Mart 16th, 2010 by astroturk

ilkay kopan ‘dan Coca Cola “Tahsin Demirciler”Vimeo.

Denizli’de fizik öğretmenliği yapan Tahsin Demirciler, görev yaptığı Nalan Kaynak Anadolu Lisesi’ni velilerin de desteği ile, gözlemevine sahip ilk devlet okulu haline getirmişti. Alınan teleskop ile sadece okulu değil, halka açık gözlemler sayesinde tüm Denizli’yi astronomi ile tanıştıran Tahsin öğretmenin hikayesi bir alkolsüz içecek firması tarafından reklamlarda kullanılmaya başladı. Tahsin hocanın başarı hikayesini Radikal gazetesinde çıkan haberden ayrıntılarıyla öğrenebilirsiniz.

Share
Mart 4th, 2010 by astroturk

Neil Armstrong

Ay’a ilk ayak basan insan unvanına sahip, ABD’li astronot Neil Armstrong, Adana’ya ayak basacak. Armstrong, Apollo 13 uzay aracı kumandanı Jim Lovell ile beraber Çukurova Üniversitesi Uzay Bilimleri Merkezi’nin davetlisi olarak  6 Mart cumartesi günü Türkiye’ye gelecek. Rektör Prof. Dr. Alper Akınoğlu’nun açıklamasına göre ikili, bilim ve teknolojinin neleri başarabildiğinin görülebilmesini amaçlayan bir söyleşiye katılacak.

Armstrong tamam da uzayda ciddi bir arıza yaşayan Apollo 13′ün kumandanı Lovell “bilim ve teknolojinin neleri başarabildiği” konusunda pek iyi bir örnek değil sanki :) Apollo 13′ün yaşadığı bu talihsizlik beyaz perdeye yine aynı isimde bir film ile yansıtıldı. Filmde Lovell’ı Tom Hanks canlandırdı.

kaynak: Radikal

Share
Şubat 10th, 2010 by astroturk

Jules Verne’ün Meteor Avı adlı romanında, bir göktaşını aynı anda keşfeden ve önce kimin gördüğü konusunda kavgaya tutuşan iki dostun hikayesi anlatılır. Dünya’ya yaklaşmakta olan cismin altından oluştuğunun anlaşılması üzerine savaş iyice kızışır! Kavganın sona ermesi ancak meteorun okyanusun sularına gömülmesiyle son bulur.

Meteor ortadan kaybolduktan sonra sorun yok. Fakat elle tutulur bir taş parçası beraberinde bir dizi anlaşmazlık getirebilir. Hele bir de on binlerce dolar değerindeyse!

Güneş sisteminde pek çok göktaşı dolanmakta. Bunlardan bazılarının yolu dünyamız ile kesişmekte. Genel olarak küçük boyuttaki parçalar, atmosfere girişte karşılaştıkları sürtünmeyle “yıldız kayması” denilen olayla yanıp kül olurlar. Biraz daha büyükleri ise yeryüzünde bir yerlere çarpar. Bu yerler çoğunlukla yerleşimlerden uzaktadır.

Bu kez davetsiz bir misafir konmak için Lorton’da bir doktor muaynehanesini seçmiş! Neyseki doktorluk bir iş çıkarmamış. Doktorlar, çatıyı delerek içeri giren yaklaşık bir kivi boyutundaki bu taşı, dünya çapında on binlerce meteoru sergileyen Smithsonian Enstitüsü’ne bağışlamışlar. Enstitünün meteor karşılığında verdiği 5000 doları da depremde yerle bir olan Haiti’ye bağışlamışlar.

Ne olduysa, Türk ev sahipleri, bir tv programında meteorun değerinin on binlerce dolar olabileceğini duyunca olmuş. “Göktaşı bulanındır” anlayışının yanlış olduğunu savunan bir mahkeme kararına dayanarak, meteorun kendisine verilmesi için başvurmuş. Doktrolar da bunun üzerine göktaşını enstitüden geri istemek zorunda kalmış.

kaynak: BirGün | meteoritesusa.com |

Share
Ocak 30th, 2010 by astroturk

Türkiye’de şimdilik pek ilgilenen olmasa da e-kitaplar bazı ülkelerde her geçen gün biraz daha popüler oluyorlar. NASA da bu yeniliğe ısınmış görünüyor: tarihin ilk sesten hızlı uçağı X-15′in test tarihini anlatan bir e-kitabı yayınlanmaya başladı.

