Kasım 15th, 2009 by astroturk

Gündoğdu’da zeytin hasadına katılmak için site işlerine yaklaşık bir hafta  ara vermiştim. Zeytinleri topladım, yağlarını sıktırdım, geri geldim..  Gelir gelmez de ben buralarda yokken gökbilim cephesinde neler olmuş diye arşivleri inceledim ve önemli gördüğüm haberleri özetledim:

LCROSS uzayaracının – hani şu NASA’nın Ay’ı bombaladığı – gönderdiği verilerin sonuçları açıklandı. Buna göre uydumuzun sandığımız kadar kurak olmadığı anlaşıldı. Daha önce de yüzeyinde mikro düzeyde su olduğu kanıtlanmıştı.

Ay’daki su varlığı, uydumuz üzerindeki insanlı uzay çalışmaları için oldukça önemli. Dünyada bolca bulunan suyun uzaya çıkartılması çok masraflı. Eğer Ay’daki su kaynakları kullanılabilirse, dünyadan oaya su taşıma zahmetinden kurtulacağız. Ay’daki su, bileşenleri olan hidrojen ve oksijene ayrıştırılarak uzayaraçlarında yakıt olarak kullanılabilme potansiyeline de sahip. Bu da Ay’da yapılacak uzay çalışmalarında maliyetleri düşürmekte önemli bir fırsat sağlayacaktır. Suya sahip Ay, Mars için çok daha iyi bir sıçrama tahtası olacak.

kaynak: science.nasa.gov |

İstanbul’daki kötü havalara denk geldiği için güzel bir güneş lekesini gözlemleme şansını kaçırmıştım. 1029. Gerek çalışmaktan gerekse bulutlardan dolayı güneş ne alemde diye bakmaya fırsat bulamadım. Atmosfer şartlarından bağımsız SOHO uydusu ise 12 ve 13 kasım tarihlerinde çektiği görüntülerden şu hareketli görüntü oluşturulmuş:

1029 Güneş’in diğer tarafındaki yolculuğunu sürdürmekte. Gözden kaybolalı iki hafta geçmiş. Şimdilerde tekrar görünür olmanın arifesinde. Eğer havalar da müsade ederse bu kez 1029′u görebileceğiz.

kaynak: spaceweather.com | Bir de eski yazılarım var: bu ve bu.

NASA’nın deneme fırlatması yaptığı Ares-I roketi, Time Magazine’ce “2009′un en iyi buluşu” seçilmiş. Time’ın “2009′un en iyi 50 buluşu” listesinde yer alan buluşların bir kısmı şunlar: “görünmez yıldızlar için teleskop“, “kanatsız fan”, “ışınlama”, “Sky King” adındaki tüm zamanların en iyi kağıt uçağı; evet, NASA’nın teknoloji harikası roketi bir kağıt uçakla kıyaslanmış.

kaynak: universetoday.com | time.com |

CERN’de bir türlü başlayamayan Büyük Patlama Deneyi, LHC (Large Hadron Collider – Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) gelecek hafta başlayacakmış. En son teknik aksaklık sebebiyle deney ertelenmişti.

Bu arada CERN’de görevli Türk bilim insanı Kerem Cankoçak’ın HaberTürk’te röportajı çıkmış. Gündoğdulu Kerem Hoca bu yaz köyümüzde CERN’deki deneyle ilgili bir sunum yapmıştı.

kaynak: wired.com | haberturk.com | gundogdukoyu.com |

Planetary Society astronom Carl Sagan’ın 75. doğumgünü anısına, uzaya güneş ışınlarının gücüyle yol alacak uzayaraçları yollayacağını duyurmuş. Duyuruya göre proje 2010 yılının sonunda başlatılacak. Planetary Society birkaç yıl içinde 3 farklı güneş yelkenli uzayaracını uzaya göndermeyi planlıyor.

