Voyager uzay sondaları, Mars’ın ötesindeki gaz devlerini daha ayrıntılı inceleyebilmek için, onlara yakın geçişler yapacak şekilde tasarlandılar. Voyager’lar, yolları üzerindeki yakından geçiş yaptıkları gaz devlerinin, o zamana kadarki en ayrıntılı fotoğraflarını çekip Dünya’ya gönderdiler.
Voyager I uzay sondası şu anda, dünyanın en uzağındaki insan elinden çıkma cisim ünvanına sahip. Bugün Güneş’ten, Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın (Astronomik Birim – AB) 113,4 katı kadar uzaklıkta ve her yıl 3,6 AB kadar (1 AB = ~150 milyon km) Güneş’ten uzaklaşıyor; ve Asla geri dönmeyecek.
Voyager’lar geri dönmeyecekler belki ama Dünya’da, insan elinden yeni Voyager’lar çıkmaya devam ediyor. Bu kez bilim için değil, sanat için. Aşağıdaki çalışma Peter Hennessey adlı bir sanatçıya ait. Ahşaptan oluşturulmuş My Voyager (Voyager’ım) isimli bu heykel, uzay aracının tam boyutlu bir kopyası:
Hennessey daha farklı uzay araçlarıyla da ilgilenmiş. Aşağıda, Ay’a çıkan astronotların kullandığı ay aracı modelinin arkasında, uzay görevleri sırasında kulanılan görev kontrol odasındaki bilgisayarlar var. Elbette onlar da ahşap gövdeli:
ve Hubble Uzay Teleskobu:
Çelik iskelet ve suntadan yapılan bu bire bir boyuttaki uzay aracı heykelleri, seyircinin bu objelerin fiziksel boyutlarını deneyimlemesini sağlatmayı amaçlıyor. Daha fazla fotoğrafa peterhennessey.net adresinden ulaşabilirsiniz.
İzlanda’daki Eyjafjallajokull yanardağının patlaması dev havacılık endüstrisine bir anda diz çöktürmüş ve hemen hemen bütün Avrupa gökyüzünde tüm uçuşları durdurmuştu. Havayollarının milyarlarca dolarlık zararlarının yanısıra milyonlarca yolcunun perişanlığı da bu beklenmedik doğal afeti yılın en önemli olaylarından biri yaptı.
İş seyahatindeki çalışanlar, tatile gitmeyi umarken evinde kalanlar, daha da kötüsü tatile gidip evine ve işlerine dönemeyenler… Hava ulaşımındaki bu kesinti, sayısız insanı kara-deniz yollarında, havaalanı köşelerinde filan sefil ederken küçük ve mutlu bir azınlığa ise belki de ömürlerinde bir daha karşılaşamayacakları bir ayrıcalık sunuyordu: gökyüzünü uçak sinyal ışıkları olmadan görüntüleyebilme ayrıcalığı.
Pek çok yerdeki yoğun hava trafiği, uzun ve geniş açılı astrofotoğraf çekimlerine de yansır. Yuvarlak yıldız çizgileriyle bezenmiş şahane bir görüntü bir ya da daha fazla düz çizgiyle kesilir. Fakat bu defa değil: Britanya, Northamptonshire’dan Jamie Cooper, 2,5 saatlik bu çekimi uçak geçişi olmadan tamamlamayı başarmış.
Volkan manzaradan uçakları çıkartırken, atmosfere saçılan küllerin sebep olduğu hafif bir morluk eklemiş. Bundan şikayetçi olunmaz herhalde.
Hubble uzay teleskobu bugün 20. yaşını kutluyor. Çalışmaya ana aynasındaki bir hata nedeniyle geç başlamasına karşın, görevde olduğu 20 yıllık süre boyunca bilime çok büyük katkı sağlamayı başardı.
Normalde doğumgünü olana hediye alınır ama Hubble 20. yıl kutlaması için bizlere bir doğumgünü hediyesi vermiş:
Yukarıdaki fotoğraf, Samanyolu’nun bilinen en büyük yıldız oluşum bölgelerinden biri olan Karina (Carina) Bulutsusu’nun bir bölümünü gösteriyor: Gizemli Dağ. Görüntüdeki bu soğuk hidrojenden oluşan ışıkyıllı yüksekliğindeki kule bebek yıldızlara evsahipliği yapıyor. Burada sadece bebek yıldızlar yok, aynı zamanda bebek yıldız sistemleri de var. Belki de 4,5 milyar yıl önce bizim güneş sistemimiz de buna benzer bir yerdi.
Karina Bulutsusu bizden 7.500 ışıkyılı uzaklıkta. Bulutsudaki çok sıcak genç yıldızlardan kaynaklananyüklü partikül akımları ve kavurucu ışınım, bulutsuda sıkışmaya neden oluyor; böylece bulutsu içinde yeni yıldızlar doğuyor. İyonize sıcak gaz akımlarını yapının kenarlarında farketmek mümkün.
Siz de Hubble’ın doğumgününü kutlamak isterseniz teleskobun resmi sitesini, 20. yıl özel sayfasını ziyaret edebilir veya tivitırdan Hubble’ı takip edebilirsiniz.
Dünya Astronomi Yılı (DAY 2009) etkinlikleri arasında bir fotoğraf yarışması da vardı. Türk Astronomi Derneği (TAD) ve Optronik Ltd şirketince düzenlenen bu fotoğraf yarışması birkaç hafta önce aklıma gelmişti. Sonucunun ne olduğunu merak edip bir araştırma yaptım fakat herhangi bir şey bulmayı başaramadım.
