Ocak 4th, 2010 by astroturk

Apple’ın ürettiği iPhone ve marifetli müzik çalar iPod touch’ta kullanılabilecek bir uydu takip programı geliştirilmiş; Bugün spaceweather.com sitesinde gezerken öğrendim. Spaceweather.com’daki sayfasından öğrendiğim kadarıyla:

  • On gün içersinde gerçekleşecek geçişleri sunuyor.
  • Uydu geçişleri için uyarıyor. Telefonun zili çalıyor vs.
  • Geri sayım aracı sayesinde bir geçişin ne kadar zaman sonra gerçekleşeceğini takip edebiliyorsunuz.
  • Takp edilen cisimler hakkında bilgi ve resimler mevcut.
  • En güzel özelliği de sanırım gece görüş özelliği. Bu modda geri sayım aracı gece görüşünüzü parlayan ışıkla azaltmayacak bir şekle-renge bürünüyor.

En kötü özelliğini (şimdilik) ise sona sakladım: Uygulama sadece ABD ve Kanada’da yaşayanlar için ayarlı. Türkiye ve diğer ülkeler için gelecek versiyonları beklemek gerekiyormuş.

Share
Aralık 5th, 2009 by astroturk

Hollanda’nın Leiden şehrinde bir astronomi konferansı düzenlendi. dotAstronomy (noktaAstronomi / .astronomy) adı verilen konferansın amacı astronomi ve internet arasındaki bağlantıları araştırmak; internetin sivil bilim projelerinden yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve araştırmalara katkısını incelemek.

Açıkçası çok da ayrıntılı incelemedim. Dileyen .Astronomy adresinden detayları okuyabilir (Konferans dün sona ermiş bu arada).  Benim asıl bahsedeceğim şey bu konferansta tanıtılan yeni bir ağ aracı: Chromoscope

İnsan gözü, elektromanyetik tayfın yalnızca bir bölümünü algılayabiliyor. Görünür dalgaboyu dediğimiz alanın dışında kalan bölgelere ise ancak geliştirdiğimiz araçlar sayesinde ulaşmamız mümkün oluyor. TV, radyo ve röntgen cihazları gibi.

Astronomide farklı dalgaboylarındaki ışınları incelemek, evrenin yapısı hakkında daha fazla bilgi edinebilmek için önemli. Bu yüzden yerde ve uzayda, farklı dalga boylarında inceleme yapan teleskoplarımız var.

Şimdi bu teleskopların elde ettiği veriler Chromoscope sayesinde sıradan kullanıcıların da “görüş alanına” giriyor. Gökyüzünün tamamını incelemenizi sağlayan sitenin haritası diğer harita sitelerine benziyor. İstediğiniz yere yakınlaşıp ayrıntılarını görebiliyorsunuz. Chromoscope’un en önemli özelliği  istediğini zaman görünür bölgeden H-alfa, uzak kızıl ötesi, mikrodalga ve radyo görünümüne geçebilmeniz. Gama ışını görünümü de yoldaymış.

Andromeda gökadasının tayfın görünür ve uzak kızılötesi dalgaboylarındaki görüntüsü

Andromeda gökadasının tayfın görünür ve uzak kızılötesi dalgaboylarındaki görüntüsü

Haritada gezerken kullanabileceğiniz bazı kısayol tuşları var. “H” tuşuna bastığınızda kısa yol tuşlarının listesi karşınıza çıkıyor. Bu listeyi İngilizce’den Türkçe’ye çevirdim:

  • v: görünür dalgaboyu görünümüne geçme
  • x: x-ışını görünümüne geçme
  • a: Hidrojen alfa görünümüne geçme
  • f: uzak-kızılötesi görünümüne geçme
  • m: mikrodalga görünümüne geçme
  • r: radyo görünümüne geçme
  • l: etiketleri gösterme-kaldırma
  • k: dalgaboyu geçiş çubuğunu gösterme – kaldırma
  • . : ekran araçlarının tümünü () saklama – gösterme
  • yukarı ok: daha yüksek enerji (dalgaboyunu düşürme)
  • aşağı ok: daha düşük enerji (dalgaboyunu arttırma)
  • +/- veya varsa farenizin … tekerleğiyle görüntüye yaklaşıp uzaklaşabilirsiniz.
  • s: herhangi bir gökcismini arama. “S” tuşuna basıp, karşınıza çıkacak ekranda arayacağınız cismin adını yazmanız yeterli.

kaynak: chromoscope.net | universetoday.com | dotastronomy.com | blog.chromoscope.net |

Share
Aralık 3rd, 2009 by astroturk

Science@NASA‘dan (NASA’da bilim) sonra şimdi de Science@ESA ortaya çıktı. Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın çıkardığı bu yeni sitede, NASA’daki gibi yazı değil, video ağırlıklı. Sitede yayınlanan vodcastleri bilgisayarınıza indirmeniz ve oynatabilecek herhnagi bir cihazla izlemeniz mümkün.

