Åžubat 6th, 2010 yapan astroturk
Rütbesi gezegenlikten cüce gezegenliÄŸe düşürülen Plüto üzerine çalışmalar devam ediyor. 384 Hubble görüntüsü ve 20 el yapımı bilgisayarla oluÅŸturulmuÅŸ süper bilgisayar yardımıyla yapılan çalışma sonunda, Plüto’nun yüzeyinde meydana gelen deÄŸiÅŸiklikler ortaya çıkarıldı.

Elde edilen görüntülerdeki sonuca bakılırsa, Plüto GüneÅŸ Sistemi’ndeki en deÄŸiÅŸken yüzeye sahip gökcisimlerinden biri. Fakat bu görüntüler hiç kolay elde edilmedi.
Plüto’yu incelemek oldukça güç. Cüce gezegen, çok uzakta olmasının yanısıra çok küçük olmasıyla da iÅŸleri zorlaÅŸtırıyor. EÄŸer GüneÅŸ’i bir futbol topu (22 cm) olarak düşünecek olursak, Plüto’yu bu toptan 947 metre ötedeki küçük bir kum tanesi boyutunda (0,3 mm) hayal edebiliriz. Bir zamanlar gezegen olarak anılan bu küçük gökcismi, gerçekte Ay’ımızdan daha küçüktür. Uydumuz 3474 km çapında, Plüto ise 2390 km.
Bu nedenle, Plüto’yu görebilmek çok zor. Hubble Uzay Teleskobu için bile: teleskoptan çekilen 384 görüntünün kullanıldığını söyledik ama bu görüntülerde Plüto ancak birkaç piksel yer kaplıyor!
Gökbilimci Marc Buie ve Southwest Research Institute’deki ekibi, yukarda gördüğünüz görüntüleri elde edebilmek için, o birkaç piksel boyutundaki plüto fotoÄŸraflarını bilgisayarla iÅŸlediler. Bunun için her biri 450 dolar maliyetinde 20 toplama bilgisayarla bir süper bilgisayar oluÅŸturdular. Birbiri ile paralel çalışan bilgisayaralarda C ile bir bilimsel kodlama dili beraber kullanılarak hazırlanan bir kod kullanıldı. Bu kod da tıpkı süper bilgisayarları gibi araÅŸtırma ekibince yazıldı.
Çalışmalar yıllarca sürdü; ekip herhangi bir yerde oluÅŸacak hataya karşı sonuçları defalarca kontrol etti. Önümüzdeki yıllardaysa Plüto hakkında daha fazla bilgi edinmemizi saÄŸlayacak Yeni Ufuklar (New Horizons) adlı uzay aracı, milyarlarca kilometrelik yolculuÄŸunun ardından Plüto’ya ulaÅŸacak. O zaman bu ufak gökcismi, uydusu ve diÄŸer Neptün ötesinde yer alan Kuipler kuÅŸağı cisimlerinin yeni sırları açığa çıkacak.
kaynak: wired.com | görüntü: Hubble Uzay Teleskobu
Åžubat 4th, 2010 yapan astroturk
Gökbilim forumunda ilginç bir fırlatma aracının haberiyle karşılaÅŸtım. Okyanusta bir petrol platformunda inÅŸaa edilecek bir uzay topu. Aslında bu Jules Verne fikirlerinden biri. Ünlü bilimkurgu yazarı Aya Seyehat romanında, Florida’da inÅŸaa edilen (bugün NASA fırlatma rampaları da buradadır) bir topla uzaya çıkan insanların hikayesini anlatır.
Gerçekte insan bedeninin kaldıramayacağı bir seyehat bu. Uzaya erişebilmek için, topla fırlatılacak uzay aracının yahut merminin çok büyük bir ilk hıza sahip olması gerekiyor. Yazımızın konusu olan uzay topundan mermilerin 20.917 km/saat (13.000 mil/saat) hızla çıkması planlanıyor. Çabucak bu hıza ulaşmak 5.000 G kuvvetinde etki ederek, insanın ezilmesine sebep olur.
Yine de geliştiricileri, insanlar için ölümcül olabilecek bu yöntemin, kargo taşımak için iyi bir alternatif olacağını düşünüyorlar. Ekvatorda bir petrol platformunda inşaa edilecek bu ilginç fırlatıcının, kargo gönderme masraflarının 20 kat azalacağı görüşündeler.