LightSail-1 adlı ilk araç dört adet üçgen yelkene sahip olacak [aşağıda]. Uçurtmaya benzeyen bu araç Dünya’dan 800 km uzaklıkta yelkenlerini açacak ve Güneş’ten gelen fotonların gücüyle yol alacak. 800 km yükseklik, sayesinde araç Dünya’nın sürtünmeye neden olan üst atmosferinden yeterince uzak olacak. Uzay yelkenlisi yalnızca  yörüngede kalmasını sağlayan dünyanın çekim gücüne ve yörünge enerjisini arttıracak güneş ışınlarının basıncına maruz kalacak.

İlk olarak Kepler’in “güneş rüzgarlarıyla seyehat” fikriyle ortaya çıkan güneş yelkenleri uzun yıllar bilimkurgu olarak kalmıştı. Bu ilginç tasarımlı araçları gerçeğe taşıyansa mylar adı verilen bir malzeme oldu. Çok güçlü olmayan güneş ışınlarıyla hareket sağlayabilmek için geniş ve hafif yelkenlere ihtiyaç var. Ağırlığına göre oldukça sağlam olan mylar güneş yelkenleri için ideal bir malzeme. olma özelliğine sahip.

Lightsail-1, 32 metre kare yelken alanına sahip olacakmış. Birinci LightSail başarılı olursa LightSail 2 projesiyle Dünya’nın ötesine ulaşılmaya çalışılacak. Son olarak da dünyadaki güç sistemlerine zarar verebilen güneş fırtınalarına karşı erken uyarı istasyonu vazifesi görecek LightSail 3 görevi gündeme gelecek.

kaynak: universetoday.com | planetary.org |

Geçen hafta içinde gerçekleşen bir diğer gelişme ise bir faciayı sessiz sedasız atlatmamız. 2009 VA adı verilen bir göktaşı Dünya’nın 14.000 km yakınından geçip gitmiş. İşin ilginç yanı bu cismin Dünya’ya yakın geçişinden sadece 15 saat önce belirlenebilmesi. 7 metre çapındaki 2009 VA gibi göktaşları her iki yılda bir Dünya’nın çok yakınından geçiyor ve beş yılda bir de isabet kaydedip Dünya’ya düşüyorlar!

13 ay önce 2008 TC3 adlı bir göktaşı Afrika’da kalabalık olmayan bir alana düşmüş.

kaynak: universetoday.com |

Son olarak da NASA 2012 şarlatanlarına ayar vermiş. Fakat bu konuyu daha geniş incelemek için  sonraya bırakıyorum.

Share
Ekim 28th, 2009 by astroturk

NASA’nın iPhone cep telefonları için geliştirdiği NASA App uygulaması duyuruldu.

Uygulama son güncellemeleri size sunabiliyor, NASA’ya bağlı çeşitli kaynaktaki resim ve videoları gösterebiliyor, fırlatma geri sayımlarına, NASA günün resmine ve günün astronomi resimlerine erişimi sağlıyor. NASA App UUİ’nin o anki konumunu, hangi uydunun ne zaman geçeceğini ve nerede görülebileceğini de belirtiyor. Detaylı bilgiye bu adresten (İng.) ulaşılabilir.

kaynak: universetoday.com |

Share
Ekim 26th, 2009 by astroturk

Birleşik Devletler İnsanlı Uzay Planları Gözden Geçirme Komitesi veya diğer adıyla Augustine komisyonu nihai raporunu yayınladı. Raporda gelecek 15-20 yılı kapsayacak insanlı uzay çalışmaları için tek bir özel hedef yerine 5 esnek alternatif üzerinde durulmuş.

Ay’a geri dönüş ve Mars’a insan yollamak gibi iki zorlu ve pahalı görevden önce uygulanabilecek daha küçük çaplı projeler önerilmiş. Bunlar Ay ve Mars’ın çevresinde dönmek, bir asteroide, Phobos veya Deimos ‘a inmek gibi daha ufak çaplı projeler.

