Güneş’ten ve iklim değişikliğinden bahsetmeye başladık madem, devam edelim.
Salı (23 haziran) günkü Hürriyet gazetesinde, yeni çıkan bir kitap haberi vardı. Küresel Isınma ve Diğerleri ismli kitap Londra Üniversitesi anestezi uzmanı profesör Stanley Feldman ve Surrew Üniversitesi eski dekanı, biyokimya uzmanı profesör Vincent Marks tarafından yazılmış. Kitapta, kutup ayıları ve penguenlerin nesillerinin tehlikede olduğu, Gulf Stream’in duracağı, Maldivlerin sulara gömüleceği ve tuzun zararlı olduğu gibi kötümser savlara karşı pembe tablolar çizen fikirler yer aldığı söyleniyor.
Kitaptaki iddialardan biri küresel ısınmada güneş etkinliğinin de payı olduğu. Kitabı okumadığımdan tam olarak ne yazdığını bilemesem de farklı kaynaklardan özet olarak bunun söylendiği anlaşılıyor. Küresel ısınmaya müdehale eddemeyeceğimiz bir şeyin sebep olması ne kadar iyimser bir senaryo tartışılır. Peki bu ne derece doğru?
Bu sorunun yanıtını bulabilmek için öncelikle küresel ısınma olgusunu anlayabilmek gerekiyor.

ışık hüzmeleri Avşa üstüne vururken..
Dünya atmosferine kadar gelen güneş ışınlarının bir kısmı daha ilk anda uzaya saçılır. Atmosfere girdikten sonra ise çeşitli yerlerde (bulutlar ve yeryüzü) yeniden yansıma ve saçılıma uğrar. Bunların dışında kalan ışınlar ise atmosfer ve yeryüzünce yutulur. Bu şekilde yutulan güneş enerjisi, daha sonra kızılötesi dalga boyunda uzaya geri yayılır.
Kızılötesi ışınım ile tutulan güneş enerjisinin çabucak geri yayılımını engelleyen, atmosferdeki moleküllerin, kızılötesi ışınları her yönde yansıtması. Bu şekilde uzaya yayılım yavaşlıyor ve böylece sıcaklık ani düşüşler göstermeyerek canlılık için uygun sınırlarda kalabiliyor.
Seraların cam duvarları ile aynı etkiye sahip oldukları için, yeryüzünden yayılan ısının uzaya kaçmasını engelleyen gazlara ( CO2, metan, su buharı vs. ) sera gazı, sebep oldukları etkiye de doğal sera etkisi deniliyor. Artan sanayi ile birlikte bu gazların (ve doğada olmayan bazı gazların) konsantrasyonlarında artış yaşandı ve sera etkisinin güçlenmesine sebep oldu. Bugün küresel ısınma olarak da tabir ettiğimiz küresel iklim değişikliğinin genel yapısı bu.
Sera gazlarının artışıyla sera etkisi güçleniyor. Peki güneşten gelen ışınlarda dolayısıyla da ısıda artış olursa, atmosferde tutulacak ısının artacağı (veya tersi) söylenebilir mi? Eğer öyleyse güneşteki değişimler küresel ısınmaya ne kadar etki ediyor?
Güneş lekeleri, güneşin aktifliğinin göstergesi ve güneşin çok uzun zamandır bilinen ve gözlenen bir özelliği. Öyle ki Antik Çin kayıtlarında dahi güneş lekelerin izine rastlayabiliyoruz. Düzenli kayıtlar ise 17. yy’dan beri sürüyor. Bu sayede son yüzyıllardaki güneş aktivitesindeki değişimleri biliyoruz.

Yukarıdaki grafik yıllara göre güneş aktivitesini daha doğrusu güneş lekesi sayısını gösteriyor. Grafiğin sol kısmındaki boşluk Maunder Minimumu olarak bilinen dönemi gösteriyor. Bu dönemde gözlenen güneş lekesi sayısı oldukça az. Bu dönemin bir diğer ilgi çekici özelliği ise aynı zamanda Küçük Buzul Çağı’na (The Little Ice Age) denk gelmesi.
Küçük Buzul Çağı, 1250′lerde başlayıp özellikle Kuzey Avrupa ve Amerika’da sıcaklıklarda düşüşün gözlendiği ve en düşük sıcaklıkların 16. ve 17. yüzyıllarda hissedildiği iklimsel bir dönem. İlk kez iklimbilimci ve tarihçi olan François E. Matthes tarafından 1939′da ortaya atıldı.
Ortalama sıcaklıkların günümüzden 1-1,5 derece düşmesi, buzulların genişlemesine ve ağaç gelişiminin yavaşlamasına neden olmasının yanında çiftlik hayvanlarının ölümü, tarımın sekteye uğraması gibi olaylara sebep olarak insanlara kıtlık ve salgın hastalıklar gibi felaketler şeklinde yansımıştı.
Bu konu devam edecek..
kaynak
http://www.ucar.edu/learn/1_3_1.htm | science.nasa.gov | http://www.windows.ucar.edu/tour/link=/earth/climate/little_ice_age.html | http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-1194589/Turkey-Twizzlers-GOOD-polar-bears-ARENT-dying-out.html | http://tr.wikipedia.org/wiki/Sera_gazlar%C4%B1 | http://tr.wikipedia.org/wiki/Sera_etkisi |