Temmuz 19th, 2007 by astroturk

Yakınlaşan dört gökcisminin, İstanbul ve Bolu göklerindeki görüntüleri:

Tunç Tezel tarafından çekilen bu görüntü Bolu semalarından.

Ve İstanbul semaları. Çekimi yapan: Serdar Hepgül

Share
Temmuz 15th, 2007 by astroturk

Bugün güneş battıktan sonra batı ufkuna bakacak olursanız, Venüs, Satürn, Aslan takımyıldızındaki parlak bir yıldız olan Regulus’u ve hilal evresindeki Ay’ı görebilirsiniz. Venüs’e çevrilen teleskoplar onu da tıpkı Ay’gibi hilal şeklinde görecekler.

16 temmuz, saat 21.15'de gökyüzününü görünümü

Saat 21.15′de gökyüzünün genel görünümü. Regulus, Venüs’ün hemen çaprazındaki yıldız. (Leo : Aslan takımyıldızı) 

Share
Temmuz 14th, 2007 by astroturk

Yeni gelişmeler olduğu için biraz eskimiş bir yazı sayılabilir belki, ama insan operatörler olmaksızın iş yapabilen uzayaraçları hakkında aydınlatıcı olabileceği için geç de olsa çevirip yayınlamaya karar verdim. Yazının kaynağı science.nasa.gov

Yıl 2020, ve uzay hiç bu kadar hareketli olmamıştı:

Dünya yörüngesinde, robotik bakım gemisi bir hava gözlem uydusundan diğerine koşturarak, meteorologlara tehlikeli fırtınaları takip etmekte yardımcı olacak güçlü optikleri kuruyor.

Dört yüz bin kilometre yukarıda, bir kargo taşıyıcısı Ay’a varıyor. Bir yörünge deposuna yöneliyor, ona yaklaşıp kusursuzca eşlik ediyor, Ay’ın güney kutbundaki bilimsel keşif istasyonu için matkap başlıklarını, güneş panellerini ve diğer ihtiyaçları boşaltıyor.

Bu arada, ay yüzeyinde, istasyon ve bazı yakın tepeler arasında maden araçları “alıcı otoyolu” boyunca ilerliyor. Derin, soğuk bir kraterde gölgeler içinde saklanmış ay buzullarını hasat ediyorlar.

Bu kuramsal senaryoda tek bir insan operatör yok.

Bunlar, sandığınız kadar uzakta değil. NASA ve ortaklarının geliştirdiği bütün bu uzay araçları ve uydular, hatta madenci böcekler, bir gün kendi kendilerini işletebilecek, insanların yönlendirmesiyle değil; kendiliğinden yol alacaklar.

MSFC Otomatikleştirilmiş Buluşma ve Yükleme Projesi lideri olan James Lee görevlerinin yörüngede insan müdehalesi olmadan yakıtın yeniden doldurulması, parça değişimi, uydu tamirinin yapılabileceğini kanıtlamak olduğunu söylüyor.

ASTRO, NextSat’la kenetlenecek ve bakımını sağlayacak.

ASTRO’yu kim kumanda edecek? Cevap birisi değil fakat bir şey: Gelişmiş Video Yönlendirme Algılayıcısı (Advanced Video Guidance Sensor) ya da kısa adıyla AVGS. ASTRO’ya yerleştirilmiş olan AVGS, NextSat üzerindeki geriyansıtıcılara kızılötesi lazer demetleri gönderecek. Yansımaların analizi, ASTRO’nun hızını ve güvenli mesafeden yaklaşma açısını ve kenetlenmeyi ayarlayacak.

Sekiz test dizisi üç aylık görev süresi boyunca devam edecek. Testler başladığında araçlar birbirlerinden 6,9 km uzaklıkta olacak. Astro ve NextSat çeşitli manevralar, parça değişimi ve pil kurulumu yapacaklar. Denemeler dünyanın gölgesine girip, hiçbir görüntü alınamadığında da sürecek. Bu operayon uzay araştırmaları tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyor.

Eğer Yörünge Ekspresi başarılı olursa, otonom buluşmalar ve yükleme sistemleri gelecek on yılda insan kontrollü görevlerin önemli bir alternatifi olabilecek.

Otomatikleştirilmiş sistemler iki araç arasındaki kenetlenme işlemlerinde meşgul uçuş mürettebatının omuzlarından elle kontrolün yükünü alacak. Aynı zamanda Ay ya da Mars yörüngesindeki kalıcı uyduların zorlu tamir ve destek sorununa maliyet yönünden verimli bir seçenek olacaklar.

