tam o sırada yukarda bir yerde..

NASA’nın gezegen avcısı teleskobu Kepler, an itibariyle şimdiye kadar keşfedilen ötegezegenlerin yarıdan fazlasını keşfetme başarısını göstermiş bulunuyor. Bugün bildiğimiz 1.700 ötegezegen var. Kepler uzayaracı bunlardan 961′ini keşfetti.

Kepler teleskobu

Kepler teleskobu, Samanyolu gökadamızın merkezindeki sabit bir alanı inceliyor.

O halde, Oscar Wilde‘ı anmanın tam da sırası:

Hepimiz çamur içindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakar.

kaynak: space.com

üniversitede şarlatanlık!

İnanırsınız, inanmazsınız, inanmaz ama falsız da kalmazsınız belki ama kesin bir gerçek var ki astroloji bilimsel olarak gerçek dışıdır. Gelin görün Türkiye üniversitelerindeki bozulma,  bilim üretiminde sıkıntı yaşamaktan bilimdışıya alan açmaya ulaşmış durumda.

Meseleden, Uzay Çobanları grubunda açılan konu sayesinde haberim oldu: İstanbul Aydın Üniversitesi’nin Sürekli Eğitim Merkezinde astroloji semineri duyurusu yapılmış. Umut ediyorum ki bu büyük yanlıştan bir an önce dönülür.

Açık Bilim dergisinin son sayısında astrologların bilimle imtihanı yazısı var. Zamanlamanın manidar oluşuna dikkatinizi çeker, okumanızı öneririm.

kaynak: seminerin ağ sayfası | İAÜ SEM | soL.org | acikbilim |

sansür derinleşiyor, fişleme geliyor

İnternet’ e girmeyi tamamen suç kapsamına alacak olan yeni yasaya karşı Sayfalar Ortak Platformu olarak sessiz kalmayacağız!
Yaşam alanlarımıza müdahale eden, özgürlüklerimizi kısıtlayan Hırsızlara karşı Sokağa çıkacağız, hesap soracağız!

Peki yeni yasa neleri barındırıyor ?

1-Anahtar kelime engelleme sistemi yoluyla internetten erişimi sınırlamak kolaylaşıyor. Örneğin, Youtube’un içinde anahtar kelimeler nedeniyle sakıncalı bulunan bir videoya Türkiye’den erişilemeyecek. O anahtar kelimeyi kim belirleyecek belli değil.

2- Daha beteri: Her bireyin internette faaliyeti, hangi siteleri gezdiği, hangi kelimeleri aradığı, sosyal ağlarda neler yaptığı kayda alınacak ve o kayıt bir-iki yıl saklanacak.

3- Hükümet kontrolünde “birlik” kuruluyor, erişim sağlayıcılar buraya zorunlu olarak üye olacak.

Sosyal medya da bulunan tüm Facebook sayfalarına, Bloglar’ a, Sözlük sayfalarına çağrımızdır:

İnternet Yasaklarına karşı sessiz kalmayın, bir olup sokağa çıkalım Hesap soralım!

kampanya adresi

şeb-i yelda

Gezegenimiz bugün yılın en uzun gecesini yaşayacak. En uzun karanlık, bir parça kasvet içerse de aynı zamanda içinde umut da taşır: artık geceler kısalacak..

Şeb-i yeldayı müneccim ile muvvakit ne bilir?
mübtela-i gâma sor kim geceler kaç saattir

Bosnalı Sabit Efendi’nin bu beyitte müneccim dediği bugünün astrologları, muvvakit ise namaz vakitlerini hesaplayan, dini günleri içeren takvimleri hazırlayıp ramazanda imsakiye hazırlayanlar.. Yani en uzun gecenin ne zaman başlayıp ne zaman biteceğini, ne kadar süreceğini belki saniyesine varıncaya dek hesaplayabilen kimseler.

İşte bunlar en uzun geceyi bilemez diyor Sabit Efendi. Peki kim bilir? Elbette aşk acısıyla mübtela-i gâm yani üzüntüye tutulan, kederin bağımlısı olanlar bilir. Şüphesi olan süre tutsun!

Geceleri uyumayanların yolundan çekilin! – Nietzsche

bir teleskop okula girer ve olaylar gelişir..