Şu ana kadar 6 bölüm yayınlanmış sitede. İlk bölümde neden uzaya teleskoplar göndermemiz gerektiği anlatılmış. Sonraki bölümlerde de çeşitli teleskoplar ve tayfın farklı bölgelerinde yapılan araştırmalar anlatılmış.

kaynak: universetoday.com | Science@ESA|

Share
Kasım 28th, 2009 by astroturk

AstroTürk’ü freeservers üzerinden yayınlamaya başlamadan beri uzun zaman oldu. İlk yazmaya başladığımda Türkçe astronomi hakkında çok az site vardı.

Amiyane tabirle buralar eskiden hep gaz ve toz bulutuylu. Son birkaç yıldan beriyse yeni yıldızlar oluşumunu tamamladı, yeni sitelerle kaynak sayısında önemli artış oldu. Öyle ki hayat bile başlamış. astrobiyoloji sitesi astrobiyoloji.com‘u bugün keşfettim. Gökbilimin geneli hakkında değil de belli özellikli bir bölümünü hedef alan sitelerin ortaya çıkması gerçekten güzel bir gelişme.

Ben yeni bir siteye rastladığımda genellikle açılışından aylar geçmiş oluyor. uzayda bir yer de bunlardan biri. Mayıs ayında yayına başlamış, o zamandan beri de 24 yazı eklenmiş. Yazarı hakkında bir bilgi yok ama mayıs ayındaki ilk heyecan diğer aylarda biraz azalmış gibi; yazı ekleme sıklığı düşmüş.

Yine de ilginç videolar, dairesel yörünge hesapları, kutup yıldızı nasıl bulunur gibi yararlı bilgiler var. Umarım sitenin güncellenme sıklığı artar.

Yeni ortaya  çıkan bir diğer siteyse gununnasagoruntusu.wordpress.com. Astronomi Diyarı‘nda görmüştüm ilk kez, yine aynı adreste tanıtımı yapıldı. Kasımın başından beri faliyettte olan sitede NASA’nın sitesinde yayınlanan Günün NASA Görüntüsü (Astronomy Picture of the Day), Türkçe açıklamasıyla beraber yayınlanıyor. Fotoğraflar uzay mekiği fırlatılışı, UUİ çalışmaları, uzay yürüyüşü yapan astronotlar gibi NASA’daki gelişmeleri konu alıyor.

Share
Ekim 13th, 2009 by astroturk

Belgeselleri kim sevmez. Reytingler aksini söylese de halkımız da hep belgesel seyrettiğini söyler zaten!

Yalnız bazı belgeselleri seyrederken, rahatsız edici bir şeyle karşılaşıyorum: eksik çeviri. Daha doğrusu sorun belgeselin orjinalindeki birimlerin bire bir çevrilmesinden kaynaklanıyor. Belki eserin orjinalini değiştirmemek adına bunu yapıyorlar ancak benim için bir şey ifade etmeyen birimlerle karşılaşmaktan hiç hazzetmiyorum.

uzay mekiklerinin ana motorları (3 adet) saniyede toplam 1.035  galon sıvı yakıt tüketiyor.

Şimdi ne anlamı var bunun? Aylık doğal gaz sarfiyatımla mı karşılaştırayım, yoksa arabanın saatte yaktığı ortalama benzin miktarıyla mı?

Bu yüzden dış kaynakları kullandığımda, varsa farklı birimleri metrik birimlere çeviriyorum, eksiksiz çeviri adına. Tabi  teori de basit olsa da pratikte hiç de uğraşmak istemeyeceğiniz türden bir iş bu. Mil kaç kilometreydi, inç kaç santimdi; tüm bunları akılda tutmak mümkün değil. Üstelik birimleri bilmek de yetmiyor, hesap kitap da yapmak gerekli olabiliyor.