Otomatikleştirilmiş sistemler aynı zamanda yüzey operasyonlarını gerçekleştirebilir. Bilhassa küresel yönlendirme sistemlerinin çalışmadığı havasız Ay’da. Bu “alıcı otoyolu”, yansıtıcı işaretlerle yüzeyde, robotların görebileceği, yol gösterici noktalar oluşturabilir.

Sıra yeni dünyalar keşfetmeye geldiğinde, robotlar insanları deneyim kazanmakta geçemez; fakat insanlı görevleri mümkün kılar. Otomatikleştirmenin hayati önemi var.

NASA’nın Orbital Express görevi hakkında daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayın.

Share
Temmuz 2nd, 2007 by astroturk

NASA’nın gelecek ay roketi hâlâ çizim tahtasında, ama biliminsanları şimdiden onunla yapılacak, yeni büyük şeylerin hayalini kuruyor.NASA’nın Marshall Uzay Uçuş Merkezi’nden uluslararası saygınlığa sahip bir optik mühendisi olan Philip Stahl “Ares V (5) roketi, hacimleri ya da kütleleri ya da her ikisi de başka yollarla fırlatılamayacak görevleri başarabilecek” diyor. Söylediğine göre, belki de Ares’i “nüyük uzay teleskoplarını fırlatmak” için kullanabileceğiz.

Karşılaştırma

Ne kadar büyük? Ares V alçak Dünya yörüngesine 130 ton taşıyabilir (60′ların Satürn V roketinden %8 daha fazla). Ay’a kargo taşımak için tasarlanmış olan roket, birincil aynasının genişliği 8 metreden fazla olan bir teleskobu taşıyabilecek kadar geniş. Karşılaştırma yapmak için: Hubble’ın genişliği 2,4 m

Sol taraftaki çizim 8 m çapındaki uzay teleskobunun çizimi. Sağındaki ise Hubble uzay teleskobu.

Stahl : Tipik bir astrofizikçi nasıl çalışır? Dağın tepesine dev bir teleskop yapar ve onu on yıllar boyunca kullanır, her birkaç ayda ya da yılda bir de parçalarını değiştirir ya da yeni parçalar takar.” Hubble Uzay Teleskop’u da bu mantıkla yönetiliyor, uzay mekikleriyle bakımı yapılıyor ve Dünya yörüngesi de dağın doruğu rolünü oynuyor.

Ama Stahl Dünya çok daha uzağa, yörüngesinin ötesine, L2 Güneş-Dünya Lagrange noktasına çıkmak istiyor.

Lagrange Noktası

Bir Lagrange noktası, temel olarak, uzayda bir park yeridir. Eğer uzayaraınızı Güneş-Dünya Lagrange noktasına koyarsanız, Güneş ve Dünya arasında sabit bir pozisyonda kalacaktır. 18. yy matamatikçisi Josef Lagrange, alttaki şekilde görülen, bahsettiğimiz gibi beş farklı nokta olduğunu göstermiştir.

L1, güneş gözlemleri için iyi bir yerde, Dünya’dan güneşe doğru 1,5 milyon km ötededir. Zaman zaman yazılarımıza kaynak sağlayan SOHO (The Solar and Heliospheric Observatory/ Güneş(sel) ve Heliosferik Gözlemevi), bu noktadadır ve güneşi 7/24 izlemektedir.

L2 ise zıt yönde, Dünya’nın karanlık tarafının 1,5 milyon km üzerindedir. L2′nin avantajı Güneş,Dünya ve Ay’ın, bu noktada göğün küçük bir kısmını kaplamasıdır. Bu, burada yer alacak herhangi bir teleskoba geniş ve gözlemlenmemiş bir derin uzay manzarası sunmakta. Wilkinson Microwave Anizotropi Sondası (WMAP) L2′de bulunuyor ve neticede başkaları da ona katılacak.

“L2 uzayda bir çok teleskop yerleştirmek istediğimiz bir nokta” diyerek sözlerine devam ediyor. “Öyleyse onu neden dağbaşı gibi ele almayalım?” Uzay Teleskobu Bilimi Enstitüsü’nden Thus, Stahl, Marc Postman ve uzay bilimi topluluğundan diğerleri büyük düşünüyor.