Uzay topunun genel yapısı temel olarak orduların kullandığı toplarla aynı. Mermiyi gereken hıza ulaştırmak için, ısıtılarak yüksek basınca ulaştırılmış gaz kullanılıyor.
Doğal gaz yakılarak ısı açığa çıkartılıyor. Isı değiştricisi yardımıyla da hidrojen gazı ısıtılıyor. 1426 dereceye çıkan sıcaklıkla, hidrojen gazının basıncı 5 kat artıyor. Yeterli basınca ulaşıldığında, merminin arkasındaki bırakma valfi açılıyor ve basınçlı gaz mermiyi ileri doğru itiyor. İşin bu kısmı ateşli silahlarla aynı mantıkla işlemekte. Farklı olan tarafıysa, mermi fırladıktan sonra çıkış ucunun kapatılarak gaz çıkışının önelnmesi. Bunu hidrojen gazından tasarruf etmek için düşünmüşler.
Uzay topunun her atışta yaklaşık 500 kg yük göndermesi planlanıyor.
kaynak: POPSCI.com | gokbilim.com |
Åžubat 2nd, 2010 yapan astroturk
Uzay stasyonu mürettebatı artık uzaydan canlı yayın yapma, filtresiz yorum ve görüş bildirme olanağına sahip. Astronotlardan TJ Creamer 22 Ocak’tan beri bu imkanı kullanarak, popüler mikro blog sitesi twitter.com‘da ‘tivitliyor’. Tvitlerinde hayranlarının mesajlarına cevap veriyor, uzay istasyonu hayatı hakkında bilgi veriyor ve zaman zaman da yukarıdan çektiÄŸi görüntüleri paylaşıyor. AÅŸağıda bu fotoÄŸraflardan birini görüyorsunuz: San Francisco’daki Golden Gate (Altın Kapı) köprüsü..

Dünya gözlemi. DoÄŸrusu kıskanılacak bir iÅŸ. Hele ki biz burada bulutların ardından Mars’ı bile göremiyorken. Astronotların objektifine yansıyan diÄŸer Dünya fotoÄŸraflarına bu adresten ulaÅŸabilirsiniz.
kaynak: universetoday.com |
Åžubat 1st, 2010 yapan astroturk

Panoramik görüntüler, 360 derecelik açıyla, mekanı daha gerçekçi görmemizi saÄŸlar. moonpans.com adresinde de Amerika’nın Apollo görevleri sırasında astronotlarca çekilen, Ay’ın panoramatik görüntüleri sergileniyor. Bu sayfada, birçok farklı panorama üzerinden sanal Ay turuna çıkabilirsiniz. Sanal turları görüntüleyebilmek için bilgisayarınızda Quicktime oynatıcısı yüklü olmalı.
Eğer sanal tur yetmez, astronot imzalı fotoğrafları duvarımda görmek istiyorum derseniz, sitede pek çok farklı fotoğraf baskısı satılmakta.
kaynak: cardboardmonocle.com | moonpans.com |
Ocak 31st, 2010 yapan astroturk
Uzay mekiği çağı bu yıl sona eriyor. Son uzay mekiği uçuşunun ardından mekikler bir daha uzaya çıkmayacak. Üç mekiğin nereye gideceği kesin olmamakla beraber, çeşitli müzelere satılarak geri kalan ömürlerini sergilenerek geçirecekler.
Uzay uçuşlarını gelenekselleşmiş bir şekilde, kendilerine has bir yamaya sahip oluyor. İlk başlarda uzay mekikleri için, çok sayıda uçuş düzenleneceğinden, hepsi için ayrı ayrı yamalar hazırlanması düşünülmüyordu. Fakat daha sonra astronotların ve diğer görevli personelin etkisiyle başlangıçtaki fikirden vazgeçildi ve her sefer için ayrı yamalar hazırlanmaya başlandı.