Neyseki bu noktada imdadımıza bizim yerimize tüm bu işleri yapacak siteler yetişiyor. Böyle siteler çok işe yarasa da kullandıktan sonra hiçbirini tekrar hatırlayamam, mecburen google’dan tekrar arardım. Şimdilerdeyse, Türkçe olmasından mıdır bilmem kolayca aklımda kalan :

http://www.birimcevir.com/ sitesini kullanıyorum. Sizlere de tavsiye ederim.

Unutmadan, uzay mekiklerinin ana motorları (3 adet) saniyede toplam 3.917 litre  sıvı yakıt tüketiyor.

Eğer roketler sıvı hidrojen ve oksijen yerine su pompalıyor olsaydı, ortalama boyda bir yüzme havuzu 25 saniye içersinde dolardı. Gerçekten çevrilince ne kadar anlaşılır oldu öyle değil mi?

kaynak: wapedia.mobi/en/Space_Shuttle_main_engine |

Share
Eylül 16th, 2009 by astroturk

Kimimiz çocukluğundan Voltran’ı (aslında Voltron) hatırlayacaktır zaten. Bilmeyenler de şu adresten Voltran’ın birkaç robotun birleşmesiyle oluşan daha büyük boy bir robot olduğunu öğrenebilirler.

Aynalarla pek alakalı bir şey değil yani. Yine de bazı teleskop aynaları, tıpkı bu savaşçı robot gibi daha küçük aynaların birleştirilmesiyle oluşturulduğundan Voltran’a benzetilebilir. Amaç daha küçük aynaların ışık toplama güçlerini birleştirerek daha güçlü bir ayna elde etmek. Gökbilimcilerin evrenin geçmişini inceleyebilmek için derinlere bakabilecek teleskoplara ihtiyacı vardır. Bunu yolu da daha fazla ışık toplayan teleskoplara sahip olmaktan geçiyor. Büyük aynaların ise kendine özgü sorunları var. Çap 5 metreyi aştıktan sonra aynanın deforme olması, görüntünün bozulması gibi sorunlar pratikte ilk kez 1948 yılında Hale teleskobunda ve sonra da Rusların 6 metre çaplı teleskobunda yaşandı. Bu tarihten sonraysa teleskop tasarımında yeni çözümer aranmaya başlandı ve  yapımı zor tek bir aynanın işni birden fazla aynanın üstlendiği birden fazla aynaya sahip teleskop tasarımları ortaya çıktı.

ATY 2009′dan sonra, bir sene içersinde bir yeni teleskop daha yapmaya karar vermiştim. Şu sıralar aklımdaki bu projeyi değerlendiriyorum. ATY 2009′dan sonra yeni teleskoplar yapmayı planlayan tek kişi ben değilim.  Bazıları çoktan harekete geçti bile. Ama biri var ki çıtasını iyice yükseltti.

Salih Dinçer normalde tek bir yuvarlak camdan ayna yapmak yerine, altıgen cam parçalarını birleştirerek bir teleskop aynası yapmayı amaçlamış. Bunun için önce altıgen şekilli 7 aynayı biçimlendirmek gerekiyor. Daha sonra bu aynalar aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi yerleştirilecek:

Uzaktan güzel gözüküyor, ama güzel olduğu kadar da zor. Zira tüm aynalar birbiriyle uyumlu olacak şekilde biçimlendirilmeli. Mesela odak uzaklıkları tam kararında olmalı. Bizim Kilyos’ta yaptığımız teleskoplarda hedeflenen ölçüyü tutturamasak bile, değişen odak uzaklığına göre aynayı birkaç santim ileri veya geri alarak paçayı kurtarabiliyorduk. Şimdi 7 paça var!

Altıgen ayna yapmanın daha başka zorlukları da var. Üstelik standart tasarımların aksine yardım alınabilecek önceden yapılmış örnekler de yok. Şu anki proje de zaten deneysel bir çalışma niteliğindeymiş. Siz daha kolay yolları tercih etseniz bile 6genayna amatör teleskop yapımı konusunda ilginizi çekebilir.

kaynak: 6genayna | Wired Science |

Share
Temmuz 6th, 2009 by astroturk

Sıfır noktası (ground zero) sesli sözlükte bir nükleer silahın infilak noktasında veya bu noktanın dikey olarak altında veya üstünde kara veya su sathı üzerinde bulunan nokta olarak tanımlanmış. Ekşi‘de farklı tanımlar da mevcut. 11 Eylül saldırısı sonrasında ikiz kulelerden geriye kalan boşlukla, alkollü bir kokteyl mesela.