Ares V’ten istekler listesinde bir de derin uzaydan gelecek fısıltıları tespit edip, kozmik ışınları suya çarptıklarında ortaya çıkardıkları parlamara göre tahlil edecek alıcıların 5 metre küp süper saflıkta su içine saklanacağı, 150 metre genişlikte bir radyo teleskop çanağı var. Birincil aynası 8 m çapında bir optik teleskop Samanyolu ve yakın gökadalardaki yıldız nüfusunun evrimlerinin “fosil kayıtlarını” tarayabilir. Böyle bir teleskop aynı zamanda güneş sistemi dışındaki gezegenlerin yansıttığı ışığın spektrumunu inceleyerek yaşam işaretleri arayabilir.

Telekobun yakalayacağı görüntülerin çözünürlüğü Hubble’dan üç kat keskin olacak. En önemlisi, ayna 11 kat daha sönük ışıkları görebilecek, çünkü alanı 11 kat daha geniş olacak.

Kaynak: science.nasa.gov

Share
Haziran 29th, 2007 by astroturk

Bazan gözlerinize inanamazsınız. Bu haftasonu da böyle zamanlardan olacak. Bu akşam (cumartesi), gün batımından sonra dışarı çıkıp etrafınıza bakın. Doğudan yükselen dev bir ay göreceksiniz. Her zamanki kraterleri ve denizleriyle Dünya’nın uydusu gibi gözüken ama garip bir şekilde şişmiş, dev bir ay.

Elbette ay büyümüyor. Bu bir yanılsama: Ay yanılsaması (ilüzyonu)

Gökyüzü gözlemcileri düşük konumdaki ayın doğal olmayan bir şekilde büyük olduğunu binlerce yıldır biliyorlar. Kameralar bunu göremez, ama insan gözü görebilir; gerçek bir ilüzyon.

Bugünkü dolunay 2007′nin diğer dolunaylarından daha alçak seviyede olacak, dolayısıyla Ay Yanılsaması daha güçlü hissedilecek. Peki ayın alçakta, düşük seviyede olması ne demek? Güneş ve dolunay gökyüzünün birbirine zıt taraflarında yer alır. Tıpkı bir tahterevallideymiş gibi: biri yüksekteyken diğeri alçaktadır. Çünkü yaz gündönümü henüz yaşandı (21 Haziran), güneş kuzey göklerinin en yüksek noktasına yakın. Dolunay ise buna uygun şekilde alçak konumda.

Aya baktığınızda, aydan yansıyan ışınlar gözünüzün arkasında 0,15 mm genişliğinde bir resimde birleşiyorlar. Yüksek aylar ve alçak aylar aynı boyutta görüntü oluşturuyor. Öyleyse beyin neden birinin diğerinden daha büyük olduğunu düşünüyor? Geçen bunca seneye rağmen bilim adamları henüz cevaptan emin değiller. Ponzo Yanılsaması
Ponzo Yanılsaması

Bazı araştırmacılar Ay Yanılsaması’nın, ağaçlar ve evlerin Ponzo’nun birbirine yaklaşan doğrular rolünü oynadığı bir Ponzo Yanılsaması olduğuna inanıyorlar. Yerdeki cisimler beyninizi yanıltarak ayın gerçekte olduğundan daha büyük olduğunu düşündürüyor.

Ama bir sorun var: Yüksek irtifalarda uçan pilotlar önplanda herhangi bir cisim olmamasına karşın, bazan Ay Yanılsaması’nı yaşıyorlar. Onların gözlerini ne yanıltıyor?

Belki gökyüzündeki şekli. İnsanlar gökyüzünü, tepesinin yakın ve ufkun daha uzak olduğu yassılaştırılmış bir kubbe şeklinde görüyor. Bu durum tepemizde uçan kuşların, ufukta kuşlardan daha yakın olduğu hissini uyandırıyor. ay ufka yakınken, beyniniz, kuşları (ve uçakları ve bulutları vs..) izlerken ki durumu tekrar ediyor, ayın gerçek boyut ve uzaklığını yanlış hesaplıyor.

Yassılaşan gökyüzü

Başka açıklamalar da mevcut. Eğer istediğiniz büyük güzel bir ay görmekse, hangisinin doğru olduğu önemli değil. En iyi görüş zamanı, evlerin, ağaçların, dağların vs.. sizi en iyi şekilde yanıltabileceği, ayın doğmaya başladığı an.

Eğlenceli bir aktivite: Aya önce doğrudan ardından da önplandaki nesneleri saklayacak şekilde bakın. Mesela karton kullanarak ya da başparmağınız ve işaretparmağınızla ayı kıstırarak.

Share