Şüphesiz bunun en önemli gerekçesi maliyetler. Raporda NASA’nın yıllık 3 milyar dolarlık ek kaynağa ihtiyacı olduğu belirtilmiş. Alçak dünya yörüngeleri için özel teşebbüslere vurgu yapılmakta. Şimdilik geliştirme safhasında olan özel şirketler önümüzdeki yıllarda, en azından alçak dünya yörüngelerinde etkilerini arttıracaklar.

İşte komisyonun beş alternatifi:

1. Diğer programlar olduğu gibi sürdürülür, fakat uzay mekiği programını 2011′e ve Uluslararsı Uzay İstasyonu (UUİ) 2020′ye kadar uzatılır. Fazladan kaynak olmadan, Ares roketleri 2020′ye kadar hazır olamazlar ve Ay’a gitmek için asla yeterli para olmaz.

2. Mevcut bütçe devam ettirilir, Ares I ıskartaya çıkarılır, Ares V’in hafif bir versiyonu geliştirilir (ağır Ares V’in 2/3′ü kadar) ve UUİ’nu 2020′ye kadar devam ettirmek için ekstra fonlar uzay istasyonuna kaydırılır. Ticari LEO (alçak dünya yörüngesi) insanlı uzay aracı satın alınır.

3. Yıllık 3 milyar dolar ek bütçeyle Ay’a gitmek için Constellation (takımyıldız) programını başlatımak. UUİ, 2025 yılına kadar Ay’a geri dönmeye imkan sağlamak için 2016′da yörüngden çıkartılmalı. Bunun anlamı istasyonun Mir’in kaderini paylaşması oluyor.

4. Yıllık 3 milyar dolar ek. UUİ 2020′ye kadar devam ettirilir ve Ay’a 2025 gidilir. Ağır yükseltme için ya Ares V Lite, veya Shuttle-C kullanılır.

5. Yıllık 3 milyar dolar ek. Uzay meekiği programı 2011′e, UUİ 2020′ye kadar sürdürülür. Ay’a ayak basmak yerine, yörüngesine gitmek tercih edilir veya Dünya’ya yakın cisimlere gidilir ve Mars’a gitmek için hazırlanılır. Ares V Lite veya EELV – Evolved Expendable Launch Vehicles (Geliştirilmiş Sarf Edilir Kalkış Aracı) kullanılır.

Görüldüğü gibi, mevcut kaynakları arttırılmadığı taktirde NASA’nın 15-20 yıl içersinde Ay’a gitmesi zor, Mars’a gitmesi ise hiç mümkün değil. NASA’nın kaynaklarının şu an için küresel mali kriz sebebiyle artmayacağı görülüyor.  Ekonomi düze çıktığında ise artıp artmayacağı, artarsa ne kadar artabileceği de belli değil. Bana kalırsa, dış borçlarla yürütülmeye çalışan ABD ekonomisi kolay kolay pahalı bir uzay programını destekleyemez.

Ay ve Mars’a insanlı seferlerin başlamasının tek yolu NASA’nın çokuluslu ortaklıklara girişmesi. Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Rusya, Çin ve Hindistan’ın da ya teknolojik yetersizlik ya da ekonomik imkansızlıklar nedeniyle bu işi tek başlarına yapamayacaklarını düşünürsek ortaklık iyi bir seçenek olacaktır. Politik nedenlerle birden fazla ortaklık olması da ihtimaller dahilinde.

Share
Ekim 18th, 2009 by astroturk

NASA 2011 yılında Mars gezegenine Mars Bilim Laboratuvarı (Mars Science Laboratory – MSL) adında yeni bir gezgin göndermeyi planlıyor. Uzay araştırmaları tarihine bir kez daha adını yazdırmayı planlayan NASA biz sıradan insanlara da tarihin parçası olun diyor.

Mars’a adınızı yazdırma işi esasen, MSL içindeki bir mikroçipe adınızın kaydedilmesi şeklinde oluyor. Yarıiletken endüstrisinde silikonun çok kullanıldığını düşünürsek, adınız tarihe silikon harflerle yazılacak diyebiliriz. Bu adresteki formu doldurarak ismi Mars’a gidecek kişiler arasına katılabilirsiniz.