İlk mekik görevi yamansının tasarımını Robert McCall, STS-1 (12 Nisan 1981) için tasarlamıştı [yukarıda]. DiÄŸer yamaların ise kimisini astronotların kendisi, hayranları veya dostları tasarladı. Artık gelenekleÅŸmiÅŸ bir hal alan uzay görevi için ilk yama fikrini yine bir Amerikalı astronot Gordon Cooper ortaya attı (1965). NASA uzay araçlarına astronotların isimlerinin yazılmasına izin vermiyordu. Gordon Cooper da görevi birazcık kiÅŸiselleÅŸtirebilmek için yama kullanmaya karar vermiÅŸ. Cooper’ın Gemini V görevi için tasarladığı yama oldukça anlamlı bir mesaj içeriyor: 8 Gün veya Çuvallama – 8 Days or Bust [altta]

Şüphesiz, 16 Eylül 2010 tarihindeki son görev olan STS-134 özel bir yama gerektiriyor. NASA bu nedenle bir yarışma başlatmış ve burada görebileceğiniz 15 finalist yama seçilmiş. Bunlar arasından bir tanesi, son mekik görevini (STS-134) temsil etme ayrıcalığına ulaşacak.
1981 yılından beri hizmet veren 5 mekikten ikisi (Columbia ve Challenger) biri fırlatma diğeri de iniş esnasında kaybedildi. Yamalarda bu mekiklere ve hayatını kaybeden astronotlara göndermeler yapılmış.
kaynak: wired.com | vikipedia | space.com
Ocak 30th, 2010 yapan astroturk
Türkiye’de ÅŸimdilik pek ilgilenen olmasa da e-kitaplar bazı ülkelerde her geçen gün biraz daha popüler oluyorlar. NASA da bu yeniliÄŸe ısınmış görünüyor: tarihin ilk sesten hızlı uçağı X-15′in test tarihini anlatan bir e-kitabı yayınlanmaya baÅŸladı.

Åžimdilik Sony Reader ve Kindle e-kitap okuyucularına uygun formatlarda hazırlanan kitabın farklı formatlar için de sürümleri yakında çıkacakmış. Kitabın indirme sayfasına buradan ulaÅŸabilirsiniz. Türkiye’de malesef e-kitap okuyucuları satılmıyor, fakat Sony Reader’ların çoÄŸu bilgisayar kullanıcısının aÅŸina olduÄŸu pdf formatını kullandığını hatırlatalım. Bilgisayarında okumak isteyenler, Sony’nin baÄŸlantısından pdf formatında indirebilir. Kitap elbette ingilizce.
NASA’nın yayınlayacağı diÄŸer bir kitap ise sırada bekliyor. Yeni kitap Apollo Programı’nda kullanılan uzay araçlarındaki enerji verimliliÄŸini konu alıyor. Åžu NASA ne ilginç deÄŸil mi
kaynak: wired.com
Ocak 29th, 2010 yapan astroturk
Hava ÅŸartları gözlem için berbat, İstanbul’da. Daha iyi ÅŸartları olanlar için bir hatırlatma yapalım: Bugün, yalnızca Mars deÄŸil; Ay da 2010 yılı içindeki en yakın konumunda. Üstelik senenin en büyük dolunayı ile Mars gökyüzünde birbirine yakın konumda bulunacak.

Ay, yılın en küçük dolunayına göre %14 daha büyük ve %30 daha parlak gözükecek. Ay’ın neden daha büyük göründüğünü, 400 yıl önce Johannes Kepler açıkladı: Ay’ın Yer çevresindeki yörüngesi bir çember deÄŸil, bir yanı Dünya’ya diÄŸerinden 50.000 km yakın olan bir elips (ÅŸekil). Gökbilimciler, Dünya’ya yakın olan noktayı yerberi, uzak olan noktayı da yeröte olarak adlandırıyorlar.
Yerberi ve yeröte deyimleri Yer’in uyduları için kullanılır. Aynı kavramların daha genel tanımı için enöte ve enberi terimleri kullanılır.
Ocak 29th, 2010 yapan astroturk
Türkçe gökbilim içeriÄŸi artmaya devam ediyor. Dün Arif Solmaz‘dan bir eposta aldım. GeçtiÄŸimiz ay tanıttığım Chromoscope sitesini Türkçe’ye kazandırmışlar. EmeÄŸi geçenleri tebrik ediyorum (:
Hiç X-ışın gözlüğüne veya insan-üstü görme kuvvetine ihtiyaç duydunuz mu? Kromoskop (Samanyolu) Gökadamızı ve uzak Evreni X-ışınlarından en uzun radyo dalgalarına kadar farklı dalgaboyları aralığında keşfetmenizi sağlamaktadır.