Şimdilik Sony Reader ve Kindle e-kitap okuyucularına uygun formatlarda hazırlanan kitabın farklı formatlar için de sürümleri yakında çıkacakmış. Kitabın indirme sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Türkiye’de malesef e-kitap okuyucuları satılmıyor, fakat Sony Reader’ların çoğu bilgisayar kullanıcısının aşina olduğu pdf formatını kullandığını hatırlatalım. Bilgisayarında okumak isteyenler, Sony’nin bağlantısından pdf formatında indirebilir. Kitap elbette ingilizce.

NASA’nın yayınlayacağı diğer bir kitap ise sırada bekliyor. Yeni kitap Apollo Programı’nda kullanılan uzay araçlarındaki enerji verimliliğini konu alıyor. Şu NASA ne ilginç değil mi :)

kaynak: wired.com

Share
Ocak 22nd, 2010 by astroturk

Gökbilim gazetelerde ya sadece yer doldurmak için yer alıyor ya da ‘ses getirecek’ özelliği varsa. Ses de genelde asparagaslardan çıkıyor. Bugün Milliyet’te bir habere rast geldim, o kadar zaman gökbilim yazmama rağmen hiçbir şey anlamadım. Haberin başlığı Elmas Okyanusu. Başlık güzel, ilgi çekici. Bu da alt başlık:

Bilimadamlarından şok iddia: “Neptün ve Üranüs’ün okyanusları sıvı elmastan oluşuyor!”

Üranüs? Gazetelerde bilim haberlerini genelde konuya hakim olmayan muhabirler hazırladığından böyle hatalar olabiliyor. Peki buna ne diyeceğiz:

Bilimadamları bu soruna da çözüm buldular, elması aşırı yüksek basınca maruz bırakıp, lazerle vurduklarında sıvılaştığını gördüler.
Basınç deniz seviyesinin 11 milyon kez altına düşürülüp, ısıyı da 50 bin derecelere indirdiklerinde elmasın parçalara bölünüp, sıvılaştığı, bir kısmının da katı formunu koruyup, buzdağı gibi sıvı elmasın içinde yüzdüğünü keşfettiler.

Aşırı yüksek basınca ulaşmak için, basınca deniz seviyesinin 11 milyon kez altına düşürmüşler! Isıyı da (sıcaklık olmasın?) 50 bin dereceye indirmişler.

Televizyonlardaki durum ise daha iyice. Bilim dergisi de çıkartan NTV çok güzel yayınlar yapıyor özellikle. HaberTürk gibi kötü örnekler de yine mevcut tabi. Gene de kötü örneklere karşın medyada dikkate değer şeyler olmuyor değil.

Bu hafta ilginç haberler vardı:

TRT radyosunda gökbilim programı

Belki Gök Bilgi ‘de okuyan olmuştur. Prof. Dr. Ethem Derman TRT’nin Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda bir gökbilim programının konuğu olacak. Perşembe günleri saat 19.00′da yayınlanacak programı bilgisayardan da dinlemek mümkünmüş. İlk programı gokbilgi.blogspot.com sitesinde dinleyebilirsiniz. Program ekibine başarılar diliyorum.

ASO’nun teleskobu rahatsızlık yarattı

Komşularından çekindiği için teleskobuyla dilediği gibi balkondan, pencereden gözlem yapamayanlara birisi daha eklendi: Ankara Ticaret Odası başkanı Nurettin Özdebir.

Teleskop Özdebir’e hediye geliyor, 16. katta, şehre hakim makam odasına istinaden.

