Ocak 2nd, 2010 by astroturk

Güneş uzun zamandır pek etkin değildi. Yeni döngünün ilk lekelerinden birini hava muhalefeti nedeniyle kaçırmıştım. Fakat 2009 geride kalırken uyuyan devimiz uyanmış gibi gözüküyor. Etkinliği artan yıldızımız gözlemcilere güneş lekeleri konusunda artık daha cömert davranmaya karar vermiş olmalı. Yılın son günü dürbünle yansıtma yöntemiyle leke 1039′u görme şansım oldu.

2010 yılı içersinde daha fazla leke göreceğiz muhtemelen. Minimuma giren güneşimizle beraber rafa kaldırdığım “güneş dürbünü” projemi (Leke) bu ay tekrar gündemime almayı düşünüyorum.

Çoğu unutulan veya gelecek yıla devredilen kararlar alma dönemi olarak yılbaşlarını değil doğum günümü kullanıyorum. Pratikte fazla bir şey değişmiyor tabi. Yine de bir değişiklik yapıp bu yılbaşı Leke’nin yapımına başlama kararı alayım dedim. Doğum günüme bir ay var. Belki bu fazladan karar etki eder de geçen yaş günümde aldığım Leke’yi tamamlama kararımı bir ay içinde gerçekleştiririm.

Bu projenin ayrıntılarını daha sonra yazarım.

Eğer siz de 2010 yılında daha fazla güneş gözlemi yapmayı planlıyorsanız, gökbilim forumundaki şu başlığa göz atmanız faydalı olabilir. Şayet bir gözlem aracınız varsa, Güneş’i doğrudan gözlemeniz için gerekli güneş filtresini ucuza temin edebilirsiniz böylece. Ben de teleskobum için siparişimi verdim.

Yeni çıkan güneş lekelerini ve güneş lekelerinin konumunu öğrenmek içinse spaceweather.com sitesini kullanabilirsiniz.

Share
Aralık 29th, 2009 by astroturk

Yeni yıla parçalı ay tutulması ardından gireceğiz; Astronomi Yılına yakışan bir son. Astronomi Yılı bitiyor bitmesine ama elbette gökbilim de devam ediyor, AstroTürk de.. 2010 yılının ay tutulmasının ardından başlayan ilk ayında özel bir şeyler yapmaya karar verdim: Ocak ayı boyunca tek doğal uydumuz olan Ay’a ağırlık vereceğim. Bazı yazılar hazır, bazılarıysa ay içersinde tamamlanacak. Yine farklı konulardan da yazılar olacak tabi.

Yeni yılınız şimdiden kutlu olsun :)

Share
Aralık 24th, 2009 by astroturk

NGC 2264 katalog numarası Tekboynuz Takımyıldızı’na dahil olan birden fazla gökcismini tanımlıyor: Koni ve Tilki Kürkü bulutsularıyla Kar Tanesi ve Noel Ağacı yıldız kümelerini. Tüm bu cisimler bizden ortalama olarak 2600 ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır.

Koni Bulutsusu’nu şeklinden ötürü en altta kolayca farkedebilirsiniz. Üstünde gözüken yıldızlar ise Noel Ağacı Kümesi’ne ait. Tilki Kürkü Bulutsusu da Noel Ağacı’nın üstünde kalan açık yeşil bölge civarı. Tilki Kürkü çevreede yeni oluşan yıldızlardan gelen iyonlarla parlayan bir emisyon bulutsusuyken, soğuk hidrojen ve tozlardan oluşan Koni yıldızlardan gelen ışığı geçirmeyen bir karanlık bulutsu.

Noel’i kutlayacak olan AstroTürk okuyucularına mutlu Noeller diliyorum.

kaynak: viki |

Share
Aralık 16th, 2009 by astroturk

Merkür’ün neredeyse tüm yüzeyini (%97,72) kapsayan küresel yüzey haritası, Amerikan Astrojeoloji Bilim Merkezi tarafından yayınlandı. Bu yeni harita geçmiş Merkür görevlerinde elde edilen yüzey görüntüleri ve devam eden MESSENGER uzayaracı görevinin elde ettiği verilerle oluşturuldu.