Ama bu sitede kesinlikle bir nükleer saldırının merkezi anlamında kullanılıyor!

carloslabs.com sitesinde geliştirilmiş olan Ground Zero II adlı bir uygulama sayesinde, Google Earth haritası üzerinde istediğiniz bir noktada (sıfır noktası!) nükleer silahların etkilerini test edebiliyorsunuz.

Silahlar, varlığı kesin olmayan, Rusların evrak çantasına sığdığı iddia edilen atom bombasıyla başlıyor. Ardından yine varlığı kesinleşmemiş, Kuzey Kore tarafından test edildiği iddia edilen 9 kilo tonluk bomba geliyor. Ondan sonra tarihte ilk ve son kez bir savaşta kullanılmış olan Küçük Çocuk (Little Boy) ve Şişman Adam (Fat Man) adlı ABD’nin atom bombalarıyla devam ediyor. Tahrip gücüne göre devam eden sıralamada günümüzde hâlâ orduların envanterinde binlercesi bulunan fisyon bombaları bunları takip ediyor. Daha sonra füzyon yani hidrojen bombalarıyla tahrip gücünüz iyice artıyor ve Sovyetler’in Çar adlı, şimdiye kadarki en güçlü hidrojen bombasıyla doruğa çıkıyor. En son seçenek ise tanrıyı oynamak isteyenler için: dinozorları yok ettiğine inanılan büyükçe bir göktaşı darbesi.

Saldırıları sıcaklık, basınç ve rüzgar yönünü de ayarlayabilecek şekilde nükleer serpinti yönünden inceleme imkanı da verilmiş.

Size son olarak, dünya üzerinde nükleer silah denemeleri yapmaya başlamadan önce Isaac Asimov‘dan şu kısa öyküyü tavsiye ediyorum.

Isaac Asimov
Share
Şubat 28th, 2009 by astroturk

Sekiz yılı aşkın süredir 930.000′den fazla galaksi ve 120.000′den fazla kuasarın renkli görüntülerini yakalayan Sloan robotik teleskobunun elde ettiği veriler yıllık olarak bilim çevrelerine ve kamuoyuna sunuluyor.

Bu teleskobun görüntülediği çeyrek milyon kadar gökadanın şekilsel özelliklerini belirleyebilmek için gönüllülerin katılımıyla yürütülen bir proje oluşturulmuş: Galaxy Zoo 2. Türkçe’ye gökada bahçesi olarak çevirebileceğimiz bu projenin ilkine 150.000′den fazla insan katılmıştı ve gönüllülerin yardımıyla elde edilen değerli veri şu an Dünya’daki teleskoplara yardımcı oluyor.

Bu galaksilerin ve bizimkinin nasıl oluştuğunu öğrenmek için yapılan çalışmalarda gönüllülere ihtiyaç duyulmasının sebebi, gökada resimlerinden onların şekilsel özelliklerini belirleme işini sıradan bir insanın gelişmiş bir bilgisayardan çok daha hızlı halledebilmesi.

Peki gökadalar neye göre sınıflandırılıyor?

Üye olduktan sonra Gökadaları Sınıflandırma (Classify Galaxies) bölümünde karşınıza gelen gökada resmine bakıp disk, spiral gibi yapılara mı sahip (Features or disk) yoksa girintisi çıkıntısı olmayan düzgün bir yapıya (Smooth) mı sahip bunu belirliyorsunuz. Bunlar dışında gelen görüntü gökada değil de yıldız veya işlem hatası diyebileceğimiz bir biçimdeyse bunu belirtiyorsunuz (Star or artifact). Verilen ilk yanıta göre yeni sorular geliyor.

Sorulara nasıl cevap verileceği bu adreste (İngilizce) anlatılmış ve çeşitli pratik örnekler de verilmiş. Eğer hoşnuza giden bir şey olursa bunu favorilerinize ekleyebiliyor ve gökyüzünde hangi konumda bulunduğu gibi bazı bilgileri öğrenebiliyorsunuz.

Galaxy Zoo ile gökadaları sııflandırmak, bir amatör için astronomiye katkı sağlamanın oldukça kolay bir yolu.

kaynak: sdss.org | galaxyzoo.org |

Share