Anklara Sanayi Odası’nın (ASO) teleskobundan rahatsız olan ise ASO’nun komşusu Amerikan Büyükelçiliği. Milyar dolarlık uzay teleskoplarına ilaveten yeryüzünü gözleyen casus uydulara sahip oaln bir devletin büyükelçiliğinden anlaşılabilrir bir tepki belki de. İnsan karşısındakini de kendi gibi sanırmış.

kaynak: haber3

kolbastı oynayan ‘uzaylılar’


Gazi Kemal Bilim ve Sanat Merkezi’ndeki eğitimlere katılan bir grup öğrenci uzaylı kıyafetleri giyip ellerinde Türk Bayrakları ile Cumhuriyet Caddesi’nde yürüdü. Öğrenciler ‘Merhaba dünyalı, biz dostuz’ ve ‘Siz Türkler, ne zaman aya gideceksiniz?’ yazılı dövizler taşıyan öğrenciler yürüş sonunda Zafer Meydanı’nda çalınan müzik eşliğinde kolbastı oynadı.

haberin devamı: radikal.com.tr

Uzay hava gücü geliyor?

Ay’a Amerikalıların da tekrar çıkıp çıkamayacağı, çıkarsa ne zaman çıkacağı belli değil. Fakat Türk Silahlı Kuvvetleri’nden bir açıklama gelmiş. Orgeneral Hasan Aksay, Savunma ve Havacılık dergisinin Ocak 2010 sayısında şunları söylemiş:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Dünya’da bölgesel dengelerde meydana gelen hızlı değişimler karşısında bulunduğu coğrafyada büyük bir güç ve denge unsuru olma rolünü sürdürmektedir. Bu rolünü korumada temel dayanaklardan biri olan Türk Hava Kuvvetleri uzay alanında yetenekler kazanmak maksadıyla 2ooo yılı içerisinde çalışmalara başlamıştır. Bu çerçevede, TSK adına tüm birimlerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sistemler geliştirilmesine yönelik projelerin hayat geçirilmesi görevi Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na verilmiştir.

Geleceğin harekat ortamı olarak değerlendirilen uzayda milli varlığımızın garanti altına alınması, her şartta uzaya güvenli erişim imkanına ulaşılması, uzayın kesintisiz kullanım imkanlarına sahip olunması ve hava uzay gücü oluşturulması öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda yine “uzaya çıkıyoruz” heyecan dalgası memleketi sarmıştı. Fakat hevesimiz feci şekilde kursağımızda kalmış gözüküyor. Cumhuriyet’in 100. yılında uzaya insan gönderme projesi dış sebeplerden dolayı hayal olmuştu. Uzaya araç göndermek için de bir milyar dolar para harcanacağı söyleniyordu, 10 yıl içinde. O paralar harcandı mı, harcandıysa nerde? Bana ne yazık ki dünyada bir yerde kalmış gibi geliyor! O yüzden böyle gaz haberlerden yeterince gaz alamıyorum.

Share
Ocak 17th, 2010 by astroturk

Zaten pek çok sorunu olan, işgal ve emperyalizm manipülasyonlarıyla gelişme fırastı bulamayan Haiti, bir de yerkürenin darbesini yedi. Zaten sorunlu olan ülke bir de deprem felaketi yaşayınca, uluslararası yardımların dahi doğru dürüst ulaştırılamadığı bir hal aldı.

wired.com’da Haiti’nin uydu fotoğraflarını gördüm. Aşağıda açık bir alana sığınan evleri yıkılmış veya yeniden dönmeye korkan insanlar gözüküyor. Sitedeki albümde google earth’e yansıyan 10 mekanın fotoğrafları, felaketten öncesi ve sonrası olarak yayınlanıyor. Meraklısına not: deprem bu kez güneş tutulmasından önce gerçekleşti!

kaynak: wired.com | görüntü: Google/Geoeye


Share
Ocak 6th, 2010 by astroturk

Yılbaşında ışığı kesilen Ay rövanşa hazırlanıyor. 15 Ocak günü halkalı güneş tutulması gerçekleşecek. Halkalı tutulma da neyin nesi diyenlere şöyle açıklayayım: Dünya’nın ve Ay’ın yörüngeleri tam bir çember değil de elips olduğundan, bu cisimler etrafında hareket ettikleri gök cisimlerine göre her zaman aynı uzaklıkta olmaz. Bu durum cisimlerin görünür boyutunu da etkiler.