MESSENGER uzayaracı 2008 Ocak ve Ekim aylarıyla 2009 Eylül’ünde gezegene yakın geçişler yapmış ve on yıllar önceki Mariner 10 görevi sayesinde yarım yamalak bildiğimiz (%43,01) Merkür yüzeyinin daha büyük kısmını keşfetmemizi sağlamıştı. Uzayaracı 2011 Mart’ında gezegenin yörüngesine oturacak.

kaynak: wired.com | astrogeology.usgs.gov |

Share
Aralık 9th, 2009 by astroturk

Yukarıda, Mars atmosferinde tespit edilen metan gazının yoğunluğu gösteriliyor. Kırmızı bölgeler en yoğun, maviler ise en düşük yoğunluğu belirtiyor.

Araştırmacılar Mars’ta 1999, 2001 ve 2003 yıllarında geniş çapta metan gazı izine rastlamıştı. Fakat metanın kaynağı veya miktarı bilinmiyordu. Yeni yapılan bir araştırmayla seçenekler azalmış gibi gözüküyor.

Bazı araştırmacılar Mars metanın kaynağının düşen göktaşları olabileceğini düşünüyor.  Teorilerine göre, göktaşlarının düşerken ulaştığı yüksek sıcaklıklarda meydana gelebilecek kimyasal reaksiyonlarla, atmosfere metan ve diğer gazlar salınabilir.

Fakat yapılan yeni çalışma, Mars’a düşen göktaşlarının oluşturabileceği metanın çok küçük hacimde olacağını gösteriyor. Imperial Colloge London’da, meteor düşüşlerinin yaratıldığı laboratuvar ortamında, ortaya çok az miktarda metan çıkmış. Bilim insanlarının yaptığı hesaplamaların sonucu, Mars’ta her yıl yalnızca 10 kg metan oluşabileceğini gösteriyor. Bu miktar, Mars atmosferini dolduran 100 ile 300 ton arasındaki miktarın çok altında.

Araştırmayı yapan bilim insanları, varılan sonucun, 2018 yılında Mars’taki metanı ortaklaşa araştırmayı planlayan NASA ve ESA araştırmacılarına yardımcı olacağını düşünüyor.

Peki bu seçenek gerçekten elendiyse, geriye hangi ihtimaller kalıyor?

Dünya’da metanın (CH4) en büyük kaynağı oksijensiz ortamda gerçekleşen çürüme reaksiyonlarıdır. Evsel atıksular veya çöplerden elde edilebilen biyogaz aslında büyük ölçüde metandan oluşur.

Mars’ta metan bulgusu, araştırmacıları bu yüzden heycanlandırıyor. Çünkü metanın kaynaklarından bir tanesi yukarda bahsettiğim gibi organik süreçlerdir. Yani seçeneklerden biri canlılık!

Diğer seçenek ise volkanizmayla ilgili. Volkanik bölgelerde bulunan su da kimyasal reaksiyonlar sonucu metan oluşumuna sebep olabilir. Yani bu kinci sebep de bizi Mars’ta su bulunduğu ihtimaline götürüyor. Sonuçta Mars, NASA’nın Mars programının başında bulunan Michael Meyers’in dediği gibi bir şekilde aktif olabilir: organik veya volkanik olarak. İki seçeneğin de geçerli olmaması için bir sebep de yok elbette. Gelecekte yapılacak çalışmalar bu konuyu aydınlığa kavuşturacaktır.

Metan, Mars atmosferinde güneş ışınlarının etkisiyle gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar sonucu sürekli olarak azaldığından ömrü çok uzun olmuyor. Bu yüzden gezegende bir metan birikimi olmuyor.

kaynak: universetoday.com- 1 | universetoday.com-2 |

Share
Aralık 3rd, 2009 by astroturk

Spirit, 6 yıldan beri ikizi Opportunity gibi Mars’ta geziniyor. Bunca uzaklıktan robotlar gezdirmek, hele ki misafirsever sayılmayacak bir gezegende, hiç kolay değil. Spirit, 2006 yılında ikizi kuma saplanıp kaldığından beri daha temkinli yürütülüyordu.

Resmi görevler süreleri (90 gün!) yıllar önce dolan robotlar, Mars’ın geçmişinde varolduğu umulan suyun, bugüne kalan izlerini arıyorlardı. Milyonlarca yıl önce kayıplara karışan suyun geçmişteki varlığını ele verebilecek şeyler ise, su ortamında oluşan mineraller. Gezegen bugün kuru görünse de bulunabilecek bu tarz mineraller, Mars’ın sulu geçmişini gün yüzüne çıkartabilir.

