Mart 10th, 2010 yapan astroturk

Evren büyük ölçüde hidrojen ile doludur. Yıldızların yakıtını yine bu en hafif element oluşturur; ta ki yıldızın çekirdeğinde tükenene kadar. Yıldızın merkezindeki basınç ve sıcaklığın etkisiyle hidrojen atomları füzyon reaksiyonu geçirerek birbiri ile birleşir ve daha ağır olan helyum atomu oluşturur. Merkezdeki hidrojenin tükenmesiyle helyum ve oluşan daha ağır elementler füzyona uğramaya başlar. Bu şekilde daha ağır atomlar ortaya çıkmış olur.

Yıldız merkezinde ortaya çıkan ağır elementler, yıldızın ömrünü tamamlayıp sahip olduÄŸu maddeyi uzaya saçmasıyla etrafa dağılırlar. OluÅŸan enkaz yeni güneÅŸ sistemlerinin doÄŸumhanesi konumuna gelebilir. Bu durumda ilk yıldızın merkezinde üretilen maddeler yeni güneÅŸ sisteminin kimyasına katılır. Tıpkı Avcı Bulutsusu‘nda olduÄŸu gibi.

Dünya’ya en yakın yıldız oluÅŸum bölgesi olan Avcı bulutsusu (nebula) aynı zamanda M42 olarak da biliniyor. Bize 1.300 ışıkyılı uzaklıkta ve 24 ışıkyılı boyunca uzanır. Teleskop ile bakıldığında amatörlere güzel bir manzara sunana Avcı, yeni yıldzların oluÅŸumunu araÅŸtırmak isteyen astronomlar için de önemli bir kaynak. Bu kaynak üzerinde yapılan araÅŸtırmalar, bulutsunun yaÅŸam için gerekli kimyasallara sahip olduÄŸunu gösteriyor.

Işık ışınları ayrıştırıldığında meydana gelen tayfta, ışık kaynağını oluşturan moleküllerin kimyasal parmak izi ortaya çıkar. Tayfçekerler (spektrograf), gökcisimlerinden gelen ışınların tayfını çıkartarak, bu parmak izinden o gökcisminin hangi maddelerden oluştuğunu tespit edebilmemizi sağlıyor.

Avrupa Uzay Ajansı’nın geçen yıl uzaya fırlattığı Herschel teleskobu yeni veriler topladı. Herschel daha hassas tayfçeker tekniÄŸi kullanan HiFi aletine (Heterodyne Instrument for the Far Infrared – Yakın Kızılötesi için Heterodin Aracı)  sahip. Bu sayede teleskop, biliminsanlarına uzayın kimyasını daha iyi anlama imkanı saÄŸlıyor. Avcı (Orion) bulutsusu üzerinde yapılan incelemelerde, bulutsunun (nebula) yaÅŸam için gerekli olan tüm maddelere sahip olduÄŸunu gösterdi. Potansiyele sahip olsa da henüz yıldızlar ve varsa etrafındaki gezegenler oluÅŸumunu tamamlamadığı için, yaÅŸamın oluÅŸabilmesi içinse henüz çok erken.

kaynak: wired.com |

Mart 9th, 2010 yapan astroturk

50 ve 60lı yıllarda, Mars aylarından biri olan Phobos‘un içinin oyuk olabileceÄŸi düşünülüyordu. Bu spekülasyonun ortaya çıkmasına neden olansa, uydunun alışıldık olmayan yörünge özellikleriydi.

Mars Ekspresi uzay aracı geçtiÄŸimiz çarÅŸamba günü Phobos’a yakın geçiÅŸ yaptı. Gökcisminin 67 km yakınından geçen araç herhangi bir fotoÄŸraf çekmedi ve diÄŸer gözlem ekipmanları da kapatılmıştı. Yer istasyonundakiler, Phobos’un uzay aracı üzerindeki çekim gücünü inceleyebilmek için sadece saf radyo sinyallerini duymak istiyordu.