Halkalı tutulmalar Ay’ın Güneş‘ten daha küçük görüldüğü durumlarda meydana gelir. Ay, Güneş’i bütünüyle örtemediğinden tutulma sırasında Ay’ın siyah gölgesi etrafında parlak bir çember görülür. Güneş’in bu küçük parçası bile yüksek parlaklığa sahip olacağından, tam güneş tutulmalarında olduğu gibi tutulma anını çıplak gözle izlemek mümkün olmaz. Kalıcı göz hasarlarından korunabilmek için, doğrudan gözlemlerde güneş filtresi kullanmak zorunlu.

Ay, Dünya’ya gelen güneş ışınlaını tamamen engelleyemeyeceği için aşağıdaki gibi güneş tacı da görülemeyecek.

Türkiye’de ilk tam tutulma ne zaman gerçekleşecek hatırlamıyorum ama aklımda kaldığı kadarıyla doktor Öz, doktor Mümtüoğlu ve Maranki el birliği etseler dahi bizi o uzak zamana yetiştiremezler. Acı ama gerçek. 15 Ocak tarihinde gerçekleşecek tutulmayı da sadece parçalı tutulma şeklinde görebileceğiz. Tutulma bize göre 7.30′da başlayıp 9.03′de sona erecek. O gün güneşin %12′si örtülecek.

kaynak: TUG 2010 Gök Olayları Yıllığı (.pdf) |

Share
Kasım 15th, 2009 by astroturk

Gündoğdu’da zeytin hasadına katılmak için site işlerine yaklaşık bir hafta  ara vermiştim. Zeytinleri topladım, yağlarını sıktırdım, geri geldim..  Gelir gelmez de ben buralarda yokken gökbilim cephesinde neler olmuş diye arşivleri inceledim ve önemli gördüğüm haberleri özetledim:

LCROSS uzayaracının – hani şu NASA’nın Ay’ı bombaladığı – gönderdiği verilerin sonuçları açıklandı. Buna göre uydumuzun sandığımız kadar kurak olmadığı anlaşıldı. Daha önce de yüzeyinde mikro düzeyde su olduğu kanıtlanmıştı.

Ay’daki su varlığı, uydumuz üzerindeki insanlı uzay çalışmaları için oldukça önemli. Dünyada bolca bulunan suyun uzaya çıkartılması çok masraflı. Eğer Ay’daki su kaynakları kullanılabilirse, dünyadan oaya su taşıma zahmetinden kurtulacağız. Ay’daki su, bileşenleri olan hidrojen ve oksijene ayrıştırılarak uzayaraçlarında yakıt olarak kullanılabilme potansiyeline de sahip. Bu da Ay’da yapılacak uzay çalışmalarında maliyetleri düşürmekte önemli bir fırsat sağlayacaktır. Suya sahip Ay, Mars için çok daha iyi bir sıçrama tahtası olacak.

kaynak: science.nasa.gov |

İstanbul’daki kötü havalara denk geldiği için güzel bir güneş lekesini gözlemleme şansını kaçırmıştım. 1029. Gerek çalışmaktan gerekse bulutlardan dolayı güneş ne alemde diye bakmaya fırsat bulamadım. Atmosfer şartlarından bağımsız SOHO uydusu ise 12 ve 13 kasım tarihlerinde çektiği görüntülerden şu hareketli görüntü oluşturulmuş:

1029 Güneş’in diğer tarafındaki yolculuğunu sürdürmekte. Gözden kaybolalı iki hafta geçmiş. Şimdilerde tekrar görünür olmanın arifesinde. Eğer havalar da müsade ederse bu kez 1029′u görebileceğiz.

kaynak: spaceweather.com | Bir de eski yazılarım var: bu ve bu.