Formu doldurduktan sonra size, isterseniz yazıcıdan çıktısını alabileceğiniz bir sertifikanın adresi veriliyor. Türkçe karakter sorunu konusunda uyarmalıyım. Bazı harflerimiz ? şeklinde çıkıyor.

Hangi ülkeden ve ABD eyaletlerinden kaç kişinin adını Mars’a yazdırmak istediğini bu sayfadaki listeden takip edebilirsiniz. Başı elbette ABD çekiyor. ABD içinde de uzay araştırmaları konusunda önde gelen merkezleri barındıran Teksas ve Florida eyaletleri ilk üçte görülmekte. Ülkelerin sırası yazmıyor ancak ben en son baktığımda Türkiye henüz 4200 barajını aşamamıştı.

Share
Ekim 9th, 2009 by astroturk

Milyarlarca yıldır gök taşlarının hedefi olan ve bu çarpışmalardan arta kalan kraterlerini zevkle izlediğimiz Ay’ı, bu defa NASA vurdu. NTV’nin canlı yayınının kaydını NTVMSNBC.com adresinden izleyebilirsiniz. Konunun detaylarını science@NASA çevirisiyle gokyuzu.org‘dan okuyabilirsiniz.

Share
Ekim 8th, 2009 by astroturk

Rusların resmi uzay turizmi şirketi Space Adventures (Uzay Maceraları), soyuz kapsülleriyle aynı anda iki uzay turistini uzaya çıkartma planları yapıyor. Her şey yolunda giderse, proje 2012 yılında hayata geçecek.

Soyuz (Birlik) uzayaraçları RSC Energia şirketi tarafından üretilmekte.  Şirket yılda 4 adet Soyuz uzayaracı üretebiliyor. Proje kapsamında planlanan ise bu sayı 5′e yükseltilip, Space Adventures için bunlardan yılda en az bir tanesini kullanabilme yolunu açmak.

Kapasitenin geri kalanı ise, UUİ programına ayrılmakta. uzay istasyonuna mürettebat ve malzeme taşımak için yılda 4 adet Soyuz’a ihtiyaç duyuluyor.

Space Adventures, fazladan üretilen Soyuz’un üretimi, fırlatması ve mürettebat komutanı olacak bir Rus kozmonotun yıllık ücretini ödeyecek.

Uzay turizmi son yıllarda yatırımcıların ilgisini çeken bir alan. Bunun için çok sayıda uzay aracı tasarlayan ve üreten şirket var. Buna karşın dünyada uzaya turist çıkartan yegane şirket Space Adventures.

Özel şirketler gelecekte daha ucuza insanları uzaya çıkartabilecek olsa da şimdilik tekel durumundaki SA ile uzaya çıkıp 10 gün UUİ’de konaklamanın bedeli 35 milyon dolar. Günlüğü 3,5 milyon ile UUİ en pahalı otel sayılabilir. Kesinlikle dolar milyarderlerine hitap eden bir hizmet. Bu bedeli ödemeye hazır kişiler arasında da zaten Google’ın kurucularından Sergey Brin gibi milyarderler var.

Uzay turizmi için tasarlanmamış Soyuz’ların kapasitesi normalde bir turiste yetiyor. Turiste ayrılabilen bir koltuk dışında, komutan ve uçuş mühendisi olmak üzere iki kişilik zorunlu mürettebat kadrosu var.

Koltuk sayısını arttırmak, aşağıda Soyuz’un iç mekanını gösteren fotoğraftan da anlaşılacağı üzere mümkün değil.  Rusların planı, uzay turistlerinden birine 1,5 yıl eğitim verip uçuş mühendisi yapmak. Böylece bir kişlik boş koltuğun yanısıra uçuş mürettebatından bir kişilik kadroyu da turiste vermek. Boşuna Space Adventures (Uzay Maceraları) demiyorlarmış!