Biliminsanlarına göre Phobos ikinci nesil bir uydu. Birinci nesil uydular, ana gökcismiyle hemen hemen aynı dönemde birlikte oluÅŸuyorlar. İkinci nesil uydularsa gezegenleri ile sonradan biraraya geliyor. Phobos’un muhtemelen Mars’ın çekim etkisiyle yörüngesine girmiÅŸ bir küçük gezegen olduÄŸu düşünülüyor.

Önceki yakın geçiÅŸlerde yapılan incelemeler, Phobos’un %25-35 gözenekli olması gerektiÄŸini göstermiÅŸti. Bu sonuç gezegenbilimcilere Phobos’un Mars’ın etrafında tur atan bir “moloz yığını”ndan biraz daha fazlası olduÄŸu konusunda yol gösterdi. Büyük ve küçük prçaların biraraya gelmesiyle oluÅŸan bir moloz yığını, bu parçalar birbirine tam uymayacağı için içinde boÅŸluklara sahip olacaktır.

Mart ayı içersinde Mars Ekspresi, Phobos’a yeniden yakın geçiÅŸ yapacak. Bu seferkinde uzay aracı, uydunun yüksek çözünürlüklü görünülerini yakalayacak.

kaynak: universetoday.com | görüntü: arcadiastreet.com

Mart 8th, 2010 yapan astroturk

Yeni yapılan bir araÅŸtırma, Dünya’nın manyetik alanının sanılandan 250 milyon yıl daha yaÅŸlı olduÄŸunu gösteriyor. Kayalar üzerinde yapılan araÅŸtırmada, 3,2 milyar yıl önce de manyetik alanın ÅŸimdiki kadar güçlü olduÄŸu bulunmuÅŸtu. Yeni kaya örneklerindeki manyetik alan izi ise 250 milyon yıl daha geriye gidiyor: 3,45 milyar yıl.

dünyanın manyetik alanı

Nev York’dakiRochester üniversitesi ve Güney Afrika’daki KvaZulu-Natal üniversitesinden biliminsanlarının oluÅŸturduÄŸu ekibin çalışması, 5 Mart günü Science dergisinde yayınlandı.

Manyetik alanın yeni doÄŸum yılı, Dünya’nın gezegenlerarası bölgedeki kalıntılarla bombalandığı dönem ile atmosferin oksijen ile dolmaya baÅŸladığı dönem arasındaki, yaÅŸamın en erken basamaklarının geliÅŸtiÄŸi evreye karşılık geliyor. Daha önceki çalışmalar manyetik alanın, gezegenin atmosferini kopartan, suyu buharlaÅŸtıran ve yüzeydeki canlılığı yokeden  ölümcül güneÅŸ ışınımına karşı bir kalkan görevi üstlendiÄŸini öngörüyordu.

Demir mineralleri manyetik alanın yönünü ve şiddetini kaydeder. Fakat bu kayıtların uzun süre boyunca değişmeden kalabilmesi de gerekiyor. Bu nedenle araştırmalarda kuartz kristalleri içindeki demirden oluşan magnetit ullanıldı. Kuartz kristalleri içindeki magnetiti, oluşumundan sonraki kimyasal etkilerden başarılı şekilde koruyor.

AraÅŸtırma ekibinin lideri John Tarduno’ya göre yaÅŸamın ortaya çıkabilmesi için iki ÅŸey gerekli: biri su, diÄŸeri ise  güneÅŸ rüzgarlarıyla suyun erozyona uÄŸrayıp uzaya saçılmasını engelleyen manyetik alan. Mars manyetik alana sahip olmadığı için bugün kuru olabilir.

kaynak: wired.com | görüntü: nasa

Mart 6th, 2010 yapan astroturk

james webb teleskobunun aynaları

2014 yılında fırlatılması planlanan James Webb Uzay Teleskobu‘nun (James Webb Space Telescope – JWST) ilk aynaları cilalandı. 6,5 metrelik dev aynası 18 parçadan oluÅŸuyor. Teleskobun geri kalanı da aynası kadar büyük. Aynanın altındaki güneÅŸ kalkanı tenis kortu boyutlarında!