Antik bir göl yatağına inen Opportunity (Fırsat) için böyle bir ipucu bulma ‘fırsatı’ daha fazlaydı. Spirit’in işi ise daha zor. tekrarlanan meteor darbeleri sonucu açığa çıkan lav akıntılarıyla oluşmuş bazaltik alanında geziniyor.

Fakat kendisine daha az şans tanınan özgür ruh Spirit (Ruh), geçmişteki suyun izine sanılandan çok daha yakın olabilir. Hatta belki de tam üzerinde duruyor!

Spirit su varlığında oluşan bir mineral olan demir hidroksite rast geldi. tam bu sırada, küçük bir kraterin kenarında, gevşek toprağa battı. Battığı noktadan kurtulmaya çalışırken toprağı kazan tekerleği de bir başka ipucunu, sülfatları açığa çıkardı.

Volkanik bölgede sülfat varlığı akıllara sülfat içeren su buharı bacalarını getiriyor. Buhar, volkan varlığının güç verdiği hidrotermal hareketle bağlantılı. Suya delil olabilecek böyle bir yapı aynı zamanda mikrobiyal yaşamı destekleyebileceğinden ötürü de önemli.

Spirit’in buluşunu daha iyi inceleyebilmesi için öncelikle saplandığı yerdençıkması lazım. NASA Jet İtki Laboratuvar’ında mühendisler, Spirit’in haffi bir ikiziyle testler yapıyorlar. İkizinin daha hafif olmasının nedeni Mars’ın düşük çekim gücünü taklit etmek. Müendisler bu hafif gezgini, Spirit gibi kuma batırılıp ne  tarz bir manevra ile kurtulabileceğini görmeye çalışıyorlar.

kaynak: science@NASA (astronomidiyari.com adresinde Türkçesi var.) |

Share
Aralık 2nd, 2009 by astroturk

Tozlar dünyada mobilyalarımızın üstünde biriken, hapşırığa neden olan sinir bozucu şeylerdir. Kozmik tozlar da arkalarında bulunan manzaradan görünür ışığın geçmesini önleyerek astronomların çalışmasını engeller. Buna karşılık yıldız oluşum bölgesindeki tozlar üzerinde çalışmak, astronomlara yıldızları oluşturan maddelerin içeriğini ortaya çıkarmada yardımcı olur. Buradaki tozlar zaman zaman güzel pozlar da verebiliyorlar. Hubble Uzay Teleskobu, bu muhteşem manzaralardan bir tanesini daha görüntülemeyi başarmış:

Fotoğrafta, İris Bulutsusu adıyla da bilinen NGC 7023′ün detayları görülüyor. NGC 7023 bir yansıma bulutsusu. Üst tarafta gördüğünüz parlaklık, yakındaki HD 200775 isimli yıldızın ışınlarının, tozlar tarafından yansıtılmasıyla oluşuyor.

kaynak: universetoday.com | spacetelescope.org |

Share
Kasım 25th, 2009 by astroturk

Cassini uzayaracınca çekilen, Satürn’ün 472 durağan görüntünün birleştirilmesiyle oluşturulan kutup ışıkları (aurora) videosu NASA tarafından yayınlandı.

Videoda, Satürn’ün kuzey yarıküresi üzerinde yaklaşık 1200 km yukarıda oluşan kutup ışıklarının hareketi görülüyor. Satürn’nün daha hafif hidrojen atmosferinde, Dünya’nın daha ağır olan azot (nitrojen) – oksijen atmosferine göre kutup ışıkları çok daha yükseklere ulaşıyor.

Daha önce de gezegene ve Titan ile Enceladus adlı uydularına ait görüntüler yollayan Cassini uzayaracı, Satürn’ün kutup ışıklarını daha önce  mor ve kızılötesi dalga boylarında görüntülemişti. Yeni görüntüler görünür dalga boyundalar. Görüntüleme takımı ışıkları belirginleştirmek için görüntülere bazı eklemeler yapmış. Kutup ışıklarının gerçekte ne renk olduğu ise henüz anlaşılmış değil.

kaynak: wired.com |

Share