İkinci koltuk dolar milyarderi olamak yetmiyor, ayrıca eğitim için harcayacak zaman da gerekli. Yeterince parası olan UUİ’de 10 gün geçirmek için 35 milyon doları gözden çıkartabiliyorsa, bunlardan yeterince zamanı olanlar da, muhtemelen zevk duyacakları eğitimi göze alırlar sanırım.

Elbette Rus yetkililer daha iyi bilir ama benim bildiğim kadarıyla da bir kozmonot kolay yetişmiyor. Eğitimini vereceklermiş ama her araba ehliyeti alan formula yarışçısı olamıyor sonuçta.  Bana çok da güvenli değilmiş gibi geldi.

Eğitimi alan halinden memnun olur şüphesiz, peki olayın diğer koltuktan görünümü nasıl olur? İçlerinden “amatörle mi uçacağız” diye itiraz edenler çıkar mı? Bunu 2012′de öğreneceğiz.

Ayrıca hatırlatmak lazım, Amerikalılar bırakın bir sivili uçuş mühendisinin koltuğuna oturtmayı, UUİ’de turiste de karşılar, güvenlik gerekçesiyle. Tabi onların tuzu kuru, uzay programları için para bulmakta Ruslar kadar zorlanmıyor böylece de turistle uğraşmak zorunda kalmıyor olabilirler.

kaynak: universetoday.com | vikipedi |

Share
Ekim 4th, 2009 by astroturk

Geçenlerde Güneş hareketlenir gibi oldu ve birkaç ufak lekesini bizlere gösterdi. Ne yazık ki o lekelerin arkası gelmedi. Yine de Güneş tam anlamıyla ‘sıkıcı’ sayılmaz; tabi güneş gözlemi için özel teleskobunuz varsa.

ABD’nin California eyaletinden Michael Bukston isimli amatör astronom da bu tarz bir teleskoba sahip kişilerden. Son yakaladığı güneş görüntüleri gerçekten etkileyici. Bu görüntüde Güneş’in renkküre (kromosfer) tabakasında, manyetik kuvvetlerin etkisiyle uzaya fışkıran plazma adeta dans ediyor.

Hareketli görüntü 1 saat 45 dakikalık olayın bir nevi hızlı oynatılması.Fışkırmanın gerçek boyutlarını gözlerinizin önüne getirebilmek içinse aşağıdaki fotomontaj resim hazırlanmış:

kaynak: spaceweather.com | görüntü: Michael Bukston

Share
Eylül 18th, 2009 by astroturk

Yukarıdaki fotoğraf, bir bilimkurgu filminde yer alan uzay gemisinin pencerelerinin önündeymişsizin hissi veriyor. İşin içinde bir uzayaracı olduğu doğru, ama bunlar pencere değil. Bunlar Kepler uzay teleskobunun  ışığı yakalamasına yarayan CCD modülleri. Kepler uzay teleskobunun 42 CCD algılayıcı modülü ilk ışığı 8 Nisan 2009 tarihinde yakalamışlardı. Yukarıda gördüğünüz bu 42 algılayıcıdan 4 tanesinin yakaladığı uzay kesitini gösteriyor. CCD modüllerinin gerçekte görünümü ise şöyle:

Kepler teleskobu gökadamızın hep aynı bölümünü izlemekte. Aynı anda binlerce yıldızı gözlemleyebildiği için farklı yerlere de bakmasına gerek yok zaten. Kepler tüm bu yıldızları izleyerek, olası gezegenlerin yıldızlarının görüntüsünde yaratacağı farklılıkları bulmaya çalışıyor.

Gezegenler yıldızlarında çeşitli değişikliklere neden oluyorlar. Genellikle Jüpiter benzeri gaz devleri yıldızın yalpalamasına neden olarak yerinde oynama meydana getiriyor. Bir diğer günötesi gezegen avlama yöntemi ise gezegenin yıldızı önünden geçerek yıldızdan bize ulaşan ışıkta değişime sebep olaması.