James Webb Uzay Teleskobu

Kızıl ötesi dalga boyunda gözlem yapacak bu yeni teleskobun bilimsel görevi, şimdi görebildiklerimizden çok daha uzaktaki gökcisimlerini incelemek. Daha uzaktan gelen ışığı yakalamak aynı zamanda daha uzun zaman önce yola çıkmış ışığı yakalamak anlamına geliyor. James Webb teleskobunun, evrenin oluştuğu büyük patlamadan sonra meydana gelen ilk gökadalarını görmesi bekleniyor.

Isınan cisimler, kızıl ötesi ışınım yaparak soÄŸur. Bu nedenle teleskop, çevresindeki gökcisimlerinden etkilenmemesini saÄŸlamak amacıyla çok uzak bir noktada yörüngeye oturtulacak ve gezegenimizin 1,5 milyon km uzağında gözlem yapacak. Bu uzak nokta sıradan bir yer deÄŸil. Dünya, Ay ve GüneÅŸ’in kütle çekim kuvvetlerinin etkisiyle çekimin sıfır olduÄŸu Lagrange noktalarından biri: L2.

James Webb'in yörüngesi, Ay ve Dünya'nın uzaklıklarının karşılaştırılması

Bu ÅŸekilde teleskobun bulunacağı yörünge ile, Dünya ve Ay’a olan uzaklığı karşılaÅŸtırılmış. Teleskop yaklaşık 400.000 km uzağımızdaki Ay’ın dahi çok ötesinde olacak. AÅŸağıda da diÄŸer Lagrange noktaları ile James Webb’in bulunacağı L2 noktasının yerleri gösterilmekte.

Lagrange noktaları

James Webb teleskobunun 2014 yılında fırlatılması planlanıyor.

kaynak: wired.com | resmi ağ sayfası

Mart 4th, 2010 yapan astroturk

Neil Armstrong

Ay’a ilk ayak basan insan unvanına sahip, ABD’li astronot Neil Armstrong, Adana’ya ayak basacak. Armstrong, Apollo 13 uzay aracı kumandanı Jim Lovell ile beraber Çukurova Üniversitesi Uzay Bilimleri Merkezi’nin davetlisi olarak  6 Mart cumartesi günü Türkiye’ye gelecek. Rektör Prof. Dr. Alper AkınoÄŸlu’nun açıklamasına göre ikili, bilim ve teknolojinin neleri baÅŸarabildiÄŸinin görülebilmesini amaçlayan bir söyleÅŸiye katılacak.

Armstrong tamam da uzayda ciddi bir arıza yaÅŸayan Apollo 13′ün kumandanı Lovell “bilim ve teknolojinin neleri baÅŸarabildiÄŸi” konusunda pek iyi bir örnek deÄŸil sanki :) Apollo 13′ün yaÅŸadığı bu talihsizlik beyaz perdeye yine aynı isimde bir film ile yansıtıldı. Filmde Lovell’ı Tom Hanks canlandırdı.

kaynak: Radikal

Mart 4th, 2010 yapan astroturk

Kuru sandığımız Ay’ın aslında sebil olduÄŸu iyice ortaya çıktı. Önce NASA’nın uzay aracı çarptırarak kaldırdığı ay tozlarında su tespit edilmiÅŸti. Åžimdi de Hindistan’ın Chandrayaan-I Ay uydusuna baÄŸlı, NASA’nın mini-SAR adı verilen radarının topladığı veriler, Ay’ın güneÅŸ yüzü görmeyen kraterlerrinin dibinde su olduÄŸunu kanıtladı. Hem de az buz deÄŸil, en azından 600 milyon ton su, kraterlerde donmuÅŸ halde yeni nesil kolonicileri bekliyor.

İşin koloni, yani insan yerleÅŸimleri kısmı ne yazık ki en az kraterdeki sular kadar karanlıkta ÅŸu an. GeçtiÄŸimiz ay ABD baÅŸkanı Barack Obama, Ay’a yeniden insan gönderilmesini hedefleyen Constallation (Takımyıldız) programını iptal etti. İptalin gerekçesi ekonomik zorluklar.