Nihayet dün bulutsu.org ‘un güncel kısmında yarışmanın sonuçlandığını öğrendim. TAD’nin sayfasında görebileceğiniz derece kazanan fotoğrafların hepsi birbirindnen güzel ve masaüstüne koymalık :)
Tolgahan Kılıçoğlu’nun yukarıda gördüğünüz fotoğrafı, kendisine birincilikle beraber Meade LX 90 (20 cm) teleskop da kazandırmış. İkinci Fatih Büyüktaş Meade ETX 125 (12.5 cm), üçüncü Uğur İkizler Meade ETX 90 (9 cm) ve mansiyon ödülüne layık görülen Barbaros Kurt ile Mustafa Erol Bresser ise Lyra (7cm) teleskop kazanmışlar. Tüm kazananları tebrik ediyorum.
Denizli’de fizik öğretmenliği yapan Tahsin Demirciler, görev yaptığı Nalan Kaynak Anadolu Lisesi’ni velilerin de desteği ile, gözlemevine sahip ilk devlet okulu haline getirmişti. Alınan teleskop ile sadece okulu değil, halka açık gözlemler sayesinde tüm Denizli’yi astronomi ile tanıştıran Tahsin öğretmenin hikayesi bir alkolsüz içecek firması tarafından reklamlarda kullanılmaya başladı. Tahsin hocanın başarı hikayesini Radikal gazetesinde çıkan haberden ayrıntılarıyla öğrenebilirsiniz.
Ay’a ilk ayak basan insan unvanına sahip, ABD’li astronot Neil Armstrong, Adana’ya ayak basacak. Armstrong, Apollo 13 uzay aracı kumandanı Jim Lovell ile beraber Çukurova Üniversitesi Uzay Bilimleri Merkezi’nin davetlisi olarak 6 Mart cumartesi günü Türkiye’ye gelecek. Rektör Prof. Dr. Alper Akınoğlu’nun açıklamasına göre ikili, bilim ve teknolojinin neleri başarabildiğinin görülebilmesini amaçlayan bir söyleşiye katılacak.
Armstrong tamam da uzayda ciddi bir arıza yaşayan Apollo 13′ün kumandanı Lovell “bilim ve teknolojinin neleri başarabildiği” konusunda pek iyi bir örnek değil sanki :) Apollo 13′ün yaşadığı bu talihsizlik beyaz perdeye yine aynı isimde bir film ile yansıtıldı. Filmde Lovell’ı Tom Hanks canlandırdı.
Jules Verne’ün Meteor Avı adlı romanında, bir göktaşını aynı anda keşfeden ve önce kimin gördüğü konusunda kavgaya tutuşan iki dostun hikayesi anlatılır. Dünya’ya yaklaşmakta olan cismin altından oluştuğunun anlaşılması üzerine savaş iyice kızışır! Kavganın sona ermesi ancak meteorun okyanusun sularına gömülmesiyle son bulur.
Meteor ortadan kaybolduktan sonra sorun yok. Fakat elle tutulur bir taş parçası beraberinde bir dizi anlaşmazlık getirebilir. Hele bir de on binlerce dolar değerindeyse!
Güneş sisteminde pek çok göktaşı dolanmakta. Bunlardan bazılarının yolu dünyamız ile kesişmekte. Genel olarak küçük boyuttaki parçalar, atmosfere girişte karşılaştıkları sürtünmeyle “yıldız kayması” denilen olayla yanıp kül olurlar. Biraz daha büyükleri ise yeryüzünde bir yerlere çarpar. Bu yerler çoğunlukla yerleşimlerden uzaktadır.
Bu kez davetsiz bir misafir konmak için Lorton’da bir doktor muaynehanesini seçmiş! Neyseki doktorluk bir iş çıkarmamış. Doktorlar, çatıyı delerek içeri giren yaklaşık bir kivi boyutundaki bu taşı, dünya çapında on binlerce meteoru sergileyen Smithsonian Enstitüsü’ne bağışlamışlar. Enstitünün meteor karşılığında verdiği 5000 doları da depremde yerle bir olan Haiti’ye bağışlamışlar.
Ne olduysa, Türk ev sahipleri, bir tv programında meteorun değerinin on binlerce dolar olabileceğini duyunca olmuş. “Göktaşı bulanındır” anlayışının yanlış olduğunu savunan bir mahkeme kararına dayanarak, meteorun kendisine verilmesi için başvurmuş. Doktrolar da bunun üzerine göktaşını enstitüden geri istemek zorunda kalmış.
Türkiye’de şimdilik pek ilgilenen olmasa da e-kitaplar bazı ülkelerde her geçen gün biraz daha popüler oluyorlar. NASA da bu yeniliğe ısınmış görünüyor: tarihin ilk sesten hızlı uçağı X-15′in test tarihini anlatan bir e-kitabı yayınlanmaya başladı.
Şimdilik Sony Reader ve Kindle e-kitap okuyucularına uygun formatlarda hazırlanan kitabın farklı formatlar için de sürümleri yakında çıkacakmış. Kitabın indirme sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Türkiye’de malesef e-kitap okuyucuları satılmıyor, fakat Sony Reader’ların çoğu bilgisayar kullanıcısının aşina olduğu pdf formatını kullandığını hatırlatalım. Bilgisayarında okumak isteyenler, Sony’nin bağlantısından pdf formatında indirebilir. Kitap elbette ingilizce.
NASA’nın yayınlayacağı diğer bir kitap ise sırada bekliyor. Yeni kitap Apollo Programı’nda kullanılan uzay araçlarındaki enerji verimliliğini konu alıyor. Şu NASA ne ilginç değil mi :)