2008 yılı sonlarına geldiğimizde ise günötesi gezegen keşfi maceramızda yeni  bir aşama kaydettik  Fomalhaut yıldızının yörüngesindeki Fomalhaut b adlı  günötesi gezegen doğrudan görüntülendi.

Günötesi gezegen keşifleri yeni olsa da, diğer yıldızların çevresinde de gezegenlerin olabileceği ihtimali uzun yıllar önce dillendirilmeye başlamıştı. 16. yy’da İtalyan filozof Giordano Bruno sabit yıldızların fikrini ortaya koydu. Daha sonra Isaac Nevton, “General Scholium” (1713) adlı eserinde aynı olasılıktan bahsetti.

Güneş Sistemi dışındaki ilk gezegenin keşfi içinse 1995 yılına kadar beklemek gerekti. Bu tarihten sorna bu yöndeki araştırmaların artması ve teknik donanımdaki iyileşmeler sonucu keşfedilen gezegen sayısı ve gezegenlerin belirlenebilen özellikleri artmaya başladı.

Şimdiye kadar keşfedilen günötesi gezegenlerin sayısı 374. Bunlar çoğunlukla, keşfedilmesi şimdiki imkanlarla daha kolay olan Jüpiter ve Satürn benzeri gaz devleri. Kepler teleskobu gibi daha gelişmiş ekipmanlar daha küçük,  dünya benzeri kayaç gezegenlerin keşfinin önünü açacak.

Bu çalışmalar sayesinde yıldızların sahip oldukları gezegenlerin çeşitliliği hakkında çok değerli fikirler edineceğiz. “Kayaç gezegenler ne sıklıkla bulunuyor”, “yaşam bölgesinde gezegen bulunma olasılığı nedir” gibi soruların cevaplarını bulacağız. Gelecekte göreve başlayacak araçlar ise daha özel soruların yanıtlarını verecek. 2016 sonrasında göreve başlaması planlanan Darvin gibi. Üç adat 3 m çaplı teleskoptan oluşan Darvin uzayaracı günöte gezegenlerde hayatın izini sürecek. Gelecekte elimizde yaşam barındırma kapasitesine sahip günöte gezegenlerin bir atlası olacak gibi gözüküyor.

Henüz uydumuzda dahi üst kuramamışken bizden çok çok uzaktaki gezegenler hakkındaki gözlemlerin pratikteki faydalarını uzun süre göremeyeceğiz elbette. Buna rağmen ufkumuz genişleyecek. Söz gelimi, yıldızların gezegene sahip olma, bu gezegenlerin suyun sıvı halde barınabileceği yaşam alanında bulunma, canlılık için gerekli elementlerin bulunma olasılıkları gibi, Darke denkleminin bazı bilinmeyenlerini daha dar aralıklara hapsolacaktır.

Yeni yıl, doğum günü; yeni başlangıçlar yapabilmek için çeşitli takvim güzellikleri var. Bu yazı da Yahudi yeni yılı olan Roş Aşana’ya denk geldi. Şana Tova! AstroTürk için de bir süreden beri yeni bir başlangıç düşünüyor ve çeşitli hazırlıklar yapıyorum bunun için. Ben bir süre yazmayacağım, ama önceden yazılmış bir yazıyı hafta ortasına kurdum. Ondan sonra bir hafta içinde de yeniden başlarım diye planlıyorum. Bu süre zarfında da değişiklikler için planlarımı gözden geçirir ve yazılarla beraber hazırlıklarımı da hızlandırırım. Ramazan bayramınız şimdiden kutlu olsun.

kaynaklar:

wiki/Extrasolar_planet | planetquest.jpl.nasa.gov/atlas/ | kepler.nasa.gov | gokgunce.com/2008/11/ilk-gezegen-grntleri.html | wiki/Darwin_%28spacecraft%29 |

Share