Takımyıldız programı kısaca, Dünya’nın alçak yörüngelerinin ötesine insan ve kargo taşıyabilecek güçlü roketler, kargo ve insanlı uzay araçlarını geliÅŸtirmeyi kapsıyordu. Bu hedefler NASA’nın mevcut bütçesinin karşılayamayacağı milyarlarca doları gerektiriyordu. Ekonomik kriz ile boÄŸuÅŸan ABD baÅŸkanı Obama, NASA bütçesini arttırmak yerine Takımyıldız programını iptal etmeyi tercih etti.

BirleÅŸik Devletler 2020 yılına kadar yeniden Ay’a dönüş programını gündeme almayacak. Güçlü roketler geliÅŸtirilmeyecek olmasını, alçak dünya yörüngesinde hapis kalmamız ÅŸeklinde yorumlayanlar da oldu. Teknik olarak haklılar. Daha güçlü roketler olmadan daha uzaÄŸa gidebilmek mümkün deÄŸil. NASA, Apollo programında Ay’a insan yollamak için dev Satürn V (beÅŸ) roketlerini kullanmıştı. Takımyıldız programında Satürn’lerin karşılığı ise Ares’ler olacaktı. Ares I modeli test edilmiÅŸti bile.

Åžimdiyse alçak yörüngeye kargo ve insan taşıyacak araçlardan mahrum kalınması bile söz konusu; en azından bir süre için. Bu yıl uzay mekikleri emekli edildikten sonra, NASA’nın onların yerine geçirebileceÄŸi bir aracı yok. İlk önce Rusların Soyuz uzay araçlarını kullanacaklar, sonra da özel ÅŸirketlerin geliÅŸtireceÄŸi araçların kullanılması planlanıyor.

DiÄŸer uzay ajanslarının da tek başına Ay’a gidebilme olasılıkları yok. Öte yandan, tıpkı Uluslararası Uzay İstasyonu’nda olduÄŸu gibi, uluslararası bir ortaklığın alçak yörüngenin ötesindeki hedeflere ulaÅŸma ihtimali mevcut.

kaynak: wired.com | russianspaceweb.com |

Åžubat 23rd, 2010 yapan astroturk

Ben bir türlü bir ÅŸeyler yapamamış olsam da geçtiÄŸimiz yaz Kilyos’ta amatör teleskop yapım dünyasına adım atanlar, internet üzerinde de yaptıklarını paylaÅŸmaya devam ediyorlar. Son olarak Taner Cesur, amatör teleskop yapımıyla ilgili yeni bir aÄŸ güncesi açımış: tekrakibimobsession.blogspot.com

Nedir ki bu obsession diyenler için açıklama: obsessiontelescopes.com

Dünyanın belki de en kaliteli dobson tipi teleskoplarını üreten, ayna çaplarının büyüklüğüyle her amatör astronomi meraklısının rüyalarını süsleyen, kocaman teleskoplar olmasına rağmen rakiplerine göre kolay taşınan, kolay kurulan, kolay kullanılan teleskoplar tasarlayan firma.

Site ATY ile ilgi dedim ama farklı konulara açılabileceğinin de sinyallerini vermiş Taner. Kendisine uzun soluklu bir blog macerası diliyorum.

Åžubat 15th, 2010 yapan astroturk

Geçen hafta pazartesi günü ilk kez bir uzay mekiÄŸi fırlatılışını canlı izleme fırsatı buldum. Aslında NASA’nın sitesinde tüm fırlatmaları izlemek mümkün olsa da ben ancak denk gelebildim. Åžansıma son gece uçuÅŸunu yakaladım (STS 130). Bundan sonra kalan dört fırlatma da gündüz gerçekleÅŸecek. Aslına bakarsanız gündüz uçuÅŸları daha iyi, eski kayıtlardan gördüğüm kadarıyla.

Geçen hafta cumartesi günü de bir ötegezegen geçiÅŸi canlı yayınlanacaktı. Ben bu canlı yayını kaçırdığımı sanıyordum fakat yayın, farklı bir ötegezegeni hedef alacak ÅŸekilde, bu hafta cumartesiye ertelenmiÅŸ durumda. Bu kez kaçırmamayı umut ediyorum. Konunun ayrıntılarını Astronomi Diyarı‘nda okuyabilirsiniz.

kaynak: astronomidiyari.com | görüntü: günün nasa görüntüsü