri, kuyumcunun değerli bir taşı yüzüğe yerleştirmesi gibi, yeni Mars gezginini koruyucu  kabuğun içine saatlerce süren itinalı bir çalışmayla yerleştirmişler.

kaynak: marsprogram.jpl.nasa.gov

Share
Kasım 17th, 2008 by astroturk

Gemini Gözlemevi’nin, Altair uyarlayıcı optik sistemi ile Yakın-Kızılötesi Görüntüleyicisine (NIRI) sahip Gemini Kuzey teleskobu Güneş Sistemi dışındaki gezegenleri görüntülemeyi başardı.

Yukarıdaki resimde gezegenler b ve c harfleri ile gösterilmiş. B gezegeni ~7 Jüpiter kütlesine sahip ve yıldızından 70 astronomi birimi (AB – Dünya ile Güneş arasındaki ortalama uzaklık: 150 milyon km) uzaklıkta. C harfi ile işaretlenen gezegen ise 10 Jüpiter kütlesine sahip ve 40 AB uzaklıktaki bir yörüngede bulunuyor. Merkezde bulunan parlak yıldız, gezegenlerin görünürlüğünü arttrımak amacıyla bloklandığından, resimde gözükmüyor.

İki gezegenin, güneş sistemimiz dışında doğrudan görüntülenen ilk gezegenler olmaları, buluşa önem kazandırıyor. Şimdiye kadar gökbilimcilerin başka yıldız sistemlerinde yeni gezegenler keşfettiklerinde, görebildiğimiz yalnızca yıldızın parlaklık ya da hız grafiklerindeki kıpırtılı çizgilerdi. Bu yeni buluşta ise elimizde tam olarak gezegenlerin görüntüsü var.

Sözü edilen ev sahibi yıldız 130 ışık yılı uzağımızda bulunuyor. HR 8799 olarak adlandırılan yıldızın zayıf ışığı, şehrin ışıklarından yeterince uzaklaşıldığında çıplak gözle seçilebilir. Küçük bir teleskop ya da dürbüne sahip olanlar daha rahat gözlemleyebilirler. Yıldız Kahraman (Perseus) Takım Yıldızında bulunuyor. Dileyenler aşağıdaki gök haritası yardımıyla yıldızın yerini bulabilirler:

Yaklaşık 60 milyon yıl önce oluşan gezegenler, kütle çekimin etkisiyle içe doğru çökerken açığa çıkan ısıyla parlayacak kadar gençler. Parlaklık ve renk analizleri, gezegenlerin 7-10 Jüpiter kütlesinde olduklarını gösteriyor.

HR 8799 1,5 Güneş kütlesinde ve 5 kat daha parlak ama dikkat çekici şekilde daha genç. Uydular ile yapılan kızılötesi gözlemler yıldızın yörüngesinde ağır, soğuk bir toz diskinin kanıtlarını gösteriyor. Çevresindeki kütlenin bir araya gelerek gezegenleri oluşturacağı bu yıldız, bizden 300 ışık yılı uzaklıkta bulunan yıldızlar içinde en büyük kütleli diske sahip olanlardan biri.

Geçtiğimiz on yıl içinde iki yüzden fazla gezegen keşfedildi, ama bunların hepsi de, kütlelerinin etkileşimi sonucu yıldızlarının yalpalamasının tespitine dayanan, doğrudan olmayan bir metodla keşfedildi. Gezegenleri doğrudan görüntülemenin yararı, onların sıcaklık ve bileşimleri gibi özelliklerini ortaya çıkarabilme imkanı vermesi.

Kaynak: physorg.com

Share
Nisan 10th, 2008 by astroturk

Yüksek rekabetin olduğu ticari uzaygemileri pazarında, oyunda kalabilmek için geniş ceplere ihtiyacınız var.

Daha iyi mali kaynaklara sahip firmalarca alt edilip başarısızlığa uğrayan Rocketplane‘in durumu bunu gayet net bir şekilde ortaya koyuyor.

Rocketplane, tutkusu olan faliyet alanında büyük ölçüde gözden düştü: Aynı anda hem altyörünge turist pazarına hem de NASA-servis yörüngesi pazarına tutundu, ve bunları, Virgin Galactic‘in Richard Branson’u gibi bir milyarderin yardımları olmadan yapmayı denemişti.

Kaynak: wired.com |

Share
Şubat 8th, 2008 by astroturk

 Atlantis fırlatıldı

Uzay mekiği atlantis 7 astronottan oluşan mürettebatı ile fırlatıldı. Mekik, Avrupa’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na birincil katılımı olan ve deney ve araştırma araçlarının bulunduğu raflarla dolu, Columbus bilim laboratuvarını taşıyor. Laboratuvar aynı zamanda vakum ortamında deney yapmaya yarayan dış bölmelere sahip.

Kaynak : nasa.gov

Share