NASA’nın deneme fırlatması yaptığı Ares-I roketi, Time Magazine’ce “2009′un en iyi buluşu” seçilmiş. Time’ın “2009′un en iyi 50 buluşu” listesinde yer alan buluşların bir kısmı şunlar: “görünmez yıldızlar için teleskop“, “kanatsız fan”, “ışınlama”, “Sky King” adındaki tüm zamanların en iyi kağıt uçağı; evet, NASA’nın teknoloji harikası roketi bir kağıt uçakla kıyaslanmış.

kaynak: universetoday.com | time.com |

CERN’de bir türlü başlayamayan Büyük Patlama Deneyi, LHC (Large Hadron Collider – Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) gelecek hafta başlayacakmış. En son teknik aksaklık sebebiyle deney ertelenmişti.

Bu arada CERN’de görevli Türk bilim insanı Kerem Cankoçak’ın HaberTürk’te röportajı çıkmış. Gündoğdulu Kerem Hoca bu yaz köyümüzde CERN’deki deneyle ilgili bir sunum yapmıştı.

kaynak: wired.com | haberturk.com | gundogdukoyu.com |

Planetary Society astronom Carl Sagan’ın 75. doğumgünü anısına, uzaya güneş ışınlarının gücüyle yol alacak uzayaraçları yollayacağını duyurmuş. Duyuruya göre proje 2010 yılının sonunda başlatılacak. Planetary Society birkaç yıl içinde 3 farklı güneş yelkenli uzayaracını uzaya göndermeyi planlıyor.

LightSail-1 adlı ilk araç dört adet üçgen yelkene sahip olacak [aşağıda]. Uçurtmaya benzeyen bu araç Dünya’dan 800 km uzaklıkta yelkenlerini açacak ve Güneş’ten gelen fotonların gücüyle yol alacak. 800 km yükseklik, sayesinde araç Dünya’nın sürtünmeye neden olan üst atmosferinden yeterince uzak olacak. Uzay yelkenlisi yalnızca  yörüngede kalmasını sağlayan dünyanın çekim gücüne ve yörünge enerjisini arttıracak güneş ışınlarının basıncına maruz kalacak.

İlk olarak Kepler’in “güneş rüzgarlarıyla seyehat” fikriyle ortaya çıkan güneş yelkenleri uzun yıllar bilimkurgu olarak kalmıştı. Bu ilginç tasarımlı araçları gerçeğe taşıyansa mylar adı verilen bir malzeme oldu. Çok güçlü olmayan güneş ışınlarıyla hareket sağlayabilmek için geniş ve hafif yelkenlere ihtiyaç var. Ağırlığına göre oldukça sağlam olan mylar güneş yelkenleri için ideal bir malzeme. olma özelliğine sahip.

Lightsail-1, 32 metre kare yelken alanına sahip olacakmış. Birinci LightSail başarılı olursa LightSail 2 projesiyle Dünya’nın ötesine ulaşılmaya çalışılacak. Son olarak da dünyadaki güç sistemlerine zarar verebilen güneş fırtınalarına karşı erken uyarı istasyonu vazifesi görecek LightSail 3 görevi gündeme gelecek.

kaynak: universetoday.com | planetary.org |

Geçen hafta içinde gerçekleşen bir diğer gelişme ise bir faciayı sessiz sedasız atlatmamız. 2009 VA adı verilen bir göktaşı Dünya’nın 14.000 km yakınından geçip gitmiş. İşin ilginç yanı bu cismin Dünya’ya yakın geçişinden sadece 15 saat önce belirlenebilmesi. 7 metre çapındaki 2009 VA gibi göktaşları her iki yılda bir Dünya’nın çok yakınından geçiyor ve beş yılda bir de isabet kaydedip Dünya’ya düşüyorlar!

13 ay önce 2008 TC3 adlı bir göktaşı Afrika’da kalabalık olmayan bir alana düşmüş.

kaynak: universetoday.com |

Son olarak da NASA 2012 şarlatanlarına ayar vermiş. Fakat bu konuyu daha geniş incelemek için  sonraya bırakıyorum.

Share