Bu ülkede insanların teleskoba erişimi öyle sınırlı ki hayatında hiç teleskoptan bakmamış on milyonlarca kişi var. Peki ya teleskoplar bu kadar ender bulunan araçlar olmasaydı?

Hemen tüm okullarda her yıl yüzlerce öğrencinin bir teleskopla karşılaştığını düşünün. Uzaya karşı daha derin bir merak, daha fazla teleskoba sahip olmak isteyen insan, daha çok çeşitte ve ucuza satılan ekipman, satın alınan/yapılan daha fazla teleskop ve o teleskoplarla astronomiyle tanışacak daha çok yurttaşımız.. Bu şüphesiz kendisini besleyen bir döngü olurdu.

Öyleyse ne kadar çok okul teleskoba sahip olur ve bunu verimli şekilde kullanabilirse, teleskoba ulaşan birey sayısı ve bilime duyulan ilgi katlanarak artacaktır. Bilime duyulan ilgi klişe bir laf gibi gelebilir ama kargo şirketlerinin her yıl milyonlarca paketi insansız hava araçlarıyla müşterilerine ulaştırmayı planladığı bir çağdayız.

Bir teleskop okula girerse, daha fazlası sokağa çıkar. O sokaktaki insanlardan da bir kısmı yerden 100km yükselmeye o kadar yaklaşır..

Peki bunca şey nasıl başarılabilir? Tabii ki Nurcan Örtügen Gök gibi bir yerlerden başlayarak:

I-SON.

Yüzyılın en unutulmaz kuyrukluyıldızı olabileceği düşünülen ISON, güneş ile yakınlaşmasından sonra tarumar olmuştu. Belki bir umut vardır diye yapılan gözlemler ise sonuç vermedi.

No ISON!

 

Yörüngesi bilindiğinden, eğer kuyrukluyıldız sağ olsaydı hangi konumda bulunacağı tahmin edilebilir. Yukarıdaki görsel, bahsi geçen olası konumun durumunu ortaya koyuyor. ISON yok.. Gökcisimlerinin parlaklığı kadir cinsinden belirtilir ve parlaklık arttıkça kadir değeri düşer. Söz gelimi gece gökyüzündeki en parlak yıldız olan Sirius −1.46 kadir parlaklığındadır. ISON için gözlem yapanlardan Eric Allen (Observatoire du Cégep de Trois-Rivières) +16.5 kadire kadar sönük cisimleri gözleyebileceğini belirtmiş.

kaynak: spaceweatherisoncampaign.org |

Galaksiler, yıldız oluşumu ve yurtdışında bilimsel kariyer

1 Kasım’da (2013) Bolu Halk Eğitim Merkezi’nde, gökbilimcilerin katılımıyla bir e-konferans düzenlenecek. Dr. Umut Yıldız(NASA/JPL) ve Selçuk Topal (University of Oxford) internet üzerinden bağlanacağı programın açılış konuşmacıları ise Prof. Dr. Ethem Derman ve Kültür Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dursun Koçer.

galaksiler-yildiz-olusumu-yurtdisinde-bilimsel-kariyer

Kaynak

olası bir katil: 1950 AD

Şimdiye dek 10 binden fazla Dünya’ya yakın cisim saptandı. Dünya yörüngesine yakın seyreden farklı boyutlardaki bu cisimlerin %10′u bir kilometreden büyük. Bunlardan birinin yolunun Dünya ile kesişmesi, küresel ölçekte felaket anlamına geliyor.

1950 DA bunlardan biri, üstelik yolumuza çıkma ihtimali oldukça yüksek: %0.33

1950DA

%0.33 küçük ihtimal gibi görünse de şimdiye kadarki çarpışma ihtimallerinin en büyüğü. Öbür taraftan bu maksimum ihtimal. Yani 1950 DA’yla ilgili bildiklerimiz arttıkça ihtimalin düşme olasılığı var. Tabii gökcismiyle yüzyüze geleceğimiz 2880 yılına kadar ondan kurtulmanın bir yolunu bulmamız da olasılıklar dahilinde.

Gökcismi ilk kez 1950 Şubat’ında yüzünü gösterip gezegenimizin 7.8 milyon km yakınından geçmişti. Yukarıdaki ilk fotoğrafıysa, 2001 Mart’ında Arecibo Gözlemevi’ndeki dünyanın en büyük teleskobuyla eldde edilmiş bir radar görüntüsü.

kaynak: discovery.com